T.C.
İSTANBUL
10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/19 Esas
KARAR NO : 2025/728
DAVA : Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 10/01/2024
KARAR TARİHİ : 29/09/2025
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının ...’da tekstil alanında faaliyet göstermekte olup davalı taraf ile 14.06.2022 tarihinde Kadın Gömlek, Kadın Pantolon, Erkek Gömlek, Erkek Pantolon, Korse, Poplin Gömlek, Kadın ve Erkek Yaka, Sweatshirt, Elbise, Deri Ceket ve ... ürünlerinin müvekkili adına üretilmesi ve müvekkiline gönderilmesi hususlarında anlaşıp “Eser Sözleşmesi” akdettiklerini, söz konusu sözleşmeye istinaden davalı tarafından sözleşme tarihinden itibaren 4 hafta içerisinde söz konusu ürünlerin kumaşlarının temininin, ürünlerin imalatının ve müvekkiline tesliminin kararlaştırıldığını, davacı tarafından davalı tarafa istenilen ürünlerin ebat, tasarım, renk, beden vb. bilgilerinin verildiğini, davalı tarafından ise söz konusu bilgilere istinaden ürünlerden numune üretilerek müvekkilinin onayına sunulduğunu, müvekkilinin onay ve teyidine sunulan numunelerde yer alan ayıp ve hatalar ile ilgili müvekkili tarafından gerekli uyarı ve talimatlarda bulunulup söz konusu ayıp ve hataların giderilmesi koşulu ile seri üretim için davalı tarafa teyit ve talimat verildiğini, davalı tarafın “yüklenici” sıfatı ile müvekkilinden almış olduğu işi gerektiği tarihte müvekkiline teslim etmediğini ve davalı tarafça taraflar arasındaki akde aykırılığın işbu geç teslim ile başladığını, taraflar arasındaki sözleşme gereği ürünlerin imalatının tamamlanarak müvekkiline teslimi için davalı tarafın sözleşme akit tarihinden itibaren 4 haftası olmasına rağmen ürünlerin imalatının 2022 Ekim ayında tamamlandığını ve söz konusu toplamda 32 koli ürünün müvekkiline 20.10.2022 tarihinde teslim edildiğini, davacı tarafından ürünlerin teslim alınmasının ardından ivedi bir şekilde 7 kalem 976 parça ürünün talimat ve numunelere uygunluğunun kontrolüne geçildiğini ve söz konusu kontrollerin ardından neredeyse hiçbir ürünün numunelerdeki hatalar ile ilgili talimatlara ve müvekkilinin talep ve bilgilendirmelerine uygun olmadığının tespit edildiğini, müvekkili tarafından söz konusu ürünlerin tamamına yakınında ebat, tasarım, ölçü, beden, kalite vb. ayıpların tespit edilmesinin ardından ivedi bir şekilde söz konusu ayıplar ile ilgili detaylı bir rapor hazırlanarak 27.10.2022 tarihinde davalı tarafa ayıp ihbarında bulunulduğunu, davalı tarafından ise söz konusu ayıplar ile ilgili gerekli düzeltme çabasına girişilmek şöyle dursun ürünlerdeki ayıpların kimisinin onarılamaz olup onarılmaya çalışıldığının ancak elden o kadarının geldiğinin ikrar ve kabul edildiğini, inisiyatif alınarak kargo masraflarının da karşılanacak olduğunun belirtildiğini ancak daha sonra masrafları müvekkiline ait olarak gönderilirse bazılarına tekrar bakılabileceğinin ama ek malzeme kullanılırsa bunların masraflarına müvekkilinin katlanmasının gerektiğinin bildirildiğini, Mahkemeye sunulan mail yazışmalarında da görüldüğü üzere müvekkilinin ürünlerdeki ayıpları tek tek sıralamasına cevaben davalının verdiği cevapların dahi ürünlerdeki ayıpların neredeyse tamamının kabul edildiğini gösterdiğini, ayrıca davalı tarafından müvekkilinin ayıp ihbarına karşılık onarım talebinin reddedildiğini, davalı tarafından müvekkilinin ayıp ihbarına karşılık kötü niyetli bir tutum sergilenmesi ve neredeyse tamamı ayıplı olan ürünler ile ilgili önce onarım yapılabileceği ifade edilip daha sonra herhangi bir aksiyon alınmaması üzerine müvekkili tarafından sözleşmeden dönülerek söz konusu ürünlerin teslime/iadeye hazır olduğunun bildirildiğini ve söz konusu ürünlerin 30.11.2022 tarihinde Türkiye’ye geri gönderildiğini, davalı tarafça söz konusu ürünlerin tesliminden/iadesinden imtina edilmesi sebebiyle ürünlerin kargo şirketince 21.12.2022 tarihinde müvekkiline geri teslim edilmiş olup söz konusu ürünlerin müvekkilinin deposunda koruma altına alındığını, davacının tüm iyi niyetli tutumlarına ve aradaki ticari ilişkiyi sürdürebilme çabalarına rağmen davalı tarafça ürünlerin geç teslim edilmesi ve neredeyse hiçbir ürünün ayıplardan arındırılmış/numunelere uygun bir şekilde teslim edilmemesi ile söz konusu problemlerin çözülebilmesi adına da herhangi bir çaba sarf edilmediğini, davacı tarafından taraflar arasındaki sözleşme gereğince üzerine düşen edim yükümlülüklerinin yerine getirildiğini ve davalı tarafa tüm ödemelerin eksiksiz ve zamanında gerçekleştirildiğini, bu kapsamda müvekkili tarafından davalı tarafa; 15.06.2022 tarihinde 8.221,00-EUR, 15.06.2022 tarihinde 13.087,70-EUR, 15.08.2022 tarihinde 2.676,00-EUR, 05.09.2022 tarihinde 3.000,00-EUR ve 03.10.2022 tarihinde 3.739,00-EUR ödeme yapıldığını, Türk Borçlar Kanunu’muzun; genel olarak taşınır satışında ayıptan sorumluluğu düzenleyen 219. Maddesi, ayıplı ürüne karşı alıcının seçimlik haklarını düzenleyen 227. Maddesi, sözleşmeden dönmenin sonuçlarını düzenleyen 229. Maddesi, Eser Sözleşmesini düzenleyen 470. Maddesi, Eser Sözleşmesinde yüklenicinin borçlarını düzenleyen 471. Maddesi, malzeme bakımından yüklenicinin sorumluluğunu düzenleyen 472. Maddesi ve Eser Sözleşmesinde ayıba karşı sorumluluğu özel olarak düzenlemiş olan Borçlar Kanunu 475. Maddesi dikkate alındığında müvekkili için sözleşmeden dönmekten başka bir yol kalmadığının ve müvekkilinin TBK 227/1 ve TBK 475/1 hükümleri gereğince taraflar arasındaki sözleşmeden haklı olarak döndüğünün aşikar olduğunu, işbu sebepler ile öncelikle müvekkili tarafından “yüklenici” sıfatındaki davalı tarafa sözleşme gereğince anlaşılan ürünler ile ilgili ödenmiş bedellerin tamamının faizi ile müvekkiline ödenmesinin gerektiğini, ayrıca müvekkili tarafından söz konusu ürünlerin onarım için ve sözleşmeden dönülmesi üzerine davalı tarafa gönderilmesi ve davalı tarafından söz konusu ürünlerin tesliminden imtina edilmesi neticesinde müvekkilinin ek lojistik ve vergi ödeme yükümlülüğüne girdiğini, işbu bedellerin de davalı tarafın ayıplı ifası neticesinde doğmuş zararlardan olduğunun açık olduğunu, söz konusu ürünlerin bedelleri müvekkili tarafından davalı tarafa ödemiş olmasına rağmen hazırlanmış olan kreasyonun müvekkilinin müşterilerine sunulamayacak vaziyette olması sebebi ile müvekkilinin taraflar arasındaki sözleşmeden elde etmek istediği yararı elde edemeyerek doğrudan zarara uğradığı gibi; söz konusu kreasyonun tanıtımı, kreasyonla birlikte satılacak ürünlerin hazırlanması ve satın alınması, davalı tarafça gönderilen numuneler üzerinden fotoğraf ve video çekimlerinin yapılarak tanıtım ve reklam çalışmaları yapılması gibi zararlarla da karşı karşıya kaldığını, ayrıca tanıtmış olduğu ürünlerin satışını sağlayamadığı için ticari itibar kaybı da yaşadığını, davacı tarafından ayrıca ürünlerin seri üretiminden önce davalı tarafa numunelerin bedeli için 4.9000,00-EUR ödeme gerçekleştirildiğini, işbu sebepler ile müvekkilinin haklı olarak dönmüş olduğu sözleşme ile ilgili olarak davalı tarafa ödenmiş bedellerin müvekkiline faizi ile ödenmesi ve ayrıca taraflar arasındaki sözleşmenin davalı tarafça gereği ifa edilmemesi sebebi ile müvekkilinin doğrudan ve dolaylı olarak uğramış olduğu tüm zararların tazmini adına huzurdaki davayı ikame etme zorunluluklarının hasıl olduğunu, davacı tarafça ... Arabuluculuk Başkanlığı nezdinde Ticari Dava Şartı Arabuluculuk başvurusunun gerçekleştirildiğini ve söz konusu arabuluculuk sürecinin 31.05.2023 tarihinde “Anlaşamama” tutanağı düzenlenmek suretiyle tamamlandığını, netice olarak dava şartı arabuluculuk yolunun da tükendiğini, belirterek, davacı tarafça arz ve izah edilen nedenler ve Mahkeme’ce re’sen dikkate alınacak hususlar ile fazlaya dair talepleri saklı kalmak kaydı ile; davalarının kabulüne, müvekkili tarafından davalıya ödenen şimdilik 500,00-EUR bedelin fiili ödeme tarihindeki kur karşılığı ve kamu bankalarınca Euro mevduata fiilen uygulanan azami faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile müvekkiline ödenmesine, ayıplı ifa nedeniyle sözleşmeden dönen davacının uğramış olduğu diğer zararların tazmini adına şimdilik 500,00-EUR tazminatın fiili ödeme tarihindeki kur karşılığı ve kamu bankalarınca Euro mevduata fiilen uygulanan azami faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile müvekkiline ödenmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; haksız ve mesnetsiz olarak açılan huzurdaki davanın reddinin gerektiğini, davalı ile davacı arasında 14.06.2022 tarihinde İngilizce olarak akdedilmiş olan ve davacı tarafından da yeminli tercümesiyle birlikte dosyaya sunulan sözleşme kapsamında taraflarca belirlenen tekstil ürünlerinin üretimi ve satışı hususunda genel bir anlaşma sağlandığını, anılan sözleşme imzalanmadan önce davacı ile müvekkili arasında arama, mail ve whatsapp uygulaması yazışmaları gibi muhtelif iletişim vasıtaları aracılığıyla görüşmeler sağlandığı gibi davacının Türkiye’deki temsilcisi sıfatı ile hareket eden Sena Işıkal isimli kişi ile de yapılan görüşmeler üzerine davacıya anlaşılan tekstil ürünlerinin müvekkili tarafından üretimi ve nihayetinde satımı hususunda anlaşmaya varıldığını, bu kapsamda taraflar arasında varılan mutabakat sonucunda 14.06.2022 tarihli...başlıklı sözleşme tanzim edilerek taraflar arasındaki hukuki ilişkinin ana hatları üzerinde anlaşmaya varıldığını, taraflar arasında üretilerek satımı yapılacak tekstil ürünlerinin teknik detaylarına ilişkin yazılı bir anlaşma bulunmadığını, zaten bu sözleşmenin genel hükümlerle yazılan ve tüm sayfaları imzalı dahi olmayan bir metinden ibaret olup tarafların aralarındaki ticari ilişkiyi esasen mail ve mesajlaşma yolu ile belirlediğini, sözleşmenin imzalanmasının akabinde davacı adına hareket eden Sena Işıkal tarafından satışa konu tekstil ürünlerine ilişkin olarak müvekkili ve davacı ile birçok kere görüşmeler yapılmış olup davacıdan ve Sena Işıkal’dan gelen yeni talepler nedeniyle üretim planlamasında sürekli olarak değişime gidildiğini, bu süreçte ilk olarak müvekkilinden anlaşılan ürünlere ilişkin numuneler üretilmesinin talep edildiğini, müvekkili tarafından numuneler üretildikten sonra ... tarafından teslim alınarak davacıya götürüldüğünü, akabinde numunelerin onaylanması üzerine seri üretim ve satışı yapılması hususunda söz konusu sözleşme üzerinde anlaşıldığını, davacıdan öncelikli olarak kumaş alınması için anlaşılan bedelin bir kısmının ödenmesinin talep edildiğini ve davacı tarafından kumaş alınmak üzere ilk olarak 16.06.2022 tarihinde 13.087,70-EUR ve 8.221-EUR bedel gönderildiğini, müvekkili tarafından bu masraf ve iş başlangıcı olarak gönderilen bedellerle kumaş alındığını ve ödemelerinin yapıldığını, ancak davacının daha sonrasında anlaşma şartlarını değiştirdiğini ve üretilecek ürünlere ilişkin olarak koleksiyon çıkarmaya karar verdiğini ve akabinde de seri üretim ve satışının yapılması kararını aldığını, hatta bu kapsamda müvekkilinin ürettiği bir kısım ürünler ile koleksiyon çekimleri yapıldığını ve bu aşamada da müvekkilinin tamamlanan ürünlerinin Sena Işıkal tarafından görülerek ve kabul edilerek onaylanmış olup koleksiyon katalog çekimlerinin de bu kişi tarafından yürütüldüğünü, burada belirtilmesi gereken hususun; ilk anlaşmadan farklı olarak koleksiyon oluşturulması ve seri üretim yapılması kararının davacı tarafından alınması ve zaten ilk anlaşılan hususların değiştirilmesi olduğunu, bu nedenle de zaten üretim gerek sayı ve gerekse renk, beden gibi ürün çeşitliliği olarak arttığından üretim ve teslim süresinin de uzadığını ve bu uzamanın tamamen davacının taleplerinden kaynaklı olduğunu, bu durumun öncelikli olarak davacının iddia ettiği gibi bir geç teslimin olmadığını ortaya koyduğunu, nitekim taraflar arasında teknik ve hukuki şartları ile net bir şekilde tüm hususları belirlenmiş bir yazılı sözleşme mevcut olmadığı gibi davacının üretim miktarını ve çeşitliliğini arttırmasından kaynaklı ve tarafların anlaşması ile sözleşme süresinin uzatılmasının söz konusu olduğunu, her ne kadar anılan sözleşmede 4 haftalık bir üretim süresinden bahsedilmiş ise de bu sürenin esas olarak üretilen ürünlerin kalıplarının hazırlanması ve kullanılacak kumaşın satın alınması ile başlayacak bir süre olmakla müvekkilinin ürünleri zaten geç teslim ettiğinden bahsedilemeyeceğini, devam eden süreçte müvekkiline toplam 30.814,70-Euro olan anlaşılan tüm bedellerin ödenmiş olup bunun büyük kısmı ile müvekkili tarafından kumaş alındığını, davacının talebi üzerine yaptığı seri üretim kapsamında ürettiği her üründen ve her ürünün tüm bedenlerinden alınan numuneleri birer adet davacının Türkiye’deki tasarımcısı olan ve soyismini bilmedikleri Dilara isimli kişiye gönderdiğini, Dilara isimli kişi tarafından da satışa konu tüm ürünlerin örneklerinin onaylanarak kabul edildiğini, yapılan bu kabulün ardından davacı tarafından satışa konu 32 koli tüm ürünlerin gönderilmesinin istendiğini, bu durumun müvekkilinin seri üretim kapsamında üretip sattığı tüm ürünlerin daha öncesinde davacının temsilcisi olan ve alanında uzman kişilerce kontrol edildiğini ve kesin şekilde kabul edildiğini de ispatladığını, bu durumun da ayıp iddialarının varit olmadığını gösterdiğini, netice olarak davalı tarafından tüm anlaşılan ürünlerin süresinde, eksiksiz ve tam bir şekilde üretimi tamamlanmak suretiyle ve davacının temsilcisi ...’ın da fiilen kontrol edip kabul etmesi üzerine davacının ... adresine 32 şeklinde ihraç edildiğini, nakliye işlerinin davacının yönlendirdiği ...Şirketi ile yapıldığını, bu kapsamda müvekkili tarafından gümrük işlemleri 06.10.2022 tarihli beyanname ile tamamlanmak suretiyle satışı yapılan 32 koli tekstil ürünlerinin 20.10.2022 tarihinde davacıya eksiksiz ve sözleşmeye uygun surette teslim edildiğini, ayrıca dinletecekleri tanıkların beyanları ile de bu hususların ispat olunacağını, bunun üzerine davacı tarafından 27.10.2022 tarihinde müvekkiline mail gönderilerek ürünlerin ayıplı olduğu iddiasında bulunulduğunu, ancak davacının ileri sürdüğü iddiaların hiçbir şekilde ayıp olarak kabulünün mümkün olmadığının ekte sundukları mail yazışmalarından da açıkça anlaşılmakta olduğunu, ayrıca davacının ayıp iddiasına ilişkin de hiçbir resmi ve özel kuruluş tarafından yapılmış bir bilirkişi raporu veya tespitin söz konusu olmadığını, ancak müvekkilinin buna rağmen tüm iyiniyeti ile özellikle ürünleri kontrol etmek için (ürün beden etiketlerini değiştirmek için) ürünlerin kendisine gönderilmesini talep ettiğini, bu kapsamda davacı tarafından ürünler müvekkiline gönderilmiş olsa da kapasite raporunun mevcut olmaması nedeniyle müvekkili tarafından Türkiye Gümrüğü’nden ürünlerin teslim alınamadığını, bu hususun da davacıya bildirildiğini, ayrıca burada müvekkilinin ürünlerinde ayıp olmadığını ve ayıp iddiasını kabul etmeyip ürünlerinin arkasında olduğunu zaten davacıya da bildirdiğini, ancak sadece davacının kötüniyetli ayıp iddiasını kontrol etmek adına ürünlerin kendisine gönderilmesini belirttiğini, müvekkilinin bu tutumunun hiçbir şekilde ayıbı kabul ettiği şeklinde yorumlanamayacağının ortada olduğunu, iddia edilen hususların hiçbir şekilde TBK ve TTK anlamında ayıp olarak kabul edilmeyeceğinin de malum olduğunu, ayrıca yine davacı tarafından ileri sürülen ayıp iddiaları değerlendirildiğinde davacının TBK kapsamında ayıba ilişkin olarak düzenlenen seçimlik hak olan dönme hakkını kullanamayacağının açıkça görüleceğini, zira davacıya teslim edilen ürünlerin öncelikle Sena Işıkal tarafından muayene edilmiş olduğu da gözetildiğinde ürünlerin davacının hakkaniyet gereği kabule zorlanamayacağı ölçüde ayıplı olmadığının zaten ispatlanmış olup tarafların arasında bulunan sözleşme hükümlerinin tekstil ürünlerinin özelliklerine ilişkin spesifik hükümler içermeyerek genel maddeler içermesi karşısında piyasa kabul standart oranlarını aşmayan ufak tefek üretim hatalarının da ticari işleyiş sırasında mevcut olacağının açık bir gerçeklik olduğunu, bu kapsamda; davacının ayıba ilişkin bildirimlerinde yer alan hususların ayıp olmadığının, ayıp olarak adlandırılsa dahi davacının ayıba ilişkin düzenlenen seçimlik dönme hakkını kullanamayacağının açıkça ortada olduğunu, bu hususa ilişkin Yargıtay 6. HD E. ... K. ... T. 8.6.2023 kararında da iş sahibinin dönme hakkını kullanamayacağının belirtildiğini, ayrıca davacının iddia ettiği hususların zaten ayıp olarak kabul edilmesinin mümkün olmayıp beden etiketlerinin yanlış olması ya da kırışıklık gibi iddiaların zaten basit bir şekilde düzeltilmesinin her zaman mümkün olduğunu ve ürünlerin kullanılma amacını olumsuz şekilde etkileyen bir eksiklik olmadığını, dolayısıyla mevcut durumda, hiçbir şekilde ayıbın varlığını kabul anlamına gelmemekle birlikte, davacının ileri sürdüğü bu hususların niteliği de nazara alınarak TBK. 227/3 hükmü de nazara alındığında davacının sözleşmeden dönme hakkının olmadığının izahtan vareste olduğunu, ekte sundukları müvekkiline ait banka hesap dökümleri ile sabit olduğu üzere tarafların anlaştığı ve davacı tarafından müvekkiline ödenen bedellerin sabit ve toplamda 30.814,70-Euro olup bunun büyük kısmı ile müvekkili tarafından kumaş alındığını ve bedellerinin ödendiğini, müvekkili tarafından da zaten satılan davaya konu tüm ürünlere ilişkin fatura düzenlendiğini ve davacıya iletildiğini, davacının iddia ettiği gibi müvekkili tarafından eksik kesilen bir faturanın söz konusu olmadığını, tüm malzeme ve kumaş faturalarının mevcut olup yine davaya konu üretilen tekstil ürünlerinin faturalarının gerçek değer üzerinden düzenlendiğini, 20.10.2022 tarihinde davacı tarafından tüm ürünlerin teslim alındığını, taraflar arasındaki hukuki ilişki sözleşmeye konu ürünlerin seri üretiminin yapılarak satışı konusu olması nedeniyle uygulanacak olanın da TBK’nın satış sözleşmesine ilişkin hükümleri olduğunu, her ne kadar davacı tarafından müvekkiline mail gönderilerek ürünlerin ayıplı olduğu iddia edilmiş ise de davacının da dilekçesinde kendisinin kabul ettiği üzere bu bildirimin 27.10.2022 tarihinde yapıldığını, ancak hiçbir şekilde kabul etmemek üzere, mevcut durumda ortada bir ticari iş olup davacının süresinde ayıp ihbarında bulunmadığının izahtan vareste olduğunu, İstanbul BAM 15. Hukuk Dairesi 20.12.2022 tarihli ve ... E. ... K. sayılı kararında da bu konuda açıklayıcı olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte davacının ayıp olarak iddia ettiği hususların tamamının basit bir gözlem ile tespit edileceğinin izahtan vareste olup TTK md.23/1.c bendinde belirtildiği gibi doktrin ve yargı uygulamasında açık ayıp olarak kabul edilen bu gibi durumlarda davacının teslimden itibaren en geç 2 gün içinde muayene ve ihbar külfetini yerine getirmesinin gerektiğini, davacının muayene ve ihbar külfetini süresi içerisinde yerine getirmediğinin malum olduğunu, bu nedenle de ürünlerin ayıplı olduğunu kabul anlamına gelmemekle birlikte, davacının ayıba karşı tefekkül hükümlerine dayanmasının hukuken mümkün olmayıp haksız ve mesnetsiz davanın reddine karar verilmesinin gerektiğini, huzurdaki uyuşmazlıkta ayıbın tespitinin ve ispatının hukuken ve fiilen imkansız olup ispatlanamayan davanın reddinin gerektiğini, ... 5. Asliye Ticaret Mahkemesi E.... K....T. 07.10.2020 sayılı kararının da bu yönde olduğunu, öncelikli olarak ayıbın varlığını kabul etmemekle birlikte, ayıp iddiasının tespiti açısından ayıplı şekilde teslim edildiği iddia edilen 32 koli ürünün tamamının fiilen alanında uzman bilirkişi marifetiyle incelenmesinin ve yine her üründe ayıp olup olmadığının varsa ayıbın türünün, derecesinin ve kullanıma etkisinin ayrı ayrı tespit edilmesinin gerekeceğinin malum olduğunu, ancak belirttikleri tüm izahatlar kapsamında ve usul ekonomisi ilkesi gereğince, zaten fiilen imkansız olan bu duruma gerek olmadığından huzurdaki davanın bilirkişi incelemesi yapılmasına gerek olmaksızın reddine karar verilmesi gerektiğinin malum olduğunu, ... 2. Asliye Ticaret Mahkemesi E. ... K. ...2019 sayılı kararının da bu yönde olduğunu belirterek davalı tarafça arz edilen ve re’sen nazara alınacak sebeplerle; haksız ve mesnetsiz davanın usul ve esasen reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE:
Taraflara usulüne uygun davetiyeler tebliğ edilmiş olup, davalının 2022- 2023 yıllarına ait BA- BS formları, WhatsApp yazışmaları, muhasebe kayıtlarının yeminli Türkçe tercümeleri dosyamız içeresine alınmıştır.
Dosya Mali Müşavir, Tekstil Mühendisi, Sektör ve Nitelikli Hesaplama Uzmanından oluşan bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, düzenlenen 30/10/2024 tarihli raporda; davalı tarafından imal edilen 158 adet bayan gömlek, 139 adet erkek gömlek 157 adet bayan pantolon, 139 adet erkek pantolon, 242 adet t-shirt, 114 adet korse ve 27 adet bayan elbise olmak üzere toplam 976 adet konfeksiyon ürününün 32 karton koli içerisinde 228.031,00 TL (12.326,00 Euro) tutarındaki 05.10.2022 tarihli ... nolu faturayla davacıya satıldığı, davalı tarafından imal edilen bayan gömleklerinden 7 adetinin vatka dikilmemesi ve ölçü hatası nedeniyle ayıplı olduğu ve erkek pantolonlarından 6 adetinin leke ve delik hatası nedeniyle ayıplı olduğu, ayıplı ürünlerin miktarının tarafların imzalamış olduğu 14.06.2022 tarihli sözleşmeye göre %5 kabul edilebilir hata limiti kapsamında olduğu, davalının imal ettiği erkek gömleklerinde, bayan elbiselerinde ve t-shirtlerde herhangi bir ayıp tespit edilmediği, yazılı sipariş formu sunulmadığından davacının hangi bedenden ne kadar sipariş verdiğinin anlaşılamadığı, bu durumda davacının yanlış beden t-shirt imal edildiği iddiasının ispata muhtaç olduğu, davalının imal ettiği bir kısım korselerde balen ucundaki dikişin standart şekilde olmadığı, ancak iç kısımda bulunan plastik balen nedeniyle standart şekilde dikişin gerçekleşmesinin çok zor olduğu göz önüne alındığında, tekstil sektöründe bu şekilde bir dikişin ayıp olarak değerlendirilmediği, davalının imal ettiği bayan pantolonlarından 21 adetinin ölçü hatası, kemerdeki düğmenin yanlış yere dikilmesi ve leke nedeniyle ayıplı olduğu, tespit edilen ayıpların tamamının çıplak gözle incelemeyle anlaşılabilecek açık ayıp olduğu, 14.06.2022 tarihli sözleşme gereği, kabul edilebilir hata limitinden fazla olan (21 – 7 =) 14 adet ayıplı pantolon nedeniyle davacının 411,22 Euro zararının oluştuğu, ticari defterler ve dosyaya her iki tarafça sunulu fatura ve ödeme belgeleri birlikte değerlendirildiğinde, davalı tarafından davacı yana toplam tutarı 36.310,70 EUR’luk fatura düzenlenmiş olduğu, davacı tarafından davalı yana toplam olarak 30.723,70 EUR ödeme yapılmış olduğu, davacının davalıya (36.310,70 EUR-30.723,70 EUR) 5.587 EUR Borçlu olabileceği değerlendirilmiş olduğu, teknik değerlendirme sonucu davacının 411,22 Eur zararının oluştuğu kanaatine varılması nedeniyle, 5.587,EUR’dan 411,22 EUR düşüm yapıldığında davacının davalı yana 5175,78 EUR borçlu olabileceği hesaplanmış olduğu, takdirin Mahkemeye ait olduğu, davalı tarafından davacı yana fatura içeriği ürünlerin teslimi ile ilgili Gümrük belgeleri incelemesine ihtiyaç duyulması halinde bu konunun branşımız dahilinde olmadığı, takdirin mahkemeye ait olduğu, genel değerlendirme sonucu; yanlar arasında akdedilmiş 14.06.2022 tarihli sözleşmedeki imza eksikliği vb hususlardaki takdirin Mahkemeye ait olmakla birlikte, akdin kuruluş aşamasındaki karşılıklı icap-kabul içeren elektronik posta ve sosyal medya mesajları ile birlikte mevcut yazılı metinden yanlar arasında, bir kısım tekstil ürünlerinin, belirlenen bedel karşılığında, istenen kumaş, renk, model ve adette üretilerek, ihraç yolu ile davacıya teslim edilmesi hususunda eser sözleşmesinin akdedildiği, eser sözleşmesinin bu hali ile genel olarak yanların kabulünde olduğu, davacı yanın geç teslim iddiası ile ilgili olarak, davalı yüklenicinin temerrüdüne yönelik davacı tarafından çekilmiş bir ihtar vb belge bulunmadığı ve davacı yanın geç teslim nedeniyle uğradığı herhangi bir zararının tazminine yönelik talebi de olmaması nedeniyle bu hususta herhangi bir inceleme ve değerlendirme yapılmadığı, davacının, satışa sunmak üzere sipariş edip teslim aldığı 32 karton koli içerisindeki 976 adet konfeksiyon ürününü kontrolünün en çok üç – dört günlük bir süreden fazla zaman almayacağı değerlendirildiğinde, davacı yanın teslimden sonra 7.günde yaptığı ayıp ihbarının, uygun süre içerisinde yapılmamış olduğunun kabul edilebileceği hususundaki takdirin Mahkemeye ait olacağı, davalı yüklenici tarafından, davacı işsahibine toplam 32 karton koli içerisinde 976 adet olarak teslim edilmiş konfeksiyon ürünleri ile ilgili olarak tespit edilen bir kısım açık ayıbın, teslim edilmiş konfeksiyon ürünlerinin işsahibinin kullanamayacağı veya hakkaniyet gereği kabule zorlanamayacağı ölçüde ayıp niteliği taşımadığı ya da sözleşme hükümlerine aynı ölçüde aykırı olması halini içermediği kanaatine varıldığından, TBK.nun 475.maddesi gereğince, davacının sözleşmeden dönme hakkının bulunmadığı görüşünün oluşacağı, sözleşmeden dönme hakkı olmayan davacı yönünden genel hükümlere göre tazminat talebi hakkının varlığından da söz edilemeyeceği, işsahibi davacının ayıp ihbarının Mahkemece uygun süre içerisinde yapıldığı düşünülecek ise, davacının TBK.nun 475.maddesi gereğince, ya 21 adet bayan pantolunu alıkoyup tespit edilen 411,22 Euro tutarında bedelden indirim isteme ya da bütün masrafları davalı yükleniciye ait olmak üzere %5 kabul edilebilir hata limiti kapsamı dışında kalan 14 adet bayan pantolununun yeniden yapılmasını talep etmeye yönelik seçimlik hakkını kullanmasının söz konusu olacağı, ancak davacı tarafından işbu davanın açılmış olduğu gözetilerek, “eseri alıkoyup ayıp oranında bedelden indirim isteme” hakkını tercih ettiği değerlendirmesi ile davacının tespit edilen ayıp tutarı olan 411,22 Euro’yu toplam iş tutarından indirilmesini talep ettiği sonucuna varılabileceği, yanların ibraz edilen ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılan mali inceleme neticesinde işsahibi davacının, yüklenici davalıya 5175,78 EUR borçlu olabileceğinin hesaplandığı gözetildiğinde, işbu davada, işsahibi davacının talep ve dava edebileceği bir alacağının tespit edilemediği hususunda takdirin Mahkemeye ait olacağı, Mahkemece işsahibi davacının ayıp ihbarını uygun süre içerisinde yapmadığı kanaatine varılacak olması durumunda da, işsahibi davacının, davalı yükleniciden talep ve dava edebileceği bir hakkının / alacağının olmadığı belirtilmiştir.
Dosya yeniden bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, düzenlenen 29/08/2025 tarihli ek raporda; tarafların kök bilirkişi raporuna itirazlarının ek raporda detaylı olarak değerlendirildiği, davalı tarafından imal edilen 158 adet bayan gömlek, 139 adet erkek gömlek 157 adet bayan pantolon, 139 adet erkek pantolon, 242 adet t-shirt, 114 adet korse ve 27 adet bayan elbise olmak üzere toplam 976 adet konfeksiyon ürününün 32 karton koli içerisinde 228.031,00 TL (12.326,00 Euro) tutarındaki 05.10.2022 tarihli ... nolu fatura düzenlenerek davacıya teslim edildiği, davalı tarafından imal edilen bayan pantolonlarından 21 adetinin ölçü hatası, kemerdeki düğmenin yanlış yere dikilmesi ve leke nedeniyle ayıplı olduğu, bayan gömleklerinden 7 adetinin vatka dikilmemesi ve ölçü hatası nedeniyle ayıplı olduğu ve erkek pantolonlarından 6 adetinin leke ve delik hatası nedeniyle ayıplı olduğu, talebe uygunluk ilkesi gereği, ayıplı ürünlerin toplam miktarının tarafların imzalamış olduğu 14.06.2022 tarihli sözleşmeye göre toplam ürün miktarının %5 kabul edilebilir hata limiti kapsamında olduğu, davalının imal ettiği erkek gömleklerinde, bayan elbiselerinde ve t-shirtlerde herhangi bir ayıp tespit edilmediği, yazılı sipariş formu sunulmadığından davacının hangi bedenden ne kadar sipariş verdiğinin anlaşılamadığı, bu durumda davacının yanlış beden t-shirt imal edildiği iddiasının ispata muhtaç olduğu, davalının imal ettiği bir kısım korselerde balen ucundaki dikişin standart şekilde olmadığı, ancak iç kısımda bulunan plastik balen nedeniyle standart şekilde dikişin gerçekleşmesinin çok zor olduğu göz önüne alındığında, tekstil sektöründe bu şekilde bir dikişin ayıp olarak değerlendirilmediği, ticari defterler ve dosyaya her iki tarafça sunulu fatura ve ödeme belgeleri birlikte değerlendirildiğinde, davalı tarafından davacı yana toplam tutarı 36.310,70 EUR’luk fatura düzenlenmiş olduğu, davacı tarafından davalı yana toplam olarak 30.723,70 EUR ödeme yapılmış olduğu, davacının davalıya (36.310,70 EUR-30.723,70 EUR) 5.587 EUR Borçlu olabileceği, Mali Yönden Kök Raporda tespit edilen hususlar yönünden dosyaya sunulu ek bir belge görülmemiş olduğu, takdirin Mahkemeye ait olduğu, genel değerlendirme sonucu; yanlar arasında akdedilmiş 14.06.2022 tarihli sözleşmedeki imza eksikliği vb hususlardaki takdir Sayın Mahkemeye ait olmakla birlikte, akdin kuruluş aşamasındaki karşılıklı icap-kabul içeren elektronik posta ve sosyal medya mesajları ile birlikte mevcut yazılı metinden yanlar arasında, bir kısım tekstil ürünlerinin, belirlenen bedel karşılığında, istenen kumaş, renk, model ve adette üretilerek, ihraç yolu ile davacıya teslim edilmesi hususunda eser sözleşmesinin akdedildiği, eser sözleşmesinin bu hali ile genel olarak yanların kabulünde olduğu, davacı yanın geç teslim iddiası ile ilgili olarak, davalı yüklenicinin temerrüdüne yönelik davacı tarafından çekilmiş bir ihtar vb belge bulunmadığı ve davacı yanın geç teslim nedeniyle uğradığı herhangi bir zararının tazminine yönelik talebi de olmaması nedeniyle bu hususta herhangi bir inceleme ve değerlendirme yapılmadığı, davacının, satışa sunmak üzere sipariş edip teslim aldığı 32 karton koli içerisindeki 976 adet konfeksiyon ürününü kontrolünün en çok üç – dört günlük bir süreden fazla zaman almayacağı değerlendirildiğinde, davacı yanın teslimden sonra 7.günde yaptığı ayıp ihbarının, uygun süre içerisinde yapılmamış olduğunun kabul edilebileceği hususundaki takdirin Mahkemeye ait olacağı, davalı yüklenici tarafından, davacı işsahibine toplam 32 karton koli içerisinde 976 adet olarak teslim edilmiş konfeksiyon ürünleri ile ilgili olarak tespit edilen bir kısım açık ayıbın, teslim edilmiş konfeksiyon ürünlerinin işsahibinin kullanamayacağı veya hakkaniyet gereği kabule zorlanamayacağı ölçüde ayıp niteliği taşımadığı ya da sözleşme hükümlerine aynı ölçüde aykırı olması halini içermediği kanaatine varıldığından, TBK.nun 475.maddesi gereğince, davacının sözleşmeden dönme hakkının bulunmadığı görüşünün oluşacağı, sözleşmeden dönme hakkı olmayan davacı yönünden genel hükümlere göre tazminat talebi hakkının varlığından da söz edilemeyeceği, Mahkemece işsahibi davacının ayıp ihbarını uygun süre içerisinde yapmadığı kanaatine varılacak olması durumunda da, işsahibi davacının, davalı yükleniciden talep ve dava edebileceği bir hakkının / alacağının olmadığı belirtilmiştir.
Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan tazminat davasıdır.
Tarafların iddia ve savunmaları, toplanan deliller, alınan bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde;
Uyuşmazlığın, yanlar arasında akdedilmiş 14.06.2022 tarihli eser sözleşmesi kapsamında davalı yüklenici tarafından üretilerek ihraç yolu ile işsahibi davacıya teslim edilmiş ürünlerin, süresinde teslim edilip edilmediği, davacı işsahibinin siparişine uygun ve ayıplı olup olmadığı, ürünler ayıplı ise; işsahibi davacının süresinde ayıp ihbarında bulunup bulunmadığı, ayıbın meydana gelmesinde davacı işsahibinin kusurunun bulunup bulunmadığı, iddia olunan ayıbın ürünleri işsahibinin kullanamayacağı veya hakkaniyet gereği kabule zorlanamayacağı ölçüde olup olmadığı, bu şekilde ise davacı işsahibinin sözleşmeden dönüp dönemeyeceği, davacı işsahibi uhdesinde bulunan ürünlerinin akibetinin ne olduğu, haklı sebeple sözleşmeden dönebilecek davacı yüklenicinin genel hükümlere göre zararının oluşup oluşmadığı, oluştu ise ne bedelde oluştuğu hususlarında olduğu anlaşılmıştır.
Mahkememizce alanında uzman bilirkişilerden aldırılan rapor ile teknik yönden tüm ürünler üzerinden yerinde yapılan inceleme neticesinde;taraflar arasında eser sözleşmesinin mevcut olduğu, taraflarca 14.06.2022 tarihli sözleşme imzalandığı, sözleşmede tarafların uyması gereken şartlar açıklanmış olup ürünlere ait teknik özelliklerin yazmadığı, sözleşmede “%5 hata marjı kabul edilebilir” yazdığı, kumaş ve konfeksiyon yardımcı malzemeleri bedeli davacı tarafından ödenerek piyasadan satın alındığı ve davalı tarafından üretim öncesi numuneler üretildiği, davalı tarafından imal edilen 158 adet bayan gömlek, 139 adet erkek gömlek 157 adet bayan pantolon, 139 adet erkek pantolon, 242 adet t-shirt, 114 adet korse ve 27 adet bayan elbise olmak üzere toplam 976 adet konfeksiyon ürünü 32 karton koli içerisinde 228.031,00 TL (12.326,00 Euro) tutarındaki 05.10.2022 tarihli ... nolu faturayla davacıya satıldığı, davalının satmış olduğu ürünlerin ... plakalı kamyona yüklenerek 06.10.2022 tarihli ... nolu gümrük beyannamesi kapsamında ... nolu dolaşım belgesiyle davacıya (Almanya’ya) ihraç edilmiştir. Ürünler ...’e ait ... plakalı araçla taşınarak 20.10.2022 tarihinde davacıya teslim edildiği, davacı tarafından teslim alınan ürünler kontrol edildiği, davacı tarafından davalıya gönderilen 27.10.2022 tarihli e-mail yazışmasıyla ayıp ihbarında bulunulduğu, 7 koli içerisindeki 158 adet Bayan Gömlek incelenmiştir. 42 adet beyaz, 46 adet mavi ve 70 adet yeşil renk bayan gömlek kontrol edilmiştir. 3 adet gömlekte vatka bulunmadığı, 1 adet gömlekte sağ – sol kol uzunlukları arasında 10 cm fark bulunduğu, 3 adet gömlekte sağ –sol yaka uzunluğu arasında 1 cm fark bulunduğu ve 1 adet gömlekte sağ – sol yaka uzunluğu arasında 0,5 cm fark bulunduğu tespit edilmiştir. 1 adet gömlekte tespit edilen sağ – sol yaka uzunluğu arasındaki 0,5 cm fark, tekstilde kabul edilebilir tolerans dahilinde olduğundan ürün ayıplı olarak değerlendirilmediği, incelenen 158 adet bayan gömleğinden 7 adetinin vatka dikilmemesi ve ölçü hatası nedeniyle ayıplı olduğu tespit edildiği, 7 adet ayıplı gömlek davalının imal etmiş olduğu 158 adet gömleğin (7 / 158 =) %4,43’ü olduğundan tarafların imzalamış olduğu 14.06.2022 tarihli sözleşmeye göre %5 kabul edilebilir hata limiti kapsamında olduğu, 6 koli içerisindeki 139 adet Erkek Gömlek incelenmiştir. 39 adet beyaz, 43 adet mavi ve 57 adet yeşil renk erkek gömlek kontrol edilmiştir. Yapılan kontrol esnasında bazı ürünlerde ölçülerde 0,5 cm fark bulunduğu tespit edildiği, ölçelerde tespit edilen 0,5 cm fark, tekstilde kabul edilebilir tolerans dahilinde olduğundan ürünler ayıplı olarak değerlendirilmediği, erkek gömleklerinde herhangi bir ayıp tespit edilmediği, 6 koli içerisindeki 157 adet Bayan Pantolon incelenmiştir. 41 adet beyaz, 46 adet mavi ve 70 adet yeşil renk bayan pantolon kontrol edildiği, 2 adet pantolonda S beden bel ölçüleri arasında 2 cm fark bulunduğu, 14 adet pantolonda kemerdeki düğmenin yanlış yere dikildiği ve 5 adet pantolonda leke bulunduğu tespit edildiği, 2 adet M beden pantolonun boy ölçüleri mezurayla ölçülmüş, birinin 105,2 cm ve diğerinin 105,6 cm uzunlukta olduğu tespit edildiği, pantolon boyları arasındaki (105,6 – 105,2 =) 0,4 cm boy farkı tekstilde kabul edilebilir tolerans dahilinde olduğundan ürünler boy ölçüsü yönünde ayıplı olarak değerlendirilmediği, incelenen 157 adet bayan pantolonundan 21 adetinin ölçü hatası, kemerdeki düğmenin yanlış yere dikilmesi ve leke nedeniyle ayıplı olduğu tespit edildiği, tespit edilen ayıpların tamamı çıplak gözle incelemeyle anlaşılabilecek açık ayıp olduğu, takdir mahkemeye ait olmak üzere, davacının işin olağan akışına göre ürünleri teslim aldıktan kontrol ettiği ve davalıya ayıp ihbarında bulunduğu anlaşılmaktadır. Tarafların imzalamış olduğu 14.06.2022 tarihli sözleşmeye göre; (157 x 0,05 =) 7 hatalı ürün %5 kabul edilebilir hata limiti kapsamında olduğu, davacının kabul edilebilir hata limitinden fazla olan (21 – 7 =) 14 adet ayıplı pantolon nedeniyle uğradığı zararının davalıdan talep edilebileceği, davalının dikmiş olduğu bayan pantolonun imalatı için fire dahil ortalama 1,4 mt kumaş kullanıldığı, bayan pantolon imalatında kullanılan kumaş maliyeti ortalama: 1 adet x 1,4 mt/adet x 9,026 Euro/mt = 12,6364Euro/adet olduğu, her bir pantolonda kemer, düğme, ceplik, baskı ve nakış işçiliği maliyeti ortalama 8,00 Euro/adet olduğu, davalının kumaş kesim, dikim ve ütü paket işçiliği bedelini 05.10.2022 tarihli ... nolu faturada 12,00 Euro/adet birim fiyattan faturalandırdığı, 14 adet ayıplı bayan pantolonun davacıya maliyeti: 14 adet x (12,6364 + 8,00 + 12,00) = 456,91 Euro olduğu, ayıplı pantolonlar maliyet fiyatından %90 tenzilat yapılarak satılabilir olduğu, 14 adet ayıplı bayan pantolon nedeniyle davacının zararı: 456,91 x 0,90 = 411,22 Euro olarak hesaplandığı, 6 koli içerisindeki 139 adet Erkek Pantolon incelenmiştir. 39 adet beyaz, 52 adet mavi ve 48 adet yeşil renk erkek pantolon kontrol edilmiştir. 5 adet pantolonda leke bulunduğu ve 1 adet pantolon kumaşında delik bulunduğunun tespit edildiği, incelenen 139 adet erkek pantolonundan 6 adetinin leke ve delik hatası nedeniyle ayıplı olduğunun tespit edildiği, 6 adet ayıplı pantolon davalının imal etmiş olduğu 139 adet erkek pantolonun (6 / 139 =) %4,32’si olduğundan tarafların imzalamış olduğu 14.06.2022 tarihli sözleşmeye göre %5 kabul edilebilir hata limiti kapsamında olduğu, 2 koli içerisindeki 27 adet Bayan Elbise incelenmiştir. 16 adet beyaz ve 11 adet yeşil renk bayan elbise kontrol edildiği, yapılan kontrol sonucunda bayan elbiselerinde herhangi bir ayıbın tespit edilmediği, 4 koli içerisindeki 242 adet Erkek T-shirt incelenmiştir. 107 adet beyaz, 66 adet mavi ve 69 adet yeşil renk erkek t-shirt kontrol edildiği, yapılan kontrol sonucunda t-shirtlerde herhangi bir ayıp tespit edilmediği, 62 adet XS beden, 62 adet S beden, 53 adet M beden ve 65 adet L beden t-shirt üretildiği, davacının davalıya XS beden t-shirt siparişi verilmediği halde XS beden t-shirt imal ederek teslimat yaptığını iddia ettiği, dosyada yazılı sipariş formu sunulmadığından davacının hangi bedenden ne kadar sipariş verdiği anlaşılamadığından davacının yanlış beden t-shirt imal edildiği iddiası ispata muhtaç olduğu, 1 koli içerisindeki 114 adet Bayan Korse incelenmiştir. 38 adet beyaz, 38 adet mavi ve 38 adet yeşil renk bayan korse kontrol edildiği, yapılan kontrol sonucunda bir kısım korselerde balen ucundaki dikişin standart şekilde olmadığı görüldüğü, ancak iç kısımda bulunan plastik balen nedeniyle standart şekilde dikişin gerçekleşmesinin çok zor olduğu göz önüne alındığında tekstil sektöründe bu şekilde bir dikiş ayıp olarak değerlendirilmediği, teknik yönden ise; davacı yan tarafından yapılan ödemelere ilişkin muhasebe kayıtları olarak dosyaya sundukları belgeye göre, ...’a toplam 26.984,70 EUR ödeme kaydı görüldüğü, davacı yan dava dilekçesinde aşağıdaki tabloda görülen toplam tutarı 30.723,70 EUR ödemenin davalı yana yapılmış olduğunu beyan etmiş olduğunun görüldüğü, dosyaya muhasebe kayıtları olarak sunulan belgede 03.10.2022 tarihli 3.739 EUR ödeme kaydı görülmediği, davacı yan tarafından takı masraflarına ilişkin aşağıdaki toplam TL tutarı 88.964,45 TL olan ve ... tarafından davacı yana düzenlenmiş faturaların ve davacı tarafından Gökhan Şencan’a yapılmış toplam ödeme tutarı 89.255,66 TL ödeme belgelerinin sunulmuş olduğunun tespit edildiği, davalı tarafın ticari defterlerine göre, davalı tarafından davacı yana 2022 yılında toplam tutarı 15.002 EUR (271.165,56 TL) olan 2 Adet E-Arşiv Faturası düzenlenmiş olduğu (TABLO.1) davalı tarafından davacı yana 2022 Yılında toplam olarak 2.676 EUR (49.238,40 TL) 2023 yılında da 12.326 EUR karşılığı TL değeri olan 221.927,16 TL ödeme (TABLO.2) yapılıp hesabın kapatılmış olduğunun tespit edildiği, davalı yan tarafından davacı yana düzenlenmiş aşağıda TABLO.3’de dökümü yapılan faturaların ve bu faturalara ilişkin davacı tarafından yapılmış ödemelere ilişkin muhasebe kaydına davalı kendi ticari defterlerinde kaydına rastlanmadığı, davalı yan tarafından cevap dilekçesi ekinde dosyaya sunulmuş davalı yana ait İş Bankası hesap ekstresine göre, toplam tutarı 30.723,70 EUR olan detayları TABLO.4’de görülen ödemelerin davacı tarafından davalıya yapılmış olduğu tespit edildiği, ticari defterler ve dosyaya her iki tarafça sunulu fatura ve ödeme belgeleri birlikte değerlendirildiğinde, davalı tarafından davacı yana toplam tutarı 36.310,70 EUR’luk fatura düzenlenmiş olduğu (TABLO.5) davacı tarafından davalı yana toplam olarak 30.723,70 EUR ödeme yapılmış olduğu (TABLO.6), davalının davacı yandan (36.310,70 EUR-30.723,70 EUR) 5.587 EUR Alacaklı olabileceği tespit edilmiştir.
TBK 473/f.1 hükmüne göre: “Yüklenicinin işe zamanında başlamaması veya sözleşme hükümlerine aykırı olarak işi geciktirmesi ya da iş sahibine yüklenemeyecek bir sebeple ortaya çıkaran gecikme yüzünden bütün tahminlere göre yüklenicinin işi kararlaştırılan zamanda bitiremeyeceği açıkça anlaşılırsa, iş sahibi teslim için belirlenen günü beklemek zorunda olmaksızın sözleşmeden dönebilir.” Genellikle TBK M. 473/f.1 (BK m. 358/1) hükmünün henüz iş görme sürecinde iken yüklenciyi temerrüde düşürmeyi sağladığı belirtilmektedir. Buna göre hükmün amacı ileride zaten temerrüde düşeceğini belli etmiş bulunan yükleniciye karşı iş sahibine borçlu temerrüdündeki hakları vadeden önce tanımaktır. Böylece, TBK M. 473/f.1 hükmü TBK m. 123-125 hükümlerinde düzenlenen temerrüt sonuçlarını, bazı şartlarla, henüz eser borcunun muaccel olmadığı bir zamana taşımış sayılacaktır. Buna göre şartlar oluştuğunda, iş sahibi vadeyi beklemeksizin önce TBK m. 123 uyarınca yükleniciye uygun bir ek süre verecek (şayet TBK m. 124 şartları varsa süre vermesi gerekmeyecek), ardından TBK m. 125 uyarınca, hala ifa ve gecikme tazminatı istemek, ifadan vazgeçip olumlu zararının tazminini istemek ve sözleşmeden dönerek olumsuz zararının tazminini istemek şeklindeki seçimlik haklarını kullanabilecektir.
TBK m. 473/f.1’de sayılan dönme sebepleri, yüklenicinin kusuru olmadan ortaya çıksa dahi, iş sahibi sözleşmeden dönme hakkını kullanabilir. Şu halde, işe hiç başlanmaması veya çalışmaların gereğinden yavaş yürümesi ya da vade tespit edilmişse işin vadede bitmeyeceğinin anlaşılması halinde, iş sahibi, bu durum yüklenicinin kusuru olmaksızın ortaya çıkmış olsa bile sözleşmeden dönme hakkına başvurabilecektir. Ancak bu dönme sebeplerinin yüklenicinin sözleşmeye aykırı tutumu ile uygun nedensellik bağı içinde bulunmaları gerekir.
Şu halde bütünüyle yüklenicinin iradesi dışında gerçekleşen ve öngörülmesi mümkün olmayan sebeplerle işe başlanmaması, işin ertelenmesi ve vadeye yetişmeyeceğinin anlaşılması durumlarında, iş sahibi sözleşmeden dönemeyecektir.
Keza, eğer gecikmeler iş sahibine yüklenmesi mümkün sebeplerle olmuyorsa, gene yüklenici işe başlama ve sürdürme yükümünü ihlal etmiş olmaz ve sözleşmeden dönme hakkı kullanılamaz. İş sahibinin dönme hakkını sınırlayan bu durum madde metninde sadece eserin vadeye yetişmeyeceğinin anlaşılması hali için belirtilmiştir. Fakat öğretide haklı olarak belirtildiği gibi, işe hiç başlanmaması ve işin tehir edilmesi hallerinde de bu koşul aranacaktır.
İş sahibinin üzerine düşen herhangi bir yükümü yerine getirmemesi üzerine TBK m. 473/1’deki durumlar ortaya çıkmışsa, yüklenici işe başlama ve sürdürme yükümünü ihlal etmiş olmaz. Örneğin kullanılacak malzemeyi sağlamayı üstlenen iş sahibinin bunu yeterince sağlayamaması, sözleşme gereği proje ve talimatları vermesi gereken iş sahibinin bunu yeterince sağlayamaması sebebiyle işin durması veya yavaşlaması böyledir. Yeter ki yüklenici bu sebeplerin gerektirdiğinden daha uzun bir süre işi durdurmuş veya yavaşlatmış olmasın.
TBK m 473/1 metninde sözleşmeden dönme hakkı veren durumlar için her ne kadar “iş sahibine yüklenemeyecek bir sebeple ortaya çıkan gecikme” sözü geçmekteyse de, burada işin mutlaka iş sahibinin kusuru yüzünden gecikmesinin değil, ona atfedilebilecek (onun faaliyet alanında gerçekleşen) herhangi bir nedenle gecikmesinin de sözleşmeden dönmeyi önleyeceği kabul edilmektedir. Örneğin, iş sahibi yapılacak inşaatın projelerini anlaştığı mimar mühendis
kendisine teslim etmediği için yükleniciye veremiyorsa, gene de dönme hakkını kullanamamalıdır.
Buna karşılık, iş sahibi işin başlamasına veya görülmesine bizzat engel olsa bile buna yüklenicinin tehlike yaratan veya hukuka aykırı bir davranışını önlemek için başvurmak zorunda kalmışsa, bu yüzden doğal gecikmeler karşısında gene de sözleşmeden dönme hakkı kullanılabilmelidir. Zira söz konusu durumlarda her ne kadar çalışmaları iş sahibi durduruyor veya yavaşlatıyor görünse de, bu gecikmeye asıl sebep yüklenicinin özen borcuna aykırı tutumudur.
Davacı yanın geç teslim iddiası ile ilgili olarak, davalı yüklenicinin temerrüdüne yönelik davacı tarafından çekilmiş bir ihtar vb metin bulunmadığı ve davacı yanın geç teslim nedeniyle uğradığı herhangi bir zararının tazminine yönelik talebi de olmaması nedeniyle bu hususta herhangi bir inceleme ve değerlendirme yapılmamıştır
Eser sözleşmesinde ayıba dair hükümler, TBK'nun 474-478 maddeleri arasında düzenlenmiştir. İmâl edilen eserde ayıp varsa, iş sahibi tarafından süresi içersinde ayıp ihbarında bulunulması şartıyla dava tarihinde yürürlükte bulunan Borçlar Kanunu'nun 475. maddesinde sayılan seçimlik haklarından birisini kullanabilir. 6098 sayılı TBK'nın 475. maddesinde ayıp halinde iş sahibine üç seçimlik hak tanınmıştır. Bunlar eserin kullanılamayacak ve kabule zorlanamayacak ölçüde ayıplı ya da sözleşme hükümlerine aykırı olması halinde sözleşmeden dönme, ayıp oranında bedelden indirim isteme ve aşırı bir masraf gerektirmediği takdirde onarımı isteme ya da onarım bedellerini talep etme hakkıdır.
Eser sözleşmesi ilişkilerinde 6098 sayılı TBK'nın 474. maddesi hükümlerine göre iş sahibi açık ayıplarda eserin tesliminden sonra, işlerin olağan akışına göre imkân bulur bulmaz (makul süre içerisinde) eseri muayene ve açık ayıpları ihbar etmek zorunda olduğu, aksi halde eseri olduğu gibi kabul etmiş sayılacağı hükümleri getirilmiştir. Bu hükümler gereğince gerek açık gerek gizli ayıplarda iş sahibinin ihbar zorunluluğu bulunmakta ise de yüklenici eserdeki işçilik, malzeme ve yapımla ilgili açık ve gizli ayıplardan dolayı sorumluluğu garanti ettiği süre için önceden kabul ettiğinden yüklenici lehine olan iş sahibinin ihbar zorunluluğunu aramaktan vazgeçtiği ve garanti süresi içinde ortaya çıkan bu ayıpları ücretsiz olarak gidermeyi sözleşme tarihinde peşinen kabul ve taahhüt ettiği kabul edilmektedir. İş sahibi ihbar zorunluluğu olmaksızın garanti süresi içinde ortaya çıkan açık ve gizli ayıplarla ilgili zamanaşımı süresi içinde seçimlik haklarını kullanarak yükleniciden ayıpların giderilmesini talep edebileceği gibi, aleyhine dava açabilecek ve iş bedelini ayıp giderim bedeli miktarınca ödemekten kaçınabilecektir (Yargıtay 15. H.D. 19.06.2014 gün, ...E. ... K. sayılı ilamı ile benzer uygulama ve içtihatları).
Bununla birlikte TBK m.225/1 hükmüne göre ise ağır kusurlu olan satıcı, satılandaki ayıbın kendisine süresinde bildirilmemiş olduğunu ileri sürerek sorumluluktan kısmen de olsa kurtulması mümkün değildir. Ağır kusur (iğfal) halinde alıcı, ticari satımdaki ayıp ihbar sürelerine uyulmaksızın, kanundan doğan haklarını kullanabilir. TBK m.225/2 düzenlenmesinde ise satıcılığı meslek edinmiş kişilerin bilmesi gereken ayıplar bakımından da aynı hükmün geçerli olduğu düzenlenmiştir. Bu hükme göre satıcılığı meslek edinmiş bir kişi, bilmesi gereken ayıpların alıcı tarafından kendisine süresinde bildirilmemiş olduğunu ileri süremez. Ayrıca fıkrada kullanılan "bilmesi gereken" şeklindeki ibare, satıcılığı meslek edinmiş kişilerin her türlü ihmalini kapsar.
Eserde ortaya çıkan ayıp, iş sahibinin eseri kullanamayacağı ve hakkaniyet kurallarına göre kabule zorlanamayacağı derecede ağır bir ayıp ise, iş sahibi eseri kabulden kaçınma hakkına sahip olup, sözleşmeden dönebileceği gibi, ayıbın ağırlığının bu derecede önemli olmadığı durumlarda iş sahibi, bu tür ayıplardan dolayı, eserdeki ayıbın büyüklüğüne göre, ücretten indirim veya büyük masrafı gerektirmemek kaydıyla eserin onarımını talep edebilecektir.
Taraflar arasında imzalanan sözleşme, fasoncunun, işveren tarafından kendisine teslim edilen kumaş ve aksesuarları noksansız ve hatasız olarak dikip mamül konfeksiyon ürünü haline getirmek olduğundan, sözleşme tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesi niteliğinde olup, uyuşmazlığın bu hükümlere göre çözümlenmesi gerekir.
Somut olayda, akdin kuruluş aşamasındaki karşılıklı icap-kabul içeren elektronik posta ve sosyal medya mesajları ile birlikte mevcut yazılı metinden yanlar arasında, bir kısım tekstil ürünlerinin, belirlenen bedel karşılığında, istenen kumaş, renk, model ve adette üretilerek, ihraç yolu ile davacıya teslim edilmesi hususunda eser sözleşmesinin akdedildiği, eser sözleşmesinin bu hali ile genel olarak yanların kabulünde olduğu, davalı tarafından imal edilen 158 adet bayan gömlek, 139 adet erkek gömlek 157 adet bayan pantolon, 139 adet erkek pantolon, 242 adet t-shirt, 114 adet korse ve 27 adet bayan elbise olmak üzere toplam 976 adet konfeksiyon ürününün 32 karton koli içerisinde 228.031,00 TL (12.326,00 Euro) tutarındaki 05.10.2022 tarihli ...00014 nolu faturayla davacıya satıldığı, ticari defterler ve dosyaya her iki tarafça sunulu fatura ve ödeme belgeleri birlikte değerlendirildiğinde, davalı tarafından davacı yana toplam tutarı 36.310,70 EUR’luk fatura düzenlenmiş olduğu, davacı tarafından davalı yana toplam olarak 30.723,70 EUR ödeme yapılmış olduğu, davacının davalıya (36.310,70 EUR-30.723,70 EUR) 5.587 EUR borçlu gözüktüğü, teknik yönden yapılan incelemede davalı tarafından imal edilen bayan gömleklerinden 7 adetinin vatka dikilmemesi ve ölçü hatası nedeniyle ayıplı olduğu ve erkek pantolonlarından 6 adetinin leke ve delik hatası nedeniyle ayıplı olduğu, ayıplı ürünlerin miktarının tarafların imzalamış olduğu 14.06.2022 tarihli sözleşmeye göre %5 kabul edilebilir hata limiti kapsamında olduğu, davalının imal ettiği erkek gömleklerinde, bayan elbiselerinde ve t-shirtlerde herhangi bir ayıp tespit edilmediği, yazılı sipariş formu sunulmadığından davacının hangi bedenden ne kadar sipariş verdiğinin anlaşılamadığı, bu durumda davacının yanlış beden t-shirt imal edildiği iddiasının ispata muhtaç olduğu, davalının imal ettiği bir kısım korselerde balen ucundaki dikişin standart şekilde olmadığı, ancak iç kısımda bulunan plastik balen nedeniyle standart şekilde dikişin gerçekleşmesinin çok zor olduğu göz önüne alındığında, sektörel açıdan tekstil sektöründe bu şekilde bir dikişin ayıp olarak değerlendirilmediği, davalının imal ettiği bayan pantolonlarından 21 adetinin ölçü hatası, kemerdeki düğmenin yanlış yere dikilmesi ve leke nedeniyle ayıplı olduğu, tespit edilen ayıpların tamamının çıplak gözle incelemeyle anlaşılabilecek açık ayıp olduğu, 14.06.2022 tarihli sözleşme gereği, kabul edilebilir hata limitinden fazla olan (21 – 7 =) 14 adet ayıplı pantolon nedeniyle teknik değerlendirme sonucu davacının 411,22 Eur zararının oluştuğu, TBK 225/2 maddesi göre "satıcılığı meslek edinmiş bir kişi, bilmesi gereken ayıpların alıcı tarafından kendisine süresinde bildirilmemiş olduğunu ileri süremez " hükmü uyarınca, davacının, satışa sunmak üzere sipariş edip teslim aldığı 32 karton koli içerisindeki 976 adet konfeksiyon ürününü kontrolünün en çok üç – dört günlük bir süreden fazla zaman almayacağı değerlendirilse bile davacı yanın teslimden sonra 7.günde yaptığı ayıp ihbarının, uygun süre içerisinde yapılmış olduğunun değerlendirildiği bununla birlikte, davacı tarafından işbu davada eseri alıkoyup bedelden indirim isteme hakkını tercih etmiş olduğu değerlendirilmek suretiyle 5.587,EUR’dan 411,22 EUR düşüm yapıldığında davacının davalı yana 5175,78 EUR borçlu olduğunun hesaplanmış olduğu, genel olarak değerlendirilecek olursa davalı yüklenici tarafından, davacı işsahibine toplam 32 karton koli içerisinde 976 adet olarak teslim edilmiş konfeksiyon ürünleri ile ilgili olarak tespit edilen bir kısım açık ayıbın, teslim edilmiş konfeksiyon ürünlerinin işsahibinin kullanamayacağı veya hakkaniyet gereği kabule zorlanamayacağı ölçüde ayıp niteliği taşımadığı ya da sözleşme hükümlerine aynı ölçüde aykırı olması halini içermediği kanaatine varıldığından, TBK.nun 475.maddesi gereğince, davacının sözleşmeden dönme hakkının bulunmadığı dolayısı ile sözleşmeden dönme hakkı olmayan davacı yönünden genel hükümlere göre tazminat talebi hakkının varlığından da söz edilemeyeceği kanaatine varılarak neticeten işsahibi davacının, davalı yükleniciden talep ve dava edebileceği bir hakkının / alacağının olmadığı tespit edilmiş olup Mahkememizce davanın reddine karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM : Gerekçeleri yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 55,03-TL eksik harcın davacıdan alınarak hazineye irad kaydına,
3-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre hesaplanan 30.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından hüküm kurulmasına yer olmadığına,
6-6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(11)-(13) maddesi ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsiliyle Hazine adına gelir kaydına,
7-Dosyada kullanılmayan bakiye gider avansının HMK.’nın 333. ve HMK. yönetmeliğinin 47/1. maddeleri uyarınca karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa ödenmesine,
Dair, davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, HMK 342.maddesine uygun olarak düzenlenmiş dilekçenin, HMK 343.maddesi gereğince Mahkememize ve Mahkememize gönderilmek üzere başka yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilmesi ve HMK 344.maddesinde belirtilen harç ve giderlerin yatırılması sureti ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar tefhim edildi, usulen anlatıldı.29/09/2025
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır