T.C.
İSTANBUL
10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/186 Esas
KARAR NO : 2025/366
DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 21/03/2024
KARAR TARİHİ : 22/04/2025
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:
Davacı vekilinin sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; Davalı tarafından, davacı aleyhine ... 6. İcra Dairesinde ... sayılı dosyası ile yetkisiz temsilcinin düzenlediği kambiyo senedine dayanarak ilamsız icra takibi başlatıldığını, dosyanın defaatle takipsiz bırakıldığını, daha sonra yenilenerek ... esas numarasını aldığını, şu an ise ... E. no ile takibe devam edildiğini, davacı aleyhine yapılan icra takibi neticesinde ... E. sayılı dosyada maaşına haciz konduğunu, şimdiye dek sekiz sefer tahsilat yapıldığını, ilk ödeme 10/08/2023, son ödeme 08/03/2024 tarihinde gerçekleştiğini, tahsilatlar düzenli olarak devam etmekte olduğunu, icra dosyasına ihtiyati tedbir konulmasına, ödenen bedelin iadesi, ödenmeyen miktar için, davacının borçsuz olduğunun menfi tespiti adına davayı açma zorunluluğu doğduğunu takibe dayanak kambiyo senedi, kendisini davacının adıyla tanıtan yetkisiz temsilci tarafından düzenlendiğini, ... adlı işletme, ... ve ... adlı şahıslar tarafından davacı adına açıldığını, daha sonra ... şirketi daha kolay yönetebilme bahanesiyle davacıdan vekaletname aldığını, ... daha sonra davalı şirkete giderek tekstil malzemesi satın aldığını, bu işlem sırasında kendisini davacı ... olarak tanıttığını, bunu beyan eden (Sayın mahkemenizin de ... Asliye Ceza Mahkemesinin...Esas numaralı dosyasını incelediğinde anlayacağı üzere) bizzat davalının kendisi olduğunu, davacıdan vekaletname alan ...'ın, kendisini ... olarak tanıtmasının ardında yatan sebep de kambiyo senedi düzenleme yetkisine haiz olmaması olduğunu, Vekalemamede çek düzenleme yetkisi verilmiş olsa da kambiyo senedi düzenleme yetkisi verilmediğini, oysaki temsilcinin kambiyo senedi düzenleyebilmek için şahsına çek düzenleme yetkisi verilmiş olması kafi gelmemekte, açıkça kambiyo senedi düzenlemeye mahsus yetki verilmiş olması gerektiğini, Hukuk Genel Kurulunun 16.07.2008 T. ve... E. ...K. sayılı ilamında da, vekaletnamede “çek imzalamak" için verilen yetkinin “bono düzenlemeyi” kapsamayacağı benimsenmek suretiyle aynı ilkeye vurgu yapıldığını, davacının, davalı tarafından kendisine icra takibi başlatılana dek tüm bunlardan habersiz olduğunu, davalı takip alacaklısı ise senedi düzenleyenin ... olmadığını, davacının borca itirazı hasebiyle öğrendiğini, bunun üzerine ... ve ...'tan şikayetçi olduğunu, aralarında 31. Asliye Ceza Mahkemesinde ...Esas numarasıyla ceza yargılaması vuku bulduğunu, gerek sanık gerekse de tanık beyanlarında da görüleceği üzere sanıklardan ..., diğer sanık ... ve üzerine iş yeri açılan ... üzerinden haksız menfaat temin ettiğini, bunu yapabilmek içinse ... adına iş yeri açıldığını, ... piyasadan mal alabilmek adına diğer sanık ...'a vekaletname verdiğini ve birtakım mallar alınarak piyasaya borçlar ödenmemiş müştekiler dolandırıldığını, davalı tarafın, davacının borçtan sorumlu olmadığını bile bile takibe devam ettiğini, ... 6. İcra Dairesi... E. takibin tedbiren durdurulması talebinin kabulüne, davacının 2... E. dosyasında borçlu olmadığının tespitine, haczedilen 29.745,93 TL maaş kesinti tutarlarının ayrı ayrı kesinti tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faizi ile birlikte istirdadına, yargılama giderleri ve vekalet ücretininn karşı tarafa tahmiline davalının kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; Davalı şirket adına ... 6. İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı icra takip dosyası kapsamında başlatılan icra takibi ... ilamsız icra takibi olarak başlatıldığını, davacının belirttiği gibi kambiyo senedine dayalı bir takibin varlığı mevzu bahis olmadığını, davalı ile davacı arasındaki ticari ilişkiye istinaden davacının, davalı şirkete olan borcuna yönelik olarak başlatılan işbu takip taraflar arasındaki bir ticari borç ilişkisine istinaden ... ilamsız icra takibi yapıldığını, dolayısıyla taraflar arasında süregelen ticari ilişkiye istinaden alacağına ulaşmak maksadı ile icra takibi başlattığını, davacının takip tarihi itibariyle 42.371,70-TL tutarında borcu bulunmaktayken bahse konu borca istinaden davalı şirket adına icra takibi başlatıldığını, davalı şirket tarafından, davacının borçları ayrıntısı ile bilindiğini, bu doğrultuda icra takibine konu edildiğini, vadesi 28.02.2008 tarihli 5.000,00-TL bedelli ve düzenleme tarihi 11.11.2007 olan senet, vadesi 01.03.2008 tarihli 5.000,00-TL bedelli ve düzenleme tarihi 11.11.2007 olan senet, Vadesi 30.04.2008 tarihli 5.000,00-TL bedelli ve düzenleme tarihi 11.11.2007 olan senet, vadesi 01.05.2008 tarihli 5.000,00-TL bedelli ve düzenleme tarihi 11.11.2007 olan senet vadesi 30.06.2008 tarihli 5.000,00-TL bedelli ve düzenleme tarihi 11.11.2007 olan senete istinaden tarafların aralarındaki borç ve alacak ilişkilerine ilişkin olarak ilamsız icra takibine konu edildiğini, taraflar arasında gerçek bir ticari ilişki bulunmakta olup bu ticari ilişki kapsamında taraflar arasında mal teslimi gerçekleştiğini, buna ilişkin olarak da senetler verildiğini ayrıca taraflar arasındaki ticari ilişkiye istinaden fatura da tanzim edilmiş olmakla, davacı tarafın iddialarının dayanaktan yoksun olduğunu, dava konusu döneme ilişkin ilgili vergi dairelerinden BA/BS formları celp edildiğinde taraflar arasındaki ticari ilişkinin varlığı açıkça görüleceğini, İlgili takip dosyasının takipsiz bırakılması borcun ödendiği anlamını taşımadığını, davacı yan tarafından ikame edilen davanın reddine, %20'den aşağı olmamak üzere, davacı tarafın kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, ihtiyati tedbir talebinin reddi ile takibin devamına, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE:
Dava, davalı tarafça davacı aleyhine ... 6. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında yapılan takipteki alacak nedeniyle davacının davalıya borçlu olup olmadığının tespiti ve ödenmiş olan miktarın istirdadı talebinden talebinden ibaret olduğu anlaşılmıştır.
Taraflara usulune uygun davetiye tebliğ edilmiş olup, Tahsilat makbuzları, Senetlerin fotokopisi, ...'ün ...'a verdiği 03.04.2007 tarihli vekaletname, Arabuluculuk anlaşamama tutanağı, Bilirkişi Raporu, Keşif, Tanık v.s her türlü yasal delil
dosya arasına alınmıştır.
... 6. İcra Müdürlüğünün ...esas sayılı takip dosyası incelendiğinde; davacı tarafından davalı aleyhine toplam 42.371,70 TL alacak üzerinden takip başlatıldığı, anlaşılmıştır.
Dosyanın ... ve ... tevdi edildiği, bilirkişi heyetinin 03/07/2024 tarihli raporunda özetle ; Davacı, dava dosyasına verdiği dilekçesi ile kendi üzerine kurulan işletmenin ticari defterlerinin kendisinde olmadığını belirterek ticari defter ve belge sunamayacağını belirttiğinden davacının ticari defterlerinin incelenemediğini, davalı şirketin tasfiye memuru ...'nun husumete konu alışverişin 17-18 yıl önce yapıldığını ticari defterlerin yasal saklama süreci olan 10.yıl sonrasında imha edildiğini belirttiğinden davalı şirketin ticari defterlerinin incelenemediğini, davacı tarafından dava dışı ...'a senet keşide etmek yetkisi verilmediğini, kural olarak TTK 678.madde hükmü gereği takip konusu senetlerden yetkisiz temsilci tarafından keşide edilmiş olması nedeniyle sorumlu olmayacağı kanaati edinilmiş ise de davacının yetkisiz temsil def'ini 16 yıl sonra ileri sürülmesinin zımni kabul olarak değerlendirilmesi halinde takip konusu bonolardan sorumlu olacağı sonucuna varılabileceği dikkate alınarak 16.09.2011 tarihinde ... 6.İcra Müdürlüğü ... E. nolu icra icra takibinde 5.000,00 TL SENET (Vade Tarihi:28.02.2008 Keşide Tarihi:11.11.2007) , 5.000,00 TL SENET (Vade Tarihi:01.03.2008 Keşide Tarihi:1 1.11.2007) , 5.000,00 TL SENET (Vade Tarihi:30.04.2008 Keşide Tarihi:11.11.2007) , 5.000,00 TL SENET (Vade Tarihi:01.05.2008 Keşide Tarihi:11.11.2007) , 5.000,00 TL SENET (Vade Tarihi:30.06.2008 Keşide Tarihi:11.11.2007) senetler için icra takibi yapıldığını, davacı ...'ün çalıştığı işyeri ... A.Ş tarafından, davacının maaşından kesilerek icra dosyasına toplam 45.567,68 TL. ödendiği tespit ve rapor edilmiştir.
Dosyanın Nitelikli Hesaplama Uzmanı Şenol Kazak'a tevdi edildiği, bilirkişinin 22/01/2025 tarihli raporunda özetle ; Davacı takip konusu bonoları kendisinin imzalamadığını ve bonoları imzalayan kişiye verdiği vekâletnamede de kambiyo senedi tanzim etme yetkisi vermediğini beyan ederek borçlu olmadığının tespitini talep etmiş olduğu dava da, davacı tarafından ...'a verilen vekaletnamede kambiyo senedi tanzim etme yetkisinin olmadığına , yetki verilmeyen kişinin imzaladığı bono sebebi ile davacının sorumlu tutulamayacağına, takip ile 28.02.2008 tarihinden 30.06.2008 tarihine kadar olan 5 adet bonoya ve bonolara işletilen faize dayanıldığına, davalı tarafından davacının ticari alış veriş sebebi ile borcu vardır şeklindeki savunmaya itibar edilip edilmeyeceğinin ve takipte dayanılmayan faturalar üzerinde inceleme yapılmasına veya yapılmamasına karar vermenin takdirde olacağına, takip sırasında davacının ödemiş olduğu miktarın 29.745,93-TL olduğu tespit ve rapor edilmiştir.
Tarafların iddia ve savunmaları, toplanan deliller, alınan bilirkişi raporu ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde;
Davanın, davalı tarafça davacı aleyhine ... 6. İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı dosyasında yapılan takipteki alacak nedeniyle, davacının davalıya borçlu olup olmadığının tespiti ve ödenmiş olan miktarın istirdadı talebinden talebinden ibaret olduğu anlaşılmıştır.
... 6. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası incelendiğinde, davalı tarafça davacı aleyhine tamamı 11.11.2007 tanzim tarihli olmak üzere, 28.02.2008 vade tarihli 5.000,00 TL bedelli, 01.03.2008 vade tarihli 5.000,00 TL bedelli 30.04.2008 vade tarihli 5.000,00 TL bedelli, 01.05.2008 vade tarihli 5.000,00 TL ve 30.06.2008 vade tarihli 5.000,00 TL bedelli ve toplamda 25.000,00 TL bedelli senetler nedeni ile 16/09/2011 tarihinde icra takibi başlatıldığı ve takip nedeni ile davacının maaşından yapılan kesintiler neticesinde 45.567,68 TL ödendiği anlaşılmıştır.
Davacı iş bu dava ile borçsuz olduğunun tespiti adına davayı açma zorunluluğu doğduğunu, takibe dayanak kambiyo senedini, kendisini davacının adıyla tanıtan yetkisiz temsilci tarafından düzenlendiğini, ... adlı işletmenin, ... ve ... adlı şahıslar tarafından kendi adına açıldığını, daha sonra ...'ın şirketi daha kolay yönetebilme bahanesiyle kendisinden vekaletname aldığını, ... daha sonra davalı şirkete giderek tekstil malzemesi satın aldığını, bu işlem sırasında kendisini davacı ... olarak tanıttığını, senetler üzerindeki imzanın yetkisiz temsilci tarafından atılmış olması nedeni ile senetlerden ve borçtan sorumlu olmadığını beyanla, takip dosyasına kendi adına yapılan kesintilerin ve ödemelerin istirdadını talep etmiştir.
6102 sayılı TTK 645 maddesi;
(1) Kıymetli evrak öyle senetlerdir ki, bunların içerdikleri hak, senetten ayrı olarak ileri sürülemediği gibi başkalarına da devredilemez.
646 maddesi; (1) Kıymetli evrakın borçlusu, ancak senedin teslimi karşılığında ödeme ile yükümlüdür. (2) Hile veya ağır kusuru bulunmadıkça borçlu, vade geldiğinde, senedin niteliğine göre alacaklı olduğu anlaşılan kişiye ödemede bulunmakla borcundan kurtulur.
677 maddesi; (1) Bir poliçe, poliçe ile borçlanmaya ehil olmayan kişilerin imzasını, sahte imzaları, hayali kişilerin imzalarını veya imzalayan ya da adlarına imzalanmış olan kişileri herhangi bir sebeple bağlamayan imzaları içerirse, diğer imzaların geçerliliği bundan etkilenmez.
678 maddesi; (1) Temsile yetkili olmadığı hâlde bir kişinin temsilcisi sıfatıyla bir poliçeye imzasını koyan kişi, o poliçeden dolayı bizzat sorumludur; bu poliçeyi ödediği takdirde, temsil olunduğu kabul edilen kişinin haiz olabileceği haklara sahip olur. Yetkisini aşan temsilci için de hüküm böyledir hükmünü amirdir.
Davalı tarafından ... 10.Noterliği ... Tarih, ... Yevmiye Nolu Vekaletname ile dava dışı ...'a senet ve çek keşide etmek yetkisi vermediği anlaşılmıştır.
Bir başkası adına hukuki işlem gerçekleştiren kişiye başta veya sonradan açıkça veya örtülü bir şekilde verilmiş bir temsil yetkisi yok ise, veyahut yukarıda zikrolunan katlanma yoluyla veya ihmal suretiyle yaratılan bir hukuki görünüş neticesinde temsil ilişkisinden bahsedilemiyorsa TBK m. 47 uyarınca hukuki işlem geçersiz olacak ve işlemin geçersiz olmasından doğan zararlar yetkisiz temsilciden talep edilebilecektir. Kambiyo senedi düzenlemek şahsa sıkı sıkıya bağlı işlemlerden olmadığından dolayı pekala temsilci aracılığı ile de yapılabilir. TBK m. 504/3'ten temsilcinin kambiyo taahhüdünde bulunabilmesi için özel olarak yetkilendirilmesi gerektiği anlaşılmaktadır. Bu itibarla, kanunda özellikle yetkilendirilen ticari temsilci (TBK m. 548/1) ve bezerleri gibi kişiler hariç, bir kişinin başkası adına kambiyo taahhüdünde bulunabilmesi için özel olarak yetkilendirilmesi şarttır.
TTK 678. maddesi hükmü ile kambiyo senetlerinde yetkisiz temsile ilişkin hukuki sonuçlar, genel hükümlerden ayrılmıştır. Kanun koyucu, kambiyo senetlerine piyasada duyulan güveni korumak ve bu senetlerin tedavül kabiliyetlerini artırmak adına yetkisiz temsilci tarafından düzenlenen kambiyo senedini geçersiz kılmamış, bizatihi yetkisiz temsilcinin ilgili senetten sorumlu olduğunu hükmebağlamıştır. Domaniç'e göre de, kambiyo senetlerinin tedavül kabiliyetini ve iyiniyetli lehtar ve hamilleri koruma amacı güden TTK m. 678 hükmü, TTK m. 677'de imzaların bağımsızlığı ilkesinin ileri bir türüdür. Poliçe, bono veya çeki bir başkası adına düzenleme yetkisi bulunmamasına rağmen imzalayan kişi, TTK m. 678'e göre o kambiyo senedinden bizzat sorumlu olur ve senedi ödediği takdirde “temsil olunduğu kabul edilen kişinin” sahip olacağı hakları iktisap eder. Yetkisiz temsil olunan kişinin kambiyo senedinin kendisini bağlamadığına ilişkin def'i, senetteki taahhüdün geçersizliğine ilişkin bir isnat def'i olması nedeniyle, yetkisiz temsil olunan kişiye başvuran iyiniyetli olsun veya olmasın herkese karşı mutlak olarak ileri sürülebilir.
Kural olarak davacının, davalı tarafından ilamsız takibe konulan bonolardan yetkisiz temsil nedeniyle sorumlu olmadığı sonucuna varılabilecektir. Ancak doktrinde ve yerleşik Yargıtay kararlarında yetkisiz temsil def'ini ileri sürmek zorunluluk değil, bir külfet olduğu, yetkisiz temsil def'inin ileri sürülmemesi halinde yetkisiz temsil olunanın bu durumun sonuçlarına katlanacağı vurgulanmaktadır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 19.10.2011 tarihli ve ...E., ... K. sayılı kararına göre; “vekaletin şümulunu düzenleyen 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 388.maddesi (TBK 504) hükmü amir hüküm olmayıp, her zaman için aksi belirli koşulların varlığı ile uygulanabilir; bu hüküm daha çok temsil edilen ile işlem yapan arasındaki ilişkide söz konusu olur ve örneğin kambiyo senedi şirket adına yetkili olmayan kişi tarafından düzenlendiğinde, şirket yetkilisinin bu işlemi kabul etmesi halinde 388.maddedeki koşullar artık aranmaz; bu şekilde işlem yapılıp, şirket yetkilisi tarafından buna ses çıkarılmamış, daha önce de bu tür işlemler yapılagelmiş ve teamül halini almışsa burada da zımni kabulün varlığı söz konusu olur ki, bu durumda da adına işlem yapılan şirketin sorumluluğunun kabulü gerekir.” şeklindedir.
Tüm dosya kapsamından her ne kadar davacı, takip konusu bonoları kendisinin imzalamadığını ve bonoları imzalayan kişiye verdiği vekâletnamede de kambiyo senedi tanzim etme yetkisi olmadığını beyan ederek borçlu olmadığının tespitini talep etmiş ve incelenen vekaletnamede davacının bono tanzim etme yetkisi vermediği anlaşılmış ise de; davalı tarafça ilgili bonolar nedeni ile ilk olarak 12/09/2011 tarihinde takip başlatıldığı, takip öncesinde her bir bono yönünden davacıya süresi içerisinde ödememe protestosu çekildiği, gerek protestolardan ve gerekse başlatılan icra takibinden, davacının takibe konu bonolardan haberdar olduğu, 10/08/2023 tarihinden itibaren davacının maaşına haciz konduğu, ancak davacının dava tarihine kadar yetkisiz temsilci iddiasında bulunmadığı gibi herhangi bir itirazının da bulunmadığı, bu durumda davacının yetkisiz temsilci işlemine zımnen muvafakat etmiş olduğunun kabul edilmesi gerektiği anlaşıldığından davacının davasının reddine karar vermek gerekmiş olup aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 615,40-TL harcın mahsubu ile fazladan alınan 108,21-TL'nin yatıran tarafa iadesine,
3-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre hesaplanan 30.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(11)-(13) maddesi ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600,00-TL arabuluculuk ücretinin davacı taraftan alınarak Hazine adına gelir kaydına,
6-Dosyada kullanılmayan bakiye gider avansının HMK.’nın 333. ve HMK. yönetmeliğinin 47/1. maddeleri uyarınca karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa ödenmesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, HMK 342.maddesine uygun olarak düzenlenmiş dilekçenin, HMK 343.maddesi gereğince Mahkememize ve Mahkememize gönderilmek üzere başka yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilmesi ve HMK 344.maddesinde belirtilen harç ve giderlerin yatırılması sureti ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar tefhim edildi, usulen anlatıldı. 22/04/2025
Katip
¸e-imzalıdır
Hakim
¸e-imzalıdır