T.C.
İSTANBUL
10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/209 Esas
KARAR NO : 2025/596
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Vekâlet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 02/04/2024
KARAR TARİHİ : 07/07/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Vekâlet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının Sermaye Piyasası mevzuatı hükümleri çerçevesinde faaliyet gösteren bir gayrimenkul değerleme şirketi olduğu, davalının SPK'nın ... tarih ve ... sayılı yazısıyla SPK'nın 11-26.1 sayılı Pay Alım Teklifi Tebliği'nin 15. Maddesinin 4. Fıkrası kapsamında gayrimenkul değerleme edinmekle ve bedellerini karşılamakla yükümlü tutulduğunu, bunun üzerine davacı şirket ile davalı arasında 08.11.2019 ve 16.12.2019 tarihlerinde iki ayrı Değerleme / Ekspertiz Hizmet Sözleşmesi imzalandığı, anılan sözleşmelerin 9.maddesinde sözleşme bedelinin tamamının en geç değerleme raporunun tesliminden bir gün önce ödenmesi gerektiğinin hüküm altına alındığını, sözleşme çerçevesinde davalıya verilen hizmet karşılığında davacı tarafından 25.12.2019 tarihli ... ve ... sayılı faturaların davalıya tebliğ edildiği, davalının faturalara itiraz etmediği gibi faturaya konu tutarı ödemediği, bu itiraza uğramamış ve borcun ikrarı anlamına geldiği, davacıya henüz ödenmemiş 129.786,60 TL borç bulunduğu, bu borcun varlığının ticari defter ve bilirkişi marifetiyle incelenmesi üzerine anlaşılacağını, davalıya tebliğ edilmesine karşılık bugüne kadar ödeme yapılmaması üzerin yasal takibe geçildiğini, gönderilen ödeme emrine davalı tarafından itiraz edildiği, dayanağı bulunmayan itirazın iptalinin ve takibin devamının gerektiğini, Arabuluculuk görüşmelerinden sonuç alınamadığını belirtilerek davanın kabulüne, itirazın iptaline, takibin devamına, davalının asıl alacağın %20 sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahküm edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili 31/10/2024 tarihli dilekçesi ile; usule ilişkin olarak görev ve yetki itirazında bulunularak, mazeret dilekçelerinin dikkate alınmadan tahkikat aşamasına geçilmesine ilişkin beyan itirazlarına yer verilmiş, davacının kendi üzerine düşen edimlerini süresi içerisinde yerine getirmediği, davacının ayıplı ifada bulunduğu, davacının, 01.11.2019 tarihinde Sermaye Piyasası Kurulu (“Kurul” veya “SPK”)'nun ...sayılı Kurul kararı ile Kervansaray Yatırım Holding A.Ş.'nin bünyesinde yer alan gayrimenkullerin değerleme raporunun hazırlanması konusunda görevlendirildiği, 11-26.1 sayılı "Pay Alım Teklifi Tebliği"nin 15'inci maddesinin 4'üncü fıkrası kapsamında diğer pay sahiplerine yönelik zorunlu pay alım teklifinde bulunma yükümlülüğü çerçevesinde değerleme raporunun davacıdan talep edildiği, Kurul'un 31.10.2019 tarih ve 62/1412 sayılı kararıyla Ertan Sayılgan ve Selim Sayılgan'ın değerleme yaptırmaya yükümlü olduklarının belirlendiği, bu kapsamda 16.12.2019 tarihinde Müvekkili Selim Sayılgan ile davacı arasında danışmanlık sözleşmesi imzalandığı, davacının, bu doğrultuda Kervansaray'ın bünyesinde yer alan gayrimenkullerin değerleme raporunun hazırlanması projesini gerçekleştireceği, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin “Çalışmanın Süresi” başlıklı 7. maddesinde, proje süreci ile ilgili planlanan başlama ve bitiş tarihinin; “Taraflar, değerleme raporunun, işe başlama tarihi itibariyle 10 (on) iş günü, 80 (seksen) çalışma saati sonunda bütünüyle teslim edileceği, işe başlama tarihinin karşılıklı mutabakatla belirleneceği hususlarında anlaşmışlardır. İşe başlama tarihi, saha ziyareti tarihi olarak kabul edilecektir.” Şeklinde belirlendiği, davacı şirket tarafından hazırlanması gereken değerleme raporunun süresinde hazırlanmasının ne kadar önemli olduğu hususunun SPK tarafından yayımlanan ... tarihli ... sayılı bültenden anlaşılacağı, söz konusu bültenin C/5/a maddesine bakıldığında değerleme raporu Kap'ta ilan edilinceye kadar pay alım teklifi kapsamında satın alınan hisselerin Ertan Sayılgan ve Selim Sayılgan adına olmayan başkaca bir hesapta tutulmasına ve hiçbir surette ... ve ... hesaplarına aktarılmamasına karar verildiği, davacının dava dilekçesinde, sözleşmeden kaynaklı edimini yerine getirdiğine ilişkin hiçbir beyanda bulunmadığı, davacının, sözleşme uyarınca alacaklı olduğunu kabul etmenin mümkün olmadığı, davacı/alacaklı tarafından takibe dayanak olarak 25.12.2019 tarihli ve 79.696,70-TL bedelli ve 25.12.2019 tarihli 70.990,96-TL bedelli fatura gösterilmişse de bu faturaların gerçeği yansıtmadığı, bu sebeple icra takibinde müvekkili Selim Sayılgan'a tebliğ edilen ödeme emrine, takibe konu edilen borca, faiz türüne, faiz oranına, işlemiş faiz miktarına ve takibin tüm ferilerine itiraz edildiği belirtilerek usuli itirazlarının kabulü ile davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE:
Taraflara usulune uygun davetiye tebliğ edilmiş olup, ... 3. İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı takip dosya UYAP sureti, davacı şirketin BA - BS formları dosyamız içerisine alınmıştır.
Dosya Gayrimenkul Değerleme Sektör bilirkişisi ve Mali Müşavir, Nitelikli Hesaplama Uzmanından oluşan bilirkişilere tevdi edilmiş, düzenlenen 06/01/2025 tarihli rapor aldırılmıştır.
Dava: itirazın iptali davasıdır.
HMK'nın 1.maddesine göre göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir. HMK'nın 114/1-c bendi ile mahkemenin görevli olması dava şartı olarak kabul edilmiştir. Aynı Yasa'nın 115/1. maddesine göre de mahkemenin dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştıracağı düzenlenmiştir.
6335 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca ticari davalar Asliye Ticaret Mahkemelerince görülerek karara bağlanır. TTK' nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın bu Kanunda öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır.
TTK' nın 11/1. maddesine göre, Ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir.
TTK' nın 12/1. maddesinde tacir tanımına yer verilerek " Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişi "tacir olarak tanımlanmıştır. TTK'nın 15/1.maddesinde de esnaf tanımı yapılmıştır. Buna göre "İster gezici olsun ister bir dükkânda veya bir sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedenî çalışmasına dayanan ve geliri 11 inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır.". 21/06/2005 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanunu’nun 3.maddesinde ise esnaf ve sanatkâr, " ister gezici ister sabit bir mekânda bulunsun, Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dâhil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler" olarak açıklanmıştır.
Dosya kapsamında Gelir İdaresi Başkanlığı ... Vergi Dairesi'nin 17.04.2025 tarihli yazı cevabında; " ... vergi kimlik numaralı ...'ın (TC:...) potansiyel mükellef olduğu, dairemizde kendi adına vergi mükellefiyet kaydının bulunmadığı, bu nedenle Dairemize BA-BS formu ve beyanname verilmediği, mükellefin ortaklık bilgileri yazımız ekinde gönderilmiştir." şeklinde cevap verildiği anlaşılmıştır.
... Ticaret Sicil Müdürlüğünden celp edilen yazı cevabında da, .. Vergi numaralı ...'ın gerçek kişi ticari işletme kaydına rastlanılamadığı belirtildiği anlaşılmıştır.
Dava, davalının SPK'nın 01.11.2019 tarih ve... sayılı yazısıyla SPK'nın 11-26.1 sayılı Pay Alım Teklifi Tebliği'nin 15. Maddesinin 4. Fıkrası kapsamında gayrimenkul değerleme edinmekle ve bedellerini karşılamakla yükümlü tutulduğunu, bunun üzerine davacı şirket ile davalı arasında 08.11.2019 ve 16.12.2019 tarihlerinde iki ayrı Değerleme / Ekspertiz Hizmet Sözleşmesi imzalandığı, anılan sözleşmelerin 9.maddesinde sözleşme bedelinin tamamının en geç değerleme raporunun tesliminden bir gün önce ödenmesi gerektiğinin hüküm altına alındığını, sözleşme çerçevesinde davalıya verilen hizmet karşılığında davacı tarafından 25.12.2019 tarihli ... ve ... sayılı faturaların davalıya tebliğ edildiği, davalının faturalara itiraz etmediği gibi faturaya konu tutarı ödememesi üzerine başlatılan icra takibine vaki itiraza ilişkin olup, dosya kapsamında mevcut ticaret sicil kayıtlarına ve vergi kayıtlarına göre davacı tacir olmayıp, nispi nitelikte ticari bir dava bulunmadığı gibi, TTK hükümlerinin uygulanmasını gerektirir şekilde sigorta hukuku vs. sebepten kaynaklı mutlak ticari dava da mevzubahis olmadığı nazara alındığında, davaya bakmak görevi Asliye Hukuk Mahkemesine ait bulunmakta olup davacının davasının görev yönünden reddine, görevli mahkemelerin İstanbul Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunun tespitine dair karar verilerek, aşağıdaki hüküm tesis olunmuştur.
HÜKÜM: Gerekçeleri yukarıda açıklandığı üzere;
1-Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, 6100 Sayılı HMK.'nın 2. maddesi uyarınca ilgili ihtilaflara bakma görevinin Asliye Hukuk Mahkemelerine ait olduğu, mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla, işbu davanın göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle 6100 sayılı HMK'nun 114/c maddesi uyarınca USULDEN REDDİNE
2-HMK 20. Maddesi uyarınca hükmün kesinleşmesine müteakip taraflarca 2 haftalık süre içerisinde dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesi talep edilmesi halinde dosyanın görevli İSTANBUL NÖB. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE gönderilmesine, taraflarca 2 haftalık süre içerisinde dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesinin talep edilmediği takdirde RESEN davanın açılmamış sayılacağına karar verileceğinin ihtarına ,
3-HMK'nun 331/2 maddesi gereğince görevsizlik ve yetkisizlik kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmesi halinde yargılama giderlerine o mahkemenin hükmedeceği, gönderme kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmemiş ise talep üzerine davanın açıldığı mahkemenin dosya üzerinden bu durumu tespit ile davacıyı yargılama giderlerini ödemeye mahkum edeceği ön görüldüğünden yargılama giderleri konusunda bu aşamada KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
4-Yargılama, harç ve masrafların ve diğer hususların görevli mahkemece dikkate alınmasına,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, HMK 342.maddesine uygun olarak düzenlenmiş dilekçenin, HMK 343.maddesi gereğince Mahkememize ve Mahkememize gönderilmek üzere başka yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilmesi ve HMK 344.maddesinde belirtilen harç ve giderlerin yatırılması sureti ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar tefhim edildi, usulen anlatıldı.07/07/2025
Katip
¸e-imzalıdır
Hakim
¸e-imzalıdır