T.C.
İSTANBUL
10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/214 Esas
KARAR NO : 2025/626
DAVA : Tazminat (Munzam zarar)
DAVA TARİHİ : 03/04/2024
KARAR TARİHİ : 09/07/2025
Mahkememizde görülmekte olanTazminat (Munzam zarar) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... A.Ş, ... 44. Noterliği'nin ... tarih ... yevmiye numaralı temliknamesi ile davalı ... A.Ş'den olan ...tarih ... numaralı faturadan kaynaklı alacağının 781.698,08 TL'lik kısmını, davacı şirkete temlik ettiğini ve alacağı temlik aldığını 07.03.2014 tarihinde noter kanalıyla davalı şirkete bildirdiğini, davacının, davalıya noterden yapılan bildirime rağmen kendilerine temlik edilen bu alacağın ödenmemesi nedeniyle, ... 7. Genel İcra Dairesi ... E. sayılı dosyası (Kapatılan ... 5. İcra Müdürlüğü'nün ...E. sayılı dosyası) (celbi talep olunur) ile 05.12.2014 tarihinde asıl alacak 781.698,08 TL , takip öncesi işlemiş faiz 68.698,41 TL olmak üzere toplam 850.396,49 TL takip tutarında bir ilamsız icra takibi başlattığını, davalı borçlu; dava dışı ... A.Ş'nin ... şirketinden olan alacağının 782.000 TL'lik kısmını kendilerine devrettiğini, bu nedenle devraldıkları bu alacağı icra takibine konu borç ile takas ettiklerini ve borcun sona erdiğini ileri sürmüş, yetki ve borca itirazı nedeniyle işbu icra takibi 15.12.2014 tarihinde durduğunu, bunun üzerine davacı şirketin, ... 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin... E. ... K. Sayılı dosyası ile itirazın iptali davasını açtığını, Yargılama neticesinde ilk derece mahkemesinin 02.11.2016 tarihli gerekçeli kararında; davalının yetki itirazının reddi gerektiği, icra takibine konu fatura alacağından kaynaklanan temliknamenin TBK m. 183-184 hükümleri gereği usulüne uygun olup geçerli olduğu, davalı tarafın söz konusu icra takibini sonuçsuz bırakmak adına davacı müvekkil şirketin dava dışı ... A.Ş'ye olan borcunun icra takibindeki alacak miktarını karşılayacak tutarda adi yazılı temlik sözleşmesi ile devraldığı, Bilirkişi raporu ve mevcut delillere göre; davalı tarafın temlik aldığı alacak nedeniyle davacı müvekkil şirkete yönelik takas/mahsup iddiasında bulunmasının mümkün olmadığı, bu nedenle davacı müvekkil şirketin icra takibi yapmakta haklı olduğu kanaatinde olup; davanın kabulüne, icra takibinin devamına ve icra inkar tazminatına hükmetmiştir. Davalı borçlu şirket ise işbu kararı 06.12.2016 tarihinde istinaf ettiğini, istinaf mercii olarak dosyayı tahkik eden ... Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi Başkanlığı 27.03.2018 tarih... E.... K. Sayılı kararında; dava dışı ... A.Ş tarafından, davalı ... A.Ş'ye yapılan temlikin geçerli olduğu,... A.Ş'nin ... A.Ş'den alacaklı olduğunun ticari defter ve kayıtların incelenmesi ile tespit edildiği, bu alacağın 782.000,00 TL'ye tekabül eden kısmının 02.01.2014 tarihli alacağın temliki sözleşmesi ile ...A.Ş'ye temlik edildiği, temlikin ...A.Ş'nin ticari defter ve kayıtlarında tespit edildiği, temlike konu alacağın gerçek bir alacak olduğu, davalı şirketin; borçlu olduğu, dava dışı temlik eden ... şirketine karşı ileri sürebilecek takas talebi TBK m.188/1 hükmü gereği temlik alan müvekkil şirket ... A.Ş'ye de ileri sürülebileceği, bu nedenle davacı müvekkil şirketin alacak talebinin yerinde olmadığı kanaatinde olup ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına ve davanın reddine, davacı şirketin kötü niyetli olduğu kanıtlanamadığından kötü niyet tazminatı isteminin reddine karar verdiğini, davacı şirketin şbu istinaf mercii kararını 11.06.2018 tarihinde temyiz ettiğini, temyiz makamı olarak dosyayı inceleyen Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin, 19.12.2019 tarih... E. ... K. Sayılı kararı ise "Davacının takibine dayandırdığı temlik sözleşmesi noterde ... tarihinde bildirilmiştir. Anılan bu temlike konu alacağın ödenmemesi üzerine 05.12.2014 tarihinde dava konusu takip başlatılmıştır. Davalının ödeme emrine itirazını dayandırdığı temlik ise 02.01.2014 tarihinde adi yazılı şekilde yapılmıştır. Adi yazılı şekilde yapılan temlik taraflar arasında geçerli ise de, böyle bir temlikin düzenlenmesi her zaman mümkün olduğundan davacıya karşı takas defi'ne dayanak teşkil etmez. Bu temlikin resmiyete yansıması, davacının dayandığı temlikin davalıya noter aracılığı ile bildirilmesinden sonra 25.04.2014 tarihinde damga vergisinin yatırılması ile olmuştur. Öte yandan davalı cevabında dava dışı ...A.Ş'nin ... A.Ş. Hakkında başlattığı takipten haberdar olduklarını ve takas defi'ne konu alacağı ... A.Ş.'den temlik aldıklarını beyan etmiştir. ...A.Ş.'nin ... A.Ş. Hakkında 01.05.2014 tarihinde takip başlatmış olması karşısında, davalının takas def'ine konu ettiği temlik tarihinin adi sözleşmede belirtilen 02.01.2014 tarihinden farklı bir tarih olduğu anlaşılmaktadır." şeklinde olup ... Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesinin davacı şirket aleyhine olan ... E.... K. Sayılı kararının bozulmasına oy birliği ile karar verildiğini, akabinde, ... Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi 15.09.2020 tarih,... E. ... K. Sayılı kararında; İlk derece mahkemesinin kararını kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kabulüne temyiz yasa yolu açık olmak üzere karar verdiğini, davalı taraf ise söz konusu kararı 04.11.2020 tarihinde temyiz ettiğini, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi ise 08.06.2022 tarih,... E.... K. Sayılı kararında ise; Bölge Adliye Mahkemesince uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olduğundan ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığından, bu nedenle davalı tarafın temyiz itirazlarının yerinde olmadığından hareketle; temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın onanmasına kesin olarak oy birliği ile karar verildiğini, davacı şirketin temlik şartlarını eksiksiz olarak yerine getirmesine ve tüm süreci davalıya noter marifetiyle resmi olarak ihbar etmiş, damga vergisini yatırmış olmasına rağmen hak etmiş olduğu alacağını almasının yıllar sürmesi davalı yanın kötü niyetini açıkça ortaya koyduğunu, şöyle ki tarafların basiretli tacir gibi hareket etme sorumluluğu bulunduğunu, tacir olan tarafların ticari geçmişlerinde defalarca kez temlik sözleşmesi süreçlerini yürüttüğünü, bu noktada tarafların temlik sürecinin işleyişi hakkında bilgisiz olması hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, ayrıca davacının bu süreçte üstüne düşen tüm resmi şekil şartlarını yerine getirmesine rağmen davalının ödeme yapmaması tamamen kötü niyetini ortaya koyduğunu, kaldıki borcun varlığı noktasında taraflar arasında ihtilaf bulunmadığını, 02.01.2024 tarihinde zorunlu dava şartı olarak Arabuluculuk süreci başlatıldığını, yapılan görüşmeler neticesinde 19.01.2024 tarihinde taraflar arasında anlaşamama tutanağı tanzim edildiğini, borçlu şirketin davacı şirkete olan borcunda temerrüde düştüğünü; ... A.Ş'nin, ... A.Ş'den olan alacağını davacı şirkete temlik ettiğini akabinde alacağı temlik alan davacı şirketin alacağı muaccel olmasına rağmen borçlu şirket, herhangi bir sebep olmaksızın borcunu zamanında ifa etmediğini, bu nedenle borçlu şirket mütemerrit olduğunu, davacı şirketin zararı temerrüt faizi ile karşılanamamadığını; Temliknameden doğan alacağın vade tarihi 07.03.2014, işbu alacağın takip tarihi ise 05.12.2014'dür. 2014 yılı için; asıl alacak miktarı 781.698,08 TL iken takip öncesi işlemiş ticari temerrüt faizi ve avans faizi 273 gün için yıllık %11,75 olarak hesaplandığında 68.698,41 TL olmak üzere toplam takip tutarı 850.396,49 TL. olduğunu, somut uyuşmazlığa ilişkin, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 08.06.2022 tarih,... E.... K. Sayılı kararı ile kesinleşen ... Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesinin 15.09.2020 tarih, ...E.... K. Sayılı kararında ise "781.698,08 TL asıl alacak ve 68,698,41 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 850.396,49 TL alacağın tahsili için icra takibinin devamına asıl alacağa takip tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi uygulanmasına", "takip konusu alacağın %20'si oranında hesaplanan 170,079,20 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine" ve "Davacının 9.097,55 TL peşin harç, 4,10 TL vekalet harcı, 1.970,00 TL bilirkişi gideri, posta-davetiye gideri olarak sarf ettiği yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine" şeklinde hüküm tesis edilmiştir. • ... Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesinin 15.09.2020 tarihli kararının Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 08.06.2022 tarihli kararı ile kesinleştiği nazara alındığında; Asıl alacak olan 781.698,08 TL için: -06.12.2014 ve 14.12.2014 arasındaki 8 gün için yıllık %11,75 -14.12.2014 ve 31.12.2016 arasındaki 748 gün için yıllık %10,50 -31.12.2016 ve 29.06.2018 arasındaki 545 gün için yıllık %9,75 -29.06.2018 ve 11.10.2019 arasındaki 469 gün için yıllık %19,50, 11.10.2019 ve 21.12.2019 arasındaki 71 gün için yıllık %18,25, 21.12.2019 ve 13.06.2020 arasındaki 175 gün için yıllık %13,75 , 13.06.2020 ve 19.12.2020 arasındaki 189 gün için yıllık %10 , 19.12.2020 ve 02.01.2022 arasındaki 379 gün için yıllık %16,75, 02.01.2022 ve 08.06.2022 arasındaki 157 gün için yıllık %15,75 olmak üzere Avans Faizi, İcra inkar tazminatı olan 170.079,20 TL için: -23.10.2020 ve 08.06.2022 arasındaki 593 gün için yıllık %9 olmak üzere Adi Kanuni Faiz 9.097,55 TL peşin harç, 4,10 TL vekalet harcı, 1.970,00 TL bilirkişi gideri, posta-davetiye gideri olarak sarf edilen yargılama gideri olan 11.071,65 TL için: -23.10.2020 ve 08.06.2022 arasındaki 593 gün için yıllık %9 olmak üzere Adi Kanuni Faiz davacının alacağına işletildiğini, borçlu ... Çöz. A.Ş' nin davacı şirkete olan borcunun vade tarihi olan 07.03.2014 ile hukuki sürecin sona erdiği 08.06.2022 tarihleri arasında, TCMB ve TÜİK verilerine göre yıllık ortalama ÜFE-TÜFE, altın, döviz ve faiz verilerinin dava dilekçesinde ayrıntılı verildiğini, görüldüğü üzere davacı şirketin alacağına işletilen faiz, alacağın vade tarihinden günümüze ÜFE TÜFE nazara alındığında enflasyon oranının çok altında kaldığını, ayrıca, TCMB'nin resmi internet sitesinde, Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) hesapladığı tüketici fiyat endeksine (TÜFE) göre Enflasyon Hesaplayıcısı adlı bir uygulama oluşturulduğunu, enflasyon hesaplayıcısı, söz konusu aralıktaki en yeni mal ve hizmet sepetini kullanarak oranlama ile hesaplama yaptığını, bu hesaplamaya göre, davacı şirketin asıl alacağı olan 781.698,08'nin; 07.03.2014 vade tarihi ile alacağın kesinleştiği 08.06.2022 tarihi arasındaki enflasyon hesabı 3,222,963.46 TL olarak hesaplanmasına rağmen davacı şirketin 8 yılı aşkın süren yargılama neticesinde davalı şirketten tahsil edebildiği tutar ise işbu hesaplamanın çok altında kaldığını, borçlu, borcunu zamanında ödeseydi, alacaklının mal varlığı hangi düzeyde olacak idiyse söz konusu ifanın geç yapılmış olmasından dolayı alacaklının mal varlığının hali hazırda arz ettiği durum arasındaki fark munzam zararı oluşturduğuna göre örnek vermek gerekirse; takibe konu 781.698,08 TL asıl alacak, vade tarihi olan 07.03.2014 tarihinde dolara yatırılsa idi, 356.744,286 USD (dolar), EURO'ya yatırılsa idi 257.298,338 EUR(euro), Gr Altına yatırılsa idi 8.310,9858 ALT (Gr Altın) alınabilmekteyken, yaklaşık 8 senenin sonunda borcun ifa edildiği tarihte ise her ne kadar asıl alacak miktarına avans faizi işletilse de tahsil edilen alacak ile alınabilecek USD,EURO ve ALT bu rakamların çok altında kaldığını, bu nedenle; temerrüt başlı başına bir akdin ihlali hali olduğundan borçlu, borcunu vadesinde ödemediği takdirde para değerindeki değişme riski borçluya ait olması gerektiğini, davacı şirketin munzam zararının doğmasında borçlu şirketin kusuru neden olduğunu; Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin, 19.12.2019 tarih ... E. ... K. Sayılı kararı "Davalının ödeme emrine itirazını dayandırdığı temlik ise 02.01.2014 tarihinde adi yazılı şekilde yapılmıştır. Adi yazılı şekilde yapılan temlik taraflar arasında geçerli ise de, böyle bir temlikin düzenlenmesi her zaman mümkün olduğundan davacıya karşı takas defi'ne dayanak teşkil etmez. Bu temlikin resmiyete yansıması, davacının dayandığı temlikin davalıya noter aracılığı ile bildirilmesinden sonra 25.04.2014 tarihinde damga vergisinin yatırılması ile olmuştur. Öte yandan davalı cevabında dava dışı ...A.Ş'nin ... A.Ş. Hakkında başlattığı takipten haberdar olduklarını ve takas defi'ne konu alacağı...A.Ş.'den temlik aldıklarını beyan etmiştir....A.Ş.'nin ... A.Ş. Hakkında 01.05.2014 tarihinde takip başlatmış olması karşısında, davalının takas def'ine konu ettiği temlik tarihinin adi sözleşmede belirtilen 02.01.2014 tarihinden farklı bir tarih olduğu anlaşılmaktadır." şeklinde olduğunu, temyiz makamının kesin kararından açıkça anlaşılacağı üzere; borçlu şirket, borcunu ifadan kaçınmak adına, davacı şirket kendilerine temliknameyi 07.03.2014 tarihinde noter aracılığıyla bildirdikten sonra takas-mahsup iddiasına mesnet oluşturmak için geçmişe dönük başka bir adi yazılı temlikname tanzim ettiğini, davalı tarafın işbu temliknameyi ticari defterlerine işletmesi ve damga vergisini ödemesi ise davacı şirketin uyuşmazlık konusu temliknameyi ihtar ve ihbar etmesinden hemen sonra olduğunu, davalı şirketin eylemleri Yargıtay'ın da kanaati doğrultusunda ifadan kaçınmaya yönelik olduğunu, nitekim, davalı yanın sonradan tanzim ettiği adi yazılı temlikname hukuki süreci uzatıp davacı alacağın değer kaybetmesine yönelik olduğunu, zira usule aykırı tanzim edilen temlikname bilirkişi raporlarına ve talimat dosyalarına konu olmuş, yargılamanın yıllar sürdüğünü, davalı tarafın eylemlerinin kötü niyetli olduğu ve bunun davacı şirketin aşkın zararına sebebiyet verdiği söz konusu uyuşmazlığa ilişkin Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin verdiği karar ile de sarih bir biçimde ortada olduğunu, ezcümle, mahkemeyi yanıltmak adına borçlu tarafından düzenlenen adi yazılı temlikname hukuki sürecin uzun yıllar sürmesine neden olduğunu, bu süre zarfında davacının alacağı miktar enflasyonist ortam da göz önüne alındığında tabiri caiz ise eridiğini, AİHM, AYM ve Yargıtay kararlarında katı bir somut ispat koşulu aranmadığını, soyut ispat yeterli kabul edildiğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla haklı davanın kabulüne, davacı şirketin munzam zararının uzman bilirkişi marifetiyle tespit edilerek hesaplanmasına, munzam zararın tazminine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DAVA DEĞER ARTIRIM; Davacı vekili 28/05/2025 tarihli değer artırım dilekçesi ile; dava dilekçesinde toplam 10.000 TL olarak talep edilen munzam zarar tazminatının 8.717.505,10 TL arttırdıklarını belirterek toplam 8.727.505,10 TL’nin işlemiş faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesi talep etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, davacının munzam zararını soyut olarak değil, somut olarak ispat yükü altında olduğunu, dava dilekçesi ile iddiasını ispata elverişli somut herhangi bir delil sunamadığını, aşkın zararın ispatına ilişkin yükümlülük, bu zararın varlığını iddia eden davacının üzerinde olduğunu, bu bağlamda aşkın (munzam) zarar alacaklısı, TBK’nın 122. maddesine dayalı olarak tazminat talebinde bulunabilmesi için öncelikle kaynağı ne olursa olsun evvela bir alacağı olduğunu, borçlunun temerrütte bulunduğunu, illiyet bağını ve bu alacağını tahsil edememesinden veya geç ödeme yapılmasından doğan ve duruma göre malvarlığında azalma veya engellenen kazançlardan oluşan zararını kanıtlamak durumunda olduğunu, önemle belirtmek gerekir ki davacı parayı zamanında elde etmiş olsaydı, onu değer kaybından etkilenmeyecek biçimde değerlendireceğini ispat edebilirse, söz konusu azalma aşkın zarar olarak borçluya yükletilebileceğini, emsal Yargıtay içtihatları ve doktrindeki görüşler doğrultusunda bilinmektedir ki alacaklı ispat yükünü yerine getirirken kural olarak herhangi bir ispat kolaylığından veya fiili karineden yararlanamayacağını, salt ülkenin ve piyasanın içinde bulunduğu ekonomik olumsuzluklardan olan enflasyon, yüksek faiz, para değerindeki düşüş gibi olgulara dayalı olarak aşkın (munzam) zarar talep edilmesi mümkün olmadığını, davacı, oluştuğu iddia edilen zararın davalının borcu ödemekten kaçınması sebebiyle oluştuğunu iddia etse de davalı şirket bakımından ödemekten kaçınma gibi bir olgunun söz konusu olmadığı, aksine yargılamayı gerektirir bir durum olduğu gözetilmesi gerektiğini, mahkeme kararının kesinleşmesi akabinde süresi içerisinde ödeme yapıldığını, dolayısıyla davalının kusuru bulunmadığını, taraflar arasında görülen ... 7.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E. Sayılı dosyasındaki dava konusu alacak yargılamayı gerektirdiği için tarafların bu yargılamada tüm yasal haklarını kullandığını, dosya istinaf ve temyiz aşamalarından sonra kesinleşmiş ve akabinde davalı şirketin süresi içerisinde ödeme yaptığını, davacının dava dilekçesinde belirttiği anayasa mahkemesi kararında, kamunun kamulaştırma ile ilgili borcunu geç ödemesinden kaynaklı olarak oluşan zararda enflasyon nedeniyle paranın değer kaybetmesi sonucunda kişilerin haksızlığa uğradığı sonucuna varılmış olması kamu hukuku yönünde olduğunu, bu kararın sanki özel hukuka ilişkin tüm munzam zarar davalarında emasal olduğu ve salt enflasyon olgusunun munzam zararın oluştuğuna karine teşkil ettiği şeklinde yorumlanması hukuka uygun olmadığını belirterek davanın gerek usulden gerekse esastan külliyen reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE:
Dava 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 122. Maddesine göre munzam zarar talebidir.
Taraflara usulüne uygun davetiyeler tebliğ edilmiş olup, ... 7. Genel İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosya, ... 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin ...Esas sayılı dosya, ... İcra Dairesinin ... İflas dosyasının UYAP sureti, ... 44. Noterliğinden Temelikname işlem örneği, temlikname belge aslı dosyamız içerisine alınmıştır.
Dosya Mali Müşavir, Nitelikli Ticari Hesaplamalar Uzmanı ve Hukukçudan oluşan bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, düzenlenen 11/02/2025 tarihli bilirkişi raporu ile; dava dışı ...’in, davalı şirkete tanzim ettiği ...tarih ... nolu faturanın 781.698,08 TL. tutarını davacı şirkete temlik ettiği, temliknamenin davalı şirkete 07.03.2014 tarihinde tebliğ edildiği, davalının temerrüdünün tebliğ tarihinden bir gün sonraki tarih olan 08.03.2014 tarihinde gerçekleştiği, davacı şirketin temlik alacağının dava tarihi itibariyle güncellenmiş tutarının 12.757.016,56 TL ile davalı şirketin icra dosyasına yaptığı ödemelerin dava tarihi itibariyle günellenmiş tutarı olan 4.029.511,46 TL. nın mahsubu sonrası davacı şirketin, davalı şirketten 8.727.505,10 TL. munzam zarar talebinde bulunabileceği belirtilmiştir.
Davacı temlik alınan fatura alacağının zamanında ödenmemesi, ancak yapılan yargılamalar ve icra takipleri neticesinde, vadesinden çok sonra alınması, bu sebeple zaman içerisinde paranın enflasyon karşısında değer kaybetmesinden kaynaklı zarar oluştuğunu ileri sürerek TBK 122. Maddesine göre munzam zarar talebinde bulunmuştur.
Yerleşik ve güncel Yargıtay içtihatları ile istinaf uygulamalarında da işaret edildiği üzere; sadece enflasyon karşısında paranın değer kaybetmesinden kaynaklı olarak munzam zarar oluştuğunu kabul etmek mümkün değildir. Munzam zara olabilmesi için davacının enflasyon dışında somut zararlarının olması ve bunun da ispat edilmesi gerekir. Somut olayda davacı, enflasyon parametresi dışında somut bir zararının olduğu ileri sürmemiş ve buna dair de delil sunmamıştır. Bu nedenle davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi ve ayrıntısı yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40-TL harcın mahsubu ile fazladan alınan 148.685,40-TL'nin yatıran tarafa iadesine,
3-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre hesaplanan 30.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından hüküm kurulmasına yer olmadığına,
6-6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(11)-(13) maddesi ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazine adına gelir kaydına,
7-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilgili tarafa iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren 2 Hafta süre içerisinde Bölge Adliye Mahkemesine İSTİNAF yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.09/07/2025
Başkan ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Katip ...
¸e-imzalıdır