T.C.
İSTANBUL
10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2024/343 Esas
KARAR NO :2025/177
BİRLEŞEN ....ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'NİN ... SAYILI DOSYA
DAVA:Menfi Tespit (Abone Sözleşmesi), İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
DAVA TARİHİ:07/06/2024
KARAR TARİHİ:20/02/2025
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Abone Sözleşmesi), İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle ; Davacı, dava dışı elektrik tedarik şirketi ... A.Ş.'nin 2024/3-4-5 dönemleri normal elektrik tüketim faturalarından (ek-1/1-3) da anlaşıldığı üzere ticarethane grubu sözleşmeli abonesi olarak, ticari işletmesi olan ... tesisat/hizmet no'lu kullanım yerinde elektrik enerjisi kullandığını, davalı elektrik dağıtım şirketi tarafından, davacının bu kullanım yerinde kaçak elektrik enerjisi kullandığı iddiası ile düzenlenen kaçak elektrik tespit tutanağına dayanılarak 16.05.2024 tarihli, ... no'lu ve 497.531,34-TL bedelli kaçak elektrik tüketim faturası ve aynı tarihli, ... no'lu ve 294.898,40-TL bedelli ek tüketim faturası ile davacı adına toplam 792.429,74-TL kaçak elektrik tüketim borcu tahakkuk ettirildiğini, oysa ki davacı tarafından, mezkür kullanım yerinde kaçak elektrik enerjisi kullanılmadığını, davalı şirket tarafından davacıya atfen ileri sürülen haksız eylem nitelikli kaçak elektrik kullanım iddiası haksız, maddi ve hukuksal mesnetten yoksun olduğunu, HMK.m.109 hükmü uyarınca kısmi dava olarak "fazlaya ilişkin talep hakları saklı kalmak" kaydıyla, davacının, davalı tarafından düzenlenen 16/05/2024 tarihli, ... no'lu ve 497.531,34-TL bedelli kaçak elektrik tüketim faturası ve aynı tarihli, ... no'lu ve 294.898,40-TL bedelli ek tüketim faturası ile davacı adına toplam 792.429,74-TL'nin şimdilik 500,00 TL kısmından borçlu olmadığının tespitine, HMK.m.397/4 ve m.323/1-ç hükümlerine göre asıl dava dosyasının eki olan .... Asliye Ticaret mahkemesi'nin ... D.İş sayılı ihtiyati tedbir dosyasının giderleri de dahil olmak üzere, yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle;
Müvekkil şirket tarafından tahakkuk ettirilen faturalar usul ve yasaya uygun olarak düzenlendiğini, davaya konu "... Mahallesi 128.Sokak No:21 Bodrum Dükkan ..." adresinde mevcut bulunan işletmede kurulu bulunan ... hizmet numaralı tüketim noktasına ait EPDK Tüketici Hizmetleri Yönetmeliğinin 42. Maddesinin 1/b bendine göre ilgili kullanım yerinde dağıtım sistemine müdahale ederek ayrı bir hat çekmek suretiyle sayaçtan geçirilmeksizin elektrik enerjisi olduğunu ve kaçak elektrik enerjisi kullanıldığını, 14.05.2024 tarihli H/... seri numaralı kaçak elektrik tespit tutanağı ile kaçak elektrik kullanıldığına ilişkin tutanak düzenlendiğini, ilgili kullanım yerinde dağıtım sistemine müdahale ederek ayrı bir hat çekmek suretiyle sayaçtan geçirilmeksizin elektrik enerjisi kullanıldığı tespit edildiğini, 14.05.2024 tarihli H/... numaralı kaçak elektrik tespit tutanağı düzenlendiğini, fazlaya ilişkin her türlü dava, şikayet, cevap ve sair haklarımız saklı kalmak kaydıyla, asılsız ve mesnetsiz davanın esastan reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin Davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
BİRLEŞEN DAVADA:
DAVA: Dava dilekçesinde özetle şöyledir: "Davalı /borçlu karşı taraf , "... mah.128.sok no:21 bodrum dükkan beylikdüzü/ist" adresinde ticari iş(halı yıkama ) yapmakta olup sözleşmesi bulunmasına karşılık harici hat çekmek suretiyle kullandığı kaçak elektrik kullandığı 14/05/2024 tarihli, h/... seri no'lu kaçak /usulsüz elektrik kullanım tespiti tutanağı tespit edilmiştir.bu hususta video kaydı da mevcuttur. i ilgili tutanağa bağlı olarak düzenlenen ,27/05/2024 son ödeme tarihli 294.898,40tl. bedelli ve 27/05/2024 son ödeme tarihli 497.531,34 tl bedelli fatura düzenlenmiştir. davalı ephyt 42/1-b maddesi uyarınca perakende satış sözleşmesi mevcutken harici hat çekerekelektrik enerjisi kullandığına dair kaçak elektrik tespit tutanağının düzenlendiği ve yönetmeliğin 42/1-b ve devamı maddeleri uyarınca bu tutanak gereğince kaçak elektrik bedeli ve ek tüketim bedeli olmak üzerekaçak elektrik tüketim tahakkuku yapıldığı, söz konusu borç faturanın son ödeme tarihinde ödenmediği açıktır.somut olayda, sayaca müdahale edildiğine dair kayıtlar gözetildiğinde eldeki dosyada ihtiyati haciz yönünden yaklaşık ispatın sağlandığı ,alacağın muaccel olduğu ve faturanın son ödeme tarihinde ödenmediği de gözetildiğinde ihtiyati haciz talebimizin kabulüne karar verilmelidir.
işbu dosya ile gerek yargıtay 3.hukuk dairesi 2024/83 e ,2024/1218 kararı gerekse istanbul bölge adliye mahkemesi 2024/1780 e, 2024/1875k sayılı kararda dikkate alınarak öncelikle ,27/05/2024 son ödeme tarihli 294.898,40tl. bedelli ve27/05/2024 son ödeme tarihli 497.531,34 tl bedelli fatura olmak üzere, toplamda 792.429,74 tlnin tamamı yönünden , mahkemeniz aksi kanaatte ise ölçülülük ilkesi gereğince mahkemenizce tespit edilecek oran yönünden ihtiyati haciz talebimizin kabulü gerekir.
davalı tarafından davaya konu olan tutanak ve bu tutanak kapsamında düzenlenen faturalara ilişkin borçlu olmadığından bahisle , istanbul 10. asliye ticaret mahkemesi 2024/343 e görülmektedir.söz konusu dosyada tarafların aynı olması aynı dayanakların tartışılması ve istanbul 10. asliye ticaret mahkemesi 2024/343 e sayılı dosyanın daha önce açılması dikkate alındığından ,usul ekonomisi gereğince davanın birleştirilmesini talep ederiz.
" Talep ve dava etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE:
Taraflara usulüne uygun davetiyeler tebliğ edilmiş olup,
Dava, asıl dava Davalı Elektrik Dağıtım Şirketinin ... hizmet/tesisat no'lu abonesi olan davacı işyeri adına kaçak kullanım nedeniyle tahakkuk ettirilen DA ... seri no'lu 497.531,34-TL tutarlı kaçak elektrik tüketim faturası ve DA ... seri no'lu 294.898,40TL tutarlı ek tüketim faturası olmak üzere toplam 792.429,74-TL'lik faturalardan dolayı borçlu olmadığına dair menfi tespit davası ile birleşen dava fatura alacağından kaynaklı başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali davasıdır.
Usul kanunumuz gereğince açılan davalarda öncelikli işlem mahkemenin yargılamada görevli olmasıdır. Gerçek kişiler tarafından açılan ya da gerçek kişilere karşı açılan davalarda; takibin ya da davanın açıldığı tarihte ilgili yıllarda bağlı olduğu vergi dairesinden, hangi esasa göre defter tuttuğu, ikinci sınıf tacir (esnaf) olup olmadığı, eğer ikinci sınıf tacir (esnaf) ise ve işletme defteri tutuyor ise; VUK'un 177/2 fıkrasında düzenlenen hadlere göre, faaliyetinin esnaf faaliyeti sınırını aşıp aşmadığına yönelik bir araştırma yapılması gerektiği bilinmektedir (İstanbul BAM 13. Hukuk Dairesinin 06/04/2023 Tarih, 2023/608 Esas ve 2023/578 Karar sayılı kararı).
Davacının bağlı olduğu vergi dairesine müzekkere yazılarak; hangi esasa göre defter tuttuğu, ikinci sınıf tacir olup olmadığı, eğer ikinci sınıf tacir ise ve işletme defteri tutuyor ise VUK'un 177/2 fıkrasında düzenlenen hadlere göre faaliyetlerinin esnaf faaliyeti sınırını aşıp aşmadığının sorulmuştur. İstanbul Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün cevabi yazısında; " İlgi sayılı mahkeme yazısında ... vergi numaralı ... 18/04/2021 tarihinden itibaren ... Mah. 35. Sk. No: 21 iç kapı no: 2 beylikdüzü adresinde ... - Halı Ve Kilim Yıkama Hizmetleri,... - Diğer Temizlik Faaliyetleri (Yüzme Havuzları, Tren, Otobüs, Uçak, Tanker, Plaj Ve Şişelerin Temizlenmesi İle Dezenfekte Faaliyetleri Dahil, Oto Yıkama Hariç)Ve ... - Binaların Genel Temizliği (Daire, Apartman, Büro, Fabrika, Kurum, Mağaza Vb. Her Türlü Binanın Genel Temizliği Dahil, Pencere, Baca, Sanayi Makinesi, Vb. Uzmanlaşmış Temizlik Faaliyetleri Hariç faaliyet kodlarıyla mükellefiyet kaydının olduğu 2021-2022-2023 dönem gelir vergisi beyanlarında işletme hesabına (2. Sınıf tacir) göre defter tuttuğu görülmüş olup mükellefin gelir vergisi beyannameleri yazımız ekindedir." diye belirtilmiştir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK)’nın 3. maddesi hükmüne göre, bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir. Bir işin ticari veya adi olması, farklı kuralların uygulanmasını gerektirir. Bir işin ticari olup olmadığını kanunda öngörülen kurallar uyarınca saptamak gerekir. Eğer iş ticari ise özel ticari kuralların uygulanması zorunlu olur. Ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işler, yani haklı veya haksız fiil yahut işletmeyi ilgilendiren her iş ayrık durumlar dışında ticari iş sayılır. Bu işler, eğer bir ticari işletmeyi ilgilendirmiyorsa ticari iş sayılmazlar (ERİŞ Gönen, Gerekçeli- Açıklamalı- İçtihatlı 6335 Sayılı Kanunla Güncellenmiş Yeni TTK Hükümlerine Göre Ticari İşletme ve Şirketler Ticaret Sicili Yönetmeliği ve İlgili Tebliğler, Seçkin Yayınevi, 1. Baskı, Mart 2013, 1. Cilt, Sh, 323).
Ticari davalar ise aynı Kanunun 4/1 maddesinde tanımlanmıştır. Bu maddeye göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleri ve tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın Türk Medenî Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde; fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta; borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde ve bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu maddeye göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için tarafların her ikisinin tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması veya ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi olması veyahut da açılan davanın maddede altı bent halinde sayılan davalardan olması gerekir. Taraflardan biri tacir değilse veya tacir olmasına rağmen uyuşmazlığın ticari işletmeyle ilgisi yoksa ticari davanın varlığından söz edilemez.
Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.
6335 sayılı Türk Ticaret Kanunu İle Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü Ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 2. maddesi ile değişik TTK’nın 5/1. maddesinde, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın, asliye ticaret mahkemesinin tüm ticarî davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevli olduğu belirtilmiştir. Buna göre, asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki hukuki ilişki, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunundan ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 6335 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil görev ilişkisidir. Bu nedenle, asliye ticaret mahkemesinin bakması gereken davalarda, asliye hukuk mahkemesi görevli sayılamaz. Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanununun 1. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olup mahkemelerce ve temyiz incelemesi aşamasında Yargıtayca re'sen dikkate alınır. Bu kuralın tek istisnası, 6335 sayılı Kanunun 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı TTK'nın 5/4. maddesinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemeye göre, yargı çevresinde ayrı bir asliye ticaret mahkemesi bulunmayan yerlerde, asliye hukuk mahkemelerine açılan davalarda görev kuralına dayanılmamış olması görevsizlik kararı verilmesini gerektirmez. Nitekim, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.09.2015 gün ve 2014/15-1026 E. 2015/1765 K. sayılı kararında da aynı ilkeler benimsenmiştir.
TTK'nın 5/1.maddesinde, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesinin tüm ticari davalar ile çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevli olacağı düzenlenmiştir.
6100 sayılı HMK'nın 2.maddesinde ise Asliye Hukuk Mahkemesinin görev alanı düzenlenmiş olup madde metnine göre, dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkemenin, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesi olacağı hüküm altına alınmıştır.
Görevle ilgili değerlendirmenin 6102 Sayılı TTK'nun 4 ve 5.maddesindeki düzenlemeler gözetilerek yapılması gerekir. 6102 Sayılı Kanun'un 19.maddesi ''ticari iş karinesi'' başlığını taşımakta olup, bu maddenin 2.fıkrasında yer alan ''Taraflardan yalnız biri için ticari iş niteliğinde olan sözleşmeler, kanunda aksine hüküm bulunmadıkça, diğeri için de ticari iş sayılır.'' hükmünün, görevli mahkemenin belirlenmesinde dikkate alınması mümkün değildir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2015/15-440 esas 2015/1769 karar sayılı ilamı).
Yapılan açıklamalar ışığında somut olayda, taraflar arasındaki uyuşmazlığın elektrik abonelik sözleşmesinden kaynaklandığı, İstanbul Vergi Dairesi Müdürlüğünün 25.03.2024 tarihli müzekkere cevabından davacının işletme hesabına göre defter tuttuğunun bildirildiği, yazı ekindeki beyannamelerden davacının faaliyetlerinin VUK'nun 177. maddesindeki esnaf faaliyeti sınırını aşmadığının anlaşıldığı, salt sözleşmeye konu yerin ticarethane olarak kullanılmasının eldeki davanın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili nispi ticari dava olarak nitelendirilmesini mümkün kılmayacağı, mahkememizin mutlak ve nispi ticari dava niteliği taşımayan işbu davaya bakmakla görevli olmadığı, bu durumda tüketici sıfatını da haiz olmayan davacı ile davalı arasındaki uyuşmazlığın genel hükümler uyarınca asliye hukuk mahkemesinde çözümlenmesi gerektiği anlaşıldığından (benzer yönde İstanbul BAM 37. HD'nin 11/01/2021 tarihli, 2020/1494 E., 2021/67 K.sayılı kararı) görevle ilgili düzenlemelerin kamu düzenine ilişkin olması nedeniyle taraflarca ileri sürülmese dahi yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilmesi gerektiği nazara alınarak dava dilekçesinin 6100 sayılı HMK 114/1-c ve 115/2 maddesi uyarınca görev yönünden usulden reddine ve mahkememizin görevsizliğine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçeleri yukarıda açıklandığı üzere;
1-Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, dosyanın talep halinde ve karar kesinleştiğinde, yetkili ve görevli İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesi'ne GÖNDERİLMESİNE,
2-HMK 20/1 maddesi gereğince, mahkememiz kararının kesinleşme tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde, dava dosyasının görevli ya da yetkili mahkemeye gönderilmesinin talep edilmemesi durumunda DAVANIN AÇILMAMIŞ SAYILMASINA,
3-Birleşen dosya davacısının ihtiyati haciz talebi hususunda görevli mahkemece karar verilmesine,
4-Harç, vekâlet ücreti, yargılama giderleri konusunda görevli mahkemece karar verilmesine,
5-Davacı tarafından, HMK 20/1 maddesi gereğince işlem yapılmaz ve davanın açılmamış sayılmasına karar verilirse; davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, alınması gerekli harç peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
6-Karar kesinleştiğinde ve talep halinde, davacı tarafından yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın davacıya iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yokluğunda verilen karara karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde mahkememize veya başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek istinaf dilekçesi ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 20/02/2025
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır