T.C.
İSTANBUL
10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/414 Esas
KARAR NO : 2025/604
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 20/09/2018
KARAR TARİHİ : 07/07/2025
Mahkememizin 2018/838 Esas, 2020/745 Karar, 07/12/2020 tarihli kararı İstanbul BAM 14. Hukuk Dairesinin ... Esas,...Karar sayılı ilamı ile kaldırılmakla Mahkememiz yukarıdaki esasına kaydı yapılan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ile davalı arasında 13/06/2016 tarihli, 5 yıl süreli Otogaz Bayilik Sözleşmesi imzalandığını, sözleşmeye göre ...'ın davalıya LPG ikmal edeceğini, davalı, Sözleşme şartlarında ...'dan mal tedarik edeceği ve kendi akaryakıt istasyonunda tüketicilere satacağını, taraflar arasındaki 5 yıllık sözleşmeyi henüz birinci yılın dolmasından sonra haksız ve erken feshettiğini, sözleşmenin süresinden önce davalı tarafından haksız yere feshi üzerine davacının muaccel hale gelen alacaklarının davalıdan verilen faturalar ile talep edildiğini, davacı alacağının 204.374.10 TL (Cari hesap bakiyesi) olduğunu, sözleşmeyi haksız ve erken fesih eden davalının, kesilen faturaları ödemeyince aleyhine ... 21. İcra Müdürlüğünün ... Esas Sayılı dosyasından icra takibi açıldığını, davalının haksız olarak takibe itirazda bulunduğundan işbu davanın açıldığı, davalının borca itirazının haksız olduğunu, davacı alacağının sözleşme ve faturaya dayalı, kayıtlı alacak olduğunu belirterek fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla, davalının ... 21. İcra Müdürlüğünün ... Esas Sayılı takibe yapılan haksız itirazın iptaline, takibin devamına, davalı aleyhine %20'den az olamamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesi talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı cevap dilekçesinde özetle; davacının hukuka aykırı olarak gayrinakdi hak bedeli ve cezai şart talebinde bulunmuş ise de bu alacakların ispatı ya da ödenmesi gerektiği konusunda hiçbir sözleşme dahi sunulmadığı, öncelikle davanın ispat edilmemiş olması nedeniyle reddi gerektiği, huzurdaki görülmekte olan davada 125.165.09 TL Cezai Şart bedeli ve 46.436.85 TL tutarında gayri nakdi hak bedeli adı altında alacak talep edilmiş ise de gerek dava dilekçesi, gerekse delil listesinde bu alacakların hangi Sözleşme hükümleri çerçevesinde ve neye dayanarak istendiği konusunda en ufak bir delil sunulmadığı, davacının iddiasını ispatla mükellef olduğunu, iddiaların yazılı sözleşme ve belgelerte ispatı gerektiğini, özellikle Cezai Şart alacağı için Sözleşmede Cezai şart hükmünün düzenlenmesi ve gayri nakdi hak bedeli için de sözlşeme ile bu bedelin ödeneceğinin kararlaştırılması ve ödemenin yapıldığının ispatının gerekmesi ve ayrıca bu bedelin tüm sözleşme süresi kapsamında ödendiğinin ispat edilerek süresinden önce sözleşmenin feshi halinde iade edileceğinin yine sözleşme hükümleri ile ispatı gerektiğinin hukuken tartışmasız olduğunu, davacı tarafından cari hesaptan kaynaklanan alacak olduğu iddia edilerek davalı şirket aleyhine takibe geçilmiş ise de faturalarda da davalının imzalarını içerene bir ikrarının bulunmadığı, davacının LPG faturaları ile ilgili olarakda davasını ispat edemediği, zira sadece yasal şartları haiz olmayan bir cari hesap kaydına dayanılarak alacağın ispatlanamayacağının hukuken de tartışmasız olduğunu, davalı şirketin davacı şirkete borçlu bulunmadığı gibi tam tersine kendisinden tahsil edilen tutarlar kapsamında davacı şirketten alacaklı olduğunu, davalı şirketin davacı şirkete borçlu bulunmadığı gibi tam tersine kendisinden tahsil edilen tutarlar kapsamında davacı şirketten alacaklı olduğu, yargılama sonunun bu durumun tespit edileceğini, Mahkemece aksı kanaatte olması halinde tahsil edilen tutarlar için ayrıca takas/mahsup talebi bulunduğunu belirterek haksız ve hukuka aykırı davanın reddine, Kötü niyetli takibin ve itirazın iptali dava nedeniyle takinin %20'si tutarında davacı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri, vekalet ücretinin karşı yana tahmiline karar verilmesi talep edilmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE:
Mahkememizin ... Esas,...Karar, 07/12/2020 tarihli kararı ile davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verildiği, taraflarca istinaf kanun yoluna başvurulduğu, İstanbul BAM 14. Hukuk Dairesinin ...Esas, ... Karar sayılı ilamı ile; "Davacının takibe dayanak faturalarının incelenmesinde, gayrı nakdi hak bedeli açıklamalı düzenlenen 125.165,09 TL tutarlı faturanın bulunduğu, yargılama sürecinde davacı vekilinin gerek 17.06.2019 tarihli beyan dilekçesi içeriğinde gerek 31.12.2019 tarihli talimatla alınan bilirkişi raporuna beyan dilekçesinde ve gerekse davacı defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucu alınan 26.10.2020 tarihli rapora karşı beyanda bulunulan 10.11.2020 tarihli dilekçelerinde, talep edilen 125.165,09 TL lik fatura alacağının taraflar arasında imzalanan ürün alım taahhütnamesi uyarınca davalının gerçekleştirdiği eksik alımlar nedeniyle ödemeyi kabul ettiği cezai şarta ilişkin olduğu açıklanmıştır. İlk derece mahkemesince ise yazılı gerekçe kapsamında davacının talebi dışında sanki taraflar arasındaki protokolün 13. maddesinde düzenlenen ve sözleşmenin haksız feshi halinde ödenmesi kararlaştırılan cezai şartın talep edildiği şeklinde kabul edilerek karar verildiği anlaşılmaktadır. İlk derce mahkemesinin bu kabulüne ve kurulan hükme yönelik her iki taraf vekilince de istinaf başvurusunda bulunulduğu da anlaşılmaktadır. Davacı vekilinin takip ve davadaki talebi dikkate alındığında, ilk derece mahkemesince eksik alım taahhüdü kapsamında istenen fatura alacağının protokolün 13. maddesinde düzenlenen ve sözleşmenin haksız feshi hâlinde ödenmesi kararlaştırılan cezai şart alacağı gibi değerlendirilerek bu yönde gerekçe yazılarak hüküm kurulmuş olması HMK'nın 26. maddesinde düzenlenen taleple bağlılık ilkesinin ihlali niteliğindedir. " denilerek Mahkememiz kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.
Mahkememizce yapılan yeniden yargılama ile; davalı şirket ... dönemi K.V. Beyannamesi dosyamız içerisine alınmıştır.
Dosya bozma öncesi rapor sunan bilirkişilere tevdi edilmiş, düzenlenen 19/03/2025 tarihli bilirkişi raporu ile; taraflar arasında imzalanan 13.06.2016 Tarihli ÜRÜN ALIM TAAHHÜTNAMESİ'nin (a) Anlaşma süresinin hitamında ve/veya her bir yıllık anlaşma süresinin sonunda hesaplanacak eksik alımlarıyla ilgili olarak; TON BAŞINA 15 USD tutarın ödeme gününde uygulanmakta olan Merkez Bankası Döviz Satış Kuru üzerinden hesaplanacak Türk Lirası Karşılığında Kar Mahrumiyetini ödemeyi.” bendi uyarınca hesaplanan ve davalıya fatura edilen 31.918.47 USD karşılığı olarak EKSİK OTOGAZ ALIMINDAN dolayı hesapladığı ve 29.11.2017 tarihinde fatura ettiği 125.165.09 TL'nı Cezai şart bedeli faturası düzenleyerek talep ettiği, taahhütnamenin işbu maddesinde, Kar Mahrumiyeti olarak talep ettiği tutarın CEZAİ ŞART BEDELİ OLARAK talep edildiği hususunun Mahkeme takdirlerine arz edildiğini, taraflar arasında imzalanan 13.06.2016 tarihli “OTOGAZ BAYİLİK PROTOKOLÜ”ün 13 maddesi :“Bayi, İşbu Protokolün ve/veya Standart Otogaz Bayilik Sözleşmesi'nin Taahhütlerinin Mevzuatın her hangi bir hükmünü kısmen veya tamamen ihlal ettiği, ...'dan satın aldığı ürün bedellerini ve hizmet bedellerini vadesinde ödemediği takdirde, ...'ın işbu anlaşmayı haklı nedenle fesih hakkına haiz bulunduğunu kabul etmiştir. BAYİ, İşbu Protokol, Standart Otogaz Bayilik Sözleşmesi ve eklerinin ... tarafından yukarıda açıklanan şekilde feshedilmesi ve/veya İşbu anlaşma ve eklerini süresinden önce feshetmesi veya fesih sonucunu doğuracak şekilde hareket etmesi halinde, ...'ın Standart Otogaz Bayilik Sözleşmesinden kaynaklanan tüm hakları ve diğer Cezai şartları Talep hakları saklı kalmak kaydıyla fesih tarihinde 5.000 USD miktarında Cezai Şartı İfa tarihinde uygulanmakta olan TCMB Döviz satış kuru üzerinden hesaplanacak Türk Lirası olarak ödemeyi ... Kabul etmiştir. Protokolün işbu maddesine göre ise CEZAİ ŞART BEDELİ OLARAK 5.000 USD tutarında bir cezai şart ödeneceği taraflarca kararlaştırıldığı, davacı ise; 13.06.2016 tarihli Ürün Alım Taahhütnamesinin “a bendi” hükmü gereğince eksik ürün alım bedeli olarak hesaplanan 31.918.47 USD karşılığı düzenlenen 29.11.2017 tarihinde fatura ettiği 125.165.09 TL'nı Cezai şart bedeli faturası karşılığı olarak talepte bulunduğu, işbu Taahhütnamenin “a bendi “ gereği hesaplanan tutarın KAR MAHRUMİYETİ OLARAK TALEP EDİLEBİLECEĞİ, ancak, Taahhütname gereği hesaplanan “Kar Mahrumiyet” adı altındaki eksik ürün alım bedelini davacı cezai şart bedeli olarak talepte bulunduğu ve davalı adına düzenlenen 125.165.09 TL'nın da Cezai şart bedeli olduğu iddiasında bulunduğu, kök raporun sonuç kısmında da özetlendiği üzere : “Davacı şirket tarafından Davalı şirket aleyhine başlatılan ... 21 İcra Müdürlüğünün 01.06.2018 tarih ... E Sayılı dosyasından başlatılan İlamsız İcra Takibinde, Davacının davalıdan 01.06.2018 Takip Tarihi İtibariyle Talep edebileceği alacak miktarı: her ne kadar davalının fesih ihtarnamesinde ileri sürdüğü sebepler haklı feshe olanak tanıyabilecek olsa da dosya kapsamında bu hususların tespitine yarayacak bir belgeye rastlanılmadığı, bu nedenle feshin haklı sebebe dayanıp dayanmadığının Sayın Mahkemenin takdirinde olduğu, davacı tarafından davalı adına düzenlenen son 3 otogaz satış faturasından bakiye kalan Cari hesap alacağının 32.772.16 TL olarak tespit edildiği işbu tutarın talep edilebileceği, Yatırım Katılım Bedelinden talep edilebilecek iade alacağın talep gibi 46.436.85 TL olduğu, Mahkemenin takdirlerinde olmak üzere; Davacının Kar Mahrumiyeti olarak ifade edilen ödeme taahhüdünden kaynaklanan alacağının 102.490.00 TL olduğu, her ne kadar protokolün d maddesinde "aynı ticari bölgede yeni bir bayilik tesis edilip edilmeyeceğine bakılmaksızın talep edilebileceği" şeklinde düzenlenmişse de Yargıtay'ın yerleşik içtihatları gereği bu hususun da gözetilebileceği, Protokolün 13. maddesinde dayanıldığının kabulü halinde, 5.000 USD karşılığı 17.620.50 TL'nın ceza koşulu olarak talep edilebileceği , DP Tamamen Mahkemeniz takdirlerinde olmak üzere : Taraflar arasında imzalanan 13.06.2016 tarihli Ürün Alım Taahhütnamesi” nin “a bendi “ hükmü gereği eksik ürün alımından kaynaklanan Kar Mahrumiyetinin 31.918.47 USD olduğu ve işbu tutarın TL karşı olarak düzenlenen 29.11.2017 tarihli 125.165.09 TL bedelli Cezai şart bedeli açıklamalı faturanın CEZAİ ŞART BEDELİ OLARAK talep edilebileceği Mahkemenizce de benimsenmesi halinde ise Tarafımızdan hesaplanan işbu tutarın yukarıda yer verilen (d) fıkrasında belirtilen 102.490.00 TL olarak hesaplanan kar mahrumiyetinin cezai şart bedeli olarak talep edilebileceği hususu Mahkemeniz takdirlerinde mütalaa edildiği, takip 01.06.2018 tarihinde davalının temerrüde düşüldüğü kabulüyle takip öncesi işlemiş faiz talebinin yerinde olmadığı, Mahkeme inceleme kararında, davacı taleplerinin, davalının ekonomik olarak mahvına sebep olup olmayacağı hususunda ise; dosya kapsamına sunuluna davalı şirkete ait KV.Beyannamelere göre: Davalı Şirketin son 3 yıllık Mali Tabloları ( Bilanço ve Gelir tabloları) rapor sonuç kısmında tabloda özetlendiği, tabloda da görüleceği üzere, Davalı şirketin 2021 yılı sonrasında aktif ve Pasiflerde artış sağlandığı, Faaliyet hacminde de 2022 yılı sonunda 94192 artış, 2023 yılında ise 2022 yılına göre 9458 bir artış sağlandığı, Bilanço karlılığı da yıllar itibariyle artış sağlanarak 2023 yılı sonu itibariyle 4.094.732.00 TL net kar elde edildiği, 2023 yılı içinde sermaye artışına gidilerek özkaynaklarının 15.580.572.36 TL'na ulaştığı ilgili mali tablolardan tespit edildiği, gerek Davacı şirket tarafından talep edilen CEZAİ Şart Bedelleri, gerekse tarafımızdan tespit ve hesaplanan Cezai Şart bedellerinden dolayı DAVALI ALEYHİNE OLUŞACAK CEZAİ ŞART BEDELLERİNİ ÖDEYEBİLECEK MALİ GÜCÜNÜN Bulunduğu, davalının Cezai şart bedelleri yönünden de tamamen iktisaden mahvına sebep olmayacağının değerlendirilebileceği hususunun Mahkeme takdirinde olduğu, takip 01.06.2018 tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 2/2 maddesine uygun olarak % 9.75 ve değişen oranlarda Ticari faiz talep edilebileceği, diğer hususlardaki iddia ve taleplerin Mahkemenin takdirlerinde olduğu belirtilmiştir.
Tarafların iddia ve savunmaları, toplanan deliller, alınan bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde; taraflar arasında 13/06/2016 tarihinde 5 yıl süreli Otogaz Bayilik Sözleşmesi, Otogaz Bayilik Protokolü ve Ürün Alım Taahhütnamesi imzalandığı, sözleşme ile davalının Bolu ilindeki akaryakıt istasyonunda davacıdan alımı yapılacak LPG otogazın satımı konusunda anlaştıkları, sözleşme süresi sona ermeden davalının 18/08/2017 tarihli ihtarname ile sözleşmeyi feshettiği, davalı tarafından gönderilen ihtarnamede akdedilen sözleşme ve protokoller kapsamında fiyatlandırma ve karlılık hususunda kalınan ticari mutabakat uyarınca satılacak ürünlerde yaz ve kış dönemi ayrı fiyat uygulamasının kararlaştırıldığı ancak davacının bu mutabakata uymaması nedeniyle sözleşmenin tek taraflı olarak feshedildiği belirtilmesine karşın dosya kapsamında buna ilişkin yazılı bir mutabakat bulunmadığı keza feshin haklı nedenle yapıldığına ilişkin somut delil sunulmamış olduğu gözetildiğinde sözleşmenin feshinin haklı bir nedene dayanmadığı kanaatine varılmıştır. Davacı tarafça sözleşmenin erken feshi nedeniyle cezai şart bedeli, sözleşmenin işleyemeyen dönemine isabet eden gayrinakdi hak bedeli ve LPG otogaz satışından kaynaklanan ve ödenmeyen LPG gaz bedellerinin talep edildiği, yapılan mali inceleme ile davalının davacıya cari hesaptan dolayı 32.772,16 TL borçlu olduğu tespit edilmiştir.
Taraflar arasında imzalanan Otogaz Bayilik Protokolü uyarınca davacı davalı şirkete 5 yıllık sözleşme süresince geçerli olmak üzere 18.000 USD +KDV bedeli tutarında yatırım katılım bedelinin TL karşılığı olarak 13/07/2016 tarihinde 60.958,80 TL ödeme yapmıştır. Protokole göre sözleşmenin erken sonlanması halinde sözleşmenin gerçekleşmeyen süresine isabet edecek Yatırım Katılım Bedelinin davalı tarafından davacıya iade edileceğinin taahhüt edildiği, buna göre davacının 46.464,96 TL yatırım katılım bedeli talep edebileceği, ancak taleple bağlı kalınarak 46.436,85 TL yatırım katılım bedelinin davalıdan tahsiline karar vermek gerekmiştir.
Taraflar arasında imzalanan 13.06.2016 Tarihli ÜRÜN ALIM TAAHHÜTNAMESİ'nin (a) "Anlaşma süresinin hitamında ve/veya her bir yıllık anlaşma süresinin sonunda hesaplanacak eksik alımlarıyla ilgili olarak; ton başına 15 USD tutarın ödeme gününde uygulanmakta olan Merkez Bankası Döviz Satış Kuru üzerinden hesaplanacak Türk Lirası Karşılığında Kar Mahrumiyetini ödemeyi" şeklinde kararlaştırılmış olduğu, davacı tarafça söz konusu ürün alım taahhütnamesinin a bendi uyarınca eksik ürün alım bedeli olarak hesaplanan ve davalıya fatura edilen 31.918.47 USD karşılığı düzenlenen 125.165,09-TL'nin cezai şart bedeli olduğu yönünde talepte bulunulduğu anlaşılmıştır.
Bilindiği üzere, cezai şart, borçlunun alacaklıya karşı mevcut bir borcu hiç veya gereği gibi ifa etmemesi halinde ödemeyi vaad ettiği, hukuki işlem ile belirlenmiş ekonomik değeri olan bir edimdir. Cezai şartın amacı, borçluyu borca uygun davranmaya sevketmektir ve bu amaçla cezai şart, asıl alacağı kuvvetlendirme amacı güder.
6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) “Ceza Koşulu” başlığı altında üç çeşit ceza koşulu düzenlenmiştir. Bunlar öğretide ortaya atılan kavramlara göre seçimlik ceza koşulu (TBK. md. 179/1), ifaya eklenen ceza koşulu (TBK md. 179/2) ve ifayı engelleyen ceza koşulu (TBK md. 179/3) dur.
TBK'nun 179/2 maddesine göre; “ceza borcun belirlenen zaman veya yerde ifa edilmemesi durumu için kararlaştırılmışsa alacaklı, hakkından açıkca feragat etmiş veya ifayı çekincesiz olarak kabul etmiş olmadıkça, asıl borçla birlikte cezanın ifasını da isteyebilir.” Anılan yasa hükmünden de açıkça anlaşılacağı gibi, ifaya eklenen ceza koşulunda, şart gerçekleştiği takdirde alacaklı, hem ifayı hem de cezayı talep edebilecektir. TBK, “borcun belirlenen zamanda veya yerde ifa edilmemesi” hali için kararlaştırılmış ceza koşulunun, ifaya eklenen ceza koşulu niteliğinde olacağına dair bir karine koymuştur. Kanun, 179. maddenin ikinci fıkrasında bütün eksik ifa hallerini değil, bunlardan sadece zaman veya yer itibariyle aykırılık teşkil edenlerin ifaya eklenen ceza koşulu olduğunu kabul etmiştir. TBK'nun 179/2.maddesi hükmü emredici yapıda olmayıp, düzenleyici nitelikte olduğundan taraflar, yukarıda belirtilen iki hal dışında kalan eksik ifalarla, bütün ifa etmeme hallerinde de ifa ile birlikte cezai şartın istenebileceğini kararlaştırabilirler. (Bkz. Tunçomağ Kenan; age sh. 875 vd.; Eren Fikret age sh. 1173 vd. ; Kılıçoğlu M. Ahmet age sh. 579 vd.; Günay Cevdet İlhan, Cezai Şart Ankara 2002 sh. 83 vd.; Uygur Turgut; Açıklamalı – İçtihatlı Borçlar Kanunu Genel Hükümler, İkinci Cilt 1990 sh. 740) Akaryakıt bayilik sözleşmelerinde veya sözleşme eki taahhütnamelerde yer alan “yıllık asgari alım taahhüdü”ne uymama halinde öngörülen ceza koşulu hükümleri TBK'nun 179/2. maddesindeki ifaya ekli ceza koşulu niteliğindedir.
TBK.'nun 179/2. maddesine göre, iki halde alacaklı, ceza koşulunu isteyemez. Eğer alacaklı, ceza koşulunu isteme hakkından açıkça vazgeçmişse artık bu yönde bir talepte bulunamaz. Diğer yandan alacaklı, çekince koymadan ifayı kabul etmiş veya sözleşmeden doğan edimlerini ifa etmeye devam etmişse bu takdirde de ceza koşulunu isteyemez. Beş yıl süreli bir “akaryakıt bayilik sözleşmesinde (veya eki taahhütnamede) bayinin yıllık asgari ürün alımı taahhüdü bulunmasına rağmen yıllar itibariyle bu taahhüde uyulmamış ise tedarikçi (sağlayıcı) firmanın, TBK'nun 179/II. md. uyarınca hem ifayı hem de ceza koşulunu talep edebilmesi için takip eden yılda henüz bayiye mal vermeden önce ceza koşulu ile ilgili “çekince” (ihtirazi kayıt) bildirmesi ya da bu konuda bayiye noterden bir ihtarname göndermesi gerekir. Çekince için bir şekil şartı getirilmemiştir. Tedarikçi, taahhüde aykırı davranılmış olan yılı takip eden yeni yıldaki ilk fatura ve irsaliyeye koyacağı bir açıklama (şerh) ile bu koşulu yerine getirebilir. Bu şekilde bir çekince (ihtirazi kayıt) konulduktan veya ihtar çekildikten sonra tedarikçi (sağlayıcı) firma, mal vermeye (ifaya) devam etse bile önceki yıla ilişkin ceza koşulu alacağını sözleşme zamanaşımı süresi içinde her zaman talep edebilir. Sonraki yıllarda da aynı kural geçerlidir. Yani her yıl sonunda bir önceki yıla dair ceza koşulunun istenebilmesi, takip eden yılda henüz ifaya başlanmadan önce çekince (ihtirazi kayıt) bildirilmesi veya ihtar çekilmesine bağlıdır. Bunlar yapılmadan müteakip yılın ifası gerçekleşmişse artık bir önceki yıla ait ceza koşulu istenemez. Çekince konmuş veya ihtar çekilmiş olan yıllarla ilgili ceza koşulunun istenebileceği ise kuşkusuzdur. TBK’nun 179/II. Maddesinde öngörülen hüküm, emredici nitelikte olmadığından taraflar, sözleşme serbestisi ilkesi gereğince aralarında farklı bir düzenleme yapabilirler. Sözleşmenin feshi halinde hem cezai şart hem de kar mahrumiyeti ödeneceğini kararlaştırabilirler. Ancak sözleşmenin feshi halinde cezai şart ödeneceğinin kararlaştırılmış olduğu hallerde, Yargıtay HGK'nun 20.01.2013 T. ... E.... K. sayılı kararında da açıklandığı üzere, sözleşme süresi içinde çekince konmadan uzun süre ifaya devam edilmesi üzerine borçluda, “ceza koşulu istenmeyeceği” ne dair haklı bir güven oluşmuş ise oluşan bu haklı güven ve dürüstlük ilkesi nedeniyle önceki yıla veya yıllara ait ceza koşullarının talep edilemeyeceğinin kabulü gerekir(Yargıtay 19. HD'nin 04/12/2019 Tarih ...E. - ...K. Sayılı Kararı).
Somut olayda davacı tarafça her yılın sonunda ihtirazı kayıt konulmadan mal verilmeye devam edildiğinden davacı şirket, davalının imzaladığı taahhütnamedeki asgarî alım miktarının yerine getirilmemesi hâlinde taahhütnamede yer alan kâr kaybının davalıdan istenmeyeceği yönünde davalı tarafta haklı bir güven oluşturmuştur. Davacı şirketin davranışları ile davalı şirkette yarattığı güvenle çelişki oluşturacak şekilde eldeki davaya konu edilen kâr kaybını talep etmesi çelişkili davranış yasağını oluşturur ki, böyle bir davranışın hukuken korunması beklenemez (Yargıtay HGK'nın 02.12.2020 Tarih, ... E. - ... K. Sayılı Kararı) .Taraflar arasında imzalanan taahhütnamede kar mahrumiyetinin anlaşmanın hitamında istenebileceği ve davalının buna muvafakat ettiği yönünde düzenlemeler bulunmakta ise de anlaşma süresinin sonunda tüm dönemlere ilişkin cezai şartın topluca istenebilmesi için dahi her dönem başında çekince konulması şarttır. Davacının dayandığı düzenlemeler bu şartı kaldırır nitelikte değildir.(Emsal için bkz İst. BAM 43 HD'nin ...E ... K) Mahkememizce yaptırılan bilirkişi incelemesi ile, sözleşmenin yürürlükte kaldığı dönemde otogaz satışının 372.88 ton olarak gerçekleştiği, sözleşmenin ifa edilemeyen döneminde ise, (sözleşmenin feshi sonrasında ifa edilemeyen dönem için)1.938.84 Ton eksik alımdan dolayı davacının talep edebileceği kar mahrumiyeti tutarının (1.938.84 ton x 15USD=) 29.082,60 USD'na isabet ettiği, işbu tutarın 18.08.2018 fesih tarihindeki TCMB USD Satış kuru 1 USD=3.5221 TL/USD üzerinden Türk lirası karşılığının 1.938.84 USD x 3.5241 TL/USD =102.490.00-TL olarak talep edilebileceği tespit edilmiş olup, somut olayın özelliklerin ve dosya kapsamına uygun bilirkişi raporunda yapılan tespitlere itibar edilerek ayrıca takip 01.06.2018 tarihinde davalının temerrüde düşüldüğü kabulüyle takip öncesi işlemiş faiz talebinin yerinde olmadığı anlaşılmakla neticeten Mahkememizce davanın davanın kısmen kabulü ile, ... 21.İcra Müdürlüğünün...esas sayılı takip dosyasında davalı borçlu tarafından yapılan itirazın kısmen iptali ile, takibin 32.772,16-TL asıl alacak(14.07.2017 tarih- 17.162,77-TL, 17.08.2017 tarih-15.493,27-TL ve 21.08.2017 tarih- 17.171,36-TL bedelli faturalardan kaynaklanan alacak), 46.436,85-TL asıl alacak (29.11.2017 tarihli Yatırım Katılım Bedeli) ve 102.490,00-TL asıl alacak olmak üzere toplam 181.699,01-TL üzerinden devamına, anapara tutarına takip tarihinden tahsil tarihine kadar işleyecek 3095 sayılı yasanın 2/2 maddesine uygun olarak % 9,75 ve değişen oranlarda ticari avans faizi uygulanmasına, fazlaya ilişkin talebin reddine karar vermek gerekmiştir. Öte yandan alacağın likit nitelikte görülmediği ve tespiti yargılamayı gerektirdiğinden de icra inkar tazminatının reddine dair karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçeleri yukarıda açıklandığı üzere;
Davanın KISMEN KABULÜ ile,
1-... 21.İcra Müdürlüğünün ...esas sayılı takip dosyasında davalı borçlu tarafından yapılan itirazın KISMEN İPTALİ ile, takibin 32.772,16-TL asıl alacak(14.07.2017 tarih- 17.162,77-TL, 17.08.2017 tarih-15.493,27-TL ve 21.08.2017 tarih- 17.171,36-TL bedelli faturalardan kaynaklanan alacak), 46.436,85-TL asıl alacak (29.11.2017 tarihli Yatırım Katılım Bedeli) ve 102.490,00-TL asıl alacak olmak üzere toplam 181.699,01-TL üzerinden DEVAMINA, anapara tutarına takip tarihinden tahsil tarihine kadar işleyecek 3095 sayılı yasanın 2/2 maddesine uygun olarak % 9,75 ve değişen oranlarda ticari avans faizi uygulanmasına, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE,
2-Alacağın tespiti yargılamayı gerektirdiğinden, icra inkar tazminatı talebinin reddine,
3-Harçlar Kanunu gereğince kabul edilen değer üzerinden alınması gereken toplam 12.411,86-TL harçtan daha önceden ödenen toplam 2.599,14-TL harç düşüldükten sonra eksik kalan 9.812,72-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad kaydına(Bozma öncesi 29.03.2021 tarih,2021/161 harç no,... no'lu harç tahsil müzekkeresi ile tahsilde tekerrür olmamak kaydı),
4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T (madde-13) göre hesaplanan 30.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre hesaplanan 30.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Davacı tarafından yapılan; 2.599,14-TL Peşin/nisbi Harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Davacı tarafından yapılan; 6.600,00-TL Bilirkişi ücreti, 1.256,58-TL Tebligat, Posta ve diğer masraflar, olmak üzere toplam 7.856,58-TL yargılama giderinin kabul red oranı dikkate alınarak 6.633,36-TL lik kısmanın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin ise davacı üzerinde bırakılmasına,
8-Davalı tarafından yapılan 31,50 TL yargılama giderinin kabul red oranı dikkate alınarak 4,90 TL'sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
9-Dosyada kullanılmayan bakiye gider avansının HMK.’nın 333. ve HMK. yönetmeliğinin 47/1. maddeleri uyarınca karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa ödenmesine,
Dair, davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, HMK 342.maddesine uygun olarak düzenlenmiş dilekçenin, HMK 343.maddesi gereğince Mahkememize ve Mahkememize gönderilmek üzere başka yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilmesi ve HMK 344.maddesinde belirtilen harç ve giderlerin yatırılması sureti ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar tefhim edildi, usulen anlatıldı.07/07/2025
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır