T.C.
İSTANBUL
10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2024/718 Esas
KARAR NO: 2025/298
DAVA: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ: 13/11/2019
KARAR TARİHİ: 24/03/2025
Mahkememizin 2021/98 Esas, 2022/171 Karar, 21/03/2022 tarihli kararı, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin ... Esas, ...Karar, 21/09/2023 tarihli ilamı ile Kaldırılarak Mahkememiz yukarıdaki esasına kaydı yapılan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 07/04/2009 tarihinde tek taraflı meydana gelen kaza neticesinde davacının desteği ...'ın vefat ettiğini, meydana gelen kazada ...plaka sayılı araç sürücüsü ...'ın kusurlu olduğunu, kazaya neden olan ... plakalı traktörün 07/04/2009 tarihinde ZMMS sigortasının olmaması sebebi ile 5684 sayılı Sigortacılık Kanununun 14. Maddesi gereğince davalı ... Hesabı'nın kaza tarihinde Hazine Müsteşarlığı'nın belirlediği teminat limiti kadar sorumlu olduğunu, oluşan destekten yoksunluk nedeniyle davalı sigortaya davacının destenten yoksunluğu sebebiyle 01/02/2018 tarihinde 2918 sayılı KTK gereğince zorunlu olan tüm evraklar ile başvuru yapıldığını, davalı ... Hesabının cevap vermeyerek yasal süre geçmesine rağmen başvurularına sonuçlandırmadığını belirterek destekten yoksun kalan, vefat eden ...'ın eşi ... için 6100 sayılı Yasa'nın 107.maddesi uyarınca toplanacak delillere göre destekten yoksun kalma tazminatı tutarı belirlenerek ( fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla) şimdilik 100,00 TL kapsamı belli olduktan sonra miktarı açıklanacak destekten yoksun kalma tazminatının ... Hesabından sigorta limitini aşmamak üzere temerrüt tarihinden işletilecek faizi, yargılama giderleri ve avukatlık ücretiyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; 6704 Sayılı Kanun Gereği Dava açılmadan önce Sigorta şirketine başvuru şartının bulunduğunu, dava konusunun tazminat talebinin zaman aşımına uğradığını, yargılamaya konu tazminat talebinin hukuk dayanağı sözleşmeden değil kanundan kaynaklandığını, bu nedenle davacının üçüncü kişi sıfatını haiz olmasının mümkün olmadığından bahisle kendilerinden tazminat talep etme haklarının bulunmadığını, öte yandan ... Hesabı tarafından davacıya tazminat ödemesi yapıldığı takdirde davacının zarara sebebiyet veren sürücünün mirasçısı olmasından bahisle yapılan ödeme oranından ... Hesabı tarafından kendisine rücu edileceğini, bu nedenle davacının alacaklı - borçlu sıfatının da birleştiğini, ... Hesabının sorumluğu poliçedeki teminat limiti ve kusur oranı ile sınırlı olduğunu, davacı tarafın temerrüt tarihiden itibaren faiz talebinin mesnetsiz olduğunu, davalı yönünden ancak dava tarihinden itibaren yasal faiz talep edilebileceğini belirterek haksız ve mesnetsiz açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE:
Mahkememizin... Esas, ... Karar, 21/03/2022 tarihli kararı ile davanın kabulüne karar verilmiş, taraflarca istinaf kanun yoluna başvurulmuş, İstanbul BAM 8. Hukuk Dairesinin ...Esas, ... Karar, 02/11/2022 tarihli ilamı ile istinaf başvurunun esastan reddine karar verilmiş, davalı tarafça Yargıtay temyiz yoluna başvurulmuş, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin ... Esas,... Karar, 21/09/2023 tarihli ilamı ile; "... olay tarihi ve dava tarihi dikkate alındığında KTK'nın 109/2. maddesindeki uzamış ceza zamanaşımı süresi içinde davanın açılmadığı gözetilerek davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru değildir. Bu nedenle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir. "denilerek bozulmasına karar verilmiştir.
Yargıtay bozma ilamına uyulmasına karar verilerek yargılamaya devam olunmuştur.
Yargıtay bozma ilamı ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde;
Somut olayda 07/04/2009 tarihinde müteveffa sürücü ...'ın sevk ve idaresindeki ...plaka sayılı traktör ile tarlasını sürdüğü sırada dikkatsiz ve tedbirsiz bir şekilde manevra yapması sonucu traktörün tümsek kısımda kontrolden çıkması neticesi devrilmesinden sonra traktörün çamurluğunun altında kalması sonucu hayatını kaybettiği, kazada herhangi bir kişiye atfedilecek herhangi bir kast ve kusur bulunmadığı, olayın tamamen ölenin kusurlu hareketi sonucu meydana gelen trafik kazasında yoksun kalan, vefat eden ...'ın eşi ... için 6100 sayılı Yasa'nın 107.maddesi uyarınca toplanacak delillere göre destekten yoksun kalma tazminatı tutarı belirlenerek ( fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla) şimdilik 100,00 TL kapsamı belli olduktan sonra miktarı açıklanacak destekten yoksun kalma tazminatının ... Hesabından sigorta limitini aşmamak üzere temerrüt tarihinden işletilecek faizi ile tahsili talep edilmiştir.
Yargıtay bozma ilamında işaret edildiği üzere, olay tarihinde yürürlükte olan 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun (BK) 41 inci maddesinde (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 49 uncu maddesi) haksız fiil tanımlanmış, 60 ıncı maddesinde de (TBK'nın 72 inci maddesi) haksız fiilden zarar görenin bundan kaynaklanan zararının tazmini istemiyle açacağı davaların zararı ve faili öğrendiği tarihten itibaren 1 yıl ve herhalde haksız fiil tarihinden itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresine (TBK'nın 72 nci maddesinde 2 ve 10 yıllık zamanaşımı süreleri öngörülmüştür) tabi olduğu belirtilmiştir.
Buna karşılık 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 109 uncu maddesinin birinci fıkrasında; motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler için, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve herhalde kaza gününden başlayarak 10 yıllık zamanaşımı süresi öngörülmüştür. Maddenin özellikle ikinci fıkrasında "dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğarsa" ifadesi ile kanun koyucu, taraf ayrımı yapmaksızın (davacı, davalı veya dava dışı 3.kişi) fiil cezayı gerektiriyor ise, uzamış ceza zamanaşımının uygulanacağını kabul etmiştir. Görüldüğü gibi, BK'nın 60 ve 2918 sayılı KTK'nın 109/2. maddesindeki düzenlemeler, zamanaşımı süresinin başlangıcı yönünden birbirine paraleldir. Aralarındaki tek fark, zamanaşımı süresinin trafik kazalarından doğan tazminat talepleri bakımından 1 yıl yerine, 2 yıl olarak öngörülmesidir. (TBK'nın 72. maddesi ile bu konuda da paralellik sağlanmıştır.) Haksız fiile dayanan tazminat isteminde zamanaşımının işlemeye başlayacağı tarih, zararın ve zarar sorumlusunun öğrenildiği andır.
Açıklanan ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında; kaza sonucu sadece davacının desteği sürücü vefat etmiş, başkaca kimse yaralanmamış, hayatını kaybetmemiştir. Kaza tarihinde yürürlükte olan 5237 sayılı TCK'ya göre söz konusu eylem trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçu olup zamanaşımı süresi 8 yıldır. Davaya konu trafik kazası 07.04.2009 tarihinde meydana gelmiş, dava ise 13.11.2019 tarihinde açılmıştır.
Buna göre davacının desteğinin tam kusuru ile neden olduğu ve kendisinin ölümü ile sonuçlanan trafik kazasının aynı zamanda 5237 Sayılı TCK.nun 179.maddesinin 2.fıkrasında düzenlenen ve trafik güvenliğini tehlikeye sokma olarak tanımlanan cezayı gerektiren eylem niteliğinde bulunması, bu eylemle ilgili ceza davasının TCK.nun 66/1-e maddesi uyarınca sekiz yıllık zamanaşımı süresine tabi olması 2918 Sayılı KTK.nun 109/2 maddesi uyarınca bu sürenin görülmekte olan tazminat davası içinde geçerli olması, olay tarihi ve dava tarihi dikkate alındığında KTK'nın 109/2. maddesindeki uzamış ceza zamanaşımı süresi içinde davanın açılmadığı anlaşılmakla davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçeleri yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın zamanaşımı nedeniyle REDDİNE,
2-Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 61,39-TL eksik harcın davacıdan alınarak hazineye irad kaydına,
3-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre hesaplanan 30.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı tarafından sarf edilen ve dosyaya yansıyan 50,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine,
6-Dosyada kullanılmayan bakiye gider avansının HMK.’nın 333. ve HMK. yönetmeliğinin 47/1. maddeleri uyarınca karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa ödenmesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda kararın tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, HMK 342.maddesine uygun olarak düzenlenmiş dilekçenin, HMK 343.maddesi gereğince Mahkememize ve Mahkememize gönderilmek üzere başka yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilmesi ve HMK 344.maddesinde belirtilen harç ve giderlerin yatırılması sureti ile Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere verilen karar tefhim edildi, usulen anlatıldı. 24/03/2025
Katip
¸e-imzalıdır
Hakim
¸e-imzalıdır