T.C.
İSTANBUL
10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/79 Esas
KARAR NO : 2025/628
DAVA : Menfi Tespit (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 06/02/2024
KARAR TARİHİ : 09/07/2025
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan) davasının dosya üzerinden yapılan incelemesi sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ...merkezli ..., 21 Eylül 2017’den itibaren başlamak üzere davacı şirket ...Ltd. Şti. ile ana bayilik sözleşmesi imzaladığını, davacı şirkete Alt Bayilik Veren sıfatı ile ticari marka ve hizmet markasını kullanma yetkisini Alt Bayilere (franchise olarak) verme hakkı tanıdığını, davacı şirketin 05.02.2019 tarihinde Dava Dışı ... ile imzaladığı franchise sözleşmesi ile Dava Dışı ...’a alt bayilik vererek “...” mağazası işletme hakkını ve bayiliğini ve ... markasını kullanma hakkını verdiğini, dava dışı ..., 01.07.2019 tarihli Alt Bayilik Sözleşmesinin Devrine İlişkin Protokol ile ... mağazası işletme hakkını ve alt bayiliğini davacı şirketin de onayı ile Dava Dışı İhbar Edilen ...Ltd. Şti’ye devrettiğini, dava dışı ... Ltd. Şti., devralan alt bayi sıfatı ile 05.02.2019 tarihli Franchise Sözleşmesi’ne yeni alt bayi sıfatı ile taraf olmuş ve Sözleşme’nin tüm borç ve yükümlülüklerini aynen kabul ettiğini, bu süreç içerisinde Alt Bayi Alan Dava Dışı ... ve ... Şti., ...’de bulunan... mahal kodlu tahsisli alanın alt işletme hakkı için Dava Dışı İhbar Edilen ... ile alt işletme sözleşmesi ve devir protokolü imzalayarak yukarıda belirtilen tahsisli alanda ticari faaliyet gösterdiklerini, davalı ... Şirketi, ... 4. İcra Müdürlüğü ... E. sayılı dosyasından Davacı Müvekkil Şirket ... Şti.’ye karşı 3.129.249,67-TL harca esas değer tutarında ilamsız icra takibi başlatmış ve İcra Müdürlüğü tarafından Davacı Müvekkil Şirket’e ... ödeme emri gönderildiğini, davacı şirketçe, gönderilen ödeme emrine sehven süresi içerisinde itiraz edilememiş ve icra takibi kesinleşerek davalı tarafından takip işlemlerine devam edildiğini, söz konusu icra takibinin ve borcun sebebi “... ’nın yemek katında yağ kullanımı bulunan kafe ve restoranların pis su giderlerine serbest yağ bıraktıkları filtrelerin düzgün boşaltılmaması sonucunda donan yağ nedeniyle boru hattının tıkanması nedeniyle meydana gelen zarar neticesinde ödenen tazminatın TTK md. 1472 gereğince borçlulardan müştereken ve müteselsilen rücuen tahsili” olarak gösterildiğini, davacı şirketin, gerçekte borçlu olmamasına ve borca konu hukuki ilişkinin tarafı olmamasına rağmen davalı tarafından kendisine icra takibi başlatılmış ve icra takip işlemleri uygulandığını, devamında davacı şirketin, TTK m. 5/A uyarınca dava şartı arabuluculuk kapsamında ... 4. İcra Müdürlüğü... E. sayılı icra takibi ile ilgili olarak borçlu olmadığının tespiti ve kötü niyet tazminatı talebi ile Arabuluculuk kurumuna başvuruda bulunmuş ancak sürecin sonunda anlaşamama tutanağının düzenlendiğini, böylece dava şirket ... Şti.’ye karşı ... 4. İcra Müdürlüğü’nden ... E. numarası ile başlatılan 3.129.249,67-TL (109.698,54-EUR -1 Euro = 29,4614-TL) harca esas değer tutarındaki borca ilişkin borçlu olmadığının tespitinin Mahkemeden talep edilmesi zaruretinin doğduğunu, davacının icra takibine konu borcun borçlusu olmadığını, borcu doğuran sebeplerin davacı şirket için oluşmadığını, davacı şirketin hukuki sorumluluğunun olmadığını, davacı şirketten TTK M. 1472 uyarınca tazminat talep edilemeyeceğini, davalı şirketin icra takibini kötü niyetli olarak ikame ettiğini, zararın meydana geldiğinde sigorta ettiren sıfatıyla ticari işletme sahibi ...Şti., zararın meydana geldiği yerdeki ticari işletmeyi kirayalan ise ...A.Ş.olduğunu, davalı sigorta şirketinin davacı şirkete rücu edemeyeceğinin ve davacı şirket’in davalı’ya karşı hukuki sorumluluğunun olmadığının şüpheye yer bırakmayacak şekilde ispatlanması ve Davacı Müvekkil’in hak kaybının önlenmesi için HMK m. 61 kapsamında davanın... Şti.’ye ve ... A.Ş.’ye ihbar edilmesini talep ettiklerini, yine HMK madde 62 gereğince, Mahkeme huzurunda görülmekte olan davanın işbu ihbar tarihi itibari ile dilekçeler aşamasında olduğu hususunu da 3. kişilere ihbar ettiklerini, davalı sigorta şirketi, davacı şirket’i davalı’ya borçlu olmadığı halde borçlu olarak göstermiş ve davacı hakkında 3.129.249,67-TL harca esas değer icra takibi başlatmış ve takibin kesinleştiğini, haksız icra takibi ve takip işlemleri (haciz) sebebiyle davacının, her geçen gün zarar gördüğünü, haksızlık kötü niyet ile hakkaniyet dengesi gözetilerek İİK m. 72/3 kapsamında takibin teminatsız olarak tedbiren durdurulmasına karar verilmesini talep ettiklerini belirterek davanın HMK m. 61 gereğince ...Ltd. Şti.’ye ve T... A.Ş.’ye ihbar edilmesine, ... 4. İcra Müdürlüğü’nden ... E. sayılı dosyasından başlatılan icra takibinin tedbiren teminatsız olarak durdurulmasına, davacı şirketin ... 4. İcra Müdürlüğü’nden ... E. numarası ile başlatılan takipte talep edilen asıl alacak 3.129.249,67-TL (109.698,54-EUR -1 Euro = 29,4614-TL) harca esas değer tutarındaki borca ve borcun ferilerine ilişkin borçlu bulunmadığının tespitine, davacı şirketin menkul/gayrimenkul malları ile 3. şahıslar nezdindeki tüm hak ve alacakları üzerine tesis edilen tüm hacizlerin fekkine, davalı şirketin icra takibine konu alacak olan dava değerinden %20’den az olmamak kaydıyla kötü niyet tazminatı ödemesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkememizin 09/02/2024 tarihli ara kararı ile davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle taraflar arasında imzalandığı iddia olunan franchise sözleşmesi tanımı yapmak gerekliliğinin doğduğunu, bu kapsamda Türk hukukunda ilk tanımlayan yazarlardan birisi olan ..., franchising sözleşmesini, imtiyaz verenin belirli ya da belirsiz bir süreyle, imtiyaz alana tescilli bir markasını kullanma yetkisi vermesi olarak açıkladığını, yine franchising sözleşmesini Türk hukukunda ilk tanımlayan yazarlardan birisi olan ... ise franchising sözleşmesini; bir işletme çerçevesinde yürütülen satış etkinliklerinde denenmiş ve başarılı olmuş bir markanın desteği ve güvencesi altında iş yapan birbirinin kopyası olan firmaların, belirli bir bedel karşılığında mal ve hizmet dağıtımını yapmak için söz konusu marka ve işletmenin sahibi ile girmiş , oldukları bağımsız ticari ilişki olarak tanımladığını, Yargıtay’ın bir kararında franchising; “… bir ürün veya hizmetin imtiyaz hakkına sahip tarafın belirli bir süre şart ve sınırlamalar dahilinde işin yönetim ve organizasyonuna ilişkin bilgi ve destek sağlamak suretiyle imtiyaz hakkına konu ticari işleri yürütmek üzere ikinci tarafa verdiği imtiyazdan doğan uzun dönemli ve sürekli bir iş ilişkileri bütünü olup, birbirinden bağımsız iki taraf arasında meydana getiren…” sözleşmesel bir ilişki olarak tanımlandığını, bu kapsamda sözleşmenin Türk Borçlar Kanunu'nda ya da bir başka özel veya genel kanunda tanımı, unsurları ve hükümleri itibariyle düzenlenmediğinden için isimsiz bir sözleşme olduğunu, bu kapsamda sözleşmeye hükümlerine uygun düştüğü ölçüde sözleşme benzer sözleşmelerin hükümlerinin kıyasen uygulanabileceği emsal yargıtay içtihatları ile sabit olduğunu, sözleşmenin Bayilik Ücretleri, Kira Ödemeleri, Yaratıcı Fon Katkıları ve Ana Ofis Alımı üst başlıklı 5. Maddenin E. Bendinde tanımlanmış olduğu biri mağaza " Brüt Satışlarının " yüzde dördüne %4 eşit miktarda olmak üzere bağlılık ücreti ( " Bağlılık " ) ve ayrıca " Brüt Satışlarının " yüzde altısına %6 eşit miktarda olmak üzere tefrişat ve işletme teçhizatını kapsayan Yatırım Ücreti ( " Yatırım " ) 10'uncu maddede belirtildiği gibi tüm satış ve satın alma raporları dahil olmak üzere, Alt Bayilik verene tam ve doğru satış raporları temin edeceksiniz. Mevzuata uygun olarak e-fatura sistemine derhal dahil olunmak suretiyle faturalandırma işlemlerini bu mekanizma vasıtasıyla zamanında ve gerektiği şekilde yapmayı göndermeyi kabul ve taahhüt etmektesiniz. Alt bayilik veren, satış noktası ve muhasebe sistemi aracılığıyla veya gerektiği şekilde yapmayı ve göndermeyi kabul ve taahhüt etmektesiniz. Alt bayilik veren satış noktası muhasebe sistemi aracılığıyla veya gerekli diğer herhangi bir yolla mağazayı kontrol etme veya denetleme hakkını saklı tutar. " hükmü düzenlendiğini, bu kapsamda hukuk yerleşmiş olan "Nimetten Yararlanan Külfetine Katlanır İlkesi " kapsamında davalının sorumlu olduğunun açık olduğunu, bu kapsamda herhangi bir şeyden fayda sağlayan, onu kullanan bir kimse, bu şeyin vermiş olduğu zarara, olumsuz neticelere katlanılması gerektiğini, zira bir kimse bir şeyin olumlu tüm özellik ve sonuçlarından yararlanırken, bu sebeple ortaya çıkan ya da çıkacak olumsuz sonuçlar ile ilgili herhangi bir sorumluluk altına girmemesi hakkaniyete, adalete ve eşitlik ilkelerine ters düştüğünü, bu durumun ise hukukun savunduğu asıl amaca aykırı düşmekte ve üçüncü kişilerin hakları gerçek anlamda korunmuş olmadığını, dolayısıyla “her nimetin bir külfeti” vardır ilkesi, tehlike sorumluluğunun ana isnat nedeni olup, sosyal ve ekonomik dengenin sağlanabilmesi açısından müteselsil sorumluluğun dayanakları içerisinde yerini koruduğunu, 05.11.2021 tarihinde .... alanının pik toplamalarında yaşanan tıkanıklık nedeniyle terminal E katı mahallerine pis su akışından kaynaklanan zarardan davacı şirket diğer şirketler ile birlikte sorumlu olup huzurda açılan davanın reddi gerektiğini, davacının sorumluluğunu kabul anlamına gelmemek kaydıyla franchise sözleşmesinin sözleşmenin nisbiliği kuralı gereğince üçüncü kişilere ileri sürülemeyeceğini, davalı şirketin TTK M. 1472 uyarınca sigortalı yerine davacı şirketten tazminat talep edebildiğini, asla kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacının kötü niyet tazminat taleplerinin reddini talep ettiklerini, sözleşme kapsamında şirket cirosundan ve karından pay alan şirketin şirketin vermiş olduğu zarardan sorumlu olmadığı iddiasının hukuki olarak dinlenmesinin mümkün olmadığı ve aynı zamanda franchise sözleşmesinin sözleşmenin nisbiliği ilkesi gereğince taraflarına iletisi sürülmesinin mümkün olmadığından huzurdaki davanın davalı şirket yönünden reddi gerektiğini belirterek haksız ikame edilen davanın reddine, kötü niyet tazminat şartları oluşmadığından kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE:
Dava, davalı sigorta şirketinin 6102 sayılı TTK'nın 1472. maddesine göre, davacının hasız fiil sorumluluğu olduğu iddiasına dayalı olarak rücuen tazminat talepli ilamsız icra takibine karşı, davacının İİK 72.m göre menfi tespit talebidir.
Taraflara usulüne uygun davetiye tebliğ edilmiş olup, ... 4. İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı takip dosya, ... 17. Sulh Hukuk Mahkemesinin .. D.iş sayılı dosya UYAP sureti, hasar dosyası, ödeme dekontları, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığından gelen CD dosyamız içerisine alınmıştır.
Dosya 08/11/2024 tarihinde mahallinde yapılan keşif ile sıhhı tesisat konusunda uzman Makina mühendisi, inşaat mühendisi, kimya mühendisi, Françayz konusunda uzman nitelikli hesap uzmanı ve mali müşavirden oluşan bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, düzenlenen 23/05/2025 tarihli bilirkişi raporu ile; tüm teknik ve mali açıklamalara kapsamında davacının dava konusu olay ile ilgili herhangi bir kusur ve sorumluluğunun olmadığı, diğer bir ifade ile 04/11/2021 tarihli gider kanallarında oluşan tıkanıklıktan dolayı davacıya atfı kabil bir sorumluluk bulunmadığı, davacının haksız fiile veya sözleşmesel ilişki sebebiyle bu sorumluluğun bulunmadığı nazara alındığında davacıya atfedilecek bir kusur payından söz edilemeyeceği, bu durumda davalı sigorta şirketinin davacı taraftan talep edebileceği herhangi bir alacağının olamayacağı, davacının davalı tarafça takibe konu edilen 106.215,24 Euro asıl alacak ve 3.483,30 Euro işlemiş faiz olmak üzere toplam 109.698,54 Euro miktari ile ilgili herhangi bir borcunun bulunmadığı, davaya konu takibin takipte borçlu olan diğer kişiler tarafından ödenmesi sonrasında davalının davanın konusuz kalmasına ilişkin beyanı ile ilgili değerlendirme ve takdirinin Mahkemeye ait olduğu, iş bu değerlendirme ve kanaate göre davacının iş bu davada ki menfi tespit talebinin kabulünün gerektiği, davacının iş bu davadaki kötü niyet tazminatına ilişkin talebi ile ilgili değerlendirme ve hukuki takdirin Mahkemeye ait olduğu belirtilmiştir.
Her ne kadar duruşmalarda davalı tarafça, borcun ödendiği ve davanın konusuz kaldığı yönünde beyanlar ileri sürülmüş ise de, davalın açıkça takipten vazgeçtiğine dair beyanı olmamıştır. Bu sebeple yargılamaya devam etmek gerekmiştir. Zira; davalı ilamsız icra takibini, birden fazla borçluya karşı müteselsil alacak hükümlerine göre dermeyan etmiştir. Bilindiği üzere, 6098 sayılı TBK'nın 166/3. maddesinde, müteselsil borçlulardan herhangi biri ile alacaklı arasında yapılan ibralaşma, diğer borçluları ancak ibra miktarınca borçtan kurtarır. Davalı, haricen yapılan ibraname içeriğini dosyaya sunmaktan imtina etmiş olduğundan, alacağın tamamının tüm ferileri ile birlikte ödenip ödenmediği anlaşılamamıştır. Buna mukabil, davacının açıkça takipten de feragat ettiğine dair beyanı olmamıştır. Bu sebeple davacının, TBK 166/3.m. bağlamında hala, bir hukuki koruma olarak, eldeki davada menfi tespit talebini devam ettirmekte hukuki yararı olduğu anlaşılmıştır. Bu sebeple, mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmıştır.
Yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde, özellikle davacının francais verdiği söylenen işletmede, herhangi bir kızartma işleminin olmadığı, dolayısı ile kullanılmış yağ tüketiminin bulunmadığı, soğuk gıda ve içecek malzemeleri ile elektrikli aletlerde ısıtılan gıda maddelerinin servis edildiği tespitlerine yer verilmiştir. Yapılan tespitlerde, dava konusu tesisat tıkanmasının kullanılmış yağların tesisata verilmesi olarak saptandığı nazara alındığında, davacıya atfı kabil bir kusur olmadığı, tıkanma ve zarar eyleminin davacıya atfedilen işletmeden kaynaklanmadığı sonucuna varılmıştır. Bu sebeple davalının davacıdan rücuen tazminat hakkı olmadığının kabulü gerekmiştir. Anılan sebeple menfi tespit davasının kabulüne karar vermek gerekmiştir.
Davacının francais verdiği işletme de tıkanıklığın meydana geldiği hat üzerinde olması nazara alınarak, ihtimal olarak davalının davacı aleyhine hak talep etmesi kabul edilebilir yanılgıya dayalı olduğundan, yani davalının bu sebeple kötü niyetli kabul edilmesi mümkün olmadığından, zira davacının sorumlu olmadığı ancak yargılama ile ortaya çıkabildiğinden kötü niyet tazminat talebinin de reddine karar vermek gerekmiştir.
Öte yandan, eldeki dava her ne kadar bir menfi tespit davası ise de, haksız fiilden kaynaklı maddi tazminat talebine karşı koymak amacıyla açılmıştır. Dava tersten, bir itirazın iptali davası olarak açılsaydı ve tarafların hukuku bakımından aynı sonucu verir mahiyette dava reddedilmiş olsaydı, yine adeta alacaklının maddi tazminat talebi tümden reddedilmiş gibi kabul edilecekti. Bu durumda dahi AAÜT'nin 13/4. maddesine göre takip borçlusu lehine vekalet ücretine hükmedilecekti. O halde, AAÜT'nin 13/4. maddesi ile getirilen "maddi tazminat davasının tümden reddedilmesi halinde asgari vekalet ücretine hükmolunur" düzenlemesi, maddi tazminata karşı koymak için açılan menfi tespit davalarında da uygulanmalıdır. Bu sebeple davacı lehine nispi değil, maktu asgari vekalet ücretine hükmetmek gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçeleri yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KABULÜNE,
-... 4. İcra Müdürlüğünün ... e sayılı takibinde davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine,
-Kötü niyet tazminat talebinin REDDİNE,
-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/4.maddesine göre 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2-Harçlar kanunu gereğince dava değeri üzerinden alınması gereken toplam 213.759,04-TL harçtan daha önceden ödenen toplam 53.439,77-TL harç düşüldükten sonra eksik kalan 160.319,27-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan; 53.439,77-TL Peşin/nisbi Harcı, 688,00-TL Tebligat, Posta ve diğer masraflar, olmak üzere toplam 54.127,77TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(11)-(13) maddesi ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00 TL Arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile hazine adına gelir kaydına,
6-Dosyada kullanılmayan bakiye gider avansının HMK.’nın 333. ve HMK.'nın yönetmeliğinin 47/1. maddeleri uyarınca karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa ödenmesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren 2 Hafta süre içerisinde Bölge Adliye Mahkemesine İSTİNAF yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.09/07/2025
Başkan
¸e-imzalıdır
Üye
¸e-imzalıdır
Üye
¸e-imzalıdır
Katip
¸e-imzalıdır