T.C.
İSTANBUL
10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2025/189 Esas
KARAR NO: 2025/973
DAVA: İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
DAVA TARİHİ: 14/03/2025
KARAR TARİHİ: 15/12/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı tarafından 29.06.2024 tarihinde ... İşletme Müdürlüğü hizmet sahası içinde bulunan ... adresinde davalı tarafından yapılan çalışma esnasında müvekkil şirketin enerji dağıtım altyapısına dahil olan kablo ve tesisata hasar verildiğinin tespit edildiğini, meydana gelen tesis hasarı ve enerji kesintisi müvekkil şirket tarafından giderilmiş olup işbu hasarın onarımında sarf edilen malzeme, montaj ve işçilik, dağıtılamayan enerji bedeli, eşik kesinti süresi aşımı bedeli gibi bedellerin zarar verenlerden tahsili amacıyla -KDV dahil- toplam 10.931,30-TL borç davalı yana tahakkuk ettirildiğini, davalı tarafından hasar bedellerinin ödenmemesi üzerine borçlu aleyhine 10.931,30-TL hasar bedeli i1e 1.348,37-TL işlemiş faiz olarak toplam 12.279,67-TL'nin tahsili amacıyla ... 5. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyası ile ilamsız takip yapılmış ve borçluya ...ödeme emrinin gönderildiğini, davalının ödeme emrini tebellüğ ettikten sonra borca ve icra takibine itiraz ettiğini, borçlunun itirazında takibe konu borca, borç miktarına, faize, faiz oranına, takibe, asıl alacak ve fer'ilerine külliyen itiraz etmiş, takibin durdurulmasını talep ettiğini, borçlunun itirazı ile mezkur icra takibinin durdurulmasının akabinde Arabulculuk yoluna başvurulduğunu ancak anlaşmanın sağlanamadığını, borçluların itirazının haksız ve dayanaksız olduğunu, meydana gelen dağıtım tesisi hasarı ve enerji kesintisi müvekkil şirketin yüklenici şirketi tarafından giderilmiş olup işbu hasarın onarımında sarf edilen malzeme, montaj, işçilik bedelleri, dağıtılamayan enerji bedeli, eşik kesinti süresi aşımı bedeli gibi hasardan kaynaklanan diğer kayıplar müvekkil şirketin maddi zararına sebebiyet verdiğini, nitekim huzurdaki dava ile birebir aynı mahiyette yüzlerce dava dosyası görülmüş ve müvekkil şirketin delilleri ışığında müvekkil şirket lehine davaların kabulü yönünde kararlar verildiğini, söz konusu hasar sebebiyle borç tahakkuku ve akabinde de icra takibine geçildiğini, borçluların haksız fiilden kaynaklı müvekkil kuruma vermiş olduğu zararı henüz tazmin etmemiş; hasar bedeli alacağına ilişkin icra takibine de kötü niyetle itiraz ettiğini, borçlunun itirazlarının iptaline ve hükmolunacak meblağın %20’sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatı ödemeye hükmedilmesini talep etmek zarureti doğduğunu, taraflarınca arabuluculuk süreci işletildiğinden karşı tarafın haksız çıkması halinde tarafımıza avukatlık asgari ücret tarifesi uyarınca arabuluculuk vekalet ücreti hükmedilmesini talep ettiklerini belirterek davalıların ... 5. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu haksız ve yersiz itirazının iptali ile takibin devamına, hasar tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte tarafımıza ödenmesine, davalılar/borçlular aleyhine hükmolunacak meblağın %20’sinden az olmamak kaydıyla icra inkâr tazminatı ödemeye mahkûm edilmesine, Arabuluculuk vekalet ücreti yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle;görev itirazında bulunduklarını, işbu davada adli yargı/idari yargı yolu uyuşmazlığı söz konusu olup, tam yargı davası niteliği olan davalarda, yargı yolunun İdare mahkemelerinde olduğunu, dolayısıyla işbu davanın İstanbul İdare Mahkemelerinde açılması gerektiğini ayrıca yargı yolu itirazlarının yanısıra, Adli Yargı Yolu Açısından da görev ve işbölümü itirazında bulunduklarını, davanın görevsizlik ve yetkisizlik nedeniyle reddine karar verilmesini talep ettiklerini, zamanaşımı ve hak hak düşürücü süre yönünden itirazlarının olduğunu, husumet itirazında bulunduklarını, söz konusu adreste idareleri personelinin herhangi bir çalışmanın olmadığını, davanın idarelerine yönetilmesinin kanuna karşı hile niteliğinde olduğunu, davacının eğer adreste bir çalışma var ise bu çalışmanın idareleri tarafından yapılmadığını bilmekte olduğunu, idarenin dava dosyasına sunulan cevbaına göre dava dışı yüklenici firma tarafından çalışma yapılmış olsa bile davacıya ait tesisseler zarar verilmiş olup olmadığının kim tarafından zarar verildiği hususunun bilinmediğini, söz konusu yerde hasara neyin neden olduğu hususunun tetkik edilmesi gerektiğini, kabul etmemekle birlikte velev ki hasarın davalı idarenin müteahhitliğinin yapan dava dışı firmaların eyleminden kaynaklanmış olsa bile davanın idareleri açısından husumet yokluğundan reddinin gerektiğini, zira eser sözleşmesi uyarınca idarenin üçüncü kişilere verilen hasardan sorumluluğunun bulunmadığını, dava ve hukuki menfaaat şartının olmadığını, davacı tarafça açılan davanın hukuki mesnetten yoksun olduğunu, eğer mevcut ise söz konusu zarara idarelerinin neden olmadığını, zira idarenin söz konusu adreste herhangi bir çalışmasının olmadığını, zarar ile idarenin eylem ve işlemleri arasında illiyet bağının olmadığını, davacının davasının usul ve hukuku ilkelerine göre reddedilmesi gerektiğini, dava dosyasından da anlaşılacağı üzere ... tarafın dan müvekkil idareye icra takibi yapılmış akabinde müvekkil idare tarafından icra takibine itiraz edildiğini, dava konusu hasarın bizzat davalı idare tarafından verilen bir hasar olmadığını, söz konusu hasarın gerçekleştiği yerde idaremiz tarafından bizzat herhangi bir çalışmanın yürütülmediğini, eğer herhangi bir çalışma yapılmış ise de idarelerinin dava dışı üçüncü kişilerce verilen zararlardan dolayı herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, davacı üçüncü kişilerin idareleri ile ilişkisini ispat etmek zorunda olduğu gibi aynı zamanda idarenin üçüncü kişilerin eylem ve işlemleri nedeniyle davacıya verdiği zarardan sorumlu olduğunu da ispat etmek zorunda olduğunu ancak davacı soyut iddiası dışında ispata yarar somut hiçbir delil ve belge sunmadığını, davacının ispat yükümü kapsamında davayı ispat etmeye yetecek delil sunmadığını, davacı ... A.Ş.’nin söz konusu hasarın meydana gelmesinde kusurlu olduğu ve yasanın emredici hükmüne rağmen mevcut tesisatını yasada belirlenen şekilde döşemediği, bu nedenle zaman zaman tesisatlarına zarar verilmesine kendi eylem ve kusuru ile sebebiyet verdiğinin anlaşılmadığını, söz konusu adreste, davacıya ait tesis ve kabloların ilgili yönetmeliğin emredici hükmü ve diğer hükümlerine uygun olarak imal edilmediğinin ortaya çıktığını, faiz istemine itirazda bulunduklarını, davacının icra inkar tazminatı istemine itirazda bulunduklarını, davacı şirkete yazı yazılarak söz konusu adresteki tesisatlarının yönetmeliğe uygun olup olmadığının tespiti için gerekli plan, proje, harita diğer tüm tesisat bilgilerinin istenilmesine karar verilmesini talep ettiklerini belirterek öncelikle davanın usule ilişkin dava şartları yönünden incelenerek usulden reddine, dava usule ilişkin sebeplere göre reddedilmediği takdirde, esasa ilişkin nedenlerle reddine, davacının faiz, icra inkar tazminatı ve sair tüm istemlerinin reddine, reddedilen meblağın %20'sinden az olmamak kaydıyla kötü niyet tazminatı ödemeye mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar ...Şirketi ve ... Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; haksız fiilden mütevellit zararların tazminini düzenleyen 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 49. Maddesine göre, zararın tazmini için kusur-zarar-illiyet bağı şartlarının oluşmadığını, aynı kanunun 50. Maddesine göre davacı "Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır." dava konusu hasar iddiasına bağlı tazminat talebi hukuka uygun olmadığını, dava konusu hasarın meydana gelmesinde davacıya ait altyapı tesislerinin, projesine ve yapı tekniğine uygun bir biçimde döşenip döşenmediği araştırılarak, gerekirse projelerinin de getirtilerek yerinde kazı yapılmak suretiyle incelenmesi gerektiğini, ancak bu husus açıklığa kavuştuktan sonra hakkaniyete uygun bir sonuca varabilmek mümkün olacağını, davacı ... A.Ş.’nin söz konusu hasarın meydana gelmesinde kusurlu olduğu ve yasanın emredici hükmüne rağmen mevcut tesisatını yasada belirlenen şekilde döşemediği, bu nedenle zaman zaman tesisatlarına zarar verilmesine kendi eylem ve kusuru ile sebebiyet verdiğinin anlaşıldığını, söz konusu adreste, davacıya ait tesis ve kabloların ilgili yönetmeliğin emredici hükmü ve diğer hükümlerine uygun olarak imal edilmediği ortaya çıkmakta olduğunu, Elektrik Kuvvetli Akım Tesisleri Yönetmeliği’nin “Kablolar” başlıklı 58. maddesinin (e) bendinde, “Kablo yerlerinin işaretlenmesi: Kablo tesisleri bulunan kuruluşlar, bunların yerlerini tam olarak işaretleyerek bu kabloların geçiş güzergahlarını gösteren planları, belediye ve mücavir alan sınırları içinde ilgili belediyelere, diğer yerlerde de ilgili mülki idare amirliklerine vermelidir. Yer altı kablo güzergahları kaplamasız yerlerde işaretli beton kazıklarla, kaplamalı yerlerde oyulmuş işaretlerle belirtilmelidir. Şöyle ki güzergahı görünmeyen kablolar (mesela hendek içindekiler), kablo güzergahı ve niteliği anlaşılacak şekilde işaretlenmelidir. Bu çerçevede düz güzergah maksimum 100 m'de bir, ek ve branşman yerleri dönüş noktaları vb. yanılgıyı önleyecek şekilde işaretlenmelidir. Bu işaretler yerine göre beton kazık, pirinç veya döküm levha yada kaldırım kaplamasında oyulmak suretiyle yapılmalıdır.” şeklinde düzenlendiğini, Elektrik kuvvetli akım tesislerinin kurulmasının, işletilmesinin ve bakımının can (insan hayatı) ve mal emniyeti bakımından güvenlikle yapılmasına ilişkin olarak 30.11.2000 tarihli ve 24246 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Elektrik Kuvvetli Akım Tesisleri Yönetmeliği’nin “Kablolar” başlıklı 58. maddesinin (e) bendi uygulaması emredici yasa hükmü niteliğinde olduğunu, ... Kablo Tesis Teknik Şartnamesinde; ... proje ve Tesis Daire Başkanlığının "Elektrik Dağıtım Şebekeleri Enerji Kabloları Montaj Usul ve Esaslarında standart kablo kanalının dilekçede resmedilen şekilde yer altı kablo açılarak kabloların döşenmesi gerektiğini, standart kablo kanalının derinliği 80 cm olup, dip genişliği 40 cm, ağız genişliği ise 60 cm olması gerektiğini, hasarın oluştuğu iddia edilen olayda bu şartlar yerine getirilip getirilmediğinin araştırılması gerektiğini, ... Kablo Tesis Şartnamesinde, "kablo kanalın açılması, kanal dibine kum serilmesi, kablonun üzerine kum serilmesi, kumun üzerine tuğla yerleştirilmesi, üzerine tuvanen malzemenin doldurulması, ikaz bandının serilmesi, zeminin eski haline getirilmesi" hükmünün bulunduğunu, davacı tarafından yeraltına döşenen kablolar bu usule göre yani ... şartnamesine uygun döşenmemişse hasarın oluşmasında davalıların kusurundan bahsedilemeyeceğini, davacının kendi kusurlu davranışından dolayı müvekkil idareyi sorumlu tutmasının haksız, hukuksuz ve adaletsiz olduğunu, tazminat sorumluluğunun doğması için, tazminat talep edilenin, zarara neden olayda kusurunun olması gerektiğini, davacı tarafın, elektrik kablosu döşeme işinin, mevzuata uygun olup olmadığının araştırılmasını talep ettiklerini, Borçlar Kanununun 52. maddesi uyarınca tazminat isteminin reddine karar verilmesini talep ettiklerini, talep edilen miktarın rayice ve gerçekliğe uygunluğu şaibelidir. Tüm bu yönlerle de bedele ayrıca itiraz ettiklerini, tek taraflı olarak tutulmuş hasar tutanaklarını ve oluşturulmuş hasar hesabını kabul etmelerinin mümkün olmadığını, davacı şirketin talep ettiği eşik kesinti süresi aşım bedeli diye adlandırdığı bedeli talep edemeyeceğini, Elektrik dağıtımı ve perakende satışına ilişkin Hizmet Kalitesi Yönetmeliğine göre, abonelerin, yıllık eşik değerlerin aşılmasında veya günlük süreleri aşan kesintilerde dağıtım şirketi tarafından ilgili kullanıcıya tazminat ödenmesi gerektiğini, yani , sözü geçen yönetmelik, davacı şirketin abonelere tazminat ödemesine ilişkin olduğunu, bu nedenle, davacı şirketin Eşik kesinti süresi aşım bedelini davalılardan talep edebilmesi için sözü geçen bedeli ilgili kullanıcılara ödediğini somut belgelerle kanıtlaması gerektiğini, dosyada bu konuda bilgi ve belgenin olmadığını, bundan dolayı, davacı şirket eşik kesinti süresi aşım bedelini talep edemeyeceğini, davacı şirketin talep ettiği dağıtılamayan enerji bedeli: Davacı şirket Dağıtılamayan Enerji Bedeli adı altında bedel hesaplamış ve talep etmekte olduklarını ancak Elektrik Dağıtımı ve Perakende Satışına İlişkin Hizmet Kalitesi Yönetmeliğine 16. Maddesi kesintiler için sınır değerler aşıldığında dağıtım şirketinin kullanıcıya tazminat ödemesine ilişkin olduğunu, bu nedenle davacı şirketin dağıtılamayan enerji bedeli diye adlandırdığı bedeli talep edemeyeceğini, davacı şirketin kendi çalıştırdığı işçilerine ve araç sürücülerine ödendiği ücreti ve araç yakıt giderleri ve genel giderlerinin de idareden isteyemeyeceğini, davacının şebeke yıpranma bedeli var ise davacı tarafın neden alçak gerilim kısa devre / arıza koruması olmadığı hususunun tartışılması gerektiği, alçak gerilimdeki bir kısa devre veya arızanın, davacının kompakt şalterleri vb. şalt malzemeleri ile arızanın orta gerilim seviyesine intikalini engellemesi gerektiği, şayet engellenmedi ise bu durumun davacının alt yapı eksikliği olduğu, davacı şebekesinin ne şekilde yıprandığı hususuna açıklık getirecek belge bulunmadığı nedeniyle talebinin reddi gerektiğini, davalı kamu kamu yararına su şebekesinde meydana gelen bir arızanın giderilmesi için ruhsatlı bir kazı yaptığını, davacının tabi olduğu yönetmeliklere aykırı olarak döşemiş olduğu enerji kabloları müvekkilin kusuru olmaksızın hasar gördüğünü belirterek davanın reddine, masraf, vekalet ücreti ile kötü niyet tazminatının davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE:
Taraflara usulune uygun davetiye tebliğ edilmiş olup, hasara ilişkin bilgi ve belgeler, kazı krokisi, ruhsat, fotoğraf, ... 5. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosya UYAP sureti, çalışma listesi, sözleşme sureti, ödemeyi gösterir dekont dosyamız içerisine alınmıştır.
... 5. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyası incelendiğinde; ... tarafından davalılar aleyhine 10.931,30 TL hasar bedeli ve 1.348,37 TL faiz olmak üzere toplam 12.279,67 TL üzerinden takip başlatıldığı, davalının itirazı üzerine takibin durdurulduğu işbu itirazın iptali davasının yasal hak düşürücü süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.
Dava, davacı ... Şirketinin alt yapısına dahil olan kablo ve tesisata hasar verildiği iddiasıyla başlatmış olduğu takibe vaki itirazın iptali davasıdır.
Yapılan yargılama, tarafların iddia ve savunmaları, alınan bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde;
HMK 16. maddesinde haksız fiilden doğan davalarda, haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yahut gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemelerinin de yetkili olduğu belirtilmiş olup, zararın meydana geldiği yer itibariyle yine zarar görenin (davacı) yerleşim yeri itibariyle Mahkememiz yargı alanı içerisinde bulunduğu anlaşılmakla yetki itirazının reddine,
Davalı tarafça süresi dahilinde yapılan zamanaşımı definin olay tarihi(29.06.2024), zararın öğrenilme tarihi(01.07.2024), davacı tarafça zararın tahsili için davalılara başvuru tarihi, yapılan icra takip tarihi(24.09.2024) ile arabuluculuk başvuru tarihi ile dava tarihi arasındaki süreyle TBK 72-154-155-156. Maddesi hükmü dikkate alınarak tazmin talebinin süresinde yapıldığının tespitiyle zamanaşımı def'i yönünden davalının itirazının reddine,
Hak düşürücü süre yönünden itirazın incelemesinde ise icra takip tarihi 29.06.2024, ödeme emri tebliğ tarihi (01.10.2024), itiraz tarihi 03.10.2024 ve itirazın davacı alacaklıya tebliğ tarihi 08.10.2024 tarihi olup, arabuluculuk başvuru tarihi(18.12.2024) olup ve dava tarihi 14.03.2025 olup 2004 sayılı Kanun'un 67 nci maddesi uyarınca açılan itirazın iptali davasında, icra takip dosyasında borçlu tarafından yapılan itirazın davacı-alacaklıya tebliğ tarihinden itibaren dava açmak için Kanunda öngörülen bir yıllık hak düşürücü sürenin geçmediği anlaşıldığından davalı tarafın hak düşürücü süre yönünden itirazının reddine karar verilmiştir.
Somut olayda davalı tarafından yapılan çalışmalar esnasında davacıya ait yer altı kablo hattının hasara uğradığı dosya kapsamına göre sabittir. Türk Borçlar Kanunu 49/1. maddesi “Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür.”
Davalı ...'nin meydana gelen zarar sebebiyle 3. şahıslara karşı asıl işveren sıfatıyla sorumlu tutulması gerektiği esas olup, TBK'nın 66. maddesi gereğince “adam çalıştıran” sıfatıyla olmak üzere sorumlu olacağı, taraflar arasındaki sözleşmenin bunun aksine olan ve iç ilişkiyi düzenleyen hükümlerinin zarar gören üçüncü kişilere karşı öne sürülmesinin mümkün olmadığı, davalıların meydana gelen zarar bedelinden müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları anlaşılmıştır. Dosya kapsamı itibari ile yapılan incelemede; davacıya ait alt yapı tesislerinin standartlar çerçevesinde tesis edildiği, hasara uğrayan yer altı kablosunun ancak bir iş makinesi ile kopartılabileceği, hasara çalışma yapan operatörün tedbirsizliği ve dikkatsizliği nedeniyle sebebiyet verdiği tespit edilmiştir. Hasara uğrayan kablonun onarımı davacı çalışanlarınca ilave kablo ve ek malzemesi kullanılarak giderilmiştir. (Yargıtay 3. Hukuk dairesinin E... ve K.... sayılı 22/11/2007 tarihli içtihatı gereği davalıların hasardan müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmaları gerektiği, emsal nitelikte bkz. İst.BAM 4 HD ...E ... K sayılı kararı).
TBK.m.49 uyarınca kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Madde 50 uyarınca zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) “ispat yükü” başlıklı 6. maddesinde; kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü tutulmuştur.
Yine ispat yükünü düzenleyen 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 190. maddesi “(1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.
Davacı ... tarafından 16/07/2024-60808 tarih-sayılı yazı ile ...'ye davaya konu adreste meydana gelen hasara ait 10.931,30 TL'nin taraflarına tebliğinden 15 gün içerisinde belirttikleri İBAN hesabına yatırılması gerektiği aksi takdirde yasal yollarla tahsiline gidileceği ilişkin talep yazısı yazıldığı anlaşılmıştır.
Davacı vekilinin 18/08/2025 tarihli dilekçesiyle davaya konu alacak miktarının davalılardan ... Şti. Tarafından ödenmesi sebebiyle davanın konusuz kalmasına ilişkin karar verilmesini talep ettiği, mahkememiz 03/09/2025 tarihli ara kararı ile davalı vekillerine vekalet ücreti ve yargılama giderleri hususunda beyanda bulunmak, davacı vekiline belirttiği ödemelere ilişkin makbuz ve bilgi ve belgeleri sunmak üzere süre verildiği, davacı vekili 24/11/2025 tarihli beyan dilekçesi ile ödeme dekontunu sunmuş olduğu anlaşılmıştır.
6100 sayılı HMK'nın 331. maddesine göre davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi durumunda, davanın açıldığı tarih itibari ile haklılık durumuna bakarak yargılama masraflarının haksız çıkan tarafa yüklenmesi düzenlenmiştir. Davacı vekili tarafından dava konusu borcun haricen tahsille ödenmesi nedeniyle davanın konusuz kaldığı bildirilmiş, ödeme dekontu dosyaya ibraz edilmiş, vekalet ücreti ve yargılama giderleri yönünden taleplerinin bulunmamakta olduğunu belirterek karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesi gerektiğini ve icra inkar tazminatı talebinde bulunduğu beyan edilmiş olup, yargılama aşamasında mahkememizdeki işbu davaya konu edilen alacak talebi ile ilgili olarak davalı tarafın 13/08/2025 tarihinde ödeme yaptığı, dava tarihinden sonra yapılan ödeme ile takip konusu borcun ödendiği ve davanın konusuz kaldığı anlaşılmakla konusu kalmayan dava hakkında hüküm kurulmasına yer olmadığına dair karar vermek gerekmiştir. Öte yandan, İİK 67/2 maddesinde "...borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir." hükmü bulunmakla birlikte somut olay bakımından her ne kadar davalı tarafça davaya konu borç dava tarihinden sonra davalılarca ihtirazi kayıt konularak ödenmiş ise de; davalının hasardan sorumluluğunun bulunup bulunmadığı, bulunduğunun tespiti halinde zarar kalemleri ve miktarlarının tespitinin yargılamayı gerektirdiği ve bu hali ile davalının itirazında itiraz anında haksız olmadığı ve alacağın likit olmadığı dikkate alınarak şartları oluşmadığından icra inkar tazminatı talebinin reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçeleri yukarıda açıklandığı üzere;
1-)Dava konusuz kaldığından KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
2-)Alacağın varlığı ve miktarı yargılamayı gerektirdiğinden davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine,
3-)Harçlar tarifesi gereğince alınması gereken 615,40 TL harç peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
4-)Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-)Talep edilmediğinden davacı yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,
6-)Davalılar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
7-))6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(11)-(13) maddesi ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.800,00-TL arabuluculuk ücretinin tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak Hazine adına gelir kaydına,
8-)Dosyada kullanılmayan bakiye gider avansının HMK.’nın 333. ve HMK. yönetmeliğinin 47/1. maddeleri uyarınca karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa ödenmesine,
Dair miktar itibariyle kesin olmak üzere verilen karar taraf vekillerinin yüzüne karşı okunup usulüne uygun anlatıldı. 15/12/2025
Katip
¸e-imzalıdır
Hakim
¸e-imzalıdır