T.C.
İSTANBUL
10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2025/238 Esas
KARAR NO: 2025/941
DAVA: İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
DAVA TARİHİ: 04/04/2025
KARAR TARİHİ: 08/12/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalılar tarafından 15.03.2024 tarihinde ... İşletme Müdürlüğü hizmet sahası içinde bulunan ... adresinde adresinde davalı tarafından yapılan çalışma esnasında müvekkil şirketin enerji dağıtım altyapısına dahil olan kablo ve tesisata hasar verildiği tespit edildiğini, meydana gelen tesis hasarı ve enerji kesintisi müvekkil şirket tarafından giderilmiş olup işbu hasarın onarımında sarf edilen malzeme, montaj ve işçilik gibi bedellerin zarar verenlerden tahsili amacıyla -KDV dahil- toplam 15.569,32-TL borç davalı yana tahakkuk ettirildiğini, davalılar tarafından hasar bedellerinin ödenmemesi üzerine borçlu aleyhine 15.569,32-TL hasar bedeli i1e 1.777,78-TL işlemiş faiz olarak toplam 17.347,10-TL'nin tahsili amacıyla ... 23. İcra Müdürlüğünün... Esas sayılı takip dosyası ile ilamsız takip yapılmış ve borçluya...ödeme emrinin gönderildiğini, davalıların ödeme emrini tebellüğ ettikten sonra borca ve icra takibine itiraz ettiğini, borçlunun itirazında takibe konu borca, borç miktarına, faize, faiz oranına, takibe, asıl alacak ve fer'ilerine külliyen itiraz etmiş, takibin durdurulmasını talep ettiğini, borçlunun itirazı ile mezkur icra takibinin durdurulmasının akabinde işbu dava konusunun her iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hasebiyle Arabuluculuk yoluna başvurulduğunu ancak anlaşmanın sağlanamadığını, borçluların itirazının haksız ve dayanaksız olduğunu, meydana gelen dağıtım tesisi hasarı ve enerji kesintisi müvekkil şirketin yüklenici şirketi tarafından giderilmiş olup işbu hasarın onarımında sarf edilen malzeme, montaj, işçilik bedelleri ile hasardan kaynaklanan diğer kayıplar müvekkil şirketin maddi zararına sebebiyet verdiğini, nitekim huzurdaki dava ile birebir aynı mahiyette yüzlerce dava dosyası görülmüş ve müvekkil şirketin delilleri ışığında müvekkil şirket lehine davaların kabulü yönünde kararlar verildiğini, söz konusu hasar sebebiyle borç tahakkuku ve akabinde de icra takibine geçildiğini, borçlunun haksız fiilden kaynaklı müvekkil kuruma vermiş olduğu zararı henüz tazmin etmemiş; hasar bedeli alacağına ilişkin icra takibine de kötü niyetle itiraz ettiğini, sunulan hasara ilişkin tutanaklar tutanaklar incelendiğinde huzurdaki davamızın haklılığı ve davalıların itirazlarının haksızlığının ortaya çıkacağını belirterek davalıların ... 23. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu haksız ve yersiz itirazının iptali ile takibin devamına, hasar tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte taraflarına ödenmesine, davalılar/borçlular aleyhine hükmolunacak meblağın %20’sinden az olmamak kaydıyla icra inkâr tazminatı ödemeye mahkûm edilmesine, Arabuluculuk vekalet ücreti yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalılar ... Şirketi ve ... Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; haksız fiilden mütevellit zararların tazminini düzenleyen 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 49. Maddesine göre, zararın tazmini için kusur-zarar-illiyet bağı şartlarının oluşmadığını, aynı kanunun 50. Maddesine göre davacı "Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır." dava konusu hasar iddiasına bağlı tazminat talebi hukuka uygun olmadığını, dava konusu hasarın meydana gelmesinde davacıya ait altyapı tesislerinin, projesine ve yapı tekniğine uygun bir biçimde döşenip döşenmediği araştırılarak, gerekirse projelerinin de getirtilerek yerinde kazı yapılmak suretiyle incelenmesi gerektiğini, ancak bu husus açıklığa kavuştuktan sonra hakkaniyete uygun bir sonuca varabilmek mümkün olacağını, davacı ... A.Ş.’nin söz konusu hasarın meydana gelmesinde kusurlu olduğu ve yasanın emredici hükmüne rağmen mevcut tesisatını yasada belirlenen şekilde döşemediği, bu nedenle zaman zaman tesisatlarına zarar verilmesine kendi eylem ve kusuru ile sebebiyet verdiğinin anlaşıldığını, söz konusu adreste, davacıya ait tesis ve kabloların ilgili yönetmeliğin emredici hükmü ve diğer hükümlerine uygun olarak imal edilmediği ortaya çıkmakta olduğunu, Elektrik Kuvvetli Akım Tesisleri Yönetmeliği’nin “Kablolar” başlıklı 58. maddesinin (e) bendinde, “Kablo yerlerinin işaretlenmesi: Kablo tesisleri bulunan kuruluşlar, bunların yerlerini tam olarak işaretleyerek bu kabloların geçiş güzergahlarını gösteren planları, belediye ve mücavir alan sınırları içinde ilgili belediyelere, diğer yerlerde de ilgili mülki idare amirliklerine vermelidir. Yer altı kablo güzergahları kaplamasız yerlerde işaretli beton kazıklarla, kaplamalı yerlerde oyulmuş işaretlerle belirtilmelidir. Şöyle ki güzergahı görünmeyen kablolar (mesela hendek içindekiler), kablo güzergahı ve niteliği anlaşılacak şekilde işaretlenmelidir. Bu çerçevede düz güzergah maksimum 100 m'de bir, ek ve branşman yerleri dönüş noktaları vb. yanılgıyı önleyecek şekilde işaretlenmelidir. Bu işaretler yerine göre beton kazık, pirinç veya döküm levha yada kaldırım kaplamasında oyulmak suretiyle yapılmalıdır.” şeklinde düzenlendiğini, Elektrik kuvvetli akım tesislerinin kurulmasının, işletilmesinin ve bakımının can (insan hayatı) ve mal emniyeti bakımından güvenlikle yapılmasına ilişkin olarak ... tarihli ve ... sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Elektrik Kuvvetli Akım Tesisleri Yönetmeliği’nin “Kablolar” başlıklı 58. maddesinin (e) bendi uygulaması emredici yasa hükmü niteliğinde olduğunu, ... Kablo Tesis Teknik Şartnamesinde; ... proje ve Tesis Daire Başkanlığının "Elektrik Dağıtım Şebekeleri Enerji Kabloları Montaj Usul ve Esaslarında standart kablo kanalının dilekçede resmedilen şekilde yer altı kablo açılarak kabloların döşenmesi gerektiğini, standart kablo kanalının derinliği 80 cm olup, dip genişliği 40 cm, ağız genişliği ise 60 cm olması gerektiğini, hasarın oluştuğu iddia edilen olayda bu şartlar yerine getirilip getirilmediğinin araştırılması gerektiğini, ... Kablo Tesis Şartnamesinde, "kablo kanalın açılması, kanal dibine kum serilmesi, kablonun üzerine kum serilmesi, kumun üzerine tuğla yerleştirilmesi, üzerine tuvanen malzemenin doldurulması, ikaz bandının serilmesi, zeminin eski haline getirilmesi" hükmünün bulunduğunu, davacı tarafından yeraltına döşenen kablolar bu usule göre yani ... şartnamesine uygun döşenmemişse hasarın oluşmasında davalıların kusurundan bahsedilemeyeceğini, davacının kendi kusurlu davranışından dolayı müvekkil idareyi sorumlu tutmasının haksız, hukuksuz ve adaletsiz olduğunu, tazminat sorumluluğunun doğması için, tazminat talep edilenin, zarara neden olayda kusurunun olması gerektiğini, davacı tarafın, elektrik kablosu döşeme işinin, mevzuata uygun olup olmadığının araştırılmasını talep ettiklerini, Borçlar Kanununun 52. maddesi uyarınca tazminat isteminin reddine karar verilmesini talep ettiklerini, talep edilen miktarın rayice ve gerçekliğe uygunluğu şaibelidir. Tüm bu yönlerle de bedele ayrıca itiraz ettiklerini, tek taraflı olarak tutulmuş hasar tutanaklarını ve oluşturulmuş hasar hesabını kabul etmelerinin mümkün olmadığını, davacı şirketin talep ettiği eşik kesinti süresi aşım bedeli diye adlandırdığı bedeli talep edemeyeceğini, Elektrik dağıtımı ve perakende satışına ilişkin Hizmet Kalitesi Yönetmeliğine göre, abonelerin, yıllık eşik değerlerin aşılmasında veya günlük süreleri aşan kesintilerde dağıtım şirketi tarafından ilgili kullanıcıya tazminat ödenmesi gerektiğini, yani , sözü geçen yönetmelik, davacı şirketin abonelere tazminat ödemesine ilişkin olduğunu, bu nedenle, davacı şirketin Eşik kesinti süresi aşım bedelini davalılardan talep edebilmesi için sözü geçen bedeli ilgili kullanıcılara ödediğini somut belgelerle kanıtlaması gerektiğini, dosyada bu konuda bilgi ve belgenin olmadığını, bundan dolayı, davacı şirket eşik kesinti süresi aşım bedelini talep edemeyeceğini, davacı şirketin talep ettiği dağıtılamayan enerji bedeli: Davacı şirket Dağıtılamayan Enerji Bedeli adı altında bedel hesaplamış ve talep etmekte olduklarını ancak Elektrik Dağıtımı ve Perakende Satışına İlişkin Hizmet Kalitesi Yönetmeliğine 16. Maddesi kesintiler için sınır değerler aşıldığında dağıtım şirketinin kullanıcıya tazminat ödemesine ilişkin olduğunu, bu nedenle davacı şirketin dağıtılamayan enerji bedeli diye adlandırdığı bedeli talep edemeyeceğini, davacı şirketin kendi çalıştırdığı işçilerine ve araç sürücülerine ödendiği ücreti ve araç yakıt giderleri ve genel giderlerinin de idareden isteyemeyeceğini, davacının şebeke yıpranma bedeli var ise davacı tarafın neden alçak gerilim kısa devre / arıza koruması olmadığı hususunun tartışılması gerektiği, alçak gerilimdeki bir kısa devre veya arızanın, davacının kompakt şalterleri vb. şalt malzemeleri ile arızanın orta gerilim seviyesine intikalini engellemesi gerektiği, şayet engellenmedi ise bu durumun davacının alt yapı eksikliği olduğu, davacı şebekesinin ne şekilde yıprandığı hususuna açıklık getirecek belge bulunmadığı nedeniyle talebinin reddi gerektiğini, davalı kamu kamu yararına su şebekesinde meydana gelen bir arızanın giderilmesi için ruhsatlı bir kazı yaptığını, davacının tabi olduğu yönetmeliklere aykırı olarak döşemiş olduğu enerji kabloları müvekkilin kusuru olmaksızın hasar gördüğünü belirterek davanın reddine, masraf, vekalet ücreti ile kötü niyet tazminatının davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; yargı yolu yönünden davanın güncel uyuşmazlık Mahkemesi kararlarına göre İdare Mahkemesinde açılması gerektiğini, husumet, zamanaşımı ve hak düşürücü süre itirazında bulunduklarını, haksız fiilden mütevellit zararların tazminini düzenleyen B.K m.49e göre zararın tazmini için kusur-zarar-illiyet bağı şartlarının oluşmadığını, dava konusu konusu hasar iddiasına bağlı tazminat talebinin muhatabının davalı idarenin olmadığını, idarenin eylem ve ve işlemlerinden doğan bir zarar yoktur, hukuken sorumluluğunun da bulunmadığını, dava konusu hasarın meydana gelmesinde davacının karşılıklı kusur durumunun da araştırılması gerektiği kanaatinde olduklarını, yani davacıya ait altyapı tesislerinin, projesine ve yapı tekniğine uygun bir biçimde döşenip döşenmediği araştırılarak, gerekirse projelerinin de getirtilerek yerinde kazı yapılmak suretiyle incelenmesi gerektiğini, ancak bu husus açıklığa kavuştuktan sonra hakkaniyete uygun bir sonuca varabilmenin mümkün olacağını, davacı tarafın hükmedilmesini talep ettiği tazminata ödeme tarihinden itibaren faiz isteminin hukuka aykırı olduğunu, davalı idarenin davacıya kesinleşmiş bir borcunun olmadığını, davalı idarenin temerrüdü söz konusu olmadığından dava haksız fiile dayalı olarak açıldığından yerleşik Yargıtay İçtihatlarına göre ancak dava tarihinden itibaren yasal faiz talep edebileceğini, davada talep edilen hasar bedeli fahiştir. Dava konusu bedelin tarafsız bilirkişiler tarafından yeniden tespit edilmesini talep ettiklerini, davacının talep ettiği icra inkar talebinin de reddi gerekmektedir. Zira yukarıda açıkladığımız üzere meydana gelen hasarın müsebbibinin ve gerçek hasar miktarının öncelikle sayın mahkemeniz tarafından tespitinin gerektiğini belirterek davanın görev yönünden reddine, yersiz ve mesnetsiz usul ve esastan davanın esastan reddine, Mahkeme giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE:
Taraflara usulune uygun davetiye tebliğ edilmiş olup, ... 23. İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı takip dosya UYAP sureti dosyamız içerisine alınmıştır.
... 23. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyası incelendiğinde; ... tarafından davalılar aleyhine 15.569,32 TL hasar bedeli, 1.777,78 TL faiz, olmak üzere toplam 17.347,10 TL üzerinden takip başlatıldığı, davalının itirazı üzerine takibin durdurulduğu işbu itirazın iptali davasının yasal hak düşürücü süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.
Dava,Davacı ...Şirketinin alt yapısına dahil olan kablo ve tesisata hasar verildiği iddiasıyla başlatmış olduğu takibe vaki itirazın iptali davasıdır.
Yapılan yargılama, tarafların iddia ve savunmaları, alınan bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde;
HMK 16. maddesinde haksız fiilden doğan davalarda, haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yahut gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemelerinin de yetkili olduğu belirtilmiş olup, yine zarar görenin (davacı) yerleşim yeri itibariyle Mahkememiz yargı alanı içerisinde bulunduğu anlaşılmakla yetki itirazının reddine,
Davalı tarafça süresi dahilinde yapılan zamanaşımı definin olay tarihi(15.03.2024), zararın öğrenilme tarihi, davacı tarafça zararın tahsili için davalılara başvuru tarihi, yapılan icra takip tarihi(07.06.2024) ile arabuluculuk başvuru tarihi ile dava tarihi arasındaki süreyle TBK 72-154-155-156. Maddesi hükmü dikkate alınarak tazmin talebinin süresinde yapıldığının tespitiyle zamanaşımı def'i yönünden davalının itirazının reddine,
Hak düşürücü süre yönünden itirazın incelemesinde ise icra takip tarihi 07.06.2024, ödeme emri tebliğ tarihi (15.06.2024), itiraz tarihi 12-20.06.2024 ve itirazın davacı alacaklıya tebliğ edilmediği anlaşılmış olup, arabuluculuk başvuru tarihi ve dava tarihi itibariyle 2004 sayılı Kanun'un 67 nci maddesi uyarınca açılan itirazın iptali davasında, icra takip dosyasında borçlu tarafından yapılan itirazın davacı-alacaklıya tebliğ tarihinden itibaren dava açmak için Kanunda öngörülen bir yıllık hak düşürücü sürenin geçmediği anlaşıldığından davalı tarafın hak düşürücü süre yönünden itirazının reddine,
Somut olayda davalı tarafından yapılan çalışmalar esnasında davacıya ait yer altı kablo hattının hasara uğradığı dosya kapsamına göre sabittir. Türk Borçlar Kanunu 49/1. maddesi “Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür.”
Davalı İSKİ'nin meydana gelen zarar sebebiyle 3. şahıslara karşı asıl işveren sıfatıyla sorumlu tutulması gerektiği esas olup, TBK'nın 66. maddesi gereğince “adam çalıştıran” sıfatıyla olmak üzere sorumlu olacağı, taraflar arasındaki sözleşmenin bunun aksine olan ve iç ilişkiyi düzenleyen hükümlerinin zarar gören üçüncü kişilere karşı öne sürülmesinin mümkün olmadığı, davalıların meydana gelen zarar bedelinden müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları anlaşılmıştır. Dosya kapsamı itibari ile yapılan incelemede; davacıya ait alt yapı tesislerinin standartlar çerçevesinde tesis edildiği, hasara uğrayan yer altı kablosunun ancak bir iş makinesi ile kopartılabileceği, hasara çalışma yapan operatörün tedbirsizliği ve dikkatsizliği nedeniyle sebebiyet verdiği tespit edilmiştir. Hasara uğrayan kablonun onarımı davacı çalışanlarınca ilave kablo ve ek malzemesi kullanılarak giderilmiştir. (Yargıtay 3. Hukuk dairesinin E.... ve K.... sayılı 22/11/2007 tarihli içtihatı gereği davalıların hasardan müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmaları gerektiği, emsal nitelikte bkz. İst.BAM 4 HD ...E ... K sayılı kararı).
TBK.m.49 uyarınca kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Madde 50 uyarınca zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) “ispat yükü” başlıklı 6. maddesinde; kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü tutulmuştur.
Yine ispat yükünü düzenleyen 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 190. maddesi “(1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.
Davacı ... tarafından ...tarih-sayılı yazı ile ...'ye davaya konu adreste meydana gelen hasara ait 15.569,32 TL'nin taraflarına tebliğinden 15 gün içerisinde belirttikleri İBAN hesabına yatırılması gerektiği aksi takdirde yasal yollarla tahsiline gidileceği ilişkin talep yazısı yazıldığı anlaşılmıştır.
Davacı vekilinin 18/08/2025 tarihli dilekçesiyle davaya konu alacak miktarının davalılardan ...Şti. Tarafından ödenmesi sebebiyle davanın konusuz kalmasına ilişkin karar verilmesini talep ettiği, mahkememiz 03/09/2025 tarihli ara kararı ile davalı vekillerine vekalet ücreti ve yargılama giderleri hususunda beyanda bulunmak, davacı vekiline belirttiği ödemelere ilişkin makbuz ve bilgi ve belgeleri sunmak üzere süre verildiği, davacı vekili 22/09/2025 tarihli beyan dilekçesi ile taraflar lehine vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmemesine karar verilmesini talepte bulunduğu anlaşılmıştır.
6100 sayılı HMK'nın 331. maddesine göre davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi durumunda, davanın açıldığı tarih itibari ile haklılık durumuna bakarak yargılama masraflarının haksız çıkan tarafa yüklenmesi düzenlenmiştir. Davacı vekili tarafından dava konusu borcun haricen tahsille ödenmesi nedeniyle davanın konusuz kaldığı bildirilmiş, ödeme dekontu dosyaya ibraz edilmiş, vekalet ücreti ve yargılama giderleri yönünden taleplerinin bulunmamakta olduğunu belirterek karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesi gerektiğini ve icra inkar tazminatı talebinde bulunduğu beyan edilmiş olup, yargılama aşamasında mahkememizdeki işbu davaya konu edilen alacak talebi ile ilgili olarak davalı tarafın 13/08/2025 tarihinde ödeme yaptığı, dava tarihinden sonra yapılan ödeme ile takip konusu borcun ödendiği ve davanın konusuz kaldığı anlaşılmakla konusu kalmayan dava hakkında hüküm kurulmasına yer olmadığına dair karar vermek gerekmiştir. Öte yandan, İİK 67/2 maddesinde "...borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir." hükmü bulunmakla birlikte somut olay bakımından her ne kadar davalı tarafça davaya konu borç dava tarihinden sonra davalılarca ihtirazi kayıt konularak ödenmiş ise de; davalının hasardan sorumluluğunun bulunup bulunmadığı, bulunduğunun tespiti halinde zarar kalemleri ve miktarlarının tespitinin yargılamayı gerektirdiği ve bu hali ile davalının itirazında itiraz anında haksız olmadığı ve alacağın likit olmadığı dikkate alınarak şartları oluşmadığından icra inkar tazminatı talebinin reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçeleri yukarıda açıklandığı üzere;
1-)Dava konusuz kaldığından KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
2-)Alacağın varlığı ve miktarı yargılamayı gerektirdiğinden davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine,
3-)Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 615,40-TL harcın mahsubu ile fazladan alınan 128,18-TL'nin yatıran tarafa iadesine,
4-)Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-)Talep edilmediğinden davacı yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,
6-)Davalılar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
7-)6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(11)-(13) maddesi ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 4.700,00-TL arabuluculuk ücretinin tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile davalılardan müştereken ve mateselsilen alınarak Hazine adına gelir kaydına,
8-)Dosyada kullanılmayan bakiye gider avansının HMK.’nın 333. ve HMK. yönetmeliğinin 47/1. maddeleri uyarınca karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa ödenmesine,
Dair miktar itibariyle kesin olmak üzere verilen karar davacı ve davalı vekillerinin yüzüne karşı okunup usulüne uygun anlatıldı.08/12/2025
Katip
¸e-imzalıdır
Hakim
¸e-imzalıdır