T.C.
İSTANBUL
10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2025/326 Esas
KARAR NO: 2025/742
DAVA: Ticari Şirket (Fesih İstemli)
DAVA TARİHİ: 01/10/2024
KARAR TARİHİ: 01/10/2025
İstanbul Anadolu ... Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/696 Esas, 2024/700 Karar, 02/10/2024 tarihli Yetkisizlik kararı üzerine Mahkememiz yukarıdaki esasına kaydı yapılan Ticari Şirket (Fesih İstemli) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı asil dava dilekçesinde özetle; ...Ltd. Şti. tek ortaklı olarak 1994 yılında tarafından kurulduğunu ve ... sicil numarası ile Ticaret Sicil Müdürlüğünde kayıtlı bulunmakta olduğunu, daha sonra şirketin 13.08.2014 yılında faaliyetine son verildiğini, şirketin resen kaydının kapatıldığına dair ... VERGİ DAİRESİNDEN alınan 22.07.2024 tarihli yazısını ekte sunduğunu, yazıda açıkça görüleceği üzere şirketin 01.12.1994 tarihinde ...vergi numarası ile işe başladığı ve 13.08.2014 tarihinde işi terk ettiği açıkça belirtildiğini, ayrıca Ticaret Sicil Müdürlüğünden sorulduğunda şirketin Ticaret Sicil kaydının da resen kapatıldığı açıkça görülmekte olduğunu, şirketin banka kaydı olmadığı gibi adına kayıtlı taşınmaz mal bulunmadığını sadece şirket adına kayıtlı ...plakalı 2004 model ...marka binek tipi araç bulunduğunu ve bu aracın çok uzun bir süredir kayıp olduğunu ve şirket tarafından da kullanılamadığını, İstanbulAnadolu ...İcra Müdürlüğünün ... e. Sayılı dosyası ile alacaklısı ... Yönetimi Danışmanlığı AŞ şirketi nin 300.000 TL alacağından dolayı kaydı kapalı şirket hakkında alacak dayanağı belli olmayan icra takibi başlatıldığını, icra dosyasından yapılan tebligatların, usulsüz işlemler ve şirket kaydının kapalı olması nedeniyle dava açıldığını, bu takip için açılan İstanbul Anadolu ...İcra Hukuk Mahkemesinin ... E. Sayılı dosyasından (İcra Memur muamelesini şikayet) davasına dayanak sayın mahkemece 12.09.2024 tarihli ara kararında şirket hakkında 2 haftalık süre içersinde Asliye Ticaret Mahkemesinden şirketin İhyası davası açılmasına karar verildiğini ve bu karar tarafına 23.09.2024 tarihinde tebliğ edildiğini, bu nedenle iş bu davayı açtığını tüm bu nedenlerle şirketin haklı nedenlerle feshine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkememizce davacı asile dava dilekçesi ile şirketin ihyasını değil feshini talep etmiş olduğundan, bir haftalık süre verilerek şirketin ihyasını ve ne istediklerini açıklaması, ayrıca şirketin ihyası talebi var ise ticaret sicil müdürlüğünü de davaya dahil eden ve neden feshe yönelik dava açtıklarını izah etmesi için muhtıra çekilmiş, davacı asil 23/05/2025 tarihli dilekçesi ile şirketin ihyasına karar verilmesini talep ettiğini, bu hususta karar verilmesi için Ticaret Sicil Müdürlüğünün de davaya dahil edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Ticaret Sicili Müdürlüğü, 6102 Sayılı TTK m. 32 ve Ticaret Sicili Yönetmeliği m. 34 hükmü çerçevesinde işlem yaptığını, davalı ... Müdürlüğünün re’sen terkin işlemi, “6102 sayılı Kanunun Geçici 7’nci maddesi”, “Münfesih Olmasına Veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler İle Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ’in 5’inci maddesi”, “6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 20/1 maddesi” ve “Anonim ve Limited Şirketlerin Sermayelerini Yeni Asgari Tutarlara Yükseltmelerine ve kuruluşu ve Esas Sözleşme Değişikliği İzne Tabi Anonim Şirketlerin Belirlenmesine İlişkin Tebliğ’in 7. maddesi” kapsamında olup, tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığını, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu Geçici 7’nci Maddenin 15’nci fıkrası, “Ticaret sicilinden kaydı silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile hukuki menfaatleri bulunanlar haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilir.” hükmüne haiz olduğunu, davalı ... Sicil Müdürlüğünün, mahkeme hükmü olmaksızın bir şirketi tekrar sicile tescil yükümlülüğünün bulunmadığını, söz konusu şirketin ihyası istenmekte ise de; “Münfesih Olmasına Veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler İle Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ”in 16’ncı maddesinin 2’nci fıkrasında yer alan “Bu Tebliğ hükümlerine göre, ticaret sicilinden kaydı silinen şirket veya kooperatiflerin alacaklıları ile hukuki menfaatleri bulunanlar haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilir.” hükmü gereğince, bu işlemin madde hükmünde de belirtildiği üzere ancak bu hususta mahkemeye başvurulmak suretiyle gerçekleştirileceğinin açık olduğunu, dava konusu şirketin ihyasına (ek tasfiyesine) karar verilmesi durumunda tasfiye memuru atanması gerektiğini, davalının davanın açılmasına sebep olmadığını, bu nedenle müvekkil Ticaret Sicili Müdürlüğü, “yargılama giderleri” ve “vekâlet ücreti”nden sorumlu tutulamayacağını, nitekim 7511 sayılı Türk Ticaret Kanunu ile bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun'un konuyla ilgili 16. maddesi gereğince de, müvekkil müdürlük yargılama giderleri ve vekâlet ücretinden sorumlu tutulamayacağını, re’sen terkin işlemi hukuka ve kanuni prosedüre uygun olduğu gibi, davacı tarafça re’sen terkin işleminin eksik veya usulsüz olduğuna dair bir iddianın ileri sürülmediğini, kaldı ki ihya (ek tasfiye) talebine dayanak teşkil eden dava, re'sen terkin işleminden sonraki bir tarihte ikâme edildiğini, öte yandan da, davacı tarafın ihya/ek tasfiye isteminde haklı olması, müvekkil müdürlüğün terkin işleminin haksız ve hukuka aykırı olduğu anlamına gelmeyeceği gibi yargılama giderleri ve vekâlet ücretinden sorumlu tutulması da hmk’daki temel ilkelerle ve hakkaniyetle bağdaşmadığını, iddia ve talep, dava konusu şirketin tarafı olduğu dava dosyasının sonuçlandırılmasına, taraf teşkilinin sağlanmasına dayandığını, işbu nedenle müvekkil müdürlük aleyhine isnat edilebilecek bir kusur ve sorumluluk bulunmadığını, gerek re'sen terkin işlemlerinin kanuna uygun olması gerekse de geçici madde 7/2'ye aykırı bir durum bulunmadığı gibi davalı müdürlüğün davanın açılmasına sebep olduğundan bahsedilemeyeceğini, bu kapsamda belirtmek gerekir ki, re'sen terkin prosedürü diğer bir ifadeyle, TTK geçici 7. maddede kapsam dâhilindeki şirketlerin tasfiye edilmemiş olması, malvarlığının/borçlarının bulunması durumlarında ticaret sicilinden terkin edilmeyeceklerine dair bir düzenleme bulunmadığını, gerek re'sen terkin işlemlerinin kanuna uygun olması gerekse de geçici madde 7/2'ye aykırı bir durum bulunmadığı gibi müvekkil müdürlüğün davanın açılmasına sebep olduğundan da bahsedilemeyeceğini, 29.05.2024 tarihinde resmi gazetede yayımlanıp yürürlüğe giren 7511 sayılı Türk Ticaret Kanunu ile bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun'un konuyla ilgili 16. maddesi gereğince de, müvekkil müdürlüğün yargılama giderleri ve vekâlet ücretine hükmedilemeceğinin belirtilmesi gerektiğini belirterek davanın reddine, davanın kabulüne kanaat getirilmesi hâlinde ise dava konusu şirketin, anılan dava dosyası/dava dilekçesinde anılan işlemler kapsamında ek tasfiyesine ve tasfiye memuru atanması ile müvekkil müdürlük aleyhine yargılama giderleri ve vekâlet ücretine hükmedilmemesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE:
Taraflara usulüne uygun davetiyeler tebliğ edilmiş, ihyası istenen ... Ltd. Şti.'nin firma kayıtları ve ticaret sicil kayıtları dosyamız içerisine alınmıştır.
İhyası istenen ... LTD. ŞTİ.'nin ticaret sicil kayıtlarının incelenmesinde; şirket ana sözleşmesinin 15/12/1994 tarihinde tescil edildiği, şirketin son yetkilisinin ... olduğu, şirketin son tescilini 13/08/2014 tarihinde yaptırdığı, şirketin tasfiyesinin sona erdiği 13/08/2014 tarihinde tescil edildiğinden sicil kaydının terkin edildiği görülmüştür.
Dava, şirket ihyası davasıdır.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın, sicilden terkin edilen şirketin davacının taraf olduğu alacak davasına mahsus taraf teşkili amacıyla ihyası noktasında toplandığı, 6102 sayılı TTknun 547.maddesinde; "(1) Tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu anlaşılırsa, son tasfiye memurları, yönetim kurulu üyeleri, pay sahipleri veya alacaklılar, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden, bu ek işlemler sonuçlandırılıncaya kadar, şirketin yeniden tescilini isteyebilirler. (2) Mahkeme istemin yerinde olduğuna kanaat getirirse, şirketin ek tasfiye için yeniden tesciline karar verir ve bu işlemlerini yapmaları için son tasfiye memurlarını veya yeni bir veya birkaç kişiyi tasfiye memuru olarak atayarak tescil ve ilan ettirir. " denilmekte olup, davacının ihyası talep edilen şirketler ile karşılıklı davası olduğu yaklaşık olarak ispat edildiğinden, anılan yasa hükmü gereğince davacının ihya talebinin anılan dava ile sınırlı olmak üzere davasının kabulüne karar vermek gerekmiştir.
Şirket kayıtlarının geçmişe dönük incelenmesinden, davacı asil ...'in şirketin son yetkilisi olduğu, bu kimsenin tasfiye memuru tayin edilmesi maslahata uygun görülerek tasfiye memuru olarak atanması gerekmiştir.
Davalı ... sicil müdürlüğü kanuni hasım olduğundan, yargılama masraflarının davacı üzerinde bırakılmasına karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçeleri yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KABULÜNE,
-...Ticaret Sicil Müdürlüğü nezdinde ... sicil numarasıyla kayıtlı ... LTD. ŞTİ'nin;
İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... E sayılı takibindeki iş ve işlemlere,
İstanbul Anadolu ... İcra hukuk Mahkemesinin... E sayılı dosyasındaki iş ve işlemlere,
Ayrıca ... plakalı aracın tasfiye işlemlerine münhasır ihyasına,
-Tüm bu işlemleri yapmak üzere Tasfiye Memuru olarak şirketin eski yetkilisi davacı ...'in tasfiye memuru olarak tayinine,
-Kararın kesinleşmesi üzerine ticaret sicil müdürlüğüne bildirilmesine,
2-Harçlar tarifesi gereğince alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcının daha önceden ödenen 427,60 TL karar ve ilam harcından mahsubu ile eksik kalan 187,80 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irad kaydına,
3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider/delil avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,
Dair, davacı asilin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren 2 Hafta süre içerisinde Bölge Adliye Mahkemesine İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.01/10/2025
Başkan ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Katip ...
¸e-imzalıdır