T.C.
İSTANBUL
10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2025/502 Esas
KARAR NO: 2025/717
DAVA: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 09/05/2022
KARAR TARİHİ: 26/09/2025
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
ASIL DAVADA
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle ; Davalı yanca davacı aleyhine ... 30. İcra Müdürlüğünün...Esas sayılı dosyası üzerinden kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, söz konusu icra takibine dayanak olarak gösterilen 04.03.2020 düzenlenme tarihli 298.000,00 TL bedelli senet üzerinde yer alan imzanın davacıya ait olmadığı gibi davalı yanca; davacının açıkça korkutularak ve iradesi sakatlanmak suretiyle birçok boş senede de zorla imza attırıldığını, davacının ilk başta kendisine imzalatılan senetlerden birinin de icraya konulduğunu olabileceğini düşündüğünü, dava konusu senedin kendisine imzalatılanlardan değil de sahte olarak alacaklı yanca düzenlenen bir senet olduğunu anladığını, bu sebeple yapılan takibin açıkça usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının davalıya böyle bir borcu bulunmadığını, davacının hem zorla imzalatılan senetler için hem de imzası taklit edilerek icraya konulan senet için hukuk mücadelesi verdiğini, hiç bir resmi kurum önünde davacı tarafından "298.000 TL bedelli senet altındaki imza bana aittir" ya da "298.000 TL bedelli senedi/bonoyu zorla imzaladım" şeklinde bir beyanı bulunmadığını, sahte olduğu ve imzanın davacıya ait olmadığı hususu grafolog bilirkişi incelemesi neticesinde anlaşılmış olmasına rağmen icra mahkemesi tarafından davacının ikrarı olduğundan bahisle imzaya itiraz talebinin reddine karar verilmesi soyut bir gerekçeyle hüküm tesis edildiğini, takibe konu senette yer alan imzalar davacıya ait olmadığını, davacının davalıya işbu senetten doğan herhangi bir borcu bulunmadığını, davacı aleyhine ... 30. İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı dosyası üzerinden başlatılmış olan icra takibinin tarafımız aleyhine daha büyük zararlara yol açmadan durdurulması amacıyla hakimliğiniz tarafından uygun görülecek teminat miktarı yatırılarak, ihtiyati tedbir kararı verilmesine, mevzuata aykırı düzenlenen senedin geçersizliğine ve bu sebeple de senede dayalı olarak başlatılan icra takibinin iptaline ve söz konusu senet yönünden davalıya borçlu olmadığımızın tespitine, davalının haksız ve kötü niyetli takip yapmış olması nedeni ile senet miktarının %40'ı üzerinden kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle ;Davalı aleyhinde açılan davaya karşı yasal süresi içinde usul ve esasa ilişkin itirazları doğrultusunda davanın reddine karar verilmesine, dava eksik harç ile açıldığını, bu nedenle Harçlar Kanunun 30. Maddesine göre eksik harcın kesin süre içinde ikmaline, bu eksikliğin giderilmemesi halinde davanın işlemden kaldırılmasına karar verilmesine, takip dayanağı senet üzerindeki imza davacı borçluya ait olduğunu, bu husus davacı tarafın da ikrar edildiğini, davacının imzaya yönelik itirazı ve bu nedenle ileri sürdüğü menfi tespit talebi tamamen asılsız olduğunu, davacı/borçlu tarafından, takip konusu borcun varlığı kabul ve ikrar edilerek, ihtiyati haciz teminatının alacaklı/davalıya iadesine muvafakat edildiğini ve borca mahsuben haricen 25.000 TL tutarında bir ödeme yapıldığını, bu harici ödemenin icra dosyasına beyan edildiğini, davacı tarafından müvekkil aleyhinde açılan haksız davanın usul ve esas yönünden reddine, davacının tedbir talebinin reddine, davacının %40'dan az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkumiyetine, yargılama masrafları ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasını talep etmiştir.
BİRLEŞEN DAVADA ;
DAVA: Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin, davalı tarafından düzenlenmiş 04.03.2020 tanzim, 30.04.2020 vade tarihli 298.000 TL bedelli kambiyo senedi vasfındaki bono sebebiyle davalıdan alacaklı olduğunu, davalı, müvekkile bonodan kaynaklanan borcunu vadesinde ödememesi nedeniyle davalı hakkında ... 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... D. İş sayılı dosyası ihtiyati haciz kararı talebinde bulunduğunu ve ... 30. İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı takip dosyası ile ihtiyati haciz kararı yerine getirildiğini, akabinde aynı dosya üzerinden esas yönünden de kambiyo senetlerine özgü haciz yolu takip talebinde bulunulduğunu ve davalıya ödeme emri tebliği yapıldığını, ihtiyati haciz işlemi sırasında davalıya ihtiyati haciz kararı, icra dosyasından düzenlenmiş ödeme emri ve takip dayanağı bono sureti teslim edildiğini, davalı da borca yönelik bir itirazı olmadığını, davalının ... 19. İcra Hukuk Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyası ile müvekkilin alacak takip dayanağı olan bono üzerindeki imzanın kendisine ait olmadığını iddia ettiğini ve hakkındaki icra takibinin iptalini talep ettiğini, davalı tarafın diğer yandan ise aynı icra takibine konu senet ile ilgili olarak ... Cumhuriyet Başsavcılığının...Soruşturma sayılı dosyası ile sahtelik iddiası ile suç ihbarında bulunduğunu, ... 19. İcra Müdürlüğünün... Esas sayılı takip dosyası yönünden, takip dayanağı senet üzerindeki imzanın kendisine ait olmadığını ve icra mahkemesince verilen kararının hatalı olduğunu ve imza ikrarının bulunmadığı gerekçesi ile ... 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin... Esas sayılı dosyası ile menfi tespit davası açtığını, ... 10. Asliye Ticaret Mahkemesinde devam eden yargılamada, müvekkilin alacaklı olduğu senet üzerinde davalıya atfen atılan imzaların aidiyet incelenmesi için dosya Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesine gönderildiğini, ATK tarafından yapılan inceleme sonucu düzenlenen raporda, davalının inkar ettiği imzanın davalı eli ürünü olduğu ve davalı itirazının yerinde olmadığı tespiti yapıldığını, davalı tarafından müvekkil aleyhinde açılmış olan ... 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin ...Esas sayılı dosyası ile müvekkilin alacak hakkını dayandırdığı aynı bono üzerindeki imzanın davalı tarafından inkar edilmesine ve bu nedenle müvekkile borçlu olmadığının tespiti talebi ile açılmış bir menfi tespit davası olduğunu, senet üzerindeki imzanın borçluya aidiyetinin tespiti) aynı olup, dosyalar arasında çok yakın ilişki ve bağlantı mevcut olduğunu, dava dosyasının tensiben ... 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin ...Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine ve yargılamanın ... 10. Ticaret Mahkemesi dosyası üzerinden devamına, müvekkil alacağının belgeye dayalı olması ve bono üzerindeki imzaların davalıya aidiyetine dair bilirkişi raporlarının da mevcudiyeti dikkate alınarak, taktiren teminatsız olarak davalı malvarlığı üzerinde ihtiyati tedbir niteliğinde ihtiyati haciz konulmasına, davalının kötü niyet tazminatına mahkumiyetine, yargılama masrafları ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE:
Asıl dava, sahtecilik iddiasına dayalı menfi tespit davasıdır.
Birleşen dava, kambiyo senetlerinden kaynaklı alacak davasıdır.
Tebligatlar usulüne uygun yapılmış olup, Dava dışı ... Güvenlik Sistemleri şirketi ile müvekkile ait şirket arasında "kur farkına" ilişkin mail yazışmaları, 26.07.2021 tarihli grafolog bilirkişi raporu, İmza sirküleri, Anlaşamama son tutanağı Vekaletname Örneği, ... 20. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosya aslı, ... 19. İcra Hukuk Mahkemesi'nin... Esas sayılı dosya aslı, bilirkişi v.s her türlü yasal delil dosya arasına alınmıştır.
Adli Tıp Fizik İhtisas Dairesi'nin 25/12/2023 tarihli raporunda özetle ; İnceleme konusu senette atılı borçlu ve düzeltme imzaları ile ...'ın mukayese imzaları arasında; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından uygunluk ve benzerlikler saptandığından söz konusu imzaların ...'ın eli ürünü olduğu tespit ve rapor edilmiştir.
Adli Tıp Fizik İhtisas Dairesi'nin 15/08/2024 tarihli raporunda özetle ; İnceleme konusu senette atılı düzeltme imzası ve borçluya atfen atılı imzalar ile ...'ın mukayese yazı ve imzaları arasında; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından uygunluk ve benzerlikler saptandığından söz konusu imzaların ...'ın eli ürünü olduğu tespit ve rapor edilmiştir.
Mahkememizin 27/02/2025 tarih ve...Esas... sayılı kararının taraflar tarafından istinaf edildiği, Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi'nin 26/06/2025 tarih ve ...Esas... Karar sayılı ilamıyla KALDIRILARAK mahkememize gelmiştir.
Tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda yapılan yargılama, toplanan deliller, dava dilekçesi, cevap dilekçesi, aşamalarda aldırılan Adli Tıp raporları ve tüm dosya kapsamı ile yapılan değerlendirmede; Asıl dava 04.03.2020 tanzim, 30.04.2020 vade tarihli, 298.000,00 TL bedelli kambiyo senedindeki imzanın davacıya ait olmadığından bahisle menfi tespit istemine, birleşen dava ise, alacağın 04.03.2020 tanzim, 30.04.2020 vade tarihli, 298.000,00 TL bedelli kambiyo senedi vasfındaki bonoya dayalı olduğu, söz konusu bononun icra takibine konulduğu, ancak asıl davacının (borçlu) imzaya itirazı nedeniyle takibin iptaline karar verilmesi üzerine alacak davası açıldığı anlaşılmaktadır.
Davaya esas ... 30. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde, alacaklının ..., borçlunun ... olduğu, 298.000,00 TL alacak için takip başlatıldığı, takibe konu olarak 04/03/2020 Düzenleme tarihli, 30/04/2020 Ödeme tarihli, 298.000,00 TL tutarındaki bononun gösterildiği anlaşılmaktadır.
HGK'nun...E, ...K. Nolu 17.11.2022 tarihli ilamında belirtildiği üzere; 2004 sayılı İcra İflas Kanunu’nun (İİK) 170/b maddesinin aynı Kanun’un 72. maddesine yaptığı yollama gereğince kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takipte de menfi tespit davası açılabileceği açıkça anlaşılmaktadır. İİK’nin 72/1. maddesi, “Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tesbit davası açabilir” hükmünü haizdir. Buna göre borçlu, henüz aleyhine başlatılmış bir icra takibi yokken alacaklıya karşı borçlu bulunmadığının tespiti için menfi tespit davası açabileceği gibi aleyhine icra takibine başlanmasından sonra da menfi tespit davası açması mümkündür.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda (TTK) kambiyo senetlerine ilişkin hükümler poliçe esası üzerine kurulmuştur. Kanun koyucu, kambiyo senetlerinin ortak olan hükümlerine poliçe başlığı altında yer vermiş; bono ve çek hakkında ise, ortak hükümlere yollama yapmakla yetinmiştir (TTK m. 778 ve 818).
Kambiyo senetleri mücerret kıymetli evrak niteliğine sahip olduklarından bu senetlerde yer alan hak, temel borç ilişkisinden bağımsızdır. Ancak kambiyo taahhüdünde bulunmanın temelinde, şart olmamakla birlikte, genellikle satım, bağışlama, kira, taşıma gibi bir borçlandırıcı işlem vardır. Böyle bir borçlandırıcı işlem yoksa senedin hatır için verildiği varsayılır. Temel borç ilişkisinin taraflarından birinin bir kambiyo senedi düzenleyip lehtara vermesiyle kambiyo ilişkisi diye adlandırılan ve temel borç ilişkisinden bağımsız olan ikinci bir borç ilişkisi doğar. Zira bir borç ilişkisi için kambiyo taahhüdünde bulunulması tarafların açık yenileme iradeleri olmadıkça 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 133/2. maddesi gereğince borcun yenilenmesi sonucunu doğurmaz; kambiyo senedinin ifa yerine değil, ifa uğruna verilmiş olduğu kabul edilir. Dolayısıyla bir borç hakkında kambiyo senedi düzenlendiği takdirde, taraflar arasında biri temel borç ilişkisi, diğeri kambiyo ilişkisi olmak üzere iki çeşit ilişki bulunur. Aynı durum, kambiyo senedinin tedavülü hâlinde de karşımıza çıkar. Bir kambiyo senedi ciro edildiği zaman ciranta ile ciro edilen kişi arasında kural olarak bir temel ilişki (asıl borç ilişkisi) bulunmaktadır. Ayrıca, bu iki kişi arasında kambiyo hukukundan doğan bir kambiyo ilişkisi de mevcuttur. Bu sebeple taraflar arasındaki temel borç ilişkisindeki bozukluklar kambiyo ilişkisini etkilemez. Temel borç ilişkisinden doğan def’îler, temel borç ilişkisi ile kambiyo ilişkisinin taraflarının aynı olması ve bile bile borçlu zararına hareket edilmesi hâlleri dışında, kambiyo ilişkisinde ileri sürülemez. Zira temel borç ilişkisi kendi hukukuna, kambiyo ilişkisi de kendi hukukuna tabidir.
Borçlu, kambiyo senedi nedeniyle alacaklıya karşı, genel olarak, ya kambiyo taahhüdünün hükümsüz olduğunu, ya da temel borç ilişkisinden dolayı herhangi bir nedenle sorumlu tutulamayacağını ileri sürerek menfi tespit talebinde bulunabilir. Başka bir anlatımla borçlunun kambiyo senedi borcundan dolayı sorumlu olmaması, doğrudan doğruya kambiyo senetleri hukukundan doğan nedenlerden kaynaklanabileceği gibi, temel borç ilişkisine yönelik nedenlere de dayanabilir. Bununla birlikte borçlunun takas def’îni kullanması hâlinde ise, ne temel borç ilişkisine, ne de kambiyo senedi borcuna dayanılmakta, borçlu, kambiyo senedinden doğan borcu ile hamildeki alacağını takas etmektedir.
Borçlunun, kambiyo taahhüdünün hükümsüz olduğunu ileri sürerek açtığı menfi tespit davası esasında maddi hukuk anlamında bir itiraz sebebine dayanılarak açılmaktadır. Bu kapsamda hükümsüzlük nedenine dayalı menfi tespit davalarında, uyuşmazlık temel ilişkiden değil, doğrudan doğruya kambiyo senetleri hukukundan kaynaklanmaktadır. Bu davalarda, kural olarak, davacının iddiası çoğu kez tüm senet ilgilerine karşı öne sürülebilen mutlak def’îlere dayanmaktadır. Örneğin kambiyo senedinin zorunlu şekil şartları içermemesi, kambiyo alacağının zamanaşımına uğraması, vadeyi beklemeden istemde bulunulması, ciro zincirindeki kopukluk, başvuru hakkının yitirilmiş olması, senette yazılı kısmi ödeme açıklaması, sorumsuzluk kayıtları ya da bir kambiyo taahhüdünün senet yapma iradesindeki bozukluk nedeniyle sahibini bağlamayacağı yönündeki iddialar hükümsüzlük nedenine dayalı menfi tespit talebine konu oluşturur.
Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer; fakat davacıya (borçluya) düştüğü hâller de vardır; davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukuki ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukuki ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukuki ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) md. 190; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) md. 6). Fakat, alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer (Kuru-El Kitabı, s.370 ilâ 372).
Somut olayda, asıl dosya davacısı aleyhine ... 30. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası üzerinden kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takip başlatıldığı, söz konusu icra takibine dayanak olarak gösterilen 04.03.2020 düzenlenme tarihli 298.000,00 TL bedelli senet üzerinde yer alan imzanın davacıya ait olmadığından bahisle iş bu menfi tespit davası açılmıştır.
ATK Fizik İhtisas Dairesinden aldırılan rapor ile dava konusu 298.000,00 TL'lik senetteki imzanın davacı ...'ın eli ürünü olduğu bildirilmiştir.
...Cumhuriyet Başsavcılığının ... Soruşturma numaralı dosyasında mevcut müşteki ifade tutanağında "... isimli şahıs beni arayarak ... şirketinin sahibiyim diyerek bizimle görüşmek istedi. Kendisi bana ben ... şirketinin sahibiyim oraya geldiğinizde görüşelim diye telefonda söyledi.Bizde anlaştığımız tarih 09/09/2020 günü şirkete görüşmeye gittik. Görüşmeye ... isimli yanımda çalışan arkadaş ile gittim.Görüşme esnasında ... isimli şahıs ... Şirketine bizim şirketin borcu olduğunu bu borç tutarının 79 Bin Dolar olduğunu söyledi.Bizde böyle bir borcun olamayacağını mutabakatlardan ödemelerin yapılmış olduğunu ve cari hesabın sıfır olduğunu herhangi bir borcumuzun bulunmadığını kendisine söyledik.Hatta bununla alakalı maillerde ... şirketin bizim dolar borcumuzun olduğuna dair mail atmıştır.Bizim muhasebecimizde kur farkı var ise fatura kesip gönderin diye yanıt vermiştir.... şirketi tarafından tarafımıza herhangi bir fatura kesilmemiştir, istenildiği taktirde şirketlerimin hesap hareketleri, alınmış faturalarını ve ödemelerini ibraz ederim Bahse konu olayın olduğu gün ... "Bugün bu iş bitecek" dedi. "Benim bekleyecek zamanım yok dedi" Bizi şirkette zorlamaya başladılar ve zorla tutmak istediler. Önümüze bir anda senetleri getirdiler... isimli şahıs bu senetleri imzalayıp öyle gidersin buradan dedi. Bende kendisine hayatım boyunca hiç bir senet imzalamadım bunu da imzalamam dedim.Kapıya yöneldiğimiz an kapıyı ... isimli şahısla beraber kapattılar. Bizi engelleyerek çıkarmadılar, senetleri imzalamam gerektiğini söylediler. 19:00'a Perpa'da kimse kalmadığı için korkudan imzalamak zorunda kaldım" şeklinde beyanda bulunduğu anlaşılmıştır.
Tüm dosya kapsamı itibariyle yapılan inceleme neticesinde; davacının üzerine düşen ispat yükümlülüğü kapsamında, uyuşmazlığa konu bono üzerindeki imzanın kendisine ait olmadığını, davalı yanca; açıkça korkutularak ve iradesi sakatlanmak suretiyle birçok boş senede de zorla imza attırıldığını, ilk başta kendisine imzalatılan senetlerden birinin de icraya konmuş olabileceğini düşündüğünü, bilahare inceleyince dava konusu senedin kendisine imzalatılanlardan değil de sahte olarak alacaklı yanca düzenlenen bir senet olduğu hususunu kesin delillerle ispatlayamadığı keza irade bozukluğu(yanılma, aldatma, korkutma) veya aşırı yararlanma iddialarının iş bu davaya konu senet bakımından geçerli olmadığına dair beyanları ile dosyada yer alan ve hükme esas alınan ATK Fizik İhtisas Dairesi tarafından düzenlenen rapor göz önüne alınarak Mahkememizce asıl davanın reddine, İcra İflas Kanunu' nun 72/4 maddesi gereğince, menfi tespit davasını kaybeden davacı borçlu aleyhine tazminata hükmedilebilmesi için ilk olarak mahkemece verilmiş ve icra dosyasına işlenmiş bir ihtiyati tedbir kararının bulunması ve ikinci olarak da alacaklının bu tedbir dolayısı ile alacağını geç almış bulunması gerektiği, konuya ilişkin Yargıtay 13. Hukuk Dairesi' nin 04/10/2016 tarih, ... E - ... K (Ek-18) sayılı kararında "Dava menfi tespit davasıdır.
Davacının talebi üzerine 12.05.2023 tarihinde davaya konu senetten dolayı icra dosyasına yatırılacak paranın tedbiren dava sonuçlanıncaya kadar alacaklıya verilmemesi yönünde ihtiyati tedbir karar verilmiş olup böylece reddolunan talebe dair dava açıldıktan sonra tedbir yoluyla icra dosyasına yatırılacak paranın alacaklıya verilmesinin tedbiren durdurulmasına karar verildiği, alacaklının alacağına geç kavuşmasına sebep olunduğu, bu sebepler davalı alacaklı taraf lehine İİK 72/4 maddesince gereken şartların oluştuğu, reddolunan bedel üzerinden %20'lik oranlama dahilinde alacaklının alacağına geç ulaşması kapsamında hesaplanan 59.600-TL'nin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine, yine birleşen dosya bakımından 04.03.2020 tanzim, 30.04.2020 vade tarihli, 298.000,00 TL bedelli kambiyo senedi vasfındaki bononun illetten mücerret olduğu dolayısıyla bir borç hakkında kambiyo senedi düzenlendiği takdirde, taraflar arasında biri temel borç ilişkisi, diğeri kambiyo ilişkisi olmak üzere iki çeşit ilişki bulunur. Aynı durum, kambiyo senedinin tedavülü hâlinde de karşımıza çıkar. Bir kambiyo senedi ciro edildiği zaman ciranta ile ciro edilen kişi arasında kural olarak bir temel ilişki (asıl borç ilişkisi) bulunmaktadır. Ayrıca, bu iki kişi arasında kambiyo hukukundan doğan bir kambiyo ilişkisi de mevcuttur. Bu sebeple taraflar arasındaki temel borç ilişkisindeki bozukluklar kambiyo ilişkisini etkilemez. Temel borç ilişkisinden doğan def’îler, temel borç ilişkisi ile kambiyo ilişkisinin taraflarının aynı olması ve bile bile borçlu zararına hareket edilmesi hâlleri dışında, kambiyo ilişkisinde ileri sürülemez. Zira temel borç ilişkisi kendi hukukuna, kambiyo ilişkisi de kendi hukukuna tabi olduğu anlaşılmakla birleşen davanın kabulü ile 04.03.2020 tanzim, 30.04.2020 vade tarihli, 298.000,00 TL bedelli kambiyo senedi vasfındaki bonoya dayalı alacağın vade tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte birleşen dosya davalısı ...'tan alınarak birleşen dosya davacısı ...'e verilmesine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçeleri yukarıda açıklandığı üzere;
1-Asıl Davanın REDDİNE
İİK'nın 72/4 Maddesi uyarınca 298.000,00TL'nin %20'si oranında hesaplanan 59.600-TL kötüniyet tazminatının davacıdan alınarak davalıya verilmesine
2- Birleşen Davanın Kabulü ile
04.03.2020 tanzim, 30.04.2020 vade tarihli, 298.000,00 TL bedelli kambiyo senedi vasfındaki bonoya dayalı alacağın vade tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte birleşen dosya davalısı ...'tan alınarak birleşen dosya davacısı ...'e verilmesine
ASIL DAVA YÖNÜNDEN
A-Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 615,40-TL harcın mahsubu ile fazladan alınan 4.473,70-TL'nin yatıran tarafa iadesine,
B-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre hesaplanan 47.680,00-TL nisbi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
C-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
D-6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(11)-(13) maddesi ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.560,00-TL arabuluculuk ücretinin davacı taraftan alınarak Hazine adına gelir kaydına,
E-Dosyada kullanılmayan bakiye gider avansının HMK.’nın 333. ve HMK. yönetmeliğinin 47/1. maddeleri uyarınca karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa ödenmesine,
BİRLEŞEN DAVA YÖNÜNDEN
A-Harçlar kanunu gereğince dava değeri üzerinden alınması gereken toplam 20.356,38-TL harçtan daha önceden ödenen toplam 5.089,10-TL harç düşüldükten sonra eksik kalan 15.267,28-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad kaydına,
B-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T (madde-13 Üçüncü Kısım) göre hesaplanan 47.680,00-TL nisbi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
C-Davacı tarafından yapılan; 5.089,10-TL Peşin/nisbi Harcı, olmak üzere toplam 5.089,10TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
D-6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(11)-(13) maddesi ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600,00-TL arabuluculuk ücretinin davalı taraftan alınarak Hazine adına gelir kaydına,
E-Dosyada kullanılmayan bakiye gider avansının HMK.’nın 333. ve HMK. yönetmeliğinin 47/1. maddeleri uyarınca karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa ödenmesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı 5235 sayılı Kanun'un 33-(1), 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341-(1) ve devamı maddeleri uyarınca, gerekçeli kararın usulen taraflardan her birine tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süre dahilinde, Mahkememize dilekçe ile başvurmak suretiyle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 26/09/2025
Katip
¸e-imzalıdır.
Hakim
¸e-imzalıdır.