T.C.
İSTANBUL
10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2025/589 Esas
KARAR NO: 2025/953
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 13/08/2025
KARAR TARİHİ: 08/12/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ile davalı/borçlu arasında 01.01.2023 - 01.12.2023, 01.01.2024 - 01.12.2024 ve 01.01.2025 - 01.12.2025 tarihlerinde "Abonelik Sözleşmeleri" akdedildiğini, işbu abonelik sözleşmelerine konu otoparklar abonelik bedeli karşılığında davalı/borçlunun kullanımına bırakıldığını, ancak davalı/borçlu bahse konu alanı kullanmasına ve cari hesap ekstresi ile ilgili faturaların kendisine usulüne uygun olarak tebliğ edilmesine rağmen yükümlü olduğu edimi gereği gibi eksiksiz ve tam ifa etmediğini, bunun üzerine davacı şirket tarafından .... İcra Dairesi 2025/... Esas sayılı dosyası aracılığıyla faturaya dayalı cari hesap alacağı kapsamında 720.000,00-TL bedelli icra takibi başlatmış, ancak kötü niyetli davalı/borçlu işbu takibe karşı itiraz ettiğini, huzurdaki olayda taraflar arasındaki ticari ilişkide otopark yerinin zilyetliğinin davalı şirkete devredilmeden müvekkil şirket çalışanları gözetiminde ve yönlendirmesiyle araçları parkedeceğinin anlaşıldığını, bu nedenle taraflar arasındaki akdi ilişki hizmet alım ilişkisi olduğunu, davacı şirketin davalıya otopark hizmeti vermesi ile sözleşmedeki edimini yerine getirmiş; nitekim hizmet alan davalı şirket müvekkile her ay ödemesi gereken bedel tahsisi ücretini ödemeyerek davacıyı zarara uğrattığını, davalı borçlu tarafından davaya konu alan aylarca kullanılmaya devam edilmiş, bu kullanımında 12.01.2024 - 29.08.2024 tarihleri arasında davalı/borçlu şirket tarafından borcu karşılamasa da bir kısım ödemeler yapılmış bu ödemeler müvekkil şirket tarafından cari hesap ekstresinde belirtilmiş; nitekim davalı/borçlunun iş bu düzensiz ödemeleri ve ödeme yapılmayan aylara ilişkin bu haksız kullanıma karşı haksız işgaliye bedeline ilişkin düzenlemiş olduğu faturaları davalı/borçluya tebliğ etmiş; davalı/borçlu faturalara karşı itiraz etmediği gibi herhangi bir ödeme de yapmadığını, bu kapsamda davalı/borçlu aleyhine .... İcra Dairesi 2025/... Esas sayılı dosyası aracılığıyla 720.000,00-TL bedelli icra takibi başlatmış; ancak kötü niyetli davalı/borçlu işbu takibe karşı itiraz ettiğini, alacak likit olup, icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, davalının borca itiraz nedenlerinin haksız ve mesnetsiz olduğu, kötü niyetli olarak sırf müvekkilin alacağını geciktirmek kastıyla kötü niyetli olarak hareket ettiği, alacağın likit olduğu zira cari ekstre ve faturalara dayandığı sabit olduğundan davalı/borçlu aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiği aşikar olup, İcra İflas Kanununun "İtirazın İptali" başlıklı 67. maddesi "Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir." hükmü uyarınca likit olan alacağa kötü niyetle ve haksız olarak itiraz eden davalı/ borçlu aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, "...Dava konusu alacak faturaya dayalı olup, likit (belirlenebilir) nitelikte bulunduğundan İİK'nun 67/2. maddesi uyarınca davacı yararına icra inkar tazminatına karar verilmesi gerekirken bu talebin reddi kararı isabetli olmamıştır..." T.C. YARGITAY 19. HUKUK DAİRESİ E. 2016/554 K. 2016/12478 T. 19.9.2016, hal böyle iken; davalı/ borçlunun iş bu icra takibi yönünden yapmış olduğu haksız ve mesnetsiz itirazının iptali ile takibin devamına ve davalı/ borçlu aleyhine alacağın %20'sinden az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ettiklerini, Arabuluculuk yoluna başvurulduğunu ancak anlaşmanın sağlanamadığını belirterek davalı/Borçlunun .... İcra Dairesi 2025/... Esas sayılı dosyası sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazının iptali ile takip talebindeki koşullarla takibin devamına, kötü niyetli - haksız davalı borçlunun alacağın %20'sinden az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı ... Şirketi ile davalı arasında yapılmış olan 01.04.2023 tarihli Abonelik Sözleşmesi uyarınca İstanbul ili ... ilçesi - 599 Lokasyon Kodlu - ... Katlı Otoparkının 3.Katta 60 araçlık alan müvekkil şirkete kiralandığını, davalı şirket sözleşme ile kararlaştırılan aylık 30.000,00 TL + KDV ücretini davacıya her ay zamanında ve eksiksiz ödediğini, davalının ödemelerini yapmaya devam ederken 2023 yılı Ekim ayında davacı tarafından hiçbir sebep yokken aylık abonelik bedelinin 30.000,00 TL + KDV tutarından 45.000,00 + KDV olarak güncellenmesinin talep edildiğini, davalı abonelik sözleşmesinin 31.12.2023 tarihinde sona ereceğini ve sözleşmede yazılan bedelin hiçbir sebep gösterilmeksizin değiştirilmesini kabul edemeyeceklerini belirtmelerine rağmen davacı tarafından müvekkil şirket adına Ekim 2024, Kasım 2024 ve Aralık 2024 aylarında 45.000,00 TL + KDV olmak üzere 54.000,00 TL tutarında fatura düzenlendiğini, Mahkemece davacı tarafın sunmuş olduğu abonelik sözleşmeleri incelendiğinde artışların bulunduğu sözleşmelerde müvekkilin imzasının bulunmadığının gözükeceğini, davacı tarafın kendi özgür iradesi ile müvekkil ile konuşma dahi gerçekleştirmeden defaatle abonelik bedelini artırdığını, davalının ise iyi niyetli yaklaşmaya çalışarak aradaki sözleşmesel ilişkinin bozulmaması adına bu bedelleri de davacı şirkete ödediğini, 2024 yılına gelindiğinde ise taraflar arasındaki sözleşmenin aynı koşullarla devam edileceği hususunda anlaşmaya varıldığını, fakat işbu kez davacı tarafından müvekkile düzenlenen faturalarda aylık abonmanlık kira bedelinin %100 oranında arttırılarak aylık 90.000,00 TL + KDV olarak fatura düzenlendiğinin görüldüğünü, davalının işbu bedelle ilgili olarak davacı şirketin ilgili birim yetkilileri ile görüşmüş, konu üzerinde çalışacaklarını ve yeniden bir düzenlemeye gidilebileceği müvekkil şirkete belirtildiğini, fakat uzun bir süre boyunca müvekkil şirkete davacı tarafından herhangi bir dönüş sağlanmamış ve geçen bu süre boyunca da müvekkil aleyhine kira bedeli işlemeye devam ettiğini, davalının davacı şirketten herhangi bir dönüş ve net bilgi alamadığından davacı şirkete bir takım ödemeler yaptığını, davacı şirketin kötü niyetli olarak müvekkili oyalama süreci bu şekilde devam etmekte iken davacıdan kira bedelinin düşürülerek revize edilmesini bekleyen müvekkile 2024 yılı Temmuz ayında bu defa aylık 120.000,00 TL + KDV olmak üzere toplam 144.000,00 TL bedelli fatura düzenlenerek gönderilmiş ve devam eden aylarda da bu bedel üzerinden müvekkil şirkete fatura düzenlenmeye devam edildiğini, kaldı ki kabul anlamına gelmemekle birlikte yine sayın mahkemece davacı tarafından sunulan sözleşme incelendiğinde 90.000,00-TL+KDV bedelinin 31.12.2024 tarihine kadar geçerli olduğu belirtilmiş ise de akabinde yine davacı tarafından tek taraflı olarak sözleşme bedeli güncellenmiş ve 120.000,00-TL olarak değiştirildiğini, davacı şirket 2023 yılının Nisan ayında yapılan abonelik sözleşmesinden Nisan 2025 tarihine kadar yalnızca 24 ay geçmiş olmasına rağmen abonelik bedelini %300 olacak şekilde fahiş oranla arttırdığını, davacının bu kötü niyetli, fahiş ve kabulü mümkün olmayan abonelik bedeli artışlarına müvekkil tarafından itiraz edilmiş ise de; davacı taraf müvekkili oyalamış akabinde de kötü niyetli olarak müvekkil tarafından abonelik bedellerinin ödenmediği iddiası ile müvekkil aleyhine .... İcra Müdürlüğü'nün 2025/... ESAS sayılı takip dosyası ile sözleşme ve faturaya dayalı icra takibi başlatıldığını, başlatılan bu kötü niyetli icra takibine müvekkil şirket tarafından süresi içinde itiraz edilerek takibin durdurulduğunu, Arabuluculuğa başvurulduğunu ancak anlaşmanın sağlanamadığını, öncelikli olarak davanın taraflar arasındaki abonelik sözleşmesine dayalı olarak açıldığı ve abonelik sözleşmesinin de esasen boş park alanının davacı tarafından müvekkil şirkete kiralanması hususunu içerdiğinin ortada olduğunu, bu nedenle taraflar arasındaki asıl ilişkinin kira ilişkisi olduğu göz önüne alındığında asliye ticaret mahkemesinin görevli olmadığı, davanın görevsiz mahkemede ikame edildiğinin sabit olduğunu, kira ilişkisinden kaynaklı uyuşmazlıklarda HMK gereği görevli mahkemelerin sulh hukuk mahkemeleri olduğu göz önüne alınarak davanın mahkemenin görevsizliği nedeniyle esasa girilmeksizin öncelikle usulden reddine karar verilmesini talep ettiklerini, davanın esası yönünden ise davacının tüm süreç boyunca ne denli kötü niyetle hareket ettiği, yaklaşık 2 yıllık bir süreçte abonelik kira bedelinde kabul edilemeyecek şekilde tek taraflı olarak fahiş artırımlar yaptığı, müvekkil şirket ile artışlar konusunda hiçbir mutabakata varılmayarak tek yanlış ve kötü niyetli şekilde faturalar düzenlendiği, müvekkil şirketin itirazlarına ilişkin olarak ise oyalama politikası güdülerek hiçbir bildirimde bulunulmadan direkt olarak icra takibine geçildiğinin ortada olduğunu, taraflar arasında davacı lehine aşırı yararlanma durumunun söz konusu olduğu ve gabin durumunda aşırı sömüren tarafından var olan ve hukuki zemine oturmuş bir alacak hakkından bahsedilemeyeceği Yargıtay'ın yerleşik içtihatları gereği olduğunu, kaldı ki davalı şirket tarafından davacıya bir çok kez yüklü miktarda ödeme yapılmış olup, davalı şirketin davacı şirkete davaya dayanak icra takibine konu bedelde bir borcunun bulunmadığını belirterek haksız, mesnetsiz ve kötü niyetli olarak ikame edilmiş olan davanın mahkemenin görevsizliği nedeniyle öncelikle usulden reddine, Mahkemenin aksi kanaatte olması halinde esastan reddine, davaya dayanak takibin davacı tarafından kötü niyetle ve sebepsiz zenginleşme gayesi ile ikame edilmiş olması sebebiyle davacı aleyhine asıl alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE:
Dava; otopark kira sözleşmesinden kaynaklı itirazın iptali talebine ilişkindir.
01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 Sayılı HMK'nun 4/1-a maddesinde, Sulh Hukuk Mahkemeleri, dava konusunun değer veya tutarına bakılmaksızın; kiralanan taşınmazların, 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanun'una göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dâhil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davaları görürler, hükmüne yer verilmiştir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanun'unun 299. maddesinde; "kira sözleşmesi, kiraya verenin bir şeyin kullanılmasını veya kullanmayla birlikte ondan yararlanılmasını kiracıya bırakmayı, kiracının da buna karşılık kararlaştırılan kira bedelini ödemeyi üstlendiği sözleşmedir." şeklinde tanımlanmıştır.
Dosya kapsamından; davaya dayanak olan 01.04.2023 tarihli Abonelik Sözleşmesinin 3.1. Maddesinde" İş bu sözleşmeye konu otopark 30.000,00-TL+KDV aylık abone ücreti karşılığında ABONE'ye, üyelerine çalışanlarına ve müşterilerine ücretsiz olarak kullandırmak üzere bırakılacaktır." hükmünün bulunduğu, yine sözleşmenin 3.4 maddesinde " ABONE otoparkın temizliği ve çevre düzenlemesi hususlarında gerekli titizliği göstermek zorundadır. ABONE, ilgili alanda görevli alanda bulunacak personelinin kılık- kıyafet, hal ve hareketlerini denetim altında tutacak ve herhangi bir olumsuzluğu sebebiyet verilmesini engelleyecektir" hükmünün bulunduğu anlaşılmıştır.
Sözleşme içeriğine göre; dava konusu otoparkın zilyetliğinin davalıya devredildiği, davalının aylık 30.000,00 TL + KDV bedeli karşılığı otoparkı kullandığı, buna göre taraflar arasındaki akdi ilişkinin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanun'unun 299. Maddesinde düzenlenen kiralama ilişkisi olduğu, sözleşmenin 3.1. Maddesindeki " İş bu sözleşme bir kiralama sözleşmesi değildir" hükmünün sözleşmenin kira sözleşmesi niteliğini değiştirmeyeceği, sözleşme içeriğine göre davaya bakma görevinin Sulh Hukuk Mahkemesine ait olduğu, tarafların ticaret şirketi olmalarının ve aralarındaki ilişkinin bir ticari iş sayılmasının kira sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlık karşısında mahkemenin görevini etkilemeyeceği (emsal için bkz İst. BAM 49. HD'nin 2024/1001 2024/650, İst.BAM 36.HD 2022/2252 E 2022/1857 K , İst.BAM 13.HD 2021/577 E 2021/643 K, ... BAM 4.HD'nin 2019/945 E 2019/758 K sayılı kararı) değerlendirilmiş olup, 01/10/2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 Sayılı HMK.nun 4/1-a maddesine göre "Kiralanan taşınmazların, 09/06/1932 tarihli ve 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanununa göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dahil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davalarda" Sulh Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu anlaşılmakla mahkememizin görevsizliğine dair aşağıdaki karar tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçeleri yukarıda açıklandığı üzere;
1-Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, 6100 Sayılı HMK.'nın 2. maddesi uyarınca ilgili ihtilaflara bakma görevinin Sulh Hukuk Mahkemelerine ait olduğu, mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla, işbu davanın göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle 6100 sayılı HMK'nun 114/c maddesi uyarınca USULDEN REDDİNE
2-HMK 20. Maddesi uyarınca hükmün kesinleşmesine müteakip taraflarca 2 haftalık süre içerisinde dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesi talep edilmesi halinde dosyanın görevli İSTANBUL NÖB. SULH HUKUK MAHKEMESİNE gönderilmesine, taraflarca 2 haftalık süre içerisinde dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesinin talep edilmediği takdirde RESEN davanın açılmamış sayılacağına karar verileceğinin ihtarına ,
3-HMK'nun 331/2 maddesi gereğince görevsizlik ve yetkisizlik kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmesi halinde yargılama giderlerine o mahkemenin hükmedeceği, gönderme kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmemiş ise talep üzerine davanın açıldığı mahkemenin dosya üzerinden bu durumu tespit ile davacıyı yargılama giderlerini ödemeye mahkum edeceği ön görüldüğünden yargılama giderleri konusunda bu aşamada KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
4-Yargılama, harç ve masrafların ve diğer hususların görevli mahkemece dikkate alınmasına,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, HMK 342.maddesine uygun olarak düzenlenmiş dilekçenin, HMK 343.maddesi gereğince Mahkememize ve Mahkememize gönderilmek üzere başka yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilmesi ve HMK 344.maddesinde belirtilen harç ve giderlerin yatırılması sureti ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar tefhim edildi, usulen anlatıldı. 08/12/2025
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır