T.C.
İSTANBUL
10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/354 Esas
KARAR NO : 2026/288
DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 22/04/2026
KARAR TARİHİ : 24/04/2026
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesi ile; Müvekkil şirkete teslim edilen çeklerin kargo yoluyla seyidoğlu gıda sanayi anonim şirketine gönderildiği esnada çalınmasının kaybolmasının ardından davalı şirketler tarafından ele geçirilerek kullanılması ve haksız / sebepsiz kazanç elde edilmesi dolayısıyla uğranılan zararların tazmini gerekmektedir. Müvekkil şirket, ev dışı tüketim sektörünün önde gelen gıda toptancısı şirketlerinden birisi olmanın yanında, dünyanın en iyi yiyecek ve içecek markalarının ülkemizde distribütörlüğü faaliyetleri ile iştigal olmaktadır. Yürütmüş olduğu ticari faaliyetleri kapsamında dava dışı üçüncü kişi...Anonim Şirketi'ne posta yolu ile gönderilmek istenilen 2 adet çekin kargoda çalındığının kaybolduğu haber alınmıştır. Kötü niyetli üçüncü kişiler tarafından kullanılmasının önüne geçilmesi amacıyla ivedilikle faili meçhul olay hakkında ... Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulunulmuştur. İlgili Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından takipsizlik kararı verilmiştir. Bu karara karşı yapmış olduğumuz itirazların da reddine karar verilmiş, kanun yararına bozma yoluna başvurulmuştur. Çalıntı çekler için aynı zamanda çek iptali davası ikame edilmiş, işbu dava kapsamında da son olarak Türkiye Cumhuriyeti İş Bankasının muhatabı olduğu dava konusu çekin bankaya sunulması ve bedelinin de ödendiğinin açığa çıkması üzerine, çekin müvekkilin iradesi dışında tedavüle sokulması ve kullanılarak haksız kazanç elde edilmesi ve müvekkil şirketin bu suretle zarara uğratılması nedeniyle huzurdaki dava ikame edilmek mecburiyetinde kalınmıştır. Keşidecisi ...Limited Şirketi ( Mersis : ... ), muhatabı Türkiye Cumhuriyeti ...Bankası Tekirdağ / Çorlu, numarası ..., 198.259,00 TL bedelli, 25.09.2025 ödeme tarihli müvekkil şirket lehine düzenlenen dava konusu çek, postaya verilmeden evvel arka yüzüne alıcı firma olan... Sanayi A.Ş.nin unvanı yazılmış ve ardından şirket kaşe ve imzası basılmıştır. Çekin ibraz edilen formunda ise ... A.Ş. Yazısının üstü çizilerek "İPTAL" şerhi yazıldığı ve ardından müvekkil şirket ile hiçbir iltisakı olmayan ve reel varlıklarının da olmadığı düşünülen birbirinden bağımsız davalı şirketler eliyle kaşe imza yapılarak kullanılmış ve haksız kazanç elde edilmiştir. Aynı kargoda yer alan bir diğer çekin daha önce ibraz edilmesi üzerine çeki müvekkil şirketin iradesi dışında kullandığı ve haksız kazanç elde ettiği anlaşılan tüm ciranta ve yetkilileri hakkında ... Cumhuriyet Başsavcılığına uyap avukat portalından 16.03.2026 tarihinde suç duyurusunda bulunulmuş ancak başvurumuz henüz bir soruşturma numarası almamıştır. İlgili Cumhuriyet Başsavcılığına başvuru tarihi ve dava dilekçemiz ekinde sunulan portal ekran fotoğrafı ek yapılarak suç duyurusunun akıbetinin sorulması gerekmektedir. Davalılar çalıntı bir çeki kullandığının bilincinde olup çek arkasında yer alan kargo alıcısı ...Anonim Şirketi yazısının üzerini çizerek iptal şerhi düşerek işbu çeki tedavüle sokmuş özel belgede sahtecilik suçuna konu eylemler icra edilmiştir. Bu yolla çek arkasındaki müvekkil kaşe imzasının akabinde, çeki sanki müvekkilimizden teslim almış gibi göstermek suretiyle kaşe ve yetkili imzası atılı davalı ...Şti.'dir. Devamla çek diğer şirketlere ciro edilmiş ve son olarak...Anonim Şirketi işbu çeki teslim alarak takas yoluyla tahsil edildiğinden, müvekkil şirket ...Anonim Şirketine yeniden çek düzenlemek zorunda kalmış işbu çeklerin iradesi dışında ele geçirilmesi nedeniyle açılan davalar, yapılan suç duyuruları dolayısıyla yargılama gideri ödemiş ve zarara uğratılmıştır. Müvekkil şirket ile ... elektrik elektronik ve inşaat ticaret limited şirketi'ne çek ciro etmiş gibi gözükmekte ise de taraflar arasında herhangi bir ticari ilişki bulunmamaktadır. davalı şirketlere karşı yapmış olduğumuz arabuluculuk başvurusu kapsamında esasen çek arkasında cirosu bulunan şirketlerden qnb faktoring anonim şirketine kadar hiçbir şirket yetkilisine de ulaşılamamış olup söz konusu şirketlerin kağıt üstünde kurulan firmalar olması kuvvetle muhtemeldir. Huzurdaki davayı açmadan evvel yapmış olduğumuz arabuluculuk başvurusu kapsamında müvekkil şirketten sonra gelen ciranta şirketlere davet mektupları gönderilmesine rağmen ulaşılamamıştır. Şifahen davalılardan ...A.Ş. 'nden kendisine çeki teslim eden kişinin bilgilerinin elinde olduğu tahmin edildiğinden bilgilerin paylaşılması istenilmişse de olumlu yanıt verilmemiştir. Dolayısıyla müvekkil şirketten sonraki cirantalardan çeki son olarak kullanan davalıya kadar unvanları yazılı şirketlerin herhangi bir ticari faaliyeti bulunmayan ve yalnızca bu tip işler için kullanılan kağıt üstündeki şirketler olması kuvvetle muhtemel olduğundan davalı şirketlerin bağlı oldukları vergi dairelerine müzekkere yazılarak ilgili şirketlerin aktif ticari faaliyeti olup olmadığı , haklarında yoklama vergi incelemesi ya da bu tip sahtecilik iddialarının ileri sürülüp sürülmediğine dair bilgi edinilmesi için müzekkere yazılmasını talep ederiz. Davalılardan ...Anonim Şirketi, çekin çalıntı bir çek olup olmadığını idrak etmesi gereken yegane mercidir. davalının çek lehtarına ulaşarak istihbarat elde edilmesi dahi söz konusu çekin çalıntı bir çek olduğunu ispat etmeye yeter iken; bilerek ve isteyerek gereken özen yükümlülüğünün yerine getirilmemesi basiretli tacir yükümlülüğüne aykırıdır. Davalılardan ... anonim şirketi, çekin çalıntı bir çek olup olmadığını idrak etmesi gereken yegane mercidir. davalının çek lehtarına ulaşarak istihbarat elde edilmesi dahi söz konusu çekin çalıntı bir çek olduğunu ispat etmeye yeter iken; bilerek ve isteyerek gereken özen yükümlülüğünün yerine getirilmemesi basiretli tacir yükümlülüğüne aykırıdır. Emsal yüksek mahkeme kararlarında da değinildiği üzere faktoring şirketlerinin bankaların teslim aldığı kıymetli evraklara ilişkin yerine getirmesi gereken birtakım prosedürler bulunmaktadır. Faktroing şirketinin çek birden çok kez ciro edilmişse bu cirantaların mali durumları hakkında yapacağı analize göre hareket etmesi gerekmektedir. Aksi halde davalı şirketin kasten bu şekilde hareket ettiği yahut en azından ağır kusurlu olduğu kabul edilmektedir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2019/4611 Esas 2020/3330 Karar 30.06.2020 tarihli kararı ''...Bu itibarla, mahkemece, yukarıda açıklanan mevzuat hükümleri çerçevesinde somut olayın ele alınması, bu doğrultuda, temlik eden davalı faktoring şirketinin dava konusu çekleri alırken gerekli istihbarat çalışmasını yapıp yapmadığı, dava dışı ...’ın ve önceki cirantaların mali durumuna ilişkin değerlendirme yapıp yapmadığı ve diğer yükümlülükleri yerine getirip getirmediği hususlarında araştırma yapılarak, temlik eden davalı faktoring şirketinin çeki iktisabında ağır kusurlu veya kötü niyetli olup olmadığının belirlenmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, anılan mevzuat hükümlerine dayalı olarak hiçbir araştırma yapılmaksızın salt TTK’nın kambiyo senetlerine ilişkin genel hükümlerine dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir...'' Ayrıca davalının kendisini önceki sözde hamil ile ondan bir önceki hamil arasındaki ticari ilişkiyi gösterir fatura sunamamış olması iyi niyetli ııı. kişi iddiasını çürütmektedir. Davalı iyi niyetli hamil olduğu iddiasında bulunmaktadır. İddia edilen fatura konusu ticari ilişki ile işbu çeklerin hiçbir ilgisi yoktur. Tüm tarafların ticari defter kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasını talep ediyoruz. Ortada gerçek bir ticari ilişki bulunduğunu gösteren hiçbir somut delil bulunmamaktadır. Çek diğer kıymetli evraklardan ayrılan ödeme aracı özelliğine sahiptir. Bu nedenle şahsi borç ilişkisi savunması da huzurdaki davada yeterli bir savunma olamayacaktır. Günümüzde naylon fatura düzenleyen ve bunu bir kazanç kapısı olarak kullanan pek çok firma vardır.Davaya konu çeke dayalı alacağın sahih fatura ile tevsik edilip edilmediğinin araştırılması, bu çerçevede dava dışı şirketlerin ticari defter ve kayıtlarının uzman bilirkişi aracılığıyla incelenerek gerçek bir ticari hizmet / mal alım satımı olup olmadığının tespiti, oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekmektedir.Nitekim yüksek mahkeme, konu hakkında vermiş olduğu bir kararında taleplerimizi şu şekilde desteklemektedir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2015/7185 Esas 2016/3507 Karar 31.03.2016 tarihli kararı ''...Somut olayda, davacı şirketin yetkilisinin çantasından çalınan davaya konu üç adet müşteri çeklerinin davalı faktoring şirketi ile dava dışı ... arasındaki 29.07.2010 tarihli faktoring sözleşmesine dayalı olarak, dava dışı şirketin ... adına tanzim ettiği 22.12.2010 tarihli faturadan kaynaklanan 29.500 TL tutarındaki alacağının kendisine temliki nedeniyle, davalı yanca 29.12.2010 tarihli bordro uyarınca iktisap edildiği anlaşılmaktadır. Davacı mahkemece alınan bilirkişi raporuna karşı yaptığı itirazında, faktöring işlemi için düzenlenen faturanın gerçeği yansıtmadığını, faturaya konu malların ...’e teslim edilip edilmediği hususlarının araştırılması için dava dışı şirketlerin ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi gerektiğini beyan etmiştir. Bu itibarla mahkemece, açıklanan hususlar ve davacının iddiası gereğince, davaya konu çeklere dayalı alacağın sahih fatura ile tevsik edilip edilmediğinin araştırılması, bu çerçevede dava dışı şirketlerin ticari defter ve kayıtlarının uzman bilirkişi aracılıyla incelenerek gerçek bir ticari alım satım olup olmadığının tespiti, oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme sonucu, yazılı gerekçe ile davanın reddi doğru görülmediğinden davacı vekilinin karar düzeltme itirazlarının kabulü ile Dairemizin 23.10.2014 gün ve 2013/15281-2014/16360 sayılı kararının kaldırılarak yerel mahkeme kararının davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir...' Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2019/422 Esas 2019/2157 Karar 15.03.2019 tarihli kararı ''...Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davacının iş yerinde yapılan hırsızlık sonucu dava konusu çeklerin çalındığının sabit olduğu, çeklerin davacının elinden rızası hilafına çıktığı ve çeklerin son yasal hamili olan davacıya iadesi gerektiği, son yasal hamil davacıdan sonraki cirantaların ise kendinden önceki cirantalara bu çekler nedeniyle müracaat hakları olduğu, davalı şirketinin iyi niyetinin faturaya konu ilişkinin ispatı halinde korunabileceği, hayali bir faturaya dayalı temlik nedeni ile davalının iyi niyetinden söz edilemeyeceği, dava dışı... Ltd. Şti'nin kendinden önceki ciranta Erdem Şen adına düzenlediği faturanın gerçek bir mal veya hizmet karşılığı düzenlendiğinin ticari defter ve kayıtlar ile ispatı gerektiği, ticari defter ve kayıtların ise meşruhatlı davetiye tebliğine rağmen ibraz edilmediği, davalının çeki iktisap ederken faktoring sözleşmesinin dayanağı faturanın gerçek bir mal ve hizmet karşılığı düzenlenip düzenlenmediğini araştırmadığı, ağır kusurlu olduğu gerekçeleri dava konusu çeklerin davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir...'' Yargıtay 19. Hukuk Dairesi 2012/1744 Esas 2012/8416 Karar 17.05.2012 tarihli kararı ''...Faktoring şirketleri fatura ve benzeri belgelerle teyit edilmeyen ve gerçek olmayan alacakları devralamayacaklarından, çekin bedelsiz kaldığı def'i faktoring şirketine karşı da öne sürülebilir...'' Davanın çek keşidecisi ve muhatap bankaya da ihbar edilmesini talep ederiz. Müvekkilimizin yasal hamili olduğu çeklerin çalınması ve akabinde çekin ibraz edilmesi dolayısıyla ancak çeki keşide edenler arasındaki ticari ilişkinin tespit edilmesi ile bir çözüme kavuşulabilecektir. Sayın Mahkeme'nin de malumları olduğu üzere piyasada kaybolan/çalınan çekler, kağıt üstünde kurulan hayali, balon şirketler eliyle ciro ettirilmekte ve daha sonra açılan menfi tespit/istirdat davalarına karşı ise; iyi niyetli hamil olunduğu iddiasıyla itiraz edilmektedir.Somut olayımızda takibe konu edilen çek üzerinde yapılan işlemlerin de bundan hiçbir farklı yanı yoktur.Nitekim daha önceleri benzer mağduriyetlere, ... Gıda San. Dış Tic. Ltd. Şti. sebebiyet verilmiş olduğu bilinmektedir. Çalıntı çek kabusu son yıllarda iş dünyasının üstesinden gelemediği bir sorun haline gelmiş ve kamuoyunun da gündemine girmesi ile konu medyaya taşınmıştır. ''...Kendilerine gönderilen çekleri çalan kişilerin sahte kaşe de yaptırdığını kaydeden işinsanı, “Bize gelen çeki faktoring şirketine gönderiyorlar. Şirket bizi aramadan çeki kabul edebilirdi ancak bizim şirketimizi arayarak bilgi istediler. Bu sayede çekin çalıntı olduğunu söyleyebildik” diye konuştu....'' Yukarıda paylaşılan haber kesitinde de örneklendiği üzere çalıntı çeklerin faktoring şirketlerine teslim edilmesi çok yaygın bir uygulamadır.Ne var ki faktoring şirketlerinin bu konuda hassas davranması gerekmekte iken kimi zaman ağır kusurlu kimi zamansa kötü niyetli olarak çek iktisap ettikleri anlaşılabilmektedir.Örneğin temlik aldığı çeklere ilişkin faturalar sunan bir faktoring şirketinin, çek bedelleri ile fatura bedellerinin uyuşmaması halinde iyi niyetli yahut yasaya uygun bir iktisapta bulunmadığı söylenebilecektir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2010/19-488 E. 2010/557 Karar 03.11.2010 tarihli kararı ''...Ne var ki, dosyaya sunulan faturaların incelenmesinde birisinin ...Ltd. Şti. tarafından 8.469.000.000.TL meblağlı olarak...Ltd. Şti.’ne, diğerinin ise yine aynı şirket tarafından 4.956.000.000.TL meblağlı olarak ... Ltd. Şti’ne düzenlendiği anlaşılmaktadır. Dolayısı ile çek bedeli ile fatura değerleri arasında bir uyumsuzluk bulunduğu gibi fatura düzenlenenlerin çekteki keşideci ve cirantalar ile bir ilgisinin bulunmadığı açıkça anlaşıldığından bu faturaların temel borçlandırıcı ilişkiye yeterli bir belge olduğu söylenemez...'' Sonuç itibarıyla çekler bankaya ibraz edildiklerin haklarında ödeme yasağı bulunduğu hususu dermeyan edilmesine rağmen gerçek hak sahibine ulaşılmayarak bir çek yönünden icra takibine geçilirken diğer çekin elde tutulmaya devam edilmesi davalı tarafça bir deneme yanılma yöntemi olarak çeklerin kötü niyetli olarak kullanıldığı ortaya çıkarmaktadır. Ayrıca ...Adliyesi'nde Mahkeme'nizce yapılacak küçük bir sorgulama ile dahi; davalı tarafın tıpkı somut olayımızda olduğu gibi hayali birtakım şirketler üzerinden ciro yoluyla iktisap etmiş göründüğü çok sayıda çek bakımından hamil sıfatına sahip olduğu, durumu tesadüf ile açıklanabilir olmaktan çıkarmaktadır. İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi 2018/1227 Esas 2020/321 Karar sayılı kararı ''...dava konusu çek incelendiğinde, … numaralı 05.05.2017 tarihli 9.120-tl bedelli keşidecisi …..ltd. şti., lehdarı … ltd. şti. olan, arka sayfasında sırasıyla …’ın, davacının, dava dışı firmaların ve en son davalının cirosu olan, süresinde ibraz edilmiş ancak ödeme yasağı nedeniyle işlem yapılamamış olan bir çek olduğu görülmüştür. 6102 sayılı ttk’nın 792. maddesinde “çek, herhangi bir suretle hamilin elinden çıkmış bulunursa, ister hamile yazılı, ister ciro yoluyla devredilebilen bir çek söz konusu olup da hamil hakkını 790. maddeye göre ispat etsin, çek eline geçmiş bulunan yeni hamil ancak çeki kötüniyetle iktisap etmiş olduğu veya iktisapta ağır bir kusuru bulunduğu takdirde o çeki geri vermekle yükümlüdür.” hükmü düzenlenmiştir. bu madde uyarınca ispat yükü, çekin yetkili hamili olduğunu ve çekin rızası hilafına elinden çıktığını ileri süren davacıya ait olup, davacının bu hususların yanı sıra ayrıca davalının çeki kötüniyetle iktisap etmiş olduğunu veya iktisapta ağır kusurlu bulunduğunu ileri sürüp kanıtlaması gerekmektedir. davacı çekte taraf olduğundan, yetkili hamil olduğunu ispat ettiğinin kabulü gerekmiş, ayrıca dosya kapsamında mevcut kargo firması görevlisinin kolluk beyanından ve kargo firmasının davacıya gönderdiği e-postadan 23.02.2017 tarihinde davacı çeklerinin rızası hilafına elinden çıktığı kanaatine varılmıştır. dosya kapsamında mevcut delillerden aksi yönde bir bilgiye rastlanılmadığı gibi davalının da aksi yönde bir savunması olmamıştır. bu durumda davacının, davalının çeki kötüniyetli veya ağır kusurlu olarak iktisap ettiğini ispat etmesi gerekir. bununla birlikte davalının çeki edinme nedenini açıklama mecburiyeti bulunmamaktadır, aksi düşüncenin kabulü çekin “mücerretlik” vasfını ortadan kaldırır. dosya kapsamı incelendiğinde davacının taraf olduğu ve dava konusu edilmeyen farklı çeklerin de benzer ciro silsileleriyle davalıya geçtiği ve davalı tarafından bankaya ibraz edildiği görülmüş, bunun üzerine uyap’nda yapılan tespitler itibariyle, davalı taraf hakkında farklı hırsızlık suçlarına konu çok sayıda çeki elinde bulundurması nedeniyle başlatılan ceza soruşturmalarının ve ceza davasının henüz sonuçlanmadığı görülmüş ise de, davalının farklı çok sayıda olayda, hırsızlık yoluyla elden çıkan çekleri benzer cirantalardan ciro yoluyla devralıp, bir çoğunu son hamil olarak farklı kişiler/firmalar aleyhine icra takiplerine konu ettiği sabittir. bu durumda bir tacir olarak basiretli davranması gereken davalının, keşidecileri ve lehdar-cirantaları farklı olan çok sayıda hırsızlık iddiasına konu çeki yeterli araştırmayı yapmadan iktisabında ağır kusurlu olduğunun kabulü gerekmiştir. o halde ilk derece mahkemesince ağır kusurlu olarak iktisap edilen çekin davalıdan istirdatına karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş ise de, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, davalı vekilinin katılma yoluyla istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüyle hmk 353(1)b-2 m. uyarınca hükmün kaldırılmasına ve davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. ...'' şeklindeki beyanla davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE:
Davanın, davacı şirkete teslim edilen çeklerin kargo yoluyla ...Anonim şirketine gönderildiği esnada çalınmasının kaybolmasının ardından davalı şirketler tarafından ele geçirilerek kullanılması ve haksız / sebepsiz kazanç elde edilmesi dolayısıyla uğranılan zararların tazminine ilişkin olduğu anlaşılmıştır.
6100 sayılı HMK'nın 1.maddesi gereğince görev hususu kamu düzenine ilişkin olup taraflarca yargılamanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi mahkemece de res'en dikkate alınmak zorundadır.
Yargıda ihtisaslaşmaya ilişkin olmak üzere Yargıda Reform Stratejisi belgesinde yer alan "ihtisas mahkemelerine ve uzmanlaşmaya yönelik uygulamalar arttırılacaktır" ve yine İnsan Hakları Eylem Planı belgesinde yer alan "İhtisas Mahkemelerinin Güçlendirilmesi" başlıklı hedefler kapsamında HSK'nın 25/11/2021 tarihli kararına istinaden finansal uyuşmazlıklarla ilgili finans davalarına bakmak üzere ticaret mahkemelerinin HSK tarafından belirlenmesi öngörülmüştür.
Hakimler ve Savcılar Kurulu Birinci Dairesinin, İhtisas Mahkemelerinin belirlenmesine ilişkin 25/11/2021 tarihli 1232 sayılı kararı ile;
"Finans ile ilgili açılacak davalara bakacak mahkemeler nezdinde ihtisas mahkemelerinin belirlenmesi hususu görüşülerek;
26.09.2004 tarihli ve 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun’un 5. maddesinin beşinci fıkrasında, özel kanunlarda başkaca hüküm bulunmadığı takdirde ihtisaslaşmanın sağlanması amacıyla, gelen işlerin yoğunluğu ve niteliği dikkate alınarak daireler arasındaki iş dağılımının Hâkimler ve Savcılar Kurulu tarafından belirlenebileceği düzenlenmiştir.
Asliye ticaret mahkemelerine gelen işlerin vasıf ve mahiyeti itibarıyla çeşitli olması, bu çerçevede finans davalarının yoğunluğu ve niteliklerinin farklı olması göz önünde bulundurularak, gerek uygulama birliğinin sağlanması, gerekse etkinlik ve verimliliğin artırılması ile ihtisaslaşmanın önemi nazara alınarak, finans davalarında iş dağılımı bakımından iki veya daha fazla dairesi bulunan mahallerde ihtisaslaşmaya gidilmesinde fayda olacağı değerlendirilmiştir.
Kanuni düzenlemelerden ya da Hâkimler ve Savcılar Kurulunun kararlarından kaynaklı olarak, asliye ticaret mahkemesinin hangi dairelerinin iflâs ve konkordato, deniz ticareti ve deniz sigortaları gibi davalar dolayısıyla gelecek işlere ilişkin ihtisas mahkemesi sıfatıyla bakacağı gözetilerek, aynı dairelerde iş yoğunluğu oluşmaması bakımından finans davalarına olabildiğince farklı dairelerde bakılmak üzere ihtisas mahkemeleri belirlenmiştir.
Bu itibarla;
1) 13.01.2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4. maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinden,
2) 22.11.2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969. maddelerinden,
3) 19.10.2005 tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’ndan (142. Maddesinde düzenlenenler hariç),
4) 23.02.2006 tarihli ve 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu’ndan,
5) 21.11.2012 tarihli ve 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring, Finansman ve Tasarruf Finansman Şirketleri Kanunu’ndan,
6) 06.12.2012 tarihli ve 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’ndan,
7) 20.06.2013 tarihli ve 6493 sayılı Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Kanun’dan, kaynaklanan ve asliye ticaret mahkemesinin görev alanına giren ticari davalara ve ticari nitelikteki çekişmesiz yargı kapsamında gelecek işlere;
a) İki veya üç asliye ticaret mahkemesi bulunan yerlerde 2 numaralı,
b) Dört veya beş asliye ticaret mahkemesi bulunan yerlerde 4 numaralı,
c) Altı veya daha fazla asliye ticaret mahkemesi bulunan yerlerde 6 numaralı,
d) On veya daha fazla asliye ticaret mahkemesi bulunan yerlerde 6 ve 7 numaralı,
e) On dört veya daha fazla asliye ticaret mahkemesi bulunan yerlerde 6, 7 ve 8 numaralı,
f) Yirmi veya daha fazla asliye ticaret mahkemesi bulunan yerlerde 6, 7, 8 ve 9 numaralı asliye ticaret mahkemelerinin bakmasına,
(Örneğin asliye ticaret mahkemelerine bu kapsamda gelecek dava ve işlere;
f) İstanbul’da yirmi bir asliye ticaret mahkemesi bulunması nedeniyle 6, 7, 8 ve 9 numaralı asliye ticaret mahkemelerinin bakmasına)
Bu kapsamda görülmekte olan dava ve işlerin iş bölümüne dayanılarak mezkûr mahkemelere gönderilmemesine, 15.12.2021 tarihinden itibaren gelecek yeni dava ve işlerin ise anılan ihtisas mahkemelerine tevzi edilmesine ve dosya sayısına göre genel tevziden de iş verilmeye devam edilmesine, 25.11.2021 tarihinde karar verildi" dair karar verilmiştir.
Eldeki dava, 20/05/2025 tarihinde ikame edilmiştir.
Yasal düzenlemelere bakıldığında:
6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman ve Tasarruf Finansman Şirketleri Kanunun 9/2. maddesi "Faktoring şirketi Kurulca belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde kambiyo senetlerine dayalı olsa bile, bir mal veya hizmet satışından doğmuş fatura ile tevsik edilemeyen alacaklar ile Kurulca belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde tevsik edilemeyen mal veya hizmet satışına bağlı doğacak alacakları devir alamaz veya tahsilini üstlenemez. Aynı faturaya dayalı birden çok faktoring şirketine yapılan kısmi temliklerin toplam tutarı fatura tutarını aşamaz."
6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman ve Tasarruf Finansman Şirketleri Kanunun 9/3. maddesi "Bir kambiyo senedinin ciro yoluyla faktoring şirketine devri hâlinde, kambiyo senedinden dolayı kendisine başvurulan kişi, düzenleyen veya önceki hamillerden biriyle kendi arasında doğrudan doğruya var olan ilişkilere dayanan def’ileri faktoring şirketine karşı ileri süremez; meğerki, faktoringşirketi kambiyo senedini iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olsun."
Faktoring İşlemlerinde Uygulanacak Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik 5/1. maddesinde "Kuruluş tarafından müşteriyi yeteri kadar tanıyacak şekilde istihbarat çalışmalarının yapılması, sadece müşterilerin beyanı veya sözlü teyidi ile işlem yapılmaması gerekir. İstihbarat çalışması;
a) Öncelikle ilgili mevzuatta yer alan faturanın tarifi, şekli ve nizamına ilişkin düzenlemeler de dikkate alınarak faturadaki bilgilerin kontrol edilmesi,
b) İç kontrol sisteminin devralınan faturalara ilişkin gerekli istihbarat ve araştırma yapılmasını sağlayacak ve Merkezi Fatura Kaydı Sisteminde bu faturaların mükerrer olmadığının kontrolü tamamlanmaksızın kullandırım yapılamayacak şekilde oluşturulması,
c) Müşterilerin mali durumlarının değerlendirilerek bunların itibarı ve işlem geçmişleri de dikkate alınmak suretiyle gerektiğinde fatura borçlusu ve kambiyo senedi veya diğer senedin keşidecisine de başvurularak borcun teyit edilmesini sağlayacak yöntemler geliştirilmesi ve ulaşılabilmesi mümkün olan ilgili veri tabanlarından yararlanılması yoluna gidilmesi hususları dâhil olmak üzere asgari olarak yukarıda belirtilen usul ve esasları içerecek şekilde yapılır ve bunların yetersiz kalması durumunda ilave yöntemlere başvurulur." şeklinde düzenlenmiştir.
Anılan yasal hükümler uyarınca somut olayın ele alınması zorunludur.
Nitekim, konuya ilişkin emsal nitelikte olan;
İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ 2023/57 E. 2023/350 K. SAYILI İLAMINDA:
"...İcra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında; davacı tarafça davaya konu çekin düzenlenerek ticari ilişkide bulunduğu, ...A.Ş. 'ye verildiğini çekin bu şirketten çalındığını yada kaybolduğunu, davalı Faktoring Şirketi tarafından icra takibine konu edildiğini, müvekkilinin davalıya borçlu bulunmadığını ileri sürmüştür.
İlk derece mahkemesince davaya bakma görevinin, Hakimler ve Savcılar Kurulu'nun 25/11/2021 tarihli 1232 sayılı kararıyla Finans Mahkemeleri olarak gönderilen mahkemelere ait olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verildiği, davalı vekilinin istinaf başvurusunda bulunduğu anlaşılmıştır.
İstinaf başvurusunda bulunan davalı ...Şirketi'nin müvekkili ... A.Ş. ile dava dışı ... Limited Şirketi ("Faktoring Müşterisi") arasında 10.06.2022 tarihli Faktoring Sözleşmesi (EK-1) imzalandığını ve çekin bu faktoring ilişkisi çerçevesinde kendisine ciro edildiğini beyan ettiği anlaşılmıştır.
30/11/2021 tarihli 31675 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren, Hakimler ve Savcılar Kurulu'nun 25/11/2021 tarihli 1232 sayılı kararıyla; 6361 Sayılı Finansal Kiralama, Faktoring, Finansman ve Tasarruf Finansman Şirketleri Kanunu'nu ilgilendiren Uyuşmazlıkların, 15/12/2021 tarihinden itibaren ihtisas mahkemesi olarak finans mahkemelerinde bakılacağı ve yirmi ve daha fazla Asliye Ticaret Mahkemesi bulunan yerlerde, 6,7,8,9. Ticaret Mahkemelerinin finans mahkemeleri olarak görev yapacağı düzenlendiğinden, UYUŞMAZLIĞIN ÇÖZÜMÜNDE 6361 SAYILI KANUN HÜKÜMLERİ DE UYGULANACAĞINDAN, İLK DERECE MAHKEMESİNCE GÖNDERME KARARI İLE, DOSYANIN İHTİSAS MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE KARAR VERİLMESİ gerekirken, görevsizlik kararı verilmesi yerinde değilse de, bu husus sonuca etkili olmadığından işaret edilmekle yetinilmiş, sonuç olarak mahkemece dosyanın finans mahkemesine gönderilmesi yerinde olduğundan , davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir..." denilmiştir.
İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ 2023/1132 E. 2023/2120 K. SAYILI İLAMINDA:
"...Dava; TTK'nun 792 maddesine dayalı çek istirdadı istemine ilişkin olup, mahkemece uyuşmazlığın faktoring işlemlerinden kaynaklandığı gerekçesi ile Hâkimler ve Savcılar Kurulu'nun 25/11/2021 tarihli ve 1232 sayılı kararı gereğince, mahkemenin görevsizliğine, dosyanın görevli İstanbul 6,7,8,9 Asliye Ticaret Mahkemeleri'ne gönderilmesine karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Davacı yan; dava konusu 12/03/2022 keşide tarihli, ...Banksı AŞ. Sultanbeyli/ İstanbul Girişimci şubesi hesabından keşide edilen, ... çek numaralı ve 30.000,00-TL bedelli çeki müşterisinden alacağına karşılık ciro yoluyla teslim aldığını, bu çekinde aralarında olduğu bir çok, bono ve kıymetli evrakın aracından yapılan hırsızlık neticesinde çalındığını, çeklerin zayi nedeniyle iptali için dava açıldığını, iş bu dava konusu çekin üzerinde tahrifat yapıldığını ve davalının eline geçtiğini, davalı tarafından takibe konulduğunu, davalının çeki iktisapta kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, çekin istirdadına, çek alacaklısının kendisi olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Davalı yan; çekin faktoring sözleşmesine istinaden müşteriden temlik alındığını, davalının tahrifat ve kötü niyetli iktisap iddialarının yerinde olmadığını, çekin iyiniyetli hamili olunduğunu, çekin takibe konulması akabinde, kendi akitleri olan faktoring müşterisi tarafından ödendiğini, istirdat davasının arabuluculuğa tabi olduğunu, çekin yetkili ve meşru hamili olunduğunu savunmuş, davanın reddini talep etmiştir.
Davalı tarafından, uyuşmazlığın faktoring işleminden kaynaklanmadığı, zira faktoring ilişkinin davacı ile dava dışı müşteri arasında olduğunu, davacı ile davalı arasındaki ilişkinin yalnızca çek istirdadı talebi çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği ileri sürülerek karar istinaf edilmiştir.
6102 Sayılı TTK'nun 792 maddesi uyarınca; çek, herhangi bir suretle hamilin elinden çıkmış bulunursa, ister hamile yazılı, ister ciro yoluyla devredilebilen bir çek söz konusu olup da hamil hakkını 790 ıncı maddeye göre ispat etsin, çek eline geçmiş bulunan yeni hamil ancak çeki kötüniyetle iktisap etmiş olduğu veya iktisapta ağır bir kusuru bulunduğu takdirde o çeki geri vermekle yükümlüdür. Anılan yasal düzenlemeye göre; çek istirdadı davasında davacı istirdadını talep ettiği çekin yetkili ve meşru hamili olduğunu, çekin elinden rızası hilafına çıktığını ve çeki eline geçirmiş bulunan yeni hamilin çekin iktisabında kötü niyetli veya ağır kusurlu olduğunu ispatla yükümlüdür.
6361 Sayılı Kanunun 9/2 fıkrası "faktoring şirketi Kurulca belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde kambiyo senetlerine dayalı olsa bile, bir mal veya hizmet satışından doğmuş fatura ile tevsik edilemeyen alacaklar ile Kurulca belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde tevsik edilemeyen mal veya hizmet satışına bağlı doğacak alacakları devir alamaz veya tahsilini üstlenemez." hükmünü amirdir. Aynı Kanunun 9/2 fıkrası ise; "bir kambiyo senedinin ciro yoluyla faktoring şirketine devri hâlinde, kambiyo senedinden dolayı kendisine başvurulan kişi, düzenleyen veya önceki hamillerden biriyle kendi arasında doğrudan doğruya var olan ilişkilere dayanan def’ileri faktoring şirketine karşı ileri süremez; meğerki, faktoring şirketi kambiyo senedini iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olsun." hükmünü içermektedir.
5235 sayılı Kanunun 5/5 fıkrası uyarınca; iş durumunun gerekli kıldığı yerlerde hukuk mahkemelerinin birden fazla dairesi oluşturulabilir ve bu daireler numaralandırılır. Özel kanunlarda başkaca hüküm bulunmadığı takdirde, ihtisaslaşmanın sağlanması amacıyla, gelen işlerin yoğunluğu ve niteliği dikkate alınarak, Hakimler ve Savcılar Kurulu tarafından daireler arasındaki iş dağılımı belirlenebilir ve bu kararlar Resmî Gazete’de yayımlanır. Kurulca yapılan belirleme kapsamında daireler, kendilerine tevzi edilen davalara bakmak zorundadır.
Hakimler ve Savcılar Kurulu 1 inci Dairesi tarafından, 5235 Sayılı Kanunun 5/5 fıkrasına dayalı olarak alınan 25/11/2021 tarihli ve 1232 sayılı karar ile; "...Asliye ticaret mahkemelerine gelen işlerin vasıf ve mahiyeti itibarıyla çeşitli olması, bu çerçevede finans davalarının yoğunluğu ve niteliklerinin farklı olması göz önünde bulundurularak, gerek uygulama birliğinin sağlanması, gerekse etkinlik ve verimliliğin artırılması ile ihtisaslaşmanın önemi nazara alınarak, finans davalarında iş dağılımı bakımından iki veya daha fazla dairesi bulunan mahallerde ihtisaslaşmayda fayda olacağı değerlendirilmiştir. Kanuni düzenlemelerden ya da Hâkimler ve Savcılar Kurulunun kararlarından kaynaklı olarak, asliye ticaret mahkemesinin hangi dairelerinin iflâs ve konkordato, deniz ticareti ve deniz sigortaları gibi davalar dolayısıyla gelecek işlere ilişkin ihtisas mahkemesi sıfatıyla bakacağı gözetilerek, aynı dairelerde iş yoğunluğu oluşmaması bakımından finans davaları olabildiğince farklı dairelerde bakılmak üzere ihtisas mahkemeleri belirlenmiştir." denilerek 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4. maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinden, 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969. maddelerinden, 5411 sayılı Bankacılık Kanunundan (142. Maddesinde düzenlenenler hariç), 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunundan, 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring, Finansman ve Tasarruf Finansman Şirketleri Kanunundan, 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunundan, 6493 sayılı Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Kanundan, kaynaklanan ve asliye ticaret mahkemesinin görev alanına giren ticari davalara ve ticari nitelikteki çekişmesiz yargı kapsamında gelecek işlere; İstanbul’da yirmi bir asliye ticaret mahkemesi bulunması nedeniyle 6, 7, 8 ve 9 numaralı asliye ticaret mahkemelerinin bakmasına, 15/12/2021 tarihinden itibaren gelecek yeni dava ve işlerin anılan ihtisas mahkemelerine tevzi edilmesine karar verilmiştir.
Somut olayda uyuşmazlığın, davacının dava konusu çekin yetkili ve meşru hamili olup olmadığı, çekin rızası hilafına elinden çıkıp çıkmadığı, davalı şirketin çekin iktisabında kötü niyetli veya ağır kusurlu olup olmadığı; çekin davalı tarafından 6361 Sayılı Kanun ile buna bağlı çıkartılan ve 04/02/2015 tarihli 29257 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe Faktoring İşlemlerinde Uygulanacak Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik ve ilgili BDDK Genelgeleri çerçevesinde mevzuata uygun temlik alınıp alınmadığı husularında olduğu, şu halde uyuşmazlığın hakimler ve savcılar kurulu 1. dairesi'nin mezkur kararına göre, uyuşmazlığın çözümünde istanbul 6,7,8,9 numaralı asliye ticaret mahkemelerinin görevli olduğu, mahkemenin bu yöndeki tespitinde isabetsizlik olmadığı anlaşılmıştır. Öte yandan Kurul kararında belirtilen finans davalarına bakacak asliye ticaret mahkemeleri ile aynı yerde bulunan diğer asliye ticaret mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olup olmadığı hususunda İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'nin farklı hukuk dairelerinin kesin nitelikte farklı kararlarının bulunduğunu, uyuşmazlığın giderilmesi için Yargıtay 11 Hukuk Dairesi'ne başvurulduğu tespit edilmiştir.
5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun’un 35 inci maddesine dayalı olarak YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ'NİN 2023/4482 ESAS, 2023/5883 KARAR SAYILI BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ HUKUK DAİRELERİNİN KESİN NİTELİKTEKİ KARARLARI ARASINDAKİ UYUŞMAZLIĞIN GİDERİLMESİNE yönelik 16/10/2023 tarihli ilamı ile; Hakimler ve Savcılar Kurulu 1 inci Dairesi'nin 25/11/2021 tarihli ve 1232 sayılı kararının, mahkemelerin görevine ilişkin değil daireler arasındaki iş dağılımının belirlenmesine ilişkin olduğu, diğer ifade ile kararda belirtilen finans davalarına bakacak asliye ticaret mahkemeleri ile aynı yerde bulunan diğer asliye ticaret mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olmayıp iş dağılımı ilişkisi olduğu, bu sebeple açılan davanın konusu banka ve finans uyuşmazlıklarına ilişkin ise adliye tevzi bürosunun, dosyayı anılan karar doğrultusunda ilgili mahkemeye tevzi etmesinin gerektiği tevzinin yanlış yapılması durumunda dosya kendisine tevzi edilen asliye ticaret mahkemesinin, bu durumu tespit ederek dosyanın doğru daireye tevzi edilmek üzere tevzi bürosuna iadesine/gönderilmesine karar vereceği, dosya kendisine yanlış tevzi edilen asliye ticaret mahkemesinin vereceği kararın, teknik anlamda bir görevsizlik kararı olmadığı, gönderme kararı niteliğinde olduğu belirtilmiştir.
Yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde somut olaya dönüldüğünde; Hakimler ve Savcılar 1. inci Dairesinin 1232 sayılı kararında belirtilen asliye ticaret mahkemeleri ile aynı yerde bulunan diğer asliye ticaret mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olmayıp, iş dağılımına ilişkin bulunduğundan, ilk derece mahkemesi tarafından davanın yanlış tevzii edildiğinin tespiti ile, dosyanın iş dağılımına göre finans davalarına bakmakla görevli İstanbul 6,7,8,9 Asliye Ticaret Mahkemeleri'ne tevzii edilmek üzere tevzii bürosuna iadesine/gönderilmesine ve esasın bu şekilde kapatılmasına karar verilmesi gerekirken... denilmiştir.
Bu itibarla, iddianın ileri sürülüş biçimine göre, davalı hamilin çekin iktisabında bilerek borçlunun zararına hareket edip etmediği, ağır kusurlu veya kötü niyetli olup olmadığı, özellikle bu kapsamda 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman ve Tasarruf Finansman Şirketleri Kanunun 9/2,3. maddesi ile Faktoring İşlemlerinde Uygulanacak Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik 5/1. maddesindeki yasal prosedürlerin yerine getirilip getirilmediği noktasında; anılan Kanun ve Yönetmelik hükümlerinin tartışılması ve değerlendirilmesinin mutlak / zorunlu olduğu, adı geçen Yasa ve Yönetmelik hükümleri incelenmeksizin davalının yükümlülüklerini yerine getirip getirmediğinin tespit edilemeyeeceği, esasen bu hususta anılan Yasa ve Yönetmelik hükümleri uyarınca faktoring mevzuatı yönünden bilirkişi incelemesi yapılması da gerekeceğinden, uyuşmazlığın çözümünde Hakimler ve Savcılar Kurulu Başkanlığı'nın 25/11/2021 tarihli ve 1232 sayılı İhtisas Mahkemelerinin belirlenmesine yönelik kararı uyarınca, finans ihtisas davalarına bakmakla belirlenmiş İstanbul 6, 7, 8. ve 9. Asliye Ticaret Mahkemelerince bakılması gerekmektedir.
Bu çerçevede, yukarıda yer verilen emsal ilamlar da nazara alınarak Hakimler ve Savcılar Kurulu Başkanlığının 25/11/2021 tarih ve 1232 sayılı kararı gereğince 15.12.2021 tarihinden sonra açılan eldeki davada, davacı şirkete teslim edilen çeklerin kargo yoluyla ...Anonim Şirketine gönderildiği esnada çalınmasının/kaybolmasının ardından davalı şirketler tarafından ele geçirilerek kullanılması ve haksız/sebepsiz kazanç elde edilmesi dolayısıyla bir zararı olup olmadığı, yine davalı ... Anonim Şirketi yönünden talep edilebilir bir zararının olup olmadığı, davalılar ile en son hamil olan ... Anonim Şirketinin, dava konusu çekin iktisabında bilerek borçlunun zararına hareket edip etmediği, ağır kusurlu veya kötü niyetli olup olmadığı, özellikle bu kapsamda 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman ve Tasarruf Finansman Şirketleri Kanunun 9/2,3. maddesi ile Faktoring İşlemlerinde Uygulanacak Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik 5/1. maddesindeki yasal prosedürlerin yerine getirilip getirilmediği noktasında; anılan Kanun ve Yönetmelik hükümlerinin tartışılması ve değerlendirilmesinin mutlak/zorunlu olduğu, adı geçen Yasa ve Yönetmelik hükümleri incelenmeksizin davalının yükümlülüklerini yerine getirip getirmediğinin tespit edilemeyeceği, esasen bu hususta anılan Yasa ve Yönetmelik hükümleri uyarınca faktoring mevzuatı yönünden bilirkişi incelemesi yapılması da gerekeceği, dolayısı ile görevli mahkemenin finans ihtisas mahkemeleri olduğu anlaşıldığından, HSK kararında anılan "iş dağılımı" gereği ihtisas sıfatı buluan İstanbul 6, 7, 8, 9 numaralı Asliye Ticaret Mahkemelerinden birine tevzi edilmesi için dava dosyasının İstanbul Hukuk Mahkemeleri Tevzi Bürosuna iadesine karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçeleri yukarıda açıklandığı üzere;
1-Hakim ve Savcılar Kurulu Birinci Dairesi’nin 25/11/2021 tarihli 1232 numaralı ihtisas kararı uyarınca dosyanın Finans Mahkemeleri sıfatıyla bakılmak üzere 6,7,8 ve 9 numaralı Asliye Ticaret Mahkemelerinden birine tevzi olunması için İstanbul Hukuk Mahkemeleri Tevzi Bürosu’na gönderilmesine,
2-Esasın bu şekilde kapatılmasına,
Dair, tarafların yokluğunda kesin olmak üzere dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda karar verildi.24/04/2026
Katip
¸e-imzalıdır
Hakim
¸e-imzalıdır
Full & Egal Universal Law Academy