T.C.
İSTANBUL
10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/89 Esas
KARAR NO : 2026/293
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Komisyonculuk Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 23/01/2026
KARAR TARİHİ : 27/04/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Komisyonculuk Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; "... (“Müvekkil Şirket”) ile ... (“Davalı”) arasında 21.09.2024 tarihinden 21.12.2024 tarihine kadar geçerli olmak üzere “Satıcı Komisyon Sözleşmesi” akdedilmiş olup işbu sözleşme ile Davalı ...’in maliki olduğu İstanbul İli, Eyüpsultan İlçesi, Alibeyköy Mahallesi, ...Ada, ... Parselde kayıtlı... numaralı bağımsız bölüme ilişkin satış yetkisi Davacı Müvekkil Şirket’e verilmiştir. Taraflar arasında akdedilen işbu sözleşme ile gayrimenkul satış işleminin gerçekleşmesi halinde sözleşmede belirtilen satış bedelinin %2’si oranında satış komisyon bedeline hak kazanacak olup ilgili taşınmazı daha önce tanıtmış olduğu bir müşterinin sözleşmenin bitim tarihinden itibaren 6 ay içerisinde satın alması halinde komisyoncu yine %2 oranında hizmet bedeline hak kazanacaktır. Müvekkil Şirket işbu yetkiye binaen 19.12.2024 tarihinde, İstanbul İli, Eyüpsultan İlçesi, Alibeyköy Mahallesi, ...Ada, ... Parselde kayıtlı ... numaralı bağımsız bölümü Dava dışı ...’a
tanıtmak üzere “Gayrimenkul Görme ve Hizmet Bedeli Sözleşmesi” akdetmiş olup işbu sözleşme ile taraflar söz konusu gayrimenkulün 1 yıl içerisinde satın alması halinde yine hizmet bedeline kazanacağı hususunda anlaşmıştır. Daha sonra Müvekkil Şirket tarafından şifahen öğrenildiği üzere dava dışı ... ve davalı malik ... Davacı Şirket’i aradan çıkarmak suretiyle daha önce müvekkil şirket tarafından
tanıtımı yapılan gayrimenkulün tapuda devrini 16.01.2020 tarihinde 1.500.000-TL satış bedeli gösterilmek suretiyle gerçekleştirmiştir. Bunun üzerine müvekkil şirketçe taraflar arasındaki sözleşme
hatırlatılmak suretiyle ilgili komisyon bedeli talep edilmişse de davalı olumlu bir cevap vermemiştir. İşbu durum karşısında tarafımızca icra takibi başlatılmak suretiyle sözleşme gereği Müvekkil Şirket’e
ödenmesi gereken hizmet bedelinin ödenmesi talep edilmişse de Davalı taraf işbu icra takibine itiraz etmek suretiyle işbu huzurdaki davanın açılmasını zaruri hale getirmiştir. " beyanıyla, davanın kabulüne, haksız şekilde yapılmış olan itirazın iptaline ve İstanbul ... İcra Müdürlüğü nezdinde ... E. Sayılı icra dosyası üzerinden takibin tüm ferileri ve takip tarihinden itibaren işleyecek tüm faizleriyle beraber devamına, haksız ve kötü niyetli itiraz sebebiyle İcra İflas Kanunu’nun 67/2’nci maddesi gereğince davalının bedelin en az yüzde yirmisi kadar icra inkar tazminatı ödemesine
hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkememizin 03/02/2026 tarihli ara kararı ile davacı vekilinin ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE:
Taraflara usulune uygun davetiye tebliğ edilmiş olup, ticaret sicil kaydı, tapu kaydı, vergi kayıtları dosyamız içerisine alınmıştır.
Dava, simsarlık sözleşmesinden kaynaklanan komisyon ücreti alacağının tahsili amacıyla başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Tellallık (simsarlık) sözleşmesi 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 520-525 maddeleri arasında düzenlenmiştir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 520'nci maddesinin 1'inci fıkrasında simsarlık sözleşmesinin tanımı "...simsarın taraflar arasında bir sözleşme kurulması imkanının hazırlanmasını veya kurulmasına aracılık etmeyi üstlendiği ve bu sözleşmenin kurulması halinde ücrete hak kazandığı sözleşmedir." şeklinde yapılmıştır.
Simsarlık sözleşmesinin unsurları şu şekildedir:
a) Simsarlık ilişkisinin tarafları simsar ile iş sahibidir ve simsar, iş sahibi için, konusu özel olarak belirlenmiş bir vekalet edimi üstlenmiştir. O (simsar), iş sahibi için yerine getireceği faaliyetin karşılığında ücret alacaktır.
b) Simsarlık faaliyetinin konusu, çeşitli işlere ilişkin sözleşmelerin kurulması hususunda aracılık etmektir. Bu aracılık faaliyeti, bir sözleşme kurma fırsatı vermek şeklinde olabileceği gibi bir sözleşme görüşmesi için aracılık etmek şeklinde de olabilir. Simsarın kural olarak iş sahibini temsil yetkisi yoktur; fakat sözleşme ile kendisine bu yetki verilebilir.
c) Simsarlık ilişkisi, simsar ile iş sahibi arasında yapılan bir sözleşme ile kurulur. Simsar ile iş sahibi arasında sürekli bir hukuki bağlantı yoktur. Simsarlık sözleşmesinin geçerliliği bir şekle bağlı değildir; ne var ki 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 520'nci maddesinin 3'üncü fıkrasında taşınmazlar konusundaki simsarlık sözleşmesi için bir geçerlilik şekli kabul etmiştir. Buna göre, "taşınmazlar konusundaki simsarlık sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça geçerli olmaz". Simsarlık faaliyeti sonucu kurulacak sözleşme herhangi bir nitelikte sözleşme olabilir.
TBK'nın 520/3. maddesinde taşınmazlara ilişkin simsarlık sözleşmesinin yazılı şekilde yapılması gerektiği belirtilmiş olup yazılı şeklin unsurlarının mevcut olup olmadığının genel hükümlere göre belirlenmesi gerekir. TBK'nın 14. maddesi uyarınca, sözleşmede tarafların imzalarının bulunması şarttır. Diğer yandan, bu belgenin simsarlık sözleşmesi sayılabilmesi için simsarlık sözleşmesinin asli unsurlarını da içermesi gerekir. Simsarlık sözleşmesinin meydana gelmesi için tarafların simsar tarafından gerçekleştirilmesi gerekli faaliyetin türü (kapsamı), bu faaliyet sonucunda kurulacak sözleşmenin konusu ve niteliği ve simsara ücret ödenmesi konusunda anlaşmış olmaları gerekir (Dr. Cevdet Salih Şahiniz, Türk Borçlar Hukukunda Gayrimenkul Tellallığı (Emlak Komisyonculuğu- Emlak Danışmanlığı) Sözleşmesi, İstanbul 2002, s.12). Yazılılık şeklinin gerçekleşmesi için sözleşmenin objektif ve sübjektif tüm unsurlarının yazılı belgede yer alması zorunludur (Şahiniz, a.g.e., s.51; Prof. Dr. Gökhan Antalya, Borçlar Hukuku- Genel Hükümler, Beta Yayınevi, İstanbul 2012, s.348).
Davaya ve takibe dayanak İstanbul ...İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası incelendiğinde; davacı tarafından davalı aleyhine 08/04/2025 tarihinde 120.000,00-TLüzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı, borcun sebebinin emlak komisyon fatura olarak belirtildiği, ödeme emrinin davalı taraf tebliği üzerine süresi içerisinde takibe itiraz edildiği, eldeki itirazın iptali davasının yasal 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.
HMK'nın 1.maddesine göre göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir. HMK'nın 114/1-c bendi ile mahkemenin görevli olması dava şartı olarak kabul edilmiştir. Aynı Yasa'nın 115/1. maddesine göre de mahkemenin dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştıracağı düzenlenmiştir.
6335 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca ticari davalar Asliye Ticaret Mahkemelerince görülerek karara bağlanır. TTK' nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın bu Kanunda öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır.
TTK' nın 11/1. maddesine göre, Ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir.
TTK' nın 12/1. maddesinde tacir tanımına yer verilerek " Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişi "tacir olarak tanımlanmıştır. TTK'nın 15/1.maddesinde de esnaf tanımı yapılmıştır. Buna göre "İster gezici olsun ister bir dükkânda veya bir sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedenî çalışmasına dayanan ve geliri 11 inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır.". 21/06/2005 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanunu’nun 3.maddesinde ise esnaf ve sanatkâr, " ister gezici ister sabit bir mekânda bulunsun, Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dâhil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler" olarak açıklanmıştır.
6102 sayılı TTKnun 4.maddesinde hangi davaların ticari dava ve çekişmesiz yargı işleri olduğu sayılmış olup, buna göre her iki tarafın da ticari işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın, TTKnun da TMKnun 962 ile 969.maddelerinde; 6098 sayılı TBKnun 202-203, 444-447, 487-501, 515-519, 532-545, 547-554, 555-560, 561-580 maddeleri, Fikri Mülkiyet Hukukuna dair mevzuatta borsa, sergi ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde ve son olarak da bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları, ticari dava olarak sayılmıştır.
Ayrıca, Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2 maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hâle getirmez. Nitekim, TTK’nın “Ticari iş karinesi” başlıklı 19.maddesinde “(1) Bir tacirin borçlarının ticari olması asıldır. Ancak, gerçek kişi olan bir tacir, işlemi yaptığı anda bunun ticari işletmesiyle ilgili olmadığını diğer tarafa açıkça bildirdiği veya işin ticari sayılmasına durum elverişli olmadığı takdirde borç adi sayılır.
(2)Taraflardan yalnız biri için ticari iş niteliğinde olan sözleşmeler, Kanunda aksine hüküm bulunmadıkça, diğeri için de ticari iş sayılır.” hükmüne yer verilmiştir.
Mahkememizce celp edilen vergi kayıtlarına göre davalı " mükellefi ...'in 01/01/2023 tarihinden itibaren dairemizde GMSİ( kira geliri ) mükellefi olduğu görülmüş olup, tacir vasfı ile ilgili herhangi bir kayıt ve belgeye rastlanılmamıştır. Ayrıca ... vergi kimlik numaralı mükellef ...Ltd.Şti' nin ...Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün mükellefi olduğu anlaşılmış olup, yazının bir örneği işlem yapılmak üzere ilgili vergi dairesine gönderilmiştir." şeklinde cevap verilmiştir.
Mahkememizce celp edilen ticaret sicil kayıtlarına göre davalının "... ...'in gerçek kişi ticari işletme kaydı, sicil kayıtlarımıza göre ortağı olduğu kollektif, komandit ve limited şirket kaydı bulunamadığı gibi tek pay sahibi olduğu anonim şirket kaydı da bulunamamıştır. " şeklinde cevap verilmiştir.
Yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davaya konu sözleşme başlığı “Taşınmaz Alım Satım Sözleşmesi” olsa da içeriğinin simsarlık sözleşmesi niteliğinde olduğunda tereddüt bulunmamaktadır. Dosya kapsamına göre davalı tacir olmayıp, nispi nitelikte ticari bir dava bulunmadığı gibi, TTK hükümlerinin uygulanmasını gerektirir şekilde sigorta hukuku vs. sebepten kaynaklı mutlak ticari dava da mevzubahis olmadığı nazara alındığında, davaya bakmak görevi Asliye Hukuk Mahkemesine ait bulunmakta olup davacının davasının görev yönünden reddine, görevli mahkemelerin İstanbul Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunun tespitine dair karar verilerek, aşağıdaki hüküm tesis olunmuştur.
HÜKÜM: Gerekçeleri yukarıda açıklandığı üzere;
1-Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, 6100 Sayılı HMK.'nın 2. maddesi uyarınca ilgili ihtilaflara bakma görevinin Asliye Hukuk Mahkemelerine ait olduğu, mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla, işbu davanın göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle 6100 sayılı HMK'nun 114/c maddesi uyarınca USULDEN REDDİNE
2-HMK 20. Maddesi uyarınca hükmün kesinleşmesine müteakip taraflarca 2 haftalık süre içerisinde dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesi talep edilmesi halinde dosyanın görevli İSTANBUL NÖB. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE gönderilmesine, taraflarca 2 haftalık süre içerisinde dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesinin talep edilmediği takdirde RESEN davanın açılmamış sayılacağına karar verileceğinin ihtarına ,
3-HMK'nun 331/2 maddesi gereğince görevsizlik ve yetkisizlik kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmesi halinde yargılama giderlerine o mahkemenin hükmedeceği, gönderme kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmemiş ise talep üzerine davanın açıldığı mahkemenin dosya üzerinden bu durumu tespit ile davacıyı yargılama giderlerini ödemeye mahkum edeceği ön görüldüğünden yargılama giderleri konusunda bu aşamada KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
4-Yargılama, harç ve masrafların ve diğer hususların görevli mahkemece dikkate alınmasına,
Dair, davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, HMK 342.maddesine uygun olarak düzenlenmiş dilekçenin, HMK 343.maddesi gereğince Mahkememize ve Mahkememize gönderilmek üzere başka yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilmesi ve HMK 344.maddesinde belirtilen harç ve giderlerin yatırılması sureti ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar tefhim edildi, usulen anlatıldı. 27/04/2026
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır
Full & Egal Universal Law Academy