T.C.
İSTANBUL
11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2023/128 Esas
KARAR NO :2025/753
DAVA:Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:17/09/2014
KARAR TARİHİ:23/10/2025
Yukarıda tarafları ve konusu yazılı davanın mahkememizce yapılan açık yargılaması sonrasında;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı şirket arasında yapılmış 15/12/2012 tarihli Sağlık Turizmi İşbirliği Sözleşmesi gereği, Libya bölgesinde medikal tanıtım, stratejik pazarlama, reklam, tanıtım, halkla ilişkiler faaliyetlerinin hastane adına müvekkili şirket tarafından yürütüleceğinin ve bunun karşılığında hizmet bedeli alınacağının kararlaştırıldığını, bu kapsamda tedavi edilen hastalara ilişkin sözleşme gereği düzenlenen ve davalının kaşe ve imzası ile mutabakatının olduğu faturalara istinaden ödemenin yapılan ihtara rağmen ödenmediğini ileri sürerek dilekçesinde bildirdiği diğer nedenlerle sözleşme gereği verilen hizmetlere karşılık düzenlenen faturalardan kaynaklı şimdilik 100.000 TL alacağın faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, 19/11/2016 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 496.301,87 USD + 119.647,63 Euro'ya yükseltmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında imzalanmış 15/12/2012 tarihli sözleşme gereği davacı tarafça düzenlenen ve müvekkiline tebliğ edilen faturalara süresi içinde itiraz edilmediğini ancak, fatura bedellerinin içeriğinin kabul edilmediğini, sözleşme gereği komisyon dışı tutulması gereken bedellerin faturaya dahil edildiğini, faturaların sözleşmeye göre düzenlenmediğini, müvekkilinin tarafından tedavi edilen hastalara ilişkin masraf ve ücretler alınmadan davacı tarafa komisyon veya aracılık hizmet bedelinin ödenmesinin mümkün olmadığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Dava; taraflar arasında yapılmış sözleşme gereği davacı tarafça verilen hizmete karşılık düzenlenen ve davalıya tebliğ edilen faturalardan kaynaklı alacağın tahsili istemine ilişkindir.
Taraflar arasındaki ticari ilişki her iki tarafın da kabulünde olup, davacı taraf, sözleşme gereği verilen hizmet karşılığı düzenlenen fatura bedellerinin ödenmediğini ileri sürmüş; davalı taraf ise, davacı tarafça düzenlenip tebliğ edilen ve süresi içinde itiraza uğramayan faturaların sözleşmeye uygun düzenlenmediğini savunmuştur.
Taraflar arasındaki "Sağlık Turizm İşbirliği Sözleşmeyi" örneğinin ve davacının bu sözleşme ilişkisi nedeniyle düzenlediği fatura örneklerinin dosya içerisinde olduğu görülmüştür.
Fatura, emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır (213 sayılı VUK 229. md.). Ticari işletmesi bağlamında bir mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olan tacirden, diğer taraf, kendisine bir fatura verilmesini ve bedeli ödenmiş ise bunun da faturada gösterilmesini isteyebilir” (TTK 21/1). Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (TTK 21/2). Fatura düzenleyen tacirin TTK'nın 21/2. maddede belirtilen karineden yararlanabilmesi için fatura tanzim edenle, adına fatura tanzim edilen arasında akdî ilişki bulunması, faturanın akdin ifasıyla ilgili olarak düzenlenmesi gerekir. Fatura sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin varlığı şarttır. Bu nedenle faturanın TTK'nın 21. maddesi gereğince kesinleşmiş ve tarafları bağlayıcı olduğunun kabul edilebilmesi için, fatura konusu işle ilgili yanlar arasında sözleşme yapıldığının yasal delillerle kanıtlanması ve bedeli uyuşmazlık konusu işin de kabul edilebilir yeterlikte iş sahibine teslim edildiğinin yüklenici tarafından kanıtlanmış olması zorunludur. Sadece faturanın karşı tarafa tebliğ edilmiş ve itiraz edilmemiş olması yanlar arasında akdî ilişkinin kurulmuş ve iş bedelinin istenebilir olduğunu kanıtlamaz.
Bu bilgilere göre somut olaya bakıldığında; 15/12/2012 tarihli "Sağlık Turizmi İşbirliği Sözleşmesi" her iki tarafı kabulünde olup, sözleşme ile davacı tarafın, davalı şirkete ait hastanenin Libya bölgesindeki tek çözüm ortağı ve temsilcisi olduğu; bölgede medikal tanıtım, pazarlama, reklam, tanıtım ve halkla ilişkileri davalı adına üstlenildiği; sunacağı hizmet karşılığı ilaç ve sarf malzemeleri ile KDV dahil (özellikli malzemeler hariç) her tedavi ücretinin %35'i oranında ücrete hak kazanacağı kararlaştırılmıştır. Buna göre çözümlenmesi gereken uyuşmazlık, sözleşme gereği davacının yüklendiği hizmeti yerine getirip getirmediği, getirmiş ise karşı taraftan talep edebileceği alacak miktarı noktasındadır.
Dava konusu uyuşmazlığın niteliği gereği, talep edilen alacağın varlığı ile miktarını kanıtlamak yükümlülüğü davacı tarafa aittir. Bu kapsamda, davacı tarafça bildirilen deliller toplanmış, faturaların dosya arasında olduğu görülmüştür. Taraflar arasındaki somut uyuşmazlığın niteliği itibari ile çözümü özel ve teknik bilgiyi gerektirdiğinden bilirkişi raporu alınmasına karar verilerek, taraf ticari defter ve kayıtları, getirtilen-sunulan belgelerle birlikte dosya konusunda uzman bilirkişiler YMM ... ve Doç. Dr. ...'e tevdi edilmiş, adı geçen bilirkişiler tarafından düzenlenen 04/09/2015 tarihli bilirkişi kurulu raporunun, taraf vekillerinin beyan ve itirazı üzerine heyete eklenen ve ayrık rapor düzenleyen bilirkişilerden ... 15/07/2016 tarihli rapor ile kök raporu düzenleyen heyet tarafından sunulan 01/08/2016 tarihli ek raporun dosya arasında olduğu görülmüş, taraf vekillerinin beyan ve itirazı üzerine bu kez bilirkişiler mali müşavir ..., mali müşavir ve hastane müdürü ... ve hastane yöneticisi Uzm. Dr. ...'dan ... 19/02/2018 tarihli raporun ve yine itiraz üzerine son heyete eklenen Elektrik Elektronik Mühendisi ... ile birlikte aynı heyetten ... 14/09/2018 tarihli ek raporun dosya arasında olduğu görülmüştür.
... bilirkişi kurulu 04/09/2015 tarihli kök raporu ile 01/08/2016 tarihli ek raporunda özetle; taraf ticari defter ve kayıtlarının usulüne uygun tutulduğu, davaya dayanak ve ihtilafa konu 17 adet faturanın davalıya tebliğ edildiği, davalının defterlerine kaydedildiği, davalı tarafça TTK hükümleri gereği 8 günlük süre içinde itiraz edilmediği gibi faturaların da iade edilmediği, taraflar arasında yapılmış sözleşme gereği davacı tarafça düzenlenen davaya dayanak faturaların her iki taraf ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, incelenen taraf ticari defter ve kayıtlarına göre, dava konusu faturalara ilişkin davalı tarafça yapılan 7 adet fatura ödemesinin düşümü sonucu kalan talep konusu 10 adet faturadan dolayı davacının davalıdan 496.301,87 USD + 119.647,63 Euro alacaklı olduğu, 11/09/2013 tarihi itibariyle de ödenmeyen 10 adet faturaya ilişkin belirlenen alacak-borç miktarı konusunda tarafların ticari defter ve kayıtlarına göre mutabık oldukları, 24/08/2013 tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 2/2.maddesi gereği yıllık %11,75 oranında temerrüt faizinin uygulanmasının talep edilebileceği; taraflar arasındaki sözleşmenin 4.maddesine davalının bağlı kalmayıp hastaların tedavilerini yaptığı, bu konuda davacının verdiği yazılı talimatının ve yönlendirmesinin olmadığı gibi davacının sözleşmedeki yükümlülüklerinin dışında başka yükümlülüğünün de olduğunun davalı tarafça kanıtlanamadığı bildirilmiştir.
Mahkememizce yapılan yargılama sonrasında 11/07/2019 tarih, 2014/996 Esas ve 2119/516 Karar sayılı kararla, ıslah edilen miktar üzerinden davanın kabulüne karar verilmiş; verilen karar davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi'nin 18/01/2022 tarih, 2020/1129 Esas ve 2023/96 Karar sayılı kararıyla; aldırılan raporlar arasında çelişkiler bulunduğu, eksikliklerin tamamlanarak, alacağın cinsi ve danışmanlık hizmeti ücretinin hesabı için yeni bir bilirkişi kurulundan rapor aldırılması gerektiği gerekçesiyle mahkememiz kararının kaldırılmasına karar vermiştir.
Davacı dava dilekçesinde 100.000,00 TL fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak dava açmış, sonrasında ıslah yaparak dava değerini artırmış ve talebini USD ve Euro olarak ıslah etmiştir.
Davalı vekili ise istinaf kaldırma kararından sonra 23/05/2023 tarihinde sunduğu dilekçe ile cevap dilekçesini ıslah etmiş ve davacının ülke parası ile dava değeri belirledikten sonra yabancı para üzerinden ıslah yapılmasının mümkün olmadığını ileri sürmüş ise de; davacının ıslahının istinaf kaldırma kararından önce yapıldığı davalının istinaf dilekçesinde bu hususa değinmediği, istinaf kaldırma kararında da bu hususun kaldırma sebebi olarak belirtilmediği, bu halde davacı lehine usulü kazanılmış hak doğduğu ve ıslah yoluyla da olsa usulü kazanılmış hakkın ortadan kaldırılamayacağı anlaşılmakla dava değerinin davacının 18/11/2016 tarihli ıslah dilekçesi ile belirlediği değer olarak benimsenmiştir.
İstinaf ilamı uyarınca rapor tanzimi için dosyanın, yeni bir bilirkişi kuruluna verilerek, SMMM ..., Hastane Yöneticisi ..., Biyomedikal Cihazlar Uzmanı ..., Genel Cerrah ... ve Ticaret Mevzuatında Nitelikli Hesaplamalar Uzmanı Doç. Dr. ... ...'ye tevdii edilmiş, adı geçen bilirkişi kurulu tarafından düzenlenen 27/06/2024 tarihli bilirkişi kurulu raporunun ve 16/07/2025 tarihli bilirkişi ek raporunun dosya arasında olduğu görülmüştür.
... bilirkişi kurulu 27/06/2024 tarihli kök raporundan özetle: Dava dosyası, dosyaya sunulan bilgi ve belgeler ile davacının ticari defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucu, açıklanan gerekçelerle teknik bilirkişilerinde yapılan inceleme sonucu taraflar arasındaki sözleşme kapsamında kullanılan “özellikli malzeme” tutarının 87.242,00USD olduğu, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk dairesinin 2020/1129 - 2023/96 Karar sayılı 18.01.2022 tarihli ilamında da işaret edildiği üzere taraflar arasındaki sözleşmenin 4/4 maddesi çerçevesinde özellikli malzemeler üzerinden %20 danışmanlık bedeli hesaplanmaksızın davacının 267.436,04€ ve 569.567,99USD fazladan fatura düzenlediği ve bu faturaların taraf ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, Davacının dava dilekçesindeki talebi Türk Lirası cinsinden olması nedeniyle, davacının dava dilekçesindeki talebi nazara alınarak taleple bağlılık ilkesi gereği davacının düzenlemesi gereken faturaların toplam tutarı ve düzenlediği faturaların toplam tutarının farkının Dava Tarihindeki Türk Lirası Karşılığı (TCMB döviz alış kuru esas alınarak) 877.020,49TL olarak hesaplandığı, taraf ticari defterlerindeki kur değerlemesi kayıtları ayrıştırılmış 973.283,28TL davacı alacağından 877.020,49TL fazladan düzenlenen fatura tutarı düşürüldüğünde davacının bakiye (973.283,28TL - 877.020,49TL=) 96.262,79TL davalıdan bakiye alacağı kaldığı davacının alacak iddiasının benimsenmesi durumunda davacının belirlenen 96.262,79TL asıl alacağına davadan önce temerrüt oluşmadığından 13.11.2013 dava tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi gereği yıllık %13,75 ve değişen oranlarda avans faizi yürütülebileceği yönünde görüşünü bildirmişlerdir.
... bilirkişi kurulu 16/07/2025 tarihli ek raporunda özetle; Dava dosyası, dosyaya sunulan bilgi ve belgeler ile tarafların ticari defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucu, teknik bilirkişilerinde yapılan inceleme sonucu taraflar arasındaki sözleşme kapsamında kullanılan “özellikli malzeme” tutarının 87.242,00USD olduğu, 2. 25.06.2024 tarihli kök rapor hazırlanırken, davacının 18.11.2016 tarihli ıslah dilekçesindeki döviz üzerinden talebi sehven gözden kaçırıldığı, Davacının döviz üzerinden ıslah olunan talebi çerçevesinde yukarıda detayları arz edildiği üzere bakiye 76.945,03USD davacının asıl alacağı hesaplandığı, davacının alacak iddiasının benimsenmesi durumunda, davacının belirlenen 76.945,03USD asıl alacağına 13.11.2013 dava tarihinden itibaren, 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi. Gereği Devlet Bankalarının USD cinsinden açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranında faiz yürütülebileceği yönünde görüşünü bildirmişlerdir.
Tüm dosya ve delillerin birlikte değerlendirilmesinde; dosya kapsamındaki sözleşme, fatura örnekleri, ihtarname ve bilirkişi raporlarındaki tespitlerden taraflar arasındaki sözleşme gereğince, davacının davalıya hizmet verdiğinin tarafların kabulünde olduğu, bu hizmet nedeniyle davacının fatura düzenlediği, düzenlenen faturaların taraf defterlerinde kayıtlı olduğu anlaşılmış. Davalı, davacının düzenlediği faturaların sözleşme esaslarına göre düzenlenmemiş olduğunu, davacının sözleşmeye göre edim yükümlülüğünü yerine getirmediğinden fatura bedellerini isteyemeceğini savunmuştur.
Aldırılan bilirkişi kök ve ek raporların tamamında davacının sözleşme gereğince hizmet vermiş olduğu ve bu nedenle davalıdan alacaklı olduğu rapor edilmiş, BAM. 45. Hukuk Dairesi'nin 2020/1129 Esas sayılı kaldırma kararı sonrası aldırılan kök ve ek raporlarında da davacının verdiği hizmetten dolayı düzenlediği faturaların taraf defterlerinde kayıtlı olduğu, sözleşmede faturaların talep edilen para biriminden düzenleneceğinin hükme bağlanmış olduğu, faturaların USD ve Euro cinsinden düzenlenmiş olduğu, davalının bu faturaları defterlerine kaydetmiş ve ödemeleri itiraz etmeden bu faturalar üzerinden yapmış olduğu, BAM kararı kaldırma sonrası aldırılan kök ve ek raporlarda, her hasta dosyası ve özellikli malzeme kullanımı sözleşme hükümlerince incelenip hesaplama yapılarak davacının alacağının 76.945,03 USD olduğu, temerrüdün dava tarihi itibariyle oluştuğu tespit edilmiş, aldırılan kök ve ek rapor bilimsel, dosya delillerle uyumlu ve denetime açık olduğu kabul edilerek, davacının davasının kısmen kabulüne karar verilerek aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere;
1-Davanın Kısmen Kabulüne,
76.945,03 USD'nin dava tarihinden itibaren 3095 Sayılı Yasanın 4/a.maddesine göre işleyecek faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,
2-Alınması gerekli 11.633,35-TL karar ve ilam harcının 36.012,75-TL peşin/tamamlama harcından mahsubu ile fazla ... 24.379,40-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
3-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap ve takdir olunan 30.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine,
4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap ve takdir olunan 192.402,46-TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yatırılan 24,30 TL başvuru harcı, 34.400,00 TL bilirkişi ücreti, 680,00TL posta- tebligat gideri olmak üzere toplam 35.104,30 TL'nin kabul ve red oranına göre 4.097,87TL davalıdan alınıp davacıya verilmesine,
6-Davalı tarafından yatırılan 6.000,00 TL bilirkişi ücreti, 199,80TL posta- tebligat gideri olmak üzere toplam 6.199,80 TL'nin kabul ve red oranına göre 5.475,43TL davacıdan alınıp davalıya verilmesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkca okunup, usulen anlatıldı. 23/10/2025
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır