T.C.
İSTANBUL
11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2023/569 Esas
KARAR NO:2023/988
DAVA:Alacak
DAVA TARİHİ:08/09/2023
KARAR TARİHİ:25/12/2023
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Vade Farkından Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin, davalı ... şirketi ile yapmış olduğu "Bitmiş Ürün Tedariği Ticari Sözleşmesi" gereğince; ... Endüstri ve Tic. A.Ş. adına tescilli "...", "..." , "..." markalı, davalı yanca talep edilecek ürünlerin üretimi hususunda anlaşmış oldukları, taraflar arasında sözlü olarak yapılan bu anlaşma neticesinde müvekkili şirketin üretime geçmiş ve 2020 yılından 2022 yılına kadar taraflar arasındaki ticari ilişki devam etmiş olduğunu, taraflar söz konusu ticari ilişki neticesinde müvekkilince üretilecek ürünlerin ödemesi ile ilgili olarak ise "Sipariş tarihinde, bir önceki ayın Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası Euro satış kur ortalaması hesaplanarak, bu kur ortalaması ile anlaşılan Euro cinsi fiyat TRY para birimine dönüştürülecek ve neticede bu fiyat üzerinden fatura düzenlenecek ve vade tarihinde bu fiyat ile hesaplanan tutar üzerinden ödeme yapılması" şeklinde anlaşma sağlamış, zira siparişin alındığı ayın, önceki ay ortalama kuruyla sipariş tamamlanıp, ürün sevk edilirken fatura düzenlenir ve neticede davalı yan 60 gün sonra ödeme yaparak süreç tamamlanmakta olduğunu, nitekim davalının bir süre anlaşılan ödeme şekline riayet göstererek belirlenen vadelerde ödeme yapmış ise de, ödeme vadesi 2021 Nisan ayı itibariyle ödemeler ciddi anlamda geciktirilmeye başlamış ve belirlenen ödeme tarihi ile davalı yanca fiilen ödeme yapılan tarihler arasında ortaya çıkan süre farkı sonucunda ülkemizde herkes tarafından bilinen ciddi anlamda yükselişe geçen kurlar sebebiyle müvekkilinin normal alacağı ciddi anlamda sekteye uğramış ve tahsilat yapıldığı dönemde ilgili bedelin adeta yok olmasına yol açmış, müvekkilinin üretimde kullandığı malzemeler EUR veya USD olarak fiyatlanmakta olup müvekkilinin bu ödeme gecikmeleri sonrasında zararını yerine koyması mümkün olmamış adeta karşı tarafın keyfi olarak ödemeleri geciktirmesi sonrasında müvekkilinin ciddi anlamda kazanç kaybına uğramış üretimi zararına yapmak zorunda kalmış olduğunu, davalı ile birçok defa iletişim kurulmuş olmasına rağmen kendilerinin bu ödemeleri tamamlamaları hiçbir şekilde mümkün olmamış kendilerine kesilen son sipariş faturasından ortalama 2 yıl sonra peyderpey ödeme yaparak ilgili cari bakiyeyi çok geç kapatmış, ilgili zaman diliminde ise müvekkili şirketin son kestiği sipariş faturası günü EUR kuru 15.1548 iken ödemenin karşı tarafça tamamlandığı son tarih olan 04.08.2022 tarihinde ise 18.3220-TL olduğunu, ilk ödenmeyen ve gecikmeler yaşanan Sipariş Faturası tarihinde ise 1 Nisan 2021 tarihinde EUR kuru 9.6215- TL olduğunu, totalde ciddi EUR bedelleri bulunan faturalarda bu rakamlar korkunç artışlara tekabül etmiş, sonuç itibariyle müvekkili firmanın bu şekilde ödemelerin gecikmesinden kaynaklı kabul edilemez bir zarara uğramış karşı tarafça ise bu zarar giderilmemek için her yol denenmiş olup, müvekkilinin zararı giderilmemiş olup öncelikle elektronik posta yazışmaları ile davalı yana bir çok kez bildirilen zarar davalı yanca karşılanmadığından bu kez zararın tazmini için arabuluculuk başvurusu yapılmış ise de ... Arabuluculuk Bürosunun 2023/... numaralı arabuluculuk numaralı dosyada anlaşma sağlanmadığından işbu davayı açma zorunda kaldıklarını belirterek, davalı yanca vadesinde ödenmeyen faturalar sebebiyle müvekkilinin kur farkı ile doğan müspet zararının şimdilik 10.000-TL belirsiz alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle yetki itirazında bulunulmuş ve yetkili mahkemenin ... Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, yetki itirazlarının kabulünü talep etmiştir. Borcu kabul ettikleri anlamına gelmemesi kaydıyla, davacı tarafından iddia edilen davaya konu değerin 10.000 (On Bin) TL olarak gösterilerek belirsiz alacak davası şeklinde işbu davanın açılmış olması da usule ve yasaya aykırı olduğunu, davacı tarafın kur farkı iddiasına ilişkin olarak kendince 1.000.745,70 TL ( Bir Milyon Yedi Yüz Kırk Beş TL Yetmiş KRŞ ) lik bir miktar hesaplamış ve bu hususa ilişkin olarak davalı şirkete daha önce1.000.745.70-TL bedelli, 27.01.2022 tarihli kur farkı faturası düzenlemiş, davacı tarafından düzenlenmiş 27.01.2022 tarihli bu kur farkı faturasının açıklama kısmı incelendiğinde; " 2021 yılında satışı yapılan ürünlerden tahsilatı henüz yapılmamış ve vadesi geçmiş borcunuza ilişkin ... kur farkı faturasıdır. " şeklinde davacı tarafından açıklama yazılmış olduğunu, davalı müvekkilinin şirketin bu faturaya itiraz ederek borcu kabul etmemesi üzerine de davacı tarafın işbu dava yoluna başvurmuş olduğunu, davacı tarafın, bu faturayı dava dosyasına sunmadığını, davacının düzenlemiş olduğu 1.000.745,70-TL lik kur farkı faturasını ve bu faturaya karşı davalı müvekkilinin şirket tarafından Kayıtlı Elektronik Posta (KEP) sistemi üzerinden itiraz yapıldığını, müvekkili tarafından kabul edilmiş herhangi bir kur farkı faturası bulunmadığını, borcu ve davayı kabul etmemekle birlikte, belirttikleri hususların usul bakımından değerlendirildiğinde; işbu davanın belirsiz alacak davası şeklinde açılmasını gerektirecek koşulların bulunmadığını, davacı tarafın dava konusu iddiasını hesaplayabilecek durumda olduğu ve bu bakımdan da davanın usul yönünden de reddine karar verilmesi gerektiğinin anlaşıldığını, borcu kabul ettikleri anlamına gelmemesi kaydıyla belirttikleri ve resen değerlendirilecek nedenlerle, harca esas değerin 10.000 TL olarak gösterilerek davanın belirsiz alacak davası şekilinde açılmasının usule aykırı olduğunu, bu nedenle davanın usul bakımından da reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının iddialarının ve taleplerinin hiç birini kabul etmediklerini, davacı tarafın, faturalar ile birlikte bir takım " Satın Alma Sipariş Formu " örneklerini de dava dosyasına sunduğunu, Satın Alma Sipariş Formlarını inceleyip bunlara itiraz etme hakkımızı saklı tuttuklarını bunun yanı sıra, davacının dosyaya sunduğu Satın Alma Sipariş Formu'nun Genel Şartları ve Özel Şartları incelendiğinde; davacı tarafın dava dosyasına sunmuş olduğu faturalar incelendiğinde, bir kısmının zaten; " ne miktarda döviz karşılığı olduğu belirtilmeden sadece Türk Lirası olarak düzenlenmiş olduğu " görülmekte olduğunu, davacının sunduğu faturaların tamamı arasında, sadece Türk Lirası olarak düzenlenmiş faturalar bakımından da davacının talep hakkı bulunmamaktadır ve bu bakımdan da davacının iddialarının ve taleplerinin dayanağı bulunmadığını, yine dava dilekeçsinde; Nisan 2021 tarihi ve sonrasındaki ödemelerin davalı tarafından geç ödendiğini, bu tarihten sonra yapılan ödemelerde kur farkından dolayı zarara uğradıklarını beyan ve iddia ettiklerini, bunun yanı sıra davacı tarafından sonradan düzenlenmiş ( davalının itiraz etmiş olduğu ) kur farkı faturasının üzerine yazmış oldukları açıklamadan anlaşıldığı üzere; " 2021 yılında satışı yapılan ürünlerden tahsilatı henüz yapılmamış ve vadesi geçmiş borca ilişkin kur farkı oluştuğu " iddiasıyla 1.000.745.70 TL fatura düzenlediğini, davayı ve davacının belirttiği bu fatura miktarını kabul ettikleri anlamına gelmemesi kaydıyla davacı tarafın, davadaki taleplerini; Nisan 2021 tarihi ve sonrası gecikmiş olduğunu iddia ettiği ödemelere hasrettiği ve talebinin Nisan 2021 tarihi ve sonrası gecikmiş ödemelere ilişkin olduğunu ve 2021 yılında yapılan satışların tamamına ilişkin kur farkı miktarının da 1.000.745,70 TL olduğunu iddia ettiğinin; davacının düzenlemiş olduğu kur farkı faturası ve dava dilekçesinden anlaşılmakta olduğunu, müvekkilinin davacıya hiç bir borcu bulunmadığını, müvekkilinin geç ödemesi, temerrüdü ve temerrüd koşulları da bulunmadığı gibi kabul ettiği herhangi bir kur farkı faturası da bulunmadığını belirterek, cevap dilekçesinde belirtilen nedenlerle davanın reddini talep etmiştir.
DELİLLER:
Davacı taraf delil olarak; ticari defter kayıtları, cari hesap kaydı, faturalar, sipariş formları, elektronik posta yazışmalar, bilirkişi incelemesi ve her türlü yasal delillere dayanmıştır.
Davalı taraf delil olarak; Ticari defterler, faturalar, irsaliyeler, hesap ekstresi ve sair tüm ticari kayıtlar, KEP kayıtları, Gelir İdaresi Başkanlığı kayıtları, faturaya itiraz kayıtları ve belgeleri ve sair resmi ve özel kurum ve kuruluş kayıtları, banka kayıtları, taraflara ait ticari kayıtlar, ticaret sicil kayıtları, yazışmalar, sözleşmeler, satın alma sipariş formları, e-postalar (emailler), bilirkişi incelemesi, yemin ve her türlü yasal delillere dayanmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:
Dava; kur farkından kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.
Davalı vekili süresi içerisinde sunmuş olduğu cevap dilekçesi ile yetki ilk itirazında bulunduğunu, yetkili mahkemenin ... Mahkemeleri olduğunu beyan etmiştir.
Davacının dosyaya sunduğu ve davalının kabul ettiği Sipariş Alma Formlarının 8.maddesi uyarınca çıkacak uyuşmazlıklarda ... Mahkemelerinin yetkili olduğu kararlaştırılmıştır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun yetki sözleşmesini düzenleyen 17.maddesinde; "Tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça, dava, sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır" düzenlemesine yer verilmiştir.
HMK'nin 17.maddesine göre yetki sözleşmesi düzenleyebilecek şahıslar sadece tacirler veya kamu tüzel kişileri olarak belirlenmiştir. Davanın her iki tarafı da tacir olmakla taraflar arasındaki yetki şartı geçerlidir.
Davacı tarafından düzenlenen ve davalının kabulünde olan sipariş alma formlarının 8.maddesinin, HMK'nin 17.maddesinde düzenlenen yetki sözleşmesi niteliğinde olduğu ve ... Mahkemelerinin yetkili olarak belirlendiği, davalı tarafından yapılan yetki ilk itirazı ile de yetkili mahkemenin gösterildiği, bir başka deyişle yetki itirazının geçerli olduğu nazara alınarak taraflar arasında imzalanan ve geçerli olan yetki şartı dikkate alınarak mahkememizin yetkisizliğine, ... Asliye Ticaret Mahkemelerinin yetkili olduğuna dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelere binaen;
1-Davalının yetki ilk itirazının kabulü ile mahkememizin yetkisizliğine,
2-Yetkili mahkemenin ... Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunun tespitine,
3-Karar kesinleştikten sonra HMK'nin 20.maddesi gereğince 2 haftalık yasal sürede taraflardan biri tarafından başvuru halinde dosyanın yetkili ... Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine, aksi halde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesine,
4-Harç ve yargılama giderinin yetkili mahkemece değerlendirilmesine, HMK'nin 331/2.maddesi gereğince davaya başka bir mahkemede devam edilmediği taktirde talep halinde harç ve yargılama giderinin ve gider avansının harcanmayan kısmının mahkememizce karar altına alınmasına,
Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup ana hatları ile anlatıldı.25/12/2023
Katip ...
e-imzalı
Hakim ...
e-imzalı