T.C.
İSTANBUL
11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2024/355 Esas
KARAR NO :2025/640
DAVA:Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:16/12/2016
KARAR TARİHİ:29/09/2025
Yukarıda tarafları ve konusu yazılı davanın mahkememizce yapılan açık yargılaması sonrasında;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ... A.Ş. ile davalı arasında 24.12.2013 tarihli yetkili satıcı sözleşmesi imzalandığını, taraflar arasında akdedilen sözleşme gereği davalı firmanın bilgi ve belgelerini gönderdiği gerçek ve tüzel kişilere müvekkil firma tarafından taşıt kredisi kullandırıldığını, davalı müvekkile gönderdiği bilgi ve belgelerin güncelliği, doğruluğu ve uygunluğunun teyit edilmesinde azami dikkat ve özeni gösterme yükümlülüğü bulunduğunu, sözleşmenin 3.b m, "...'nin talep edeceği bilgi ve belgelerin güncelliği, doğruluğunu ve uygunluğunu da ezami dikkat ve özen göstererek kontrol ettikten sonra testim alıp kurye firmalar kanalıyla ya da ... tarafınden belirlenecek sair yöntemterte ... 'ye ileticektir. Satıcının düzenlediği fatura ve sair belgelerde tahrifat veya usulsüzlük var ise Kredi ... tarafından hiç açılmamış sayılacak ve bu durumda satıcı, ... tarafından kendisine ödenmiş kredi tutarı ile damga vargisini ve bunların toplamının %15'i kadar bir cezai faizi, kredinin havale tarihinden itibaren geçerli olmak üzere, her ay için ayrı ayrı ve gün hesabına bakılmaksızın derhal ve defaten ...'ye ödeyeceğini kabul, beyen ve taahhüt eder', denildiğini, yine sözleşmenin 7 m. " ...'nin tüm bu işlemlerle ilgili olarak yegane rolü borçlunun kredilendirilmesi olup, satılan mala veya satış işlemi ile ilgisi yoktur.'; denildiğini, davalı firmanın taşıt kredilerine konu araçların, taşıl kredisi başvurusunda bulunduğu marka, model ve özellikleri taşımadığını, araçların pert niteliğine haiz olduklarını, bazı araçların tamamen hurda değeri taşıyan iskeletlerinin mevcut olduğunu, taşıt kredisine konu araçlara ilişkin bilgi ve belgelerde uygunsuzluk bulunduğunu, şöyle ki; davalının sözleşmeye aykırı davranışları nedeniyle müvekkilinin dava dilekçesinde belirtilen 6 adet kredi işleminden dolayı toplam 299.008.36 TL maddi zararı bulunduğunu, davalı firmanın, TTK'nun 18/1 m. ile 112 m. hükmü uyarınca müvekkilinin zararını gidermekle yükümlü olduğunu belirterek, şimdilik 10.000,00 TL'nin ticari faizi ile birlikte müvekkiline ödenmesine karar verilmesi talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu kredilerin 2.el araçların satışı için kullandırılan kredi işlemleri olduğunu, davacının kredi başvurularında izlenmesi gereken prosedür dahilinde, davacıya başvuruda bulunulduğu ve davacının kabulü ile kredi sözleşmeleri imzalanıp, kredi bedelleri müvekkilinin hesabına gönderildiğini, müvekkilininde kredi tutarlarını satıcının hesabına gönderdiğini, başvuru işlemlerinin internet üzerinde kurulan online başvuru sistemi kullanılarak yapıldığını, davacıya gerekli bilgi ve belgeler gönderildikten sonra, müşteriler hakkında gerekli istihbaratın davacı tarafından yapıldığını, istihbarat sonuçlarının olumsuz olması durumunda, kredi başvurularının reddedildiğini, başvuruları kabul etmek ya da reddetmek tamamıyla davacının inisiyatifinde olduğunu, müvekkilinin bütün bilgileri sisteme girmekle yükümlü olduğunu, bunun dışında davacının tek yetkili ve sorumlu olduğunu, özellikle 2. el araçlarda ruhsat bilgileri sisteme yüklenir ve davacı tarafından tramer sorgusu yapılıp ağır hasarlı olması durumunda kredinin reddedildiğini, davacının kendisine gönderilen bilgi ve belgeleri kontrol etmek suretiyle, krediye onay verilir, belge asılları ayrıca kargo ile gönderilip, daha önce gönderilen belgelerle uygunluğu davacı tarafından kontrol edilir, eksik ya da hatalı olması durumunda kredi tutarı yetkili satıcı hesabına gönderilmez, müvekkili tarafından 7259 adet başvuruda bulunulduğunu, 2746 başvurunun reddedildiğini, 1929 başvurunun iptal edildiğini ve 2580 başvurunun kabul edildiğini, müvekkilinin sorunluluğunun bilgi ve belgeleri sıhhatli bir şekikle davacıya göndermek olduğunu, ancak davacının iddiası bilgi ve belge olmayıp, kredilerin geri ödenmesine dayanmakta olduğunu, davacı sanki müvekkilinin kredilere kefalette bulunmuş gibi bir sorumluluk yüklemeye çalıştığını belirtilerek, davanın reddine karar verilmesi talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE:
Davacı taraf delil olarak; 24/12/2013 tarihli Yetkili Satıcı Sözleşmesi, ihtarname, trafik tescil kayıtları, araçlara ilişkin fotoğraflar, araç satış sözleşmeleri, krdei sözleşmeleri ve kredi dosyları, bilirkişi incelmesi, ticari defter ve kayıtlar, keşif, tanık, yemin ve her türlü yasal delillere dayanmıştır.
Davalı taraf delil olarak; taraflar arasında akdedilen sözleşme, ihtarname, araç satış sözleşmesi, kredi sözleşmes,i tramer kayıtları, ticari defter ve kayıtlar, ticaret sicil kayıtları, keşif, bilirkişi incelemesi, tanık, yemin vs. Yasal delillere dayanmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:
Dava, davalının sözleşmeye aykırı davranışları nedeniyle davacının zarara uğradığı iddiası ile açılan maddi tazminat davasıdır.
Mahkememiz ... sayılı dosyasında yapılan yargılama sonrasında; "Dosyadaki bilgi ve belgeler, tarafların iddia ve savunmaları, detaylı, gerekçeli, dosya kapsamı ile uyumlu olan ve bu nedenle de itibar edilen bilirkişi raporları uyarınca, davacı firmanın kredatör (krediye onay veren) firma, davalının kredi teklifinde bulunan taraf olduğu, krediler ile ilgili evrak asıllarının davacıya gönderildiği davacı tarafından bunların sahte veya uygunsuz olduğuna ilişkin bir beyanda bulunulmadığı, davacının araçların pert veya hasarlı olduğuna ilişkin ispata yarar delil sunmadığı, davalı firma tarafından kullandırılan sorunlu kredi oranının da makul orandan çokça düşük olduğu kaldı ki kredinin kullandırılıp kullandırılmamasında insiyatifin davacıda olduğunun kabulü ile dosya mevcudunda da anlaşıldığı üzere davacı tarafından ispatlanamayan davanın reddine,..." şeklinde verilen kararın davacı vekilince istinaf edildiği, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi 2020/449 E. 2022/838 Karar sayılı kararı ile: "Somut olayda davalı tarafın sözleşmeye aykırı davranışlarda bulunduğu ve bu nedenle zarara uğranıldığı hususları ile zarar ile sözleşmeye aykırı davranışlar arasında uygun illiyet bağı bulunduğunun ispat külfeti davacı taraftadır. Yargılama sırasında alınan bilirkişi raporları ayrıntılı incelemeyi içerdiği gibi istinaf denetimine de elverişlidir. Söz konusu rapor içeriklerinden de anlaşılacağı üzere davacı taraf üzerine düşen ispat külfetini yerine getirememiştir. Açıklanan bu hususlar gözetildiğinde davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde değildir. Hal böyle olunca usul ve yasaya uygun olan ilk derece mahkemesi kararına yönelen davacı vekilinin istinaf taleplerinin reddi..." dair karar verildiği, kararın davacı vekili tarafından temyiz edildiği, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2022/5272 E. 2024/1505 Karar sayılı kararı ile: " İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemelerince, davacı yanca, davaya konu kredilerin tahsili için başlatılan icra takip dosyaları getirtilip incelenerek davacının davaya konu kredileri tahsil edip etmediğini belirlenmesi, taraf kayıtları ve kredi başvurularının yapıldığı sistem bilirkişi marifetiyle incelenerek davaya konu kredilerin tahsisi sürecinde davalının davacıya hangi bilgileri gönderdiği, bu bilgilerin sözleşmenin kurulduğu tarih itibariyle gerçeği yansıtıp yansıtmadığının araştırılması ve bir kısım borçluların yukarıdaki 6 numaralı bentte zikredilen iddialarının sübut bulması halinde taraflar arasındaki sözleşmenin 3. maddesinin (g) ve (j) bentlerinin de davalıya kredi sözleşmesine konu araçları kredi tahsis sürecinden önce bizzat görmek ve kredi tahsisi ve satıştan sonra ise aracı alıcıya teslim etmek konusunda yükümlülük altına sokup sokmadığı da tartışılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir..." şeklinde verilen bozma karar gereği mahkememizin esasına kaydı yapıldığı, mahkememizce bozmaya uyularak yargılamaya devam edildiği anlaşılmıştır.
Davacı vekiline kredilere ilişkin başlatılan icra takiplerine yönelik dosya bilgilerine ilişkin ve yine bir kısım borçluların araçların kendilerine hiç teslim edilmediği, bir kısım borçlularında ağır hasar kayıtlı olarak kendilerine teslim edildiği iddiaları yönünden bu borçluların hukuki yollara başvurup başvurmadıklarına ilişkin beyanda bulunmak üzere işin mahiyeti gözetilerek 1 aylık kesin süre verildiği, davacı vekilinin 18/12/2024 tarihli dilekçesi ile kredilere ilişkin başlatılan icra takip dosyalarının bilgilerini sunduğu ve müşteriler tarafından herhangi bir hukuki yola başvurulmadığını beyan ettiği anlaşılmıştır.
TMK madde 6 uyarınca bir hakkın varlığını iddia eden veya bir olaydan dolayı hak talebinde bulunan kişi, iddiasını kanıtlamakla yükümlüdür.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 6. Maddesi ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 190. Maddesi uyarınca ispat yükü davacıdadır.
Yapılan açıklamalardan sonra somut olaya dönülecek olursa; dosyaya kazandırılan evraklardan sonra bilirkişi heyetinden ek rapor alınmış olup, 10/06/2025 tarihli bilirkişi heyeti ek raporu mahkememizce uygun bulunup benimsenmiş olup alınan rapor ve tüm dosya kapsamına göre; davacı, evvela davalının sözleşmenin 3. Maddesinde düzenlenen yükümlülüklere aykırı hareket ettiğini diğer bir ifade ile davalının, kredi tahsis sürecinde davacının talep edeceği bilgi ve belgelerin güncelliği, doğruluğunu ve uygunluğunu da azami dikkat ve özeni göstererek kontrol ettikten sonra teslim alıp sözleşmede belirlenen yöntemle davacıya göndermesi, kredi karşılığında satın alınacak malın borçluya süresi içinde temin ve teslim edilmesi, araç satın alan müşterilerin araçlarda olabilecek ayıplarla ilgili şikayet, iddia ve taleplerine meydan vermeyecek şekilde gerekli tedbirleri alması hususunda yükümlülüklerine aykırı hareket ettiğini ispatlamakla mükelleftir. Her ne kadar davacı bir kısım araçların kredi başvurusunda belirtilen marka, model ve özellikleri taşımadığını, bazı araçların pert olduğunu, bazı araçların ise tamamen sökük olduğunu, hurda değeri taşıyan iskeletinin mevcut olduğunu ileri sürmüş ise de bu iddiaları ispata elverişli her hangi bir delil sunmamıştır. Sunulan fotoğrafların kredi tahsisine konu araçlara ait olup olmadığı anlaşılamadığından fotoğraflar davacının iddiasını ispata elverişli değildir. Öte yandan davacı vekili açıkça araçların ayıplı olduğu iddiası yönünde de kredi kullanan dava dışı müşteriler tarafından herhangi bir hukuki yola başvurulmadığını beyan etmiştir.
Taraflar arasındaki sözleşme kapsamında davalının 7259 adet kredi başvurusunda bulunduğu, 2746 adet başvurunun reddedildiği, 1929 adet başvurunun iptal edildiği, 2580 adet başvurunun kabul edilip kredi kullandırıldığı ve bu kredilerden sadece 6 adedinin sorunlu hale geldiği kaldı ki sorunlu kredilerle ilgili başlatılan icra takiplerinde de dava dışı ...'dan olan kredi alacaklarının tamamen tahsil edildiği, diğer kredi kullananlar ...'dan olan kredi alacaklarının ise varlık yönetim şirketlerine devir ve temlik edildiği anlaşılmıştır.
Yargıtay bozma ilamı uyarınca bilirkişi heyeti kredi başvurularının yapıldığı sistemin incelenmesi hususunda görevlendirilmiş ise de kredilerin kullandırıldığı sistemin sürekli ek yazılım programları yüklenmesi sonucu güncellenmesi nedeniyle kredilerin kullandırıldığı dönemdeki eski sisteme erişmek mümkün olmadığından bilirkişi tarafından sistemin incelenemediği anlaşılmıştır. Dolayısıyla sistem üzerinden yapılacak bir incelemeyle davalının davacıya sistem üzerinden hangi bilgileri gönderdiği, bu bilgilerin kredinin temin edildiği tarih itibariyle gerçeği yansıtıp yansıtmadığı hususunun tespiti mümkün değildir. Kredi temin sürecinde davalı tarafından davacıya gönderilen evrak asıllarında bir eksiklik veya tahrifat yada uygunsuzluk bulunduğu hususunda davacı tarafça davalıya bir bildirimde bulunulduğuna veya sonrasında bir tutanak düzenlendiğine yada bu hususta bir delil tespiti yaptırıldığına dair davacı tarafça herhangi bir delil de sunulmamıştır. Davacının, sözleşmenin 3. Maddesinde davalıya yüklenen yükümlülüklerle sınırlı olmadan kullandırılan krediye ilişkin gerekli araştırmaları yapmasına engel bir durum bulunmadığı gibi davacı tacir olup basiretli bir tacir gibi hareket ederek bu araştırmaları yapıp krediyi verip vermemekte takdir hakkına sahiptir. Nitekim sözleşmenin 4. Maddesinde de düzenlendiği üzere davacı krediye onay verip vermemekte serbest olup bu konuda borçlu ve davalı/satıcı dahil hiç kimseye herhangi bir taahhütte bulunmamaktadır. Tüm bu açıklamalar ışığında davacı davalının sözleşmeye aykırı hareket ettiğini ispatlayamamıştır. Bu nedenle sübut bulmayan davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-Alınması gereken 615,40 TL ilam harcından peşin alınan toplam 29,20-TL harcın mahsubu ile 586,20-TL eksik ilam harcının davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
(bozma kararı öncesi mahkememizin 18/11/2019 tarihli karar ile davacıdan tahsiline karar verilen 15,20-TL karar ilam harcı davacıdan tahsil edilmiş ise; bakiye 571,00-TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, )
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı tarafından yapılan 4,60-TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden ve evvelce verilen karar davalı tarafça istinaf ve temyiz edilmediğinden oluşan usulü kazanılmış hak gözetilerek 2.725,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine,
6-Bakiye gider avansının karar kesinleşince yatıran tarafa iadesine,
Dair; dosya daha önce Yargıtay denetiminden geçmiş olduğundan, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 Hafta içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere verilen karar taraf vekillerinin yüzüne karşı açıkça okunup, usulen anlatıldı. 29/09/2025
Katip ...
e-imzalı
Hakim ...
e-imzalı