T.C.
İSTANBUL
11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2025/49 Esas
KARAR NO:2025/37
DAVA:Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:26/10/2022
KARAR TARİHİ:21/01/2025
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA DİLEKÇESİ:
Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin ...'de bulunan ... Eczanesi sahibi olduğu, müvekkilinin 2016 yılında bur otomobil satın almak istediği, 31/05/2016 tarihinde satın aldığı 2016 model ...marka aracın toplam maliyetinin 688.005,65 TL olduğu, müvekkilinin söz konusu arcın bedelinin yalnızca 230.000 TL kısmı için tüketici kredisi kullanmak istediği, araç bedelinin 458.000 TL kısmını nakit olarak kendi parası ile ödediği, davacının eşi olan diğer davacının davalı bankanın ... Şubesine ...plakalı aracın alınması için araç bedelinin 230.000 TL tutarındaki bireysel taşıt kredisi için müracaat ettiği, davalı banka tarafından kredi başvurusunun kabul edilmesi üzerine taraflar arasında ... kredi nolu 230.000 TL bedelli taşıt kredisi ve rehin sözleşmesi imzalandığı, bu sözleşmede ... asıl borçlu ...'in ise kefil olarak yer aldığı, davalı banka tarafından kredi sözleşmesinin imzalanmasını müteakip davacı ... tarafından satın alınan ...plakalı aracın üzerine kredi sözleşmesi kapsamında verdiği kefalet bedeline binaen, kredi borcu ödenene kadar bankaca rehin konulduğu, söz konusu kredi borcu ödeme takvimine uygun olarak ilk ödemesi 01/07/2016 son ödemesi 01/06/2020 tarihinde olmak üzere 6.780,42 TL'lik 48 eşit taksitte davalıya ödenerek tüketici kredisi asıl borç ve ferileriyle birlikte tamamen kapatıldığı, davalı bankadan taşıt alınması amacıyla kullanılan 230.000 TL tutarındaki kredi tamamen ödenip kapatıldığı halde, davalı banka haksız şekilde, müvekkil ...'e ait ...plakalı araç üzerindeki menkul rehnini kaldırmadığı, bu hususta davalı bankaya .... Noterliği'nin 24.05.2022 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile kredi borcunun tamamen ödenmiş olduğu ve kredi kapsamında müvekkile ait ...plakalı aracın trafik kaydına konulan rehnin kaldırılması talep ve ihtar edilmiş ise de bankaca hukuka aykırı şekilde bu ihtarın gereği yerine getirilmediği gibi müvekkilinin ve asıl borçlu diğer davalı aleyhine, kredi tutarı süresinde ve tamamen ödendiği halde aracın kasko değeri olan 2.200.000 TL üzerinden .... İcra Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı dosyasında rehnin paraya çevrilmesi yoluyla ilamsız takip başlatıldığı, davalı banka ile davacılar arasındaki tüketici sözleşmesinde yer alan ve davalı banka tarafından davacılar aleyhine dürüstlük kaidelerine aykırı surette kullanılmaya çalışılan birtakım sözleşme hükümleri haksız şart niteliğinde olup bunlar tüketici/davacılar yönünden kesin hükümsüz olduğu, takip belgelerinin incelenmesinden davalı bankanın taraflar arasındaki işlem ile alakası olmayan bir limited şirketin kredi borçlarına davacı ...'in kefil olması işlemini buna dair ticari kredi ve ihtarnameleri takip dosyasına koyarak, ...'in tamamen ödenip kapatılmış tüketici kredisine konu aracını paraya çevirmeye kalkıştığı görüldüğü, hukuken ver kayden ...'e ait olan aracın diğer davacının bankaya olan kefalet borçları sebebiyle rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip ve satışa konu edilmesi mümkün olmadığı, davacı ...'in kefil olarak imzasının olduğu tek sözleşmenin 230.000 TL tutarındaki bireysel tüketici kredisi sözleşmesi olduğu, müvekkilinin asıl veya kefil sıfatıyla imzasının olmadığı başkaca borçlar sebebiyle kefalet hukuku üzerinden yürünerek aracının satılması için takip başlatılması müvekkilini tazyik ve izaç amaçlı olduğu ve hukuka aykırı olduğu, davacı ...'in davaya konu tüketici kredisi sözleşmesi dışında davalı bankanın herhangi bir kredi sözleşmesinde kefil olarak imzası bulunmadığı, davacı ...'in 230.000 TL kredi borcu miktarı dışında sorumlu olacağı azami miktara ilişkin davalı banka ile arasında hukuki sonuç doğurmaya elverişli hiçbir belge olmadığı, bu durumda davacının davaya dayanak kredi sözleşmesi dışında herhangi bir borçtan kefaleten sorumluluğundan söz edilmesi mümkün olmayacağı, bu sebeplerle davacıların davalı bankanın ... Şubesinden kullanılan ... nolu bireysel tüketici kredisi sebebiyle davalıya borçlu olmadığının tespitini, davacıların .... İcra Müdürlüğü ...Esas sayılı dosyasında başlatılan 2.200,000 TL tutarındaki rehnin paraya çevrilmesi yoluyla ilamsız takip sebebiyle davalıya borçlu olmadığının tespitine ve takibin iptalini, haksız takip ve kapatılmış kredi kapsamında davacılardan ... adına kayıtlı ...plakalı aracı üzerine konan haciz ve yakalama şerhlerinin trafik sicil kaydından fek ve terkinini, ihtiyati tedbir isteminin kabulü ile .... İcra Müdürlüğü ...Esas sayılı icra dosyasında ...plakalı aracın trafik kaydı üzerine icra Müdürlüğünce konulan yakalama şerhinin infaz ve tatbikinin yargılama sonuçlanıncaya değin HMK 392/1 Maddesi uyarınca takdiren teminatsız olarak tedbiren durdurulmasını, .... İcra Müdürlüğü ...Esas sayılı icra dosyasında paraya çevirme ve icra takip işlemlerinin yargılama sonuçlanıncaya değin takdiren teminatsız olarak olduğu yerde durdurulmasını, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yüklenmek üzere karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP DİLEKÇESİ:
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacılardan ...'e 31/05/2016 tarihli taşıt kredisi ve rehin sözleşmesine istinaden kullandırılan krediye davcılardan ... adi kefalet ile kefil olduğu, ayrıca ...'in rehin veren sıfatıyla da bu sözleşmeye taraf olduğu, müvekkili ile dava dışı kredi borçlusu müflis ... San. Ve Dış Tic. Ltd. Şti arasında genel kredi sözleşmesi akdedildiği, bu sözleşmeyi davacılardan ...'in müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı, davacılardan ...'in kefaleten sorumluluğu sebebiyle davaya konu kredide borç ödenmeden rehnin fek edilmesinin başta bankacılık kanuna kredi sözleşmesine ve bankacılık teamüllerine aykırılık teşkil edeceği, davaya konu kredi sözleşmesinde davacılardan ...'in rehin verinin taşıtını gerek işbu taşıt kredisi sözleşmesinden ve gerekse Bankamızla imzalamış olduğu başka kredi sözleşmelerinden doğmuş / doğacak kredi borçlarının teminatını teşkil etmek üzere rehnettiğini kabul ve taahhüt eder" şeklindeki hükme istinaden davacıların kefaleti tahtında davacınn kefalet verin sıfatıyla kredi borcundan sorumlu değil ise de tesis edilen rehinle salt davacı kefilin kefaleten borçlarının teminat altına alınmadığı, tesis edilen rehinle dava dışı ... San. Ve Dış Tic. Ltd. Şti.'nin doğmuş ve doğacak her türlü kredi borçlarınn teminat altına alındığı, davacının rehin veren sıfatıyla üstlendiği yükümlülük ile bu anlamda davacının hem kefaleten ve hem de rehin veren sıfatı ile dolayı borçtan sorumlu olduğu, bu sebeplerle davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmilini talep etmiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, davacıların davalıya borçlu olmadığının tespitine yönelik açılan menfi tespit davası ve araç üzerindeki rehnin ve yalama şerhinin kaldırılması talebine ilişkindir.
Hâkimler ve Savcılar Kurulu Birinci Dairesi tarafından, adlî yargı ilk derece mahkemelerinde ihtisas mahkemelerinin belirlenmesine ilişkin “ihtisas kararları” 30/11/2021 tarihli ve 31675 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır. Anılan ihtisas kararlarının 15/12/2021 tarihinden itibaren uygulanmaya başlanacağı da ilgili Resmi Gazete’de yayımlanarak duyurulmuştur.
HSK. Birinci Dairesi’nin “Finans ile ilgili açılacak davalara bakacak mahkemelerin belirlenmesine ilişkin” 25/11/2021 karar tarihli ve 1232 sayılı kararına göre;
“26.09.2004 tarihli ve 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun’un 5. maddesinin beşinci fıkrasında, özel kanunlarda başkaca hüküm bulunmadığı takdirde ihtisaslaşmanın sağlanması amacıyla, gelen işlerin yoğunluğu ve niteliği dikkate alınarak daireler arasındaki iş dağılımının Hâkimler ve Savcılar Kurulu tarafından belirlenebileceğinin düzenlendiği,
Asliye ticaret mahkemelerine gelen işlerin vasıf ve mahiyeti itibarıyla çeşitli olması, bu çerçevede finans davalarının yoğunluğu ve niteliklerinin farklı olması göz önünde bulundurularak, gerek uygulama birliğinin sağlanması, gerekse etkinlik ve verimliliğin artırılması ile ihtisaslaşmanın önemi nazara alınarak, finans davalarında iş dağılımı bakımından iki veya daha fazla dairesi bulunan mahallerde ihtisaslaşmaya gidilmesinde fayda olacağının değerlendirildiği,
Kanuni düzenlemelerden ya da Hâkimler ve Savcılar Kurulunun kararlarından kaynaklı olarak, asliye ticaret mahkemesinin hangi dairelerinin iflâs ve konkordato, deniz ticareti ve deniz sigortaları gibi davalar dolayısıyla gelecek işlere ilişkin ihtisas mahkemesi sıfatıyla bakacağı gözetilerek, aynı dairelerde iş yoğunluğu oluşmaması bakımından finans davalarına olabildiğince farklı dairelerde bakılmak üzere ihtisas mahkemeleri belirlendiği,
Bu itibarla;
1) 13.01.2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4. maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinden,
2) 22.11.2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969. maddelerinden,
3) 19.10.2005 tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’ndan (142. maddesinde düzenlenenler hariç),
4) 23.02.2006 tarihli ve 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu’ndan,
5) 21.11.2012 tarihli ve 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring, Finansman ve Tasarruf Finansman Şirketleri Kanunu’ndan,
6) 06.12.2012 tarihli ve 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’ndan,
7) 20.06.2013 tarihli ve 6493 sayılı Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Kanun’dan,
kaynaklanan ve asliye ticaret mahkemesinin görev alanına giren ticari davalara ve ticari nitelikteki çekişmesiz yargı kapsamında gelecek işlere; ...
f) Yirmi veya daha fazla asliye ticaret mahkemesi bulunan yerlerde 6, 7, 8 ve 9 numaralı asliye ticaret mahkemelerinin bakmasına,
... örneğin f) İstanbul’da yirmi bir asliye ticaret mahkemesi bulunması nedeniyle 6, 7, 8 ve 9 numaralı asliye ticaret mahkemelerinin bakmasına, bu kapsamda görülmekte olan dava ve işlerin iş bölümüne dayanılarak mezkûr mahkemelere gönderilmemesine, ancak 15/12/2021 tarihinden itibaren gelecek yeni dava ve işlerin ise anılan ihtisas mahkemelerine tevzi edilmesine ve dosya sayısına göre genel tevziden de iş verilmeye devam edilmesine karar verilmiştir.
26/09/2004 tarihli ve 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun’un "Hukuk Mahkemelerinin Kuruluşu" başlıklı 5. maddesinin 17/4/2013 tarihli ve 6460 sayılı kanunun 10. maddesiyle değişik beşinci fıkrası hükmüne göre;
"İş durumunun gerekli kıldığı yerlerde hukuk mahkemelerinin birden fazla dairesi oluşturulabilir. Bu daireler numaralandırılır. Özel kanunlarda başkaca hüküm bulunmadığı takdirde, ihtisaslaşmanın sağlanması amacıyla, gelen işlerin yoğunluğu ve niteliği dikkate alınarak, daireler arasındaki iş dağılımı Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu tarafından belirlenebilir. Bu kararlar Resmî Gazetede yayımlanır. Daireler, tevzi edilen davalara bakmak zorundadır."
Görüldüğü üzere, yukarıdaki madde hükmünde açıkça bir yerdeki birden çok aynı tür mahkeme arasındaki iş dağılımından bahsedilmiş, iş dağılımını belirleme yetkisi ise Hâkimler ve Savcılar Kurulu’na verilmiş, dairelerin belirlenen iş dağılımına göre tevzi edilen davalara bakmak zorunda oldukları hükme bağlanmıştır.
Buna göre; bir yerde birden fazla Asliye Ticaret Mahkemesi var ise bunlar arasındaki ilişki “görev ilişkisi değil”, “iş dağılımı ilişkisi”’dir. Bir başka ifade ile mahkemeler arasındaki “iç ilişki” niteliğindedir. Yargıtay 5. Hukuk Dairesi’nin 29/03/2021 tarihli, 2021/857 E. ve 2021/4342 K. sayılı ilamı da açıkça vurgulandığı üzere; bir yerde aynı mahkemeden birden fazla sayıda bulunması halinde, bu mahkemeler arasındaki ilişki “görev veya iş bölümü ilişkisi olmayıp”, “iş dağılımı ilişkisi”’dir.
Yukarıda değinilen mevzuat hükümleri ve açıklamalardan da anlaşıldığı üzere; İstanbul 6.,7.,8. ve 9. Asliye Ticaret Mahkemeleri ile mahkememiz arasında “görev ilişkisi değil”, “iş dağılımı ilişkisi” bulunduğundan ve eldeki davada uyuşmazlığın görüm ve çözüm yerinin yukarıda değinilen yasal düzenleme ve HSK. kararı gereğince İstanbul 6., 7., 8. ve 9. Asliye Ticaret Mahkemeleri’ne ait olduğu, öte yandan İstanbul 6., 7., 8. ve 9. Asliye Ticaret Mahkemeleri ile mahkememiz arasındaki ilişki görev ilişkisi olmayıp, iş dağılımı ilişkisi olduğundan ve bu durumda görevsizlik kararı da verilemeyeceğinden, aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
KARAR : Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere;
1-HSK. Birinci Dairesi’nin 25/11/2021 karar tarihli ve 1232 sayılı ararı uyarınca dosyanın “iş dağılımı nedeni ile” İstanbul 6., 7., 8. ve 9. nolu Asliye Ticaret Mahkemeleri’nden birine tevzi edilmek üzere İstanbul Adliyesi Hukuk Mahkemeleri Tevzi Bürosu'na GÖNDERİLMESİNE,
2-Esasın bu şekilde kapatılmasına,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda karar verildi. 21/01/2025
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır