T.C.
İSTANBUL
11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2025/528 Esas
KARAR NO: 2025/555
DAVA: İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
DAVA TARİHİ: 26/10/2022
KARAR TARİHİ: 22/07/2025
Yukarıda tarafları ve konusu yazılı davanın mahkememizce yapılan açık yargılaması sonrasında;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İstanbul ... Asliye Hukuk Mahkemesi ...Esas sayılı dosyasında davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının müvekkili ...A.Ş.'de kayıtlı hesabından yapılan hatalı ödemenin tahsili için hakkında başlatılan İstanbul ... İcra Dairesinin ... E. sayılı genel haciz yolu ile takibe, ödeme emrinin tebliğinden sonra, süresi içinde haksız ve kötü niyetli olarak itirazda bulunarak takibi durduduğunu, borçlunun itirazının haksız olduğunu, müvekkiline 452.437,14 TL liralık borcu olduğunun davalının hesap hareketleri ve banka dekontlarıyla sabit olduğunu belirterek, davalının itirazın iptali ile takibin devamına, borçlunun bu itiraz başvurusu bakımından kötü niyetinin sabit olduğundan yasa gereği takip konusu alacağın %20’ sinden az olmamak üzere hakkında icra inkâr tazminatına/kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İstanbul ... Asliye Hukuk Mahkemesi ... Esas sayılı dosyasında davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı şirketin sisteme üye olarak kripto varlık alım/satımı yapan kullanıcıların "yatırım" ve "ticari" amaçla alım/satım yaptığını, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunu'nun 3.maddesi kapsamında tüketicinin ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi ifade ettiğini, davacı şirket sisteminde alım/satım yapan kullanıcıların, alıp sattıkları kripto varlıklardan anlık ve/veya sürekli gelir elde ettiğini, diğer bir deyişle ticari kaygı güttüklerinden bahisle müvekkilinin tüketici sayılamayacağını öne sürmekteyse de müvekkili ...; davacının iddiaların aksine sağlanan hizmet karşısında "tüketici" sıfatıyla yer aldığını, huzurdaki davaya bakmakla görevli mahkeme, Tüketici Mahkemeleri olup, mahkemece görevsizlik kararı verilmesi gerektiğini, müvekkilinin ... (Pzy) Cad. No:... Fethiye/MUĞLA adresinde ikame ettiğini, Fethiye Adliyesinde ikame edilmesi gereken davanın İstanbul Adliyesi nezdindeki mahkemede yürütülmesi hukuka aykırılık teşkil edeceğini, dava şartı teşkil eden arabuluculuk kurumuna başvurunun gerçekleştirilmemiş olup, bu doğrultuda davanın usulden reddi gerektiğini, müvekkilinin davacı şirkete karşı ödenmesi gereken herhangi bir borcunun söz konusu olmadığını, müvekkilinin kendisine ait parayla işlemlerini gerçekleştirmiş olup sebepsiz zenginleşme gayesiyle hareket ettiği yönündeki iddiaların kati suretle kabul edilemeyeceğini, davacı şirket ile imzalanan kullanıcı sözleşmesinin hukuka aykırı olup herhangi bir geçerliliğinin bulunmadığını, müvekkiline ait bilgilerin kullanıcı sözleşmesine aykırı bir şekilde mahkeme ile paylaşıldığını, davacı şirket aleyhine takip miktarının %20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini belirterek, davanın görevsiz ve yetkisiz mahkeme ikame edilmiş olmasından ötürü usulden reddine, mahkemenin aksi kanaatte olması halinde haksız, mesnetsiz ve hukuki dayanaktan yoksun şekilde ikame edilen davanın esastan reddine, davacı şirketin takip miktarının %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE:
Dava; davacının kripto para hesabında yapılan işlemler nedeniyle uğradığını ileri sürdüğü zararının tazmini istemine ilişkindir.
6100 sayılı HMK'nın 1. maddesine göre; “Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir.”
HMK'nın Asliye Hukuk Mahkemesinin görevine ilişkin 2/2 maddesinde ise; “Bu Kanunda ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça...” ifadesine yer verilerek, HMK'da yer alan mahkemelerin görevine ilişkin genel düzenlemelere ancak yine HMK'daki diğer düzenlemelerle veya diğer kanunlardaki göreve ilişkin düzenlemelerle istisnalar getirilebileceği hükmü mevcuttur.
6102 sayılı TTK'nın 5/1 maddesine göre; “Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın Asliye Ticaret Mahkemesi, tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir.”
Hâkimler ve Savcılar Kurulu Birinci Dairesi tarafından, adlî yargı ilk derece mahkemelerinde ihtisas mahkemelerinin belirlenmesine ilişkin “ihtisas kararları” 30/11/2021 tarihli ve 31675 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanmıştır. Anılan ihtisas kararlarının 15/12/2021 tarihinden itibaren uygulanmaya başlanacağı da ilgili Resmi Gazete'de yayımlanarak duyurulmuştur.
HSK Birinci Dairesinin “Finans ile ilgili açılacak davalara bakacak mahkemelerin belirlenmesine ilişkin” 25/11/2021 karar tarihli ve 1232 sayılı kararına göre;
“26.09.2004 tarihli ve 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun 5. maddesinin beşinci fıkrasında, özel kanunlarda başkaca hüküm bulunmadığı takdirde ihtisaslaşmanın sağlanması amacıyla, gelen işlerin yoğunluğu ve niteliği dikkate alınarak daireler arasındaki iş dağılımının Hâkimler ve Savcılar Kurulu tarafından belirlenebileceğinin düzenlendiği,
Asliye ticaret mahkemelerine gelen işlerin vasıf ve mahiyeti itibarıyla çeşitli olması, bu çerçevede finans davalarının yoğunluğu ve niteliklerinin farklı olması göz önünde bulundurularak, gerek uygulama birliğinin sağlanması, gerekse etkinlik ve verimliliğin artırılması ile ihtisaslaşmanın önemi nazara alınarak, finans davalarında iş dağılımı bakımından iki veya daha fazla dairesi bulunan mahallerde ihtisaslaşmaya gidilmesinde fayda olacağının değerlendirildiği,
Kanuni düzenlemelerden ya da Hâkimler ve Savcılar Kurulunun kararlarından kaynaklı olarak, asliye ticaret mahkemesinin hangi dairelerinin iflâs ve konkordato, deniz ticareti ve deniz sigortaları gibi davalar dolayısıyla gelecek işlere ilişkin ihtisas mahkemesi sıfatıyla bakacağı gözetilerek, aynı dairelerde iş yoğunluğu oluşmaması bakımından finans davalarına olabildiğince farklı dairelerde bakılmak üzere ihtisas mahkemeleri belirlendiği,
Bu itibarla;
1) 13.01.2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinden,
2) 22.11.2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969. maddelerinden,
3) 19.10.2005 tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'ndan (142. maddesinde düzenlenenler hariç),
4) 23.02.2006 tarihli ve 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu'ndan,
5) 21.11.2012 tarihli ve 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring, Finansman ve Tasarruf Finansman Şirketleri Kanunu'ndan,
6) 06.12.2012 tarihli ve 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'ndan,
7) 20.06.2013 tarihli ve 6493 sayılı Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Kanun'dan,
kaynaklanan ve asliye ticaret mahkemesinin görev alanına giren ticari davalara ve ticari nitelikteki çekişmesiz yargı kapsamında gelecek işlere; ...
f) Yirmi veya daha fazla asliye ticaret mahkemesi bulunan yerlerde 6, 7, 8 ve 9 numaralı asliye ticaret mahkemelerinin bakmasına,
... örneğin f) İstanbul'da yirmi bir asliye ticaret mahkemesi bulunması nedeniyle 6, 7, 8 ve 9 numaralı asliye ticaret mahkemelerinin bakmasına, bu kapsamda görülmekte olan dava ve işlerin iş bölümüne dayanılarak mezkûr mahkemelere gönderilmemesine, ancak 15/12/2021 tarihinden itibaren gelecek yeni dava ve işlerin ise anılan ihtisas mahkemelerine tevzi edilmesine ve dosya sayısına göre genel tevziden de iş verilmeye devam edilmesine karar verilmiştir.
26/09/2004 tarihli ve 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun'un "Hukuk Mahkemelerinin Kuruluşu" başlıklı 5. maddesinin 17/4/2013 tarihli ve 6460 sayılı kanunun 10. maddesiyle değişik beşinci fıkrası hükmüne göre;
"İş durumunun gerekli kıldığı yerlerde hukuk mahkemelerinin birden fazla dairesi oluşturulabilir. Bu daireler numaralandırılır. Özel kanunlarda başkaca hüküm bulunmadığı takdirde, ihtisaslaşmanın sağlanması amacıyla, gelen işlerin yoğunluğu ve niteliği dikkate alınarak, daireler arasındaki iş dağılımı Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu tarafından belirlenebilir. Bu kararlar Resmî Gazetede yayımlanır. Daireler, tevzi edilen davalara bakmak zorundadır."
Görüldüğü üzere, yukarıdaki madde hükmünde açıkça bir yerdeki birden çok aynı tür mahkeme arasındaki iş dağılımından bahsedilmiş, iş dağılımını belirleme yetkisi ise Hâkimler ve Savcılar Kurulu'na verilmiş, dairelerin belirlenen iş dağılımına göre tevzi edilen davalara bakmak zorunda oldukları hükme bağlanmıştır.
Buna göre; bir yerde birden fazla asliye ticaret mahkemesi var ise bunlar arasındaki ilişki “görev ilişkisi değil”, “iş dağılımı ilişkisi”'dir. Bir başka ifade ile mahkemeler arasındaki “iç ilişki” niteliğindedir. Yargıtay 5. Hukuk Dairesi'nin 29/03/2021 tarihli, 2021/857 E. ve 2021/4342 K. sayılı ilamı da açıkça vurgulandığı üzere; bir yerde aynı mahkemeden birden fazla sayıda bulunması halinde, bu mahkemeler arasındaki ilişki “görev veya iş bölümü ilişkisi olmayıp”, “iş dağılımı ilişkisi”'dir.
Somut olayda; mahkememize (İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesine) açılmış olan dava dosyasının, “Hukuk Mahkemeleri Tevzi Bürosu tarafından yukarıda belirtilen HSK (Hâkimler ve Savcılar Kurulu) kararı gereğince dosyaya bakacak finans konusunda uzman mahkemeler olan İstanbul 6, 7, 8 ve 9. Asliye Ticaret Mahkemeleri dışında başka bir mahkemeye (mahkememize) atanmış olması durumu hiçbir şekilde davacı tarafın hatası olmadığı gibi, eldeki davanın davacı tarafça görevli olmayan bir mahkemede açıldığının iddia edilmesi de hukuken mümkün değildir. Bilindiği üzere; davanın görevli olmayan (yani görevsiz) bir mahkemede açılması halinde, davanın açıldığı mahkemece “görev dava şartı yokluğu nedeniyle” verilen “usulden ret kararı”, 6100 sayılı HMK'nın 20. maddesi uyarınca farklı sonuçlar doğurmaktadır. Anılan maddede belirlenen sürelere uyulmamasına bir takım kesin sonuçlar bağlanmakta ve davacı tarafa bazı sorumluluklar yüklenmektedir. Bu nedenle, görevli bir mahkeme nezdinde açılan eldeki davada tevzi bürosunun hatalı işleminden dolayı görevsizlik kararı verilerek, davacı yana bazı sorumluluklar yüklenmesi hakkaniyete uygun olmadığı gibi yasal da değildir.
Yukarıda değinilen mevzuat hükümleri ve açıklamalardan da anlaşıldığı üzere; İstanbul 6, 7, 8 ve 9. Asliye Ticaret Mahkemeleri ile mahkememiz (İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi) arasında “görev ilişkisi değil”, “iş dağılımı ilişkisi” bulunduğundan ve eldeki uyuşmazlığın TTK 4/1-f bendi kapsamında kaldığı dikkate alınarak uyuşmazlığın görüm ve çözüm yerinin yukarıda değinilen yasal düzenleme ve HSK kararı gereğince İstanbul 6, 7, 8 ve 9. Asliye Ticaret Mahkemelerine ait olduğu, öte yandan İstanbul 6, 7, 8 ve 9. Asliye Ticaret Mahkemeleri ile mahkememiz arasındaki ilişki görev ilişkisi olmayıp, iş dağılımı ilişkisi olduğundan ve bu durumda görevsizlik kararı da verilemeyeceğinden, aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2016/12196 Esas, 2018/874 Karar sayılı kararı).
KARAR : Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere;
1-6102 sayılı TTK'nin 5/2. maddesi ve HSK Birinci Dairesi’nin 25/11/2021 karar tarihli ve 1232 sayılı kararı uyarınca dosyanın “iş dağılımı nedeni ile” İstanbul 6, 7, 8 ve 9. Asliye Ticaret Mahkemeleri’nden birine tevzi edilmek üzere İstanbul Adliyesi Hukuk Mahkemeleri Tevzi Bürosuna GÖNDERİLMESİNE,
2-Esasın bu şekilde kapatılmasına,
Dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda tensiben karar verildi.22/07/2025
Katip
¸e-imzalı
Hakim
¸e-imzalı
Bu belge 5070 sayılı Yasa uyarınca güvenli E-İMZA ile imzalanmıştır.