T.C.
İSTANBUL
11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2025/539 Esas
KARAR NO:2025/957
DAVA:İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:22/07/2025
KARAR TARİHİ:24/12/2025
Yukarıda tarafları ve konusu yazılı davanın mahkememizce yapılan açık yargılaması sonrasında;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı, müvekkili şirketle... tarihleri arasında düzenlenen ... Fuarı’na katılım sözleşmesi ve reklam sözleşmesi yaptıklarını, sözleşmeyle ödemeyi taahhüt ettiği reklam sözleşmesi bedelini bugüne kadar ödemediğini, müvekkili alacağı için yapılan icra takibi de davalının itirazı üzerine durduğunu, davalının itirazı haksız olduğunu ileri sürerek dilekçesinde bildirmiş olduğu diğer nedenlerle; öncelikle davalının itirazının iptaline, haksız itiraz nedeniyle müvekkili lehine %20’dan aşağı olmamak üzere inkâr tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı taraf ile imzalanan sözleşme davacının sözleşmenin imzalanması anında vermiş olduğu taahhütleri yerine getirmemesi sebebiyle hükümsüz olduğunu, sözleşmenin akdedilmesinden önce müvekkili tarafından davacıya fuardaki yerin değiştirilmesi ancak bu şekilde fuara katılım sağlanacağı ifade edildiğini, davacı yan, müvekkili şirketin bu talebini kabul ettiğini, fuara yönelik iptallerin olduğunu, müvekkili şirketin fuarın orta alanından bir yere yerleştirileceği belirttiğini, ancak fuar hazırlıkları sürecinde müvekkili şirket tarafından davacı ile her görüşüldüğünde davacı şirket tarafından müspet bir yaklaşım sergilenmesine rağmen müvekkili şirkete taahhüt edilen yerden bölüm tahsisi yapılmadığını, taraflar arasında gerçekleştirilen tüm görüşmelere rağmen davacı tarafından taahhüt edilen alan tahsisi gerçekleştirilmediğinden müvekkili tarafından fuar katılım ücreti ödenmediğini ve fuara katılım da sağlanmadığını, davacı yanın, üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmediğini ileri sürerek dilekçesinde bildirmiş olduğu diğer nedenlerle; öncelikle, beliritlen usuli gerekçelerden dolayı davanın usulden reddine, mahkeme aksi kanaatte ise haksız, "maddi ve hukuki" olgu ve dayanaklardan yoksun, kötü niyetli şekilde ikame edilen davanın esastan reddine, davacı yanın takip konusu alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama masrafları ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ettiği görüldü.
DELİLLER:
Davacı yan delil olarak; Sözleşme, ilgili icra dosyası, fatura, müvekkile ait ticari defter ve kayıtlar, fotoğraflar, cd, yerleşim planı, katalog vb. bilirkişi, keşif, yemin, tanık ve sair her türlü delillere dayanmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:
Dava, davacı tarafın fuar katılım sözleşmesinden kaynaklı alacağın tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali ve icra inkar tazminatı talebine ilişkindir.
Tüm dosya kapsamına göre, davacının tarafından davalı aleyhine .... İcra Dairesi'nin ... sayılı dosyası ile 181.096,28-TL asıl alacak, 84.390,87-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 265.487,15-TL üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalının borca ve icra dairesinin yetkisine itirazı üzerine takibin durduğu, hak düşürücü süre içerisinde itirazın iptali amacıyla eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır.
Eldeki dava itirazın iptali davası olup, itirazın iptali davalarında takibin yetkili icra dairesinde başlatılması özel dava şartıdır. Davalı takip borçlusu yetki itirazında İstanbul Anadolu İcra Dairelerinin yetkili olduğunu ileri sürmüş, davacı ise taraflar arasındaki sözleşmenin 6.13. Maddesi uyarınca takip başlatılan İstanbul İcra dairelerinin yetkili olduğunu ileri sürmüştür.
Yetkili icra dairesinin tespitinde 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 50.maddesinin yollamasıyla 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'ndaki yetki kurallarının kıyasen uygulanması gerektiği anlaşılmıştır.
Eldeki davanın, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyecekleri bir konuya ilişkin olmadığı, kesin yetkinin de söz konusu olmadığı, tarafların tacir olduğu anlaşılmakla 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 17. Maddesi uyarınca yetki sözleşmesi yapmalarına engel bir durum yoktur. HMK'nın 18. Maddesi uyarınca yetki sözleşmesinin yazılı olarak yapılması bir geçerlilik koşuludur.
Somut olayda taraflar arasında "Katılımcı Kira Sözleşme Şartlar" başlıklı 6. Maddelik bör sözleşmenin imzalandığı hususunda taraflar arasında ihtilaf yoktur. Davacının dayandığı yetki düzenlemesi de bu sözleşmenin 6.13. Maddesinde düzenlenmiştir. Ancak davalı sözleşmenin yürürlüğe girmediğini savunmaktadır. Bu halde öncelikle yetki sözleşmesinin niteliğine değinmekte fayda vardır.
Yetki sözleşmesi; müstakil bir sözleşme şeklinde yapılabileceği gibi, taraflar yaptıkları bir sözleşmeye, bu sözleşmenin uygulanmasından doğacak uyuşmazlıklar için belli bir yer mahkemesinin yetkili olacağına dair bir hüküm (şart,madde) de koyabilirler. İşte ikinci ihtimalde; yetki, o sözleşmenin yalnız başına konusu değil, bilakis sadece bir hükmüdür. (R.Arslan, E. Yılmaz, S. Taşpınar Ayvaz, E. Hanağası, Medeni Usul Hukuku, 4. Baskı, Yetkin Yayınları, Ankara 2018, sayfa 228, Baki Kuru, Medeni Usul Hukuku El Kitabı I. Cilt, Yetkin Yayınları, Ankara 2020, sayfa 196)
Bu açıklamadan sonra somut olaya bakıldığından taraflar arasındaki sözleşmenin 6.5. Maddesinde; "iş bu sözleşme imza tarihinden itibaren geçerli olup, sözleşmenin yürürlüğe girmesi sözleşmede belirtilen oranda " Katılım Peşinatı Ödemesinin" sözleşme imzasını takip eden 15 gün içerisinde nakit, kredi kartı veya vadesi belirlenen süreyi aşmayan çek ile gerçekleşmesi şartına bağladır" şeklinde düzenleme mevcuttur. Bu halde sözleşmenin yürürlüğe girmesi katılım peşinatı şartına bağlanmış olup, bu düzenleme Türk Borçlar Kanunu madde 170 hükmü uyarınca geciktirici şart niteliğindedir. Aksi kararlaştırılmamışsa, geciktirici koşula bağlı sözleşme, ancak koşulun gerçekleştiği andan başlayarak hüküm ifade eder. Taraflar arasında kurulduğu ileri sürülen sözleşme yazılı şekil şartına tabi değildir. Kaldı ki Bu nedenle taraflar arasında esasa ilişkin sözleşmesel bir ilişkinin bulunup bulunmadığından ari olarak yetki sözleşmesine ilişkin değerlendirme yapmak gerekmiştir. Bu kapsamda somut olayda geciktirici şartın gerçekleşmediği (katılım peşinatı ödemesinin yapılmadığı) hususunda taraflar arasında ihtilaf yoktur. Yetki sözleşmesi esasen usul hukukuna ilişkin bir sözleşme niteliğinde olsa da yetki sözleşmelerine de Borçlar Hukukuna ilişkin ilke ve kurallar uygulanır. Bu açıklamalar ışığında gerek yukarıda açıklandığı üzere esas sözleşmenin içine dercedilmiş yetki düzenlemesinin o sözleşmenin bir hükmü olması, gerekse tarafların sözleşmenin 6.5. Maddesindeki düzenlemede yetkiye ilişkin düzenlemeyi hariç tutmamış olması birlikte değerlendirildiğinde, geciktirici şart gerçekleşmediğinden sözleşmenin 6.5. Maddesinde düzenlenen yetki şartı (sözleşmesi) askıda olup, henüz yürürlüğe girmemiştir. Bu nedenle yetki sözleşmesine göre yetkili icra dairesinin belirlenmesi mümkün değildir. Bu durumda genel yetki kurallarına göre değerlendirme yapılması gerekmektedir.
Şu halde eldeki davada; HMK md. 6 uyarınca davalının yerleşim yeri icra dairesi ile dava konusu alacak para borcuna ilişkin olup TBK'nın 89. Maddesi uyarınca para borcunun götürülecek borçlardan olması nedeniyle alacaklının ifa zamanındaki yerleşim yeri icra dairesinin yetkili olduğu anlaşılmıştır. Birden fazla icra dairesinin yetkili olduğu durumlarda alacaklı yetkili icra dairelerinden birinde takip başlatmakta seçimlik hakka sahiptir. Davacı takip alacaklısının bu hakkı yanlış kullanması halinde seçim hakkı davalı takip borçlusuna geçer. Somut olayda davacının yerleşim yeri Büyükçekmece/İstanbul, davalının yerleşim yeri ise Pendik/İstanbul olup her iki taraf yönünden de İstanbul İcra Daireleri yetkili değildir. Bu halde yetkili icra dairesinin belirlenmesi hususunda seçme hakkı davacı tarafça yanlış kullanıldığından bu hak davalıya geçmiş olup davalı kendi yerleşim yeri icra dairesinin yetkili olduğunu ileri sürmekle bu hakkı doğru kullanmıştır. Bu halde yetkili icra dairesinde başlatılan bir takipten söz edilemeyeceği anlaşılmakla, davanın özel dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
K A R A R : Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere;
1-Davanın usulden REDDİNE,
2-Alınması gerekli 615,40-TL ilam harcının peşin alınan 3.206,42 TL harçtan mahsubu ile fazla alınan 2.591,02 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
3-6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 4.600,00-TL Arabulucu ücretinin davacıdan alınarak Maliye'ye gelir kaydına,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı vekille temsil olunduğundan, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap ve takdir olunan 45.000,00 -TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine,
6-Davalı tarafından yatırılan 87,50-TL vekalet harcından ibaret yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
7-Bakiye gider avansının karar kesinleştikten sonra yatıran tarafa iadesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup ana hatları ile anlatıldı. 24/12/2025
Katip ...
E-İmzalı
Hakim ...
E-İmzalı