T.C.
İSTANBUL
12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2014/592 Esas
KARAR NO:2025/328
DAVA:Alacak
DAVA TARİHİ:15/09/2014
KARAR TARİHİ:08/05/2025
Mahkememizde görülmekte olan alacak davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde: Müvekkili, davalılardan ... ... ... Beldesi Sapağı 69 parsel ... ... mevkiide olan 22.500 m2 gayrimenkulü 08.01.2009 tarihinde satın aldığını, satış bedelinin tamamını resmi yollardan ödediğini, davaya konu gayrimenkulü satın almadan önce de 30.12.2008 tarihinde davalı şirket ve şirket ortakları müteselsil borçlu ve kefil olarak gayrimenkul satım sözleşmesi yapıldığını, davalılar zapta karşı tekeffülden özel olarak sorumlu olduklarını kabul ve taahhüt ettiklerini, sözleşme ... San A.Ş yönetim kurulu üyeleri tarafından müteselsil borçlu ve kefil sıfatı ile bahse konu taşınmazın satışı ile ilgili hiçbir mali ve yasal sorun yaşanmayacağı ve müvekkilinin maddi bir zarara uğratılmayacağı hususunda müvekkile teminat verildiğini, bu sebeple müvekkilinin güvenerek ve tamamen iyi niyetli olarak taşınmazı satın aldığı ve satım işlemlerinin de gerçek olduğu banka ve ticari kayıtlar ile sabit olduğunu, tüm davalılar müvekkile satmış olduğu taşınmazın zapt veyahut mamelikinde bir eksilme olması halinde tüm zararlar karşılayacaklarına ilişkin kefale verdiğini, özel olarak zapta karşı tekeffül sorumluluğunu üslendiğini, müvekkili aleyhine ....Asliye Ticaret Mahkemesi ... Esas sayılı dosyası ile davacısı ... A.Ş olan davacı şirket müvekkili aleyhine İİK 277, 278,280 maddelerince tasarrufun iptali davası açtığını, müvekkili aleyhine açılan dava ile müvekkili parasını ödeyerek satın aldığı taşınmazı aleyhine açılan dava sebebiyle tedirginlikler yaşadığını, müvekkili aleyhine açılan davanın aleyhe sonuçlanması halinde müvekkilinin zararlarla karşı karşıya kalacağını, müvekkili satın aldığı taşınmazı satın aldıktan sonra kiraya vermek istediğini, aleyhe dava açıldığı için taşınmazın gelir getirmesinden mahrum kaldığını, çok ciddi zararlara uğradığını, zararın halen devam ettiğini, söz konusu alım satım sözleşmesinde tüm davalıların müvekkile karşı gerek gayrimenkulün mamelekinde hasıl olacak eksikliğin borçludan tahsilini gerekse de zapta karşı tekeffül borcu nedenleriyle müvekkilinin uğradığı tüm zararların tazmini ile mükellefiyetinin mevcut olduğunu, İİK 283/3 maddesi ve ilgili mevzuat uyarınca zararlarının giderilmesi ve yargılama ekonomisi bakımından açtıkları dava ile ....Asliye Ticaret Mahkemesi ... Esas sayılı dosya ile birleştirilerek birlikte hüküm altına alınması için bu davayı açtıklarını, davalılardan ... San A.Ş'ye ait makineler müvekkile ait fabrika binasında bulunduğunu, makinelerin tespiti bakımından ... Sulh Hukuk Mahkemesi ... Değişik iş sayılı dosya ile yapılan tespitte fabrika binasında davalıya ait makineler tespit edildiğini, alacaklıların alacağın kavuşması bakımından öncelikle bu menkuller birleştirilen davanın davacısı ve müvekkili aleyhine dava açan ve açacak olan diğer alacaklıları bu menkulleri satıp paraya çevirinceye kadar bu menkuller için tedbir kararı verilmesini, davalılar adına kayıtlı araç ve gayrimenkullerin bulunması halinde tedbir konulmasını, fazlaya dair tüm hakları saklı kalmak üzere toplam 51.000,00 TL tazminata hükmedilmesini, zararlarının karşılığı davalıların yeterli derecede malları üzerine ihtiyati tedbir kararı verilmesini, müvekkilinin ....Asliye Ticaret Mahkemesi ... Esas sayılı dosyasında davanın kabulü halinde gayrimenkulünün mamelikinde doğabilecek eksik bedelin faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin tahsiline karar verilmesini, müvekkilinin uğramış olduğu kar mahrumiyetinin tespiti ve bu bedelinde davalıdan tahsiline karar verilmesini, dava masrafları ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde: Taraf teşkili sağlanmadığını, ön inceleme tamamlanmadan tahkikata geçilemeyeceğini, davanın müvekkili yönünden tefrik edilerek husumet yokluğundan reddi gerektiğini, satış ilişkisinin tarafları ... San. ve Tic. A.Ş. (satıcı) ve ... (alıcı) olduğunu, sözleşmenin 2. maddesinden yer alan "(...)sözleşmenin devamında hissedarlardan da muvafakatname alınacağından birlikte zikredilmişlerdir." ifadelerinden de anlaşılacağı üzere; yokluğumuzda hazırlanan bir gayrimenkul satış sözleşmesi bulunduğunu, müvekkili ... söz konusu satış işlemini gerçekleştiren şirketin ortaklarından olduğunu, yönetim kurulunda olmadığını, şirketi temsil yetkisi bulunmadığını, satış ilişkisine dayanan dava müvekkili yönünden husumet yokluğu nedeniyle reddedilmesinin gerektiğini, davanın zamanaşımına uğramış olması sebebi ile de reddini, Gayrimenkul Satış Sözleşmesi şekil şartlarını taşımadığını, geçersiz olduğunu, 818 Sayılı Borçlar Kanunu'nun 213. maddesi;" Gayrimenkul bey'i muteber olmak için resmi senede raptedilmek şarttır. Gayrimenkule dair beyi vadi ve bey'i bilvefa ve istimlak mukavelesi resmi senede raptedilmedikçe muteber değildir. "6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 237. maddesi;"Taşınmaz satışının geçerli olabilmesi için, sözleşmenin resmî şekilde düzenlenmesi şarttır. Taşınmaz satışı vaadi, geri alım ve alım sözleşmeleri, resmî şekilde düzenlenmedikçe geçerli olmaz.
" şeklinde düzenlendiğini, eski ve yeni Borçlar Kanunu'nda gayrimenkulün satışına ilişkin sözleşmelerde şekil şartı bulunduğunu, resmi şekilde düzenlenmesinin gerektiğini, davaya dayanak olarak sunulan sözleşme adi yazılı olması sebebiyle geçersiz olduğunu, sözleşmenin feri hükümlerinin de geçersiz olduğunu, hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemekle son sayfada bulunan imza, yalnızca bulunduğu sayfa beyanları bakımından hüküm doğurduğunu, diğer sayfaları kapsamadığını, sözleşmede son sayfa dışında müvekkilinin imzasının bulunmadığını, imza olmayan sayfalardaki beyan ve taahhütlerin müvekkili bağlamayacağını, geçerli bir sözleşme varolduğu düşünülse dahi sözleşmenin 3 (üç) sayfasında imza bulunmadığını, imzanın bulunduğu son sayfada; "Sekiz maddeden oluşan ve iki nüsha olarak düzenlenen bu sözleşme ve ekleri alıcı ve satıcılar, şahitler ile alıcı ve satıcı vekilleri huzurunda okundu ve meali anlatıldı. Tarafların, arzularının tamamen ve aynen zapta geçirildiğini beyan ve ikrar etmeleri üzerine hep birlikte okundu ve mühürlendi" ifadeleri yer aldığını, söz konusu bu ifadelerde herhangi bir şekilde kefaletten bahsedilmediğini, müvekkili yönünden satış ilişkisi bakımından bir sorumluluk yüklenildiğine ilişkin beyan da bulunmadığını, müvekkili imzasının bulunmadığı tüm sayfalara açıkça itiraz ettiklerini, dayanak sözleşme bir an için geçerli kabul edilse dahi kefalete ilişkin hükümlerin geçersiz olduğunu, davacı dava dilekçesinde ve yazılı beyanlarında müvekkile karşı dava dayanaklarının kefalete dayandırdıklarını belirttiğini, sözleşmenin yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunu'nda kefaletin geçerlilik şartları belirtilmiş bulunduğunu, 818 Sayılı Borçlar Kanunu'nun 484. Maddesi; "Kefaletin sıhhati, tahriri şekle riayet etmeğe ve kefilin mes'ul olacağı muayyen bir mikdar iraesine mütevakkıftır." şeklinde olduğunu, Kanun maddesinde kefaletin geçerlilik şartlarından biri, kefilin mesul olacağı azami miktarın belirtilmesi şekil şartı olarak kanunda düzenlenmiş bulunduğunu, davaya konu sözleşmede azami bir miktar belirtilmediğini, geçersiz olduğunu, kefalet sözleşmesi için Kanun'da öngörülen bu şekil kuralı, bir ispat şekli olmayıp, geçerlilik şekli niteliği taşıdığını, kefalet sözleşmesi Kanun'da öngörülen bu şekle uygun yapılmazsa, sözleşme TBK'nın 12/2. maddesi gereğince hükümsüz olacağını, kefalet sözleşmesinin şekle aykırılık nedeniyle hükümsüzlüğünü hâkimin re'sen göz önünde tutmasının gerektiğini, alacaklı kesin hükümsüz bir kefalet sözleşmesine dayanarak kefilden ifa talebinde bulunamayacağını, kefilin yapacağı ifanın hükümsüzlüğü düzeltici etkisi de olmadığını, alacaklı ifa talebini dava yolu ile ileri sürerse, hâkim kefil tarafından ileri sürülmese bile şekle aykırılığı görevi gereği göz önünde tuttuğunu, kefil, kefalet sözleşmesinin şekle aykırılığına dayanmak istemediğini açıkça söylese ve savunmasını esas borcun geçerli olmadığı olgusu üzerine kursa bile, hâkim kefalet sözleşmesinin şekle aykırılığını yine de dikkate alabileceğini, dosyanın tarafları bakımından tefrik edilerek davanın reddine karar verilmesini, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla haksız ve mesnetsiz davanın reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretlerinin davacıya yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde:
Davanın müvekkili yönünden pasif husumet yokluğundan, usulden reddinin gerektiğini, satış ilişkisinin tarafları ... San. ve Tic. A.Ş. (Satıcı) ve davacı ... (Alıcı) olduğunu, sözleşmenin 2. maddesinden yer alan "(...) sözleşmenin devamında hissedarlardan da muvafakatname alınacağından birlikte zikredilmişlerdir." ifadelerinden de anlaşılacağı üzere; yokluğumuzda hazırlanan bir gayrimenkul satış sözleşmesi bulunduğunu, dava, müvekkili yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle reddedilmesinin gerektiğini, Gayrimenkul Satış Sözleşmesi şekil şartlarını taşımadığından geçersiz olduğunu, 818 Sayılı Borçlar Kanunu'nun 213. maddesi;" Gayrimenkul bey'i muteber olmak için resmi senede raptedilmek şarttır. Gayrimenkule dair beyi vadi ve bey'i bilvefa ve istimlak mukavelesi resmi senede raptedilmedikçe muteber değildir. "6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 237. maddesi;"Taşınmaz satışının geçerli olabilmesi için, sözleşmenin resmî şekilde düzenlenmesi şarttır. Taşınmaz satışı vaadi, geri alım ve alım sözleşmeleri, resmî şekilde düzenlenmedikçe geçerli olmaz.
" şeklinde düzenlendiğini, eski ve yeni Borçlar Kanunu'nda açıkça belirtildiği üzere; gayrimenkulün satışına ilişkin sözleşmelerde şekil şartı bulunduğunu, resmi şekilde düzenlenmesi gerektiği belirtildiğini, davaya dayanak olarak sunulan sözleşme adi yazılı olması sebebiyle geçersiz olduğunu, sözleşmenin feri hükümlerinin geçersiz olduğunu, son sayfada bulunan imza yalnızca bulunduğu sayfa beyanları bakımından hüküm doğurduğunu, diğer sayfaları da kapsamadığını, son sayfada bulunan imza, yalnızca bulunduğu sayfa beyanları bakımından hüküm doğurduğunu, diğer sayfaları kapsamadığını, sözleşmede son sayfa dışında müvekkilinin imzasının bulunmadığını, imza olmayan sayfalardaki beyan ve taahhütlerin müvekkili bağlamayacağını, bir an için geçerli bir sözleşme varolduğu düşünülse dahi sözleşmenin 3 (üç) sayfasında imza bulunmadığını, imzanın bulunduğu son sayfada; "Sekiz maddeden oluşan ve iki nüsha olarak düzenlenen bu sözleşme ve ekleri alıcı ve satıcılar, şahitler ile alıcı ve satıcı vekilleri huzurunda okundu ve meali anlatıldı. Tarafların, arzularının tamamen ve aynen zapta geçirildiğini beyan ve ikrar etmeleri üzerine hep birlikte okundu ve mühürlendi" ifadeleri yer aldığını, söz konusu bu ifadelerde herhangi bir şekilde kefaletten bahsedilmediğini, müvekkili yönünden satış ilişkisi bakımından bir sorumluluk yüklenildiğine ilişkin beyanda bulunmadığını, müvekkili imzasının bulunmadığı tüm sayfalara itiraz ettiklerini, dayanak sözleşme bir an için geçerli kabul edilse dahi kefalete ilişkin hükümler geçersiz olduğunu, davacı dava dilekçesinde yazılı beyanlarında ayrıca ve açıkça defalarca müvekkile karşı dava dayanaklarının kefalete dayandırdıklarını belirttiğini, sözleşmenin yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunu'nda kefaletin geçerlilik şartları belirtilmiş bulunduğunu, 818 Sayılı Borçlar Kanunu'nun 484. Maddesi; "Kefaletin sıhhati, tahriri şekle riayet etmeğe ve kefilin mes'ul olacağı muayyen bir mikdar iraesine mütevakkıftır." şeklinde olduğunu, Kanun maddesinde görüleceği üzere; kefaletin geçerlilik şartlarından biri, kefilin mesul olacağı azami miktarın belirtilmesi şekil şartı olarak kanunda düzenlenmiş bulunduğunu, davaya konu sözleşmede azami bir miktar belirtilmediğini, geçersiz olduğunu, hukuka uygun ve geçerli bir kefalet sözleşmesi bulunmadığını, davanın reddine karar verilmesini, müvekkili bakımından pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden, diğer nedenler bakımından esastan davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretlerinin davacıya yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... cevap dilekçesinde: Yerleşik Yargıtay içtihatları da dava dilekçesi taraflara tebliğ edilmeden, taraf teşkili sağlanmadan, ön inceleme tamalanmadan tahkikata geçilemeyeceği ve duruşma günü verilemeyeceği yönünde olduğunu, davada satışa konu taşınmazın satıcısı ... San. ve Tic. A.Ş., alıcısı ise davacı ... olduğunu, satışa ilişkin Resmi Senet de bunu ortaya koyduğunu, satışa konu taşınmazın maliki ... San. ve Tic. A.Ş.'nin ortaklarından olduğunu, maliki ya da hissedarı olmadığı taşınmazın satışı da doğal olarak tarafınca gerçekleştirilmediğini, satıcısı olmadığı bir taşınmazda zapta karşı sorumluluğunun bulunmadığının açık olduğunu, satıcının zapta karşı sorumluluğu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 214 ile 218. maddeleri arasında düzenlendiğini, satıcının zapttan sorumluluğu, satış sözleşmesinin kurulduğu sırada var olan bir üstün haktan dolayı satılanın üçüncü bir kişi tarafından alıcının elinden alınması veya mülkiyet hakkının sınırlandırılması durumunda satıcının sorumlu olmasının gerektiğini, yasa satıcının sorumluluğunu düzenlediğini, satıcı ... San. ve Tic. A.Ş.'nin ortağı olmam zapta karşı sorumluluğu doğurmadığını, davanın tarafı yönünden tefrik edilerek husumet yokluğundan reddinin gerektiğini, gayrimenkul satış sözleşmesinin geçersiz olduğunu, 30 Aralık 2008 tarihli Gayrimenkul Sözleşmesi'ne dayanılarak da sorumluluğuma gidilebilmesi haksız ve hukuka ve aykırı olduğunu, bir taşınmaz malın veya payının mülkiyetinin başkasına devri ya da devir vaadini öngören sözleşmelerin geçerli savılması BK 213. Tapu Kanunu 26. madde ve TMK 706. madde uyarınca resmi şekilde yapılmasına bağlı olduğunu, öngörülen şekil, sözleşmenin geçerlik koşulu olduğunu, kamu düzenine ilişkin olduğunu, doğrudan gözönünde tutulduğunu, 30 Aralık 2008 tarihli Gayrimenkul Sözleşmesi, resmi şekilde düzenlenmediğini, hukuken geçerli olmadığını, mutlak geçersizliğin söz konusu olduğu bu durumda geçerli olmayan sözleşmenin feri hükümlerinin de geçersiz olacağını, Gayrimenkul Satıs Sözleşmesi kefalet sözleşmesi olarak değerlendirilemeyeceğini, 30 Aralık 2008 tarihli Gayrimenkul Sözleşmesi'nin Kefalet Sözleşmesi olarak değerlendirilmesi ya da hükümlerinin kefalet olarak değerlendirilebilmesi hukuken mümkün olmadığını, yasada öngörülen şekil şartlarını taşımadığını, Yargıtay, Kefalet sözleşmelerinde 01.07.2012 tarihini esas almakta 6098 sayılı yasa hükümlerinin 01.07.2012 tarihinden sonra imzalanan sözleşmeler için geçerli olduğunu kabul edildiğini, 01.07.2012 tarihinden önce imzalanan kefalet sözleşmelerinde 818 sayılı Borçlar Kanunu hükümlerini uygulandığını, Gayrimenkul Sözleşmesi'nin 30 Aralık 2008 tarihli olduğu dikkate alındığında 818 sayılı Borçlar Kanunu yürürlükte bulunduğunu, 818 sayılı Borçlar Kanunu m. 484 "Kefaletin sıhhati, tahriri şekle riayet etmeğe ve kefilin mes'ul olacağı muayyen bir mikdar iraesine mütevakkıftır.' hükmünü içerdiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, 30 Aralık 2008 tarihli Gayrimenkul Sözleşmesi kefalet sözleşmesi ya da sözleşmede yer alan hükümler kefalet olarak değerlendirilse dahi yazılı olması ve kefilin sorumlu olduğu kefalet miktarının gösterilmiş olması şart olduğunu, Kanunda öngörülen bu şekil kuralı, bir ispat şekli niteliği taşıdığını, 12.4.1944 tarihli ve 1943/14 E1944/13 K. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu Kararında; sözleşmede kefilin ödeyeceği muayyen bir miktarın gösterilmiş olup olmadığının ve sözleşme içeriğinden böyle muayyen bir miktarın anlaşılmasına olanak bulunup bulunmadığının hâkim tarafından re'sen gözetilmesi gerektiği belirtildiğini, 30 Aralık 2008 tarihli Gayrimenkul Sözleşmesi, kefalet sözleşmesi ya da hükümleri kefalet olarak değerlendirilse dahi geçersiz olacağını, sorumlu olduğu kefalet miktarı belirtilmediğini, sözleşmede kefaletten bahsedilmediği gibi satış ilişkisi bakımından bir sorumluluk yüklenildiğine dair bir beyanı da bulunmadığını, geçersiz bir kefalet sözleşmesi ya da hükmüne dayanılarak tarafından talepte bulunulması haksız ve hukuka aykırı olduğunu, sözleşmenin yalnızca son sayfasında imzanın bulunduğunu, 30 Aralık 2008 tarihli Gayrimenkul Sözleşmesi'nin geçerli bir sözleşme olduğu düşünülse dahi yalnızca son sayfada imzası bulunduğunu, diğer sayfalarda ise imzasının bulunmadığını, bu nedenle imzanın bulunmadığı sayfalara ve içeriğine açıkça itirazının bulunduğunu, davanın husumet yokluğu nedeniyle tarafı yönünden usulden reddini, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın tüm talepleri ile esastan reddini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yüklenilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, taşınmaz satış sözleşmesi kapsamında zapta karşı tekeffül hükümleri uyarınca, davacı tarafından taşınmazın el değiştirmemesi için davacı tarafından yapılan ödemelerin sözleşme hükümleri kapsamında davalılardan tahsiline yönelik alacak davasıdır.
Dosya içindeki bilgi ve belgelerden davacının, davalılardan ... Yolu ... Beldesi Sapağı ... parsel ... ... mevkiide olan 22.500 m2 taşınmazı 08/01/2009 tarihinde satın aldığı, satış bedelinin tamamını ödediği, taşınmaz ile ilgili olarak 30/12/2008 tarihinde davacı ile davalı şirket ve şirket ortakları arasında davalıların müteselsil borçlu ve kefil olacak şekilde gayrimenkul satım sözleşmesi yapıldığı, davalıların zapta karşı tekeffülden özel olarak sorumlu olduklarını kabul ve taahhüt ettikleri, sözleşme ... San A.Ş yönetim kurulu üyeleri tarafbahsi geçen sözleşme ile müteselsil borçlu ve kefil sıfatı ile bahse konu taşınmazın satışı ile ilgili hiçbir mali ve yasal sorun yaşanmayacağı ve davacının maddi bir zarara uğratılmayacağı hususunda davacıya teminat verildiği anlaşılmıştır.,
Yukarıda bahsi geçen taşınmaz satış sözleşmesinde adı geçen davalı şirket ile birlikte davacının da davlı olarak yer aldığı ....Asliye Ticaret Mahkemesi ... Esas sayılı dosyası ve bu dosya ile birleşen davalar açıldığı, açılan davalar ile icra dosyası alacaklarının tahsili amacıyla cebri icra yoluyla haciz ve satış yetkisinin tanınmasına karar verilmesinin talep edildiği, mahkememizin işbu dosyasının da önce bu dosya ile birleştiği, daha sonradan birleştirilen İstanbul 12.Asliye Ticaret Mahkemesinin ... sayılı dosyasının tefriki ile ayrı bir esasa kaydının yapılmasına karar verildiği, ... ATM dosyasının önce 28 ATM'ye, sonraki süreçte 28 ATM'nin kapatılması ile de mahkememize devredildiği, icra dosyası alacaklarının tahsili amacıyla cebri icra yoluyla haciz ve satış yetkisinin tanınmasına karar verilmesinin talep edildiği dava dosyaları ile ilgili olarak Mahkememizin en son 2014/... esas sayılı dosyası üzerinden yapılan yargılamada, asıl dosya ve birleşen dosyalar ile ilgili olarak;
1-Asıl dava (Mahkememizin 2014/... esas sayılı dosyası ) yönünden davanın kabulü ile, davacının ....icra müd. 2009/... esas ve 2009/... esas sayılı dosyalarındaki toplam 224.450,00 TL asıl alacak ve ferileri olmak üzere alacağının tahsili için davalılar arasındaki ... köyü 1 pafta 69 parselde bulunan gayrimenkule ilişkin ilgili tasarrufun iptaline,
2-Birleşen dava (.../ATM 2009/... esas sayılı dosyası ) yönünden davanın kabulü ile, davacının ....icra müd. 2009/... esas ve 2009/... esas sayılı dosyaları ile ... ... Müd. 2009/... esas, 2009/... esas ve 2009/... esas sayılı dosyalarındaki toplam 271.850,00 TL asıl alacak ve ferileri olmak üzere alacağının tahsili için davalılar arasındaki ... köyü 1 pafta 69 parselde bulunan gayrimenkule ilişkin ilgili tasarrufun iptline,
3-Birleşen dava (.../ATM 2009/... esas sayılı dosyası ) yönünden davanın kabulü ile, davacının ... ... müd.2009/... esas ve 2009/... esas, 2009/... esas ve 2009/... dosyaları ile ... ... Müd. 2009/... esas sayılı dosyalarındaki toplam 315.000,00 TL asıl alacak ve ferileri olmak üzere alacağının tahsili için davalılar arasındaki ... köyü 1 pafta 69 parselde bulunan gayrimenkule ilişkin ilgili tasarrufun iptline,
4-Birleşen dava (.../ATM 2010/... esas sayılı dosyası ) yönünden davanın kabulü ile, davacının ....icra müd. 2009/... esas v sayılı dosyası ile İst.5.İcra Müd. 2010/2015 esas sayılı dosyalarındaki toplam 80.000,00 TL asıl alacak ve ferileri olmak üzere alacağının tahsili için davalılar arasındaki ... köyü 1 pafta 69 parselde bulunan gayrimenkule ilişkin ilgili tasarrufun iptaline,
5-Diğer istemlerin reddine," karar verilmiş ve
Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 24/03/2021 tarih ve 2020/367 esas 2021/3183 sayılı kararı ile; ''... . (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı ... vekilinin ve davalı ... San AŞ vekilinin temyiz itirazlarının reddine (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle hükmün 5. bendindeki “diğer istemlerin reddine” ifadesinin hükümden çıkartılarak yerine “davacı alacaklıya .... İcra Müdürlüğü'nün 2009/... – ... ... Müdürlüğü’nün 2009/...- .... İcra Müdürlüğü’nün 2009/... – .... İcra Müdürlüğü’nün 2009/...-2009/... ve ... ... Müdürlüğü’nün 2009/...- .... İcra Müdürlüğü’nün 2009/...- 2009/...- 2009/...- 2009/...- 2009/... ... sayılı dosyalarındaki alacak ve fer'ileriyle sınırlı olarak haciz ve satış yetkisi verilmesine” ibaresinin yazılmasına, hükmün bu şekli ile düzeltilerek onanmasına,'' karar verildiği, davalı ... vekilinin karar düzeltme talebi üzerine incelenen dosyamız Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 16/04/2024 tarih ve 2021/21403 esas, 2024/3349 sayılı ilamı ile; ''Daire kararında yer alan açıklamalara göre, 6217 sayılı Kanunun 30 uncu maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununa eklenen “Geçici Madde 3” atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 440 ıncı maddesinde sayılan sebeplerden hiçbirisine uygun olmayan karar düzeltme isteminin reddine,'' karar verilerek, hükmün 16/04/2024 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Davacı vekili, aşamalarda mahkememizin 2014/... esas sayılı dosyası ve bu dosya ile birleşen dosyalarda belirtilen icra dosyalarına davalı şirketin borcu için yaptığı ödemelere ilişkin beyanlarda bulunmuş, mahkememizce davacı vekilinin sunduğu 15/03/2022 tarihli dilekçede belirtilen 15 farklı icra dosyası için ilgili icra dairelerine müzekkereler yazılarak; İcra dosyası kapsamında ... Köyü 1 pafta 69 parselde bulunan taşınmazın satışının yapılıp yapılmadığı, davacı ... tarafından icra dosyasına ödeme yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise ne kadar ödendiğinin araştırılarak, ilgili belgelerin, tahsilat makbuzlarının gönderilmesi istenilmiş ve icra dosyalarından davacı tarafından yapılan ödeme bilgileri temin edilmiştir.
Nihai olarak icra dosyalarından gelen bilgi ve belgeler ile davacı vekilinin icra dosyalarına yaptığını belirttiği ödeme miktarları karşılaştırılmış ve icra dosya bilgilerine göre davacının davalı şirket borçları için icra dosyalarına toplam 3.013.508,41 TL ödediği belirlenmiş olup, dava dilekçesi ekinde yer alan ve davalıların müteselsilen sorumlu oldukları ifadelerini de içerir sözleme dikkate alınarak davacının ödeme yaptığı miktarı davalılardan tahsil etme hakkı bulunduğu kanaati ile davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
Davacı vekilince kar mahrumiyetine ilişkin 500,00 TL'lik talep hakkında son celsede feragat beyanında bulunulmuş olup, bu talep ile ilgili olarak feragat nedeniyle ret kararı verilmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KISMEN KABULÜ İLE,
3.013.508,41 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
2-Kar mahrumiyetine ilişkin 500,00 TL'lik talebin feragat nedeniyle reddine,
3-Karar harcı 205.852,75 TL'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan: 2014/592 Esas sayılı dosyaya yatırılan 66,50 TL tamamlama harcı, 51.397,00 TL tamamlama harcın mahsubu ile bakiye 154.389,25 TL harcın davalı taraflardan tahsili ile hazine adına irad kaydına,
4-Davacı tarafından yatırılan, 66,50 TL tamamlama harcı, 51.397,00 TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 51.463,50 TL'nin davalı taraflardan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine,
5-Davacı tarafından yapılan 484,00 TL yargılama giderinin kabul ve ret oranları gözetilerek 483,90 TL'sinin davalı taraflardan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine, bakiye giderin davacı üzerinde bırakılmasına,
6-Davalı tarafından yapılan bir yargılama gideri olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
7-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T'deki esaslara göre belirlenen 385.080,67 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
8-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T'deki esaslara göre belirlenen ve reddedilen miktarı geçmemek üzere 500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
9-Karar kesinleşene kadar yapılacak yargılama giderlerinin davacı gider avansından karşılanmasına, karar kesinleştikten sonra bakiye gider avansının istek halinde davacıya iadesine,
Dair, HMK 345 maddesi uyarınca kararın taraflara tebliğ edildiği tarihten başlayarak iki hafta içinde HMK 342 maddesi gereğince düzenlenmiş dilekçe ile HMK 343 maddesi uyarınca mahkememize veya başka bir mahkemeye yapılacak başvuru ile HMK 341/1 maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olarak davacı vekili ile davalı ... vekili ve ... vekillerinin yüzüne karşı, diğer tarafın yokluğunda oy birliği ile verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 08/05/2025
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır