T.C.
İSTANBUL
12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2017/1160 Esas
KARAR NO: 2019/266
DAVA: Ticari Şirket (Pay Defteri Kaydına İlişkin)
DAVA TARİHİ: 29/12/2017
KARAR TARİHİ: 25/03/2019
Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Pay Defteri Kaydına İlişkin) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Müvekkili ...'nin 27.04.2019 tarihinde ... Odasına... sicil numarası ile kayıt yaptıran ...A.Ş'nin %39 oranında pay sahibi olduğunu, müvekkilinin şirket kuruluşundan sonra çeşitli sebeplerle yurt dışına çıkmak ve bir süre yurt dışında bulunmak zorunda kaldığını, Türkiye'ye döndükten sonra bir kısım sağlık problemleri yaşadığını, sağlık problemleri nedeniyle şirketle ilgilenemediğini ve şirketin idaresinde ortaklarına güvendiğini, müvekkiline 1999 yılından sonra herhangi bir kar payı ödenmediğini, defalarca talep etmesine rağmen şirket bilançolarının gösterilmediğini, bunun üzerine müvekkili ...'nin şirket yönetim kurulu üyelerine ... Noterliği 24.08.2007 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesini gönderdiğini, ihtarnamede geçmiş yıllara ilişkin bilançoların verilmesi ile kar payı ödemesinin talep edildiğini, ihtarnameden sonra müvekkilinin aranarak şirkette herhangi bir payı olmadığını ve talebinin karşılanmayacağının bildirildiğini, bu bildirim üzerine yapılan araştırma neticesinde müvekkiline ait bir payın olmadığının tespit edildiğini, müvekkilinin %39 payını kimseye devretmediği veya satmadığı gibi bu konuda kimseye yetki de vermediğinden usulsüz bir şekilde payının el değiştirildiğini, imzasının taklit edilerek evrakta sahtecilik yapılmış olabileceğini, açıklanan nedenlerle; davanın niteliği gereği davalı ...Ş'ne tedbiren yönetici kayyım, olmadığı takdirde denetçi kayyım atanmasına, müvekkilinin şirkette %39 pay sahibi olduğunun tespitine,...A.Ş'nin davalı ...Ş ile birleşmesi neticesinde müvekkilinin ...A.Ş'ndeki paydaşlığının ve pay oranının tespitine, tespit edilen payın davalı şirketin pay defterine kaydı ile ayrıca tesciline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle: Davacı tarafından müvekkili davalı aleyhine pay değerine ilişkin toplam 50.000,00- TL tutarlı ikame edilen davanın haksız ve mesnetsiz olduğunu, gerek usul yönünden gerekse esas yönünden reddi gerektiğini, davacı, ...’ta %39 oranında hisse sahibi olduğunu iddia ederek söz konusu hisselerin birleşme sonrası ... SAĞLIK’ta ki hisse oranının tespiti ile pay oranının tescil edilmesini... SAĞLIK’ta yönetim kurulu üyesi olarak görev yapmakta olan müvekkilinden talep ettiğini, müvekkili ...’nın ... SAĞLIK temsilcisi olarak davacının davasına konu hisse devri ile ilgili ... SAĞLIK’ın esas sözleşmesine ve TTK hükümlerine aykırı herhangi bir işlemi bulunmadığı gibi herhangi bir kusura neden olacak eylemi de olmadığını, davanın pasif husumet yokluğu sebebiyle HMK 115 gereği davanın usulden reddedilmesi gerektiğini, davacının paylarının bilgisi dışında devredildiğinin iddiadan öteye gidemediğini, davacının, ...K’taki hisselerini, 1998 yılında devrederek ortaklıktan ayrıldığını, yaklaşık 20 yıl önce hisse devri gerçekleştiren davacının iddialarının zamanaşımına uğradığını, anılan sebeplerle, davanın esasa girilmeksizin usul yönünden reddini talep ettiklerini, Davacının şirket’teki hisselerinin tamamını devretmek suretiyle ortaklıktan ayrıldığını, davacı tarafından ... Sağlık’a kayyım atanmasına ilişkin tedbir talebi haklı bir sebebe dayanmadığını, davacı tarafından ... Sağlık’a kayyım atanmasına ilişkin tedbir talebi haklı bir sebebe dayanmadığını, açıklanan nedenlerle; haksız ve hukuka aykırı olarak açılmış olan işbu davanın usul yönünden REDDİNE, haklı sebep olmaksızın talep edilen ihtiyati tedbir talebinin REDDİNE, işbu itirazların kabul edilmemesi halinde ise davanın mevcut veriler ışığında esastan REDDİ ile yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davacı tarafa bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... A.Ş vekili cevap dilekçesinde özetle: Davacının ortaklıktan çıktığını keşide ettiği ihtarname ile öğrendiğini, 2007 yılında bu yana herhangi bir talepte bulunmadığı gibi sahte imza iddialarına yönelik bir talep ve şikayette de bulunmadığını, davacının, ... SAĞLIK’taki hisselerini, 1998 yılında devrederek ortaklıktan ayrıldığını, yaklaşık 20 yıl önce hisse devri gerçekleştiren davacının iddialarının zamanaşımına uğramış olup davanın usulden reddi gerektiğini, ayrıca müvekkiline husumet yönelitilemeyeceğini, pasif husumet yokluğundan davanın reddinin gerektiğini, esasa ilişkin olarak ise; Şirketin 07.12.2012 tarihinde Ticaret Sicil Gazetesinin 12.12.2012 tarih ve 8213 sayılı nüshasında yayımlanmak üzere bütün aktif ve pasifleri ile birlikte kül halinde müvekkili MPL Sağlık tarafından devralınmak suretiyle ... Sağlık bünyesinde birleştiğini, davacının bu taleplerinin hisseleri borsada işlem gören ... SAĞLIK’ın hissedarı üçüncü kişilerin haklarına halel getirecek mahiyette olduğunu, hukuk güvenliği ilkesi ile de bağdaşmadığını, aksi halde davacının ortaklıktan ayrılması sonrasında ...ve Müvekkil Şirket ... SAĞLIK nezdinde hak sahibi olan kişilerin haklarında telafisi imkansız zararlar oluşacağını, davacı tarafından müvekkil şirket ... Sağlık’a kayyım atanmasına ilişkin tedbir talebinin haklı sebebe dayanmadığını, açıklanan nedenlerle; haksız ve hukuka aykırı olarak açılmış olan işbu davanın usul yönünden REDDİNE, haklı sebep olmaksızın talep edilen ihtiyati tedbir talebinin REDDİNE, işbu itirazlarımızın kabul edilmemesi halinde ise davanın mevcut veriler ışığında esastan REDDİ ile yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davacı tarafa bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Sancak İnşaat...A.Ş vekili cevap dilekçesinde özetle: Davacının talebine ilişkin müvekkili şirketin herhangi bir kusuru bulunmadığını, davanın müvekkili şirkete yöneltilmesinde herhangi bir hukuki yarar bulunmadığını, davacının öncelikle işbu davaya konu taleplerini ispat etmesi gerektiğini, müvekkilinin yönetim kurulu üyesi olarak, ... SAĞLIK’ta ki sorumluluğu değerlendirildiğinde; müvekkilinin, 12.10.2012 tarih ve 8191 sayılı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde yayımlanan 19.10.2012 tarihli genel kurul toplantısı ile yönetim kurulu üyesi olarak atandığını, atanma tarihinden bu yana da yönetim kurulu üyelik görevini sürdürdüğünü, dolayısıyla davaya konu 1999 ve 2007 yıllarına ilişkin söz konusu taleple ile ilgili müvekkilinin, herhangi bir kusurunun ve sorumluluğunun olmadığını, ...ortaklığından çıktığını keşide ettiği ihtarname ile öğrendiğini beyan eden davacının, 2007 yılında bu yana ŞİRKET ve ... SAĞLIK kayıtları dahilinde müvekkilinin bilgisinde herhangi bir talepte bulunmadığı gibi sahte imza iddialarına yönelik bir talep ve şikayette de bulunmadığını, davacı tarafından ... Sağlık’a kayyım atanmasına ilişkin tedbir talebinin haklı bir sebebe dayanmadığını, açıklanan nedenlerle; haksız ve hukuka aykırı olarak açılmış olan işbu davanın usul yönünden reddine, haklı sebep olmaksızın talep edilen ihtiyati tedbir talebinin reddine, işbu itirazların kabul edilmemesi halinde ise davanın mevcut veriler ışığında esastan reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Diğer davalıların cevap dilekçesi sunmadığı ancak duruşmada davaya konu taleplerin 1995-2012 yılları arasında olduğunu, bu tarihte müvekkillerinin hissedar olmadığını, 14/05/2014 tarihinden itibaren yönetim kurulu üyeliğine seçildiklerinden davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmesini beyan etmişlerdir.
DELİLLER VE GEREKÇE:
Mahkememizde açılan dava, tarafların davacının ...A.Ş 'deki hissesinin devrinin usulsüz olup olmadığı ve şirketlerin birleşmesi sonucu davalı ...Ş'de pay sahibi olup olmadığı davasıdır.
Davacı iddiası, davalı taraf savunmaları, dosyadaki bilgi ve belgeler ve tüm dosya kapsamınca, davacının açılan davasının, ...A.Ş'nin, ... Sağlık A.Ş ile yapmış olduğu birleşme ile bu birleşme sonucunda ... Sağlık A.Ş'ndeki pay oranının tespiti, pay defterine kaydı ve tesciline ilişkin açılan davanın, doğrudan doğruya şirkete karşı açılması gerekirken şirket haricinde ...,...A.Ş, ..., ..., ...ve ayrıca ...ye yöneltilmiş olan davada, bu davalıların pasif husumetlerinin olmadığına, bu nedenle de davacının bu davalılara ilişkin davasının pasif husumet yokluğundan reddine, davalı ...Ş'ne ilişkin davasında ise iddiası subuta ermediğinden esastan reddine karar verilmiştir.
Açılan davada, bir kısım davalılar tarafından davanın zaman aşımına uğradığı belirtilmiş ise de; davacı tarafça açılan davada hisse devirlerinin yokluk, butlan ile malul olduğu iddiası ile dava açılmış olduğundan dolayı burada herhangi bir zamanaşımı ve hak düşürücü süre olmadığından, davalıların bu yöndeki savunmalarına itibar edilmemiştir.
Davacı, daha önce %39 ortağı olduğu ...A.Ş'nin işletmekte olduğu tıp merkezi ile faaliyet gösterirken, yurt dışına çıkmak zorunda kaldığını, uzun süre yurt dışında kaldığını, döndükten sonra da sağlık problemleri yaşadığından bahisle şirket işleriyle ilgilenemediğini ve şirket idaresini diğer ortaklarına bıraktığını, kendisine 1999 yılından sonra herhangi bir kar payı ödemesi yapılmadığını, bilançonun gönderilmediğini, bunun üzerine 24.08.2007 tarihinde ...Noterliğinin ... yevmiye numaralı ihtarnamesiyle geçmiş yıllara ait bilançoların kendisine verilmesini ve kar payı ödemelerinin yapılmasını ihtar ettiğini, ihtara verilen cevapta ...A.Ş'nde bir ortaklık payının olmadığını, bu nedenle de kar payı ödemesinin yapılamayacağının kendisine bildirildiğini, oysa paylarını devretmediğini, bu konuda herhangi bir kimseye yetki de vermediğini, imzaları taklit edilmek suretiyle sahtecilik yoluyla hisselerinin devredilmiş olabileceğinin ve ...A.Ş'nin 21.09.2012 tarihinde yönetim kurulunun aldığı karar ile tek pay sahibi anonim şirket olarak faaliyetine devam etme kararı aldığı ve tek pay sahibinin de ... A.Ş olmasına karar verildiği, 16.11.2012 tarihinde toplanan yönetim kurulunda ise ...A.Ş'nin ...A.Ş tarafından TTK'nun 155 ve 156 maddeleri çerçevesinde kolaylaştırılmış birleşme usulü uygulanmak suretiyle devir alınma yoluyla birleşmesine karar verildiği ve birleşme sonrasında kaydının 07.12.2012 tarihinde kapatıldığı ve ...A.Ş'nin ünvan değişikliği yaparak ... A.Ş ünvanını aldığı, bu nedenle de usulsüz yapılan hisse devirlerinin tespiti ile ... A.Ş'deki ortaklık payının tespiti, pay defterine tescilini talep etmiş ise de beyanlarına itibar edilmemiştir.
Davacı tarafça her ne kadar birleşme öncesi ...A.Ş'nde %39 hissesi olduğunu, 1999 yılında yurt dışına çıktığını, döndükten sonra da sağlık sorunları nedeniyle şirketle ilgilenemediğini, 2007 yılında şirkete ihtar çıkarttığını, ihtarına olumsuz cevap verildiğini ve 2012 yılında şirketin ... A.Ş ile birleştiğini belirtmesine rağmen davasını 2017 yılında açtığı hususları dikkate alındığında iddialarına itibar edilmemiştir. Zira %39 pay sahibi olduğunu iddia ettiği şirkette daha önce kendisiyle aynı soy ismi taşıyan ...'nin de 5 ortaklı şirkette ortak olduğu, 5 ortaklı şirketin küçük bir şirket olduğu ve 2007 yılında çektiği ihtarnamelere hissedar olunmadığı, bu nedenle de kar payı talebinin yerine getirilemeyeceğinden bahisle bu tarihten itibaren 10 yıl bekledikten sonra bu davayı açmasında hayatın olağanına uygun bir davranış olmadığına kanaat getirilmiştir. Hayatın olağan akışına uygun düşmeyen davacının bu davranışı nedeniyle, davacının iddia ettiği gibi hisse devrini imzası olmadan taklit edilerek veya sahte olarak yapıldığı veya sahte bir vekaletname ile hisse devrinin sağlandığı tespit edilecek dahi olsa bu duruma bizzatihi davacının sebebiyet verdiğine kanaat getirilmiştir. Kaldı ki aradan geçen zaman ve birleşme hususu da dikkate alındığında belge saklama süresinin dolduğu, 10 yılı çoktan aştığı, yapılan talebe rağmen bu belgelere ulaşılamadığı, ulaşılması imkanı olmadığı , ulaşılmış olsa bile davacının aradan geçen süredeki pasif durumu dikkate alındığında, davacının iddiaları bir an için doğru olsa bile özellikle ...A.Ş'ne 2007 yılında ihtarname çekerek şirketin bilançolarını ve kar payını talep etmiş ve şirket tarafından (ki o tarihte henüz ... A.Ş ile birleşme yoktur) şirket ortağı olmadığından bahisle talebinin yerine getirilemeyeceği bildirilmiş olmasına rağmen, bu tarihten 5 yıl sonra ... A.Ş ile birleşme sonrasında ve aradan 10 yıl gibi uzun bir süreyi bekleyerek geçirdikten sonra, bu şekilde talepte bulunması dürüst bulunmamış, bu nedenle de usulsüz, hatalı veya sahte bir şekilde hisseleri devredilmiş olsa bile aradan geçen süre ve pasif duruşu dikkate alındığında onayının bulunduğu, kabulünün olduğuna kanaat getirilmiştir. Aksi halin hayatın olağanına uyar tarafı yoktur. Tüm bu nedenlerle dosyadaki mevcut bilgi ve belgelere göre karar verilebileceğine kanaat getirilmiş ve bilirkişi incelemesine ihtiyaç duyulmamıştır.
Zira iyi gelir getirdiği düşünülen ve faal olan, tıp merkezi bulunan bir şirketin %39 payına sahip olan bir kişinin, yıllarca şirket işleyişi ile ilgili en ufak bir merak içerisinde olmaması ve şirket kazancından payına düşen kar payı olup olmadığını merak etmemesi ve bunun için bir talepte bulunmaması ne kadar hayatın olağanına ters ise, ihtarnamesi üzerine kendisine verilen cevaba karşı da aynı şekilde hissedar olmadığı bildirilmesine karşın, Cumhuriyet Savcılığı'na herhangi bir şikayette bulunmaması veya daha kısa bir sürede herhangi bir hukuki yoldan haklarını aramaması, dava açmaması, ihtarnamenin dahi üzerinden 10 yıl geçtikten sonra bu şekilde ortağı olduğunu iddia ettiği ...A.Ş'nin ... A.Ş ile birleşmesi sonrasında bu davayı açmasında hayatın olağanına aykırılık yanında Medeni Kanun 2. Maddesindeki "herkes haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kuralına uymak zorundadır" şeklindeki düzenlemeye aykırı davrandığı ve açtığı davanında bu nedenle dürüstlük kuralına uygun düşmediği ve yine Medeni Kanun 2.maddesinin 2.fıkrasındaki "bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz" şeklindeki düzenlemede öngörülen haklarından olan dava hakkını da bu haliyle kötüye kullanmış olduğu anlaşılmış ve bu nedenle de davacının, dürüstlük kuralına uygun düşmeyen, hakkın kötüye kullanılması niteliğinde şirkete karşı olan davasının bu nedenle de reddine karar verilmiştir.
Davacının dürüstlük kuralına uygun davranmaması eylemi yönünden, anonim şirket ortaklığında %39 payınının olduğunu belirtmesine rağmen ve bu manada tacir olmasına rağmen 6102 sayılı yasanın 18. (eTK 20.) maddesindeki tacir basiretine de sahip olması gerektiği, buna rağmen bu basireti de göstermediği sabittir. Zira anonim şirkete ilişkin genel kurul kararları ticaret sicilde tescil ve ilan edilmiş olmasına rağmen davacı tarafın 6762 eTK'nun 38 ve 39. (TTK'nun 36.maddesi) uyarınca ilan edilen sicil kayıtlarından haberinin olmadığını, bilmediğini savunamayacağı, bu ilanların onun için de bağlayıcı olacağını bilmesi gerekirken bunun aksine davranışının yine dürüstlük kuralına uygun düşmediğine ve Medeni Kanun 2.maddesine aykırı davranarak dava açma hakkını kötüye kullandığına kanaat getirilmiş, hakkın kötüye kullanılmasının mahkememizce açık Medeni Kanun 2.maddesi gereğince korunamayacağı ve bu nedenle de davasının şirket yönünden esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacının, davalılar ..., ...A.Ş , ...., ...,. ..., ... Yönünden davasının pasif husumet yokluğundan reddine,,
2-Davacının diğer davalı ...Ş'ne ilişkin davasının esastan reddine,
3-Harçlar yasası uyarınca alınması gereken 44,40 TL ilam harcının peşin alınan 853,88 TL'den düşümü ile geri kalan 809,48 TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
4-Davacının yaptığı yargılama giderlerinin üstünde bırakılmasına,
5-Davalılar ..., ...A.Ş , ...., ...,. ..., ... kendini vekille temsil ettirdiğinden lehine Asgari Ücret Tarifesi gereği 2.725,00 TL ücret takdirine, bunun davacıdan tahsili ile bu davalılara verilmesine,
6-Davalı ...Ş kendini vekille temsil ettirdiğinden lehine Asgari Ücret Tarifesi gereği 5.850,00 TL ücret takdirine, bunun davacıdan tahsili ile BU davalıya verilmesine,
7-Karar kesinleştiğinde ve talep halinde artan gider avansının ilgili tarafa iadesine,
Dair, HMK 345 maddesi uyarınca kararın taraflara tebliğ edildiği tarihten başlayarak iki hafta içinde HMK 342 maddesi gereğince düzenlenmiş dilekçe ile HMK 343 maddesi uyarınca mahkememize veya başka bir mahkemeye yapılacak başvuru ile HMK 341/1 maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olarak davacı vekili ile davalı vekillerinin yüzüne karşı oy birliği ile verilen karar açıkça okunup anlatıldı.
Başkan ...
Üye ...
Üye ...
Katip ...