T.C.
İSTANBUL
12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2017/218 Esas
KARAR NO:2025/748
DAVA:Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:06/03/2017
KARAR TARİHİ:16/10/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacılar vekili dava dilekçesinde: Müvekkili şirket (o zaman ki ticari unvanıyla ... ... A.Ş.) www.....com www.....com adlı internet sitesi ve mobil uygulama aracılığıyla yemek siparişi hizmetleri vermek amacıyla 2014 yılının Mart ayında faaliyetlerine başladığını, müvekkili şirketin 2014 Temmuz ayından davalının rekabete aykırı fiilleri nedeniyle faaliyetlerini durdurmak zorunda kaldığı tarihe kadar davalının da faaliyetlerini yürüttüğü "online yemek siparişi- servisi platform hizmetleri pazarında" tüketicilere hizmet verdiğini, müvekkili şirketin bahse konu pazardaki tüm faaliyetlerini durdurmak zorunda kaldığından unvan değiştirerek halihazırda bir başka sektörde faaliyetlerine devam ettiğini, müvekkilİ şirketin, 2014 Temmuz ayında online yemek siparişi- servisi platform hizmetleri pazarında internet sitesi ve mobil uygulama mecraları aracılığıyla müşterilerine yemek siparişi hizmeti sunduğunu, söz konusu hizmetin müşterilerin müvekkili şirkete ait internet sitesi ve mobil uygulamalar üzerinden restoranlardan yemek siparişi vermesi şeklinde tanımlanabildiğini, bu hizmetin karşılığında müvekkili şirketin anlaşmalı olduğu restoranlarla yapt ığı sözleşmelerde komisyonsuz olarak çalışmaya başladığını ve bu pazarda faaliyet göstermek için ciddi bir kaynak ayırdığını ve pazarda kendisine yer edinebilmek için yazılım geliştirme, saha faaliyetleri, müşteri hizmetleri ve pazarlama faaliyetleri olmak üzere büyük bir yatırım yaptığını, müvekkili şirketin kısa sürede bu yatırımın karşılığını da almaya başladığını ...@..., .., ... & ... adlı zincir restoranlarla da anlaşma yaptığını ve bu anlaşmalarla Müvekkili Şirket internet sitesi ve mobil uygulama aracılığıyla önemli miktarlarda sipariş almaya başladığını, Kurul Kararıyla da sabit olduğu üzere online yemek siparişi-servisi platform hizmetleri pazarında hakim durumda olan davalının rekabete aykırı fiilleri nedeniyle yukarıda adı geçen restoranların, Müvekkili Şirketle anlaşma yaptıktan çok kısa bir süre sonra sözleşmelerini tek taraflı olarak feshettiklerini, ilgili restoranlara müvekkili şirket tarafından bu durumun nedenleri sorulduğunda davalı ...'nin kendileriyle olan sözleşmelerini feshetme tehdidinde bulunduğunu, pazarda hakim konumda olan ve 2013 yılı itibariyle 2,2 milyon kullanıcıya sahip olan davalıyla olan anlaşmalarını kaybetmek istemediklerini belirttiklerini, davalının Kurul Kararıyla da sabit olan rekabete aykırı fiilleri nedeniyle, e-posta yazışmalarından da net bir şekilde görüleceği üzere, restoranların Müvekkili Şirketle olan çalışmalarını sona erdirdiklerini, müvekkili şirket yetkilisi olan ... ile... adlı restoran yetkilisi arasındaki e-posta yazışmalarını sunduklarını, ... yetkilisinin de söz konusu e-postada davalının tekelci yaklaşımına vurgu yaptığını, müvekkili şirketle aralarındaki ticari ilişkinin bu nedenle sona erdiğini net bir şekilde belirttiklerini, ayrıca kurul kararının 16. Sayfasında yer alan 5 numaralı delilde de davalının rekabete aykırı davrandığının net bir şekilde görüldüğünü, müvekkili şirketin online yemek siparişi- servisi platform hizmetleri pazarında faaliyet gösterebilmek için yeni bir iş modelini de benimsediğini ve restoranlara kurye hizmeti de sunmaya başladığını, ancak davalının da kısa süre içerisinde bu iş modeline geçerek söz konusu pazardaki rekabeti yok edecek faaliyetler yürüttüğünü, nihayetinde davalı tarafın müvekkili şirketi pazardan çekilmek zorunda bıraktığını, müvekkili şirketin de kendisine yer edinmeye çalıştığı pazarda hakim durumda olan ...'nin restoranlarla yapmış olduğu sözleşmelere Most Favored Customer Clause (En Çok Kayırdan Müşteri Kaydı işbu dilekçede kısaca "..." olarak anılacaktır) yükümlülüklerinden kaynaklandığını, Kurul Kararı'nda da belirtildiği üzere ... uygulamasının davalı tarafından promosyonların rakip platformlardan kaldırılmasına yönelik eylemler, indirim ve promosyonların ...'ne de uygulanmasına yönelik eylemler, restoranların rakip platformlardaki üyeliklerine son vermesine neden olan eylemler, diğer farklılıkların da ...'ne Yansıtılmasına Yönelik Eylemler, davalıya ait ... uygulamasının "Davalının anlaşmalı olduğu restoranlarla arasındaki sözleşmeye bir hüküm ekleyerek bu hüküm sayesinde başta Müvekkili Şirket olmak üzere davalının rakibi konumundaki internet sitelerinde veya mobil uygulamalarda yemek fiyatlarının kendisine ait platformlara göre indirimli olması halinde davalının da söz konusu indirimin kendi internet sitesi veya mobil uygulamasına restoran tarafından yansıtılmasını talep ettiği" şeklinde özetlenebileceği, Restoranların bu indirimini davalıya ait platformlarda yansıtamaması halinde davalı restoranla arasındaki sözleşmenin feshedileceği tehdidinde bulunduğunu, hiçbir restoranın 2013 yılı itibariyle 2,2 milyon kullanıcısı olan ve online yemek siparişi pazarında hakim konumda bulunan davalıya ait platformlardan çıkmayı göze alamadığını, bunun yerine pazarda kendisine yer edinmeye çalışan ve günlük sipariş sayısı davalıya göre çok daha az olan müvekkili şirketle arasındaki sözleşmeyi sona erdirme yoluna gittiğini, bu durumun müvekkili şirket'in pazarda tutunamamasına, davalı tarafından pazar dışına itilmesine yol açtığını, davalının ... uygulamasına ilişkin kullandığı standart Paket Servis Üye İşyeri Sözleşmesi'nin 5.2. maddesinde Rekabet Kurulu'nun rekabete aykırı bulduğu ve davalı aleyhinde idari para cezası uygulanmasına yol açan ... kayıtlarına birçok örneğin verilebileceğini, davalının çeşitli sözleşmelerde bu maddeye benzer başkaca ... kayıtlarına restoranlarla yaptığı sözleşmelerde yer verdiğini, davalı şirketin Kurul Kararı'nda da net bir şekilde ifade edildiği üzere ... uygulamalarını en geniş ölçüde uyguladığını, herhangi bir rakip platformun indirimli fiyat sunmaya başladığında hemen restoranlarla iletişime geçtiğini ve söz konusu indirimin kendi internet sitesinde de uygulanmasını talep ettiğini, aksi halde restoranlarla çalışılmayacağı tehdidinde bulunduğunu, pazarın tekeli konumundaki davalının bu tutumuyla pazardaki rekabeti yok ettiğini ve nihayetinde müvekkili şirket gibi diğer girişimcilerin pazarda faaliyet gösterememesine yol açtığını, söz konusu sözleşmeyi feshetme tehdidine ilişkin Rekabet Kurulu tarafından davalı yetkilileriyle restoran yetkilileri arasında geçen e-posta yazışmalarına Kurul Kararı'nda detaylı olarak yer verildiğini, Kurul Kararı'nda toplamda 28 adet delil kullanıldığını, bu delillerin tamamının ve Rekabet Kurulu'nun davalı hakkında geçici tedbir kararı verdiği 18.03.2015 tarihli ve 15-12/161-M(1) sayılı kararda değinilen tüm bilgi ve belgelerin de mahkeme tarafından Rekabet Kurulu'ndan istenmesini ve bu delillerin ticari sır içermesi halinde mahkemenin takdirine bağlı olarak mahkeme kasasında tutulmasını talep etiklerini, söz konusu ... kayıtlarına ilişkin ilk olarak müvekkili şirket tarafından Rekabet Kurulu'na yapılan başvuru neticesinde Kurulun 18.03.2015 tarihli ve 15-12/161- M1 karar sayılı kararında ... kayıtlarını durdurması yönünde geçici tedbir kararı verdiğini, söz konusu geçici tedbir kararında davalının restoranlarla arasındaki sözleşmelerde yer verdiği ... kayıtlarının rakiplerin pazara girişine engel olduğunun net bir şekilde ifade edildiğini, Rekabet Kurulunun 18.03.2015 tarihli ve 15-12/161- M1 karar sayılı geçici tedbir kararının ardından huzurdaki dava bakımından oldukça önem taşıyan 09.06.2016 tarihli ve 16- 20/347-156 sayılı kararında davalının Kanun'un 6. maddesinde yer alan "bir veya birden fazla teşebbüsün ülkenin bütününde ya da bir bölümünde bir mal veya hizmet piyasasındaki hakim durumunu tek başına yahut başkaları ile yapacağı anlaşmalar ya da birlikte davranışlar ile kötüye kullanması hukuka aykırı ve yasaktır" şeklindeki hakim durumun kötüye kullanılması yasağını ihlal ettiğine ve davalıya 427.977,70 TL idari para cezası verilmesine oybirliği ile hükmettiğini, Rekabet Kurulu'nun 09.06.2016 tarihli ve ... sayılı kararında yer vermiş olduğu gerekçelerin huzurdaki dava bakımından da oldukça önem taşıdığından dava dilekçesinde de yer verileceğini, ticari sır nedeniyle Rekabet Kurulu tarafından söz konusu kararda yer verilmeyen ancak müvekkili şirketin uğradığı zararın tespiti açısından önem taşıyan bilgileri içeren kararın da mahkemenin takdirine bağlı olarak Rekabet Kurulu'ndan talep edilebileceğini, hal böyleyken müvekkili şirketin davalının ... uygulamaları nedeniyle pazarda kendisine yer edinemediğini, Kurul Kararında da belirtildiği üzere pazarda tutunabilmek için oldukça önem taşıyan büyük zincir restoranların hiçbiriyle çalışma fırsatı, yakalayamadığını, ayrıca az sayıda sözleşme imzalayabildiği zincir restoranı da davalının ... uygulamaları nedeniyle kaybettiğini, bu durumda müvekkili şirketin doğru bir çalışma modeli oturtmasına rağmen davalının rekabete aykırı tutumları nedeniyle pazardaki faaliyetlerine de son vermesine ve yapmış olduğu büyük yatırımın karşılıksız kalmasına yol açtığını, Kurul Kararı'nın ilgili bölümünde de pazarda tutunabilmenin yolunun zincir restoranlarla anlaşma yapmak olduğu, anlaşma yapılamaması halinde davalının ... uygulaması nedeniyle pazarda varlık göstermenin imkansız olduğunun net bir şekilde belirtildiğini, davalının online yemek siparişi- servisi platform hizmetleri pazar ında hakim konumda olduğunu, ancak davalının, restoranlarla yapmış olduğu sözleşmelere eklediği ... vasıtasıyla rakip müvekkili şirket'in pazara girişini zorlaştırdığını, müvekkili Şirketin büyük zincir restoranlarla anlaşmasına engel olduğunu, ... kayıtları nedeniyle müvekkili şirketin de anlaştığı zincir restoranların müvekkili şirketle arasındaki sözleşmeyi feshetmeye zorladığını, söz konusu davalı tutum ve davranışlarının Kanun'un 6. maddesinde yer alan hakim durumun kötüye kullanılması yasağını ihlal ettiğini, bu hususun Kurul Karar' ı ile de sabit olduğunu, davalının 6.maddeyi ihlal etmesi nedeniyle rakibi olan müvekkili şirketin uğradığı tüm zararların tazminini talep etme hakkının bulunduğunu bu çerçevede Kanunun 57.maddesine göre davalının müvekkili şirketin uğradığı zarardan sorumlu olduğunu, somut olayda davalının tutum ve davranışlarının 58.maddenin 2.fıkrasının da uygulanmasını gerektirdiğini, Rekabet Kurulu'nun elde ettiği delillerde de görüleceği üzere davalı tarafın yapmış olduğu uygulamaların hukuka aykırı olduğunu bildiğini, ancak buna rağmen kasten rakip konumda olan Müvekkili Şirket ve dava dışı diğer rakiplerin pazara girmesine, pazarda yer edinmesine engel olmak için yukarıda detaylı şekilde ortaya koydukları üzere ... kayıtlarını etkin bir şekilde kullandığını, davalı rakiplerin tüm faaliyetlerini crawler ve tipitip adı verilen robotlar aracılığıyla incelediğini, herhangi bir restoranın rakip platformlarda indirimli bir yemek sat ışı yapması halinde bu durumu tespit ederek derhal söz konusu restoranla iletişime geçerek indirimleri kendi platformuna da yansıtması gerektiğini belirttiğini, aksi takdirde sözleşmelerini feshederek kendisine ait platformlardan atmakla tehdit ettiğini, bu hususun Rekabet Kurulunun 18.03.2015 tarihli ve 15-12/161- M1 karar sayılı geçici tedbir kararı ve 09.06.2016 tarihli ve ... sayılı kararında Rekabet Kurulu tarafından yerinde incelemeyle elde edilen bilgi ve belgelerle de sabit olduğunu, Rekabet Kurulu'nun elde ettiği delillerin, mahkemece Kurul'dan istenmesini ayrıca talep ettiklerini, söz konusu delillerin davalının müvekkili şirket başta olmak üzere tüm rakiplerin pazardaki faaliyetlerini bitirmeye yönelik hareket ettiğini net bir şekilde gösterdiğini, Kanunun 58. Maddesine göre sayın mahkemece belirlenecek tazminat tutarının 3 katına hükmedilmesinin gerektiğini, 58/3. Maddenin medeni hukuk cezası niteliğinde olduğunun şüphesiz olduğunu, hukukumuzda benzer bir düzenlemenin 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nun 68. maddesinde yer aldığını, her iki hükmün koruma amacı değerlendirildiğinde Yasa Koyucunun salt olarak zararın tazminini değil, aynı zamanda esere tecavüz eden ile piyasadaki rekabeti bozan teşebbüsleri cezalandırmayı amaçladığını, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2014/18493 Esas ve 2015/8539 Karar sayılı kararında talep halinde koşullar oluşmuşsa 3 katı tazminata hükmedilmesinin zorunluluk olduğunun vurgulandığını, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49. maddesinde "kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür" denildiğini, bilindiği üzere Kanun'un 57 ve 58. maddesinden doğan sorumluluğun, haksız fiil sorumluluğunun Rekabet Hukukundaki özel bir görünümü olduğunu, haksız fiilden doğan bir sorumluluğun söz konusu olabilmesi için hukuka aykırı fiil-zarar-kusur ve hukuka aykırı bir fiil ile zarar arasında bir illiyet bağının bulunmasının gerektiğini, Kanun'un 6. maddesi uyarınca yasak olmasına rağmen davalı tarafın pazarda hakim durumunu kötüye kullandığını, hakim durum ve hakim durumun kötüye kullanılmasının tespit edilebilmesinin Rekabet Hukuku ve İktisat bilimi çerçevesinde uzmanlık gerektiren bir analiz yapılmasını zorunlu kıldığını, bu zorunluluk doğrultusunda müvekkili şirket'in başvurusuna istinaden Rekabet Kurulu tarafından davalı hakkında soruşturma başlatıldığını, ihlalin ağırlığı sebebiyle kısa sürede davalının ... kayıtlarına son vermesi yönünde bir geçici tedbir kararı verdiğini ve yürütülen soruşturmanın neticesinde davalının pazardaki hakim durumunu kötüye kullandığını tespit ettiğini ve davalı aleyhinde idari para cezası yaptırımı uyguladığını, dolayısıyla haksız fiil sorumluluğu için gereken temel unsur olan hukuka aykırı fiilin somut olayda Rekabet Kurul'u tarafından da teyit edildiğini, haksız fiil sorumluluğunun gündeme gelebilmesi için gerekli olan bir diğer unsur kusur olduğunu, doktrinde de genel kabul gören görüşe göre teşebbüsler arasındaki bir anlaşmanın, uyumlu eylemin veya hâkim teşebbüs tarafından alınan kararların ya da hakim durumu kötüye kullanmanın amaçlarının rekabeti kısıtlamak olduğu durumlarda, kusurun kendiliğinden ortaya çıktığını, bu itibarla somut olayda rakiplerin platformunu crawler gibi robotlarla devamlı izleyen, rakip platformlarda indirimli bir fiyat tespit ettiğinde restoranla derhal iletişime geçerek indirimi kendi platformunda da yansıtmasını, aksi halde sözleşmenin feshiyle tehdit eden davalının kusursuzluğunun zaten söz konusu olmayacağını, ayrıca Rekabet Kurulu tarafından yapılan yerinde incelemede elde edilen delillerin de rakiplerin piyasaya girmesini engelleyici ve faaliyetlerini sona erdirici nitelikte birçok fiilde bulundukları ve bu durumun da açık surette kasten yapıldığı net bir şekilde görüldüğünü, ayrıca Kanun'un 58. maddesinin 2. fıkrası uyarınca davalının açık suretteki kastı nedeniyle somut olayda Sayın Mahkemece 3 (üç) katı tazminata hükmedilmesinin gerektiğini, somut olayda haksız fiilin meydana gelmesi için gerekli olan illiyet bağı da söz konusu olduğunu, kurul kararında yer alan ibarelerin davalının pazardaki hakim konumunu ... kayıtlarıyla kötüye kullandığını ve rakip konumdaki müvekkili şirketin bu durumdan büyük zararlara uğradığını net bir şekilde gösterdiğini, haksız fiil sorumluluğunun son unsurunun ise zarar olduğunu, müvekkili şirketin Kurul Kararı ile de sabit olduğu üzere davalının hakim durumun kötüye kullanılması yasağını ihlal eden ... uygulaması nedeniyle online yemek siparişi-servisi platform hizmetleri pazarında faaliyetleri durdurmak zorunda kaldığını ve bu faaliyetler için yapmış olduğu yat ırım, harcamalar, masrafların karşılıksız kaldığını, Kanun'un 57. ve 58. maddeleri uyarınca müvekkili şirketin uğradığı tüm zararların 3 (üç) katı oranında tazminat talep etme hakkı olduğunu, tüm bu açıklamaları uyarınca davalının Kanun'un 6. maddesini ihlal eden ... uygulamaları nedeniyle müvekkili şirketin, pazara girebilmek için yapmış olduğu yatırım, harcama ve masrafları ile tüm maddi zararlarının mahkemece belirlenecek bilirkişi heyeti marifetiyle hesaplanarak zararın meydana geldiği tarihten itibaren işleyecek Merkez Bankası'nın kısa vadeli krediler için uyguladığı avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile Müvekkil Şirkete verilmesinin gerektiğini, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 50. maddesinde "uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler" denildiğini, davalının hakim durumunu kötüye kullandığı ve rakibi konumundaki müvekkili şirketi pazar dışına ittiği nihayet hakim durumunu kötüye kullanma fiiliyle müvekkili şirketi büyük zararlara uğrattığının şüphesiz olduğunu, somut olay bakımından haksız fiil davasında tazminatı gerektirecek bütün şartların oluştuğunu, bilirkişi incelemesi sırasında zararın kapsamının net bir şekilde belirlenememesi halinde mahkemenin zararı belirlemesi ve TBK 50 gereğince tazminata hükmetmesinin gerektiğini, konuya ilişkin verilen Yargıtay ll.Hukuk Dairesinin 2013/7687 E. ve 2014/13657 K. Sayılı kararında da bu durumun net bir şekilde vurgulandığını ve eğer rekabete aykırı bir durum varsa ve zararın kapsamı net bir şekilde belirlenemiyorsa hakimin takdir yetkisini kullanarak zararın miktarını belirlemesi ve bir tazminata hükmetmesi gerektiğinin belirtildiğini, Türk Borçlar Kanunu'nun 51. maddesinde "hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler" hükmünün yer aldığını, davalının kasten müvekkili şirketi Pazar dışına ittiği ve müvekkili şirket nezdinde büyük bir zarara neden olduğunu, Kanun'un 58. Maddesinde 3 katı oranında tazminat zorunluluğu getiren hükmü de gözetilerek mahkemece tazminatın belirlenmesi ve davalıdan tahsil edilerek müvekkili şirkete ödenmesine karar verilmesinin gerektiğini, müvekkili şirket tarafından yapılan başvuruya istinaden Rekabet Kurulu tarafından soruşturma aşamasında hakim durumun kötüye kullanılması yasağını ihlal ettiği gerekçesiyle oy birliği ile geçici tedbir kararı verdiği ve Kurul tarafından yürütülen soruşturmanın sonucunda yine oybirliği ile davalının Kanun'un 6.maddesini ihlal ettiği ve aleyhine 427.977,70 TL idari para cezası verdiği de gözetilerek; Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'un 57. maddesi uyarınca müvekkili şirketin uğradığı tüm zararların haksız fiilin işlendiği tarihten itibaren işleyecek Merkez Bankası'nın kısa vadeli krediler için uyguladığı avans faizi ile birlikte 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 107. maddesi gereğince diğer tüm talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100.000,00 TL'nin davalıdan alınarak Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'un 58. maddesi uyarınca 3 (üç) katının müvekkil şirkete tazminat olarak verilmesine, yargılama giderleri ile ücreti vekâletin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekilinin cevap dilekçesinde: Müvekkili ... ... A.Ş'nin ("..."), Türkiye'de ilk defa 2000 yılında gerçek kişi girişimcilerin bir araya gelerek kurduğu bir fikir ürünü olduğunu, günümüzde Türkiye'nin en önemli başarı ve girişim hikayesi olarak örnek gösterilen müvekkili ...' nin, halihazırda Türkiye'de 65 şehirde restoranlara ve tüketicilere hizmet sunan bir online yemek sipariş platformu olarak faaliyet gösterdiğini, davada, müvekkili şirket ile benzer faaliyette bulunan ve fakat dilekçe devamında daha detaylı açıklanacağı üzere müvekkili şirketten farklı çalışma koşul ve stratejisi benimsemesinin yanında birtakım etkinsizlikleri nedeniyle piyasada basiretli bir tacir olarak tutunamamış olan davacı tarafından açıldığını, haksız rekabet ile 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun ("Rekabet Kanunu") muhalefetinin birbirinden farklı konular olduğunu, konunun haksız rekabetle bir ilgisinin bulunmadığını, huzurdaki davada Müvekkili ... hakkında almış olduğu ve fakat henüz kesinleşmemiş bulunan yargısal denetimi devam eden Rekabet Kurulu'nun 09.06.2016 tarih ve ... sayılı kararına ("Rekabet Kurulu Kararı") istinaden açıldığını, anılan Rekabet Kurulu Kararının, Müvekkili Şirket hakkında 2014 yılında başlatılan soruşturma neticesinde alındığını, Rekabet Kurulu'nun 2016 tarihli söz konusu kararının iptali istemiyle Müvekkil Şirket tarafından .... İdare Mahkemesi nezdinde 2017/... E. sayılı dosya üzerinden dava açıldığını, söz konusu davanın derdest olduğunu, davacının yukarıda belirtilen iptal davasına konu Rekabet Kurulu Kararına istinaden Müvekkili Şirket'in Rekabet Kanunu'nu ihlal ettiği ve Müvekkili Şirket'in eylemlerinden zarara uğradığını iddia ettiğini ve tazminat talebinde bulunduğunu, ancak davacının söz konusu taleplerinin maddi ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davacının taleplerinin tümünün zamanaşımına uğradığını, Rekabet Kanunu'nda zamanaşımı konusunda özel bir düzenleme bulunmadığından, zamanaşımı def'inin değerlendirilmesinde haksız fiillere ilişkin zamanaşımı süresinin uygulanması gerektiğini Rekabet Kanunu'nda Rekabet Kurumu'na yapılan başvurunun zamanaşımı süresini durduracağına dair bir özel bir hüküm de bulunmadığından süresinin hesaplanması, kesilmesi ve durmasına genel hükümlerin uygulanmasının gerektiğini, 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 72. maddesi gereğince; tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğradığını, ancak tazminatın ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa, bu zamanaşımının uygulandığını, burada esas noktanın, zamanaşımı süresinin bağlandığı "öğrenme" nin kapsamı olduğunu, Yargıtay içtihatlarına göre, zararın mevcudiyetinin öğrenilmiş olmasının yeterli olduğunu, buradan hareketle, tazminatın hesabına yarayacak bütün ayrıntıların, zararın kapsamının bilinmesinin aranmadığını, davacının zararı ve tazminat yükümlüsü kişiyi öğrenmiş olmasının yeterli sayıldığını, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 12.3.2008 tarihli E. 2008/21-1245 K. 2008/249 no'lu kararında "Zararın öğrenilmesi, onun kapsamının değil, varlığının öğrenilmesi anlamındadır, zararın varlığı, niteliği ve esaslı unsurları hakkında bir dava açmaya elverişli hall ve şartların öğrenilmesi, zararın öğrenilmiş sayılması için yeterlidir" denildiğini, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin E. 2012/15359 K. 2014/5834 no'lu kararının ise, huzurdaki dava yönünden özellikle önem teşkil ettiğini, huzurdaki davaya oldukça benzeyen bu kararda Yargıtay'ın tutumu zararın davalı tarafından öğrenilmesi ve dolayısıyla zamanaşımının başlangıcı tarihini, Kurum'a şikâyette bulunulan tarih olarak belirlediğini, davada davacının şikâyet başvurusunun, Kurum kayıtlarına 10.11.2014 tarihinde girdiğini, ayrıca, davacının dilekçesinde bulunan, ... adlı restoranla yaptığını iddia ettiği ve Müvekkili Şirket'in restoranlara baskı yaparak kendisini zarara uğrattığı iddiasına dayanak gösterdiği yazışma görselinin tarihinin de 1-2.10.2014 olarak görüldüğünü, yukarıda yer verilen içtihatlardan ve anılan tarihlerden hareketle, davacının zararı öğrendiği tarihin (en geç) Kurul'a şikâyetçi olarak başvuru yaptığı tarih olan 10.11.2014 olarak kabul edilmesinin gerektiğini, davacının en geç 10.11.2014 tarihinde hem zararı hem de tazminat yükümlüsünü öğrenmiş bulunduğu, böylece TBK m.72'de tanımlanan iki yıllık zamanaşımı süresinin başlaması için gerekli şartların sağlandığı hususunda tereddüdün bulunmadığını, müvekkili ... firmasının bilgi ve iletişim çağının Türkiye'deki önemli temsilcilerinden biri olduğunu, 2000 yılında küçük bir ofiste bir araya gelen genç girişimcilerin bir fikir ürünü olarak ortaya çıkardıkları ...' nin, o zamanlar 20-25 civarı restoranla çalışmaya ve tüketicilerin siparişleri alınarak söz konusu restoranlara iletilmesi şeklindeki küçük çaptaki faaliyetlerine başladığını, o dönemler interneti olmayan restoranlara faks aracılığıyla sipariş geçerken, 2010'lu yıllara gelindiğinde milyonlarca tüketiciye ve binlerce restorana hizmet veren bir online yemek siparişi sitesi olma özelliğini kazandığını, halihazırda 65 şehirde ve 13.000'e yakın üye restoran ve milyonlarca tüketiciye hizmet veren müvekkili ...' nin, neredeyse 20 yıllık geçmişiyle seneler içerisinde kurucularının yenilikçi fikirleri ve çabaları sayesinde ayakta durmasının ardından geçtiğimiz yıl Türkiye'ye yapılan milyar TL'lik yat ırıma konu olan bir başarı öyküsü olarak tanımlanabileceğini, böylelikle bundan 10- 15 yıl önce söz konusu olmayan online yemek siparişi hizmetini adeta yoktan var ederek hem restoranların tüketiciye ulaşmasında yeni bir dağıtım kanalı yaratan müvekkili ...' nin, tüketicilerin daha fazla seçeneğe daha ucuz yollarla ulaşmasını sağlayarak ülkemizin refahına katkıda bulunduğunu, Bu noktada, müvekkili ...' nin restoranlarla tüketicileri buluşturan ve ....com isimli online yemek siparişi platformu olarak faaliyet gösterdiğini, bu platform üzerinden tüketici ve restoranların buluşturulduğunu, mevcut fiziksel dağıtım kanalının sahipleri (restoranlar) ile tüketiciler arasındaki işlem maliyetlerini azaltan bir platform olduğunu, müvekkili ...' nin benzeri platformların toplumsal fayda sağlaması, iki müşteri grubuna (restoranlar ve tüketiciler) yönelik fiyatlamanın yapısının doğru olmasına bağlı olduğunu, günümüzde ... gibi benzer örnekler çok sayıda tüketici ile çok sayıda satıcıyı bir araya getirmeyi amaçlayan platformların neredeyse tamamının tüketicilerden herhangi bir ücret almadığı, satıcılardan ise ağırlıklı olarak işlem başına ücret aldığının görüldüğünü, müvekkili ...' nin de tüketicilere sunduğu hizmet karşılığında tüketicilerden hiçbir ücret talep etmediğini, ... benzeri platformlar ın başarılı olmaları ve toplumsal refaha maksimum katkı sağlamaları yalnızca restoranlardan alınan komisyon ücreti ağırlıklı bir sistemi ayakta tutabilmelerine bağlı olduğunu, bunun da katlanılan maliyetlerin karşılanması ve her iki işlevin de restoran ve tüketiciler nezdinde mağduriyete yol açmaması için, tüketicilerin ... üzerinden restoran bilgilerine ulaşmasının ardından yine ... üzerinden sipariş vermesine bağlı olduğunu, sipariş platformlarının ikinci işlevini yerine getirememesi ve restoranlardan komisyon ücreti alınmaması durumunda, söz konusu şirketin hayatta kalmasının mümkün olmayacağını, davacının 2014 Temmuz ayında online yemek siparişi servisi platform hizmetleri pazarına giriş yaptığını ve bu hizmet karşılığında restoranlarla yaptığı sözleşmelerde komisyonsuz çalışmaya başladığını belirttiğini, ancak Müvekkili şirket'in restoranlara davacıyla çalışılmaması yönünde baskı uyguladığını iddia ettiğini, tüketicilere gereken hizmeti sağlayamayan ve müvekkili ... gibi küçük adımlarla uzun vadede büyümeyi hedeflemek yerine, 1-2 yıllık kısa bir sürede yanlış stratejiler uygulayıp etkinsiz bir çalışma şeklini tercih eden davacının, uğradığı zararlarının sebebi olarak müvekkili ...'ni göstermesinin dayanağının olmadığını, nitekim Rekabet Kurulu nun da davaya konu kararında müvekkili şirketin çalışma şeklinin ardındaki iktisadi mantığı fark ederek bu yönde herhangi bir ihlal değerlendirmesinde bulunmadığını, dava konusu Rekabet Kurulu Kararında ele alınan davranışların ve kararda bahsi geçen Kurul değerlendirmelerinin davacının iddia ettiği yönde olmadığını, davacı tarafın ...'nin birtakım davranışlarının Rekabet Kanunu'na aykırı olduğunu bu kapsamda davacı şirket Rekabet Kurumu'na başvurarak, özetle (i) ...'nin zincir restoranların davacı ile çalışmasına engel olduğunu, (ii) davacı ile çalışılması durumunda restoranlara baskı yapıldığını, (iii) davacı şirketin bu yüzden pazarda büyüyemediğini ileri sürdüğünü, soruşturma sonucunda alınan Rekabet Kurulu kararında, söz konusu dört ana başlıktan yalnızca birine yönelik inceleme yapıldığını, diğer başlıkların tamamının soruşturma kapsamından çıkarıldığını ve ihlal iddialarının da reddedildiğini, Rekabet Kurulu kararında resen incelenen "..." olarak adlandırılan uygulamanın, "most favored customer" ifadesinin kısaltması olduğunu, Türkçe'ye "en çok kayrılan müşteri şartı" olarak çevrildiğini, ... şartının, esas olarak bir sağlayıcının müşterisine bir başka müşteriye daha avantajlı şartlar sunmayacağını temin etmesini ifade ettiğini, uygulamaların müvekkili şirket gibi hem tüketicilere hem restoranlara hizmet verilen çift taraflı pazarlarda faaliyet gösteren platformlar tarafından sıklıkla kullanıldığını, ancak Rekabet Kurulu' nun huzurdaki davanın dayanağı olan Kararından önce bu şekilde bir ... uygulamasını incelemediğini, Kurul' un daha önce, bu uygulamaların doğrudan rekabet ihlali olarak değerlendirilemeyeceğini ve etkinlik arttırıcı etkilerinin de dikkate alınması gerektiğini ifade ettiğini, ... uygulamalarının: l.Grup (Dar ...), 2.Grup (... ...), 3.Grup (... ...) olarak sınıflandırdığını, l.Grup (Dar ...): Restoranın kendisine ait telefon ya da web sitesi gibi bir sipariş kanalı üzerinden sunduğu en iyi koşulların ... platformuna da yansıtılması olduğunu, Örneğin, Pizzacıyı telefonla aradığınızda bir pizza 10 TL'ye satılırken, ... üzerinde 15 TL'ye sat ılıyorsa, ... tarafından restorandan söz konusu pizzanın ...' nde de 10 TL'ye satılmasının talep edilmesi olduğunu, Rekabet Kurulu' nun, davanın dayanağı olan Kararında ...' nin 1. Grup (Dar ...) uygulamalarının hukuka uygun olduğunu belirttiğini, 2.Grup (... ...): ...'nin rakibi üzerinden sunulan, ancak maliyetlerine restoranın katlandığı (örneğin restoranın ...'nin rakibine kendi tercihiyle indirim yapması) indirimlerin ...'ne de yansıtılması olduğunu, örneğin, rakip platform üzerinde restoranın yaptığı indirim sayesinde 10 TL'ye satılan pizzanın, ... üzerinde 15 TL'ye satılıyorsa, ...'nde de 10 TL'ye satılmasının talep edilmesi olduğunu, Rekabet Kurulu' nun, dava konusu Kararında ...' nin 2. Grup (... ...) uygulamalarının soruşturmanın başında hukuka uygun olduğunu belirttiğini, 3.Grup (... ...): ...' nin rakibi üzerinden sunulan ve maliyetlerine rakibin katlandığı (örneğin rakibin kendi isteğiyle indirim yapması) indirimlerin ...'ne de yansıtılması olduğunu, örneğin, rakip platform üzerinde rakibin yaptığı indirim dolayısıyla 10 TL'ye satılan pizzanın, ... üzerinde 15 TL'ye satılıyorsa, ...'nde de 10 TL'ye satılmasının talep edilmesi olduğunu, ... nin hiçbir zaman ... ... uygulamasında bulunmadığını, davacı şirketin, Kurum'a yaptığı şikâyet dilekçesinde belirtmediği ancak Rekabet Kurulu tarafından resen incelenen ... uygulamalarının hukuka aykırı olduğunu ve bu uygulamalar nedeniyle zarar gördüğünü iddia etmesinin, hukuki dayanağının olmadığını, müvekkili şirket'in restoranlarla olan sözleşmelerini feshetme tehdidinde bulunduğunu ve davacının zincir restoranlarla çalışmasının engellendiğini iddia ettiğini, bu iddianın doğru olmadığı ve müvekkili şirketin restoranlara baskı yapmadığı hususunun hem söz konusu restoranlar (...) tarafından ifade edildiğini hem de Kurul tarafından tespit edildiğini, davacı taraf... adlı restoranla yapıldığı iddia ettiği bir e-mail yazışma görseline yer verdiğini ve müvekkili şirketin söz konusu restoran zincirine baskı yaptığını iddia ettiğini, davacının Rekabet Kurulu tarafından kabul edilmeyen iddiasını sayın Mahkeme huzuruna getirdiğini ve bunu desteklemek amacıyla da Rekabet Kurulu Kararında bahsi geçmeyen bir görsele yer verdiğini, davacının... adlı restoranla yaptığını iddia ettiği yazışma görselinin tarihinin 1-2.10.2014 olarak görüldüğünü, davacının Rekabet Kurulu'na şikâyet başvurusunda bulunduğu tarihin 10.11.2014 tarihi olduğu hatırlandığında, söz konusu yazışmanın neden şikâyet aşamasında değil de, soruşturma tamamlandıktan sonra açılan tazminat davası kapsamında mahkemeye sunulduğunun anlaşılamadığını, söz konusu yazışmanın doğruluğunun teyit edilmesinin gerektiğini, yazışmaların ekran görüntüsü olduğunu bu haliyle delil olamayacağını, davacının yeni bir iş modelini benimsediği ve restoranlara kurye hizmeti sunmaya başladığını ancak davalı müvekkili şirketin de kısa sürede bu iş modeline geçerek pazardaki rekabeti yok edecek faaliyetler yürüttüğünü iddia ettiğini, davacının bu iddiasını neye dayandırdığı ve hangi faaliyetlerin hangi nedenlerle rekabeti yok ettiğinin anlaşılamadığını, davacının huzurdaki dava konusu Rekabet Kurulu Kararında bu yönde bir iddiada bulunmadığını, Rekabet Kurulu nun da konuyla ilgili herhangi bir ihlal tespitinde bulunmadığını, bu bakımdan, müvekkili şirket'in davacının kurye hizmetlerine yönelik olarak ne tür faaliyetlerinden bahsettiğinin anlaşılamadığını, davacının kurye hizmetlerine başlamasının ardından müvekkili ...' nin de bu yönde faaliyetler yürütmesinin, herhangi bir kanunu ihlal etmediğini ve hukuka aykırı bir fiil de teşkil etmediğini, tam aksine, bu yönde bir faaliyetin tam da rekabetin gereği olduğunu, davacının müvekkil şirketin ... uygulamalarının amacının davacının pazarda tutunmaması olduğunu, söz konusu ... kayıtlarının en geniş haliyle uygulandığını, zincir restoranlarla çalışmasının engellendiğini iddia ettiğini, davacının söz konusu iddialarının gerçeği yansıtmadığını, müvekkili ...' nin, huzurdaki davanın dayanağı olan Kurul kararı döneminde restoranlarla imzalad ığı sözleşmelerdeki ilgili ... maddesinin (maddeye Kurul kararının 129. maddesinde de yer verildiği): "Üye işyeri paket servis/eviere serviste herhangi bir kanalda veya tüm kanallarında (interaktif televizyon, internet sitesi, telefonla sipariş alma, ..., ... kanallara örneklerdir ve bunlara benzer farklı mecralar da kanallar dahilinde kabul edilir.) kullanıcı/müşterilerine uyguladığı her türlü kampanya, promosyon, fiyat, ürün ve diğer içerikli kampanya çalışmalarında aynı çalışmaları ... üzerinde de uygulayacağını kabul eder. " söz konusu ... maddesinin Rekabet Kurulu tarafından 3 ayrım altında incelendiğini, Rekabet Kurulunun, dava konusu Kararında ...'nin 1. Grup (Dar ...) uygulamalarının hukuka uygun olduğunu belirtmiştir. 2.Grup (... ...) açısından ise, Kurul tarafından bu uygulamaların soruşturmanın başında hukuka uygun olduğunu belirtilmekle beraber, soruşturmanın 9. ayında hazırlanan Soruşturma Raporunda bu görüşün değiştirildiğini, ayrıca söz konusu Kurul kararının hâlihazırda derdest olan iptal davasına konu edildiğini, davada haksız fiil sorumluluğu unsurlarından illiyet bağı bulunmadığını, davacının Müvekkili Şirket'in fiili yüzünden pazardaki faaliyetlerini durdurmak zorunda kaldığı yönündeki iddiasının, genel hayat deneyimlerine ve olayların akışına uymadığı, davacının pazarın gereklerine uymayan yanlış ticari stratejiler izlemesi ve kendi basiretsiz uygulamaları nedeniyle zarara uğradığını, davacı ile müvekkili şirketin de yer aldığı bu piyasada başka şirketlerin de faaliyette bulunduğunu, diğer rakip şirketlerin faaliyetlerine başarılı bir şekilde devam edip, sadece davalının faaliyetine son vermek zorunda kaldığı yolundaki iddiasının gerçeği yansıtmadığını, doğru stratejiler izleyerek piyasada başarıyla faaliyet gösteren teşebbüslerin de olduğunu, davacının uğradığı zararın kendi yanlış stratejileri veya müvekkili dışındaki etmenler olduğunu, dolayısıyla iddia edilen fiil ile zarar arasında uygun illiyet bağının bulunmadığının görüleceğini, davacının kendi basiretsiz uygulamalarından ötürü zarar gördüğünü bu nedenle huzurdaki davada illiyet bağının bulunmadığını, davacı dilekçesinde online yemek siparişi-servisi platform hizmetleri pazarında faaliyet gösterebilmek için çok ciddi bir kaynak ayırmış olduğunu, pazarda kendisine bir yer edinebilmek için yazılım geliştirme, saha faaliyetleri, müşteri hizmetleri ve pazarlama faaliyetleri için büyük yatırımlar yaptığını ancak doğrudan doğruya müvekkili şirketin fiilleri nedeniyle faaliyetine son vererek yatırımlarının battığını iddia ettiğini, ancak zararın sebebinin yatırım da ölçeğin doğru kurgulanmamış olabileceği ve yanlış ticari kararlar olduğu, davacının online yemek siparişi-servisi platform hizmetleri pazarının gereği olan yenilikçi hizmetleri sunamadığını, ayrıca davacının çalışma modelinin pazarın gerekleri ile örtüşmediğini, piyasaya giren bütün teşebbüslerin piyasada kalmasının da, hayatın olağan akışına uygun bir beklenti olmadığını, piyasaya yeni giriş yapan bir teşebbüsün, piyasadaki güçlü rakiplerinin karşısında tutunabilmesinin iki yolu olduğunu, yeni giriş yapan teşebbüs ya rakiplerinden daha iyi kalitede hizmet sunmasının gerektiği, davacının müvekkili şirketten daha iyi kalitede hizmet sunmadığı, hatta hizmetin asgari gereklerini yerine getirebilecek yeterlilikte olmadığının anlaşıldığını, bunun da davacının kendi basiretsiz uygulamaları nedeniyle zarar gördüğüne delalet olduğunu, davacının online yemek siparişi - servisi platform hizmetleri pazarının gereği olan yenilikçi hizmetleri sunamadığını, davacının çalışma modelinin pazarın gerekleriyle örtüşmediğini, davada haksız fiil sorumluluğu açısından kusur unsurunun bulunmadığını, müvekkili şirketin Rekabet Kurulu soruşturması öncesi ve sonrasında kusurun varlığından bahsedilemeyeceğini, müvekkili şirketin tipitip dosyası ve crawler programı ile restoranları izlediği ve farklı fiyat tespit ettiğinde restoranlara baskı uyguladığı iddiasının gerçek dışı olduğunu, 1.Grup ...'nin Kurul tarafından hukuka aykırı bulunmadığı ve 2 ve 3. Grup ...'nin de yalnızca münferit birkaç uygulamadan ibaret olduğu yinelediklerini, söz konusu dosya ve uygulamanın müvekkili şirketin günlük ticari faaliyetleri için kullandığı uygulamalar olduğunu, uygulamaların kullanılmasının, herhangi bir rekabete aykırılık kastı bulunduğu şeklinde yorumlanamayacağını, davada haksız fiil sorumluluğu açısından zararın söz konusu olmadığını, davacının zararının müvekkili şirketin iddia edilen fiillerinden doğmadığını, zararın davacının kendi ticari kararları nedeniyle doğduğunu, yine iddia edilen ihlalin süresi incelendiğinde zararın müvekkili şirketin fiillerinden doğmadığının anlaşıldığını, davacının zararını ispat edemediğini ve belirleyemediğini, Kanunun 58.maddesinin hakim durumun kötüye kullanılması bakımından uygulanamayacağını, tazminata hükmedilmesinin zorunluluk arz ettiği iddiasının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davanın reddi ile yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME ve GEREKÇE:
Dava, tarafların aynı sektörde faaliyet gösterdikleri de dikkate alınarak davalı tarafın Rekabetin Korunması Hakkında Kanun uyarınca haksız rekabet konusu olan eylemleri olup olmadığı, bu eylemler dolayısıla davacı tarfın tazmin edilmeyi gerektirir zararı olup olmadığına ilişkin haksız rekabetten kaynaklanan tazminat davasıdır.
Dilekçeler aşaması tamamlanmakla, mahkememizin ön inceleme duruşmasında dava şartları ve ilk itirazlar incelenmiş, tarafların sulh olma imkanının bulunmadığının tespiti ile uyuşmazlık noktaları belirlenerek tahkikat aşamasına geçilip, deliller toplanmıştır.
Bilirkişiler Prof. Dr. ..., Prof. Dr. ..., Dr. Öğr.Üyesi ... tarafından hazırlanan bilirkişi raporunda:"Tarafların iddia ve itirazlan, sunulan deliller ve tüm dosya kapsamı değerlendirilerek, davalı tarafın rekabetin kısıtlanmasına konu olabilecek tutum, eylem ve işlemleri olup olmadığı, rekabetin kısıtlanmasına ilişkin tutum, eylem ve işlemler var ise davacı tarafın bu sebeple uğradığı zarar olup olmadığı, zarar var ise bu kapsamda ne kadar tazminat talep edileceğinin belirlenmesi şeklindedir. İşbu raporumuzda yapmış olduğumuz açıklamalar ışığında, tüm hukuki süreçleri tamamlanarak kesinleşen Rekabet Kurulu'un 09.06.2016 tarih ve 16- 20/347-1S6 sayılı kararı İle Davalı teşebbüs ...'nin uyguladığı ... şartı İle 4054 sayılı Kanun'un 6. maddesini ihlal ettiğinin Kurut'ca belirlendiği, haksız fiil sorumluluğu çerçevesinde yapılan değerlendirme neticesinde; Rekabetin kısıtlanmasına yönelik ...'nin ... uygulamasının, haksız fiil sorumluluğu doğabilmesi için aranan dört koşuldan biri olan "hukuka aykırı eylem (fiil)" şartının sağlandığını gösterdiği, ancak, haksız fiil sorumluluğu için aranılan diğer üç koşulun {zarar, kusur ve nedensellik bağı) huzurdaki davada sağlanmadığı, zira, ... şartının uygulanmasına ve dolayısıyla rekabet ihlaline Kurul'un almış olduğu Geçici Tedbir Kararı neticesinde 18.03.2015 tarihî itibariyle son verildiği, davacı teşebbüsün faaliyetlerini 2016 yılı Haziran ayında, üstelik Kurul ... şartı nedeniyle ...'ne idarî para cezasını uyguladığı ve böylece ... şartının sadece geçici tedbir olarak değil kesin olarak yasaklandığı günlerde sonlandırabileceği, dolayısıyla, Geçici Tedbir Kararı'nın verildiği 2015 yılı Mart ayı ile davalı teşebbüsün piyasa dışına çıktığı 2016 yılı Haziran aylan arasında 15 ay boyunca ... şartının uygulamadığı. Davacı teşebbüsün pazarda ... şartı olmadan 15 ay gibi uzun bir süre faaliyet gösterdikten sonra ve aynca ... şartının nihai karar ile kesin olarak yasaklanmasının hemen ardından faaliyetlerine son vermesinin nedeninin, 15 ay önce uygulanmış bulunan ... şartı olamayacağı, iki olay arasında bir neden-sonuç ilişkisi kurmanın mümkün gözükmediği, Davacı'nm pazar dışına çıkmasının kendi iradesiyle gerçekleşen bir eylem olarak görülmesinin hayatın olağan akışına daha uygun olduğu, ... şartı olmadan geçen İS ayın pazara yeni giren bir teşebbüsün pazarda tutunabilmeği için yeterince uzun bir süre olduğu ve hatta ... şartını yasaklayan Geçici Tedbir Kararı'nın Davacı'nın zincir restoranları kendisi ile anlaşma imzalama konusunda ikna etmesini kolaylaştırarak pazarda tutunabilmesi için ona çok uygun bir ortam oluşturduğu, netice olarak dört maddi koşuldan üçünün sağlanamaması nedeniyle haksız fiil koşullarının oluşmadığı, haksız fiil sorumluluğundan bahsedilemediğini, davacı teşebbüs lehine tazminata da gerek olmadığı sonuç ve kanaatine ulaşıldığına ilişkin" rapor düzenlenmiştir.
Bilirkişiler Prof. Dr. ..., Prof. Dr. ..., ... tarafından hazırlanan 21.04.2022 tarihli raporda: "Somut olayda Rekabet Kurulu'nun 09.06.2016 tarih ve 16- 20/347-156 sayılı kararı ile davalı ...'nin uyguladığı ... şartı ile 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanunun 6 ncı maddesini ihlal ettiğinin belirlendiği ve bu kararın idari yargı nezdindeki tüm hukuki süreçler tamamlanarak kesinleştiği anlaşılmaktadır. Yargı denetiminden geçen ve uzman niteliği taşıyan bir idari otorite tarafından verilen söz konusu kararın, haksız fiilin unsurlarından biri olan "hukuka aykırı fiil" bağlamında, takdiri Mahkemeye ait olmak üzere, kuvvetli bir delil olduğu, davacı şirket yasal defter ve dayanak belgelerinde yapılan incelemeler neticesinde davacı şirketin huzurdaki dava tarihine kadar dava konusu edilen faaliyetleri gerçekleştirmek üzere kurulduğu ve bu yönde bir çaba içerisine girdiği başkaca herhangi bir faaliyetinin olmadığı, davacı şirketin esas faaliyet yönünden 2014 yılında 987.693,90 TL, 2015 yılında 2.126.087,16 TL ve 2016 yılında 1.008.489,86 TL tutarında ticari zarar raporladığı bu şekilde toplam zararın 987.693,90 + 2.126.087,16 + 1.008.489,86 = 4.122.270,92 TL tutarında gerçekleştiği, sayın mahkemece davacı tarafın zarar iddiasının kabulüne yönelik bir kanaat oluşması durumunda davacının huzurdaki davada talep edebileceği zarar tutarının toplam 4.122.270,92 TL olarak hesaplandığı, davacı şirketçe toplam duran varlık yatırımları 2014 yılında 155.845,55 TL iken bu rakam 2015 yılında 241.017,74 TL ve 2016 yılında 204.246,74 TL olarak gerçekleştiği, duran varlık yatırımlarına ilişkin olarak ayrılan amortismanların gelir tablosunda gider olarak yer aldığı, davacı tarafın huzurdaki dava tarihine kadar duran varlık yatırımlarını elden çıkardığına yönelik bir belgeye rastlanılmadığı, duran varlık yatırımlarının elden çıkartılması ve satış hasılatı ile maliyet bedeli arasında negatif bir fark olması durumunda duran varlık yatırımlarına yönelik olarak bir zarardan bahsedilebileceğine ilişkin" rapor düzenlenmiştir.
Bilirkişiler Prof. Dr. ..., Prof. Dr. ..., Dr. Öğr.Üyesi ... tarafından hazırlanan 25.02.2023 bilirkişi ek raporunda:"Davalı yanın itirazlarının tek tek ve ayrıntılı olarak değerlendirilmesi neticesinde bilirkişi kök raporumuzdaki görüş ve kanaatlerimizde herhangi bir değişikliğin meydana gelmediği, davalı taraf vekilinin bilirkişi kök raporumuza karşı vermiş olduğu itiraz dilekçesinde "... Müvekkili Şirketin Kurul'un 18.03.2015 tarihli geçici tedbir kararı kapsamında ... uygulamalarını 2015 yılı Mart ayı itibariyle sonlandırdığını" bu nedenle dava konusu zarar hesabının Mart 2014 - Mart 2015 dönemini kapsaması gerektiğini beyan ettiğini, sayın mahkeme tarafından zarar hesabının bu tarihler arasındaki döneme göre yapılması gerektiği yönünde bir kanaate varılması durumunda Mart 2014 -Mart 2015 tarihleri arasında toplam zararın 987.693,90 + 349.145,72 = 1.336.839,62 TL olarak tespit edildiği sonuç ve kanaatine varıldığına ilişkin" rapor düzenlenmiştir.
Bilirkişiler Prof. Dr. ..., ..., Doç. Dr. ... tarafından hazırlanan 21.02.2024 tarihli raporda: "Rapor içeriğinde yapılan açıklamalar muvacehesinde, dosyaya mübrez belge, bilgi, dava dosyası, davacı yana ait ticari defter ve belgeler ile sınırlı olarak yapılan tespit, inceleme ve değerlendirmeler neticesinde; davalı ... A.Ş.'nin hâkim durumu kötüye kullanmış olduğu, RKHK m. 57 uyarınca davacının davalıdan zararını tazmin talep hakkı doğduğu,somut ihtilafta haksız fiil sorumluluğunun unsurlarının mevcut olduğu fakat davacının yoksun kaldığı kazancın Ağustos 2014 ve Şubat 2015 arasındaki dönem ve faaliyet gösterdiği bölge ile sınırlı olarak illiyet bağı bulunduğu, davalının eylemleri sebebiyle davacı bir miktar kazançtan yoksun kaldığı; ancak bunun miktarını ispata yarar bir somut verinin yalnızca davacının ticari defterleri olduğu, tarafımızca hesaplanan miktarın, davacının Mart 2014 ile Şubat 2015 arasındaki dönemde davalının eylemleri olmasaydı, faaliyet gösterdiği bölgede kaç adet restoranla çalışabileceği, bunun sonucunda ne kadar kar elde edeceğini belirlemede elverişli ve yeterli olduğu görüşüne varılır ise zarar miktarı hesaplanan şekilde olabileceği; aksi halde TBK m.50/f.2 uyarınca uygun bir tazminata hükmedilebileceği, davacının RKHK m.58 uyarınca yoksun kaldığı kazancın 3 katına kadar tazminat talep edilebileceği, dava konusunun, davalı yanın Rekabet Kanunu'nu ihlal etmek suretiyle pazardaki eylemleri nedeniyle davacı şirketin uğranıldığı iddia edilen zararın şimdilik 100.000,00 TL'sinin üç katının davalı şirketten alınarak davacıya tazminat olarak verilmesi talebinden ibaret olduğu, davacının 2015 ve 2016 yılları ticari defterlerinin yasal süreler içinde ve usulüne uygun şekilde açılış ve kapanış onamalarının yapıldığı tespit edilmiş olup, sahibi lehine delil olma vasfı mahkemenin takdirlerine bırakıldığı, davalı yan vekili ile yapılan mali görüşmelerde, incelemelerde davacı şirketin defterlerinin incelenmesi gerektiği bildirildiğinden, bu bağlamda davalı şirketin ticari defterleri incelenmediği, davacı şirketin mali verilerine göre, 2014 yılı dönem sonunda 987.693,90 TL zarar durumunda olduğu, 2015 yılında 2.124.087,16 TL zarar durumunda olduğu ve 2016 yılında ise 1.008.489,86 TL zarar ettiği, bu şekilde toplam zararın 987.693,90 + 2.126.087,16 + 1.008.489,86 = 4.122.270,92 TL tutarında gerçekleştiği, mahkemece dava konusu zarar hesabının Mart 2014 / Mart 2015 dönemini kapsaması gerektiği yönünde görüşe varılması durumunda, davacı şirketin esas faaliyet yönünden 2014 yılında 987.693,90 TL, 2015 yılı mart sonu itibariyle 349.145,72 TL tutarında ticari zarar ettiği ve bu şekilde Mart 2014 / Mart 2015 tarihleri arasında toplam zararın 987.693,90 + 349.145,72 = 1.336.839,62 TL tutarında olacağı, davacı şirketçe toplam duran varlık yatırımları 2014 yılında 155.845,55 TL iken bu rakam 2015 yılında 241.017,74 TL ve 2016 yılında 204.246,74 TL olarak gerçekleşmiş olup, söz konusu duran varlık yatırımlarına ilişkin olarak ayrılan amortismanlar gelir tablosunda gider olarak yer aldığı, davacı tarafın huzurdaki dava tarihine kadar duran varlık yatırımlarını elden çıkardığına yönelik bir belgeye rastlanılmadığı, duran varlık yatırımlarının elden çıkartılması ve satış hasılatı ile maliyet bedeli arasında negatif bir fark olması durumunda bir zararın oluşup oluşmadığı hususu Mahkemenin taktirinde olacağına ilişkin" rapor düzenlenmiştir.
Bilirkişiler Prof. Dr. ..., ..., Doç. Dr. ... tarafından hazırlanan ek raporda:"Bilirkişi heyetimizce yukarıda açıklanan nedenlerle davalının RKHK çerçevesinde hakim durumu kötüye kullanmış olduğu, TBK m. 49 vd. hükümleri uyarınca davalı fiilinin haksız fiil teşkil ettiği ve haksız fiil sorumluluğunun somut olayda mevcut olduğu, RKHK m. 57 uyarınca davacının davalıdan zararını tazmini m. 58 gereğince davacının yoksun kaldığı kazancın üç katını talep edebileceği Mart 2014 / Şubat 2015 döneminde davacının toplam zararının 1.336.839,62 Türk lirası olarak tespit edildiği, TBK m. 50/2 uyarınca zarar tutarının belirlenmesinde hâkimin takdir yetkisi bulunduğu yönündeki değerlendirmenin mahkemenin taktirinde olduğuna ilişkin" ek rapor düzenlenmiştir.
Davacılar vekili 03/04/2024 tarihli talep artırım dilekçesinde: HMK md. 107/2 uyarınca işbu davamızdaki tazminat talebimizin 1.336.839,62 TL'nin 3 katı olan 3.910.518,86 TL olduğunu belirtir; davamızın kabulü ile 3.910.518,86 TL tazminatın Merkez Bankası'nın kısa vadeli krediler için uyguladığı avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Yapılan yargılama sonucunda:
Toplanan tüm delillerin değerlendirilmesi sonucunda davacı tarafça davalının Rekabet Kurulu ile sabit olan hakim durumunu kötüye kullanma niteliğindeki haksız ve kasıtlı uygulamaları sonucu davacı şirketin uğradığı maddi zararın giderilmesi için maddi tazminat davasının açıldığı görülmüştür.
Mahkememiz dosyası ile ilgili olana mevzuat hükümlerine göre; TBK m. 49'da düzenlenen haksız fiil "Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren bu zararı gidermekle yükümlüdür.". RKHK m. 57'de "Her kim bu Kanuna aykırı olan eylem, karar, sözleşme veya anlaşma ile rekabeti engeller, bozar ya da kısıtlarsa yahut belirli bir mal veya hizmet piyasasındaki hâkim durumu kötüye kullanırsa bundan zarar görenlerin her türlü zararını tazmine mecburdur."
RKHK'ya aykırılıktan, dolayısıyla haksız rekabetten söz edebilmek için dört şartın birlikte var olması gerekmektedir. Bu şartlar hukuka aykırı fiil, kusur, zarar ve illiyet bağıdır.
09.06.2016 tarih ve ... sayılı Rekabet Kurulu kararında davalı eylemlerinin hukuka aykırı olduğu belirlenmiş, Kurul Kararı'nın hüküm fıkrasında da Davalı'nın online yemek siparişi-servisi platform hizmetleri pazarında hakim durumda olduğuna, ... uygulamaları ile rakip platformlarda daha iyi/farklı koşullar (fiyat, indirim, promosyon, menü içeriği, ödeme şekli, gönderim bölgesi ve limiti gibi) sunulmasını önlemesinin ilgili pazarda dışlayıcı etkiler doğurduğuna, anılan uygulamaların 4054 sayılı Kanun m. 6 hükmü kapsamında kötüye kullanma teşkil ettiğine, Davalı'ya 427.977,70.- TL idari para cezası verilmesine, Davalı'nın indirimlerin maliyetine kimin katlandığından bağımsız olarak rakip platformlarda daha iyi/farklı koşullar sunulmasını engelleyen her türlü ... uygulamasına son vermesi gerektiğine, ayrıca sözleşmelerin yeniden düzenlenmesine ve Kuruma tevsik edilmesine karar verilmiş, anılan kararın iptali talebiyle davalı tarafından açılan dava .... İdare Mahkemesi'nin 24.11.2017 tarih ... sayılı kararı ile reddedilmiş; işbu karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine ... Bölge İdare Mahkemesi 7. İ.D.D. 23.03.2018 tarih ... sayılı kararı ile istinaf başvurusunun reddine karar vermiştir; anılan kararın davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine Danıştay 13. Dairesi 09.07.2018 tarih 1925/2329 sayılı kararı ile kararın onanmasına hükmetmiştir. Bu husus, davalı eyleminin hukuka aykırı olduğunu ortaya koymakta olup, hukuka aykırılık koşulu gerçekleşmiştir.
Davalının uyguladığı ... şartı ile RKHK m. 6 hükmünü ihlâl ettiği, Rekabet Kurulunun 09.06.2016 tarih ... sayılı kararında belirtilmiş olup, piyasada hâkim durumda olan davalının basiretli bir tacir gibi davranmadığı, indirim avantajlarının maliyetine rakiplerin katlanmakta olduğu, bu durumun da davalının kusurunu oluşturduğu kanaatine varılmıştır.
Dosyaya sunulu e-posta yazışmalarından davalının rekabete aykırı fiilleri nedeniyle işletmelerin davacı ile olan sözleşmelerini tek taraflı olarak feshettikleri, bundan dolayı da davacının kârdan mahrum kaldığı, davacının mali verilerine göre Mart 2014 / Şubat 2015 döneminde toplam zararının 1.336.839,62 Türk lirası olacağı bilirkişilerce hesaplanmış olup, zarar koşulu da dosyamızda mevcuttur.
Somut olayda davalının fiilleri neticesinde davacının faaliyet göstermekten alıkonulması davalı eylemi ile davacının uğramış olduğu zarar arasında uygun nedensellik bağı olduğu dosya kapsamından anlaşılmaktadır.
Netice olarak davalının RKHK çerçevesinde hakim durumu kötüye kullanmış olduğu, TBK m. 49 vd. hükümleri uyarınca davalı eylemlerinin haksız fiil teşkil ettiği ve haksız fiil sorumluluğunu doğuracak olan haksız fiil, kusur, zarar ve nedensellik bağından oluşan koşulların hepsinin var olduğu anlaşılmıştır. Buna göre; somut olayda mevcut olduğu, RKHK m. 57 uyarınca davacının davalıdan zararını tazmini m. 58 gereğince davacının yoksun kaldığı kazancın üç katını talep edebileceği, zira buna ilişkin olarak davacı tarafça sunulan uzman görüşünde de belirtildiği ve mahkememizce de yerinde görüldüğü üzere, üç kat tazminatın varlık sebebinin caydırıcılığın sağlanması olması, Kurulun ...'ye dayalı uygulamaları istikrarlı olarak hukuka uygun bulması şeklinde bir yaklaşımın söz konusu olmaması, yasaklanan davranışın rakiplerin piyasadan dışlanması niteliğinde olması, yeni bir ihlalin varlığı gerekçesi ile üç kat tazminata hükmedilmemesinin yerinde olmayacak olması, davalının Rekabet Kurulu kararına ve dosyaya yansımış olan tüm bu davranışları karşısında basiretli tacir konumunda olan Davalı'nın ihmalen hareket ettiğinden söz edilemeyeceği somut uyuşmazlıkta Kurulun oldukça düşük bir idari para cezası vermesi karşısında caydırıcılığın tesisi adıma üç kat tazminata hükmedilmesinin isabetli olacağı kanaati ile, hükme esas alınmaya elverişli bulunan 21/02/2024 tarihli rapor ile bu raporu sunan heyetten en son alınan ek raporunda da belirlendiği üzere Mart 2014 / Şubat 2015 döneminde davacının toplam zararının 1.336.839,62 Türk lirası olarak tespit edilmiş olması karşısında, bu tutarın üç katı olan 3.910.518,86 TL'nin zarar başlangıcı olarak belirlenen 2014 yılı Mart ayı itibari ile 01/03/2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
1-Davanın kabulü ile,
3.910.518,86 TL'nin 01/03/2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 267.127,54 TL harçtan davacılar tarafından peşin olarak yatırılan 1.707,75 TL peşin harç ve 66.781,89 TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 68.489,64 TL harcın mahsubu ile bakiye 198.637,90 TL harcın davalı taraftan tahsili ile hazine adına irad kaydına,
3-Davacı tarafından peşin olarak yatırılan 31,40 TL başvurma harcı, 1.707,75 TL peşin harç ve 66.781,89 TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 68.521,04 TL harcın davalı taraftan tahsili ile davacılara ödenmesine,
4-Davacı tarafından yapılan 318,20 TL tebligat ve müzekkere gideri, 29.250,00 TL bilirkişi rapor ücreti olmak üzere toplam 29.568,20 TL yargılama giderinin davalı taraftan tahsili ile davacılara ödenmesine,
5-Davalı tarafından yapılan giderinin davalı üzerinde bırakılmasına,
6-Davacılar kendilerini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T'deki esaslara göre belirlenen 456.841,51 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine,
7-Karar kesinleşene kadar yapılacak yargılama giderlerinin davacıların gider avansından karşılanmasına, karar kesinleştikten sonra bakiye gider avansının istek halinde davacılara iadesine,
Dair, HMK 345 maddesi uyarınca kararın taraflara tebliğ edildiği tarihten başlayarak iki hafta içinde HMK 342 maddesi gereğince düzenlenmiş dilekçe ile HMK 343 maddesi uyarınca mahkememize veya başka bir mahkemeye yapılacak başvuru ile HMK 341/1 maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olarak davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı oy birliği ile verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 16/10/2025
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır