T.C.
İSTANBUL
12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2018/406 Esas
KARAR NO:2024/11
DAVA:Alacak (Vekalet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:09/05/2018
KARAR TARİHİ:10/01/2024
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Vekalet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilin 15/12/2012 tarihinde meydana gelen trafik kazası sonrasında sağ ve sol bacağında fibula ve tiba kemiklerinde ve muhtelif başka yerlerinde kırıklar ve kulak zarında hasar meydana geldiği, bunun sonrasında müvekkil uzun bir tedavi yaklaşık 5 yıl süreci geçirmiş ve kırığı iyileştiği, ancak söz konusu kırıklar sebebiyle müvekkilin bacaklarında cilt üzerinde laserasyon meydana geldiği, işbu yara izinin ortadan kaldırılması ve deri üzerinde görünmez hale getirilmesi ve kulak zarındaki hasarın ortaya çıkardığı duyma kaybının tedavisi amacıyla davalı doktora başvurduğu ve kendi muayenehanesinde tedavi süreci başladığı, davalı doktor tarafından müvekkille tanı konulduğu ve tedavisine başlandığı, davalı doktor tarafından yeterli teçhizatın olmaması sebebiyle işbu operasyonun diğer davalı ... Hastanesinde gerçekleştirileceği söylediği, Temmuz 2016 tarihinde davalı hastanede zikredilen operasyon yapıldığı ve müvekkilin yara izi olan yerlerine 25x50 cc boyutlarında expenderler takıldığı, ancak söz konusu expenderin takılması sonrasında müvekkilin yara izleri daha da büyüdüğü ve kızarmış ve hatta doku nekrozu olduğu, davalı doktor KBB alanında ihtisas yaptığı ve davaya konu müdühüleyi yapma hususunda uzmanlığı bulunmadığı, davaya konu operasyona plastik cerrahi uzmanı dahil olmadığı, operasyona ilişkin tıbbi evraklar epikrizler mevcut olmadığı, davaya konu estetik müdahale davalı hastanede gerçekleştiğinden hastanenin sorumluluğunun mevcut olduğu, davalı hastane hiçbir hasta kaydı epikriz düzenlemediği, yukarıda arz ve izah edilen nedenlerle davanın kabulü ile maddi tazminat talebi olarak müvekkilin davaya konu estetik operasyon için ödediği 10.000,00 TL ile, kullandığı ilaç, muayene ve yol masraflarının karşılığı olarak şimdilik 1.000,00 TL olmak üzere ve fazlaya dair her türlü talep ve dava hakkı saklı kalmak kaydıyla şimdilik 11.000,00 TL maddi tazminatın davalılardan yasal faizi ile birlikte müşterek ve müteselsilen tahsiline, manevi tazminat yönünden müvekkil lehine 100.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan yasal faizi ile birlikte müşterek ve müteselsilen tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Mahkemeniz nezdinde görülen, işbu dosya kapsamında davalı hekim 19.08.2017-19.08.2018 vadeli ... poliçe nolu Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi ile güvence altına alındığı, davalının müvekkil şirketçe söz konusu poliçe ile teminat altına alınmış olması teminatın tamamen ve otomatik olarak ödeneceği anlamına gelmediği, öncelikle sigorta poliçesinin genel ve özel şartları bakımından asgari şartların sağlanması gerektiği, sigortalı hekimin branşı itibariyle estetik operasyon yapma, davacı yanın bacağındaki yara izlerinin geçmesi için expender (doku genişletici) yerleştirme yetkisi bulunmadığı, bu tür ameliyatlar plastik cerrahi uzmanları tarafından yapıldığı, bu nedenle poliçe teminatı dışında kalan davaya ilişkin olarak müvekkil şirketin sorumluluğu bulunmadığı, davacı yanın iddialarının değerlendirilebilmesi ve müvekkil şirketin hukuki sorumluluğunun tespiti açısından söz konusu müdahalede bir komplikasyon mu yoksa malpraktis mi mevzu bahis olduğunun Sayın Mahkemece tespit edilmesi hekimin sorumluluğunun doğabilmesi için, gerçekleştirilen teşhis ve tedavi yöntemlerinde tıbbi standartın uygulanmamış olması gerektiği, sigortalı hekim, tıbbın gerektirdiği azami beceriyi göstermiş, yapılabilecek en iyi tedaviyi gerçekleştirmiş, mesleğinin gereğini başarılı bir şekilde uyguladığı, olayda sigortalı hekimin hiçbir kusuru bulunmamaktadır. yukarıda arz ve izah edilen nedenler ve Sayın Mahkemece resen tespit edilecek sebeplerle ve herhalde haksız ve mesnetsiz davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP:Davalı ... ... Sağlık Hizmetleri vekili cevap dilekçesinde özetle; Uygulanan tedavinin tıbbi literatüre ve tıp bilimindeki verilere aykırı olarak uygulanmış olmasını, doktor ile hasta arasında kurulmuş olan vekalet sözleşmesi gereğince doktorun yükümlülüğü, hastayı o andaki tıbbi verilere ve tıp literatüründe kabul edilmiş uygulama ve yöntemlere göre özenli bir şekilde tedavi ettiği, doktor bu tedaviyi doğru bir şekilde uygulamakla yükümlülüğünü de yerine getirdiği, tedavinin başarıya ulaşıp ulaşmaması ise ayrı bir sorun olduğu, burada doktora mutlaka tedavinin başarılı olacağı şeklinde bir sorumluluk yüklenemediği, doktor tedaviyi doğru bir şekilde uygulamış olsa bile, tıp bilimince kabul edilen ve önceden engellenmesi mümkün olmayan yan etki veya sonuçlar sebebiyle ya da vücudun tedaviye olumlu cevap vermemesi veya hastanın tedavi gereklerini yerine getirmemesi gibi nedenlerle hasta iyileşememiş ve tedavi başarıya ulaşmamış ve hatta daha vahim sonuçlar meydana geldiği, bu sonuçların hiçbirinden doktor sorumlu tutulamayacağı, doktorun tedaviyi tıbbi verilere uygun olarak özenli bir şekilde uygulaması, doktorun sorumluluğunu yerine getirmiş olması bakımından yeterli olup, doktorun sorumluluğu ancak tedaviyi yanlış veya tıbbi verilere aykırı olarak uygulaması durumunda olduğu, müvekkilimin veya tedaviyi yapan doktorun herhangi bir kusurunun olmadığı, davacıya uygulanan tedavilerin tıp bilimince kabul görmüş ve doğru uygulamalar olduğu, dolayısıyla davadaki gerekçe ve taleplerin yerinde olmadığı görüleceği, ayrıca, davalı yapılacak operasyonla ilgili olarak bilgilendirilmiş ve aydınlatıldığı, hasta dosyasında belgeler mevcut olduğu, dava, haksız ve dayanaksız olduğu, davanın reddini yukarıda sunulan nedenlerle davanın reddine, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP:Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkil KBB Baş ve Boyun cerrahisi alanında maruf bir üne sahip uzun yıllar başarılı çalışmaları olan 30 yıldan fazla süreyle ... Eğitim ve Araştırma Hastanesinde tecrübeli bir hekim olduğu, davacının 8 yıllık hastası olduğu, davacı geçirmiş olduğu trafik kazası nedeniyle 2012 yılında sol kulağında bulunan benzer sorun nedeniyle başarılı şekilde bir operasyon geçirdiği, davacı 2016 yılında tekrar müracaat ederek diğer kulağında sorun olduğunu ve ameliyat olmak istediğini ayrıca, aradan geçen zaman zarfından trafik kazası geçirdiğini, 08/07/2016 tarihinde ... Hastanesinde kulak ameliyatı müvekkilin ... tarafından kulak zarı tamir edilmek suretiyle başarıyla gerçekleşmiş ve hasta müvekkilin ameliyatı neticesinde şifa bulduğu, öncelikle davacının geçirdiği trafik kazası kaynaklı yaralanma kemik kırılması ve buna bağlı olarak evvelce geçirmiş olduğu operasyonlar neticesinde bacaklarında bulunan skar kalıcı nitelikte olup, sadece görünüm ve yoğunluğunun azalacağı, davacı tarafından da araştırma yaparak geldiği davacı ...'un imzaladığı onam belgesinde doku genişletme ameliyatının riskleri kuşkuya yer vermeyecek şekilde açıklandığı, 08/07/2016 günü gerçekleşen operasyondan davacı 09/07/2016 tarihinde tabur edildiği ve 3 gün sonra kendisi arandığında kaşıntı ve yanma hissi olduğunu beyan etmesi üzerine aynı gün kontrole çağırılıp muayene edildiği, yapılan kontrolde sağ bacakta takılı bulunan ekspanderin üstündeki ciltte kızarıklık ve ödem oluştuğu görülünce hemen 12/06/2016 tarihinde hastaneye yatırıldığı ve duruma derhal müdahale edildiği, bu ikinci yatışında her türlü bakımı eksiksiz ve ücretsiz gerçekleştirildiği, davacının iddia ettiği gibi operasyonun muayenehanede değil hastanede yine onamı alınarak gerçekleştirildiği, davacı 2 yıl boyunca müvekkili arayıp sormadığı ve dava açmadan önce evlenmiş olduğu eşi ile muayenehaneye gelerek evrak talebi ile birlikte müvekkilden 7.000,00 TL para talep ettiği, söz konusu masraflar düşüldükten sonra 3.000,00 TL kaldığnıı, kaldı ki yapılan işlemlerden kendisine atfedilecek bir kusur mevcut olmadığından haklı olarak reddedildiği, yukarıda arz ve izah edilen nedenlerle davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, hatalı tıbbi uygulama iddiasına dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Dava dilekçesi, cevap dilekçesi ve sair tüm evraklar hep birlikte incelenmiştir.
Mahkememizce davaya konu tıbbi uygulamalar bakımından davalı doktor ve hastaneye atfı kabil kusur ve/veya ihmal bulunup bulunmadığının tespiti hususunda dosyanın Adli Tıp Kurumuna gönderildiği, ATK tarafından düzenlenen 07/04/2023 tarihli raporda özetle;
"Timpanoplasti ameliyatıyla aynı seansta sağ bacak ve sol ayağa takılan doku genişleticide enfeksiyon gelişmesi üzerine çıkartıldığı iddia edilen Dursun kızı, 18/06/1991 doğumlu Dilek Keskin hakkında düzenlenen adli ve tıbbi belgelerin değerlendirilmesinde;
08/07/2016 tarihinde kulak akıntısı ve işitme kaybı şikayetleriyle başvurduğu ... Hastanesinde kronik süpüratif otitis media tanısıyla KBB uzmanı Dr. ... tarafından timpanoplasti ameliyatı yapılan kişiye, aynı seansta ayrıca Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi uzmanı Dr. ... tarafından sağ kruris ve sol ayaktaki skar dokusu için 2 adet 25x50 cc boyutundaki expander (doku genişletici) yerleştirildiği, 12/07/2016 tarihinde doku genişleticilerin üzerindeki ciltte kızarıklık olması üzerine aynı hastaneye başvurduğu, KBB uzmanı Dr. ... tarafından doku genişleticilerin çıkartıldığı, cilt bakımı ve pansuman yapıldığı, PRC önerisiyle tedavisi düzenlenip 2 gün sonra taburcu edildiği, 22/09/2021 tarihinde kurulumuzda yapılan muayenesinde sağ bacak orta 1/3 kısım medial yüzde 8x1,5 cm’lik, sağ ayak orta 1/3 kısım medial yüzde 7x6 cm’lik nedbeler görüldüğü anlaşılmakla;
Kişiye 08/07/2016 tarihinde ... Hastanesinde süpüratif otitis media tanısıyla yapılan timpanoplasti ve sağ kruris ile sol ayaktaki skar dokusu nedeniyle yapılan expander (doku genişletici) yerleştirilmesi ameliyatlarının endikasyon ve tekniğinin tıbben uygun olduğu, bu iki işlemin aynı seansta farklı hekimler tarafından yapılmasının tıbben uygun olduğu, ameliyat sonrası expander yerleştirilen bölgelerde enfeksiyon gelişmesinin söz konusu ameliyatın her türlü dikkat ve özene rağmen gelişebilecek bir komplikasyonu olarak değerlendirildiği, oluşan enfeksiyonun zamanında tanısı konularak expanderların çıkartılması ve sonrasında pansumanı yapılarak takip edilmesinin komplikasyon yönetimi açısından tıbben uygun olduğu, bu işlemin Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı tarafından da yapılabileceğinin tıbben bilindiği, tüm bunlar birlikte değerlendirildiğinde; Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Dr. ... ve Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Dr. ...’in eylemlerinin tıp biliminin genel kabul görmüş ilke ve kurallarına uygun olduğu, hizmeti sağlık çalışanları aracılığıyla yürüten idarenin organizasyon hatası bulunmadığı" şeklinde görüş bildirilmiştir.
6098 sayılı TBK'nın 49. maddesine göre, hukuka aykırı kusurlu bir fiille başkasına zarar veren kimse bu zararı tazmine mecburdur. Böylece haksız fiilden sorumluluk, tazminat borcunun kaynağını oluşturmaktadır. Haksız fiil sorumluluğunda genel davranış kurallarına aykırılık söz konusu olmaktadır. Özel bir sorumluluk hükmüyle düzenlenmemiş olup bütün hallerde bir kimse için haksız fiil sorumluğunun söz konusu olması, 6098 sayılı TBK'nın 49' deki şartların gerçekleşmesine bağlıdır. Diğer bir deyişle, ayrık bir düzenleme bulunmadığı kusur sorumluluğu hallerinde 6098 sayılı TBK'nın 49. ve devamında yer alan esaslar uygulanır.
Madde 49- Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür.
Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Düzenlemesi mevcuttur. Haksız fiil sorumluluğunun ortaya çıkabilmesi için gerekli olan ikinci koşul, zarara sebebiyet veren hukuka aykırı fiilin, fail tarafından kusurlu olarak yapılmış olmasıdır. Kusur, hukuk düzeninin kurallarının bilerek ve isteyerek yada ihmal sebebiyle ihlal edilmesi gerekecektir.Kusurun kanunlarımızda tanımı yapılmamıştır. Uygulama ve öğretide kabul görmüş tanıma göre; kusur, hukuk düzenince kınanabilen davranıştır. Kınamanın nedeni, başka türlü davranma olanağı varken ve zorunlu iken, bu şekilde davranılmayarak, bu tarzdan sapılmış olmasıdır. Kısacası; kusur, genel tanımıyla, hukuk düzeni tarafından bir davranış tarzının kınanması olup; bu kınama, o davranışın belirli koşullar altında bireylerden beklenen ortalama hareket tarzından sapmış olmasından kaynaklanır.
Haksız fiil öğretide hukuka aykırı zarar verici fiil olarak tanımlanmakta ve unsurları; hukuka aykırı fiil, zarar, kusur ve illiyet bağı olarak belirlenmektedir. Buna göre haksız fiilden bahsedebilmek için hukuka aykırı bir fiil bulunmalı, bu fiil bir zararın doğması neden olmalı, zarara neden olan kişinin kusurlu bulunması ve zarar ile kusur arasında illiyet bağının olması gerekmektedir.
Bu beş unsurun varlığı halinde zarar veren kişi fiilden dolayı zarara uğrayan kişi ya da kişilerin maddi zararlarını karşılamak durumundadır. Türk Medeni Kanunu’nun 6. maddesine göre haksız fiilin unsurlarını ispat etme yükü davacıdadır. Davacı zararın haksız fiili ile gerçekleştiğinin diğer söylemle zarar ile haksız fiil arasındaki illiyet bağını ispat etmek durumundadır.
Açıklanan yasal mevzuat ışığında somut olayımıza bakıldığında; davacı tarafça yapılan tıbbi uygulamalarda davalı doktor ile davalı sağlık kuruluşunun olayda kusurunun bulunduğunun öncelikli olarak ispatı gerekir.
Yukarıda ayıntılarına yer verilen ve dosya kapsamına göre denetime elverişli bulunan Adli Tıp Kurulu raporuna göre, hekimlerin eylemlerinin tıp biliminin genel kabul görmüş ilke ve kurallarına uygun olduğu, hizmeti sağlık çalışanları aracılığıyla yürüten idarenin organizasyon hatası bulunmadığı tespit edilmiş olduğu anlaşılmakla, davacı tarafça dava konusu tazminat talebine dayanak haksız filin varlığı, haksız fiil sebebiyle oluştuğu iddia edilen zarardan davalıların sorumlu olduğu ispatlanamamış olduğundan davanın reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda ayrıntılı olarak izah edildiği üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-Alınması gereken 427,60-TL karar ve ilam harcından peşin alınan 1.895,61 TL harcın mahsubu ile fazla alınan 1.468,01-TL'nin karar kesinleştiğinde talep halinde davacı tarafa iadesine,
3-Yargılama giderlerinin davacının üzerinde bırakılmasına,
4-Karar kesinleşinceye kadar yapılacak giderlerin davacının yatırmış olduğu gider avansından karşılanmasına, karar kesinleştikten sonra bakiye avansın davacıya iadesine,
5-Maddi tazminat talebi yönünden;
-Davalılar kendini vekille temsil ettirdiğinden lehlerine Asgari Ücret Tarifesi gereği 11.000,00-TL ücret takdirine, bunun davacıdan tahsili ile davalılara verilmesine,
6-Manevi tazminat talebi yönünden;
-Davalılar kendini vekille temsil ettirdiğinden lehlerine Asgari Ücret Tarifesi gereği 17.900,00-TL ücret takdirine, bunun davacıdan tahsili ile davalılara verilmesine,
Dair, davacı vekilinin ve davalı ... vekilinin yüzlerine karşı, diğer davalıların yokluğunda kararın tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 10/01/2024
Katip ...
Hakim ...