T.C.
İSTANBUL
12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2018/927 Esas
KARAR NO :2025/568
DAVA:Ticari Şirket (Fesih İstemli)
DAVA TARİHİ:11/10/2018
KARAR TARİHİ:17/07/2025
Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Davalı ... Hizmetleri Tic. Ltd. Şti 24/07/2014 tarihinde kurulduğunu, ticaret sicil numarasının ... olduğunu, şirket müvekkili ve diğer iki ortağı (...) tarafından kurulduğunu, bugüne kadar geçen zaman zarfında diğer iki ortak hisselerini başka şahıslara devrettiğini, şirketin ortakları davacı ..., ... ... ve ... olduğunu, davacı ... %66 oranında, ... ... %24 oranında ... ise %10 oranında hisseye sahip olduğunu, davacı, şirketin en büyük hissedarı ve münferit yetkili müdürü olduğunu, diğer ortaklar da aynı şekilde yetkili olmalarında rağmen fiili olarak şirketin yönetimi davacı ... tarafından yapıldığını, ortaklardan ... ... iki küçük çocuğu olması nedeni ile diğer ortak ... ise başka bir yerde çalışması nedeni ile şirketin işleri ile ilgilenemediklerini, davacı şirketin neredeyse tüm işlerini tek başına takip ederek başarı bir şekilde şirketi yönettiğini, ancak ülkemizin içinde bulunduğu ekonomik kriz nedeni ile şirketin işleri yok denenecek kadar azaldığını, tüm ortaklar; şirketin devam eden süreçte de ekonomik krizin sonuçlarına katlanamayacağını, yeni iş fırsatları bulamayacağını kardan ziyade zarar oluşacağını öngörerek şirketin tasfiyesi konusunda şifahen anlaşmaya varıldığını, bu şekilde karar aldıkları için de davacının yurtdışında iş bulduğunu, davacının ortaklardan ... ... şirketin banka hesaplarındaki tüm parayı çekerek paraya el koyduklarını, şirketin kredi kartlarını kapattırdığını, davacıya ne sözlü ne de yazılı olarak bu konu ile ilgili bilgi verilmediğini, davacı bir çok kez aramasına rağmen telefonuna cevap vermediklerini, iletişimini kestiklerini, davacı ortaklardan Deniz'in tasfiye toplantısı için gün kararlaştırma talebine ilişki mail atması üzerine bu konuyu dile getirerek şirketin banka hesaplarındaki tüm parasının çekildiğini, bu paranın hemen iadesi gerektiğinin mailde yazıldığını, bunun üzerine ..., mail yazarak şirketin tüm parasını çekmesine gerekçe olarak şirketin yönetimi ile ilgili şüphelerinin olduğunu şirket ortaklarının şirket hesapları üzerindeki münferit yetkisinin müşterek yetkiye dönüştürülmesi halinde parayı şirket hesabına yatıracağını belirttiğini, şirket parasının kasada olduğunun yazıldığını, davacı, şirketin yetkilisi ve müdürü olarak ortaklardan ... ...'a banka hesaplarından çekilen şirkete ait paraların tamamının iade edilmesi için .... Noterliği 02.10.2018 tarih ve ... yevmiye no'lu kaydı ile ihtarname gönderdiğini, İhtarname, ... tarafından tebellüğ edildiğini, bu ihtarnameye cevaben ....Noterliği 04.10.2018 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnameyi gönderdiğini, cevabı ihtarnamede ortak ... mailde çektiği paranın şirket kasasında olduğunu belirtmiş olduğu halde bu kez de şirket parasının şirket adına açılan başka bir banka hesabında olduğunu ifade ettiğini, şirket orta ... davacının bilgisi dışında şirketin tüm nakdini çekmiş olduğunu, şirket ortağı ...'nın şirkete ait banka hesaplarından çektiği paralar, 28.09.2018 ... ... ıban no ‘lu Euro hesabından 8.000 Euro, ... ... iban nolu Dolar hesabından 29.729 USD, ... ... ... iban nolu TL hesabından 20.000 TL-01.10.2018 tarihinde ise 18.956 TL olduğunu, kanun koyucu haklı sebebin varlığı halinde şirket ortaklarından birinin şirketin feshini isteyecebileceği yönünde düzenleme yapmış olduğunu, ortaklardan ...'nın güven sarsıcı davranışları ve davacıya asılsız yere suç isnadında bulunması, şirketin parasını gizlemesi ortakları arasındaki güveni tamamen bitirdiğini, bu nedenle fazlaya ilişkin dava ve talep hakkımız saklı kalmak kaydıyla, öncelikle tebdir mahiyetinde davalı şirketin temsil edilebilmesi şirkete kayyım atanmasına, şirket adresinin değiştirilmesine,şirket ortaklarına ödenen huzur hakkının ödenmesinin durdurulmasına veya depo edilmesine, şirkete ait banka hesabı bildirilmesi halinde üzerine şirket ortaklarının her türlü tasarrufunu engelleyici nitelikte tedbir konulmasını, davanın kabulünü, ... Hizmetleri Ticaret Limited Şirketinin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu 636. maddesi 3. fıkrası gereğince feshini ve tasfiyesini dava ve talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: şirketin dava yolu ile tasfiyesine gerek bulunmadığını, tarafların şirketin tasfiyesi konusunda prensipte mutabık olduğunu, davalı şirketin tasfiyesine karşı olmadığını, davacının davayı açma sebebi şirketin mali yönetimini yaparken gerekleştirdiği usulsüz işlemlerin ortaya çıkmaması, bunlar incelenmeksizin şirketin alelacele tasfiye edilmesi olduğunu, davacının şirketin mali yönetimi çerçevesinde gerçekleştirdiği usulsüz ve şüpheli işlemlerin incelenmesi, buna ilişkin davacının sorumluluğunun tespit edilmesi gerektiğini, dava dilekçesinde gerçeği aykırı beyanlar sunulduğunu, davacı ..., dava dilekçesinde şirketin işlerini kendisi yürüttüğünü bizzat ifade ettiğini, davalı ... ... ve diğer ortak ..., şirkete sermaye katkı ve emeklerini sunduklarını, davacının, davalı ... ...'nun şirket işleri ile ilgilenmediği, şirketin işlerini tek başına yürüttüğü gerçeği yansıtmadığını, davalı ... ..., şirketin yazılım faaliyetinde bizzat çalışmakta, ancak özel hayatının gerekleri gereği bunu evinden yürüttüğünü, şirketin işlerinin yönetilmesi, kayıtların tutulması, mali ve finansal işlemlerinin gerçekleştirilmesi ve nakit akışı büyük hissedar olan davacı ... tarafından yürütüldüğünü, davalı ve diğer ortak bu süreçte, şirketin yönetimsel ve finansal konuları bakımından davacıya güven duymuş ve o süreçleri kendisine bıraktığını, davacı, son zamanlarda şirketin para kazanmadığı, kar edemediği, şirkette para olmadığını beyan ederek, davalının da aralarında bulunduğu diğer hissedarlara şirketi tasfiye etmelerinin iyi olacağı yönünde bilgi verdiğini, bu sırada yurtdışında iş bulduğunu, Hatta şirketin o tarihlerdeki adresi olan ...adresindeki şirket ofisinin kirası karşılanamadığından, şirketin adresi davacının ikametgahına naklediğini, davacı, şirketin belirtilen sebeplerle tasfiye edilmesi gerektiğini bildirirken, tasfiyenin kolay ve hızlı bir yolla gerçekleştirilmesi için diğer ortakların hisselerini kendisine devretmesini talep ettiğini, ancak daha sonra davacının, şirketin mali durumu ile ilgili olarak diğer ortakları yanılttığı anlaşıldığını, Zira sonrasında davalı ... ..., şirket banka hesaplarında yaptığı kontrolde, ...'nın beyanlarının aksine şirket hesaplarında TL ve döviz cinsinde toplamda 300.000TL'ye yakın nakit olduğunu, ayrıca ...'nın Şirket kredi kartından şahsi harcamalar yaptığını, bu hususta ...'ya yönelttiği soruların cevapsız kaldığını, davalı, banka hesaplarında bulunan tutarı, şirketin diğer ortağı ve müdürü ...'ın da bilgisi ve onayı dahilinde yine şirket adına açılmış başka bir banka hesabına aldığını, davacının, "müvekkilin şirketin parasını bankadan çekerek paralara el koyduğu" yönündeki beyanları ise gerçeği yansıtmadığını, davalı şirketin banka hesaplarında yaptığı kontrolde, davacının "hiç para yok" beyanının aksine 300.000-TL'ye yakın nakit olduğunu görünce, davacının olası bir kötü niyetli işleminden çekinerek gerek kendisini, gerek diğer ortağı korumak adına parayı çektiğini, Paranın acilen güvence altına alınması için de şirket parasını banka kasasına koyduğunu, hemen ardından şirket adına banka hesabı açarak parayı banka hesabına yatırdığını, paranın banka kasasına koyulması, yeni bir hesap açılana kadar güvende tutulması ile ilgili olup, paraya el konulması söz konusu olmadığını, davalı davacının ihtarı üzerinde değil, ihtar kendisine ulaşmadan kendi karar ve tasarrufu ile işlem yaptığını, davacının usulsüz ve kötü niyetli işlemleri bulunduğunu, davalının davacı hakkında suç duyurusunda bulunduğunu, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2018/... sayılı dosyasında soruşturmasının devam ettiğini, şirkete özel denetçi tayin edilmesi gerektiğini, öncelikle şirketin mali işlemlerinin incelenmesi için özel denetçi tayin edilmesini, eğer bu mümkün olmazsa, şirketin "özel denetçi tayini" gündemli genel kurula çağrı yapılması ve çağrıya ilişkin gerekli süreçlerin tamamlanması için ve yalnızca bu işle sınırlı olmak üzere kayyım atanmasını, yapılacak mali inceleme sonrasında fesih/tasfiye hususunda karar verilmesini, talep ettiğimiz mali inceleme yapılmaksızın, davacının fesih/tasfiye talebinin reddedilmesini, davacının tedbir taleplerinin reddedilmesini, talep etmiştir.
İNCELEME ve GEREKÇE:
Dava, hukuki niteliği itibari ile davacının dile getirdiği hususların kendisi yönünden haklı sebepleri olup olmadığı, şirketin feshini gerektirecek haklı sebep olup olmadığı, varsa bunların ne olduğu, bu haklı sebeplerin varlığının kabul edilmesi halinde şirketin feshinin gerekip gerekmediği veya yerine başka bir çözüm yolu olup olmadığı, fesih şartları oluşması halinde tasfiye işlemlerinin yapılmasına ilişkindir.
Mahkememizin ön inceleme duruşmasında dava şartları ve ilk itirazlar incelenmiş, tarafların sulh olma imkanının bulunmadığının tespiti ile uyuşmazlık noktaları belirlenerek tahkikat aşamasına geçilip, deliller toplanmıştır.
Bilirkişiler ... tarafından hazırlanan 03.12.2021 tarihli bilirkişi kök raporunda:Raporumuz içerisinde yapılan açıklamalar muvacehesinde, dosyaya mübrez belge, bilgi, takip dosyası, Davalı tarafa ait incelenen 2018, 2019 ve 2020 yılları ticari defterlerinde yapılan tespit, inceleme ve değerlendirmeler neticesinde;
Ortakların tasfiye payları aşağıdaki tablodaki gibi hesaplanmıştır.
Şirket Ortakları
Hisse Oranı (%)
Öz Kaynak Toplamı
Tasfiye Payları
...
0,66
377.600,87
£249.216,57
... ...
0,24
377.600,87
£90.624,21
...
0,10
377.600,87
£37.760,09
Hukuki tavsifi ve nihai takdiri mahkemeye ait olmak üzere, açılan davada yukarıda ortaya konulan gerekçelerle davalı şirketin haklı sebeple feshi için hukuki gereklerin oluştuğu, somut olayda ortakların iradelerinin de fesih ve tasfiye yönünde olması hasebiyle TTK m. 636/3 hükmündeki alternatif çözümün aranmasının gereği olmayacağı yolundaki kanaatlerini içerir raporlarını sunmuşlardır.
Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiş, mahkememiz celse ara kararı ile taraf vekillerinin rapora yönelik itiraz mahiyetindeki beyanların değerlendirilip, müdahil vekili tarafından rapora karşı sunulan beyan dilekçesindeki açıklamaların ve ekindeki belgelerin incelenip değerlendirilmesi ile ek rapor düzenlenmesi için bilirkişi heyetine yeniden tevdi edilmiştir.
Bilirkişi ...'dan alınan 22/04/2024 tarihli bilirkişi ek raporunda:Yapılan hesaplamalar defter değerleri ve kaydi değerler üzerinden, bunlara uygun olan mali tablolara göre hazırlanmıştır. Görüleceği üzere kök raporumuzda hazırladığımız değerlerle ek raporda hazırladığımız değerler arasında dikkate alınamayacak kadar az bir fark ortaya çıkmıştır. Bunun sebebi olarak şirketin 2020 yılından sonra gayri faal durumda olmasıdır.
Şirkete ait 2022 ve 2023 yılı mali tabloları da incelenmiş olup, şirketin hiçbir faaliyetinin olmaması sebebi ile inceleme ve değerlendirmeye tabi tutulması uygun bulunmamıştır.
Sonuç: Hukuki tavsifi ve nihai takdir mahkemeye ait olmak üzere,
2018, 2019 ve 2020 yılları verilerine göre ortakların tasfiye payları aşağıdaki tablodaki gibi
Şirket Ortakları
Hisse Oranı (%)
Öz Kaynak Toplamı
Tasfiye Payları
...
0,66
377.600,87
249.216,57
... ...
0,24
377.600,87
90.624,21
...
0,10
377.600,87
37.760,09
31.12.2021 tarihli genel mizandaki hisse oranlarına göre tasfiye paylarının ise aşağıdaki tablodaki gibi
Şirket Ortakları
Hisse Oranı (%)
Öz Kaynak Toplamı
Tasfiye Payları
...
66
378.887,21 TL
250.065,72 TL
... ...
24
378.887,21 TL
90.933,10 TL
...
10
378.887,21 TL
37.888,38 TL
hesaplandığı, talep olunan özel denetçi atanmasının şartlarının oluşmadığı, müdürün hukuki sorumluluğunun varlığının ispatı bakımından davacıya terettüp eden zararın varlığı ve miktarıyla müdürün kusurunun varlığı bağlamındaki ispat külfetinin yerine getirilip getirilmediğinin mahkemenin takdirde olduğu, kök raporda ortaya konulan gerekçelerle davalı şirketin haklı sebeple feshi için hukuki gereklerin oluştuğu, somut olayda ortakların iradelerinin de fesih ve tasfiye yönünde olması hasebiyle TTK m. 636/3 hükmündeki alternatif çözümün aranmasının gereği olmayacağı, yolundaki kanaatlerini bildirir ek raporlarını sunmuşlardır.
Yapılan yargılama sonucunda:
Dava, limited Ģirketin haklı sebeple feshi davasıdır. Limited Ģirketin haklı sebeple feshi TTK m. 636/3‟te “Haklı sebeplerin varlığında, her ortak mahkemeden şirketin feshini isteyebilir. Mahkeme, istem yerine, davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebilir.” şeklinde düzenlenmiştir.
Haklı sebep TTK'da tam olarak tanımlanmamıştır. Her somut olayda haklı sebep bulunup bulunmadığı, ortağın kişisel özellikleri ve şirketin yapısı da göz önünde bulundurulmak suretiyle ayrı ayrı incelenmesi gerekir. Buna göre şirket ortaklarının birbirlerine karşı güven ve itimadı zedeleyici hareketlerde bulunmaları, ortak menfaatlerine aykırı davranmaları, ortaklık anlayışını ortadan kaldıran, bireysel çıkarlara yönelen, ortaklar arasında kişisel ve grupsal çıkarların ön plana çıktığı ve ortaklık amacının gerçekleşmesi olanağının bulunmadığı durumların varlığı halinde haklı nedenlerin oluştuğunun kabulü gerekir.
Bilirkişi raporunda da değinildiği üzere; somut olaydaki dosyaya yansıyan bilgi ve belgelere göre haklı sebeple fesih davasının davacısı olan ortağın diğer ortak ... ile aralarındaki cezai soruşturmaya konu olan olaylar, şirketin kâr edememesi olgusu, ortak ...‟nın şirketin tüm hesaplarındaki paraları çekmesi ve sonrasında yine bankaya yatırması, davacının şirket defterlerini yedinde tutması sebebiyle ortak (ve aynı zamanda müdür olan) ...‟nın GK toplantısı yapmak için mahkemeye başvurmak zorunda kalması her iki tarafın da kusurlu olduğunu ortaya koymaktadır. Kusurlu davranışlara ilişkin sayılan hususlar birlikte değerlendirildiğinde, davacının kusurunun daha fazla olduğu yönünde bir kanaat mahkememizde oluşmamıştır.
Yukarıda açıklanan hususlar birlikte değerlendirildiğinde yasada aranan haklı sebeplerin böylece oluştuğu sabit bulunmuştur. Bu durumda yukarıda tespit edilen maddi vakıalar, Yasa hükmü ve Yargıtay kararları uyarınca; davalı şirketin uzun yıllar ciddi ticari bir faaliyetinin bulunmaması ve ortaklar arasında süregelen anlaşmazlıklar sebebiyle şirketin devamında ortakların menfaati kalmadığından TTK m.636/III uyarınca feshin yasal koşullarının oluştuğu tespit edilmiştir. Mahkememizce, TTK 636 maddesi gereğince haklı sebebin gerçekleşmesi nedeniyle davalı şirketin feshine, tasfiyenin yapılabilmesi için SMMM ...'nun tasfiye memuru olarak atanmasına karar verilmiştir.
Davacı ortak şirketin feshini talep etmektedir. Diğer ortaklardan ... dosyaya vekil aracılığı ile sunduğu dilekçesinde, öncelikle şirketin mali durumu ile ilgili özel denetim yapılması gerektiğini ve bu yönde bir karar verilmesini talep etmişse de bu hususta açılmış bir dava bulunmadığından ve işbu davada bu talep değerlendirilemeyeceğinden talep ile ilgili bir işlem yapılmamıştır.
Müdahil şirket ortağı ... ... vekili her ne kadar .... ATM dosyası ile açtığı özel denetime ilişkin davası ve bu dosyada ileri sürülen hususların mahkememizin işbu dosyasında değerlendirileceği gerekçesi ile verilen karar sebebi ile mahkememizde özel denetim ile ilgili bir karar verilmesi yönünde talepte bulunmuş ise de, bu şirket ortağı tarafından mahkememiz veya işbu dosya nezdinde açılmış usulüne uygun bir dava olmadığından talepleri hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
1-Davacı tarafın davasının kabulü ile,
... Müdürlüğünün ... sicil numarasında kayıtlı ... Hizmetleri Ticaret Limited Şirketinin fesih ve tasfiyesine,
2-Tasfiye memuru olarak bilirkişi listesinde kayıtlı SMMM ...'nun atanmasına,
3-Karar kesinleştiğinde kararının Ticaret sicilde tescil ve ilanına, tasfiye memurunun işe başlatılmasına,
4-Tasfiye memurunca T.T.K'nın 540.maddesi gereğince tasfiyenin tamamlanmasına,
5-Tasfiye memuruna bir defaya mahsus tasfiye işlemleri için 20.000,00 TL ücret taktirine, davacı tarafça mahkeme veznesine yatırılmasına,
6-Belirlenmiş olan tasfiye memuru ücretinin tasfiye aşamasında ortaklık paylarına göre ortaklara dağıtılmasına,
7-Müdahil şirket ortağı tarafından açılmış usulüne uygun bir dava olmadığından talepleri hakkında karar verilmesine yer olmadığına,
8-Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 615,00 TL harçtan davacı tarafça peşin olarak yatırılan 35,90 TL harçtan mahsubu ile eksik kalan 579,50 TL harcın davalı taraftan tahsili ile hazine adına irad kaydına,
9-Davacı tarafından peşin olarak yatırılan 5,20 TL vekalet harcı, 35,90 TL başvurma harcı, 35,90 TL peşin harç olmak üzere toplam 77,00 TL harcın davalı taraftan tahsili ile davacı taraf ödenmesine,
10-Davacı tarafından yapılan tebligat, müzekkere bilirkişi kök ve ek rapor masrafı olmak üzere toplam 6.930,00 TL yargılama giderinin davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine,
11-Davalı tarafından yapılan bir yargılama gideri olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
12-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T'deki esaslara göre belirlenen 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
13-Karar kesinleştiğinde talep halinde ... nolu kasa makbuzu ile saklanılan evrakın ilgilisine iadesine,
14-Karar kesinleşene kadar yapılacak yargılama giderlerinin davacı gider avansından karşılanmasına, karar kesinleştikten sonra bakiye gider avansının istek halinde davacıya iadesine,
Dair, HMK 345 maddesi uyarınca kararın taraflara tebliğ edildiği tarihten başlayarak iki hafta içinde HMK 342 maddesi gereğince düzenlenmiş dilekçe ile HMK 343 maddesi uyarınca mahkememize veya başka bir mahkemeye yapılacak başvuru ile HMK 341/1 maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olarak davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı oy birliği verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 17/07/2025
Başkan ...
e-imzalıdır.
Üye ...
e-imzalıdır.
Üye ...
e-imzalıdır.
Katip ...
e-imzalıdır.