T.C.
İSTANBUL
12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2019/447 Esas
KARAR NO 2024/845
DAVA:Tazminat
DAVA TARİHİ:15/09/2014
KARAR TARİHİ:05/11/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;Davacı müvekkilinin ... Plaza markası ile gayrimenkul aracılık işi yaptığını, davalı ile 20.11.2009 tarihli davalıya ait “...” adresinde bulunan evin satışı için gayrimenkul aracılık sözleşmesi akdedildiğini, davalının sözleşme ile müvekkili şirkete söz konusu taşınmazın satışı konusunda 90 gün özel yetki verdiğini, bu özel yetki ile taşınmazın satışı için aracılık yapma yetkisinin sadece ve münhasıran müvekkili şirkete ait olduğunu, sözleşmenin 3.maddesine göre, aracılık işleminin müvekkili şirket dışındaki (davalının kendisi de dahil olmak üzere) üçüncü kişilerce yapılması durumunda davalının sözleşmede yazılı bedel üzerinden hesaplanacak %6 + KDV tutarında ceza şartını itirazsız ve ihtilafsız olarak ödemeyi kabul, beyan ve taahhüt ettiğini, davacı müvekkilinin yükümlülüğü çerçevesinde taşınmaza müşteri ararken, münhasır yetki süresi içerisinde taşınmazın davalı tarafından bulunan alıcıya tapudan satıldığını, bu sebeple davalıya ... noterliğinin 15.01.2009 tarih ve ... Y. Nolu ihtarnamesi keşide edilerek münhasır yetki sözleşmesine aykırılık nedeniyle sözleşmedeki işlem bedeli üzerinden %6+KDV hesabı ile 6.870,00 TL + KDV = 8.000,00-TL tutarındaki ceza şartının 5 gün içinde ödenmesinin bildirildiğini, davacının herhangi bir cevap vermediğini, davalının ödeme de yapmaması nedeni ile 25.01.2010 tarihi itibari ile temerrüde düştüğünü, bu sebeplerle Gayrimenkul Aracılık Sözleşmesi uyarınca taahhuk eden KDV dahil toplam 8.000,00-TL tutarındaki cezai şart alacağının 25.01.2010 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Yetki ve görev itirazında bulunulduktan sonra, sözleşmeye konu edilen taşınmazın tapuya kayıtlı olmadığını, iddia edildiği gibi tapuda bir devir olmadığını, ibraz edilen sözleşmenin 2.sayfasında müvekkilinin imzasının mevcut olmadığını, davalı temsilcisi olarak hareket eden ...’nun müvekkili ile olan arkadaşlık ilişkilerini kötüye kullanarak sözleşmeyi kendi el yazısı ile doldurduğunu, işlem bedeli olarak gözüken tutar ile yetki süresinin gerçeklerini yansıtmadığını, sonradan doldurulmuş rakamların yanında müvekkilinin parafının da bulunmadığını, davacının sözleşme ile yüklendiği edimlerin hiçbirisini yerine getirmediğini, bir faaliyette bulunmadığını, müvekkilinin eski arkadaşı olan ...’nun müvekkiline ait kooperatif hissesinin satışı yapılacakmış gibi portföyünün geniş gözükmesi için sözleşme imza edilmesini istediğini, yer satılmayınca komisyon bedeli ödemek zorunda kalmayacağını, sözleşmenin de 30 gün süreli olduğunu, bu sürenin sonunda hükümsüz kalacağını belirttiğini, 30 günlük sürenin geçmesinden sonra müvekkilinin adı geçen yetkiliyi aradığını, onun da sözleşmenin son bulduğunu belirttiğini, daha sonra müvekkilinin kooperatif hissesini devretmeye karar verdiğini, site yönetiminden de yardım istediğini, ancak bu durumdan davacı şirket yetkilisi ...’nun haberdar olunca müvekkilinin imzası bulunmayan kısımdaki yetki süresini ve işlem bedellerini hakikate aykırı doldurarak tapuda kayıtlı olmayan kooperatif hissesini 3.kişilere pazarlama girişiminde bulunduğunu, site yönetiminin uyarısı üzerine yapılan araştırmada davacı yetkilisi ...’nun alıcı olarak gelen müşterilerle görüşüp kooperatif hissesi olduğunu gizleyerek tapuda taşınmazın kayıtlı olduğunu beyan ettiğini, dürüstlük kurallarına aykırı olarak müşteri adayından ücret vaadi alarak kendisinin de bu yeri çok ucuza kapatacağı vaadinde bulunduğunu öğrendiğini, adı geçenin mülkün satış beyanını eksik beyan ettiğini, ... acentasının da bilgisi dışında gelişmesi muhtemel bir dolandırıcılık girişiminin müvekkilince engellendiğini, davacı yetkilisinin BK’nun 407.maddesine aykırı olarak karşı tarafın menfaatine hareket edip diğer taraftan ücret vaadi alması nedeni ile tellallık hakkını zayi etmesine neden olduğunu, sözleşme geçerli bile olsa davacının alıcı taraftan da %3 komisyon talep etmesinin söz konusu olacağını, %6’lık ceza kisvesi altındaki bedelin fahiş kazanç sağlamaya yönelik kötü niyetli olduğunu, kabul anlamına gelmemek üzere fahiş olarak talep edilen cezai şart tutarından BK 161/ son maddesine göre indirim yapılması gerektiğini, bu sebeplerle yasal dayanağı bulunmayan davanın reddine karar verilmesini beyan ve talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava dilekçesi, cevap dilekçesi ve sair tüm evraklar hep birlikte incelenmiştir.
Dava, Tazminat davasıdır.
Mahkememizden verilen 13/11/2014 tarih ve ... sayılı kararı Yargıtay, 2. Hukuk Genel Kurulunun 04/04/2019 tarih ve 2017/13-577 Esas 2019/413 Karar sayılı ilamıyla bozulmakla mahkememizin işbu esasına kaydı yapıldığı görüldü.
Taraflarca sunulan bilgi ve belgeler, mahkememizce celp edilen bilgi ve belgeler hep birlikte değerlendirilmiş, dosyanın bilirkişi heyetine tevdi edilerek dosya kapsamında rapor aldırılmasına karar verilmiştir.
Mahkememize sunulan bilirkişi heyeti raporundan özetle; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nca verilmiş bozma kararına göre, davacının sözleşme ile belirlenmiş 113.000,00.-TL işlem bedelinin %3'ne karşılık gelen ve talep ve dava edebileceği cezai şart tutarının 4.000,20.-TL olarak hesaplanabileceği, Mahkemece takdir olunabilecek cezai şart alacağına, davacı yanın ödeme için 5 gün süre vererek keşide ettiği ....noterliğinin 15.01.2010 tarih ve ... Y.nolu ihtarnamesinin davalı yana 20.01.2010 tarihinde tebliğ edilmesi nedeniyle davalının temerrüdünün 26.01.2010 tarihinden itibaren gerçekleştiği, bu tarihin faiz talebine esas alınabileceği, Sözleşme tarihi itibarı ile mevcut koşullar ve yanların sözleşmenin uygulanmasına ve sözleşmeden cayılmasına ilişkin beyanları ile birlikte davalıya ait SED araştırması bakımından raporun "Değerlendirme ve Hesaplama" bölümünde özetlenen hususlara dayalı olarak, hesaplanan cezai şart tutarının BK.nun161.maddesi uyarınca fahiş olup olmadığı ve tenkise tabi tutulup tutulmayacağı hususunun takdirinin Sayın Mahkemeye ait olduğu kanaatine varılmıştır.
Mahkememizin 26/10/2023 tarihli duruşma ara kararı gereğince bilirkişi heyetinden ek rapor alınmasına karar verildiği görüldü.
Mahkememize sunulan bilirkişi heyeti ek raporundan özetle; Yanlar arasındaki sözleşmesel ilişki yönünden kök rapordan uzaklaşılarak yapılabilecek bir değerlendirmenin söz konusu olmadığı, Cezai şart yönünden: İşbu dosya hakkında ittihaz olunmuş Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 04.04.2019 tarih ve 2017/13-577, 2019/413 K. sayılı kararındaki "Cezai şartın sözleşmedeki satış bedeli olarak gösterilen değerin % 3’ü oranında olduğunun bu şekilde tespitinden sonra," belirlemesi dışında başka bir değerlendirme yapılarak hesaplama yoluna gidilmesinin benimsenmediği, Buna göre, davacı yanın yanlar arasındaki sözleşmeye dayalı olarak talep ve dava edebileceği cezai şart bedelinin 4.000,20.-TL olarak hesaplanabileceği yolunda kök raporda arz edilmiş hesaplamaya ilişkin görüş ve kanaatin aynen korunduğu, Cezai şart miktarında herhangi bir indirime gidilmemesi yahut cezai şartın tamamen uygulanmaması ya da cezai şart bedelinden kısmen indirim yapılması hususunun sadece ve tamamen Sayın Mahkemenin takdirinde olduğu, takdir tamamı ile Sayın Mahkemeye ait olmakla birlikte hesaplanan cezai şart bedelinin aşırı yüksek olduğundan ya da başka bir ifade ile cezai şart bedelinin borçlunun ekonomik olarak mahvına sebep olacak derecede ağır ve yüksek olması nedeniyle genel adap ve ahlaka aykırı sayılacağı yolunda bir sonuca ulaşılmadığı, davacı lehine takdir ve tayin edilebilecek cezai şart bedelinde bir indirim yapılmasını gerektirecek bir hususun tespit edilemediği, Sayın Mahkemece takdir ve tayin olunabilecek cezai şart alacağına, davacı yanın ödeme için 5 gün süre vererek keşide ettiği ....noterliğinin 15.01.2010 tarih ve ... Y.nolu ihtarnamesinin davalı yana 20.01.2010 tarihinde tebliğ edilmesi nedeniyle davalının temerrüdünün 26.01.2010 tarihinden itibaren gerçekleştiği, bu tarihin faiz talebine esas alınabileceği, Arz edilen hususlarla birlikte sair konularda da kök rapor ile yapılmış tespit ve değerlendirmelere ilişkin görüş ve kanaati değiştirebilecek herhangi bir bilgi ve belgenin mevcut olmaması nedeniyle ayrık bir değerlendirme yapılmadığı kanaatine varılmıştır.
Dava ve cevap dilekçesi, bilirkişi raporu, Yargıtay 13 HD'nin 2014/12667 Esas 2014/19804 Karar sayılı ilamı, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/13-577 Esas 2019/413 Karar sayılı ilamı ve tüm dosya kapsamının yapılan incelemesinde, mahkememizce ... Karar sayılı direnme kararı üzerine dosyanın Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/13-577 Esas 2019/413 Karar sayılı kararı ile direnme kararının kaldırılarak dosyanın mahkememize iade edildiği, Yargıtay 13 HD'nin 2014/12667 Esas 2014/19804 Karar sayılı bozma ilamında da belirtildiği üzere taraflar arasında düzenlenen sözleşmede hizmet bedeli satışlardan %3 oranın kabul edildiği, sözleşmenin 3. Maddesinde sözleşmeye aykırılık halinde %6 cezai şartın ödeneceğinin belirtildiği, bu durumda davada istenen miktarın %3'nün hizmet bedeli, %3'ünün ise karşı taraf ücreti olarak kabul edilmesi gerektiği, karşı taraf ücreti cezai koşul niteliğinde olup borçlar kanunu 182. Maddesi uyarınca tenkisi gerektiği, dolayısıyla bozma ilamı ve direnme kararının kaldırılmasına ilişkin Hukuk Genel Kurulu bir bütün olarak değerlendirildiğinde ve alınan bilirkişi raporları da dikkate alındığında, mahkememizce bozma ilamına da uygun şekilde 113.000,00 TL işlem bedelinin %3'üne karşılık gelen cezai şart tutarının kabul edildiği, kabul edilen bu tutarın tarafların ekonomik olarak mahvına sebep olmayacağı ve parasal değeri de dikkate alınarak herhangi bir indirim yapılmadığı, böylece davacının davasının kısmen kabul edildiği anlaşıldığından aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda ayrıntılı olarak düzenlendiği üzere;
1-Davacının davasının kısmen kabul kısmen reddi ile 4.000,20 TL cezai şart bedelinin 25/01/2010 tarihinden itibaren değişen oranda avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine,
2-Alınması gereken 427,60 TL karar ve ilam harcının, peşin alınan 118,80 TL harçtan mahsubu ile eksik alınan 308,8 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafça başlangıçta yapılan 19,9 TL ile yargılama aşamasında yapılan 2.988,00 TL tebligat,posta, bilirkişi masrafı olmak üzere toplam 3.007,9 TL yargılama giderinden davanın kabul ve ret oranına göre hesaplanan 1.504,02 TL yargılama gideri, peşin yatan harç gideri 118,80 TL toplamı olan 1.622,82 TL yargılama giderinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, geriye kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
4-Kalan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilgili tarafa iadesine,
5-Davacı kendini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap ve taktir olunan 4.000,20 TL vekalet ücretini davalıdan alınıp davacıya verilmesine,
6-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap ve taktir olunan 3.999,8 TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine,
Dair, miktar itibariyle yasa yolu kapalı kesin olarak davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 05/11/2024
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır