T.C.
İSTANBUL
12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2019/623 Esas
KARAR NO: 2024/564
DAVA:Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:27/11/2019
BİRLEŞEN ....ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'NİN ... ESAS ... KARAR SAYILI DOSYASI
DAVA:Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:07/04/2020
KARAR TARİHİ:28/06/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin kurucu ortağı ve (10.000:60.000-) 0,1667 oranında paydaşı bulunduğu ... A.Ş.'nin 11.04.2019 tarihinde yapılan 2016-2017 yıllarına ait olağan genel kurul toplantısında, "Bilgi Alma ve İnceleme Hakkımız Çerçevesindeki Taleplerimiz ve Özel Denetçi Atanması Talebimiz" konulu bir dilekçe toplantı başkanlığına sunulmuş, müvekkilİ tarafından ....noterliğinin 04.04.2019 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile şirketin 2016-2017 dönemleri için çeşitli hesapların muavinleri, kasa sayım tutanakları istenmiş ancak ....Noterliğinin,O8.04.2019 tarih ve ... yevmiye numaralı tespit tutanağı ile şirket merkezinde yönetim kurulundan hiç kimsenin bulunmadığını bu nedenle ilgili yılların faaliyet raporu dışında herhangi bir evrak yada belgenin verilemeyeceğini kendisini Mali İşler Müdürü olarak tanıtan ... tarafından beyan edildiğini, ...'a TTK 371 son hükmüne göre bir iç yönerge dahilinde yetki verilip verilmediği hususunda bilgi verilmesi ve iç yönergenin taraflarına sunulmasının talep edildiğini, yönetim kurulu üyesi ..., ...'ın rekabet yasağına aykırı davrandığı gibi, yönetim kurulu faaliyet raporunun (E) bölümünde gerçeğe aykırı beyanda bulunduklarını, faaliyet raporunun IL(B) kısmında yönetim organı üyeleri ve üst düzey yöneticilere ayni ne nakdi herhangi bir imkan sağlanmadığının belirtildiğini bu nedenle konu hakkında bilgi talep edildiğini, faaliyet raporunun IV(E) bölümünde ... ATM ... E, ... ATM ... E, ... ATM ... E sayılı dosyalar ile şirket aleyhine davalar açıldığını, bu davalardan söz edilmediğini, faaliyet raporunun IV G bölümünde şirketin tapu maliki olduğu bağımsız bölümlerin kira sözleşmelerinin örnekleri talep edildiğini, 2016 yılına ait faaliyet raporunda (V-A), şirketin 2016 yılında 6736 sayılı kanun hükümlerinden faydalanmış olduğunu, 6.841.953,45 TL kanunen kabul edilmeyen giderin ortaya çıktığını, 5.784.296,50 TL zarar ile kapatıldığını, aktif toplamın 6.268.783,48 TL olup karşılığında 5.169.393,55 TL tutarında öz kaynağın bulunduğunun tespit edildiğini, 6736 sayılı kanunun Uç maddesine göre ilgili kanun "işletmede mevcut olduğu halde kayıtlarda yer almayan emtia, makine, teçhizat, demirbaşlar ile kayıtlarda yer aldığı halde işletmede bulunmayan emtia, kasa mevcudu ve ortaklardan alacakların beyanı" hakkında uygulanacağının belirtildiğini, söz konusu hükümde, gerçekten mevcut olan şirket alacakları değil, bilanço ve kayıtlarda görülmekle birlikte işletmede bulunmayan, fiktif alacaklar açısından düzeltme işleminin yapılabileceğinin kabul edildiğini, 6736 sayılı Kanuna konu edilen şirket alacakları yönünden davalı şirket ortakları gerçekten şirketten borç almış ve söz konusu işlemle ortaklara gerçekten verilmiş olan borçlardan vazgeçildiğini dolayısıyla, şirketin geçmiş yıllardan gelen karı ortadan kaldırıldığını, şirkete borçlu olan ortaklara bağış ve örtülü kar dağıtımı yapılarak, müvekkili ve şirketin zarara uğratıldığını ayrıca bu hususta .... ATM'nin ...E sayılı dosyasında yapılan bu işlemlerin şirkete zarar verdiği ve yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğunun bulunduğu kanaatine ulaşıldığını, bilanço ve yönetim kurulu faaliyet raporları, dürüst resim ilkesine aykırı olarak hazırlandığını bu nedenle bilanço ve faaliyet raporu, öz kaynakları ve faaliyet sonuçlarını tam anlaşılabilir ve karşılaştırılabilir şekilde göstermediğini, bilgi alma taleplerinin kullanılmasına rağmen, yönetim kurulu üyeleri tüm bilgi ve belge taleplerini reddettiğini, 2017 yılı karının ve serbest yedeklerin tamamının kar olarak dağıtımına ilişkin olarak müvekkili tarafından sunulmuş olan teklifin, şirket kayıtlarında şirketten aldıkları borçları sıfırlayan kötü niyetli ortakların oyları ile reddedildiğini ve karın dağıtılmaması kararı verildiğini, ....Asliye Ticaret Mahkemesinin ... E. sayılı dosyasına sunulan bilirkişi raporuna göre" davalı şirket 6736 sayılı kanunu kullanarak 31.12.2015 tarihli şirket bilançosunda yer alan 7.533.750,00 TL verilen avansları usulüne uygun olmayarak kayıtlardan çıkararak zarar yazdığını, şirket yönetimi şirketi zarara uğratmış olduğu bu hesapta yer alan 7.533.750,00 TL tutarındaki ödemenin/harcamanın gerçek olmadığına ilişkin bir belge bulunmadığını, ortaklar alacaklar hesabındaki 3.279.125,98 TL kasa hesabındaki 300.00,00 TL, verilen avanslar hesabındaki 7.533.750,00 TL olmak üzere toplam 11.112.875,98 TL tutarındaki şirket varlıklarından ortak ... ...'ın 25.244,95 TL ve ...'nun 210.126,00 TL borçları düşülerek kalan 10.877.505,03 TL'nin zarar yazıldığını, bu işlemin 6736 sayılı Kanunun amacına aykırı olarak yapılmış olduğunu, şirketin gerçekte var olan ortaklardan alacakları kapatmak kasasındaki parayı şirket dışına çıkarmak ve verilen avans alacağı lançodan çıkarmak için kanununun kullandığını, dava konusu olan 2015 yılı sonu itibariyle şirketin ortaklarından 5.742.860,00 TL alacağı olduğunu, şirketin 2015 ve önceki yıllara ait kar dağıtımı yapmama nedeni olarak kaynak ihtiyacını öne sürdüğü ancak kasasındaki nakit parayı ortaklarına ödeme yaparak kullandırdığını, ortaklarına nakit olarak ödediğini ve faiz tahakkuku yaptığını yukarıdaki gerçek alacaklarını, gerçek alacak değilmiş gibi ortaklardan tahsil etmediği ve toplam 3.279.125,98 TL tutarındaki şirket varlığını 6736 sayılı kanunu kullanarak zarar yazdığını, davalıların, elbirliği ile kendi menfaatlerine olmak üzere, şirketin malvarlığını kendilerine aktardığını, gerçek dışı beyanlarda bulunulduğunu, hukuka aykırı belgeler düzenlendiğini, böylece bir yandan kar payı alamayan, hisseleri hiçbir değer ifade etmeyecek hale gelen müvekkili ve şirketi zarara uğrattıklarını, davalıların müvekkile ve şirkete ne kadar zarar verdiği dava açarken belli olmadığı için, mahkemeden davalıların müvekkiline ve şirkete verdiği zarar tespitini ve bilahare bilirkişi incelemesinden sonra artırım yapmak üzere 2.500.000,00 TL ödenmesine karar verilmesi talep edilmekte ayrıca müvekkilinin, şirketin, şirket alacaklılarının daha fazla geri dönülmesi imkansız zararlara uğramasının önüne geçilmesi için, şirkete yönetim kayyumu tayinini, ihtiyati haczin tüm koşulları oluştuğundan davalıların tüm malvarlığına haciz konulması talep ve dava ettiği görüldü.
CEVAP: Davalılar ... / ... / ... / ... / ...
vekilinin cevap dilekçesinde özetle; Davacının 11.04.2019 tarihinde gerçekleştirilen ... A.Ş. Genel Kurul Toplantısının yapılması öncesi ve sonrasında iki aşamalı bir taktik içerisinde olduğunu, genel kurul toplantısı öncesinde kendince bir delil yaratma girişiminde bulunduğunu, toplantı sonrasında huzurda görüşülen davanın dışında 22.04.2019 tarihli .... ATM nezdinde ... E. Sayılı Tespit Davası ve 08.07.2019 tarihli İstanbul 13. ATM nezdinde 2019/448 E. Sayılı Genel Kurul Kararlarının iptali davası ikame ettiğini, davacının iş bu dava ile ileri sürdüğü taleplerin büyük bir kısmının, yukarıda zikrettikleri; ....ATM'nin ... E. ve İstanbul ... ATTM'nin ...E. sayılı davasındaki talepleri ile aynı olduğundan derdestlik itirazında bulunduklarını ve davanın derdestlik nedeniyle reddine karar verilmesini talep ettiği görüldü.
BİRLEŞEN ....ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'NİN ... ESAS ... KARAR SAYILI DOSYASI
DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... ... İnşaat ve Ticaret A.Ş.' nin yetkili serbest muhasebeci mali müşaviri olan ...' nin Müvekkili ...' a verdiği zararın tespit edilerek belirsiz alacak davasının İstanbul ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E. Sayılı dosyası ile birleştirilerek yapılacak bilirkişi incelemesinden sonra müddeabihi arttırmak üzere 1.000,00 TL zararın, zararın verildiği tarih itibariyle işletilecek avans faiz oranı ile birlikte Davalı Şirket'ten tahsil edilerek müvekkiline ödenmesine, bu mümkün olmadığı ve Mahkeme'nin dolaylı zarar bulunduğu kanaatine ulaşması halinde, Dava Dışı Şirket'e verilen zararın, zararın verildiği tarih itibariyle işletilecek avans faiz oranı ile birlikte Davalı Şirket'ten tahsil edilerek Dava Dışı Şirket'e ödenmesine ve dava giderleriyle avukatlık ücretinin hakkaniyet uyarınca Davalı Şirket'e yükletilmesine karar verilmesi ile Davalı Şirket hakkında ihtiyati haciz kararı verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:Davalı ... tarafından cevap dilekçesi sunulmadığı anlaşıldı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Mahkememizde açılmış olan asıl dava, şirket yöneticilerinin sorumluluğuna dayanan tazminat davasıdır. Birleşen dava ise, şirkete verilen zararlardan davalı mali müşavirlik şirketinin de sorumlu olduğu iddiası ile açılmış olan tazminat davasıdır.
Taraflarca sunulan bilgi ve belgeler, mahkememizce celp edilen bilgi ve belgeler hep birlikte değerlendirilmiş, dosyanın bilirkişi heyetine tevdi edilerek dosya kapsamında rapor aldırılmasına karar verilmiştir.
Mahkememize sunulan 07/07/2022 tarihli bilirkişi heyeti raporunda özetle;
"Esas Dava Yönünden:
1- 31.12.2015 t. itibariyle şirketin aktifinde mevcut olduğu halde şirket kasasında fiilen 400.00,00 TL'nin mevcut olmadığını, Ortaklardan Alacaklar Hesabında kayıtlı olduğu halde fiilen 5.782.139,14 TL tutarında şirket alacağının bulunmadığını tespit ve kasa affından yararlanmak üzere Vergi Dairesine başvurulmasına dair Yönetim Kurulu Kararı alınmamış bulunduğu,
2- Davadışı şirketin, 31.12.2015 1. itibariyle kasa hesabında kayıtlı 400.000,00 TL tutarındaki paranın, şirkette fiilen mevcudiyetini temin etme ve şirketin ortaklarındaki alacağının (5.782.139,14 TL) tahsilini kanun yoluyla sağlama sorumluluğunun davalı şirkette Yönetim Kuruluna ait olduğu halde bu sorumluluklarını yerine getirmedikleri ve 31.12.2015 tarih İtibariyle mevcut 400.000,00 TL tutarındaki kasa açığını ve 5.782.139,14 TL tutarındaki Ortaklar Cari Hesap açığını, yöneticisi bulundukları davadışı şirketin 2016 yılına ait ticari defterlerine masraf (olağanüstü gider) kaydetmek suretiyle davadışı şirketin toplam (400.000,004-5.782.139,14-) 6.182.139,14 TL tutarında zararına sebebiyet verdikleri,
3- Davalı yönetim kurulu üyelerinin 6736 sayılı vergi barışı (affi) yasasından istifade etmek amacıyla 943 üzerinden ödedikleri toplam 659.814,31 TL tutarındaki vergi kanunen kabul edilemeyen gider sayılmakla davalı yönetim kurulunun bu bapta davadışı şirketin toplam 659.814,31 TL tutarında zararına sebebiyet verdikleri, böylelikle davalı yönetim kurulu üyelerinin davalı şirkete verdikleri zarar tutarının (6.182.139,14 + 659.814,31=) 6.841.953,45 TL'na ulaştığı, bu tutarın davadışı şirket yönetim kurulu tarafından hazırlanan davadışı şirketin 31.12.2016 1. Gelir Tablosu hesabında da aynen kayıtlı olmakla davalı şirket yönetim kurulunun kabulünde olduğu,
4- Davacının kabulünü gösteren davacı imzasını havi herhangi bir belgeye dayanmaksızın dava dışı şirketin davalı Yönetim Kurulu Üyelerinin davadışı şirketin diğer ortaklarının; ...'ın 25.244,95 TL, ...'nun 210.126,00 TL olmak üzere toplam 235.370,95 TL tutarındaki alacaklarını 431.Ortaklara Borçlar Hesabına borç kaydetmiş olmalarının “belgesiz kayıt olmaz” kuralına yasa, sözleşme ve objektif iyi niyet kurallarına aykırı olduğu,
5- Yönetim kurulu üyelerinin, “Özen ve Bağlık Yükümlülüğü” (TTK.m.369) yönünden gereği şirket zararına sebebiyet vermemeleri, şirketi vergi affından istifade etmek için mali mesuliyet altına sokan iş, işlem ve eylemlerden kaçınmaları gerektiği, sabit olmakla bu bapta oluşan ve yukarıda ayrıntılı olarak açıklanan şirket zararını (6.841.953,45 TL) davadışı şirkete ödemekle yükümlü oldukları,
6- Davalıların, davadışı şirketi temsilen Kasa Açığı ve Ortaklardan Alacaklar Hesabına ilişkin” af” düzenlenmesinden istifade etmek üzere Vergi Dairesine başvurmuş olmalarının ve 6736 sayılı yasa ve genel tebliğ hükümleri yönünden (vergi affından yararlanmak için) düzeltme (zarar yazma) kayıtlarını usulüne uygun olarak yapmış olmalarının, şirket ana sözleşmesi ve Türk Ticaret Kanunu'nda belirli sorumluluklarını bertaraf edemeyeceği,
Birleşen Dava Yönünden:
"Birleşen davada, davacının davalı şirketten tazminat talep edebilmesi için kanuni ve akdi şartların oluşmadığı," şeklinde görüş bildirdikleri görüldü.
Mahkememizin 17/10/2022 tarihli celse ara kararı ile dosyanın bilirkişilere yeniden tevdii ile, davalı tarafların itirazlarının detaylı ve gerekçeli olarak değerlendirilmesi için ek rapor alınmasına karar verildiği, bilirkişi heyetinin 25/09/2023 tarihli sundukları ek raporda özetle;
"Hukuki tavsifi ve nihai takdiri mahkemeye ait olmak üzere kök rapora yapılan itirazların değerlendirilmesi neticesinde kök raporda varılan sonuçların değişmesini gerektirecek nitelikte yeni olgu/belge ibraz olunmadığı ve kök raporda varılan sonuçların değişmediği yolundaki kanaatimizi saygı ile bilgilerinize sunarız." şeklinde görüş bildirdikleri görüldü.
Mahkememizce alınan bilirkişi raporları, taraf vekillerinin itiraz ve beyanları ve tüm dosya kapsamına göre yapılan değerlendirme uyarınca bilirkişi raporlarında da belirlendiği üzere Vergi (veya kasa) affı yasadan faydalanmak suretiyle kayıt düzeltilmesi vergisel açısından devlet ile şirket arasındaki ilişkide devletin bir vergi incelemesinde olası vergi alacağına (cezalar dahil) yönelik olarak mükellefi (somut olayda dava dışı şirketi) belli bir bedel ödeyerek takip etmekten vazgeçmesi anlamına gelmekte olup, Vergi affı çerçevesinde şirket, ortaklarından olan alacağından feragat ederse bu şirket tüzel kişiliğinin uğradığı bir zararı olacaktır. Şirkete ait değerler tasfiye sonucunda pay sahiplerine dağıtılacak ise de tasfiyeye kadar şirket, onu kuran ortaklarından ayrı bir hukuki şahsiyet olarak alacak ve borçları olacaktır. Bu halde yetkililerin ortaklardan olan alacaklar da dahil olmak üzere alacaklarını tahsil etmek için gerekli hukuki girişimleri başlatması gerekecektir. Bu görev AŞ’lerde YK’ya aittir. Somut olayda şirketin, ortaklarından olan alacakları YK’nın vergi affı çerçevesindeki başvurusuyla tahsil edilemez hale gelmiş olup, Vergi dairesinin affa konu edilen tutarlar sebebiyle şirket tüzel kişiliğini takip etmeyecek olması ve şirket tüzel kişiliğinin (olası) vergi cezalarından kurtulması şirket için olumlu bir sonuçtur. Ancak somut olayda vergi affı kanunu çerçevesinde ortakların şirkete olan borçları muhasebesel yöntemlerle tahsil olunamaz hale gelmiştir. YK üyeleri bilerek ve isteyerek böyle bir tasarrufta bulunmuşlardır. Bu durum şirketin zararını teşkil eder ve YK üyelerinin de bu alacakların tahsil olunamaz şekle dönüşümüne ilişkin olarak sorumlulukları söz konusu olacağından, raporda buna ilişkin hesaplanan miktar uyarınca davalıların sorumlu olduğu anlaşılmıştır.
Şirket kayıt ve defterleri üzerinde yapılan bilirkişi incelemesinde de tespit edildiği üzere 31.12.2015 tarihi itibariyle şirketin aktifinde mevcut olduğu halde şirket kasasında fiilen 400.00,00 TL'nin mevcut olmadığı, Ortaklardan Alacaklar Hesabında kayıtlı olduğu halde fiilen 5.782.139,14 TL tutarında şirket alacağının bulunmadığı, ve kasa affından yararlanmak üzere Vergi Dairesine başvurulmasına dair Yönetim Kurulu Kararı alınmamış bulunduğu, şirketin kasa hesabında kayıtlı 400.000,00 TL'nin şirkette fiilen mevcudiyetini temin etme ve şirketin ortaklarındaki alacağının (5.782.139,14 TL) tahsilini kanun yoluyla sağlama sorumluluğunun davalı şirket Yönetim Kuruluna ait olduğu halde bu sorumluluklarını yerine getirmedikleri ve 31.12.2015 tarih İtibariyle mevcut 400.000,00 TL tutarındaki kasa açığını ve 5.782.139,14 TL tutarındaki Ortaklar Cari Hesap açığını, yöneticisi bulundukları davadışı şirketin 2016 yılına ait ticari defterlerine masraf (olağanüstü gider) kaydetmek suretiyle davadışı şirketin toplam (400.000,004 + 5.782.139,14 =) 6.182.139,14 TL tutarında zararına sebebiyet verdikleri görülmüştür.
Bilirkişi raporlarında da belirlendiği üzere Vergi (veya kasa) affı yasadan faydalanmak suretiyle kayıt düzeltilmesi vergisel açısından devlet ile şirket arasındaki ilişkide devletin bir vergi incelemesinde olası vergi alacağına (cezalar dahil) yönelik olarak mükellefi (somut olayda dava dışı şirketi) belli bir bedel ödeyerek takip etmekten vazgeçmesi anlamına gelmekte olup, Vergi affı çerçevesinde şirket, ortaklarından olan alacağından feragat ederse bu şirket tüzel kişiliğinin uğradığı bir zararı olacaktır. Şirkete ait değerler tasfiye sonucunda pay sahiplerine dağıtılacak ise de tasfiyeye kadar şirket, onu kuran ortaklarından ayrı bir hukuki şahsiyet olarak alacak ve borçları olacaktır. Bu halde yetkililerin ortaklardan olan alacaklar da dahil olmak üzere alacaklarını tahsil etmek için gerekli hukuki girişimleri başlatması gerekecektir. Bu görev AŞ’lerde YK’ya aittir. Somut olayda şirketin, ortaklarından olan alacakları YK’nın vergi affı çerçevesindeki başvurusuyla tahsil edilemez hale gelmiş olup, Vergi dairesinin affa konu edilen tutarlar sebebiyle şirket tüzel kişiliğini takip etmeyecek olması ve şirket tüzel kişiliğinin (olası) vergi cezalarından kurtulması şirket için olumlu bir sonuçtur. Ancak somut olayda vergi affı kanunu çerçevesinde ortakların şirkete olan borçları muhasebesel yöntemlerle tahsil olunamaz hale gelmiştir. YK üyeleri bilerek ve isteyerek böyle bir tasarrufta bulunmuşlardır. Bu durum şirketin zararını teşkil eder ve YK üyelerinin de bu alacakların tahsil olunamaz şekle dönüşümüne ilişkin olarak sorumlulukları söz konusu olacağından, raporda buna ilişkin hesaplanan miktar uyarınca davalıların sorumlu olduğu anlaşılmıştır.
Buna göre davalı yönetim kurulu üyelerinin 6736 sayılı vergi barışı (affi) yasasından istifade etmek amacıyla ödedikleri toplam 659.814,31 TL tutarındaki vergi kanunen kabul edilemeyen gider sayılmakla davalı yönetim kurulunun bu bapta davadışı şirketin toplam 659.814,31 TL tutarında zararına sebebiyet verdikleri, böylelikle davalı yönetim kurulu üyelerinin davalı şirkete verdikleri zarar tutarının toplam (6.182.139,14 + 659.814,31=) 6.841.953,45 TL olduğu kanaatine varılmıştır.
Netice olarak Yönetim kurulu üyelerinin, “Özen ve Bağlık Yükümlülüğü” (TTK.m.369) yönünden gereği şirket zararına sebebiyet vermemeleri, şirketi vergi affından istifade etmek için mali mesuliyet altına sokan iş, işlem ve eylemlerden kaçınmaları gerektiği açık olmakla buna göre yukarıda hesaplanmış olan şirket zararını (6.841.953,45 TL) davadışı şirkete ödemekle yükümlü oldukları belirlendiğinden asıl davanın bu miktar uyarınca kabulüne karar verilmiştir.
Birleşen dosya yönünden, meslek mensubu olan davalı ... SMMM A.Ş. Davadışı ... AŞ’nin mübrez ticari defterlerinin genel kabul görmüş muhasebe ilkelerine, muhasebe standartlarına, ilgili kanun ve yönetmeliklere uygun olarak muhasebe kayıtlarını tuttuğu tespit edilmiş olup, ortaya çıkan zararın asıl dosya davalıları YK üyelerinin yaptığı iş ve işlemlerden kaynaklandığından, mali müşavirlik şirketinin bu yönüyle bir karar alma görüş bildirme gibi bir sorumluluğu olmadığından, birleşen davalının sorumlu tutulmasını gerektirir bir durum olmadığı kanaati ile birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda ayrıntılı olarak izah edildiği üzere;
1-ASIL DAVANIN KABULÜ İLE, 6.841.953,45 TL nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile dava dışı ... ... İnşaat ve Ticaret AŞ'ne verilmesine,
-Alınması gerekli 467.373,84 TL karar ve ilam harcından 42.693,75 TL peşin harç ile 74.150,00 TL tamamlama harcının mahsubu ile geriye kalan 350.530,09 TL eksik harcın davalılardan müşterek ve müteselsilen alınarak hazineye irat kaydına,
-Davacı tarafça başlangıçta yapılan 42.744,55 TL (harç ) yargılama gideri ile yargılama aşamasında yapılan 10.500,00 TL bilirkişi ücreti ve 1.055,00 TL masraf, 74.150,00 TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 128.449,55 TL yargılama giderinin davalılardan müşterek ve müteselsilen alınıp davacıya verilmesine,
-Gider avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine,
-Davacı taraf vekille temsil olunduğundan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap ve taktir olunan 372.419,53 TL vekalet ücretinin davalılardan müşterek ve müteselsilen alınıp davacıya verilmesine,
-1.320,00 TL Arabuluculuk ücretinin davalılardan müşterek ve müteselsilen alınarak hazineye irat kaydına,
2-BİRLEŞEN DAVANIN REDDİNE,
-Harçlar yasası uyarınca alınması gereken 427,60 TL ilam harcından peşin alınan 54,40 TL'ni n mahsubu ile eksik olan 373,20 TL'nin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
-Davacının yaptığı yargılama giderlerinin üstünde bırakılmasına
-Davalı kendini vekille temsil ettirdiğinden lehine Asgari Ücret Tarifesi 13/4 maddesi gereği 17.900,00 TL ücret takdirine, bunun davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine
-1.320,00 TL Arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
-Karar kesinleştiğinde ve talep halinde artan gider avansının ilgili tarafa iadesine,
Dair, HMK 345 maddesi uyarınca kararın taraflara tebliğ edildiği tarihten başlayarak iki hafta içinde HMK 342 maddesi gereğince düzenlenmiş dilekçe ile HMK 343 maddesi uyarınca mahkememize veya başka bir mahkemeye yapılacak başvuru ile HMK 341/1 maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olarak taraf vekillerinin yüzüne karşı oy birliği ile verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 28/06/2024
Başkan ...
E-İmzalıdır
Üye ...
E-İmzalıdır
Üye ...
E-İmzalıdır
Katip ...
E-İmzalıdır