T.C.
İSTANBUL
12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2020/288 Esas
KARAR NO :2025/211
DAVA:Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:26/09/2019
KARAR TARİHİ:20/03/2025
Dosya mahkememize ....Asliye Ticaret Mahkemesi ... sayılı Yetkisizlik Kararı ile mahkememize gönderildiği, mahkememizin 2020/288 Esas sayılı dosyasına tevzi edilmiş, mahkememizde görülen Tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde: Müvekkilinin sigorta aracılık alanında faaliyet gösterdiğini, müvekkili ile davalı arasında çalışmanın 2005 yılında başladığını, müvekkilinin bütün sigorta şirketlerinden teklif alabilme ve poliçe düzenletme hak ve yetkileri mevcut olduğunu, davalının müvekkiline size tahsilat yetkisi veriyoruz diye yeni sözleşme tanzim edildiğini, tanzim edilen çalışma protokolünde komisyon oranları vs bilgiler yer almadığını, genel olarak çalışma esaslarının belirtildiğini, 2017 yılından itibaren müvekkilin şirketin hiç bir sözleşmesel ve kanuni taahhüdü olmamasına rağmen, müvekkili şirketin kendilerinden düzenlenmesine aracılık ettiği poliçelerin adet ve primlerinin kendileri için az olduğunu, daha fazla poliçe düzenlenmesi gerektiğini, kendileri ile müvekkilinin çalışmaya devam etmek istemeleri halinde konulan hedeflere uyması gerektiğini müvekkilinden sözlü olarak istemeye başladığını, müvekkilinin başlangıçta davalının asıl niyetinin farkına varamadığını, müvekkilinin 2012 yılından beri servis verdiği bir müşterisi için davalı ile görüşerek özel fiyat tanımlama talebinde bulunulduğunu, 3-4 ay geçtikten sonra davalı tarafça verilen yanıtta müşterinin hasar frekansı uygun olmadığından bunun için özel fiyat tanımlaması yapılamadığı yanıtı verildiğini, olayın akabinde müvekkilinin aynı müşterisi başka bir sigorta şirketi ilen %25 ucuza hizmet sunduğundan dolayı müvekkilinin bu müşterisini elinden kaçırdığını, müvekkilinin bu işin üzerine düştüğünü, kendilerine zarar ettirildiğini yüksek sesle söylemeye başladığını, davalı şirket temsilcileri ile görüşmüşse de yönetmelik hükümlerince olumsuz cevap aldığını, her ne kadar bu şekilde çalışmaya devam edilmek istenmişse de müvekkiline zorluklar çıkartılmaya başlandığını, 03/ Eylül 2018 tarihinde müvekkiline fesih yazısı ulaştığını, asıl meselenin böylelikle müvekkilinin yılların emeği ile oluşturduğu portföyü elinden almak olduğunu, zaten fesih tarihine kadar geçen süreçte davalının eylemlerinden anlaşıldığını, davalı şirkete durumun nedeni sorulduğunda ise ; prim üretimlerinin kendileri için tatminkar olmadığını ticari olarak sürdürülebilir bir karlılık görmediklerini ifade ettiklerini, davalının müvekkili ile olan sözleşmeyi feshetmek için alt yapı yaptığı da yapılan poliçe hasar raporlarından da anlaşıldığını, daha sonra bir yanlışlı düzeltmek için davalı şirketin Kurumsal Bölge Genel Müdürü ile görüşülmüşse de bunun ticari bir karar olduğu cevabı alındığını, istenildiğinde başkaca bir acente üzerinden poliçelerinizi yenileyebilirsiniz cevabı aldığını, ancak bunun mümkün olmadığını, şöyle ki; böyle bir geçişte müşterilerinin bir kısım haklarının kaybolacağından müşterinin böyle bir riski almak istemediğinden eski sigorta şirketinde kaldığını, müvekkilinin müşteri portföyünün davalıya kaldığını, müvekkilinin müşterilerini kaybetmemek adına davalı ile çalışmasının yolları aranmışsa da davalı taraf işleri zorlaştırarak olumlu yanıt vermediğini, davalı müvekkilinin müşterilerine yazı göndererek müvekkili ile aralarındaki acentelik sözleşmesinin feshedildiğini, yeniden sözleşme düzenlemek istiyorlar ise kendileri ile sözleşme imzaları için irtibata geçilmesini istediğini, davalı tarafın müvekkilinin müşterileri karşısında itibarını zedelediğini, müvekkilinin müşterilerini kendilerine bağlamak istediğini, müvekkilinin müşterileri karşısında itibarını zedelediğini, fesih nedeni ile müvekkilinin yılların emeği ile oluşturduğu müşteri potansiyelini müvekkilin elinden alınarak ele geçirildiğini, bu durum müvekkilinde manevi zarar oluşturduğundan manevi tazminat talep ettiklerini, portföy tazminat taleplerinin bulunduğunu, müvekkilinin davalı ile çalıştığı 14 yılık süre içinde davalıya milyonlarca liralık poliçe yaptırdığı, çok sayıda müşteriyi davalıya kazandırdığı, müvekkili sayesinde davalının müşterilerinin arttığını ve bu nedenle portloy tazminatı şartları oluştuğunu, açıklanan nedenlerle davalı ile yapılan çalışma protokolünün haksız yere fesih ettiğinin tespiti ve davanın kabulü ile açılan davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığından alacak miktarının bilirkişi marifetiyle tespiti ile haklı taleplerinin arttırma haklarının saklı kalması kaydı ile müvekkilinin müsbet zararı olarak hesaplanacak meblağdan 20.000.00 TL, portföy tazminatı olarak hesaplanacak meblağdan 20.000,00 TL ve manevi zarar olarak da 30.000,00 TL olmak üzere 70.000,00 TL'nin fesih tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsiline, yargılama gider ve vekalet ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde: davacı tarafın defter tutma yükümlülüğü bulunan bir tüzel kişi olup zararın belirsiz olamayacağını, bu nedenle hukuki yarar yokluğundan davanın reddinin gerektiğini, davacı tarafın Portföy tazminatı talep hakkının olduğu kabul edilse dahi , davacı iş bu talebini 1 yıllık yasal süre içerisinde ileri sürmediğini, TTK. Md. 122 ile belirlenen kümülatif şartlar somut olayda mevcut olmadığından iş bu talebin de reddedilmesi gerektiğini, taraflar arasında yalnızca çalışma usullerinin düzenlendiği bir protokol bulunması, taraflara karşılıklı borç yükleyen sözleşme bulunmaması, davalı şirketin ifa etmesi gereken bir edim bulunmaması, müvekkili şirketin ifa etmekten imtina ettiği bir edim bulunmaması, davacının zararı bulunmadığını, müvekkili şirketin brokere vermiş olduğu prim tahsil yetkisini protokolün feshi île ortadan kaldırdığını, işbu hususu bildirmek içln müşterilerine bildirimde bulunduğunu, bahse konu yazıda davacının yetkisi haricinde davacıya yönelik herhangi bir ifade yer almadığını, bu nedenle davacının manevi tazminat talep hakkı bulunmadığını, davacının dava dilekçesinde belirttiği hususlar gerçeği yansıtmadığını, davacı broker olması sebebiyle müvekkil şirketten teklif alma, poliçe düzenletme hakkına halihazırda sahip olduğunu, protokolün feshedilmesi akabinde alınan tekliflere ilişkin örnekler dilekçenin ekinde ibraz edildiğini, gerçek zararı ıspat yükü davacı üzerinde olduğunu, davacının meydana geldiğini iddia ettiği zararı ıspatlaması gerektiğini, müvekkil şirket davanın ikamesi öncesinde temerrüde düşmediğinden davacının fesih tarihi itibariyle faiz talebinde bulunması mümkün olmadığından talep edilen faiz başlangıç tarihine de itiraz ettiklerini, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin haksız olarak feshedilip feshedilmediği, bunun sonucunda davacı tarafın tazminat talep edip edemeyeceğine dair tazminat davasıdır.
Mahkememizdeki dava 26/09/2019 tarihinde açılmakla davacının dava şartı arabuluculuk koşulunu yerine getirdiği görülmüştür.
Bilirkişiler ... ve ...tarafından hazırlanan 14.03.2022 tarihli raporda: "Taraflar arasında akdedilen brokerlik sözleşmesinin davalı tarafça .... Noterliğinin 03.09.2018 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesi keşide edilmek suretiyle feshedildiği. Davacının huzurdaki davada denkleştirme tazminatı ve müspet zarar talep ettiği, davalı tarafın davacının acente değil broker olduğu bu nedenle denkleştirme tazminatı ve müspet zarar talep edemeyeceğini iddia ettiğini, davacının denkleştirme tazminatı ve müspet zarar talep edip edemeyeceği hususunun sayın mahkemenin takdirinde olduğu, mahkeme davacının denkleştirme tazminatı talep edebileceği kanaatindeyse bu durumda TTK 122/2 çerçevesinde davacının talep edebileceği denkleştirme tazminatı son 5 yıl prim ortalamasına göre 163.990,80.- TL olarak hesaplandığı, geçmiş 5 yıllık prim tutarlarının enflasyon oranında endekslenmesi durumunda davacının talep edebileceği denkleştirme tazminatı tutarının ise 241.932,03.- TL olarak hesaplandığı, mahkeme davacının müspet zarar talep edebileceği kanaatindeyse bu durumda davacının talep edebileceği müspet zarar miktarı sözleşmenin feshinden sonraki poliçe vadelerinin ortalama 10 yıl olacağı şekilde toplam 3.514.925,60 TL olarak hesaplandığı, sonuç ve kanaatine varılmıştır " şeklinde raporunu sunmuştur.
Bilirkişiler ... ve ...tarafından hazırlanan 15.02.2023 tarihli ek raporda: "Bilirkişi kök raporumuzun sonuç kısmında; Taraflar arasında akdedilen brokerlik sözleşmesinin davalı tarafça .... Noterliğinin 03.09.2018 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesi keşide edilmek suretiyle feshedildiği, davacının huzurdaki davada denkleştirme tazminatı ve müspet zarar talep ettiği, davalı tarafın davacının acente değil broker olduğu bu nedenle denkleştirme tazminatı ve müspet zarar talep edemeyeceğini iddia ettiğini, davacının denkleştirme tazminatı ve müspet zarar talep edip edemeyeceği hususunun sayın mahkemenin takdirinde olduğu, mahkeme davacının denkleştirme tazminatı talep edebileceği kanaatindeyse bu durumda TTK 122/2 çerçevesinde davacının talep edebileceği denkleştirme tazminatı son 5 yıl prim ortalamasına göre 163.990,80 TL olarak hesaplandığı, geçmiş 5 yıllık prim tutarlarının enflasyon oranında endekslenmesi durumunda davacının talep edebileceği denkleştirme tazminatı tutarının ise 241.932,03 TL olarak hesaplandığı, mahkeme davacının müspet zarar talep edebileceği kanaatindeyse bu durumda davacının talep edebileceği müspet zarar miktarı sözleşmenin feshinden sonraki poliçe vadelerinin ortalama 10 yıl olacağı şekilde toplam 3.514.925,60 TL olarak hesaplandığı, hususları yer almaktadır. Bilirkişi kök raporumuzda; taraflar arasında akdedilen sözleşme, tarafların dosyaya sundukları beyanlar ve tüm dosya münderecatı, sözleşmenin yürürlükte olduğu dönemlerdeki davacı tarafın almış olduğu prim tutarları, davacı tarafın muhtemel denkleştirme tazminatı talebi hesabı ile muhtemel müspet zarar hesabı yapılarak sayın mahkemenin takdirine bırakılmıştır. Tarafların bilirkişi kök raporuna yönelik olarak yeniden yapılan inceleme, tespit ve değerlendirmeler neticesinde bilirkişi kök raporumuzdaki tespit ve değerlendirmelerimizi aynen koruduğumuzu, görüş ve kanaatlerimizin değişmediği hususu mahkemenin takdirindedir. Davalı tarafça hesaba esas alınan prim tutarlarının değişken olduğu yönündeki itiraz incelendiğinde sözleşmenin fesih tarihi 2018 yılı ilk 8 ay olduğundan 2018 yılında 8 aylık bir prim alacak tutarı hesaba katılmıştır. Sonrasında endekslenmek suretiyle denkleştirme tazminatı ve müspet zarar hesabı yapılmıştır. Müspet zarar hesabında düzenlenen sağlık sigorta poliçelerinin uzun süreli olması nedeniyle ortalama 10 yıllık bir süre için hesaplama yapılmış ve hem denkleştirme tazminatı ve hem de müspet zarar yönünden yapılan hesaplamalar ve ulaşılan sonuçlar sayın mahkemenin takdirine bırakılmıştır. Davacının müspet zarar talep edebilmesi için TBK 125. Maddesi kapsamında taraflar arasında akdedilen sözleşmenin yürürlükte olması gerektiği değerlendirilmektedir. Ancak, taraflar arasındaki sözleşmenin sona ermesi sebebiyle davacının müspet zarar talep edemeyeceği kanaat olunmaktadır. Tarafların bilirkişi kök raporumuza karşı vermiş oldukları itirazların incelenmesi ve değerlendirilmesi neticesinde söz konusu itirazların tarafların daha önce dosyaya sundukları beyanlarla örtüştüğü ve itiraza dayanak neticeyi değiştirecek yeni bir belgenin de dosyaya sunulmadığı görülmekle bilirkişi kök raporumuzdaki tespit ve kanaatlerimizde herhangi bir değişiklik meydana gelmemiştir. " şeklinde raporlarını sunmuşlardır.
Bilirkişiler ..., ... ve ... tarafından hazırlanan 09/02/2024 tarihli bilirkişi raporunda: "Rapor içerisinde belirtildiği üzere; kök ve 1. Ek raporda yer alan kanaatleri tekrarla; Taraflar arasında akdedilen brokerlik sözleşmesinin davalı tarafça .... Noterliğinin 03.09.2018 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesi keşide edilmek suretiyle feshedildiği, davacının huzurdaki davada denkleştirme tazminatı ve müspet zarar talep ettiği, davalı tarafın davacının acente değil broker olduğu bu nedenle denkleştirme tazminatı ve müspet zarar talep edemeyeceğini iddia ettiğini, davacının denkleştirme tazminatı ve müspet zarar talep edip edemeyeceği hususunun sayın mahkemenin takdirinde olduğu, yeniden yapılan hesaplamalarda portföy tazminatı ve müspet zarar hususunda bilirkişi kök raporumuzda yer alan hesaplamalarımızı değiştirir nitelikte bir sonuca ulaşılmadığı hususunun sayın mahkemenin takdirinde olduğu, Ancak sayın mahkemece görevlendirilen bilirkişi ... raporunu ayrı olarak sunacağını belirttiğinden Bilirkişi ...' nin tespit ve değerlendirmeleri sonrasında yapmış olduğumuz portföy tazminatı ve müspet zarar hesabını değiştirir nitelikte tespit ve değerlendirme olması durumunda buna göre ayrıca hesaplama yapılacağı." şeklinde rapor düzenlenmiştir.
Bilirkişi ... tarafından hazırlanan 25/03/2024 tarihli ayrık görüşünü içerir raporunda: "Davalı tarafça davacının brokerlik protokol feshi haksız bir fesih olduğu, haksız fesih nedeninden davacının portföy tazminat talep hakkı doğduğu, davacıya ait bazı sağlık sigortalarının halen davalı portföyünde devam ettiği, Brokerlik Yönetmeliği ilgili hükümleri davalı protokollerinde ihlal edildiği, münhasır bu davada portföyün poliçe özelliğinden kaynaklanması nedeninden düzenlemelerin acenteye ilişkin hükümleri broker için de uygulanabileceği, davalı tarafın davacıya 163.805.87 TL portföy tazminatı ödemesi gerekeceği, hakkaniyete uygun tazminat belirlenmesinde parametreler tenzili gerekmediği, müspet Zararın varlığı, yokluğu, uygunlu ve/veya tayini hususları ile Manevi Tazminat talebinin değerlendirilmesi Mahkemenin hukukunda bulunduğu, kanaatimi belirtir ayrık rapor, takdiri mahkemenize ait olmak üzere sunulur." şeklinde raporunu sunmuştur.
Bilirkişiler ... tarafından hazırlanan 28.10.2024 tarihli raporda: "Dava dosyası tarafımızdan, davacı ve davalının iddia ve cevapları dikkate alınarak 5694 sayılı Sigortacılık Kanunu ile işbu Kanun çerçevesinde yayımlanan Sigorta ve Reasürans Brokerleri Yönetmelikleri çerçevesinde incelenmiş ve inceleme sonucunda; Davacının dava konusu olarak TTK 122 madde çerçevesinde talep etmiş olduğu Denkleştirme Talebi/Portföy Tazminatı konusundaki talebi BROKER olması dolayısıyla, mevcut yasal hukuki mevzuat ile sunulan Yönetmelikler çerçevesinde Portföy Tazminat talep hakkının olamayacağı hususundaki, müspet zarar talep edilmesinin ilk şartı taraflar arasında karşılıklı borç yükleyen bir sözleşmenin varlığıdır. Taraflar arasında akdedilen Protokol iki tarafa borç yükleyen bir sözleşme değildir. İşbu Protokol yalnızca tarafların çalışma usullerini belirleyeci rol oynamaktadır. Bu bağlamda, taraflar arasında karşılıklı borç yükleyen bir sözleşme bulunmadığından davacının müspet zarar talep hakkı bulunma talebi dolayısıyla, bu konuda karar mahkemenin takdirinde olduğu" şeklinde raporlarını sunmuştur.
Davacı vekilinin UYAP sisteminden sunmuş olduğu dilekçesinde: "Talep artırım talebimizin kabulüne, dosyanın miktar itibari ile heyete tevdine, öncelikle kök ve ek rapor arasında çelişki olması, da gözetilerek itirazlarımız doğrultusunda dosyanın yeniden başka bir bilirkişi kuruluna verilerek itirazlarımız doğrultusunda rapor tanziminin istenilmesine, mahkeme aksi kanatte olması halinde ise; davalının sözleşmeyi haksız ve hukuka aykırı feshettiğinin tespit edilerek, haklı ve hukuka uygun davamızın kabulü ile; 3.514.925,60 TL müsbet zarar alacağımızın davalının sözleşmeyi haksız feshettiği 03.09.2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak müvekkilimize verilmesine, 241.932,03 TL denkleştirme tazminatının davalının sözleşmeyi haksız feshettiği 03.09.2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak müvekkilimize verilmesine, 30.000 TL manevi tazminatın davalının sözleşmeyi haksız feshettiği 03.09.2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak müvekkilimize verilmesine" şeklinde dilekçesini sunmuştur.
Davanın miktarı itibariyle heyete tevdine dair tensip tutanağı düzenlenmiştir.
Yapılan yargılama sonucunda:
Dava dilekçesinde davacı iddiasının, taraflar arasındaki sigorta işlemlerine ilişkin sözleşme kapsamında kendilerinin bütün sigorta şirketlerinden teklif alabilme ve poliçe düzenletme hak ve yetkileri mevcut olduğunu da ileri sürerek, sözleşmenin davalı tarafından feshedilmesi üzerine portföy tazminatı ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur. Davalı taraf ise taraflar arasında yalnızca çalışma usullerinin düzenlendiği bir protokol bulunduğunu, taraflara karşılıklı borç yükleyen sözleşme bulunmadığını, kendilerinin ifa etmesi gereken bir edim bulunmadığını, davacının zararı bulunmadığını, kendilerinin davacı brokere vermiş olduğu prim tahsil yetkisini protokolün feshi île ortadan kaldırdığını ileri sürmüştür.
Mahkememizce bilirkişilerden rapor alınmış ve birtakım değerlendirme ve hesaplamalar yapılmış ise de, görüşler arasındaki çelişki sebebi ile Bilirkişiler ... tarafından rapor alınmasına karar verilmiştir.
Mahkememizce alınan son raporda da belirlendiği üzere davacının dava konusu olarak TTK 122 madde çerçevesinde talep etmiş olduğu Denkleştirme Talebi/Portföy Tazminatı konusundaki talebi BROKER olması dolayısıyla, mevcut yasal hukuki mevzuat ile sunulan Yönetmelikler çerçevesinde Portföy Tazminat talep hakkının olabilmesi, yani müspet zarar talep edilmesinin ilk şartı taraflar arasında karşılıklı borç yükleyen bir sözleşmenin varlığıdır. Taraflar arasında akdedilen Protokol iki tarafa borç yükleyen bir sözleşme olmayıp, protokol yalnızca tarafların çalışma usullerini düzenlemektedir. Buna göre de, taraflar arasında karşılıklı borç yükleyen bir sözleşme bulunmadığından davacının müspet zarar talep hakkı bulunmadığından, açılan davanın reddine karar verilmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacının maddi ve manevi tazminat talepli davasının reddine,
2-Alınması gerekli 615,40 TL harçtan davacı tarafça peşin olarak yatırılan 1.195,43 TL peşin harç ve 63.480,00 TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 64.675,43 TL harçtan mahsubu ile bakiye 64.060,03 TL harcın karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine,
2-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
3-Davalı tarafından yapılan bir yargılama gideri olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
4-a-)Maddi tazminat yönünden:
Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T'deki (13/4 maddesi gereği maddi tazminat istemli davada tümden ret kararı verildiğinden tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre) esaslara göre belirlenen 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
b-)Manevi tazminat yönünden:
Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T'deki esaslara göre belirlenen 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-Arabuluculuk Ücret Tarifesi uyarınca hazine tarafından karşılanan 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davacı taraftan tahsili ile hazine adına irad kaydına,
6-Karar kesinleşene kadar yapılacak yargılama giderlerinin davacı gider avansından karşılanmasına, karar kesinleştikten sonra bakiye gider avansının istek halinde davacıya iadesine,
Dair, HMK 345 maddesi uyarınca kararın taraflara tebliğ edildiği tarihten başlayarak iki hafta içinde HMK 342 maddesi gereğince düzenlenmiş dilekçe ile HMK 343 maddesi uyarınca mahkememize veya başka bir mahkemeye yapılacak başvuru ile HMK 341/1 maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olarak davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı oy birliği ile verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 20/03/2025
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır