T.C.
İSTANBUL
12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO2020/473 Esas
KARAR NO :2024/856
Mahkememiz 2020/473 Esas sayılı asıl dosyasında:
DAVA:Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
Birleşen ....Asliye Ticaret Mahkemesi ... Esas ... Karar sayılı dosyasında:
DAVA:İtirazın İptali
DAVA TARİHİ:02/12/2020
Birleşen ....Asliye Ticaret Mahkemesi ... Esas 2021/534 Karar sayılı dosyasında:
DAVA:İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:02/12/2020
KARAR TARİHİ:07/11/2024
Mahkememizde görülmekte olan asıl ve birleşen dosyaların davalarının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Asıl dosyada:
Davacı vekili dava dilekçesinde: müvekkili şirket ile borçlu taraf arasında 2020/... Arabuluculuk Numaralı dosya ile 08.09.2020 ve tarihinde arabuluculuk görüşmesi yapılmıştır, Arabuluculuk görüşmelerinde taraflar arasında uzlaşma sağlanamadığını, söz konusu alacağın tahsili amacıyla işbu davanın ikame edilmesi zorunluluğunun hâsıl olduğunu, müvekkili Elektrik Piyasası mevzuatı uyarınca Serbest Tüketici konumunda olup, dilediği Elektrik Tedarik şirketi ile sözleşme yapma imkanına sahip olduğunu, bu kapsamda, yüksek elektrik enerjisi maliyeti de düşürülerek, avantajlı fiyat sunan davalı şirket ile 05.12.2019 tarihinde müvekkili şirket ve 'bağlı ortaklıklar tarafından işletilmekte olan hastanelere elektrik enerjisi tedariğine ilişkin Elektrik Enerjisi Satış Sözleşmesi akdedildiğini, bu kapsamda müvekkili şirket bağlı ortaklıklarından yüklü miktarda teminat mektupları güvence bedeli olarak sunulduğunu, ancak devam eden süreçte, müvekkili tarafından sözleşme ile belirlenen mücbir sebep maddesine uygun olarak, aşağıda açıklanan nedenlerle, yükümlülükler askıya alınmak istenmişse de bu durum davalı tarafından kabul edilmemiş dahası haksız ve hukuka aykırı şekilde sözleşme fesih edilerek müvekkilin zarara uğramasına neden olunduğunu, bu nedenle oluşan zararların tanzimi için iş bu davayı ikame etme zarureti ortaya çıktığını, Covid-19 Salgını Nedeni İle Bir Mücbir Sebep Hali Ortaya Çıktığını, bilindiği üzere, Aralık 2019 Çin Halk Cumhuriyetinin Vuhan kentinde ortaya çıkan ve Mart 2020 itibariyle tüm dünyayı etkisi altına alan Covid-19 enfeksiyonu Dünya Sağlık Örgütü tarafından küresel pandemi olarak ilan edildiğini, söz konusu Covid-19 enfeksiyonu ülkemizde de hızla yayıldığını, salgını önlemek ve etkilenenleri korumak için ülke sathında bilgilendirme çalışmaları başta olmak üzere çeşitli idari tedbirler alındığını, Covid-19 yayılma durumu ve etkileri dikkate alındığından ülkemizde bir salgın haline geldiği açıktır ve bu haliyle genel bir mücbir sebep haline dönüştüğünü, Yargıtay (Hukuk Genel Kurulu 2014/1190 E. ve 2018/1259 K Saylı Karar) ve Danıştay (Danıştay 13. Dairesi 24/4/2014 tarih ve 2011/4136 E. - 2014/1578 K. Sayılı Karar) içtihatları doğrultusunda; "salgın hastalık" mücbir sebep sayıldığını, salgın hastalık durumunun mücbir sebep olarak değerlendirilmesi bakımından, sözleşmede bu hususun mücbir sebep hali olarak belirtilip belirtilmediğinin de önem arz etmediğini, Covid-19 salgını dolayısı ile ortaya çıkan mücbir sebepten en çok etkilenen sektörlerden birisinde faaliyet gösterdiğini, Sağlık Bakanlığı Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü 20.03.2020 tarihinde, ... sayılı "Pandemi Hastaneleri" konulu Genelgesi yayınlanmış olup, ilgili Genelge'nin 2. Maddesine göre bünyesinde enfeksiyon hastalıkları ve klinik mikrobiyoloji göğüs hastalıkları iç hastalıkları uzmanı hekimlerden en az ikisinin bulunduğu ve 3. seviye erişkin yoğun bakım yatağı bulunan hastanelerin Pandemi Hastanesi ilan edildiğini, anılan genelge kapsamına göre, hastanelerinin %95'inin "Pandemi Hastanesi" olduğunu, bu durumun ise müvekkili hastanelerinin olağan çalışma düzeni dışında hizmet vermesi sonucu geçen yılın bir önceki dönemine göre gelirlerinin %80'den fazla düşmesine sebebiyet verdiğini, Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından 24.03.2020 tarihinde yayınlanan 518 No'lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği uyarınca ise, müvekkilin de dahil olduğu sağlık hizmeti sunan kuruluşlar açısından mücbir sebep halinin resmen ilan edildiğini, davalı ile olan sözleşme ile mücbir sebep hali ve sonuçları tanımlandığını, davalı şirket ile yapılan sözleşmenin mücbir sebepler başlıklı 12. maddesi ile mücbir sebebin ortaya çıkması halinde tarafların hak ve yükümlülükleri belirlendiğini, buna göre bir mücbir sebebin ortaya çıkması halinde, tarafların yükümlülüklerinin iş bu sebeplerin devam ettiği sürece askıya alınacağını, iş bu madde çok açık şekilde bir düzenleme içermekle mücbir sebebin varlığı halinde başkaca bir işletme, bildirime gerek kalmadan yükümlülüklerin askıya alınmasının kabul edildiğini, davalı şirketin basiretli bir tacir olarak, mücbir sebebin sonuçlarını göz önünde bulundurarak, iş bu sözleşmeyi akdettiğini, davalı şirket mücbir sebep nedeniyle sözleşmesel hakların kullanılmasını engellemiş ve sözleşmeyi feshettiğini, mücbir sebep nedeniyle sözleşmenin 12.maddesinden kaynaklı hakların kullanılacağının bildirilmesinin ardından davalı şirket tarafından 07.04.2020 tarihli ekte sunulan yazılar ile özetle mücbir sebep hali nedeni ile yükümlülüklerin askıya alınmasının kabul edilmeyeceği, iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerde yükümlülükleri askıya almanın mümkün olmadığı belirtilerek, yeni teminat mektupları verilmesi, vade farkı uygulaması gibi zaten ödeme zorluğu içerisinde olan müvekkili bakımından kabul edilemeyecek teklifler sunduğunu, devam eden süreçte müvekkile mali yolu 16.04.2020 ve 17.04.2020 tarihlerde yeni teklifler iletildiğini, 17.04.2020 saat 16.30'a kadar kararın bildirilmesi istendiğini, böyle bir tutumun ne ticari ne de basiretli davranma yükümlülüğü ile bağdaşmakta olduğunu, iş bu fesih kötü niyetli olup, sözleşmeye ve kanuni düzenlemelere aykırı olarak gerçekleştirildiğini, ilgili mevzuat gereği de yalnızca borç ödemede temerrüde düşülmesi veya teminat verilmemesi halinde fesih ve portföyden çıkarmanın söz konusu olduğunu, dolayısı ile fesih tarihi olan 17.04.2020 tarihi itibari ile temerrüde düşülmüş bir borç bulunmadığını, sözleşmenin fesih tarihi manidar olup, davalı kötü niyetinin açık bir göstergesi olduğunu, sözleşmenin feshi ve portföyden çıkarmaya ilişkin bildirim müvekkile 17.04.2020 tarihinde saat 19.00 sularında gönderildiğini, 16.04.2020 tarihinde sözleşmenin revizesine ilişkin teklif gönderip, üzerinden 24 saat geçmeden apar topar sözleşmenin feshine ilişkin bildirim gelmesinin sebebi önce anlaşılamamışsa da, yönetmeliklerin detaylı incelenmesi neticesinde ortada açık bir kötü niyet olduğunun anlaşıldığını, sözleşmenin feshi zamanlaması itibari ile müvekkilin yeni bir tedarikçi ile, avantajlı fiyatlar üzerinden, anlaşmasının önüne geçildiğini, davalı şirket müvekkilinin portföylerinden çıkarıldığını ancak 17.04.2020 tarihinde müvekkile bildirdiğini, gönderdikleri ... Barosu Başkanlığı'nın 21.04.2020 tarih ve 202/... sayılı ihtarı ile 01.05.2020 tarihi itibari ile görevli tedarik şirketinden elektrik alınması gerektiği belirtildiğini, ... ve ... yazılacak yazılarla görevli tedarik şirketi fiyatlarının sorulması ve mevcut sözleşme ile karşılaştırılması neticesinde Müvekkilin zararının boyutu ortaya çıkacağını, müvekkili şirketin başka bir tedarik şirketinden daha avantajlı fiyatla veya en azından davalının verdiği fiyatlarla eşit fiyatlarla elektrik enerjisi tedarik edebileceği düşünülse de bu imkanın da davalının eylemleri nedeni ile müvekkili elinden alındığını, Elektrik Piyasası Dengeleme ve Uzlaştırma Yönetmeliği'nin 30/A maddesi uyarınca, bir tedarik firması yeni portföy girişlerini ancak belli bir ayın 6.iş gününden önceki son işgünü sonuna kadar sisteme girmek zorunda olduğunu, bu itibarla müvekkili yeni bir tedarik firması ile anlaşma yapsa dahi yeni tedarik firmasının ancak Mayıs ayı başında yönetmelik gereği portföy girişi yapabilecek ve Haziran ayı itibari ile müvekkiline hizmet sunmaya başlayacağını belirtildiğini, davalının güvence bedeli olarak verilen teminat mektuplarının nakde çevrildiğini, müvekkilinin içinde bulunan dönemde, sağlık hizmetlerinin devamı ve devletimizin salgına mücadelesine destek olabilmek adına, kısıtlı bir bütçe ile hastaneleri yönetme çabasında olduğunu, hekim ve diğer sağlık çalışanlarının maaş ve giderlerini karşılamaya ve sağlık hizmetlerini devamı için gerekli hayati malzemelerin teminini sağlamaya odaklandığını, bunun dışında tüm giderlerini kontrol altında tutmaya çalıştığını, hal böyle iken, müvekkilinin nakit akışını daha da bozacak teminat mektuplarının nakde çevrilmesinin kabulü mümkün olmamakla, salgına mücadeleye sekte de vurduğunu, teminat mektuplarının nakde çevrilmiş olması ve sözleşmenin haksız olarak feshedilmiş olmasından dolayı müvekkilin oluşan zararlarını temin bakımından tedbir talebinde bulunmak gereğinin hasıl olduğunu, bu nedenle de davalı şirket'in mal varlıkları üzerinde tedbir konulmasını, müvekkili nezdinde oluşan ve oluşacak zararların fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 TL'sinin davalı şirketten tahsiline ve yargılama giderleri, vekalet ücretinin davalı şirket üzerinde bırakılmasını talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde: Taraflar arasındaki hukuki ilişkinin sözleşme ilişkisine dayanmakta olduğunu, alacak miktarlarının faturalar ile belli olduğunu, davanın açıldığı tarihte alacağın miktarı yahut değeri belirlenebilir durumda ise belirsiz alacak davası açılarak bu davanın sağladığı imkanlardan yararlanmanın mümkün olmayacağını, davacı şirketin müvekkili şirkete muaccel borcu olduğunu ve icra takibinin devam ettiğini, bu nedenle davanın usulden reddinin gerektiğini, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 12. mücbir sebepler başlıklı maddesinin; salgın hastalık nedeniyle tarafların yükümlülüklerinin bu durumun devamı süresince askıya alınmış olduğunu açıkça düzenlemiş olduğundan, davacının müvekkili şirketin edimine devam etmesini talep etmesinin sözleşme hükmüyle aykırılık teşkil ettiğini, Covid-19 kapsamında alınan idari tedbirler neticesinde müvekkilinin elektrik alımı gerçekleştirdiği tedarikçilerinin de mücbir sebep hükümlerine dayanarak elektrik satış sözleşmelerini askıya aldıklarını, müvekkil şirketin görevli tedarik şirketi olmaması nedeniyle ücretinin alamayacağı miktarda elektriği davacıya satmaya devam etme imkanının bulunmadığını, Covid-19 salgınının, elektrik piyasası için hem mevzuat hem de taraflar arasındaki sözleşme kapsamında bir mücbir sebep hali olduğu EPDK'nın 04.04.2020 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 02.04.2020 tarih ve ... sayılı kararı ile teyit edildiğini, müvekkili şirketin mücbir sebep olarak nitelendirilen durumda olmasına rağmen davacı şirkete elektrik tedarik etme kararı almış ise de davacı tarafın hukuka ve sözleşme hükümlerine aykırı şekilde sözleşmeyi tek taraflı askıya aldığını, doğmuş borçlarını ödemeyeceğini ve belirsiz bir süre boyunca da doğacak olan borçlarını ödemeyeceğini 29.03.2020 tarihli yazı ile bildirdiğini, davacının pandemi döneminde normal faaliyetlerine devam ederek hasta kabulü ve tedavisi gerçekleştirdiğini, check-up kampanyalı kampanyalar yürüttüğünü, sözleşmenin ilgili hükmünden anlaşılacağı gibi mücbir sebep durumunda tarafların yükümlülüklerinin ancak karşılıklı olarak askıya alınabileceğini, davacının vadesi gelmiş olan borcunun karşılığında müvekkili şirketin ediminin tamamını ifa etmiş olup kısmi ifaya rızası olmadığını, sözleşmenin 6. maddesi gereği davacının vadesi gelmiş borçlarını ödememesi durumunda müvekkilin sözleşmeyi feshetme hakkının bulunmakta olduğunu, 7.maddesi gereği ise müvekkilin davacıdan almış olduğu teminat mektubunu nakde çevirebileceği ve borcun kapanmaması durumunda kalan borcu için hukuki yollarda tahsiline gidebileceğini, 8.maddesi gereği davacının vadesi gelmiş borçlarını ödememesi durumunda müvekkilinin davacıya yedi gün süre verdiğini, akabinde ise temerrüde düşen davacı ile arasında akdedilmiş olan sözleşmeyi davacının kusurundan kaynaklı olarak feshetmek zorunda kaldığını, 13.maddesi gereği müvekkil şirkete gönderilmiş olan yazı tebligat niteliğinde olmadığından bir sözleşme hükmünün uygulanabilmesini sağlamayacağını, davacının müvekkili şirketin sözleşmenin ayakta kalabilmesi için sunduğu çok sayıda teklifi de geri çevirdiğini, davacı şirketin temerrüde düşmüş olduğu gibi halen mart ve nisan faturalarını da ödemediğini, sözleşmenin devam etmesi durumunda da Mart ayı faturasından temerrütte olan davacıya sözleşme süresi boyunca EPDK fiyatından satış gerçekleştirileceğini, dolayısıyla davacının müvekkili şirketçe portföyden çıkarılmasından dolayı uğradığını iddia ettiği zararın hukuki mesnetten yoksun olduğunu, davacının borç ikrarında bulunduğu ihtarnamesinin ve muhasebe mutabakatlarının mevcut olduğunu, buna rağmen müvekkili şirket tarafından başlatılan icra takibine itiraz ederek süreci kötü niyetli şekilde uzattığını ifade ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Birleşen ....Asliye Ticaret Mahkemesi ... Esas ... Karar sayılı dosyasında:
Davacı vekili dava dilekçesinde: müvekkili şirket ile davalı arasında 05/12/2019 tarihli bir Elektrik Enerjisi Satış Sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşme kapsamında müvekkili şirketin davalı şirkete son derece avantajlı fiyat ile elektrik tedarik ettiğini, davalının ciddi bir kazanç elde etmesinin sağlandığını, davalının, müvekkili ile imzaladığı sözleşmede düzenlenen yükümlülükleri yerine getirmediğini, müvekkili şirketin kabul edemeyeceği, hukuka aykırı taleplerinin sözleşmenin feshine sebep olduğunu, davalının sözleşmede düzenlenen hakkını kötü niyetli ve tek taraflı şekilde hukuka aykırı olarak kullanmasının kabul edilemeyeceğini, davalının, müvekkili şirketten taleplerinin sözleşeme aykırı olduğu gibi kanun hükümlerine açık aykırılık teşkil ettiğini, sözleşmenin feshine davalının kusurunun sebep olduğunu, davalının basiretli bir tacir gibi davranma yükümlülüğünü ihlal ettiğini, müvekkili şirketin sözleşmenin ayakta kalabilmesi adına sözleşme yükümlülüklerini de yerine getirdiğini, çok sayıda teklif sunduğunu, davalı tarafın kötüniyetli şekilde bütün teklifleri sebepsiz olarak geri çevirdiğini, davalının borç ikrarında bulunduğu ihtarnamesi ve muhasebe mutabakatlarının mevcut olduğunu, müvekkili şirketi zarara soktuğunu, borcunu ödemediğini, ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının borca kötüniyetli şekilde itiraz ettiğini, takibi durdurduğunu belirterek borçlunun ... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasına itirazının iptali ile takibin devamına, davalının %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini karar verilmesini talep dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde: taraflar arasında devam etmekte olan İstanbul ... Asliye Ticaret Mahkemesinin... Esas sayılı dosyası ile alacak davasının mevcut olduğunu, usul ekonomisi bakımdan söz konusu davaların birleştirilmesi ve daha önceden açılan İstanbul ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyası üzerinden yargılamaya devam edilmesini talep ettiğini, müvekkili şirketin COVID-19 salgını nedeni ile bir mücbir sebep hali ortaya çıktığını, müvekkilinin COVID-19 salgını nedeniyle ortaya çıkan mücbir sebepten en çok etkilenen sektörlerden birisinde faaliyet gösterdiğini, davacı ile olan sözleşme ile mücbir sebep hali ve sonuçları tanımlandığını, davacı şirketin mücbir sebep nedeniyle sözleşmesel hakların kullanılmasını engellediğini, sözleşmeyi feshettiğini, sözleşmenin fesih tarihinin manidar olduğunu, sözleşmenin feshi zamanlaması itibari ile müvekkilinin yeni bir tedarikçi ile avantajlı fiyatlar üzerinden anlaşmasının önüne geçildiğini, davacıya güvence bedeli olarak verilen teminat mektuplarının nakde çevrildiğini, müvekkili şirketin her anlamda ticari kazancında da çok ciddi düşüşler meydana geldiğini, müvekkilinin kamu hastanesi ve pandemi hastanesi olarak hizmet vermeye devam etmek zorunda kaldığını, müvekkili şirketin yurtdışı hastalarından elde etmiş olduğu gelirinde de çok ciddi oranda düşüş yaşandığını, davacının kötüniyetli olduğunu, göstermelik bir takım aksiyonlarla haklı çıkmaya çalıştığını, davacı tarafın işlemleri EPDK 'da belirtilen usule aykırılık teşkil ettiğini, davacı tarafından taraflar arasındaki sözleşme kapsamında değişiklik yapılması önerisi EPDK mevzuatında belirtilen usule aykırı bir şekilde yapıldığını, davacı tarafın her ne kadar sözleşmenin fesih edilmediğini, portföyden çıkarıldığını belirtmişse de, EPDK mevzuatına göre söz konusu portföyden çıkarma, sözleşmenin sona ermesi anlamında kullanıldığını, davacı tarafından yapılan fesih ile teminatın paraya çevrilmesinin sözleşmeye uygun olarak yapılmadığını, bu durumun yönetmeliklere aykırı olduğunu belirterek davanın reddine, davacı aleyhine %20'den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
Birleşen ....Asliye Ticaret Mahkemesi ... Esas ... Karar sayılı dosyasında:
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin enerji sektörünün öncü şirketlerinden olup Türkiye genelinde yaygın abone ağına elektrik tedarik hizmeti faaliyeti yürüttüğünü, müvekkili ile davalı arasında 05/12/2019 tarihli bir Elektrik Enerji Satış Sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşme kapsamında müvekkili şirketin davalı şirkete son derece avantajlı fiyat ile elektrik tedarik ederek, davalının ciddi bir kazanç elde etmesini sağladığını, ancak davalının hukuka ve sözleşme hükümlerine aykırı davranışları nedeniyle sözleşmeyi feshetmek zorunda kaldığını, müvekkilinin ciddi bir zarara uğradığını ve başka ticari faaliyetlerinin de bozulduğunu, ciddi maddi kayıplar yaşadığını ve davalının müvekkili şirkete olan borçlarını ödemediğini, başlatılan icra takibine ise kötü niyetli bir şekilde itiraz ederek takibin durmasına sebebiyet verdiğini, bu nedenlerle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, borçlunun .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına itirazının iptali ile takibin devamına, davalının %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde: dava dilekçesindeki taleplerin kabulünün mümkün olmadığını, taraflar arasındaki ticari ilişkiye ilişkin izahatın yapılmasının gerektiğini, müvekkili doğrudan ve bağlı ortaklıkları aracılığı ile Türkiye genelinde ... isimleri ile hizmet vermekte olan hastanelere sahip olup, toplam 35 hastanesi ile sağlık sektöründe Türkiye’de çok önemli konuma sahip olduğunu, müvekkili şirket tarafından işletilen hastaneler gerek kullanılan alet ve makinelerden gerek 7/24 hizmet veriyor olmasından dolayı çok yüksek miktarda elektrik enerjisi tükettiğini, enerji gideri müvekkili bakımından önemli bir maliyet kalemi olduğunu, müvekkili Elektrik Piyasası mevzuatı uyarınca Serbest Tüketici konumunda olup, dilediği Elektrik Tedarik şirketi ile sözleşme yapma imkanına sahip olduğunu, yüksek elektrik enerjisi maliyeti de düşülerek, avantajlı fiyat sunan davacı şirket ile 05.12.2019 tarihinde müvekkili şirket ve bağlı ortaklıklar tarafından işletilmekte olan hastanelere elektrik enerjisi tedariğine ilişkin Elektrik Enerjisi Satış Sözleşmesi akdedildiğini, müvekkili şirket bağlı ortaklıklarından yüklü miktarda teminat mektupları güvence bedeli olarak sunulduğunu, müvekkili tarafından sözleşme ile belirlenen mücbir sebep maddesine uygun olarak, yükümlülükler askıya alınmak istenmişse de bu durum davacı tarafından kabul edilmemiş ve dahası haksız ve hukuka aykırı şekilde sözleşme fesh edilerek müvekkilinin zarara uğramasına neden olunduğunu, bu nedenle oluşan zararların tazmini için iş bu davayı ikame etme zarureti ortaya çıktığını, covıd-19 salgını nedeni ile bir mücbir sebep hali ortaya çıktığını, Aralık 2019 Çin Halk Cumhuriyeti’nin Vuhan kentinde ortaya çıkan ve Mart 2020 itibariyle tüm dünyayı etkisi altına alan Covid-19 enfeksiyonu (Korona virüsü) Dünya Sağlık Örgütü tarafından küresel pandemi olarak ilan edildiğini, Covid-19 enfeksiyonu ülkemizde de hızla yayıldığını, salgını önlemek ve etkilenenleri korumak için ülke sathında bilgilendirme çalışmaları başta olmak üzere çeşitli idari tedbirler alındığını, COVID-19 yayılma durumu ve etkileri dikkate alındığından ülkemizde bir salgın haline geldiğini, bu haliyle maalesef genel bir mücbir sebep haline dönüştüğünü, covid-19 salgını dolayısıyla ortaya çıkan mücbir sebepten en çok etkilenen sektörlerden birisinde faaliyet gösterdiğini, davacı ile olan sözleşme ile mücbir sebep hali ve sonuçları tanımlandığını, davacı şirket mücbir sebep nedeniyle sözleşmesel hakların kullanılmasını engellediğini, sözleşmeyi feshettiğini, mevzuat gereği de yalnızca borç ödeme de temerrüde düşülmesi veya teminat verilmemesi halinde fesih ve portföyden çıkarma söz konusu olabildiğini, sözleşmenin fesih tarihi manidar olduğunu, davacının kötüniyetinin açık bir göstergesinin olduğunu, sözleşmenin feshi zamanlaması, itibarı ile müvekkilinin yeni bir tedarikçi ile avantajlı fiyatlar üzerinden anlaşmasının önüne geçildiğini, davacıya güvence bedeli olarak verilen teminat mektuplarının nakde çevrildiğini, müvekkilinin sözleşmesel haklarını kötüye kullandığının kabulü mümkün olmadığını, davacı aslen kötüniyetli olduğunu, haklı çıkmaya çalıştığını, davacın tarafın işlemleri EPDK belirtilen usule aykırılık teşkil ettiğini, davacı tarafından taraflar arasındaki sözleşme kapsamında değişiklik yapılması önerisi EPDK mevzuatında belirtilen usule aykırı bir şekilde yapıldığını, davacı tarafından yapılan fesih ile teminatın paraya çevrilmesi sözleşmeye uygun olarak yapılmamış olup, bu durum yönetmeliklere aykırı olduğunu, müvekkilinin zarar etmediğini iddia etmek abesle iştigal olduğunu, davacı tarafın haksızlığının ortada olduğunu, davacı3 taraf aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesinin gerektiğini, davacı yanın iyiniyetten uzak davrandığını, haksız bir menfaat elde etme gayesi içerisinde olduğunu, davacı aleyhine % 20'den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini, taraflar arasındaki sözleşmede belirtilen teminat mektubunun nakde çevrilmesi için gerekli koşulların oluşmaması, karşı tarafın sözleşmeyi haksız ve hukuka aykırı bir şekilde mücbir sebep halinin varlığına rağmen kötüniyetli bir şekilde feshetmesi, müvekkile izafe edilecek herhangi bir kusurun bulunmaması ve diğer haklı gerekçelerimiz nedeniyle, davacının davasının esastan reddini, davacı aleyhine % 20 sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri vekalet ücretinin davacı şirket üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Mahkememiz asıl dosyasında taraflar arasındaki ihtilafın; İmzalanan sözleşme kapsamında mücbir sebep nedeniyle sözleşmenin askıya alınmasının gerekip gerekmediği, sözleşmenin davalı tarafça feshinin haksız olup olmadığı, davacının sözleşmenin feshi nedeniyle zarara uğrayıp uğramadığı, uğramış ise zarar miktarı ile davacının davalıdan talepte bulunup bulunamayacağı,
Birleşen ....Asliye Ticaret Mahkemesi ... Esas ... Karar sayılı dosyasında dava hukuki niteliği itibariyle itirazın iptali istemine ilişkindir.
Birleşen ....Asliye Ticaret Mahkemesi ... Esas 2021/534 Karar sayılı dosyasında: dava hukuki niteliği itibariyle itirazın iptali istemine ilişkindir.
Asıl ve birleşen dava dosyalarında 7155 sayılı Yasa ile 6102 sayılı Yasaya 5/A maddesi eklenerek ticari davalarda arabuluculuk dava şartı haline getirilmiş, davacıların dava şartı arabuluculuk koşulunu yerine getirdiği görülmüştür.
Dilekçeler aşaması tamamlanmakla, mahkememizin ön inceleme duruşmasında dava şartları ve ilk itirazlar incelenmiş, tarafların sulh olma imkanının bulunmadığının tespiti ile uyuşmazlık noktaları belirlenerek tahkikat aşamasına geçilip, deliller toplanmıştır.
... İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyasında: davacı alacaklı tarafından davalı/borçlu aleyhine 1.901,463,00 TL alacağın tahsili için Merkezi Takip Sisteminin 2020/... takip başlatıldığını, ödeme emrinin tebliğ edildiği, borçlu tarafça itiraz dilekçesi sunulmuştur.
Merkezi Takip Sisteminin ... nolu icra dosyasında: davacı alacaklı tarafından davalı/borçlu aleyhine 167.192,39 TL fatura bakiye alacağı, 2.902,65 TL asıl alacağa işlemiş geçmiş gün faizi olmak üzere 170.094,04 TL takip başlatıldığını, ödeme emrinin tebliğ edildiği, borçlu vekilince icra takibine, asıl alacağa, faiz ve ferilerine, faiz türüne ilişkin olarak yasal süresi içerisinde itirazlarını içerir dilekçe sunmuştur.
Birleşen ... Esas sayılı dosyasında talimat vasıtasıyla bilirkişiler ... tarafından hazırlanan 16/06/2021 tarihli raporda: "Davacı yan tarafından incelemeye sunulan 2020 yılına ait ticari defterlerinin 6102 sayılı TTK. ilgili hükümleri yönünden; süresinde açılış tasdiklerinin yapıldığı, elektronik defter beratlarının süresinde oluşturulduğu, kural ve standartlara uygun tutulduğu, görüldüğünden, ilgili yıla ait ticari defterlerinin sahibi lehine delil vasfının bulunduğu sonucuna varılmıştır. Davacı yanın incelemeye sunulan ticari defterler kayıtlarında; davacı yanın davalı yandan 2.068.655,40 TL alacaklı olduğu, bu alacağın davacı yan tarafından davalı yan adına tanzim edilen faturalardan davalı yan kısmi ödemeleri ile yine davalı yan tarafından tanzim edilen iade faturasının düşülmesi sonucu kalan bakiye olduğu, Tarafların, inkâr tazminatı ve diğer benzeri taleplerinin muhterem Mahkemenizin takdiri içinde kaldığı. " şeklinde rapor düzenlenmiştir.
Bilirkişiler ..., Prof. Dr. ..., Dr. ... tarafından hazırlanan raporda:"Somut olayda hukuki sorun davacının taleplerinin yerindeliğinin belirlenmesinden ibarettir. Uyuşmazlığın özü, 2020 Mart Ayı itibariyle ülkemizde etkisini gösteren COVID-19 Pandemisinin taraflar arasındaki 05.12.2019 tarihinde kurulmuş, 1.1.2020 tarihinde hükümlerini doğurmuş 31.12.2020 bitiş tarihli Elektrik Enerjisi Satış Sözleşmesine etkisinin belirlenmesinden ibarettir. Raporda özetlediğimiz gerekçelerle, PANDEMİ, Enerji Piyasası açısından hem EPDK Kararı ve taraflar arasındaki sözleşme m. 12 hükmü göz önüne alınarak MÜCBİR SEBEP niteliğini haizdir. Nitekim bu durumun mücbir sebep niteliği taşıdığı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık söz konusu mücbir sebebin taraflar arasındaki sözleşmeye etkisinin belirlenmesi noktasında toplanmaktadır. Raporda yapılan açıklamalar uyarınca, sözleşmede (m. 12) sayılan mücbir sebeplerin, ifaya geçici olarak engel olduğu hallerde, geçici imkânsızlık açısından kabul edilen sonuçlar düzenlenmiş ve mücbir sebebin devam ettiği süre boyunca her iki taraf bakımından edimlerin askıya alınacağı (eş deyişle ifanın erteleneceği) kararlaştırılmıştır. Söz konusu sözleşmede, mücbir sebebin mutlaka her iki tarafı da etkilemesi aranmamıştır. Özetle bu hükümle, mücbir sebepten etkilenmeyen taraftan aynen ifanın beklenemeyeceği ilkesinden hareket edilmiştir. Nitekim aynı ilke, taraflardan hiçbirinin kusuruna dayanmayan sebeplerle, borcun ifasının imkânsız olduğu hallerde, her iki tarafın da borcunun sona ereceği düzenlemesinin yer aldığı TBK m. 136-137'de de benimsenmiştir. Sonuç olarak Sayın Mahkemenin de yerinde görmesi halinde, sözleşmenin m. 12 hükmü, mücbir sebep niteliğindeki PANDEMİ, her iki tarafa birden edimlerini PANDEMİNİN etkisi ortadan kalkana kadar askıya alma (erteleme) hakkı tanımaktadır. Bu nedenle PANDEMİN taraflar arasındaki borç ilişkisine olumsuz etkilerinin başladığı andan itibaren taraflardan herhangi biri yek diğerine aynen ifa talebinde bulunamayacaktır, aynen ifa talebinde bulunulması halinde de buna uyulmaması, uymayan taraf bakımından borca aykırı davranış olarak nitelenemeyecektir. Ek olarak askıya almanın ileriye etkili olacağı, doğmuş ve muaccel olmuş borçları etkilemeyeceği düşünülmektedir. Nihai takdir yetkisi Sayın Mahkemededir. Davacı, sözleşme madde 12 hükmünün yükümlülükleri karşılıklı olarak askıya alınma hükmünün hukuken geçerli olmadığını, mücbir sebepten etkilenen tarafın yükümlülüklerinin askıya alınmasının hukuka uygun olduğunu ve aksinin kabulü halinde mücbir sebep düzenlemesinin bir anlamı olmayacağını beyan etmiştir. Belirtmek gerekir ki sözleşmede yer alan bir düzenlemenin anlamı konusunda (anlamının açık olmadığı veya anlaşılamadığı hallerde) sözleşmenin yorumu sorunu söz konusu olacaktır. Sözleşmenin yorumu da hâkim tarafından yapılabilir (TBK m. 19). Dolayısıyla davacının sözleşme m. 12 hükmünün anlamı konusundaki beyanları hususunda nihai takdir Sayın Mahkemededir. Dosya kapsamında bulunan taraflar arasındaki yazışmalar doğrultusunda tarafların sözleşmenin uyarlanması konusunda anlaşamadıkları görülmektedir. Ancak davacı uyarlama talebiyle birlikte sözleşmenin askıya alındığını da ifade etmiştir. Sözleşme m. 12 hükmüne göre davalının da sözleşmeyi askıya alma hakkı olduğu gözetildiğinde, uyarlama konusunda anlaşmaya varılamamış olmasının somut olaya etkisi olup olmadığı konusunda nihai takdir Sayın Mahkemededir. Şunu açıklamak gerekir ki uyarlama talebi ile sözleşmenin askıya alınması talebi kanımızca bağdaşmamaktadır. Çünkü askıya alma ile ifade edilen tarafların askıya alma anından itibaren birbirlerinden aynen ifa talebinde bulunamayacakları anlamına gelir. Uyarlama konusunda anlaşılması halinde ise sözleşmenin askıya alınması söz konusu olmayıp tarafların yeni duruma göre kararlaştırdıkları edimlerin aynen ifasını talep hakkı söz konusudur. Davacının portföyden çıkarılmasının anlamının belirlenmesi somut olayın çözümü açısından son derece önemli ve belirleyicidir. Dosya kapsamında davacı, portföyden çıkarmanın sözleşmenin feshi anlamına geldiğini beyan etmekte buna karşılık davalı da bunun sözleşmenin askıya alınması anlamına geldiğini belirtmektedir. Hemen belirtmek gerekir ki, sözleşmenin askıya alınması kavramı, enerji piyasasında mücbir sebebin varlığı halinde ortaya çıkan bir hak olup yasal düzenlemelerde ve taraflar arasındaki sözleşmede, bunun nasıl gerçekleştirileceği eş deyişle ikili sözleşmenin askıya alınmasının hangi yöntemle gerçekleştirildiği konusunda bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu noktada şu sorun ortaya çıkmaktadır. Davacı tüketici olduğu için sözleşmenin askıya alınması ile bedel ödeme borcunu askı süresince ifa etmeme hakkına sahiptir. Ancak davalının enerji tedariki ve kullanımının sağlanması borcunu hangi yöntemle yerine getirmekten kaçınacağı belirsizdir. Heyetimizin teknik bakımdan uzman sayın üyesi tarafından da anılan konuda, dosya kapsamındaki bilgiler ışığında bu soru yanıtlanamamaktadır. Bu nedenle taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümünde birinci derecede etken olacak bu sorunun cevabının EPDK'den sorulması ve buradan gelecek yanıta göre değerlendirmeye devam edilmesi gerekmektedir." şeklinde rapor sunulmuştur.
Bilirkişiler Prof.Dr. ...c tarafından hazırlanan 18/03/2022 tarihli raporda:"Asıl dava bakımından taraflar arasındaki sözleşmenin tedarikçi ... Elektrik Toptan Satış İthalat İhracat AŞ tarafından haksız fesih edildiği, feshin 01.05.2020 tarihi itibariyle geçerli hale geldiği, Abonenin (... Üniversitesi - Sağlık Uygulamaları Araştırma Merkezi) haksız fesih sonrası derhal dava dışı ... A. Ş. ile sözleşme yaptığı, bu şekilde yüksek tarifeden elektrik enerjisi kullanıp kullanmadığı yönündeki araştırma konusunda heyetimizin yetkili üye bulunmadığından bir sonuca varılamayacağı, birleşen 18. Asliye Ticaret Mahkemesi ... sayılı dosya bakımından davacı ... Elektrik Toptan Satış İthalat İhracat A.Ş tarafından kesilen faturanın cezai şarta ilişkin bulunduğu ve cezai şart talep etmek için sözleşmenin haklı feshinin gerektiği, asıl davada ortaya konulduğu gibi feshin haklı olmaması sebebiyle cezai şart talebinin mümkün olmayacağı, bu sebeple İstanbul 22. İcra Müdürlüğünün ... sayılı takibine yapılan itirazın haklı olduğu ve itirazın iptali şartlarının oluşmadığı, birleşen 18. Asliye Ticaret Mahkemesi ... sayılı dosya bakımından davacı ... Elektrik Toptan Satış İthalat İhracat AŞ tarafından kesilen faturanın .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosya ile talep edilmesini konu aldığı, davacı/davalı defterlerinde yapılan incelemede, takibe konu faturanın son fatura olduğu ve bundan sonra yapılan ödemeler neticesinde icra takibinde talep edilen 167.192,39 TL bakiye kaldığı, Bu tutarda her iki tarafında mutabık oldukları, talep edilen faizin uygun olduğu " şeklinde rapor düzenlenmiştir.
Bilirkişi Prof. Dr. ... tarafından hazırlanan 20/09/2022 tarihli raporda:" Kök raporda, alacağın varlığına rağmen feshin haksız olduğu yönünde beyanda bulunulmuştur. Feshin haklı olmadığı yönünde kök raporda ortaya konan husus tekrar belirtilmek gerekirse, fesih tarihi itibariyle alacak bulunmakla birlikte vadesi gelmiş, ya da daha doğru bir ifadeyle ödemesinde gecikme bulunan bir alacak bulunmadığı anlaşıldığından feshin haklı olmadığı sonucuna varılmıştır. Esasen bu husus kök raporda her ayın 17'sinde ödeme yapılması gerekliliğinin sözleşme hükmü olmasına ve 07.04.2020 tarihinde ödenmemiş bir fatura bulunmaması sebebine dayandırılmaktadır. Taraf itirazında muaccel alacağa rağmen feshin haklı olmamasının düşünülemeyeceği belirtilmekle birlikte, kök raporumuzda belirlenen tarih itibariyle alacağın muaccel olmadığı belirtilmiştir. Bu tespite yönelik bir itiraz ise bulunmamaktadır. Tarafların arasındaki sözleşme hükmünün incelenmesi ve değerlendirilmesi yönünden hukuki inceleme ve değerlendirmeler, Sayın Mahkemenin takdirindedir. Tarafımızdan belirlenen husus, maddi durum olup, bunun sonucu Sayın Mahkeme tarafından takdir edilecektir. Faize yönelik değerlendirildiğinde; Sözleşme ile kararlaştırılan faiz 6183 Sayılı Kanun gereği talep edilebilecek faizdir. Bu kanuna göre 2020 yılında (30.12.2019 - 20.07.2022 döneminde) faiz oranı aylık 1,60 olarak belirlenmiştir. Faturaların son ödeme tarihi : 17.04.2020, Takip tarihi : 14.05.2020 Dönem 27 gün: Alacak miktarı 167.192,39 Faiz miktarı 167.192,39 X 1,6 % x 27 gün = 2.407,57 TL Bu durumda talep edilebilecek rakam: 167.192,39 Asıl alacak 2.407,57 TL birikmiş faiz 169.599,96 olup, davacının talebi 170.095,04 olup, itirazın kısmen kaldırılması gerekecektir. Kök raporda birikmiş faiz miktarı 2.092,65 TL olarak tespit edilmiştir. Oysa takip talebi incelendiğinde bu rakamın 2.902,65 TL olduğu görülmektedir. Rakam inceleme sırasında hatalı olarak rapora aktarıldığından, faiz miktarının taleple bağlı olarak değerlendirilebileceği sonucuna varılmıştır. Doğrusu ise 2.407,57 TL faiz talebinin istenebileceği ve alacaklının talep edeceğinde fazla faiz istemiş olduğudur. Kök rapordan farklı bu sonuç Sayın Mahkemenin takdirine sunulur. Elektrik mühendisliği yönünden değerlendirme sözleşmenin feshinin değerlendirilmesi davacı ... Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araş. Merkezi ile Davalı ... Elektrik Toptan Satış İthalat İhracat AŞ. arasında 01.01.2020 - 31.12.2020 tarihleri arasında geçerli olmak üzere 05.12.2019 tarihinde Elektrik satış sözleşmesi imzalanmıştır. Sözleşmede faturaların her ayın 17'sinde ödeneceği belirlenmiştir. Sözleşme gereği faturalar her ayın 17sine kadar ödenmektedir. Dolayısı ile fesih tarihi olan 17.04.2020 tarihi itibari ile temerrüde düşülmüş bir borç bulunmamaktadır. Ayrıca faturanın son ödeme tarihinde ödenmemesi durumunda dahi Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği'ne göre doğrudan temerrüd hali oluşmamakta ve temerrüd için öncelikle yazılı olarak 5 günlük ödeme süresi verilmesi, ardından 30 gün içerisinde ödeme yapılmazsa elektriğin kesileceği ihbarının yapılması gerekmektedir. Davacı şirketin sözleşmesinin fesh edilmesinden dolayı zarara uğrayıp uğramadığı Elektrik faturaları yoluyla tüketicilerden tahsil edilen dağıtım bedeli ve aktif enerji bedeli EPDK tarafından, 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu ve 4628 sayılı Enerji Piyasası Düzenleme Kuruntunun Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun'un verdiği yetki çerçevesinde belirlenmekte olan perakende elektrik satış ve dağıtım tarifeleri ile düzenlenmekte olup tarifesi düzenlemeye tabi tüketicilere uygulanan perakende satış tarifeleri Kurul Kararları ile onaylanmaktadır. EPDK tarafından düzenlenen aktif enerji bedelleri, görevli tedarik şirketleri tarafından serbest tüketici hakkını haiz olmayan tüketicilere ve serbest tüketici hakkını haiz olmasına rağmen tedarikçi ile ikili anlaşması olmayan tüketicilere uygulanmaktadır. EPDK tarafından düzenlenen dağıtım sistem kullanım bedelleri ise tüm tedarik şirketleri tarafından dağıtım sistemi olan tüm tüketicilere aynı şekilde uygulanmaktadır. Serbest tüketicilerin tedarik şirketleri ile ikili anlaşma yaparak temin ettikleri elektrik enerjisine ilişkin olarak tahakkuk ettirilen aktif enerji bedeli düzenlemeye tabi olmayıp taraflar arasında yapılan anlaşmaya göre belirlenmektedir. İkili anlaşma kapsamında elektrik enerjisinin alınıp satılmasına dair yapılan ve Kurul onayına tabi olmayan ticari anlaşmalar hususunda; ilgili tedarikçinin enerji satışı kapsamında oluşan aktif enerji fiyatları, ilgili tüketiciye sunmuş olduğu teklifte yer almakta ve tüketici ile tedarik şirketi arasında serbestçe tayin edilmektedir. Sözleşmenin eki "PROTOKOL" ün 3.Maddesinde "Enerji Birim Fiyatı şu şekilde hesaplanacaktır. Elektrik Piyasası Düzenleme Kurumu ("EPDK") tarafından, görevli tedarik şirketleri tarafından serbest olmayan tüketiciler ile serbest tüketici olmasına rağmen tedarikçisini seçmeyen tüketicilere uygulanmak üzere yayınlanan tarifelerden Dağıtım Sistemi Kullanıcıları için geçerli olan TİCARETHANE(AG/OG) tarifesi, (Dağıtım Bedeli hariç olmak üzere) perakende Tek Zamanlı Aktif Enerji Bedeli sabit 41,50 krş/kwh olarak sabitlenmiştir." denmektedir. Yani sözleşme süresince, Aktif Enerji Bedeli 41,50 krş/kwh olarak belirlenmiştir. Sözleşmenin 17.04.2020 tarihinde Fesh edilmesinden sonra, ... ... Satış A.Ş. ile "Elektrik Enerjisi Satış Sözleşmesi' imzalanmıştır. Bu Sözleşme kapsamında davacı şirket, Elektrik Piyasası Düzenleme Kurumu ("EPDK") tarafından, görevli tedarik şirketleri tarafından serbest olmayan tüketiciler ile serbest tüketici olmasına rağmen tedarikçisini seçmeyen tüketicilere uygulanmak üzere yayınlanan tarifelerden Dağıtım Sistemi Kullanıcıları için geçerli olan Ticarethane (AG/OG) tarifesi üzerinden faturalandırmaktadır. Taraflar arasında imzalanan sözleşme kapasındaki birim fiyatlar ile tedarikçi seçmeyen dağıtım sistemi kullanıcıları için uygulanan birim fiyatlar ve aralarındaki yüzdesel fark aşağıdaki gibidir. Sayın Mahkeme tarafından taraflar arasında imzalan sözleşmenin haksız fesh edilmesine karar vermesi durumunda; yukarıdaki tabloda görüleceği üzere sözleşmenin fesh edilmesinden dolayı davacı şirket, dönem bazında %26,33- %37,71 Aralığında zarara uğramış olacaktır. Davalı ... ... A.Ş. tarafından düzenlenen 01.04.2020 - 01.05.2020 tarihleri arasındaki Nisan döneme ait faturanın değerlendirilmesi, davacı tarafından, davalıdan ... firmasından ... firmasına geçiş esnasında nisan ve Mayıs ayı faturalarından kaynaklı 181.956,87 TL zarara uğramış olduğu belirtilmesine rağmen dava dosyasına sadece NİSAN 2020 dönemine ait fatura sunulmuştur. Bu nedenle sadece Nisan dönemine ait fatura hesaplaması ve değerlendirmesi yapılabilmiştir. Taraflar arasında imzalanan sözleşmede Aktif Enerji Bedeli 0,4150 TL/kWh olarak belirlenmişken, Davalı şirket tarafından düzenlenen Nisan 2020 faturasında, Aktif Enerji Bedeli 0,524258 TL/kWh alınarak fatura bedeli 493.023,48 TL olarak hesaplama yapılmıştır. Sözleşme gereği hesaplanması gereken fatura tutarı, Tüketim miktarı: 554.898 kwh Aktif Enerji Bedeli: 0,4150 TL/kWh Dağıtım Bedeli: 0,155373 TL/kWh Güç bedeli :5,334459 TL/kWh Enerji fonu: %1 TRT payı: %2 Belediye Tüketim vergisi: %5 Enerji Bedeli: 554.898 kwh x 0,4150 TL/kWh = 230.282,67 TL Dağıtım bedeli: 554.898 kwh x 0,155373 TL/kWh = 86.216,17 TL Güç bedeli:1.700 kwh x 5,334459 TL/kWh = 9.068,58 TL Enerji fon bedeli (%1) : 230.282,67 x 0,01= 2.302,82 TL TRT payı bedeli (%2) : 230.282,67 x 0,02 = 4.605,65 TL Belediye Tüketim vergisi bedeli (%5) : 230.282,67 x 0,05 = 11.514,13 TL Gecikme bedeli: 8.349,30 TL KDV(%18): (230.282,67 + 86.216,17+9.068,58+2.302,82 + 4.605,65+11.514,13 + 8.349,30) x 0,18= 63.421,08 TL Fatura Bedeli: 352.339,35 + 63.421,08 = 415.760,43 TL FARK; Davalı tarafından düzenlenen fatura bedeli- sözleşmede belirlenen tarifesi üzerinden hesaplanan fatura bedeli: 493.023,48 - 415.760,43 = 77.263,05 TL davalı elektrik şirketi tarafından fazla faturalandırılan tutar: 77.263,05 TL D. Ceza Faturasının Değerlendirilmesi Sözleşmede, davacının süresi dolmadan sözleşmeyi fesh etmesi yada sözleşmenin fesh edilmesine neden olması durumunda Sözleşmede fesih bedeli "en yüksek fatura bedelinin 2 kati' olarak tanımlanmıştır. Davacı ... Üniversitesi adına düzenlenen en yüksek faturasının 2 katı ve toplamları aşağıdaki gibidir. Unvan Abone No En Yüksek Fatura Tutarı x2 ... Üniversitesi ... 447.671,74 895.343,48 ... ÜNİVERSİTESİ ... 503.059,76 1.006.119,52 toplam 1.901.463,00 mahkeme tarafından sözleşme feshinin haklı gerekçelerle yapıldığına kanaat getirmesi durumunda, davacı şirket 1.901.463,00 TL tutarındaki fesih ceza/cayma bedelinden sorumlu olacaktır. Aksi durumda ise düzenlenen fesih ceza/ cayma faturasından sorumlu olmayacaktır. " şeklinde rapor düzenlenmiştir.
Bilirkişiler Prof. Dr. ... tarafından hazırlanan 23.03.2023 tarihli raporda: "Mahkemeye sunulan kök ve ek raporlarda varılan görüşlerde bir değişiklik bulunmamaktadır. Özellikle feshin haklılığı yönünden yapılan değerlendirmeler ve takdirin Sayın Mahkemeye bırakılmasına ilişkin değerlendirme yapıldığı tekrar hatırlatılmalıdır. Sayın Mahkemeye maddi vakıa olarak sunulan hususlar açısından değerlendirildiğinde; feshin haksız olduğu heyetimiz tarafından değerlendirilmiş bulunmaktadır. Ancak yine de Sayın Mahkemenin takdirine müdahale edilmeyecek şekilde ihtimalli olarak değerlendirilirse; feshin haklı olduğu kabul edilirse Bu aşamada birleşen ... esas sayılı dosyanın konusunu oluşturan Merkezi Takip Sistemi 2020/... sayılı dosya bakımından alacağın 17.09.2020 tarihinde takibe konulduğu, son ödeme tarihinin 04.09.2020 olduğu, 13 gün için faizin 6183 Sayılı Kanun ile öngörülen oran üzerinden hesaplandığında aylık 1,60 oranı üzerinden 1.901.463 X % 1,6 X 13 Gün / 30 = 13.183,48 TL faiz talep edilebilir durumdadır. Ancak talep 5.810,03 TL olup, taleple bağlılık ilkesi gereğince asıl alacak ve talep edilen faiz oranında itirazın iptali cihetine gidilebileceği benimsenebilecektir. Bu ihtimal bakımından sonuç olarak; Asıl dava bakımından davacının tazminat talebinin kabul edilebilir olmadığı, Birleşen ... esas sayılı dosya bakımından Merkezi Takip Sistemi 2020/... sayılı icra dosyasına yapılan itirazın haksız olduğu, Birleşen ... Esas sayılı dosya bakımından .... İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosya bakımından takibin asıl alacak 167.192,39 TL ve 2.407,57 TL birikmiş faiz bakımından itirazın haksız olduğu sonucuna varılabileceği, feshin geçerli bir sebebe dayanmadığı benimsendiğinde, Sayın Mahkemenin görevlendirmesine uygun olarak yapılan hesaplama ve değerlendirme neticesinde; Davacının tazminat talebinde bulunabileceği, Asıl davada davacının tazminat talebinin 31.12.2020 tarihine kadar tüketilen enerji bakımından 187.608,67 TL olacağı, Birleşen ... esas sayılı dosya bakımından Merkezi Takip Sistemi 2020/... sayılı icra dosyasına yapılan itirazın haklı kabul edilmesi gerektiği ve cezai şart talep şartlarının oluşmadığının benimseneceği, Birleşen ... Esas sayılı dosya bakımından .... İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosya bakımından takibin asıl alacak 167.192,39 TL ve 2.407,57 TL birikmiş faiz bakımından itirazın haksız olduğu sonucuna varılabileceği " şeklinde rapor düzenlenmiştir.
Bilirkişi Prof. Dr. ... tarafından hazırlanan 20.08.2024 tarihli raporda: "dosyaya sunulu bulunan iki farklı dava dosyasında yer alan hal ile dosyadaki durum karşılaştırmış, sunulan iki dava dosyasında vadesi gelmiş faturalar sebebiyle fesih beyanının bulunduğu, huzurdaki dosyada ise vadesi gelmemiş fatura sebebiyle fesih ihtarında bulunduğu belirlenmiştir. Bu haliyle ikinci ek raporda Sayın Mahkemenin takdirine uygun olarak sunulan ihtimalli raporda sunulan görüşlerde bir değişiklik bulunmadığı kanaatine varılmıştır." şeklinde rapor düzenlenmiştir.
Yapılan yargılama sonucunda mahkememizce yapılan değerlendirme: taraflar arasında asıl dosya davacısı ... Üniversitesi'nin hastanelerinde kullanılmak üzere elektrik tedarik sözleşmesi bulunduğu, asıl dosyada sözleşmenin haksız olarak ... Elektrik tarafından feshedildiğini ileri sürerek bu yüzden uğradığı zararın tazminini talep etmiş, birleşen ... ATM ... esas sayılı dosyada ... Elektrik sözleşmenin feshi sebebi ile cezai şart talebine ilişkin icra takibine yönelik itirazın iptalini talep ederken, birleşen ... ATM ... esas sayılı dosyada yine sözleşme kapsamında ödenmeyen fatura bedeli için ... Elektrik tarafından başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali talep edildiği görülmüştür.
Bilirkişi raporlarında da belirtildiği üzere yaşandığı dönemde bütün dünyayı etkisi altına almış olan Pandemi, Enerji Piyasası Düzenleme Kurulunun 02.04.2020 Tarih ve 9276 Sayılı Kurul Kararıyla, Elektrik Piyasası Lisans Yönetmeliğinin 35. maddesi ile Elektrik Piyasasında Lisanssız Elektik Üretim Yönetmeliğinin 19. maddesi kapsamında “Mücbir Sebep” olarak kabul edilmiştir. Ayrıca taraflar arasındaki sözleşme m. 12 hükmünde de salgın hastalık mücbir sebep olarak nitelenmiştir. Yani pandemi hem EPDK Kararı hem taraflar arasındaki sözleşme m. 12 hükmü göz önüne alınarak mücbir sebep niteliğini taşımaktadır.
Tedarikçinin defterlerinde yapılan incelemede abone tarafından yapılan son ödemelerin 13.03.2020 tarihinde gerçekleştiği ve bu ödemelerin 29.02.2020 tarihinde kesilen faturalara dair olduğu, bu ödemeler sonrasında tedarikçi tarafından 31.03.2020 tarihli iki fatura ile 30.04.2020 tarihli iki fatura düzenlenmiş bulunduğu, 31.03.2020 tarihli faturaların son ödeme tarihlerinin 17.04.2020, 30.04.2020 tarihli faturaların son ödeme tarihlerinin ise 17.05.2020 olduğu, zira taraflar arasındaki sözleşmenin 6. Maddesi ile belirtilen her ayın 17 sine kadar ödeme şartının bulunduğu, buna göre de tedarikçi tarafından alacak talebinde bulunulan 07.04.2020 tarihinde vadesi gelmiş alacak bulunmadığı,, fesih beyanının gönderildiği tarih olan 17.04.2020 tarihinde ise ödemenin gerçekleştirilmesinin mümkün olmadığı, tedarikçi ... Elektrik'in son ödeme tarihi geçmiş alacaklar için fesih hakkını kullanma” şartının gerçekleşmediği görülmüştür.
Yine bilirkişi raporlarında belirtildiği üzere elektrik enerjisi satın alan tarafın, faturaların ödenmeyeceği, sözleşmenin askıya alındığı yönündeki beyanının TBK 124, /1 gereğince “Borçlunun içinde bulunduğu durumdan veya tutumundan süre verilmesinin etkisiz olacağı anlaşılıyorsa” ifadesinin “süre verme zorunluluğunu” kaldırdığı gibi, “ihtar zorunluluğunu da kaldıracağı” düşünülebilir ise de, tek taraflı varması gereken bozucu yenilik doğuran fesih beyanının uygun zamanda gönderilmediği, temerrüt durumu bakımından davacının son ödeme gününde ihtar çekildiği anlaşılmıştır.
Netice olarak fesih anında muaccel ve ödenmesinde temerrüde düşülmüş bir fatura alacağın bulunmadığı gerekçesi ile feshin haklı olmadığı, gecikme bulunsa dahi yazılı olarak beş günlük ödeme süresi verilmesinin ve otuz gün içinde ödeme yapılmaz ise elektriğin kesileceği ihtarının yapılmasının gerekeceği, bunun dahi yapılmamış olduğu tespit edilmiş, açıklanan tüm bu sebepler ile feshin haklı olmadığı kanaatine varılmıştır.
Asıl dosyada, sözleşmenin haksız feshi sebebi ile oluşan zarar talep edilmiştir. 23/03/2023 tarihli 2. Ek raporda sözleşmenin haksız olarak feshedilmesi sebebi ile davacı ... Üniversitesi'nin başka tedarikçilerden temin ettiği elektrik faturaları dolayısıyla toplam zararının 187.608,67 TL olduğu hesaplanmış olup, mahkememizce bu hesaba itibar edilmiş olup, dava dilekçesi ile bu zarar için 10.000,00 TL talep edilmiş ve ıslah ile artırım yapılmadığından, talep edilen 10.000,00 TL üzerinden hüküm kurulmuştur.
Birleşen ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... sayılı dosyasına konu icra takibi ile ödenmeyen elektrik kullanım fatura bedeli talep edilmiş olup, icra takibi ile talep edilen miktar 167.192,39 TL ve faizi 2.902,65 TL olduğu, takibin dayanağı 872 sayılı faturadan kalan miktar açıklaması olduğundan, tedarikçi ... Elektrik AŞ defterlerine göre kesilen son fatura olup, defter bakiyesinin 167.192,40 TL olduğu anlaşılmış, sözleşme ile kararlaştırılan faiz 6183 Sayılı Kanun gereği talep edilebilecek faiz olup, 2020 yılında (30.12.2019 – 20.07.2022 döneminde) faiz oranı aylık 1,60 olarak belirlenmiş olduğundan Faturaların son ödeme tarihi : 17.04.2020, Takip tarihi : 14.05.2020 Dönem 27 gün: Alacak miktarı 167.192,39 TL'ye göre Faiz miktarı 167.192,39 X 1,6 % x 27 gün = 2.407,57 TL olarak hesaplanmış, buna göre de talep edilebilecek rakam: 167.192,39 Asıl alacak, 2.407,57 TL işlemiş faiz olmak üzere 169.599,96 TL olduğundan takibin itirazın kısmen iptaliyle takibin 167.192,39 TL asıl alacak 2.407,57 TL faiz olmak üzere toplam 169.599,96 TL üzerinden aynı koşullarla devamına karar verilmiştir.
Birleşen 18. Asliye Ticaret Mahkemesi ... sayılı dosyasna konu icra takibi ile talep edilen faturanın cezai şarta ilişkin bulunduğu ve cezai şart talep etmek için sözleşmenin haklı feshinin gerektiği, asıl davada ortaya konulduğu gibi feshin haklı olmaması sebebiyle cezai şart talebinin mümkün olmayacağı kanaati ile bu davanın reddine karar verilmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-ASIL DAVANIN taleple bağlı kalınarak KABULÜ ile; 10.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı ... Elektrik...AŞ'den alınarak davacıya verilmesine,
2-BİRLEŞEN .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN ... ESAS SAYILI DOSYASINDAKİ DAVANIN KISMEN KABULÜ ile; .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına davalı tarafça yapılmış olan itirazın kısmen iptaliyle takibin 167.192,39 TL asıl alacak 2.407,57 TL faiz olmak üzere toplam 169.599,96 TL üzerinden aynı koşullarla devamına,
-Belirlenen toplam alacak miktarı 169.599,96 TL'nin %20'si oranında hesap olunan 33.919,99 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
-Fazlaya ilişkin talebin reddine,
3-BİRLEŞEN .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN ... ESAS SAYILI DOSYASINDAKİ DAVANIN reddine,
-Davalı tarafın kötü niyet tazminatı talebinin koşulları oluşmadığından reddine,
4-Asıl dava 2020/473 Esas sayılı dosyasında:
a-)Karar harcı 683,10 TL 'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 170,78 TL harcın mahsubu ile bakiye 512,32 TL harcın davalı taraftan tahsili ile hazine adına irad kaydına,
b-)Davacı tarafından peşin olarak yatırılan 54,40 TL başvurma harcı, 170,78 TL peşin harç ve vekalet harcı 7,80 TL olmak üzere toplam 232,98 TL harcın davalı taraftan tahsili ile davacı taraf ödenmesine,
c-)Davacı tarafından yapılan tebligat, müzekkere ve bilirkişi kök ve ek rapor ücretleri olmak üzere toplam ücreti olmak üzere toplam 7.962,85 TL yargılama giderinin davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine,
d-)Davalı tarafından yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
e-)Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T'deki esaslara göre belirlenen 10.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
f-)7155 sayılı Kanun ile 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na eklenen 18/A maddesinin 13.fıkrası ve yürürlükte bulunan Arabuluculuk Ücret Tarifesi uyarınca Hazine tarafından karşılanan 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davalı taraftan tahsili ile hazine adına irad kaydına,
5-Birleşen .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasında:
a-)Karar harcı 11.585,37 TL'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 54,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 11.530,97 TL harcın davalı taraftan tahsili ile hazine adına irad kaydına,
b-)Davacı tarafından peşin olarak yatırılan 54,40 TL peşin harca ilşikin yargılama giderinin davalı taraftan tahsili ile davacı taraf ödenmesine,
c-)Davacı tarafından yapılan 106,00 TL tebligat ve müzekkere gideri, birleşme öncesi talimat mahkemesi bilirkişileri için 1.500,00 TL bilirkişi (2 farklı bilirkişi) ücreti, birleşme sonrası asıl dava dosyası üzerinden yatırılıp işbu dosyaya tekabül eden 6.500,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 8.106,00 TL yargılama giderinin kabul ve ret oranı gözetilerek 8.081,68 TL'sinin davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine, bakiye giderin davacı üzerinde bırakılmasına,
d-)Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T'deki esaslara göre belirlenen 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
e-)Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T'deki esaslara göre belirlenen ve reddedilen miktarı geçmemek üzere 495,08 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
f-)7155 sayılı Kanun ile 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na eklenen 18/A maddesinin 13.fıkrası ve yürürlükte bulunan Arabuluculuk Ücret Tarifesi uyarınca Hazine tarafından karşılanan 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin 3,84 TL davacı taraftan, 1.316,16 TL davalı taraftan tahsili ile hazine adına irad kaydına,
6-Birleşen ....Asliye Ticaret Mahkemesi ... Esas sayılı dosyasında:
a-)Alınması gerekli 427,60 TL'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 54,40 TL harçtan mahsubu ile eksik 373,20 TL harcın davacıdan tahsili ile hazine adına irad kaydına,
b-)Davacı tarafından yapılan 43,00 TL yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
c-)Davalı tarafından yapılan bir yargılama gideri olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
d-)Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T'deki esaslara göre belirlenen 269.800,03 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
e-7155 sayılı Kanun ile 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na eklenen 18/A maddesinin 13.fıkrası ve yürürlükte bulunan Arabuluculuk Ücret Tarifesi uyarınca Hazine tarafından karşılanan 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davacı taraftan tahsili ile hazine adına irad kaydına,
7-Asıl ve birleşen dosyalar yönünden karar kesinleşene kadar yapılacak yargılama giderlerinin davacı gider avansından karşılanmasına, karar kesinleştikten sonra bakiye gider avansının istek halinde davacıya iadesine,
Dair, HMK 345 maddesi uyarınca kararın taraflara tebliğ edildiği tarihten başlayarak iki hafta içinde HMK 342 maddesi gereğince düzenlenmiş dilekçe ile HMK 343 maddesi uyarınca mahkememize veya başka bir mahkemeye yapılacak başvuru ile HMK 341/1 maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olarak davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 07/11/2024
Başkan ...
e-imza
Üye ...
e-imza
Üye ...
e-imza
Katip ...
e-imza