T.C.
İSTANBUL
12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2021/142 Esas
KARAR NO :2025/396
DAVA:Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:26/02/2021
KARAR TARİHİ:27/05/2025
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: müvekkili ... Ticaret ve Sanayi Limited Şirket personel ve öğrenci taşımacılığı alanında uzun yıllardır faaliyet gösteren bir şirket olduğunu, müvekkili yıllardır çalıştığı diğer firmalar ile birlikte davalı ... Makina Yedek Parça Sanayi ve Ticaret Limited Şirketini de aralarında akdettikleri sözleşme çerçevesinde personel taşımacılığı konusunda hizmet verdiğini, taraflar yıllardır süre gelen ticari ilişkilerinde karşılıklı olarak yükümlülüklerin gereği gibi yerine getirilmesi ve karşılıklı olarak memnuniyetin sağlanması sonucunda aralarındaki sözleşmenin yenilenmesi sureti ile ticari ilişkileri uzun soluklu olarak 2008 yılından günümüze dek devam ettiğini, taraflar devam eden ticari ilişkilerinde en son 30.09.2020 tarihli ve "Personel Taşımacılığı Sözleşmesi" başlıklı sözleşmeyi akdettiklerini, sözleşme her iki şirket yetkilisince yasaya ve usule uygun olarak imzalandığını, İşbu sözleşme uyarınca; müvekkili şirket davalı şirkete 30.09.2020 tarihinden itibaren bir yıl süreyle ... mevkiinde kurulu fabrikasına personel taşımacılığı hizmeti vermeyi üstlendiğini, müvekkil, ..., güzergahında toplamda 8 araçla işbu personel taşımacılığı hizmetini sunmayı kabul ettiğini, davalı şirket ise sözleşmede güzergaha göre belirlenen ölçütlere göre hesaplanan servis bedelini her ayın sonunda müvekkile ödemeyi taahhüt ettiğini, müvekkili şirket davalı şirket ile aralarındaki sözleşme kapsamında kendi adına doğan tüm yükümlülüklerini eksiksiz ve layıkıyla yerine getirmiş ise de 31.12.2020 tarihi akşam mesaisi çıkışında personelleri evlerine götürmek üzere davalı şirketin Ramazanoğlu Mahallesindeki Fabrika binası önünde hazır edilen servis araçlarına davalı şirket yetkililerince ortada hiçbir sebep yokken işçilerin binmesine engel olduğunu, müvekkilin edimini ifası bu şekilde engellendiğini, müvekkili şirketin çalışanlarına davalı şirketin servis işlerini yaptırmak üzere başka kişi ya da şirketle anlaşmış olduğu ve aralarındaki sözleşmenin de feshedildiği sözlü olarak iletildiğini, müvekkili şirket araçlarının bir daha fabrika alanına sokulmayacağı söylenip araçlar boş olarak alandan çıkartıldığını, bu şekilde müvekkili şirketin sözleşme uyarınca taahhüt altına girdiği davalı şirket personeline servis hizmeti sunması davalı şirketçe imkansız hale getirildiğini, bu durum müvekkili şirket yetkili ve şoförleriyle tutanak altına alındığını, davalı şirket adına sözleşmenin feshedildiği bilgisini müvekkile ileten görevliler ise buna imza atmaktan imtina ettiklerini, taraflar arasındaki "Personel Taşımacılığı Sözleşmesi" 30.09.2020 tarihinde tanzim edilmiş ve 1 yıl süreli olduğunu, sözleşmenin imzalanmasından itibaren daha 3 aylık bir süre geçmiş ve sözleşme süresinin bitimine 9 aylık bir sürenin bulunur iken ilgili sözleşme davalı şirket tarafından ortada hiçbir geçerli, haklı sebep bulunmazken, hakka, hukuka ve yasalara aykırı olarak herhangi bir bildirimde bulunmaksızın tek taraflı olarak sona erdirildiğini, davalı tarafından haksız olarak feshedilen 30.09.2020 tarihli ve Personel Taşımacılığı Sözleşmesi başlıklı sözleşme uyarınca müvekkilin maruz kaldığı (şimdilik)10.000,00- TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faiziyle birlikte davacı yana ödenmesini, müvekkili şirketin haksız fesih nedeniyle maruz kaldığı manevi zararlara karşılık olmak üzere 10.000,00-TL manevi tazminatın davacı yana ödenmesini, dava ve yargılama masraflarının davalılar üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: İşbu davaya konu taraflar arasındaki sözleşme "Personel Taşımacılığı" olup araç kiralama işlemi olduğunu, 6100 sayılı HMK md. 4/1-ada "kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dâhil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davaların" sulh hukuk mahkemesinde görülmesi gerektiği belirtildiğini, taraflar arasında 30.09.2020 tarihli "Personel Taşımacılığı Sözleşmesi" imzalanmış olduğunu, bahse konu sözleşmede müvekkilce davacı firmadan hizmet alınması halinde uygulanacak fiyat ve diğer şartlar belirtildiğini, taraflar arasında imzalanan sözleşmede her ay düzenli hizmet alınacağına dair herhangi bir hüküm bulunmadığını, bu nedenle de bahse konu sözleşmede bir sonraki ay hizmet alınmaması durumunda uygulanacak müeyyide, cezai şart veya sözleşmenin nasıl, ne zaman feshedileceğine dair bir hükme yer verilmediğini, bu durum dahi sözleşmenin devamlı olmadığını ve tarafların işbu sözleşme kapsamında gelecekte birbirlerinden maddi bir beklenti içine giremeyeceklerini göstermekte olduğunu, taraflar arasındaki sözleşme gereğince davacı firma verdiği hizmet bedelini faturalandıracak, müvekkilce de hizmet bedelinin ödemesi gerçekleştirileceğini, keza hizmet bedeline ilişkin müvekkil firmanın, davacı yana herhangi bir borcu bulunmadığını, bahse konu sözleşmeden kaynaklı hizmet alımının sona erdiği 31.12.2020 tarihinden itibaren de davacı tarafından artık hizmet verilmediği için davacı firma tarafından herhangi bir fatura kesilmemiş, müvekkilce de haliyle ödeme yapılmadığını, davacının iddialarının aksine müvekkili tarafından yapılmış bir fesih söz konusu olmadığını, müvekkili firma personellerinin davacı tarafından yerine getirilen servis hizmetinden memnun kalmamaları ve bu konuda yoğun şikayetler dile getirilmesi üzerine müvekkili firma ile davacı yan 31.10.2020 tarihinde uzlaşarak davaya konu sözleşmeden kaynaklı hizmet alımının 31.12.2020 tarihi itibari ile durdurulmasına karar verdiklerini, Dolayısı ile davacı yanın iddia ettiği gibi müvekkil tarafından fesih işlemi yapılması ya da bir anda davacının hiç haberi olmadan 31.12.2020 tarihinde davacının servis hizmeti vermesinin engellenmesi söz konusu olmadığını, bu durum her iki taraf arasında yaklaşık 2 ay öncesinden müştereken kararlaştırıldığını, taraflar arasından davaya konu sözleşme öncesinde de uzun süreli bir ticari ilişki ve buna dayalı da güven ilişkisi bulunması nedeni ile de bu hususta herhangi bir tutanak tutulmadığını, davacı yanın kanun hükmüne ve taraflar arasında imzalanan sözleşme hükümlerine aykırı hareket ettiğine ilişkin somut durumlar: işbu haksız davanın tümden reddi ile yargılama gideri ile vekalet ücretinin davacı yan tarafından müvekkile ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME ve GEREKÇE:
Dava, taraflar arasındaki ihtilafın taraflarca imzalanan sözleşmenin fesh edilip edilmediği, davacının sözleşme şartlarına uygun edimlerini ifa edip etmediği, sözleme fesh edilmiş ise davacının davalıdan sözleşmeye dayalı olarak müspet zarar ve manevi tazminat taleplerinde bulunup bulunamayacağı noktalarında toplandığı görüldü.
Mahkememizdeki dava 26/02/2021 tarihinde açılmakla davacının dava şartı arabuluculuk koşulunu yerine getirdiği görülmüştür.
Mahkememizin ön inceleme duruşmasında dava şartları ve ilk itirazlar incelenmiş, tarafların sulh olma imkanının bulunmadığının tespiti ile uyuşmazlık noktaları belirlenerek tahkikat aşamasına geçilip, deliller toplanmıştır.
Bilirkişi ... ve ...'den alınan 03/03/2022 tarihli bilirkişi raporunda özetle:"1.Sektör Uygulamaları Yönü ile; Somut Olayda Davacı ... Tic. ve San. Ltd. Şti.'nin her bir ay için kâr kaybının, davalı firmaya düzenlediği son 12 aylık ortalama fatura tutarının % 40 oranında olduğu, 2-Sektörel uygulamalar dikkate alındığında, bir taşıma firmasının kaybettiği bir işin yerine 2 ay içinde aynı özelliklerde başka bir işi bulabileceği kanaati oluştuğu; bu nedenle, kazanç kaybını 9 ay olarak değil, 2 ay olarak değerlendirmenin mümkün olduğu, 3-Davacının kar mahrumiyeti sektör bilirkişisinin tespiti ile 2 aylık süre için toplam 37.024,00 TL olarak kabul edilebileceği," şeklinde rapor sundukları görüldü.
Bilirkişi ... ve ...'den alınan 08/10/2024 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle:"1. Dosya kapsamında taraflar arasındaki borç ilişkisinin anlaşma ile sona erdirildiğine ilişkin bir belge bulunmadığı, sözleşmenin feshedildiği kabul edildiğinde ise feshe dayanak olan sebepler konusunda dinlenen her iki taraf tanık beyanlarına itibar edilip edilmeyeceği hususunda takdir yetkisi Sayın Mahkemede bulunduğu, aşağıda yer verilen sonucun sözleşmenin haksız feshinde geçerli olacağı, 2-Sektör Uygulamaları Yönü ile; Somut Olayda Davacı ... Tic. ve San. Ltd. Şti.'nin her bir ay için kâr kaybının, davalı firmaya düzenlediği son 12 aylık ortalama fatura tutarının % 40 oranında olduğu, 3-Sektörel uygulamalar dikkate alındığında, bir taşıma firmasının kaybettiği bir işin yerine 2 ay içinde aynı özelliklerde başka bir işi bulabileceği kanaati oluştuğu; bu nedenle, kazanç kaybını 9 ay olarak değil, 2 ay olarak değerlendirmenin mümkün olduğu, 4-Sayın Mahkemenin feshin haksız olduğunu kabul etmesi halinde, davacının kar mahrumiyeti sektör bilirkişisinin tespiti ile 2 aylık süre için toplam 37.024,00 TL olarak kabul edilebileceği," şeklinde ek rapor sundukları görüldü.
Davacı vekilinin 19/02/2025 tarihli ıslah dilekçesinden özetle : Başlangıçta 10.000,00 TL olan kısmi nitelikteki maddi tazminat taleplerini 27.024, TL arttırarak; neticeten 37.024,00 TL'nin fesih tarihi olan 31.12.2020'den itibaren işleyecek en yüksek banka mevduat faiziyle, davalıdan alınarak müvekkile ödenmesi, yargılama harç ve giderlerinin ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesi talep etmiştir.
Yapılan yargılama, toplanan deliller ve alınan bilirkişi raporu ile sonucunda; davalı tarafça, taşımacılık sözleşmesi, herhangi bir nedene dayanmaksızın, davacının taşımacılığa devam etmesini sona erdirecek şekilde fiilen feshedilmiştir. Davalı beyanlarında, davacı ile sözleşmenin sona erdirilmesi konusunda daha önceden mutabakata varıldığını ve bu konuda yazılı bir düzenleme yapılmadığını beyan etmektedir. Davacının sözleşmeye ve KTK’da yer alan taşıyıcının sorumluluğu hükümlerine aykırı davrandığı ileri sürülmüş, dosyaya bu kapsamda personel şikayetlerinin yer aldığı belgeler sunulmuş ve tanıklar dinletimişse de anılan belgelerin davacıya tebliğ edildiğine ilişkin bir bilgiye dosya kapsamında rastlanılmamıştır.
Somut olayda taraflar arasındaki sözleşmede, davalı tarafa hiçbir neden göstermeksizin borç ilişkisini sona erdirme hakkı veren başka ifadeyle olağan fesih yetkisi veren bir hüküm bulunmamaktadır. Davalının sözleşmeyi fiilen feshi, sözleşmede kendisine tanınan bir hakka dayanmadığı için sözleşmeyi sona erdirmemiş ve buna bağlı olarak bu tarihten sonra borca aykırı davranışı gündeme gelmiştir. Dava dilekçesi ile talep edilen zarar kalemleri, taraflar arasındaki sözleşmenin süre sonuna kadar hüküm ve sonuçlarını doğurması halinde davacının malvarlığında gerçekleşecek/gerçekleşmesi beklenen malvarlığı menfaatlerinden oluştuğu için kural olumlu zarar kapsamındadır. Olumlu zararın giderilmesi ile hiç ya da gereği gibi yapılmamış olan ifanın sonucu olarak, borç zamanında ve gereği gibi ifa edilseydi alacaklının malvarlığının içinde bulunacağı farazi durumun tazminat yoluyla telafi edilmesi amaçlanır. TBK m. 126 “İfasına başlanmış sürekli edimli sözleşmelerde, borçlunun temerrüdü hâlinde alacaklı, ifa ve gecikme tazminatı isteyebileceği gibi, sözleşmeyi feshederek, sözleşmenin süresinden önce sona ermesi yüzünden uğradığı zararın giderilmesini de isteyebilir” maddesi gereğince karşı tarafın kusurlu olarak sözleşmeyi feshettiğinin ve temerrüde düştüğünün kabulü ile fesih muhatabının sözleşmeden dönmemiş ve fesihte kusursuz olması aranmaktadır. Somut olayda davacının talepleri değerlendirildiğinde, olumlu zarar kapsamında kar mahrumiyetinden kaynaklanan farazi zararın talep edildiği anlaşılmaktadır. Kar kaybının hesabında Yargıtay Kararlarında, TBK m. 408 (eBK m. 325) hükmüne kıyasen kesinti yönteminin uygulanması gerektiği kabul edilmektedir. Yargıtay Kararlarına göre, bu yöntemde, kâr kaybı, sözleşme süresinde bitse idi zarar görenin elde etmesi muhtemel bütün gelirlerden yapması gereken bilcümle zorunlu harcama kalemleri ile sözleşme süresinden evvel feshedildiğinden süresinden evvel fesih nedeniyle sağladığı yani tasarruf ettiği haklar ve yine bu süre içerisinde başka işten sağlayacağı veya kasten sağlamaktan kaçındığı kazanç miktarları toplamı indirilerek net kar bulunmaktadır. Ayrıca, zarar talep edenin benzer işletmelerin ekonomik faaliyetleri de dikkate alınarak aynı şartlarla başka bir yeri kiralaması için gereken makul süre tespit edilip bu süre içindeki kiracı karının ne miktarda olabileceğinin belirlenmesi aranmaktadır (Yrg 3. HD. 2017/5720 E., 2019/3751 K., 24.4.2019 T. www.legalbank.net.tr).
Davacı ... Tic. ve San. Ltd. Şti.'nin her bir ay için kâr kaybının, davalı firmaya düzenlediği son 12 aylık ortalama fatura tutarının % 40 oranında olduğu, Sektörel uygulamalar dikkate alındığında, bir taşıma firmasının kaybettiği bir işin yerine 2 ay içinde aynı özelliklerde başka bir işi bulabileceği kanaati oluştuğu; bu nedenle, kazanç kaybını 9 ay olarak değil, 2 ay olarak değerlendirmenin mümkün olduğu, davacının kar mahrumiyeti sektör bilirkişisinin tespiti ile 2 aylık süre için toplam 37.024,00 TL olarak kabul edilebileceği bilirkişi raporuyla tespit edilmiştir.
Somut olayda, davalı tarafça, taşımacılık sözleşmesi, herhangi bir nedene dayanmaksızın, davacının taşımacılığa devam etmesini sona erdirecek şekilde fiilen feshedilmiştir. Davalı beyanlarında, davacı ile sözleşmenin sona erdirilmesi konusunda daha önceden mutabakata varıldığını ve bu konuda yazılı bir düzenleme yapılmadığını beyan etmektedir. Dinlenen taraf tanıkları bu hususta net bir beyanda bulunmamış, davalı taraf davacı ile karşılıklı anlaşarak sözleşmeyi sona erdirdiğini ispatlayamamıştır. davacının sözleşmeye ve KTK’da yer alan taşıyıcının sorumluluğu hükümlerine aykırı davrandığı ileri sürülmüş, dosyaya bu kapsamda personel şikayetlerinin yer aldığı belgeler sunulmuş ve tanıklar dinletimişse de anılan belgelerin davacıya tebliğ edildiğine ilişkin bir bilgiye dosya kapsamında rastlanılmamış olup davalının sözleşmeyi haklı nedenle feshettiği ispatlanamadığından davacının 2 aylık müspet zararının davalıdan tahsiline karar vermek gerekmiştir.
Türk Borçlar Kanunu 56. maddesi hükmüne göre hakim bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda olayın özelliklerini göz önünde tutarak zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi malvarlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. Manevi tazminatın tarafların ekonomik durumları da nazara alınarak tazminat ödeme yükümlüsü olan tarafın fakirleşmesi, lehine tazminata hükmedilen tarafın ise zenginleşmesi sonucunu doğurmayacak hak ve nesafet kurallarına uygun makul ve makbul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekmektedir. Davaya konu haksız fesih sebebiyle tazminat istemli davada manevi tazminatın şartları oluşmadığından bu talebin reddine dair aşağısaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacının maddi tazminat talebinin kabulü ile 37.024,00 TL'nin 21.12.2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2-Davacının manevi tazminat talebinin reddine,
3-Karar harcı 2.529,11 TL'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 341,55 TL harc ve 461,50 TL ıslah harcın mahsubu ile bakiye 1.726,06 TL harcın davalı taraftan tahsili ile hazine adına irad kaydına,
4-Davacı tarafından dava açılırken peşin olarak yatırılan 341,55 TL başvuru, 59,30 TL peşin nispi harç, 461,50 TL Islah harcı ve 8,50 TL vekalet harcı olmak üzere toplam 870,85 TL'nin davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine,
5-Davacı tarafından yapılan 288,00 TL tebligat ve müzekkere gideri, 5.250,00 TL bilirkişi masrafı olmak üzere toplam 5.538,00 TL yargılama giderinin kabul ve ret oranları gözetilerek 4.360,30 TL'sinin davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine, bakiye giderin davacı üzerinde bırakılmasına,
6-Davalı tarafından yapılan 150,00 TL yargılama giderinin kabul ve red oranları gözetilerek 31,90 TL 'nin davacı taraftan tahsili ile davalı tarafa ödenmesine, bakiye giderinin davalı üzerine bırakılmasına,
7-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T'deki esaslara göre belirlenen ve maddi tazminat yönünden 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T'deki esaslara göre belirlenen ve manevi tazminat yönünden 10.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
9-Arabuluculuk Ücret Tarifesi uyarınca hazine tarafından karşılanan 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin kabul ve ret oranları gözetilerek 280,71 TL'sinin davacı taraftan, 1.039,29 TL'sinin davalı taraftan tahsili ile hazine adına irad kaydına,
10-Karar kesinleştiğinde mahkememiz kasasında 1669 nolu makbuz ile saklanılan evrak asıllarının ilgili kurumlara/ilgili tarafa iadesine,
11-Karar kesinleşene kadar yapılacak yargılama giderlerinin davacı gider avansından karşılanmasına, karar kesinleştikten sonra bakiye gider avansının istek halinde davacıya iadesine,
Dair, HMK 345 maddesi uyarınca kararın taraflara tebliğ edildiği tarihten başlayarak iki hafta içinde HMK 342 maddesi gereğince düzenlenmiş dilekçe ile HMK 343 maddesi uyarınca mahkememize veya başka bir mahkemeye yapılacak başvuru ile HMK 341/1 maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde manevi tazminat bakımından istinaf yolu açık, maddi tazminat yönünden yasa yolu kapalı kesin olarak davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 27/05/2025
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır