T.C.
İSTANBUL
12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2021/27 Esas
KARAR NO : 2025/166
DAVA:Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:14/01/2021
KARAR TARİHİ:27/02/2025
Mahkememizde görülmekte olan Alacak davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde: Müvekkili ... ile ... Tasfiye Halindeki ...'nin ortakları olduğunu, şirket merkezi ...'da bulunduğunu, müvekkili ile davalılardan ... ortakları oldukları Tasfiye Halindeki ...'nin pay ve sorumluluk paylaşımı konusunda anlaşıldığını, bu anlaşmaları neticesinde müvekkili ve ... 13.01.2011 tarihli Tasfiye Halinde ...'nin Ortaklar arasında pay ve sorumluluk paylaşım sözleşmesini imzaladıklarını, tasfiye memuru olarak belirlenen ... ve tanık ... de iş bu sözleşmeyi imzalandığını, sözleşmede belirtilen devirlere karşılık davalıların müvekkile ödeme yapma borcu doğduğunu, sözleşme gereği yapılan devirler dolayısıyla müvekkili ...'ya 50.000 dolar ödeme yapılması gerekirken yalnızca 11.250 dolar ödeme yapıldığını, kalan 38.750 dolar bedelli borç miktari müvekkili tarafından istenildiğini, davalılar tarafından ödenmediğini, davalılar tarafından, anılan sözleşmeden doğan borçları nedeniyle müvekkile verilmiş olan 13.01.2011 tanzim tarihli, 30.10.2011 vade tarihli ve 2.250 dolar bedelli senet ile 13.01.2011 tanzim tarihli, 30.10.2011 vade tarihli ve 9.000 dolar bedelli iki adet senet bulunduğunu, davalılar bu senetleri müvekkili lehine düzenleyip verdiklerini, borç ödemesi yapmadıklarını, davalıların borçlarını ödememeleri nedeniyle müvekkilinin zor duruma düştüğünü, bu nedenle davayı açtıklarını, dava şartı olarak arabuluculuğa başvurulduğunu, taleplerinin geri çevrilerek uzlaşma sağlanamadığını, müvekkilinin davalılardan olan, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 38.750 dolar alacağının bankalarca uygulanan en yüksek mevduat faiz oranı ile birlikte taraf ödenmesine karar verilmesini, müvekkilinin maddi gücü yargılama giderlerini karşılayamayacak durumda olduğunu, adli yardım taleplerinin kabulüne karar verilmesini, yargılama harç, masraf ve sair giderleri ile ücreti vekaletin karşı yan üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar ...-... vekili cevap dilekçesinde: Davacının adli yardım taleplerinin hukuka uygun olmadığını, sunduğu delillerin adli yardım koşulu için yeterli olmadığını, hakkında her hangi icra takipleri, borca batıklığı, üzerinde cebri icra olmadığını, ticaretle uğraşan tacir olan şahsın 5.000,00 TL civarında tutacak harcı yatırabilecek durumda olduğunu, muhtardan alınan fakirlik ilmühaberiyle adli yardım talep edilemeyeceğini, adli yardım talebinin reddini, davalıların ikametgahı ... yargı çevresinde olduğunu, mahkemenin yetkisine itiraz ettiklerini, mahkemenizin yetkisizliğine, dosyanın yetkili ... Asliye Ticaret mahkemesine gönderilmesine karar verilmesini, dava hak düşümü ve zaman aşımına uğradığını, zaman aşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmesinin gerektiğini, davaya dayanak yapılan bono daha önce .... İcra dairesinde ... Esas ile takibe konulduğunu, icra takibinde dosyanın alacaklısı ... olduğunu, dava konusu senede dayanılarak 06.02.2020 tarihinde ticari uyuşmazlık gerekçesi ile ... tarafından ... Arabuluculuk numarası ile arabuluculuğa başvurulduğunu, davacı tarafından aynı senede dayalı dava açıldığını, davacının haksız ve hukuka aykırı davasının reddine karar verilmesini, davacı ile davalılar arasında 2010 yılına kadar ortak iş yapıldığını, iş 2011 yılında tasfiye edilerek karşılıklı olarak birbirlerinden hak ve alacaklarının kalmadığı yönünden taraflar tamamen sulh olduğunu, sözleşme imzalandığını, tanıklarının bulunduğunu, davacının dava dilekçesinde belirtiği hususların doğru olmadığını, kabul etmediklerini, daha önce ... tarafından icra takibine konulan aynı senede dayalı olarak davacı tarafından dava açıldığını, müvekkillerinin davacıya hiçbir borcunun bulunmadığını, davacının dava dilekçesindeki beyanlarının doğru olmadığını, müvekkillerinin davacıya hiçbir borcunun bulunmadığını, uhdesindeki senetleri kendi kişisel sorunları (ev taşıma, evlilik birliğine ilişkin olan) nedeniyle iade edemediğini, aradan geçen 10 yıl sonra böyle bir talepte bulunması hayatın olağan akışına açıkça aykırı olduğunu, davacının kötü niyetli olduğunu, hiç bir borçlarının olmadığı halde bahsi geçen sözleşme yükümlülükleri sona erdiği halde, müvekkilleri hakkında 10 yıl sonra işlem yapmak hukuka, hakkaniyete ve adalete aykırı olduğunu, taraflar arasında imzalanan tasfiye sözleşmesinden kaynaklı olarak açılmış bir takip ve dava söz konusu olmadığını, adli yardım şartları oluşmadığından talebin reddini, davanın açılmamış sayılmasını, davanın yetkili ve görevli ... Asliye Ticaret mahkemesinde görülmesi gerektiğini, bu nedenle mahkemenin yetkisizliğini, davanın hak düşümü ve zaman aşımı nedeniyle reddini, haksız ve hukuka aykırı davanın reddini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı taraf uhdesinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, dava dışı ... Tekstil Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti'nin ortaklar arasında pay ve sorumluluk paylaşmasına ilişkin sözleşme uyarınca alacak davasıdır.
Mahkememizdeki dava 14/01/2021 tarihinde açılmakla davacının dava şartı arabuluculuk koşulunu yerine getirdiği görülmüştür.
Mahkememizin ön inceleme duruşmasında dava şartları ve ilk itirazlar incelenmiş, tarafların sulh olma imkanının bulunmadığının tespiti ile uyuşmazlık noktaları belirlenerek tahkikat aşamasına geçilip, deliller toplanmıştır.
Mahkememiz 21/03/2023 tarihli ara kararı ile; davacı tarafın adli yardım talebinin kabulüne karar verilmiştir.
Bilirkişiler ... ve Prof. Dr. ... tarafından hazırlanan bilirkişi raporunda: Tarafların 13.01.2011 tarihinde "Tasfiye Halinde ...'nin Ortaklar Arasında Pay Ve Sorumluluk Paylaşım Sözleşmesi" adı altında bir sözleşme imzaladıkları, sözleşmede imzası olanların Şirket % 50 hissedarı ..., Şirket %50 hissedarı ..., tasfiye Memuru ... ve Tanık ... oduğu görülmüştür. Sözleşmenin 3. Maddesinin son bölümünde, sözleşme imzalandığı tarihe kadar ...'ya 90.000,00 TL tutarında çek ödemesi, nakit olarak ise 30.500.00 TL ve 12.600 USD ödendiği belirtilmiştir. Sözleşmede ayrıca ...'ya 30.09.2011 tarihinde 11.250 USD ve 30.10.2011 tarihinde 11.250 USD olmak üzere toplam 22.500. USD ödemeyi 4 adet senet (çek veya bono) olarak vermeyi kabul ve taahhüt ederler açıklaması vardır. Taraflar arasında başkaca hak ve alacak kalmadığı ve tarafların şirketteki ortaklık ilişkilerinden dolayı birbirlerini karşılıklı olarak ibra ettikleri, tarafların işbu sözleşme dışında, ortaklıktan dolayı birbirlerinden hiçbir hak ve alacak talepleri olmadığını imza altına aldıkları görülmüştür. Davacı vekilinin dava dilekçesinde "sözleşme gereği yapılan devirler dolayısıyla müvekkil ...'ya 50.000.- USD ödeme yapılması gerekirken yalnızca 11.250,00 USD ödeme yapıldığını, kalan tutarın davalılarca ödenmediğini, davalılar tarafından sözleşmeden doğan borçlar nedeniyle müvekkillerine verilmiş olan 13.01.2011 tanzim tarihli, 30.10.2011 vade tarihli ve 2.250.00 USD bedelli senet ile 13.01.2011 tanzim tarihli, 30.10.2011 vade tarihli ve 9.000,00 USD bedelli iki adet senet bulunduğunu, davalıların bu senetleri müvekkilleri lehine düzenleyipverdiklerini fakat borç ödemesini yapmadıklarını" belirtmiştir. Sonuç olarak dava dilekçesindeki talepleri 38.750.-USD olarak görülmektedir. Tarafların arasında imzalanan sözleşmede ise sözleşme tarihi itibari ile ...'ya 90.000.-TL çek, 30.500.-TL nakit ve 12.600.USD nakit ödendiği yazılmıştır. Bunun dışında ...'ya 30.09.2011 vade tarihli 11.250.-USD ve 30.10.2011 vade tarihli 11.250.-USD olmak üzere toplam 22.500.-USD ödemeyi 4 adet (çek veya bono) olarak vermeyi kabul ettikleri ve taraflar arasında başkaca hak ve alacak kalmadığını belirtmişlerdir. Sonuç olarak sözleşmeden anlaşıldığı üzere sözleşme tarihi itibariyle ...'in, ...'ya ödemesi gereken tutarın 22.500.-USD olduğu anlaşılmaktadır. Dava dilekçesine göre ise sözleşmede belirtilen 11.250. USD ödemelerden 30.09.2011 vade tarihli ödemenin yapıldığı ancak 30.10.2011 vade tarihli 11.250.USD ödemenin yapılmadığının iddia edildiği anlaşılmaktadır. Dava dosyasında da ödenmediği iddia edilen 30.10.2011 vade tarihli 2.250. USD ve 9.000. USD tutarındaki senetlerin görüntüleri bulunmaktadır.
Davacı vekilinin dava dilekçesindeki iddiasına göre: 50.000.USD devirler dolayısıyla ...'ya ödeme yapılması gereken 11.250. USD 30.09.2011 vadeli ödenen çek 38.750. USD kalan borç
Mübrez Sözleşmeye göre ödenmiş ve ödenecek tutarlar:
Ödenmiş Tutarlar Ödenecek Tutarlar
90.000.-TL çek Bono 11.250 USD (2.250 + 9.000) 30.09.2011 vadeli
30.500.-TL nakit Bono 11.250 USD (2.250 + 9.000) 30.10.2011 vadeli
12.600.-USD nakit
Sözleşmeye göre davalı ...'in davacı ...'ya 22.500 USD tutarlı bonodan mütevellit borcu vardır. Dava dilekçesine göre 30.09.2011 vadeli 2 adet bono tahsil olunmuştur. Sözleşmenin herhangi bir yerinde devirler dolayısıyla ...'ya yapılması gereken ödeme tutarının 50.000 USD olduğuna dair bir bilgiye rastlanılmamıştır. Bu iddia davacı tarafından dava dilekçesinde ifade edilmiştir. Taraflar arasında yapılan sözleşmeye göre ise davalı tarafından davacıya ödemesi gereken tutarın 22.500 USD olduğu görülmekte ve bunun 11.250 USD tutarındaki kısmının davacı vekilinin dilekçesinde ödendiği belirtildiğine göre sözleşmeye göre kalan borcun ve dava değerinin 11.250. USD olması gerekecektir. Dava konusu olan aşağıdaki bonoların .... İcra Dairesinde ... Esas sayılı dosya ile 23.01.2020 tarihinde takibe konulduğu, dosyanın alacaklısının ... olduğu ancak dava konusu olan senetlerin 2.250 USD ve 9.000 USD olmasına rağmen icra takibine 2.250 TL ve 9.000 TL üzerinden geçildiği görülmüştür. Bir örneği yukarıda verilmiş olan takibin alacaklısı ... olarak gözükmektedir. Bu bonolardaki takip konusu tutarın 2.250 TL ve 9.000 TL olduğu görülmektedir. Bu iki bononun arkası incelenmiş ve bonoların arkasında lehdar ...'nun beyaz cirosu olduğu görülmüştür. Bu bağlamda bonoyu beyaz ciro ile temlik alan son hamil meşru hamildir (TTK m. 686/1) kuralı gereğince ...'ın meşru hamil olduğu kabul edilebilir. ... bonoları ...'a temlik cirosu ile devretmiş gözükmektedir. Dolayısıyla sözleşmeyle aldığı bonoyu ...'a temlik cirosuyla devretmiş olan ilk lehdar ...'nun davalılardan bir alacağının olduğunu ifade etmek mümkün gözükmemektedir. Ayrıca ifade edilmelidir ki, ... tarafından yapılan takibin hangi sebeple USD değil de TL üzerinden yapıldığı belli değildir. Hukuki tavsifi nihai takdiri mahkemeye ait olmak üzere, verilen bilgiler çerçevesinde davacının davalılardan alacaklı olmadığı yolundaki kanaatlerini içerir bilirkişi raporunu sunmuşlardır.
Yapılan yargılama sonucunda:
Taraflar arasında 13.01.2011 tarihinde "Tasfiye Halinde ...'nin Ortaklar Arasında Pay Ve Sorumluluk Paylaşım Sözleşmesi" imzalandığı, sözleşmede imzası olanların Şirket % 50 hissedarı ..., Şirket %50 hissedarı ..., tasfiye Memuru ... ve Tanık ... olduğu dosyaya sunulan belgelerden anlaşılmıştır.
Gerek bilirkişi raporunda yapılan tespitler gerekse mahkememizce yapılan inclemelerde Sözleşmenin 3. Maddesinin son bölümünde, sözleşme imzalandığı tarihe kadar ...'ya 90.000,00 TL tutarında çek ödemesi, nakit olarak ise 30.500.00 TL ve 12.600 USD ödendiği belirtilerek, ayrıca ...'ya 30.09.2011 tarihinde 11.250 USD ve 30.10.2011 tarihinde 11.250 USD olmak üzere toplam 22.500. USD ödemeyi 4 adet senet (çek veya bono) olarak verilmesi hususu kabul ve taahhüt edilmiştir.
Dava dilekçesinde, sözleşme gereği yapılan devirler dolayısıyla davacı ...'ya 50.000.- USD ödeme yapılması gerekirken yalnızca 11.250,00 USD ödeme yapıldığı, kalan tutarın davalılarca ödenmediğini, davalılar tarafından sözleşmeden doğan borçlar nedeniyle davacıya verilmiş olan 13.01.2011 tanzim tarihli, 30.10.2011 vade tarihli ve 2.250.00 USD bedelli senet ile 13.01.2011 tanzim tarihli, 30.10.2011 vade tarihli ve 9.000,00 USD bedelli iki adet senet bulunduğunu, davalıların bu senetleri davacı lehine düzenleyip verdiklerini fakat borç ödemesini yapmadıkları iddia olunmuştur.
Dava dilekçesindeki netice-i talepleri 38.750.-USD olarak görülmekte olup, tarafların arasında imzalanan sözleşmede ise sözleşme tarihi itibari ile ...'ya 90.000.-TL çek, 30.500.-TL nakit ve 12.600.USD nakit ödendiği, bunun dışında ...'ya 30.09.2011 vade tarihli 11.250. USD ve 30.10.2011 vade tarihli 11.250.-USD olmak üzere toplam 22.500. USD ödemeyi 4 adet (çek veya bono) olarak vermeyi kabul ettikleri ve taraflar arasında başkaca hak ve alacak kalmadığı belirtilmiş olduğundan, sonuç olarak sözleşmeden de görüleceği üzere sözleşme tarihi itibariyle ...'in, ...'ya ödemesi gereken tutarın 22.500. USD olduğu ortadadır. Dava dilekçesine göre ise sözleşmede belirtilen 11.250. USD ödemelerden 30.09.2011 vade tarihli ödemenin yapıldığı ancak 30.10.2011 vade tarihli 11.250.USD ödemenin yapılmadığının iddia edildiği anlaşılmaktadır.
Bilirkişi raporunda da tespit edildiği üzere davacı vekilinin dava dilekçesine göre: 50.000.USD devirler dolayısıyla ...'ya ödeme yapılması gerekirken, 11.250. USD 30.09.2011 vadeli ödenen çek mahsup edildiğinde 38.750. USD kalan borç bulunduğu iddia edilmektedir. Sözleşme maddelerinde devirler dolayısıyla ...'ya yapılması gereken ödeme tutarının 50.000 USD olduğuna dair bir ifade bulunmamaktadır.
Netice olarak; taraflar arasında yapılan sözleşmeye göre davalı tarafından davacıya ödemesi gereken tutarın 22.500 USD olduğu görülmekte ve bunun 11.250 USD tutarındaki kısmının davacı vekilinin dilekçesinde ödendiği belirtildiğine göre sözleşmeye göre kalan borcun ve dava değerinin 11.250. USD olması gerekeceği, dava konusu olan bonoların .... İcra Dairesinde ... Esas sayılı dosya ile 23.01.2020 tarihinde takibe konulduğu, dosyanın alacaklısının ... olduğu ancak dava konusu olan senetlerin 2.250 USD ve 9.000 USD olmasına rağmen icra takibine 2.250 TL ve 9.000 TL üzerinden geçildiği, bu bonolardaki takip konusu tutarın 2.250 TL ve 9.000 TL olduğu ve bonoların arkasında lehdar ...'nun beyaz cirosunun olduğu, bonoyu beyaz ciro ile temlik alan son hamil meşru hamildir düzenlemesi gereğince ...'ın meşru hamil olduğu, davacı ... bonoları ...'a temlik cirosu ile devretmiş olduğu, nihai olarak sözleşmeyle aldığı bonoyu ...'a temlik cirosuyla devretmiş olan ilk lehdar davacı ...'nun davalılardan bir alacağının olmadığı kanaati ile davanın reddine karar verilmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın reddine,
2-Karar harcı 615,40 TL'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 2.400,00 TL peşin harç, 1.519,69 TL peşin harç ve 1.003,76 TL peşin harç olmak üzere toplam 4.923,45 TL harçtan mahsubu ile bakiye 4.308,05 TL harcın karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine,
3-Davacı tarafın adli yardım talebinin kabul edildiği, suç üstü ödeneğinden karşılanan 80,00 TL e-tebligat ücreti (8 adet e-tebligat x10,00 TL =80,00 TL) 7.000,00 TL bilirkişi (2 farklı bilirkişi) ücreti olmak üzere toplam 7.080,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile hazine adına irat kaydına,
4-Davacı tarafından yapılan 108,00 TL yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
5-Davalılar tarafından yapılan bir yargılama gideri olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
6-Davalılar kendilerini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T'deki esaslara göre belirlenen 46.128,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
7-Arabuluculuk Ücret Tarifesi uyarınca hazine tarafından karşılanan 1.360,00 TL arabuluculuk ücretinin davacı taraftan tahsili ile hazine adına irad kaydına,
8-Karar kesinleştiğinde mahkememiz kasasına 1657 nolu makbuz ile alınan evrak asıllarının sunan tarafa talep halinde iadesine,
9-Karar kesinleştikten sonra bakiye gider avansının istek halinde davacıya iadesine,
Dair, HMK 345 maddesi uyarınca kararın taraflara tebliğ edildiği tarihten başlayarak iki hafta içinde HMK 342 maddesi gereğince düzenlenmiş dilekçe ile HMK 343 maddesi uyarınca mahkememize veya başka bir mahkemeye yapılacak başvuru ile HMK 341/1 maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olarak davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı oy birliği ile verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 27/02/2025
Başkan ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Katip ...
¸e-imzalıdır