T.C.
İSTANBUL
12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2021/52 Esas
KARAR NO :2025/210
DAVA:Sıra Cetveline İtiraz (İcra Yoluyla Takipten Kaynaklanan )
DAVA TARİHİ:28/07/2015
KARAR TARİHİ:20/03/2025
Mahkememizde görülmekte olan Sıra Cetveline İtiraz (İcra Yoluyla Takipten Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde: iflas dosyası ... Şirketi ' ne ilişkin olup iflas kararı .... Asliye Ticaret Mahkemesi ... Esas sayılı dosyasından verildiğini, kayıt kabul talebi iflas idaresince kabul görerek sıra cetvelinde yer alan ...'ün, alacaklıyı zarara uğratmak amacıyla iflas talep eden ... Şirketi ile hileli işbirliği içinde olduğunu, davalının iflas masasına kaydettirdiği alacak; 29.10.2009 tediye, 02.07.2009 tanzim tarihli 2 adet 250.000 USD vc bir adet 900.000 USD'lik protestosuz senede dayanmakta olduğunu, söz konusu alacaklar .... İcra ... esas sayılı icra takibine konu edildiğini, takip borçlu tarafından itiraz edilmeksizin kesinleşmiş olduğunu, bu husus muvazaanın varlığını göstermekte olduğunu, alacak kaydı yaptıran ve müflis tarafından alacağının tamamı kabul edilen ...'ün sıra cetveli içeriği itibarı ile toplam 1.400.000 USD karşılığı 5.200.821,71 TL alacağı sıra cetveline kaydolduğunu, davalının takibi protestosuz senede dayanmakta olduğunu, alacak iflas idaresince aynen kabul île sıra cetveline aynen kaydolduğunu, davalı ile müflisin bileli işbirliği içerisinde olduğunu, alacak muvazaalı olarak tesis edildiğini, alacak kaydı yaptıran ve müflis tarafından alacağının tamamı kabul edilen davalının sıra cetvelinin içeriği itibari ile 5.200.821,71 TL alacağının müflis ile hileli işbirliği içerisinde tesisi söz konusu olduğunu, taraflar arasında adı geçen senet ve çeklerin mevcudiyetini gösterecek bir ticari ilişki mevcut olmadığını, iddiaların bu doğrultuda değerlendirilerek iflas masasına alacak olarak kayıt edilen ve sıra cetveli tanziminde müflisin beyanı doğrultusunda aynen kabul olunan toplam 5.200.821,71 TL alacağın sıra cetvelinden terkinini talep etmekte olduğunu, müflisin, her ne kadar alacak kaydı yaptıran şirketler farklı unvanlar taşımakta iseler de hepsinin yönetim kurulu üyeleri ve hissedarları aynı şahıslarda birleşmekte olduğunu, bu doğrultuda iflasa alacak kaydettiren hemen hemen tüm şirketler gerçekte müflisten alacaklı olmayıp, bizzat müflis ile yakın ilişkileri olan ve müflisten olan alacağımızın tahsilini imkansız hale getirmeye çalışan, aslında müflis şirketin meufaatleriai koruyan hissedarları ve yönetim kurulu üyelerinin ismen çakışması itibarı ile gerçekte müflisin menfaatlerini korumakta olduğunu, bu doğrultuda iflasa alacak kaydettiren şirket ve kişiler de müflisle hileli işbirliği içerisinde olduğunu, alacak senetleri de üzerinde yazılı tarihlerde tanzim edilmiş olmayıp muhtemelen iflas davası esnasmda veya daha sonra muvazaalı olarak tanzim edildiğini, davalı şirket alacağı olarak sıra cetveline kaydedilen toplam 5.200.821,71 TL'nin sıra cetvelinden terkinini, davalının 2. alacaklılar toplantısına katılmaması hakkında ihtiyati tedbir kararı alınmasını, mahkeme masrafları ve avukatlık ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde: davacının iflas masasında alacaklılar arasında da yer almadığını, İİK'nın 142/1.maddesinde cetvel suretinin tebliğinden itibaren 7 gün içinde alacaklının takibin icra edildiği yer mahkemesinde ilgililer aleyhine dava açmak suretiyle sıra cetveline alakadarların itiraz edebileceğinin hüküm altına alındığını, hükümde yer verilen alakadarların, sıra cetvelinde kendisine pay ayrılan ve dava sonucunda etkilenecek olan alacaklıları ifade ettiğini belirttiğini, dolayısıyla sıra cetvelinde yer almayan davacının dava açma ehliyetinin olmadığının mahkemece belirlendiğini, durumun aslında bu kadar net ve açık olduğunu, davacının dava açma ehliyeti bulunmadığından davanın aktif dava ehliyet eksikliği nedeniyle usulden reddinin gerektiğini, davacının dava açma ehliyeti bir yana, dilekçesinde ileri sürdüğü iddiaların da hukuki dayanağı olmadığını, iddiaların ayrıca gerçeğe aykırı beyanlar içerdiğini, davanın süresinde ve görevli mahkemede açılmadığını, İİK 235 sıra cetveline itiraz edenler, cetvelin ilanından itibaren on beş gün içinde iflasa karar verilen yerdeki ticaret mahkemesine dava açmaya mecbur olduğunu, 223 üncü maddenin üçüncü fıkrası hükmü mahfuz olduğunu, bu davaya bakan mahkeme, davacının isteği halinde ikinci alacaklılar toplantısına katılıp katılmaması ve ne nisbette katılması gerektiği konusunda 297 nci maddenin son fıkrasına kıyasen onbeş gün zarfında karar verir. Yine davanın tarafının davalı olmadığını, davalıdan talep edilebilecek bir husus olmadığını, karar mercinin masa olduğunu, kayıt itiraz tüm işlemlerde muhatabın masa olduğunu, bu hususunda yine İİK 235 de tartışmaya yer vermeyecek bir şekilde düzenlendiğini, İtiraz eden, talebinin haksız olarak ret veya tenzil edildiğini iddia ederse dava masaya karşı açılacağını, muteriz başkasının kabul edilen alacağına veya ona verilen sıraya itiraz ediyorsa davasının o alacaklı aleyhine açacağını, bir alacağın terkini hakkında açılan dava kazanılırsa, bu alacağa tahsis edilen hisse dava masrafları da dahil olduğu halde sıraya bakılmaksızın itiraz edene verileceğini ve artanı da diğer alacaklılara sıra cetveline göre dağıtıldığını, dava basit yargılama usulü ile görüleceğini, yine davacının davasının sıra cetveline itiraz olarak kayıt altına alınmış olduğunu, davacı tarafın açık bir şekilde davalının 5.200.821,71 TL'nin masadan terkinini talep ettiğini, miktarın somut bir şekilde belirlenmiş olduğunu, dava harcının da talep olunan miktar üzerinden alınması gerektiğini, eksik harcın tamamlattırılması gerektiğini, bu usulü eksiklik tamamlandıktan sonra esasa dair ayrıntılı dilekçelerini ibraz edeceklerini, buna dair tüm haklarını saklı tuttuklarını, davalının davacıyı zarara uğratmak için ... Şirketi ile hileli işbirliğinde bulunduğu iddiasının hukuki dayanaktan yoksun çirkin bir iftira olduğunu, davacının bu soyut iddiasını ispatlaması gerektiğini, bu iftira ile ilgili olarak kanuni haklarını saklı tuttuklarını, davacının davalının alacağının protestosuz senetlere dayandığı ve icra yolu takibe borçlunun itiraz etmediği ve alacağın kesinleştiği, borçlunun kanunen kendisinin tanzim ettiği, borçlu olduğu ve bu nedenle de verdiği senede neden itiraz edeceğini, itiraz edilmemesinin nasıl muvazaa karinesi olabileceğini, davacının bu iddialarının da dayanaksız olduğunu, davalının kanunen kesinleşmiş alacağının sıra cetveline kaydını talep ettiğini ve iflas idaresinin de kanuni şartlara haiz bu talebi kabul ettiğini, bu durumun hileli işbirliği ve muvazaa ile bağlantısının sorgulamaya değer olduğunu, sıra cetveline alacak kayıt talepleri red edilen davacı vekilinin kanuni bir dayanak bulamadığından haksız savunma ve iftiralar ile somut bir delil ve yasal bir gerekçe göstermemeleri sebebiyle bu yönlü haksız bir yöntem seçtiklerini, davacının taraflar arasında ticari ilişki bulunmadığı ve bu nedenle davalının sıra cetveline kaydedilen alacağının silinmesi gerektiğine dair iddiasının da yine dayanaksız olduğunu, kıymetli evrak hükmünde olan çek ve senetler ile ticari ilişkinin ispatının zaten gerekmediğini, bu senetler de doğrudan davalıya değil ... Tur. Taş. A.Ş.'ye alacakları karşılığında tanzim edilip verildiğini, davacı tarafın sadece davalıya değil, iflas idaresince alacakları kabul edilen herkese ithamda bulunmayı ihmal etmediğini, öyle ki müflis şirketten kendileri dışında kimsenin alacağı olmadığını söyleyebilecek kadar ileri gittiğini, müflis şirket ile davalı arasında ne ortaklık ne de yönetici ilişkisi olduğunu, davacının kanuni bir dayanak bulamadığından hukuka aykırı olarak sıra cetvelinde kayıtlı olan tüm alacaklılara iftirada bulunduğunu, bu konuda yasal haklarını saklı tuttuklarını, sıra cetvelinde yer alan alacaklıların bu senetlerle ilgili olarak icra başlangıçlarına bakıldığında bu tarihin 2009 yılı olduğunun görüleceğini, o tarihte müflis şirket aleyhine henüz iflas davası dahi açılmadığını, iflas davasının 2012 yılında açıldığını, bu basit ispatın dahi davacı şirket tarafından usulsüz, delil mahiyeti taşıyan tek bir veri olmadan adeta bir tehdit unsuru olarak kullanma arayışı olduğunu göz önüne serdiğini, davacı, iflas idaresince düzenlenen sıra cetvelinde yer almadığından, dolayısıyla dava açma ehliyeti olmayışı, görevli mahkemenin derdest dosya mahkemesi olamayacağı, harcın eksik yatmış olduğu nazara alınarak davanın tarafı da olamayacağı, hukuki bir menfaate de sahip olmadığından dosyanın bu nedenle usulden reddine, ayrıca davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü iddiaların yukarıda izah edildiği üzere kanuni dayanaktan yoksun oluşu somut delil niteliğine haiz bir veri taşımaması sebebiyle reddine, Haksız ve kötü niyetli iftiralar ile ilgili olarak dava ve şikayet hakları saklı kalmak kaydıyla yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME ve GEREKÇE:
Dava, İİK 235. Madde kapsamında, (dava dışı müflis şirketten alacaklı olduğunu iddia eden) davacı tarafından açılan, (iflas masasına alacak kaydı yaptırmış olan) davalının sıra cetvelinden çıkarılması talebine ilişkindir.
Mahkememizin ... esas sayılı dosyası üzerinden yapılan yargılamada 27/12/2017 tarihli duruşmasında taraflarca takip edilmemesi nedeniyle dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilmiş olup; bu tarihten itibaren de üç (3) aylık yasal süre içerisinde taraflarca yenilenmemiş olduğundan, HMK 150/5.maddesi gereğince davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği, kararın İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi'nin 07.01.2021 tarih ve 2020/2367 Esas, 2021/11 karar sayılı ilamıyla ile kaldırılması üzerine yargılamaya devam olunmuştur.
Davacının alacağının varlığına ilişkin .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .... Sayılı dosyasında görülen sıra cetveline kayıt kabulüne ilişkin dosyada verilen davanın reddine ilişkin karar, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi'nin 2018/2726E. 2021/1439K .sayılı dosyası ile kaldırılmış ve yeniden hüküm tesisi ile davacı şirket alacağının davalı müflisin iflas masasına kayıt ve kabulüne karar verilmiş ve Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 2022/500E. 2023/637K. Sayılı kararı ile onanmış olup, davacının dava açmaya ehliyetinin olduğu görülmüştür.
Bilirkişi ...' den alınan 27.11.2024 tarihli bilirkişi raporunda: "Davalı ...'ün dava dışı ... İnşaat Anonim Şirketi'nden olan alacağının 20.09.2009 vadeli 900.000,00 USD, 29.09.2009 vadeli 250.000,00 USD, 29.09.2009 vadeli 250.000,00 USD, 29.10.2009 vadeli 250.000,00 USD, 29.10.2009 vadeli 250.000,00 USD, 29.10.2009 vadeli 250.000,00 USD, 29.10.2009 vadeli 250.000,00 USD, Olmak üzere toplam 7 adet ve 2.400.000,00 USD tutarlı bonodan kaynaklandığı, Dava dışı firmanın incelenen 2009 yılı firmalarında en son kayıt tarihinin 01.07.2009 olduğu, bu nedenle yukarıdaki bonoların 02.07.2009 düzenlenme/imza tarihi itibariyle ticari defterlerinde kayıtlı olamadığı, 2009 yılı yevmiye defteri açılış bilançosunda dava dışı firmanın davalı ...' den devreden bir bakiye borç /alacak kaydının olmadığı, mevcut defterlerde ayrıca ... adına bir cari hesapta olmadığı, yazılı olan halinde bir ticari ilişki olduğunu gösteren kayıt olmadığı," şeklinde rapor sunulmuştur.
Yapılan yargılama, toplanan deliller ve alınan bilirkişi raporu ile sonucunda: dava dışı müflis ... Şirketi'nin .... Asliye Ticaret Mahkemesi ... Esas sayılı dosyasından iflasına karar verildiği, davalı tarafın kayıt kabul talebi iflas idaresince kabul edilerek sıra cetvelinde; 29.10.2009 tediye, 02.07.2009 tanzim tarihli 2 adet 250.000 USD vc bir adet 900.000 USD'lik protestosuz senede dayanılarak alacak kaydı yapıldığı, bu alacağın .... İcra ... esas sayılı dosyası ile de icra takibine konu edildiği, takibin borçlu tarafından itiraz edilmeksizin kesinleşmiş olduğu, mahkememizce yapılan bilirkişi incelemesinde dava dışı müflis firmanın incelenen 2009 yılı kayıtlarında en son kayıt tarihinin 01.07.2009 olduğu, dava konusu kayıt talebine dayanak bonolar da dahil olmak üzere bilirkişi raporunda belirtilen bütün bonoların 02.07.2009 düzenlenme/imza tarihi itibariyle ticari defterlerinde kayıtlı olamadığı, 2009 yılı yevmiye defteri açılış bilançosunda dava dışı müflis firmanın davalı ...' den devreden bir bakiye borç /alacak kaydının olmadığı, mevcut defterlerde ayrıca ... adına bir cari hesapta olmadığı, yazılı olan halinde bir ticari ilişki olduğunu gösteren kayıt olmadığı tespit edilmiş olduğu görülmüştür.
Muvazaa nedeniyle sıra cetveline itiraz davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıda olup, alacağına itiraz edilen alacaklının alacağının gerçek hukuki ilişkiye dayandığını takipten önce düzenlenmiş ve birbirini teyit eden delillerle ispatlanması gerektiği, davalı alacağını bonoya dayandırmışsa da bononun varlığı alacağı tek başına ispata yeterli olmadığı, bono tanzim nedenini oluşturan ve borç doğuran işlemlerin de ispat edilmesi gerektiği, konu ile ilgili Yargıtay kararlarında belirtilen hususlardır.
Netice olarak, davalı taraf alacağının dayanağı olduğu iddia olunan bonoların tanzim nedeninin oluşturan ve borç doğuran işlemlerin ispatına dair bilgi ve belge sunmamış olmakla, açıklanan bütün bu hususlar hep birlikte ele alındığında mahkememizde oluşan kanaat davalının sıra cetveline kayıt yapılan alacağının gerçek olmadığı, muvazaalı kayıt olduğu yönünde olup, açıklanan gerekçelerle davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın kabulüne, .... İflas Dairesi'nin 2013/20 iflas sayılı dosyasında 05/06/2015 Tarihli sıra cetvelinin kayıt no: 1 sırasında yer alan davalı ...'e ilişkin 5.200.821,71 TL alacak kaydının sıra cetvelinden terkinine,
2- Alınması gerekli 615,40 TL harçtan davacı tarafça peşin olarak yatıralan 27,70 TL harcın mahsubi ile eksik 587,70 TL harcın davalı taraftan tahsili ile hazineyi irat kaydına,
3-Davacı tarafından peşin olarak yatırılan 27,70 TL başvurma harcı ve 27,70 TL peşin harç ve 4,10 TL vekalet harcı olmak üzere toplam 59,50 TL harcın davalı taraftan tahsili ile davacı taraf ödenmesine,
4-Davacı tarafından yapılan 363,00 TL tebligat gideri ve müzekkere gideri, 3.000,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 3.363,00 TL yargılama giderinin davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine,
5-Davalı tarafından yapılan bir yargılama gideri olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
6-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T'deki esaslara göre belirlenen 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Karar kesinleşene kadar yapılacak yargılama giderlerinin davacı gider avansından karşılanmasına, karar kesinleştikten sonra bakiye gider avansının istek halinde davacıya iadesine,
Dair, HMK 345 maddesi uyarınca kararın taraflara tebliğ edildiği tarihten başlayarak iki hafta içinde HMK 342 maddesi gereğince düzenlenmiş dilekçe ile HMK 343 maddesi uyarınca mahkememize veya başka bir mahkemeye yapılacak başvuru ile HMK 341/1 maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olarak davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı oy birliği ile verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 20/03/2025
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır