T.C.
İSTANBUL
12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2022/1038 Esas
KARAR NO:2025/552
Mahkememiz asıl 2022/1038 Esas sayılı dosyada:
DAVA:Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)
DAVA TARİHİ:28/12/2022
Birleşen ....Asliye Ticaret Mahkemesi ... sayılı dosyasında:
DAVA:Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)
DAVA TARİHİ:06/01/2023
ASIL VE BİRLEŞEN DOSYA
KARAR TARİHİ:10/07/2025
Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Mahkememiz asıl 2022/1038 Esas sayılı dosyasında:
Davacı ... vekili dava dilekçesinde: ... ... Anonim Şirketi’nin 2021 yılına ait olağan genel kurul toplantısı için 26.10.2022 tarihinde şirket merkez adresi ... adresinde toplanıldığını, olağan genel kurul toplantısında 2021 yılına ait yönetim kurulu faaliyet raporu, 2021 yılına ait bilanço ve gelir tabloları, yönetim kurulunun ibrası, yönetim kurulu üyelerine TTK'nın 395. ve 396. maddelerinde öngörülen yetkilerin verilmesi hususlarında davacı vekili tarafından olumsuz oy kullanılarak toplantı tutağına muhalefet şerhi düşüldüğünü, yönetim kurulunun yıllık faaliyet raporu incelendiğinde rapordaki bilgilerin TTK'nın 516. maddesine ve Gümrük ve Ticaret Bakanlığınca hazırlanan “Şirketlerin Yıllık Faaliyet Raporunun Asgari İçeriğinin Belirlenmesi” hakkında yayınlanan 08.08.2012 tarihli yönetmeliğe aykırı olduğu saptandığını, 2021 yılına ait Bilanço ve Gelir tabloları hususunda şirketin gerçek mali durumunu ortaya koymaksızın düzenlendiğini, şirketi borçlandıran işlemlere yer verilmeden hazırlandığını, yönetim kurulunun pay sahiplerinin haklarını korumak yerine kendi menfaatleri doğrultusunda hareket ederek şirketi zarara uğratıp borçlandırdığını, hukuka aykırı işlemlere devam edecek olduğundan yönetim kurulunun ibrası ve TTK’nın 395. ve 396. Maddelerde öngörülen yetkilerle donatılması mümkün görülmediğini, ...'nin 26.10.2022 tarihinde gerçekleştirilen 2021 yılına ait olağan genel kurulunun 3, 4, 5, ve 6 numaralı maddelerinin iptalini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin birlikte ve zincirleme şekilde davalılara yükletilmesine karar verilmesi talep ve dava etmiştir.
Davalı ... AŞ vekili cevap dilekçesinde: Davacı taraf, iptali istenen genel kurula katıldığını, eleştiri düzeyinde kalan beyanlarda bulunduğunu, görüşmelerde aksi görüşler bildirdiğini, kararlara muhalif olmadığını, yapılan görüşme sırasında, alınacak karara esas olması muhtemel bir öneriye karşı olunduğunun belirtilmesi, alınan karara muhalif olunduğu anlamını taşımadığını, muhalefetin, görüşülen öneriye değil, alınan karara karşı yapılması gerektiğini, TTK gereğince öngörülen dava şartı gerçekleşmediğini, müvekkili şirket 2007 yılında, dava dışı ... ... AŞ'nin (kısaca “...”) bölünmesi suretiyle kurulduğunu, ... ise, 1943 yılında, davacı ve müvekkili şirketin diğer pay sahiplerinin büyük annesi ve büyükbabası ile başka ortaklar tarafından kurulduğunu, zamanla diğer pay sahiplerindeki paylar Mermerci ailesi tarafından devralınarak ... aile şirketi haline geldiğini, ...’in 2007 yılında bölünmesi sonucunda kurulan ...'in sermayesini temsil eden payların bir kısmı, mevzuata uygun olarak, ...’in pay sahiplerine, bir kısmı ise doğrudan ...’e verildiğini, ..., aynı zamanda ...’in bir iştiraki hâline geldiğini, gerek ..., gerek ... uzun yıllar pay sahipleri ... ile oğulları ve pay sahipleri ... ve ... tarafından yönetildiğini, o kadar ki her iki şirkette yönetim kurulu üyesi olarak ... ve ... görev aldığını, baba ... ise şirket yönetim kurulunda görev bile üstlenmediğini, ...’nin 2019 yılında vefatı üzerine, mirası beş çocuğu, (i) ..., (ii) ..., (iii) ..., (iv) ... ve (v) ... ile eşi ... arasında yasal şekilde bölüştürülmüş, böylelikle davacı da miras yoluyla hem ...’te, hem de ...’de pay sahibi hâline geldiğini, ..., hayatına farklı bir yön vermek, İstanbul dışında hayatını devam ettirmek isteğiyle şirketlerdeki paylarını ...’ye satarak ortaklıktan ayrılmak yolunu tercih ettiğini, davacı dava dilekçesinde genel kurul toplantı gündeminin 3. Maddesinde yer alan ve oylamaya sunulan yönetim kurulu faaliyet raporunun kanuna aykırı olduğu gerekçesiyle iş bu genel kurul kararının iptalini talep ettiğini, davacının bu iddiası gerçeği yansıtmadığını, davalı şirketin hesapları yeminli mali müşavir tarafından denetlenmekte olduğunu, bu bağlamda faaliyet raporu da yasanın aradığı bütün unsurları içerdiğini, davalı şirketin çok aktif bir ticari faaliyeti olmadığını, arsa yatırımları olan bir şirket olduğunu, zaman zaman işbu arsaların ve tüm şirketin devri gündeme geldiğini, davacı taraf da bütün bu hususlarda bilgi sahibi olduğunu, davacı dava dilekçesinde genel kurul toplantı gündeminin 4. maddesinde yer alan ve oylamaya sunulan bilanço ve gelir tablolarının bazı hususları içermediğini, bilançonun şirketin gerçek durumunu göstermediğini iddia ederek iş bu genel kurul kararının iptalini talep ettiğini, davacının 2021 yılına ait bilanço ve gelir tablosunun kanuna aykırı olduğu iddiası yerinde olmadığını, tüm finansal tablolar vs yeminli mali müşavir denetiminden geçmiş hesaplar olduğunu, davacının dava dilekçesinde ileri sürmüş olduğu hususlar yönetim kurulu üyelerinin 2021 yılı için ibra edilmelerine engel bir durum teşkil etmediğini, TK madde 553 uyarınca anonim ortaklık yönetim kurulu üyeleri, kanun ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlâl ettikleri takdirde şirkete verdikleri zararı tazminle yükümlü tutulduğunu, yönetim kurulu üyeleri aleyhine kimlerin sorumluluk davası yöneltebileceğine yer verilen TK madde 555'te, davayı herhangi bir pay sahibinin de açabileceği düzenlendiğini, TK madde 558/2’te ise, genel kurulca yönetim kurulu üyeleri hakkında bir ibra kararı alınmış olsa bile ibra kararı aleyhine oy veren pay sahiplerinin dava hakkının bu ibra kararından etkilenmeyeceği hükme bağlandığını, davacı, şirketin ve dolaylı olarak kendisinin gerçekten bir zarara uğradığı iddiasında ise bu zararı gidermek için genel kurul kararının iptali talebinde bulunmasına ihtiyaç olmadığını, mezkûr karar, yönetim kurulu üyelerine karşı açılacak bir sorumluluk davası önünde engel oluşturmadığını, işlemleri gerçekleştiren yönetim kurulu üyeleri işbu davada taraf sıfatı taşımadıklarını, genel kurul kararının iptali talebinden umulan olumlu sonuç, yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu üzerinde bir etkiye de neden olmayacağını, Yönetim kuruluna TTK 395 ve 396. maddeleri gereğince yetki verilmesinde hukuka aykırı bir husus bulunmadığını, davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Birleşen ....Asliye Ticaret Mahkemesi ... sayılı dosyasında:
Davacı ... vekili dava dilekçesinde: Müvekkilinin davalı şirektin ortağı olduğunu, davalı şirketteki hissesini muris babası ...' nin ölümü üzerine alınan veraset ilamı gereğince kazandığını, müvekkilinin davalı şirketteki hisse oranın %6,52 hisse adedi, 3.384.335; sermaye tutarı ise 33.843,35 TL olduğunu, 26/10/2022 tarihinde davalı şirketin 2021 yılı olağan genel kurul toplantısı yapıldığını, bu genel kurul toplantısına vekaleten katıldığını, genel kurulda alınan kararlara karşı muhalefet şerhi koyduğunu ve olumsuz oy kullandığını, davalı şireketin 26/10/2022 tarihli 2021 yılı olağan genel kurulunda alınan kararlarının iptalini talep ettiklerini, dava konusu olağan genel kurul kararları kanuna, şirket esas sözleşmesi ve yönetmeliğin emredici hükümlerine ve afaki iyiniyet kurallarına aykırı olduğunu, genel kurul toplantısının 3. Maddesinde yer alan oylamaya sunulan konuda, yıllık faaliyet raporunda şirketin ilgili hesap dönemine ait iş ve işlemlerinin akışının her yönüyle finansal durumu doğru, eksiksiz gereçeğe uygun ve dürüst bir şekilde yansıtılmak zorunda olduğunu, gereği gibi hazırlanan yıllık faaliyet raporu, şirket faaliyetlerinin izlenebilidiği ve şirketin kurumsal yönetilip yönetilmediğini görmelerini sağlayan temel belge olması gerektiğini, şirektin finansal durumu faaliyetleri ile ilgili ayrıntılı bilgilreni şirket ve yöneticiler hakkında uygulanan idari veya adli yaptırımların şirket alyehine açılan ve şirketin mali durumunu faaliyetlerini etkileyebilecek niteliklteki davalar ve olası sonçlarının şirketin kar dağitim politikasının ya da hesap dönemi içerisinde yapılan özel denetime vekamu denetimine ilişkin açıklamalar gibi konulrada ayrıntılı bilgiler raporda bulunmadığnı, şirkette meydana gelen ve özel önem taşıyan olaylardan birinin de yönetim kurulu üyesi ortaklarının ve şirketin taraf olduğu 02/12/2019 tarihli pay ve taşınmaz deverilerine ilişkin çerçeve sözleşmesi olduğunu, şirket pay sahiplerine hiçbir bilgi verilmediğini, şirke yönetim kurulu üyeleri kendi aralarında sözleşmeyi imzaladığını, ve şirket içnide önemli bir pay devri gerçekleştirildiğini, genel kurula hiç getirilmeden ve oyalamaya sunulmadan gerçekleştirilen bir pay devri söz konusu olduğunu, o dönemki yönetim kurulu üyeleri ... ve ... şirketi zarara uğratıp kendilerine haksız menfaat sağlamak amacıyla, adlarına kayıtlı toplam 30.893.116 adet payın devrine karşılık, dava dışı ... ... A.Ş. ' nin kendilerine 114.209.269,67 TL borçlandığını, davalı ... A.Ş.' nin gerek bahsedilen dava dışı ... A.Ş. ' nin yönetim kurul üyesi ve pay sahipleri olan ... ve ...' nin ... ... .AŞ. De gerçekleştirmiş olduğu pay devir işlemlerinin bir parçası olan iş bu pay devir işlemi her iki şirketin de menfaatlerine aykırı olduğunu, şirketlerin diğer ortaklarını zarara uğratma amacı taşıdığını, söz konusu pay devir işlemleri ile ... ve ... her iki şirketi de zarara uğratarak kendilerine haksız menfaat elde ettiğini, 04/03/2020 tarihli olağanüstü genel kurul kararı ile yönetim kurulu kararı ile yönetim kurulu üyeleri olan ortak ... ve ortak ... tarafından imzalanan 02/12/2019 tarihli pay ve tanışmaz devirlerine ilişkin çerçere sözleşme hükümlerinin onaylandığını, dolayısıyla çerçerve sözleşmede yer alan hisse devirleri gerçekleştiğini ve şirket ortaklık yapısının değişmesinin kabul edildiğini, şirket pay sapilreniden ...adına kayıtlı 5.170.145,10 adet nama yazılı palrarın tamamının 57.104.634,83 TL bedel karşılığı diğer pay sabihi ...' ye devrine ilişikn 02/12/2019 tarihli sözleşme ile yönetim kurulu üyesi ortak ...' un adına kayıtlı 5.170.145,10 adet nama yazılı palara karşılık ...' un 57.104.634,83 TL borçlandığını, söz konusu bedlein ...' un ... şirketindeki 15.446.558 adet payına diğer ortak ... şirketine satarak kendisine gelir elde etmek ve elde ettiği geliri ...' ye temlik etmek suretiyle karşılanmasına karar verildiğini, bunun yanında aynı şekilde ...' un ... şirketindeki 15.446.558 adet payını ortaklardan ... şiretinin satın aldığını, genel kurul toplantı gündeminin 4. Maddesinde yer alan oylamaya suulan konunun, şirket bilanço ve gelir tablolarının oylanmasına ilişkin olduğunu, 31/12/2021 tarihi itibarıyla şirketin sermayesi 519.197,00 TL geçmiş yıllar karları 209.708,41 TL geçmiş yıllar zararları 40.089,41 TL olduğunu, 2021 yılı dönem zararının ise 1.563,05 TL olduğunu, hiç bir ticari faaliyeti olmayan şirektin tek gelir kaynağı banka mevduatlarından elde edilen faiz gelirleri olduğunu, 31/12/2021 tarihi itibariyle yıllık faiz geliri 68.945,53 TL olduğunu, yıllık genel yönetim giderleri toplamının 70.298,58 Tl olduğunu, bu tutarın 48.079,80 TL sinin serbest meslek ödemeleri 10.288,02 TL sinin ticaret odası masrafıları, 5.956,28 TL sinin kira gideri olduğunu, kalan kısmı banka masrafı damga vergisi, kargo masrafı vb. Genel yönetim giderlerinden oluştuğunu, şirektin ... ... A.Ş. Nin bölünmesi neticesinde bölünen şirkete ait 134.752 metre kare arazinin ayni sermaye olarak konulması suretiyle kurulmuş olduğunu, bunun dışında her hangi bir fiziki varlığı olmayan bir tabela şirketi olduğunu, kuruluşundan bugüne tamamen gayri faal durumda olan şirkete sermaye artırımı yoluyla bir miktar nakit kaynak sağlanmış olduğunu, vadeli mevduat hesaplarında tutulan nakit mevcudundan elde edilen gelirlerle şirketin genel giderleri finanse edildiğini, bilançoda bazı hususların gereği gibi belirtilmediğini, bilanço şirekitn gerçek durumunun görülmesine engel olacak bazı hususları içermekte olduğunu, bu hususta bilinçli ve kötüniyetli hareket edildiğini, ayrıca şirekt ortaklarının meşru menfaatlerini etkileyici, şirketi ve şirket ortaklarını zarara sokan özellikle olan azınlık pay sahibi ortakların ortaklık haklarını ihlal edici işlem ve tasarruflar yapıldığını, pay sahiplerinden bilgi saklamaya yönelik özellikle 2019 yılı içerisinde gerçekleştirilen ve şirketi zarara uğratan ve borçlandıran işlemlere yer verilmezken şirektin gerçek mali durmunu ortaya koymaksızın düzenlendiğini, davalı şirketin dava dışı ... ... A.Ş. Nin iştiraki olduğunu, dolayısıyla hem bağlı şirket olarak davalı şirketin hem de bağlı olduğu ...' in finansal bilgilerini de kapsayan bir finansal tablo düzenlenmesi gerektiğini, bu şekilde bir konsolide finansal tablo düzenlenmediğini, ayrıca oylamaya sunulan finansal tablo da iptali talep edilen genel kurul öncesinde hazırlanmadığını ve genel kurul incelemlesine sunulmadığını, bilonçolara bakıldığında davalı şirkete ait gayrimenkuller, yıllara göre değişiklik göstermediğini, çüzi değişiklikler yeni arazi alımından değil mevcut araziler için yapılmış kısmi harcamaların arazi maliyetlerine yüklenerek aktifleşmesinden kaynaklandığını, şirketin arazi varlığı ile ilgili 2007 yılında ... A.Ş. Nin bölünme işlemleri nedeniyel mahkeme aracılığıyla yaptırdığı değerleme raporunda arazilerin piyasa değerinin 69.197,00 TL olarak tespit edildiğini, aradan 12 yıl sonra müvekkili davacı tarafından ... A.Ş. Tarafından 13/09/2019 tarihinde yapılan değerleme çalışmalarda arazilrein muhtemel değerinin 2056.250.000,00 TL olarak tespit edildiğini, şirketin malvarlığında bulunan gayrimenkule yönelik olarak değerlemenin yapılmamış olması gerçek dışı bilanço ve finansal tabloların oluşmasına ve böylelikle şirekti ortaklarının haksızlığa uğramasına sebep olduğunu, 2019 yılında gerçekleştirilen ve şirkeit zarar uğratan ve borçlandıran işlemlere yer verilmeksizin şirketin gerçek mali durumunu ortaya koymaszını düzenlendiğini, genel kurul toplantı gündeminin 5. Meddesinde yer alan oylamaya sunulan konunun, şirket yönetim kurulu üyelerinin ibrası ve oylanması olduğunu, tüm pay sahiplerinin haklarını korumakla yükümlü yönetim kurlu üyelerinin TTK ve ilgili mevzuat ile esas sözleşmeye ve hukuka aykırı olarak kendi menfaatlerine, ticari olmayan maksatlarla ve şirketi zarar uğratan ve borçlandıran işlemler ile azlık haklarına aykırı işlemler yürüttüklerini, ve aynı öynde hukukka aykırı işlemlere devam ettiklerini, genel kurul toplantı gündeminin 7. Maddesinde yer alan ve oylalmay sunulan konu, şirket yönetim kurulu üyelerine TTK nun 395. Ve 396 maddeleri uyarınca yetki verilmesinin oylaması konusunun, verilen yetkilerin borçlandırıcı ve dolayısıyla azınlık pay sahilerinin haklarını ihlal edebilecek haksız ve kötüniyetli işlemlere zemin hazırladığından burda da şirkete yönetim kayyumu atanması gerektiğini, bu nedenlerle 26/10/2022 tarihli 2021 yılı olağan genel kurulda alınan 3.,4.,5., ve 6., maddelerde alınan kararların iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı ...Ş vekili cevap dilekçesinde: Davacı tarafın iptalini istediği genel kuruluna katıldığını ancak aksi görüşler bildirdiğini, karalara muhalif olmadıklarını, yapılan görüşme sırasında alıncak karara esas olması muhtemel bir öneriye karşı olunduğunun belirtilmesi alınan karara muhalif olunduğu anlamını taşımayacağını, müvekkili şirket ortaklarından ... tarafından aynı genel kurul kararına karşı İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/1038 esas sayılı dosyası ile görüldüğünü, dosyaların birleştirilmesini talep ettiklerini, davacının genel kurul toplantısının 3. Ve 4. Maddesinin iptaline ilişkin iddialarının gerçeği yansıtmadığını ve davalı şirketin hesapları yeminli mali müşavir tarafından denetlendiğini, faaliyet raporunda yasanın aradığı bütün unsurları içerdiğini, genel kurulun 5. Maddesi ile ilgili iddiların, pay devrine ilişkin iddiaları taraflar arasındaki başka bir davada konu edlidiğini, huzurdaki davada dile getirilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davacının huzurdaki davada talep edebileceği hussuları genel kurulda alınna kararların iptaline ilişkin olduğunu, bu nedenle ... ile ... arasındaki pay devirlerinin davada tartışılmasının hiçbir gereklilliğinin bulunmadığını, davacının genel kurulun 7. Maddesi ile ilgili iddialarına yönelik yönetim kuruluna TTK 395 ve 396. Maddeleri gereğince yetki verilmesinde hukuka aykırı bir husus bulunmadığını, advacınn yönetim kayyumu atanması ve tedbir talebine ilişkin, bir anonim şirkete kayyum tayini şirketin tüm faaliyetini etkileyen son derece ödemli bir işlem olduğunu, böyle bir talebin gerçek, somut, ciddi vakıalara ve hukuki dayanaklara istan etmesi gerektiğini, davacının talebinin hiçbir hakuki temelinin olmadığını göstermesi bakımından müvekkili şirket pay sahipleri ve bunlar arasındaki ilişkiye yönelik birkaç hususun hatırlatılmasının isabetli olacağını, dava konusu genel kurulda ...' un yönetim kurul üyesi olarak seçilmiş olduğunun belirtilidğini ancak yönetim kurulu seçiminin yapılmadığını, ...' un 21/07/2020 tarihinde yapılan genel kurul ile yönetim kuruluna seçildiğini ayrıca davacınnı kayyum talepli derdest davasının olduğunu, bu nedenlerle davacının iptal taleplerinin yersiz haksız ve mesnetsiz olduğunu, 26/10/2022 olağan genel kurul toplantısında alınan kararların TTK ve ana sözleşmeye uygun kararlar olduğunu, dava konusu edilen olağan genel kurul toplantısında üç yıllığına yönetim kurulu üyesi seçilen ... ' un seçilmiş olması yine kanuna ve ana sözleşmeye ve şirketin ortaklık yapısına uygun olduğunu, davacının afaki beyanları ile şirketin mal varlığı üzerinde hukuka aykırı işlem yapabileceği iddiası haksız ve kötüniyetli olduğundan ...' un çok uzun yıllardır müvekkili şirketin yönetim kurulu üyesi olduğunu bugüne kadar şirketi zarara uğratacak bir eyleminin olmadığını, öncelikle davanın İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkesinin 2022/1038 esas sayılı dosyası ile birleştirilmesini ve yönetime kayyum atanması talebinin reddini, davanın reddini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Asıl davanın davalı şirketin 26.10.2022 tarihinde gerçekleştirilen 2021 yılına ait olağan genel kurulunun 3, 4, 5, ve 6 numaralı maddelerinin iptali,
Birleşen davanın aynı tarili Genel Kurulun 3, 4, 5 ve 6 Nolu aynı maddelerine ilişkin Kararlarının iptali davası olduğu anlaşıldı.
Mahkememizin ön inceleme duruşmasında dava şartları ve ilk itirazlar incelenmiş, tarafların sulh olma imkanının bulunmadığının tespiti ile uyuşmazlık noktaları belirlenerek tahkikat aşamasına geçilip, deliller toplanmıştır.
Bilirkişi ... ve ... tarafından hazırlanan bilirkişi kök raporunda: " 3.1 Gündemin 3. Maddesi: Şirketlerin faaliyet raporlarına ilişkin esasları belirleyen yönetmelikler aşağıdadır. Bu yönetmeliğe göre davalı şirketin 2021 yılı faaliyet raporu incelenmesi sonucu faaliyet raporunun TTK'nın 516. maddesine ve Gümrük ve Ticaret Bakanlığınca hazırlanan "Şirketlerin Yıllık Faaliyet Raporunun Asgari İçeriğinin Belirlenmesi" hakkında yayınlanan 08.08.2012 tarihli yönetmeliğe uygun olduğu görülmüştür. "Anonim ve lîmîted şirketlerin faaliyet raporlarına ilişkin esasları belirleyen yönetmelikler ile ilgili hususlar
1.Genel bilgi bilindiği üzere Türk Ticaret Kanununun 514 'ncü maddesinde anonim şirketlerin yönetim kurullarının yıllık faaliyet raporlarını bilanço gününü izleyen hesap döneminin ilk üç ayı içinde hazırlayarak genel kurula sunacaklarına amir bulunmaktadır. Ayrıca şirketler topluluğunun yıllık faaliyet raporu da ana şirketin yönetim kurulunca TTK 518 madde gereği düzenlenir. Kanunun 516 'ncı maddesinde ise yıllık faaliyet raporunun niteliği ve yer alması gereken hususlar hüküm altına alınmıştır. Söz konusu yıllık faaliyet raporu, şirketin, o yıla ait faaliyetlerinin akışı ile her yönüyle finansal durumunu, doğru, eksiksiz, dolambaçsız, gerçeğe uygun ve dürüst bir şekilde yansıtan bir belgedir. Raporda ayrıca şirketin gelişmesine ve karşılaşması muhtemel risklere de açıkça işaret olunur. Bu konulara ilişkin yönetim kurulunun değerlendirmesi de raporda yer alır. Faaliyet yılının sona ermesinden sonra şirkette meydana gelen ve özel önem taşıyan olaylar, şirketin araştırma ve geliştirme çalışmaları, yönetim kurulu üyeleri ile üst düzey yöneticilere ödenen ücret, prim, ikramiye gibi mali menfaatler, ödenekler, yolculuk, konaklama ve temsil giderleri, ayni ve nakdî imkânlar, sigortalar ve benzeri teminatlar gibi konular da raporda yer almalıdır. Bütün bu hususları ayrıntılı olarak açıklamak üzere Gümrük ve Ticaret Bakanlığınca hazırlanan "Şirketlerin Yıllık Faaliyet Raporunun Asgari İçeriğinin Belirlenmesi Hakkında Yönetmelik" 28.08.2012 tarih ve 28395 sayılı Resmi Gazetede yayınlanmıştır. Kanunda yer alan hususlar yönetmelikte de aynen yer almıştır. Buna açık olarak söz konusu yönetmeliğin dayanağı 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununda yer alan yıllık faaliyet raporu ile ilgili hükümlerdir. Yönetmelikte yıllık faaliyet raporunun, şirketin ilgili hesap dönemine ait iş ve işlemlerinin akışını, her yönüyle finansal durumunu, şirketin hak ve yararını da gözetecek şekilde, doğru, eksiksiz, dolambaçsız, gerçeğe uygun ve dürüst bir şekilde yansıtacak şekilde düzenleneceği ifade edilmiştir. Yönetim organı, yıllık faaliyet raporunu, ortakların şirketin faaliyetleri hakkında her türlü bilgiye tam ve doğru bir şekilde ulaşmasını sağlayacak ayrıntıda hazırlar. Yıllık faaliyet raporunda mümkün olan en basit kavram ve terimler kullanılır, tereddüde neden olabilecek belirsiz ifadelerden kaçınılır. Teknik terim kullanılması gereken yerlerde, herkesin kolayca anlamasına imkân verecek şekilde açıklamalar yapılır. Dolayısıyla faaliyet raporunun doğru, gerçeği yansıtır, kolay anlaşılır ve şeffaf olması amaçlanmıştır. Yönetmeliğin 16'ncı maddesinde yıllık faaliyet raporunun ilgili olduğu hesap döneminin bitimini izleyen iki ay içinde hazırlanacağı ifade edilmektedir. Oysa yukarıda da belirtildiği üzere yasanın 514'ncü maddesinde üç ay içinde hazırlanarak genel kurula sunulur denilmektedir. Dolayısıyla yasa hükmü ile yönetmelik hükmü arasında ifadeden doğan bir çelişki doğmaktadır. Bu çelişkinin ortadan kaldırılması gerekir. Yönetmeliğin 1 'nci maddesi hükmüne göre 2012 yılına ilişkin olan faaliyet raporları dâhil olmak üzere anonim, limited ve sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketler için yıllık faaliyet raporunun hazırlanması zorunluluğu getirmiştir. Yıllık faaliyet raporunda; yapılan iç kontrollerin etkinliği, yeterliliği ve uyumluluğu konularında açıklamalara yer verilir. Raporda gerekli olması halinde istatistikî bilgilere ve grafiklere de yer verilebilir. Yıllık faaliyet raporu TTK md 82 'ye göre 10 yıl boyunca muhafaza edilmesi gereken belgeler arasında da sayılmıştır.
2.Yıllık faaliyet raporunun içeriği ve bölümleri: Yönetmeliğin 7 ve takip eden maddelerinde yıllık faaliyet raporunun içeriğinde yer alması gereken hususlar bölümler şeklinde belirtilmiştir.
2.1. Genel Bilgiler Bölümü: Yıllık faaliyet raporunun genel bilgiler bölümünde aşağıda belirtilen hususların yer alması zorunludur:
a) Raporun ilgili olduğu hesap dönemi,
b) Şirketin ticaret unvanı, ticaret sicili numarası, merkez ve varsa şubelerine ilişkin iletişim bilgileri ile varsa internet sitesinin adresi,
c) Şirketin organizasyon, sermaye ve ortaklık yapıları ile bunlara ilişkin hesap dönemi içerisindeki değişiklikler,
ç) Varsa imtiyazlı paylara ve payların oy haklarına ilişkin açıklamalar,
ç) Yönetim organı, üst düzey yöneticileri ve personel sayısı ile ilgili bilgiler, e) Varsa; şirket genel kurulunca verilen izin çerçevesinde yönetim organı üyelerinin şirketle kendisi veya başkası adına yaptığı işlemler ile rekabet yasağı kapsamındaki faaliyetleri hakkında bilgiler.
2.2. Yönetim Organı Üyeleri île Üst Düzey Yöneticilere Sağlanan Mali Haklar: Yönetim organı üyeleri ile üst düzey yöneticilere sağlanan mali haklar bölümünde aşağıda belirtilen hususların yer alması zorunludur:
a) Sağlanan huzur hakkı, ücret, prim, ikramiye, kâr payı gibi mali menfaatlerin toplam tutarları, 1 Anonim şirketler ve limited şirketler ile ilgili iki örnek faaliyet raporu Ek 1 ve Ek 2 olarak yazıya eklenmiştir.
b) Verilen ödenekler, yolculuk, konaklama ve temsil giderleri ile ayni ve nakdi imkânlar, sigortalar ve benzeri teminatların toplam tutarlarına ilişkin bilgiler.
2.3. Şirketin Araştırma ve Geliştirme Çalışmaları: Bu bölümde şirketin araştırma ve geliştirme çalışmaları ile bunların sonuçlarına ilişkin bilgilere yer verilir
2.4. Şirket Faaliyetleri ve Faaliyetlere İlişkin Önemli Gelişmeler:, Yıllık faaliyet raporunun şirket faaliyetleri ve faaliyetlere ilişkin önemli gelişmeler bölümünde aşağıda belirtilen hususların yer alması zorunludur:
a) Şirketin ilgili hesap döneminde yapmış olduğu yatırımlara ilişkin bilgiler,
b) Şirketin iç kontrol sistemi ve iç denetim faaliyetleri hakkında bilgiler ile yönetim organının bu konudaki görüşü,
c) Şirketin doğrudan veya dolaylı iştirakleri ve pay oranlarına ilişkin bilgiler, ç) Şirketin iktisap ettiği kendi paylarına ilişkin bilgiler,
ç) Hesap dönemi içerisinde yapılan özel denetime ve kamu denetimine ilişkin açıklamalar,
d) Şirket aleyhine açılan ve şirketin mali durumunu ve faaliyetlerini etkileyebilecek nitelikteki davalar ve olası sonuçları hakkında bilgiler,
e) Mevzuat hükümlerine aykırı uygulamalar nedeniyle şirket ve yönetim organı üyeleri hakkında uygulanan idari veya adli yaptırımlara ilişkin açıklamalar,
f) Geçmiş dönemlerde belirlenen hedeflere ulaşılıp ulaşılamadığı, genel kurul kararlarının yerine getirilip getirilmediği, hedeflere ulaşılamamışsa veya kararlar yerine getirilmemişse gerekçelerine ilişkin bilgiler ve değerlendirmeler,
ğ) Yıl içerisinde olağanüstü genel kurul toplantısı yapılmışsa, toplantının tarihi, toplantıda alınan kararlar ve buna ilişkin yapılan işlemler de dâhil olmak üzere olağanüstü genel kurula ilişkin bilgiler,
g) Şirketin yıl içinde yapmış olduğu bağış ve yardımlar ile sosyal sorumluluk projeleri çerçevesinde yapılan harcamalara ilişkin bilgiler,
ı) Şirketler topluluğuna bağlı bir şirketse; hâkim şirketle, hâkim şirkete bağlı bir şirketle, hâkim şirketin yönlendirmesiyle onun ya da ona bağlı bir şirketin yararına yaptığı hukuki işlemler ve geçmiş faaliyet yılında hâkim şirketin ya da ona bağlı bir şirketin yararına alınan veya alınmasından kaçınılan tüm diğer önlemler,
ğ) Şirketler topluluğuna bağlı bir şirketse;
(ı) bendinde bahsedilen hukuki işlemin yapıldığı veya önlemin alındığı veyahut alınmasından kaçınıldığı anda kendilerince bilinen hal ve şartlara göre, her bir hukuki işlemde uygun bir karşı edim sağlanıp sağlanmadığı ve alınan veya alınmasından kaçınılan önlemin şirketi zarara uğratıp uğratmadığı, şirket zarara uğramışsa bunun denkleştirilip denkleştirilmediği.
2.5. Finansal Durum: Yıllık faaliyet raporunun finansal durum bölümünde aşağıda belirtilen hususların yer alması zorunludur:
a) Finansal duruma ve faaliyet sonuçlarına ilişkin yönetim organının analizi ve değerlendirmesi, planlanan faaliyetlerin gerçekleşme derecesi, belirlenen stratejik hedefler karşısında şirketin durumu,
b) Geçmiş yıllarla karşılaştırmalı olarak şirketin yıl içindeki satışları, verimliliği, gelir oluşturma kapasitesi, kârlılığı ve borç/öz kaynak oranı ile şirket faaliyetlerinin sonuçları hakkında fikir verecek diğer hususlara ilişkin bilgiler ve ileriye dönük beklentiler,
c) Şirketin sermayesinin karşılıksız kalıp kalmadığına veya borca batık olup olmadığına ilişkin tespit ve yönetim organı değerlendirmeleri,
ç) Varsa şirketin finansal yapısını iyileştirmek için alınması düşünülen önlemler,
ç) Kâr payı dağıtım politikasına ilişkin bilgiler ve kâr dağıtımı yapılmayacaksa gerekçesi ile dağıtılmayan kârın nasıl kullanılacağına ilişkin öneri.
2.6. Riskler ve Yönetim Organının Değerlendirmesi: Yıllık faaliyet raporunun riskler ve yönetim organının değerlendirmesi bölümünde aşağıda belirtilen hususların yer alması zorunludur: a) Varsa şirketin öngörülen risklere karşı uygulayacağı risk yönetimi politikasına ilişkin bilgiler, b) Oluşturulmuşsa riskin erken saptanması ve yönetimi komitesinin çalışmalarına ve raporlarına ilişkin bilgiler, c) Satışlar, verimlilik, gelir yaratma kapasitesi, kârlılık, borç/öz kaynak oranı ve benzeri konularda ileriye dönük riskler.
2.7. Diğer Hususlar: Yıllık faaliyet raporunun diğer hususlar bölümünde, faaliyet yılının sona ermesinden sonra şirkette meydana gelen ve ortakların, alacaklıların ve diğer ilgili kişi ve kuruluşların haklarını etkileyebilecek nitelikteki özel önem taşıyan olaylara ilişkin açıklamalara yer verilmesi zorunludur. Bu bölümde ayrıca, bu Yönetmelik hükümlerine aykırı olmamak kaydıyla yönetim organının uygun gördüğü ilave bilgilere de yer verilebilir. "
Yukarıdaki yasal çerçeve içinde bir değerlendirme yapıldığında davalı şirketin 2021 yılı YK Faaliyet Raporunun şeklen mevzuata uygun biçimde tanzim olunduğu anlaşılmaktadır.İçerik olarak bakıldığında ise şirketin gayrimenkul dışında bir varlığının olmaması ve buna ilişkin bir yatırımın da söz konusu olmaması nedeniyle gayri faal denecek bir yapıda olduğu ve ticari bir hareketin görülmediği, gider kalemlerinin şirketin mevzuata uyumu ve şirket gereksinimlerini karşılamak amacıyla yapılan (kira ödemesi, mali müşavir ve avukatlık hizmeti gibi) masraflardan oluştuğu anlaşılmaktadır. Dolayısıyla davalı şirketin 2021 yılı YK Faaliyet Raporunun içeriğinin şirketin gerçek durumunu yansıtmadığına ilişkin bir husus tespit edilememiştir. Davacılar da davalı şirketin2021 yılı YK Faaliyet Raporunun hangi hususlarda gerçek dışı bilgiler ihtiva ettiğine ilişkin belge/bilgi ibraz etmemişlerdir.
Bunun ötesinde ifade edilmek lazım gelir ki, YK Faaliyet Raporunun esas amacı pay sahiplerinin şirketin işleri hakkında bilgi sahibi olması ve buna istinaden de bilhassa yöneticilerin ibrası konusunda (yıl sonu finansallarıyla birlikte)bu bilgilere istinaden karar oluşturmalarının temin edilmesidir. Dolayısıyla YK Faaliyet Raporu GK tarafından onaylanmaz, gündemde bu yönde bir madde bulunsa ve GK tarafından böyle bir onay verilmiş olsa dahi bu onayın hukuken bir manası olmaz.
3.2 Gündemin 4. Maddesi:
Davalı şirketin 2021 yılı ticari defterlerinin tek düzen hesap planı ve genel kabul görmüş muhasebe usul ve ilkelerine uygun olduğu, kapanış fişleri ile faaliyet raporunun, gelir tablosu ve bilançosu ile uyumlu olduğu görülmüştür. Kapanış fişleri aşağıdadır;
Yapılan mali inceleme neticesinde bilanço ve gelir tablolarının bazı hususları içermediğini ve bilançonun şirketin gerçek durumunu göstermediği iddiasını destekleyecek bir sonuca ulaşılamamıştır.
3.3 Gündemin 5. Maddesi: İbraya ilişkin GK kararında kanundaki yetersayılara riayet edildiği görülmektedir. Esas sözleşmeye bir aykırılık da tespit edilememiştir. Üzerinde durulması gereken tek husus ibra konusunda alınan GK kararının dürüstlük kuralına aykırı olup olmadığıdır Hemen hiç faaliyet göstermeyen bir AŞ'nin yöneticilerinin ibra edilmesinin hangi sebeple dürüstlük kuralı aykırı olarak mütalaa edilmek lazım geldiği konusunda dava dilekçelerinde açık bir bilgiye rastlanamamaktadır. Bu bağlamda ibra kararının dürüstlük kuralına uygun olduğu sonucu ortaya çıkmakla birlikte, takdir mahkemenindir.
Kaldı ki, yöneticilerin GK kararıyla ibra edilmeleri TTK m. 558 çerçevesinde karara muhalif kalan pay sahiplerinin bu kişiler aleyhine sorumluluk davası ikame etme hakkına bir engel teşkil etmez. Pay sahipleri, şirketin, yöneticiler tarafından zarara uğratıldığı kanaatinde iseler GK kararından itibaren 6 ay içinde bu kişiler aleyhine sorumluluk davası açabilirler.
3.4 Gündemin 6. Maddesi: TTK m.395 ve TTK m.396 hükümlerinde yönetim kurulu üyelerinin şirketle işlem yapma, şirkete borçlanma ve şirketle rekabet etme yasakları düzenlenmektedir. İlgili kanun hükümlerinde, genel kurulun izin vermesi suretiyle bu yasakların kaldırılabileceği düzenlenmektedir. Şüphesiz ki, yönetim kuruluna bu işlemleri yapmak için izin verilmesi yönünde alınacak genel kurul kararlarında oydan yoksunluk hükümlerine uyulması gerekir. GK hazirun cetveli ve genel kurul toplantı tutanağı incelendiğinde ilgili genel kurul kararının oydan yoksunluk hükümlerine uyularak alındığı anlaşılmaktadır.
"...6102 sayılı TTK'nın 395. maddesiyle yönetim kurulu üyelerine anonim şirketle ticari işlem yapma, şirkete borçlanma yasağı, 396. maddesiyle de şirketin işletme konusuna giren işlerde rekabet yapma yasağı getirilmiştir. Genel kurul, yönetim kurulu üyelerinin tamamı veya biri veyahut bir kaçı için bu yasakların kaldırılmasına izin verebilir..." (Yargıtay 11 HD., E. 2016/3815, K. 2017/2497, T.27.04.2017.) .
Uygulamada da sıkça karşılaşıldığı gibi, TTK m.395 ve m.396 kapsamında yönetim kuruluna izin verilmesine ilişkin kararların genel nitelikte olmasının mümkün olduğu doktrinde ileri sürülmüştür . Bu görüşe itibar edilirse genel kurul kararının hükümsüzlüğünü gerektirir bir sebep olmadığı sonucuna varılabilir.
Bununla beraber, rekabet etme yasağı bakımından genel ve soyut nitelikte bir izin verilmesinin TTK m. 396 hükmünün amacıyla bağdaşmadığı, soyut ve genel nitelikte izin verilmesine ilişkin bir genel kurul kararının rekabet yasağını kaldırmış olmayacağı, bu şekilde bir genel kurul kararının iptal edilmesi gerektiği de doktrinde ifade edilmiştir .
Sonuç: Hukuki tavsifi ve nihai takdiri mahkemeye ait olmak üzere yukarıda açıklanan gerekçelerle; 3 nolu GK kararının iptalinin hukuken mümkün olamayacağı, 4 nolu GK kararının iptalinin söz konusu olmayacağı, 5 nolu GK kararının iptalinin söz konusu olmayacağı, 6 nolu GK kararının mahkemenin benimseyeceği görüş çerçevesinde iptalinin kabil olabileceği gibi olmayabileceği şeklinde kök raporlarını sunmuşlardır.
Mahkememiz duruşma ara kararı ile birleşen ....Asliye Ticaret Mahkemesi ... Esas sayılı dosyasındaki taraf iddia ve itirazları ile asıl dosyaya yönelik sunulan bilirkişi raporuna yönelik itirazların değerlendirilmesi amacıyla bilirkişilerden ek rapor alınmasına karar verilmiştir.
Bilirkişiler tarafından hazırlanan ek raporda:
İnceleme ve Değerlendirmelerimiz:
a. Gündemin 3.maddesi: Esas ve birleşen dava dosyasımn davacıları itirazlarım; "...sadece şekilci bakış ile eski tarihli eylemlerin yıllık sürdürülmesi olarak görülen ve esasa girilmeyen raporun büyünden hatalı olduğu düşüncesindeyiz." şeklinde belirtmiş, ayrıca yıllık faaliyet raporundaki bilgilerin TTK m. 516 ve "Şirketlerin Yıllık Faaliyet Raporunun Asgari İçeriğinin Belirlenmesi" hakkında yayımlanan 08.08.2012 tarihli yönetmeliğe aykırı olduğunu ... AŞ ve ... Turizm Yatırımları AŞ arasında hakim-bağlı şirket ilişkisinin bulunması sebebiyle konsolide finansal tablo hazırlanması gerektiğini belirtmiştir.
Şirketlerin faaliyet raporlarına ilişkin esasları belirleyen yönetmeliklere kök raporda yer verilmiş olup davalı şirketin 2021 yılı faaliyet raporu incelenmesi sonucu faaliyet raporunun TTK'mn 516. maddesine ve Gümrük ve Ticaret Bakanlığınca hazırlanan şirketlerin yıllık faaliyet raporunun asgari içeriğinin belirlenmesi hakkında yayınlanan 08.08.2012 tarihli yönetmeliği uygun c ir
Söz konusu yasal çerçeve içinde bir değerlendirme yapıldığında davalı şirketin 2021 yılı YK Faaliyet Raporunun şeklen mevzuata uygun biçimde tanzim olunduğu anlaşılmaktadır. İçerik olarak bakıldığında ise şirketin gayrimenkul dışında bir varlığının olmaması ve buna ilişkin bir yatırımın da söz konusu olmaması nedeniyle gayri faal denecek bir yapıda olduğu ve ticari bir hareketin görülmediği, gider kalemlerinin şirketin mevzuata uyumu ve şirket gereksinimlerini karşılamak amacıyla yapılan (kira ödemesi, mali müşavir ve avukatlık hizmeti gibi) masraflardan oluştuğu anlaşılmaktadır. Dolayısıyla davalı şirketin 2021 yılı YK Faaliyet Raporunun içeriğinin şirketin gerçek durumunu yansıtmadığına ilişkin bir husus tespit edilememiştir. Davacılar da davalı şirketin 2021 yılı YK Faaliyet Raporunun hangi hususlarda gerçek dışı bilgiler ihtiva etiğine ilişkin belge/bilgi ibraz etmemişlerdir. Birleşen dosyanın davacısının konsolide rapor hazırlanması gerektiğine ilişkin iddiası ise somut olayda şirketler topluluğunun bulunmaması sebebiyle yerinde değildir. Zira şirketler topluluğu ve hakimiyet ilişkisinin söz konusu olması için en az bir hakim ve iki bağlı şirketin bulunması gerekir (Ticaret Sicil Yönetmeliği m. 105).
Bunun ötesinde ifade edilmek lazım gelir ki, YK Faaliyet Raporunun esas amacı pay sahiplerinin şirketin işleri hakkında bilgi sahibi olması ve buna istinaden de bilhassa yöneticilerin ibrası konusunda (yıl sonu fmansallarıyla birlikte) bu bilgilere istinaden karar oluşturmalarının temin edilmesidir. Dolayısıyla YK Faaliyet Raporu GK tarafından onaylanmaz, gündemde bu yönde bir madde bulunsa ve GK tarafından böyle bir onay verilmiş olsa dahi bu onayın hukuken bir manası olmaz.
b. Gündemin 4. Maddesi: Esas ve birleşen dava dosyasının davacıları itirazlarında; 2021 yılma ait Bilanço ve Gelir tablolarının şirketin gerçek mali durumunu ortaya koymaksızın düzenlendiğini, ... ve ... ile ... AŞ arasındaki pay devir işlemleri sebebiyle şirketin zarara uğratıldığını ve bilançoda şirketi borçlandıran bu işlemlere yer verilmediğini belirtmiştir.
Anonim şirketlerde nama yazılı paylar Kanunda veya esas sözleşmede aksi öngörülmedikçe herhangi bir sınırlandırmaya bağlı olmaksızın devredilebilirler (TTK m. 490/1). ... AŞ'nin esas sözleşmesi incelendiğinde tüm payların nama yazılı olduğu ve herhangi bir bağlam hükmü öngörülmediği anlaşılmaktadır. Dolayısıyla pay devrinin önünde bir engel olmadığı anlaşılmaktadır. Bunun ötesinde bu sebeple bir zarar olsa dahi -ki dava dosyasında davacıların zararın ne kadar olduğuna ilişkin bir ispat vesikası ibraz etmedikleri görülmektedir- bu zararın iptal davası bir ilgisi olmadığı izahtan varestedir. Bu iddianın dermeyan edileceği vardır.
Davalı şirketin 2021 yılı ticari defterlerinin tek düzen hesap planı ve genel kabul görmüş muhasebe usul ve ilkelerine uygun olduğu, kapanış fişleri ile faaliyet raporunun, gelir tablosu ve bilançosu ile uyumlu olduğu görülmüştür. Kapanış fişlerine kök raporda yer verilmiştir. Yapılan mali inceleme neticesinde bilanço ve gelir tablolarının bazı hususları içermediğini ve bilançonun şirketin gerçek durumunu göstermediği iddiasını destekleyecek bir sonuca ulaşılamamıştır.
c. Gündemin 5. Maddesi: Esas ve birleşen dava dosyasının davacıları itirazlarında; yönetim kurulu üyesi ve aynı zamanda çoğunluğu oluşturan ortağın mevcut yetkilerini kötüye kullandığım, şirkete zarar verdiğini ve ibra kararının iptal edilmesi gerektiğini belirtmişlerdir.
Genel kurulun aldığı ibra kararında esas sözleşmeye bir aykırılık tespit edilememiştir. Alınan kararının dürüstlük kuralına aykırı olup olmadığı hususu değerlendirildiğinde, hemen hemen hiç faaliyet göstermeyen bir AŞ'nin yöneticilerinin ibra edilmesinin hangi sebeple dürüstlük kuralına aykırı olarak mütalaa edilmek lazım geldiği konusunda dava dilekçesinde açık bir bilgiye rastlanmamaktadır. Bu bağlamda ibra karanımı dürüstlük kuralına uygun olduğu sonucu ortaya çıkmakla birlikte takdir mahkemenindir.
GK hazirun cetveli ve toplantı tutanağı incelendiğinde ilgili karann 6.768.670 adet ret oyuna karşılık, 45.151.030 adet kabul oyuyla oy çokluğu ile alındığı anlaşılmaktadır, TTK m, 436/2 uyannca şirket yönetim kurulu üyeleriyle yönetimde görevli imza yetkisini haiz kişiler, yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmelerine ilişkin kararlarda kendilerine ait paylardan doğan oy haklanm kullanamaz. Somut olaya bakıldığında gündemin 5.maddesine ilişkin oylamada 45.151.030 kabul oylanmn 36.126.139 adedinin ... ... AŞ'ye ait olduğu hazirun cetvelinden anlaşılmaktadır. 7.08.2020 tarihli TTSG kayıtlanna bakıldığında ...'nin 21.07.2023 tarihine kadar ... AŞ yönetim kurulu üyesi ve başkanı, yine ... AŞ yönetim kurulu üyesi ve şirketi münferiden temsile yetkili temsilci olarak seçildiği görülmektedir. ...'nin 26.10.22 tarihli GK toplantısı esnasında her iki şirketteki konumu göz önüne alındığında oydan yoksunluk hükümlerine riayet edilmeksizin karann alındığı anlaşılmaktadır. Yargıtay eski kararlannda bu hususa önem vermemekte ve tüzel kişinin olduğu hallerde onun iradesini oluşturan kişinin kim olduğuna bakmamaktaydı. Yeni tarihli istinaf mahkemesi kararlannda bu görüşün isabetli bir biçimde terkolunmaya başlandığı görülmektedir (İstanbul 13 BAM, 2024/1604 E., 2024/2019 K.). Bununla birlikte karar nisabında oydan yoksun olan paylar nisaba dahil edilmediğinde dahi karara karşı 9.024.891 adet kabul, 6.768.670 adet ret oyu verilmiş olup TTK m. 418'de öngörülen karar nisabı sağlanmıştır. Oydan yoksun olan pay sahibine ait oyların kararın alınmasına etki etmediği görülmektedir. Takdir mahkemenindir.
Kaldı ki yöneticilerin GK kararıyla ibra edilmeleri TTK m. 558 çerçevesinde karara muhalif kalan pay sahiplerinin bu kişiler aleyhine sorumluluk davası ikame etme hakkına bir engel teşkil etmez. Pay sahipleri şirketin yöneticiler tarafından zarara uğratıldığı kanaatindeyseler GK karan kararından itibaren altı ay içerisinde bu kişilere lehine sorumluluk davası açabilirler
d. Gündemin 6. Maddesi: Esas ve birleşen dava dosyasının davacılan itirazlannda; yönetim kurulunun hukuka aykın işlemlere devam edeceği gerekçesiyle 395, ve 396. Maddede öngörülen yetkilerle donatılamayacağını, haksız rekabet konusundaki görüşün oybirliğinin olmadığı bir GK'da alınması sebebiyle iptalinin gerektiğini belirtmiştir.
TTK M. 395 ve TTK m. 396 hükümlerinde yönetim kurulu üyelerinin şirketle işlem yapma, şirkete borçlanma ve şirketle rekabet etme yasaklan düzenlenmektedir. İlgili kanun hükümlerinde genel kurulun izin vermesi suretiyle bu yasakların kaldınlabileceği düzenlenmektedir.
"...6102 sayılı TTK'nın 395 maddesi ile yönetim kurulu üyelerine anonim şirketle ticari işlem yapma, şirkete borçlanma yasağı, 396. maddesiyle de şirketin işletme konusuna giren işlerde rekabet yapma yasağı getirilmiştir Genel kurul yönetim kurulu üyelerinin tamamı veya biri veyahut birkaçı için bu yasakların kaldırılmasına izin verebilir..." (Yargıtay 11 HD. E. 2016/3815 K. 2017/2497 T. 27.04.2017)
Uygulamada da sıkça karşılaşıldığı gibi TTK m. 395 ve m. 396 kapsamında yönetim kuruluna izin verilmesine ilişkin kararlann genel nitelikte olmasının mümkün olduğu doktrinde ileri sürülmüştür. Bu görüşe itibar edilirse genel kurul kararının hükümsüzlüğünü gerektirir bir sebep olmadığı sonucuna vanlabilir.
Bununla birlikte rekabet etme yasağı bakımından genel ve soyut nitelikte bir izin verilmesinin TTK m. 396 hükmünün amacıyla bağdaşmadığı, soyut ve genel nitelikte izin verilmesine ilişkin bir genel kurul karannın rekabet yasağım kaldırmış olmayacağı, bu şekilde bir genel kurul karannın iptal edilmesi gerektiği de doktrinde ifade edilmiştir.
Genel kurulda alınacak kararlar bakımından aranılan özel nisaplar TTK m. 421'de düzenlenmiştir. Hükmün ikinci fıkrası uyannca; sermayenin tümünü oluşturan paylann sahiplerinin veya temsilcilerinin oybirliğiyle alınacak kararlar a) Bilanço zararlanmn kapatılması için ikincil yükümlülük koyan kararlar b) Şirketin merkezinin yurt dışına taşınmasına ilişkin kararlar olarak belirtilmiştir. TTK m. 395 ve m. 396 uyarınca alınacak kararlar ise TTK m. 418'de öngörülen toplantı ve karar nisabına uygun olarak alınacaktır. Dolayısıyla davacıların genel kurulda oy birliği bulunmadığı iddiası bu bakımdan yersizdir.
GK hazirun cetveli ve toplantı tutanağı incelendiğinde ilgili kararın 6.768.670 adet ret oyuna karşılık, 45.151.030 adet kabul oyuyla oy çokluğu ile alındığı anlaşılmaktadır. Şüphesiz ki yönetim kuruluna bu işlemleri yapmak için izin verilmesi yönünde alınacak genel kurul kararlarında oydan yoksunluk hükümlerine uyulması gerekir. TTK m. 436 uyarınca pay sahibi kendisi, eşi, alt ve üstsoyu veya bunların ortağı oldukları şahıs şirketleri ya da hakimiyetleri altındaki sermaye şirketleri ile şirket arasındaki kişisel nitelikte bir işe veya işleme veya herhangi bir yargı kurumu ya da hakemdeki davaya ilişkin olan müzakerelerde oy kullanamaz. Somut olaya bakıldığında gündemin 6.maddesine ilişkin oylamada 45.151.030 kabul oylarının 36.126.139 adedinin ... ... AŞ'ye ait olduğu hazirun cetvelinden anlaşılmaktadır. 7.08.2020 tarihli TTSG kayıtlarına bakıldığında ...'nin 21.07.2023 tarihine kadar ... AŞ yönetim kurulu üyesi ve başkam, yine ... AŞ yönetim kurulu üyesi ve şirketi münferiden temsile yetkili temsilci olarak seçildiği görülmektedir. ...'nin 26.10.22 tarihli GK toplantısı esnasında her iki şirketteki konumu göz önüne alındığında oydan yoksunluk hükümlerine riayet edilmeksizin kararın alındığı açıktır. Bununla birlikte karar nisabında oydan yoksun olan paylar nisaba dahil edilmediğinde dahi karara karşı 9.024.891 adet kabul, 6.768.670 adet ret oyu verilmiş olup TTK m. 418'de öngörülen karar nisabı sağlanmıştır. Oydan yoksun olan pay sahibine ait oyların kararın alınmasına etki etmediği görülmektedir. Takdirin mahkemenindir.
SONUÇ: Yukarıda arz ve izah olunduğu üzere, vaki itirazlar üzerine kök raporda herhangi bir değişiklik yapılması gerekli olmadığı kanaatine varılmıştır. " şeklinde ek raporlarını sunmuşlardır.
Yapılan yargılama sonucunda:
Asıl ve birleşen davaların davalı şirketin 26.10.2022 tarihinde gerçekleştirilen 2021 yılına ait olağan genel kurulunun 3, 4, 5, ve 6 numaralı maddelerinin iptaline ilişkin olduğu, davaların yasal süreleri içerisinde açıldığı, davayı açanların davayı açmaya haklarının bulunduğu ve muhalefet beyanlarının tutanağa geçirildiği görülmüştür.
Gündemin 3. Maddesi yönetim kurulu faaliyet raporuna ilişkindir. Yapılan bilirkişi incelemesinde şirketlerin faaliyet raporlarına ilişkin esasları belirleyen yönetmelikler çerçevesinde yapılan değerlendirmeye göre davalı şirketin 2021 yılı faaliyet raporu incelenmesi sonucu faaliyet raporunun TTK'nın 516. maddesine ve Gümrük ve Ticaret Bakanlığınca hazırlanan "Şirketlerin Yıllık Faaliyet Raporunun Asgari İçeriğinin Belirlenmesi" hakkında yayınlanan 08.08.2012 tarihli yönetmeliğe uygun olduğu görülmüş olup, bu görüş doğrultusunda mahkememizce de gündemin 3. Maddesinde hukuka aykırılık görülmemiştir.
Gündemin 4. Maddesi 2021 yılına ait bilanço ve gelir tablolarına ilişkindir. Davalı şirketin 2021 yılı ticari defterlerinin tek düzen hesap planı ve genel kabul görmüş muhasebe usul ve ilkelerine uygun olduğu, kapanış fişleri ile faaliyet raporunun, gelir tablosu ve bilançosu ile uyumlu olduğu, yapılan mali incelemeye göre bilanço ve gelir tablolarının bazı hususları içermediği ile bilançonun şirketin gerçek durumunu göstermediği iddialarını ortaya koyacak bir sonuca da varılamadığı anlaşılmakla, bilirkişi raporundaki tespitler uyarınca gündemin 4. Maddesi de hukuka aykırı bulunmamıştır.
Gündemin 5. Maddesi yönetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkindir. Bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere ibraya ilişkin GK kararında kanundaki yeter sayılara uyulduğu, esas sözleşmeye bir aykırılık da bulunmadığı görülmüştür. GK kararının dürüstlük kuralına aykırı olduğuna yönelik olarak ta bir tespit bulunmamakta olup açıklanan nedenlerle gündemin 5. Maddesinde de aykırılık görülmemiştir.
Gündemin 6. Maddesi yönetim kurulu üyelerine TTK m.395 ve TTK m.396 maddesi kapsamında izin verilmesine ilişkindir. Anılan hükümlerinde yönetim kurulu üyelerinin şirketle işlem yapma, şirkete borçlanma ve şirketle rekabet etme yasakları düzenlenmekte olup, ilgili kanuni düzenlemelerde, genel kurulun izin vermesi suretiyle bu yasakların kaldırılabileceği belirtilmiştir. GK hazirun cetveli ve genel kurul toplantı tutanağı incelendiğinde genel kurul kararının yeterli nisaba göre alındığı anlaşılmaktadır.
Netice olarak; davalı şirketin 26.10.2022 tarihinde gerçekleştirilen 2021 yılına ait olağan genel kurulunun 3, 4, 5, ve 6 numaralı maddelerinin hukuka, esas sözleşmeye ve dürüstlük kuralına aykırılıklar içermediği, bu sebeple bu kararların iptali için açılmış bulunan asıl ve birleşen davanın ayrı ayrı reddedilmesi gerektiği kanaati ile aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
1-Asıl ve birleşen davanın ayrı ayrı reddine,
2-Asıl dosya yönünden:
a-)Alınması gerekli 615,40 TL harçtan, davacı tarafça peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile eksik 534,70 TL harcın davacı ...'den tahsili ile hazine adına irad kaydına,
b-)Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T'deki esaslara göre belirlenen 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacı ...'den alınarak davalıya verilmesine,
3-Birleşen ....Asliye Ticaret Mahkemesi ... sayılı yönünden:
a-)Alınması gerekli 615,40 TL harçtan, davacı tarafça peşin olarak yatırılan 179,90 TL harcın mahsubu ile eksik 435,50 TL harcın davacı ...'den tahsili ile hazine adına irad kaydına,
b-)Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T'deki esaslara göre belirlenen 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacı ...'den tahsili alınarak davalıya verilmesine,
4-Asıl ve birleşen dosyada davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
5-Asıl ve birleşen dosyada davalı tarafından yapılan bir yargılama gideri olmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
6-Karar kesinleşene kadar yapılacak yargılama giderlerinin davacı gider avansından karşılanmasına, karar kesinleştikten sonra bakiye gider avansının istek halinde yatıran tarafa iadesine,
Dair, HMK 345 maddesi uyarınca kararın taraflara tebliğ edildiği tarihten başlayarak iki hafta içinde HMK 342 maddesi gereğince düzenlenmiş dilekçe ile HMK 343 maddesi uyarınca mahkememize veya başka bir mahkemeye yapılacak başvuru ile HMK 341/1 maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olarak taraf vekillerinin yüzlerine karşı oy birliği ile verilen karar açıkça okunup anlatıldı.10/07/2025
Başkan ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Katip ...
¸e-imzalıdır