T.C.
İSTANBUL
12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2022/548 Esas
KARAR NO:2025/722
DAVA:Ticari Şirket (Şirket Ortaklık Payı Alacağının Tahsili Kaynaklı)
DAVA TARİHİ:09/06/2022
KARAR TARİHİ:09/10/2025
Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Şirket Ortaklık Payı Alacağının Tahsili Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: müvekkili ..., davalı ..., dava dışı ..., ... ve ... kardeş olduklarını, müvekkili beraber beş kardeş babalarının öncülüğünde, babalarının adına kayıtlı taşınmazın satılması sonucu oradan gelen paranın kullanılmasıyla 2000'li yılların başında, yaklaşık 2003 yılında hep birlikte bir tekstil şirketi kurduklarını, müvekkili okul döneminde okuldan çıkar çıkmaz kardeşleriyle beraber kurduğu şirkete çalışmaya gittiğini, müvekkilin yaşı büyüdükçe yani orta okul dönemi bittiğinde okul ile ilişiğini keserek artık bütün zamanını aile şirketine adadığını, şirketin kurulduğu zamanda, okuyan ve okumayan beş erkek kardeş birlikte hareket ettiklerini, küçük kardeşler büyüdükçe daha fazla sorumluluk almaya başladıklarını, örneğin bir kardeş üretimden, bir kardeş mal alımından, bir kardeş mağazalardan sorumlu olduğunu, aralarında her zaman iş bölümü ilişkisi olduğunu ve her kardeşin yaptığı iş belirlendiğini, şirket kardeşler arasında kurulduğu zaman hemen '... İç ve Dış Ticaret Tekstil' unvanını almadığını, söz konusu şirket ilk başlarda gayri resmi - adi ortaklık olarak kardeşler arasında idare edildiğini, şirket büyümeye başlayınca fatura kesme, SGK işlemleri gibi zorunluluk doğduğunu, uzun bir zaman sonra adi şirketi resmileştirilerek şahıs şirketi ve Limited Şirkete dönüştürüldüğünü, İlk olarak 2006 yılında ... - ... isimli şahıs şirketi kurulduğunu, şirketin 2006 yılından sonra daha da büyümesi, başka markalar kurulması, markaların üretiminin çatı şirket tarafından yapılacak olması üzerine 2008 yılında Limited Şirketi kurulduğunu, şunu da belirtmek gerekirse gerek gayri resmi dönemde gerekse resmi dönemde müvekkili ve kardeşler her zaman şirkette ortak olarak hareket ettiğini, davalı ... kardeşler arasında kurulan şirketi resmileştirdiğinde diğer kardeşlere yönelik 'sizler zaten benim ortağımsınız, hepinizi resmi ortak olarak göstermeye gerek olmadığı, vergi yükümlülüğünüz doğmasın' gibi genel ifadelerle diğer kardeşlerin resmi ortak olmasının önüne geçtiğini, davalı ... İç ve Dış Ticaret Tekstil şirketinde ''..., ... ... (erkek çocuk), ... ... (kız çoçuk), ..., ..., ...'' markalarının üretimi yapılmakta olduğunu, nitekim Türk Patent ve Marka Kurumunun 'Marka Araştırma' dan yapılan araştırmada ..., ..., ... markalarının sahibi davalı ... gözükürken, ..., ... marklarının sahibi davalı ... İç ve Dış Ticaret Tekstil şirketi gözükmekte olduğunu, ... sitesine bakıldığında davalı şirketin yukarıda sayılan 5 markanın üretimini yaptığı, bu markaları kullandığı, adreslerinin aynı olduğu anlaşılacağını, bu doğrultuda davalı ...'a ait markaların davalı şirkette üretilmesi, markaların bir kısmının ...'e bir kısmının şirkete ait olması, davalı şirket ile davalı ...'in banka hesap kayıtları ve tapu kayıtları incelendiğinde aralarında sürekli para, taşınır - taşınmaz mal alışverişi olduğu tespit edileceğinden davalı ... ile davalı ... şirketi iç içe geçtiğini, öte yandan davalı ... Tekstil şirketin ticaret sicil kayıtlarında eski ortaklar ... ve dava dışı diğer kardeş ... görülmekte olduğunu, davalı şirket sonrasında davalı ...'ın eşi ... ...'a devredildiğini ve yeni ortak sadece ... ...' olduğunu, şirket aile içinde sürekli el değiştirmekte olduğunu, şöyle ki, davalı şirketin faaliyet gösterdiği ...'deki ''... Mah. ... ... Cad. ... Sok. No:6/1 .../İstanbul'' adresinde bulunan taşınmaz müvekkilin annesi üzerine kayıtlıyken sonrasında davalı şirkete devredildiğini, taşınmaz üzerinde bulunan davalı şirketin fabrika binasının müteahhitliğini de müvekkilin annesi yaptığını, ayrıca müvekkili ile davalı şirket arasında da taşınmaz mal devri olduğunu, davalı şirket birtakım taşınmazları müvekkili üzerinden alındığını satın almadan önce müvekkile bu taşınmazı satın al talimatı vermiş ve müvekkili taşınmazı satın aldıktan sonra belli bir süre sonra taşınmazları davalı şirkete devrettiğini, bazı taşınmazlarda müvekkili tarafından davalıların gösterdiği kişilere devredildiğini, müvekkili tarafından davalı ... şirketine devredilen taşınmazlara örnek vermek gerekirse, ''... İlçesi, ... Mahallesi, 6676 Ada ve 3 Parsel sayılı'' taşınmazdaki bağımsız bölümler müvekkili tarafından davalı şirkete devredildiğini, bu satışlarda müvekkilin hesabına para transferi olmadığı müvekkilin davalıların talimatıyla ortak olarak hareket ettiğin, kendi iradesiyle hareket etmediğini ortaya koymakta olduğunu, müvekkili, İstanbul ...de şirketin mağazasına baktığı zamanlarda yabancı uyruklu şirketlere yüksek miktarda mal satması sonrası elden aldığı yüklü dövizleri bizzat kendisi elden şirketin banka hesaplarına yatırdıklarını, bu satışlardaki bahsedilen miktarlar yüklü miktarlar olduğunu örneğin rus uyruklu bir şirkete mal satılması sonrası elden alınan beş milyon dolar bizzat müvekkili tarafından şirketin banka hesabına yatırıldığını, müvekkili aynı zamanda yeri geldiğinde şirketin piyasaya olan ödemeleri için şirket hesabından yüklü miktarda paralarda çektiğini, tüm bu işlemler, davalı ... ve ... şirketinin talimatları ile yapıldığını, bu işlemler için davalılar tarafından çalıştığı bankalara talimat verildiğini ve vekalet verildiğini, ayrıca bu işlemleri sadece müvekkili bazlı düşünmemek gerekeceğinden yani şirket aile şirketi olduğundan yeri geldiğinde dava dışı diğer kardeşlere de talimat verildiğini, bu işlemler diğer kardeşler üzerinden de yapıldığını, davalı şirket ihracat yaptığından ve ihracat yapan şirketler yeşil pasaport hakkından yararlandığından müvekkili davalı şirketin yeşil pasaport hakkından da yararlanarak şahsına yeşil pasaport çıkartıldığını, davalı şirketin müvekkile yeşil pasaport çıkarması da ortak olarak hareket ettiğini ortaya koymakta olduğunu, müvekkili ve dava dışı diğer kardeşler davalı şirkette SGK'lı olarak gözüktüğünü, dava dışı ... ve ... şirkette resmi ortak gözükmemesine rağmen davalı ... veya davalı şirket tarafından bu kardeşlere ayrı ayrı 6.5 (Altıbuçukmilyon)'luk çekler yazıldığını, davalılar tarafından bu çekler dava dışı ... ve ... tarafından bizzat şahıslarına yazılmış olduğunu, çekler kardeşler tarafından tahsil edildiğini, SGK'lı gözüken kardeşler için toplam 13 milyon TL ödeme yapılması aslında kardeşlerin şirkette ortak olduğunu ve bu ödemenin kar payına ilişkin olduğunu açıkça göstermekte olduğunu, hayatın olağan akışı içerisinde basiretli hareket etme zorunluluğu olan davalıların keyfi olarak birine 13 milyon değerinde çek yazacağı düşünülemeyeceğinden ve söz konusu çeklere ilişkin aralarında mal alışverişi olmadığından ödemelerin ortaklıkla ilgili olduğu aşikar olduğunu, davalı şirket resmi gözüken eski ortak ...'a da yüklü miktarda ödemeler yaptığını, müvekkili ile birlikte beş erkek kardeş arasında ortaklık ilişkisi kurulduktan sonra şirket limited şirketine dönüştürüldüğünü, müvekkilin burada gizli - iç ortaklığı devam ettiğini, dava dışı ... şirkette bir dönem resmi ortak gösterildiğini, kendisine kar payı ödemeleri yapıldığını, diğer kardeşler ... ve ...'a ayrı ayrı 6,5 milyonluk çek ile ödeme yapıldığını, kardeşler şirkette SGK'lı olarak gösterildığını, şirketin bazı malları müvekkilin annesinden şirkete tekrar devredilmiş, şirketin fabrikası müvekkilin annesinin müteahhitlik belgesi ile yapıldığını, müvekkile şirket adına taşınmaz alım satım talimatı verildiğini, şirket aile içinde el değiştirdiğini, sonrasında davalı ...'in eşine devredildiğini, müvekkil şirket hesabına önemli miktarlarda para yatırmı ve çekmiş bunları şirket talimatı ve vekaleti ile yapmış yani şirket aile şirketi olarak devam ettirilmiş fakat müvekkilin hakkı verilmediğinden, müvekkilin 5 erkek kardeş oranında davalı ...'ın şirketleri ile davalı ... İç ve Dış Ticaret Tekstil Sanayi Limited şirketine %20 ortak olduğunun tespitini, iç ortaklık ilişkisin olduğu gizli ortak olduğunun tespitine ve fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 50.000 TL'ye işleyecek ticari faizi ile birlikte ortaklık payı/kar payı alacağının müştereken ve müteselsilen tahsilini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılar üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle: davada davacı ve aynı zamanda müvekkilin kardeşi ...'nın sayın mahkemeye dava dilekçesinde sunduğu iddiaların hiçbirinin kabulü mümkün olmadığını, davacı dava dilekçesinde müvekkili ve aynı zamanda davacı tarafın babası olan ...'nın 2003 yılında taşınmaz satışından bahsetmiş olduğunu, bu satıştan elde edilen para ile tekstil işine başlandığını iddia etmiş ise de müvekkili ile davacı tarafın babası tüccar olmayıp, bahsedilen tarihlerde ve öncesinde hiçbir şekilde bir taşınmaz satışı yapmadığını, ayını zamanda tüccar olmadığı halde dava dışı ... ...'nın müvekkili hiçbir yönlendirmesi dahi olmamıştır.Dolayısı ile tespiti tapu kayıtlarından da çok rahatça anlaşılacağı üzere ... davacının belirttiği tarhilerde hiçbir şekilde taşınmaz satmamış ve belirtilen tarihlerde mülk edinmediğini, davacı dava dilekçesinde belirtmiş olduğu tarihlerde 18 yaşından küçük olup hiçbir şekilde ticari hayata dahil olmadığını, Kaldı ki yaşı küçük birinin okulu bırakıp belli işlerde çalıştırılması mümkün olmayıp, o yaştaki birinin ticari hayatın içerisinde olması da hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacının iş bölümüne ilişkin iddiaları da asılsız olduğunu, zira yaşı küçük olan birinin ticari hayatta muhatap alınması mümkün olmadığını, müvekkili ticari hayat ilk başladığında şirket ünvanı olarak ... İç Ve Dış Ticaret Tekstil ünvanını almadığını, müvekkili ilk olarak 2006 yılında şahıs şirketini kurduğunu, davacının dilekçesinde de bu husus açıkça yazmakta olup, davacı kendi ile çelişmekte olduğunu, 2006 yılında müvekkili kurduğu şirket halen faal olup, ticari faaliyetlerine devam etmekte olduğunu, 2008 yılında ise müvekkili ile dava dışı ... ... şirketini kurmuş olduklarını, davacının bahsettiği devir sadece 1 kere gerçekleşmiş olduğunu, dava dışı ... tarafından bedel karşılığında devir gerçekleştirildiğini, müvekkili ... İç Ve Dış Ticaret Tekstil Sanayi Limited Şirketini 2008 yılında kurduğunu, müvekkilimiz ile dava dışı ... birlikte kurdukları şirketi 2018 yılına kadar işletmiş olduklarını, sonrasında müvekkili kendi hissesinin ...'a devir ettiğini, bu devirden sonra 2020 yılında ise ... şirketi ... ...'a devir ettiğini, müvekkili dava dışı kardeşlerine iş kurmaları için bir takım ödeemeler yaptığını, dolayısı ile verilen paralar gizli ortaklık değil, tamamen yatırım yapmaları için verilmiş paralar olduğunu, söz konusu taşınmazlarda ... İlçesi, ... Mahallesi 6676 ada 2 parsel müvekkili ...'nın şahsi malı olduğunu, 2006 yılında hali hazırdaki fabrikanın yerini müvekkili annesi adına yaptığını, müvekkili kendi mülkini annesi adına yapmış olduğunu, annesi üzerinden müteahhitlik belgesi çıkartmış ve inşaatı tamamlamdığını, o dönemde faal ticari faaliyet gösteren müvekkili çek ve senet ile iş yaptığından haciz riskinden dolayı söz konusu araziyi annesi adına yaptığını, bu nedenler ile, müvekkili karşı açılan haksız davanın tüm talepler dahilinde reddini, yargılama giderleri avukatlık ücretlerinin davacı yana bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... İç ve Dış Ticaret Tekstil Sanayi Limited Şirketi Vekilinin cevap dilekçesinde özetle :müvekkili şirketin kuruluştaki temellerini ... bizzat attığını, kendisi bu işe Laleli de işportacılık seviyesinden başladığını kendisini geliştirdiğini ve gerekli ticari adımları kendi başına ailesinden bağımsız olarak attığını, Baba ... bu süreçte ekonomik olarak hiçbir değer ortaya koymadığını, bahsedildiği gibi herhangi bir taşınmaz satımı da gerçekleştirilmediğini, davacının bu yöndeki iddiasını gerekli tapu kayıt bilgilerini vermek suretiyle ispatlaması zorunluluk arz etmekte olduğunu, yine baba ... hiçbir surette yol gösterici bir rol üstlenmediğini, ... yukarıda da bahsettiğimiz üzere tekstil sektörünün en alt mevkisinde küçük yaşta çalışmaya başladığını yavaş yavaş işinde yükseldiğini ve bu süreçte oluşturduğu network'ü ile ticaret hayatına tek başına atıldığını, müvekkili şirket hiçbir surette aile şirketi haline gelmediğini, ... işletmesini kurduğunda , davacı yan okul çağında küçük bir çocuk olduğunu, kendisi o dönem ne çalışmayı bilir ne de ticaretin ne demek olduğunu bilir durumda olduğunu, bu yönü ile erkek kardeşlerin birlikte hareket etmesi gibi bir durum hiçbir zaman mümkün olmadığını, müvekkili şirketin kurucusu , ... ticarete tek başına atıldığını, ...- ... işletmesini tek başına büyütmüş olduğunu, davacının ne emek ne de sermayeye yönelik hiçbir katkısı olmadığını, müvekkili de davacıyı hiçbir zaman şirket ortağı olarak görmediğini, bu yönü ile iddialar tamamen asılsız olduğunu, sonraki süreçte 11.09.2008 tarihli resmi gazete ilanı ile 05.09.2008 tarihinde müvekkil şirket kurulduğunu, şirket ortakları ise ... ile ... olduğunu, 2 kardeş şirketi yürüttüğünü ve büyüttüğünü, 2018 Yılında ise ... hisselerinin tamamını ...'a devrettiğini, tek hissedar olan ... hisselerinin tamamını ... ...'a devrettiğini, şirket seneler içerisinde kurumsal ve sermayesi güçlü bir şirkete dönüştüğünü, davacı şahsın vekaleten çektiği ve iade ettiğini iddia ettiği ancak şirkete iade etmediği bedellerden kaynaklı maddi ve manevi tazminat davası açma hakkı ile suç duyurusunda bulunma hakkı saklı kalmak kaydıyla davanın reddini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı yan üzerine tahmiline karar verilmesini talep etmiştir
İNCELEME ve GEREKÇE:
Dava davacının davalı şirkete ortak olduğunun tespiti ve ortaklık payı alacağının tespitine ilişkin olup, taraflar arasındaki ihtilafın davalı ...'ın şirketleri ile davalı ... İç ve Dış Tic. Teks. San. Ltd. Şti.'ne %20 ortaklığının olup olmadığı, bu bağlamda ortaklık payı/kar payı alacağı olup olmadığı noktalarında toplandığı görülmüştür.
7155 sayılı Yasa ile 6102 sayılı Yasaya 5/A maddesi eklenerek ticari davalarda arabuluculuk dava şartı haline getirilmiş olup, mahkememizdeki dava 09/06/2022 tarihinde açılmakla davacının dava şartı arabuluculuk koşulunu yerine getirdiği görülmüştür.
Dilekçeler aşaması tamamlanmakla, mahkememizin ön inceleme duruşmasında dava şartları ve ilk itirazlar incelenmiş, tarafların sulh olma imkanının bulunmadığının tespiti ile uyuşmazlık noktaları belirlenerek tahkikat aşamasına geçilip, deliller toplanmıştır.
Bilirkişi ... ve...'dan alınan bilirkişi raporunda özetle: "gerçek ve tüzel kişilerle davacı arasında bir adi şirketin olmadığı, davacının, davalı tüzel kişinin pay sahibi olmadığı ve bu çerçevede bir ortaklık payı ve kar payı ödemesi alma hakkı söz konusu olamayacağı yönündeki kanaatimizi sunarız " şeklinde rapor sundukları görüldü.
Davacı tanığı ... mahkememizdeki beyanında: "Ben davacının ve davalı ...'ın kardeşiyim, davalı ... İç ve Dış Ticaret Tekstil şirket 2007 yılında şirket statüsünü aldı, öncesinde de 2003 yılı öncesinde terlik imalatı işi yapılıyordu, kardeşim ... ve ben daha küçük olduğumuz için terlik imalatı işi sürecinde biz pek yoktuk, bu işi abilerimiz olan ..., ... ve ..., çalışanlarla ile birlikte yapıyordu, 2003 yılında tekstil işine geçildi, abim ...'ın şahıs şirketi vardı, bu şirket üzerinden tekstil işine başlandı, tekstil işinde ... ve bende çalıştık, şirketin sahibi olarak bir isim yoktu, ... en büyük abimiz olduğu için para ve hesaplar onun kontrolünde idi, o dönemde mahallemizde atölyemiz vardı, bu atölyede ... abim kesim yapıyordu, ... abim imalatın süreci ile ilgileniyordu, ... abim de hesap işleri ve müşterilere satış işleri ile ilgileniyordu, bu süreçte ... ve ben de atölyede çalışıyorduk, atölyenin haricinde bir de mağazamız vardı, bu mağazada da ablamın eşi ... duruyordu, bu mağaza ...de idi, 2007 yılına kadar bu şekilde devam etti, 2007 yılında şirket kurulunca atölyeyi bıraktık, fabrikada üretim yapmaya geçildi, fabrika ... Taşolukta'dır, ...deki eniştemin durduğu mağaza 2020 yılında kapandı, yine ...de 2012 yılında başka bir mağaza açıldı, 2012'de açılan bu mağazada ben ... abim ile beraber durduk, 2007 yılından 2012 yılında yeni açılan mağazaya geçene kadar ben ...deki eniştemin durduğu mağazada bulundum, burada enişteme satış işleri için yardım ediyordum. 2020 yılında kardeşler arasında anlaşmazlık çıkınca ben mağazadan ayrıldım. Bunun üzerine eniştemin durduğu mağazada işler biraz az olduğu için eniştem benim ayrıldığım mağazaya geldi. Çünkü benim ayrıldığım mağazanın satışları daha iyiydi, 2018 yılına kadar ... abim ve ... abim dışındaki diğer kardeşler haftalık harçlık şeklinde ücret alıyorduk, bu ücretleri biz kendimiz mağazadaki kasadan alıyorduk, bunlardan ... abimin bilgisi vardı, ... ve ... abim fabrikanın kasasından alıyorlardı, onlar evli olduğu için onlar bizden fazla alıyorlardı, 2018 yılında da bizler biraz daha fazla ücret alalım diye asgari ücrete geçildi. O tarihten sonrada asgari ücret olarak para aldık, 2020 yılında ayrıldıktan sonra da başka ücret almadık, ... ve ... dışındaki bende dahil diğer 3 kardeş bekar olduğumuz için ve anne ve babayla kaldığımızdan şirket üzerinden evin kirası ile giderleri karşılanıyordu, abi-kardeş ilişkisi içerisinde 2018 öncesinde aldığımız ücretin az olduğuna dair bir söylenmemiz olmadı. 2019-2020 yıllarındaki süreçte bazı malların abim ...'in oğlu, abim ...'in ismini bilmediğim bir komşusu ve halamın kızı ... ...'ın üzerinde arsalar olduğu ortaya çıkınca bu süreçte anlaşmazlıklar çıkmaya başladı. Başkalarının üzerine olan bu arsaların adet ve miktarını bilmiyoruz. Kardeşler arasında yüzdelik olarak bir anlaşma vardı, bu anlaşma sözlü bir anlaşma olarak şirketin fabrika binasının üst katında 4 kardeş kendi aramızda yapılmıştı, davacı ... bu anlaşmanın dışındaydı, çünkü kendisine 2020 yılında Haraçcı'da bir arsa verildi ve 300.000,00 TL kadar para verilmişti, ... abim kendisine düşen bu paydan memnun olmadı, daha sonra 4 kardeş olarak şirket hisselerini paylaşmamız sırasında artık şirket ve ... abim ile yolları ayırdığı için bulunmadı, o yüzden şirket hissesinden pay almadı, fakat ayrılırken kendisine düşen paydan memnun değildi, daha sonra hakkını aramak için mahkemeye başvurdu, ... abimin ihtiyacı olunca bu paradan ... 120.000,000 TL abim ...'e kendi rızası ile verdi, sonrasında ... abim ile ... arsa alıp-satma gibi ortak işler yapacaklardı, benim bildiğim 2-3 tane arsa alıp-satma işi yaptılar, sonrasında ... abimle, ...'in hesaplar karıştı, yukarıda bahsini ettiğim 4 kardeş kendi aramızda yaptığımız konuşmada ... abimin % 45, ... abimin % 28, ... ve benimde % 13,50 olarak hissemiz olduğu konuşulmuştu, daha sonra ayrılma işi kesinleşince ... ile benim hissemizin % 12,50, ... abiminde % 30 olduğunu ... abim söyledi. Ancak bu oranlara göre bir paylaşım yapılmadı. ... abim, ... ve bana ayrılma için 6.250.000,00 TL bunu çek olarak vereceğini söyledi. İkimize de bu miktarda çekler verildi. İkimizde bu paraları aldık, ... bu çeki bankadan tahsil ederek parasını aldı, bende çekimi ... abime iade ettim, bu çekin bedeli olarak hem ... şirketinde hem de ... abimin eşi ... ... şirketinden bana ödemeler yapıldı. ... abim daha büyük olduğu için hisselerini kendileri belirlediği için oda 28.000.000,00 TL aldı dedi.
Davacı vekilinin talebi doğrultusunda tanıktan soruldu, tanık beyanında; amcamdan duyduğum kadarıyla amcamın üzerine olup, babama ait olan bir arsa satılarak terlik işleri ve tekstil işlerine başlanmıştı, 2007 yılında fabrika kurulunca davacı ... imalat kısmında bulundu, 2012-2013 yıllarında bir iki yıl kadar ...deki yeni açılan mağazada bulundu, sonrasında tekrar fabrikada imalat kısmına geri döndü. Çalıştığımız dönemde ortaklık kar payı adı altında bir ödeme almadık. ...deki mağazada çalışan eniştem sigortalı olarak çalışıyordu, 2012-2020 yılları arası dönem için ...de emsal bir mağazada çalışan işçiler haftalık 200-300 dolar elemanın kıdemine göre para alıyordu, 2020 yıllarında anlaşmazlıkların çıktığı süreçte şirketlerin değeri 50.000.000,00 TL olduğunu abim ... bize söylemişti, bizim hissemize % 12,50'den 6.250.000,000 TL vermesinin sebebi de budur, biz bunu kabul etmedik, bu değerin içinde 2 tane fabrika, sayısını bilmediğim arsa, en az 30 tane gayrimenkul ve mevcut mal stoğu vardır, benim ayrıldığım dönemde yurtdışından alacağımız ikimilyon USD civarında bir para vardır, bunu muhasebe kayıtlarından kendim görmüştüm, mağazada tahsil edilen paralar döviz olarak alınıyordu, dövizde bekletiliyordu, bende, ...'da ve eniştemde vekaletler olduğu için bazen biz bankaya yatırıyorduk, bazen de ...'deki banka şubesine para gönderiyorduk, vekaletnameler 2015-2016 yıllarında verilmişti, para çekme ve almaya ilişkindi, biz ayrıldıktan sonra vekaletler sonlandırıldı, vekaletnameler öncesinde de para işleri bankaya gönderilen talimat yazılarıyla yapılıyorduk. Davacı olan kardeşim ...'te vekaletname yoktur, bankaya talimat geçildi ise üzerindeki parayı azda olsa yaptı. Mağazada biz daha çok durduğumuz için para işleri daha çok bizde oldu. Şirket adına alınmış olan gayrimenkuller bizim tarafımızdan bu şekilde gönderilen paralarla abim ... tarafından alınmıştır. ... isimli marka birlikte olduğumuz dönemde abim ... tarafından kurulmuştu, bu marka bornoz gecelik üzerineydi, bu sektör zayıfladığı için yanına yeni bir gecelik markası oluşturduk, bu marka ... idi, bu markanın gelişim süreci, mağazanın tasarlanma sürecini ben kendim yürüttüm dedi.
Davalı vekillerinin talebi üzerine tanıktan soruldu, tanık beyanında; 2007 yılında ilk fabrika yapıldı, 2.fabrika 2012-2013 yıllarında kuruldu, bu fabrikaların arsaları, araziler şirketin parasıyla alındı, 2007 yılındaki bir fabrika binasının yapımında babam ve amcamın bizden ayrı olarak yaptığı pardesü işinden ayrılınca amcamın babamın hakkı için bize verdiği para kullanıldı, hatırladığım kadarıyla 500.000,00-600.000,00 TL idi, o zamanın parasıyla hem arsa hem fabrika maliyeti 1.000.000,00 TL'yi geçemez, terlik atölyesinden itibaren tekstil işinin başlaması sürecinde de kardeşler olarak hiçbirimizin parasal boyutta bir sermaye koymuşluğu yoktur, fabrika arsasının alımı ve binanın yapımı annemin üzerine olacak şekilde yapılmıştı, daha sonraki süreçte bunlar annemin üzerinden alındı, ancak hangi şirketin üzerine geçirildiğini bilemiyorum, neden annemin üzerine yapıldığını bilmiyorum, bizim söz hakkımız yoktu, ilkokulu 2001-2008 yıllarında ... İlköğretim okulunda okudum, liseyi de 2008-2013 yılına kadar liseyi ... ... Endüstri Meslek Lisesinde okudum, sonrasında da açıköğretim olarak okumaya başladım, ancak devam etmedim, benim resmi olarak şirket nezdinde imza yetkim olmadı, abilerimden ...'ın böyle bir yetkisi vardı, şirket için bir toplantı falan yapılmıyordu, toplantı yapalım diye önden bir konuşma olmuyordu, şirketin müdürü olarak en başından beri abim ...'ı biliyoruz, kullandığı krediler ile ilgili sermaye artırım kararlarıyla ilgili bilgi sahibi değilim, şirketin kullandığı kredilere hiç kefil olmadım, kimlerin kefil olduğunu bilmiyorum, bu tür işlere ... abim bakmaktadır, bağımsız denetçi firmalarının hangileri olduğunu bilemiyorum, çünkü benim iş alanım değil, şirketin bağlı olduğu bölgedeki bütün şirketler ... Vergi Dairesine bağlıdır, tedarikçi firmalar olarak ... biliyorum, yine Gaziantep'ten kumaş aldığımız yerler vardır, yine Zeytinburnunda ... Tekstil isimli yerden de kumaş alıyorduk, buradan daha çok örme kumaş grupları alınıyordu, ben imalat bölümünde olmadığım için kumaşların alım yerlerine ilişkin hususlar benim alanım değildir. Daha çok yabancı müşterilere satış yapılır, müşterilerden ...bunlardan bazılarıdır, kardeşler ayrıldıktan sonra 2020 yılının sonlarında veya 2021 yılının başında ... abim, davacı ... ile görüşmüş, herkes gitti sen benim yanımda dur demiş, çalışmasan da sana para veririm, varlığın yeter demiş, bu süreçte davacı ..., ...'in yanında sigortalı olarak gösterildi. Bu süreç en fazla 3-5 ay sürmüştü. Ben ... abim ile ...'in bu şekilde görüştüğünü annemden duydum, ... abimin tarım sigortalılığı yapıp yapmadığını bilemiyorum, davacı ...'in ...'de evinin bulunduğu yerde ofis olarak kullandığı bir iş yeri var, burada gayrimenkul alım satımı ve hayvancılık yapıyor, bu işlere 2019 yıllarında başladı, ben kendim şuan müteahhitlik yapıyorum, abim ... ile 2-3 tane araba alıp satmışlığım vardır, İstanbul'a amcam ve babam ilk gelmişler, o zaman burada bekar evinde kalmışlar, daha sonraki süreçte ... abim 13 yaşlarındayken amcam ve babamın yanına gelmiş, 1997 yılında da aile olarak tamamen İstanbul'a gelmiş olduk, ... abim İstanbul'a ilk geldiği yıllarda isportacılık yapıyordu, kazandığı parayı da amcama getiriyormuş, ben o zaman küçüktüm, bunları sonradan aile içinde konuşulduğu için biliyorum, 2020 yılındaki ayrılmadan sonra ... abim ile hiç görüşmedim, davacı ...'de ... abimle beraber olduğu 3-5 aylık dönemden sonra bir daha hiç konuşmamış, erkek kardeşlerden hiçbirisi şuan ... abimle görüşmüyor, ben erkek kardeşlerimle görüşüyorum, abim ...'in 2023 yılında bana karşı açtığı bir icra takibi vardır, bu icra takibi benim bu dosyaya tanık olarak adımın yazılmasından sonra olmuştur. " şeklinde beyanda bulunmuştur.
Davalı tanığı ... mahkememizdeki beyanında: "ben şuanda ... şirketinde mali müşavir olarak çalışıyorum, 2008 yılından beri ... ile birlikte çalışmaktayım, 2008 yılında ilk olarak mali müşavirlik stajı döneminde fabrikanın kurulacağı dönemde ...'de bulunan şirkette çalışmaya başladım, 2012 yılına kadar ...'de çalışmaya devam ettim, hamilelik sebebiyle kısa bir dönem ayrıldım, sonrasında başka bir şirkette kısa bir dönem çalıştım, 2017 yılında ...'deki ... şirketinde yine mali müşavir olarak çalışmaya başladım, o zamandan beri devam ediyorum, 2008 yılında ilk başladığımda şirkette ...'le ... Beyler vardı, davacı ... o zamanlar hatırladığım kadarıyla 18-19 yaşlarındaydı, fabrika henüz kurulmamıştı, şirket merkezinin olduğu binada ... tekstil ile alakalı çizimler kapsamında bilgisayarlar üzerinde mevcut personellerden eğitim alıyordu, işi öğrenmeye çalışıyordu, ...'in o dönemde düzenli olarak yaptığı belirli bir iş yoktu, dönem dönem gelip ayrılırdı, bazen çizim öğrenme için gelirdi, bazı zamanlar kesim atölyesinde çalışırdı, daha sonraki süreçte ... askere gitti, ...'in askerde olduğu dönemde ben ayrılmıştım, işten ayrılmama rağmen arkadaşlarım olduğu için onlarla görüşmeye devam ediyordum, arkadaşlarımdan duyduğum kadarıyla ... askerden geldikten sonra şirkette çalışmaya başlamamış, kendi başına hayvancılık ve silah yapıp-satma gibi işler yaptığını duydum, yine benim olmadığım dönemde ...de bulunan mağazada işleri öğrenmesi için ... Bey ...'i oraya göndermiş, ... orada müşterilerle ilgilenip satış işlemlerini öğrensin diye göndermiş, ... sonrasında oradan da ayrılmış, ben 2017 yılında tekrar şirkette çalışmaya başladığımda ... yoktu, yine bu süre zarfında silah alıp-satma ve hayvancılık işiyle uğraşıyordu, ara ara şirkete geliyordu, abisini ziyaret için geliyordu, daha sonraki bir zamanda ... bir gün bana mesaj atmıştı, sosyal haklarından faydalanabilmek için bana sigorta girişi yapar mısın diye sormuştu, bende ... Bey'in bilgisi olmadan bu konuda bir şey yapamam dedim, sonrasında bu konuyu ... Bey ile görüştüm, ... Bey'de sigorta girişi yapabileceğimi söyledi, bunun üzerine davacının sigorta girişini işçi olarak yaptım, sigorta girişi yapıldıktan bir süre sonra yine ... Bey davacı ...'in işlerle ilgilenmesi ve müşterilerin ve bir takım malların getirilip götürülmesi için ... ile irtibata geçmemizi söylemişti, ... bu şekilde bir yıldan az bir zaman diliminde bir takım işler yaptı, daha sonraki süreçte de ... tamamen ayrıldı, sonrasında bir daha şirkete gelmedi, ben şirkette bulunduğum sürede bir takım konuşmalara şahit olduğumdan ve işlerin içinde olduğumdan dolayı öğrendiğime göre 2008 önceki döneme ilişkin olarak bildiğim şunlardır, davalı ... Bey 11-12 yaşlarında Adıyaman'dan gelmiş, kuzenleriyle işportacılık işleri yapmışlar, sonraki süreçlerde bir takım atölyelerde anlaşıp onlara üretim yaptırarak satışlar yapmışlar, daha sonra işleri büyütünce biriktirdiği paralarla fabrikanın arsasını almış, yine ben orda olduğum dönemlerde şuan şirket merkezinin bulunduğu yer...'tan satılıyordu, yazışmalarını ben yaptım, burayı da...'tan bu şekilde satın almış olduk dedi.
Davacı vekilinin talebi üzerine tanıktan soruldu: davacı ...'in bana vermiş olduğu ada-parsel bilgileri belirtilmiş olan taşınmazın satışı için bir vekalet vardır, bu vekaletname ile belirtilen taşınmazın satışını ... şirketine ...'ın yetkilisi olduğu belirtilerek satışını yaptım, bu satış dolayısıyla da şirket hesabından ...'in hesabına dolar cinsinden satış bedelini aktardım, hatta gönderirken tarla bedeli olarak gönderdim, hatta bununla ilgili ... dosyaya vekaleti kötüye kullandığım ile ilgili beyan sunmuş, bu hususu kabul etmiyorum dedi.
Davalı ... şirketi vekilinin talebi üzerine tanıktan soruldu: benim şirkette çalıştığım dönemde muhatap olduğum kişiler ... Bey ve ... Bey'dir, iki tane patronum vardır, diğer kardeşlerin ikisi benden küçüklerdir, bulunduğum dönemde davacı ...'in herhangi bir genel kurul toplantısına katıldığını görmedim, şirketin finans, alım, satım gibi önemli bütün işleri ... Bey'in yönetimindeydi, ...'e kar payı veya ortaklık payı adı altında herhangi bir ödeme yapılmadı, ... sermaye artırım dönemlerinde veya başka zamanlarda şirkete herhangi bir nakti ödemede bulunmadı, ...'in işçi alma, işten çıkarma gibi herhangi bir yönetimsel karar verecek pozisyonu olmadı, ... dışında şirkette fiili çalışması olmadığı halde sosyal imkanlardan faydalanması için kız kardeşi ..., ... ..., ..., yeğeni ..., ... gibi bazı akrabalar için sigorta girişi yapıldı, ...'in para alma, para çekme gibi bir yetkisi yoktur, ...deki mağazada bulunan enişteleri ... bu işleri yapar, ...deki mağazada mağaza müdürü gibi bir pozisyonu yoktur, şirketin finans, mal alma ve müşterilerle görüşme gibi işlemlerini ... Bey yürütür, ... Bey'de imalat süreciyle ilgileniyordu, ... Bey daha sonrasında ayrıldı. Davacı ...'in ... Bey'le ... Bey'in yaptığı bu işleri yapma gibi bir yetkisi de yoktu, böyle işleri de yapmadı, benim başladığım dönemlerde kardeşlerden ... ve ... küçüklerdi, sonraki süreçlerde ...deki mağazada çalıştılar, belli bir süre sonra ayrılmak istediklerini söylediler, kendileri bir şeyler yapmak istediklerini söylediler, ben o dönemde onlarla da sürekli görüşüyordum, bu durumu ordan biliyorum, ... Bey bana ... ve ...'ya şirket hesabından çek olarak ödeme yapılmasını söyledi, bu ödemeler borç olarak yapıldı, şirket kayıtlarına da böyle işlendi. ... Bey ile ..., ... aralarında başkaca bir şey konuşup konuşmadıklarını bilmiyorum dedi.
Davalı ... vekilinin talebi üzerine tanıktan soruldu: yukarıda belirtmiş olduğum 2008 yılında işe başladığımda kurulma aşamasında olan fabrikanın arsası alınırken anne ... adına kayıtlıydı, ancak kullanım hakkının ...'da olduğuna ilişkin noterden muvafakatname vardı, ben o dönemde arsanın anne adına kayıtlı olmasının sebebini ... Bey'e sormuştum, o da bana şirket büyüme aşamasında olduğu için çek ödemelerinde sorun olursa icra işlemlerinde taşınmaz hakkında işlem yapılmasın diye bu şekilde yaptığını söylemişti, arsanın alınması benden önceki tarihteydi, benim ayrıca tanıdığım ... Bey'inde arkadaşı olan ... isimli kişiden satın almış ve bedelini ... Bey ödemiş, ben ...'ten duydum, fabrika binasının yapılmasının son aşamalarında ben orda olduğum için fabrika binasının masraflarının şirket tarafından karşılandığını biliyorum. Tarafların anne ve babalarının şirketin kuruluşuna katkıları olduğuna dair bir durumla karşılaşmadım dedi.
Davacı vekilinin talebi üzerine tanıktan yeniden soruldu: ... Bey ile ... Bey arasında ortaklık vardı, kayıtlarda her ikisi de şirketin yetkilisi olarak yer alıyordu, daha sonrasında vergi dairesi işlemleri ve bir takım işlerde kolaylık olması açısından şirket yetkilisi olarak sadece ... Bey yer aldı, sonrasında ayrılmak istediklerini söyleyince hatırladığım kadarıyla 2020 yılında ayrıldılar, ... Bey şirketteki ortaklığını ... Bey'in eşine devretti, karşılığında bazı arsalar verildi, ödemeler yapıldı, o şekilde ayrıldılar" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Yapılan yargılama, toplanan deliller, dinlenilen tanık beyanları ve alınan bilirkişi raporu ile sonucunda;
Davacı iddiasının davalı şirketin ortağı olduğunun tespiti ve bu bağlamda ortaklık payı alacağının tahsiline ilişkin olduğu görülmüştür.
Türk Medeni Kanunu'nun 6.maddesi hükmü uyarınca; kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça taraflardan herbiri hakkını dayandırdığı olguların varlığını kanıtlamakla yükümlüdür. HMK'nın 190.maddesinde de; ispat yükünün kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan lehine hak çıkaran tarafa ait olduğu vurgulanmıştır.
Bu bağlamda alınan bilirkişi raporunda davacının davalı şirketin ortağı olduğuna dair şirket kayıtlarında yapılan incelemede ortak olduğuna ilişkin bir neticeye varılamamıştır. Dinlenilen tanık beyanları ve dosyada yer alan bilgi ve beleler bir bütün halinde değerlendirildiğinde, davacının davalı şirketin ortağı olduğunu kesin olarak ortaya koyacak hususların vücut bulmadığı, davacıya bir takım alım satım vs yetkiler verilmesinin, pasaport çıkarılmasının ortak olduğu anlamına gelmeyeceği, zira şirket işleyişinde işlerin yürümesi için çalışanlara bu tür yetki ve haklar verilebileceği, yapılan ödemelerin gerekçelerinin ortak olduğunu ispatlamaya yeterli görülmediği, neticeten ispat yükü üzerinde olan davacının şirketin ortağı olduğunu mahkememizde tam bir kanaat oluşturacak şekilde ispatlayamadığı kanaati ile davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-Alınması gerekli 615,40 TL harçtan davacı tarafça dava açılırken peşin olarak yatırılan 853,88 TL harçtan mahsubu ile bakiye 238,48 TL harcın karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı tarafından yapılan 100,00 TL yargılama giderinin davacı taraftan tahsili ile davalı tarafa ödenmesine,
5-Davalı taraflar kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T'deki esaslara göre belirlenen 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
6-Arabuluculuk Ücret Tarifesi uyarınca Hazine tarafından karşılanan 1.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davacı taraftan tahsili ile hazine adına irad kaydına,
7-Karar kesinleşene kadar yapılacak yargılama giderlerinin davacı gider avansından karşılanmasına, karar kesinleştikten sonra bakiye gider avansının istek halinde davacıya iadesine,
Dair, HMK 345 maddesi uyarınca kararın taraflara tebliğ edildiği tarihten başlayarak iki hafta içinde HMK 342 maddesi gereğince düzenlenmiş dilekçe ile HMK 343 maddesi uyarınca mahkememize veya başka bir mahkemeye yapılacak başvuru ile HMK 341/1 maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olarak taraf vekillerinin yüzlerine karşı oy birliği ile verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 09/10/2025
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır