T.C.
İSTANBUL
12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO:2022/615 Esas
KARAR NO:2024/298
DAVA:İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:06/07/2022
KARAR TARİHİ:17/04/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı ile davalı firma arasındaki ticari iş ilişkisinden kaynaklı cari hesap alacağının tahsili amacıyla davalı borçlu aleyhine .... İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyası üzerinden genel haciz yoluyla icra takibi başlatıldığını, davalı/borçlunun 26.11.2021 tarihinde işbu icra takibine haksız ve hukuki gerekçelerden yoksun itirazı üzerine takibin durduğunu, dava şartı arabuluculuk dosyası üzerinden yapılan görüşmelerde anlaşamama tutanağının 21.12.2021 tarihinde ikmal edildiğini, davacı şirketin ticari ilişkiler kapsamında kumaş yıkama, taşlama vb. kot kumaş üzerinde yapılabilecek bilumum işlemlerin gerçekleştirilmesi hizmeti verdiğini, bu faaliyet kapsamında müşterilerinden sevk aldığı işleri tamamlayıp tarafların aralarında anlaştıkları tutar üzerinden ücrete hak kazandığını ve buna ilişkin fatura kestiğini, davalı şirket ile davacı şirketin 2016 yılından süregelen ticaretinin mevcut olduğunu, davacı şirketin davalı şirket adına kot kumaşların yıkama taşlama vb. işlemlerini yapmakta ve karşılığında ödemelere hak kazanmakta olduğunu, davalı şirket ile davacı şirketin sevk edilen mallar üzerinde işlem yapılmak üzere anlaştığını, yapılan anlaşmanın davacı şirket adına düşen edimlerinin eksiksiz bir şekilde ifa edildiğini, sözleşmeye uygun bir şekilde tamamlandığını, buna rağmen ekte sunulan takip dayanağı cari hesap dökümü muavin defterde görüleceği üzere 77.849,16 TL tutarında ödemenin yapılmayarak davacının haklı alacağına kavuşmasının engellendiğini, davacı şirket ile davalı şirket arasında cari hesap ilişkisinin mevcut olduğunu, defter incelemelerinde davacının alacağının sabit olduğunun görüleceğini, ödeme yapılmayarak mağdur edilen davacının alacağın tahsili için başlatılan icra takibine kötü niyetle itiraz edilmesiyle daha fazla mağdur edildiğini, Davacı şirketin icra takibine konu alacağının belli ve belirlenebilir nitelikte olduğunu, kanunen ve Yargıtay kararları doğrultusunda alacağın hesaplanabilir olmasının yeterli olduğunu, icra takibine yapılan itirazın kötü niyetle yapıldığının sabit olduğunu, bu sebeplerle icra inkar tazminatı taleplerinin kabulüne karar verilmesini gerektiğini, iddia ederek, davalı borçlunun haksız itirazının iptaline, ticari işlerde uygulanan en yüksek faiz ile icra takibinin devamına, itirazın haksız olması sebebiyle %20’den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine, karar verilmesini talep etmektedir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafından davalı aleyhinde cari hesap alacağının tahsili amacıyla .... İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyası üzerinden genel haciz yoluyla icra takibi başlatıldığını, yapılan haksız takibe karşı taraflarınca borca itiraz edildiğini, davalı şirketin davacı şirket ile ticari faaliyeti kapsamında ticari ilişki bulunmuş ise de an itibariyle herhangi bir borç ilişkisi bulunmadığını, davacının takip dayanağının kendisi tarafından hazırlanmış olan cari hesap dökümü olmak üzere 77.849,16 TL tutar olduğunu, davacının takip dayanağının yalnızca cari hesap dökümü olduğunu, yalnızca cari hesap dökümüne dayanılarak borç ilişkisinin olduğunun kanıtlamayacağını, zira cari hesap dökümünün kötü niyetli tarafça düzenlenebileceğini, davacının düzenlemiş olduğu cari hesap dökümüne dayanarak davalının aleyhine başlattığı icra takibi ve buna istinaden açılan itirazın iptali davasında kötü niyetli olduğunu, davalının davacıya herhangi bir borcu olmadığını, beyan ederek, davacı tarafından itirazın iptaline dayanarak açılan davanın reddine, takip ve davanın haksız olması sebebiyle davacı aleyhine %20’den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine, karar verilmesini talep etmektedir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:Dava, cari hesap alacağının tahsili amacıyla davalı aleyhine yapılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Dava dilekçesi, cevap dilekçesi ve sair tüm evraklar hep birlikte incelenmiştir.
Dosyamıza getirtilen ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; davacı tarafından davalı aleyhine toplam 77.849,16-TL üzerinden icra takibi yapıldığı, davalının itirazı üzerine takibin durduğu, itirazın süresinde ve usulüne uygun yapıldığı, buna göre davanın, İİK.67.maddesinde yazılı 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.
İddia, savunma, toplanan deliller ve tarafların ilişki dönemlerine ait taraf ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş ve bilirkişi sunmuş olduğu 01/11/2023 tarihli raporunda özetle;
"-Davacının satıcı davalının alıcı olduğu bu ticari ilişkide 2019, 2020 ve 2021 yıllarında davacıdan davalıya toplam 54 adet satış faturası düzenlendiği, bu faturaların tamamının her iki firma cari hesap esktresinde yer aldığı,
-Davalı tarafından 54 adet faturadan birinin davacıya iade faturası ile kabul edilmediği, işbu faturanın da her iki firma cari hesabında yer aldığı,
-2020 yılı içinde davacı tarafından davacıya yapılan tüm ödemelerin her iki firma cari hesabında yer aldığı,
-Davacının cari hesap ekstresinde ki bakiye farklarının hatalı olduğu ve ticari defterleri ile uyuşmadığı,
-Davalının ticari defterleri ile uyumlu cari hesap esktresinde en son işlem olan 17.02.2021 tarih itibariyle bakiyenin sıfırlandığı, borç alacak bakiyesinin bulunmadığı, hatta davalı tarafından 30.10.2020 tarih ve 162 no.lu makbuz ile ödenen 4.000,00 TL tutarın davalı kayıtlarında hatalı işlendiği, 4.000,00 TL tutarın davacı kayıtlarında doğru işlenerek davalıdan tahsilat yapıldığının kabul edildiği, 4.000,00 TL tutarın hatalı kayıt olmasa ya da fiili olarak davalının gerçekte davacıdan 4.000,00 TL alacaklı olduğunun söylenebileceği,
-Davalı vekili tarafından 06.09.2022 tarihli dilekçe ile düzenlenen fatura ile ödemelerin tamamına yakın kısmının dosyaya ibraz edildiği, davalı tarafından davacıya yapılan tüm ödemelerde davacı firmanın kaşe ve imzasının bulunduğu, bir başka deyişle tahsilatı kabul ettiği, makbuz bulunmayan birkaç ödemenin ise davacı kayıtlarda yer aldığından davacının kabulunde olduğunun anlaşıldığı, bu nedenle aslında makbuz bazında defter ile belgelenemese de davacının imzaladığı makbuzlar ile ödemeleri de kabul ettiği, bu anlamda cari hesap ekstresindeki tutarsızlıklar bertaraf edildiğinde aslında davacının da davalıya borcunun bulunmadığı,
-İcra takibindeki ana para alacağı ile dava esas değerinin 77.849,16 TL olarak beyan edildiği, sunulan cari hesap ekstresi ile bakiye tutarın 77.849,16 TL olduğunun iddiası ile talepte bulunulduğu, oysa sunulan cari hesap ekstresinde dahi alacak bakiyesinin 67.729,23 TL olduğu, davacının 2020 ve 2021 yılları ticari defterlerinde açılış kapanış kayıtlarında devreden bir bakiye bulunmadığı,
-İşbu nedenlerle işbu davaya esas 16.11.2021 tarihli icra takip tarihi itibariyle davacı şirketin davalı şirkete borcunun bulunmadığı, taraflar arası en son işlemlerin Şubat 2021 tarihinde olduğu, bu nedenle dava tarihi itibariyle de bir bakiyenin olmadığı sonucuna varıldığı,
-İcra tatip talebinde takip öncesi işlemiş faiz talebi bulunmadığı, alacağın tahsiline kadar talep edilen %18,25 temerrüt faizi oranının takip tarihinde geçerli oran olduğu," şeklinde görüş ve kanaat bildirmiştir.
Yukarıda ayrıntılarına yer verilen ve dosya kapsamına bakımından demetime elverişli bulunan bilirkişi raporunda davacının ticari defter ve kayıtlara göre bakiye alacağının bulunmadığı tespit edilmiş olup, ispat yükü üzerinde olan davacının dava dilekçesinde açıkça yemin deliline dayanmış olduğu gözetilerek kendisine yemin delili hatırlatması yapılmış olup, davacı vekili tarafından sunulan yemin metni ihtaratlı davetiyenin davalı şirket yetkilisine tebliğ edildiği anlaşılmıştır.
Mahkememizin 17/04/2024 tarihli duruşma zaptı ile davalı şirket yetkilisi ...'ın yemini yaptırılmak suretiyle duruşma salonunda hazır bulunduğu ve;
" Yetkilisi olduğum ... San. Ve Tic. Ltd. Şti.'nin 2016 yılından beri davacı şirket ile ticari ilişkisi bulunmadığı, davacının, davalı şirket adına kot kumaşlarının yıkama taşlama vb. İşlemlerini yapmadığı ve karşılığında ödeme almadığıma, davacı şirketin tarafına düşen edimlerini yerine getirmediğine, hali hazırda bu şekilde bir ticari ilişkimiz bulunmadığına ve yetkilisi olduğum şirket tarafından davaya konu icra takibinde belirtilen 77.849,16-TL tutarında bir borcum bulunmadığı gibi ... San. Ve Tic. Ltd. Şti.'nin davacıya herhangi bir tutarda borcunun bulunmadığına ilişkin namusum, şerefim ve kutsal saydığım tüm değerler üzerine yemin ediyorum." şeklinde yemin eda ettiği anlaşılmıştır.
Hukukumuzda kesin deliller sınırlı olup, bunlar; ikrar (HMK madde 188), senet (HMK madde 193), yemin (HMK madde 228) ve kesin hükümdür (HMK madde 303).
Davacının yemin teklifi üzerine davalı şirket yetkilisi tarafından yemin eda edilmekle birlikte, davacı tarafça alacaklı olunduğu ispatlanamadığından davanın reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda ayrıntılı olarak izah edildiği üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-Şartları oluşmadığından kötü niyet tazminatı talebinin reddine,
2-Alınması gereken 427,60-TL karar ve ilam harcından peşin alınan 940,22 TL harcın mahsubu ile fazla alınan 512,62-TL'nin karar kesinleştiğinde talep halinde davacı tarafa iadesine,
3-Yargılama giderlerinin davacının üzerinde bırakılmasına,
4-Karar kesinleşinceye kadar yapılacak giderlerin davacının yatırmış olduğu gider avansından karşılanmasına, karar kesinleştikten sonra bakiye avansın davacıya iadesine,
5-Davalı kendini vekille temsil ettirdiğinden lehine Asgari Ücret Tarifesi gereği 17.900,00-TL ücret takdirine, bunun davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine
6-1.320,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, kararın tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 17/04/2024
Katip ...
Hakim ...