T.C.
İSTANBUL
12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2022/656 Esas
KARAR NO:2024/393
DAVA:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:28/07/2022
KARAR TARİHİ:15/05/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı tarafından başlatılan .... İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyasına davalı tarafından itiraz edildiğini, bu itibarla işbu borca ve ferilerine yapılan haksız, kötü niyetli ve yasal dayanaktan yoksun itirazların iptali ile işbu takibin devamına, ilaveten alacağın likit olmasından mütevellit karşı taraf aleyhinde dava ve takip değerinin %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, davacı şirketin 02.03.2022 düzenleme tarihli 30.05.2022 faiz başlangıç tarihli ... belge no.lu 43.208,76 TL tutarında fatura alacağının tahsili için 30.05.2022 tarihinde .... İcra Müdürlüğü ... E. Sayılı dosyasında icra takibi başlattığını, borçlunun işbu ilamsız icra takibine haksız ve soyut iddialarla itiraz ederek icra takibinin durmasına sebep olduğunu, oysa davalı borçlu tarafından bu itirazın haksız, mesnetsiz ve davacının alacağına kavuşmasını önleme amacıyla kötü niyetli olarak yapıldığını, haksız itirazın reddi ile takibin devamına karar verilmesi gerektiğini, nitekim takibin konusunun, davacı ile davalı borçlu arasındaki fatura alacağına müstenip olup, karşı tarafın takip tarihi itibariyle davacıya 43.208,76-TL borcunun bulunduğunu, davacı tarafından davalıya ticari satış yapıldığını, ancak malların bedelinin davacıya ödenmediğini, işbu hususun tarafların ticari defter kayıtları ile de ortaya çıkacağı gibi icra takibine konu fatura, çeki listesi ile de sabit olduğunu, davacının yasal olarak vergi dairesine ticari satımlarının bildirildiğini, bu hususun alacak iddialarını da ispat edeceğini, davalı ile davacı arasında ticari ilişki söz konusu olmakla davalının davacı şirkete 43.208,76-TL borcunun olduğunun sabit olduğunu, davalının üzerine düşen ödemeye ilişkin edimleri yerine getirmediğinin ortada olduğunu, davalı şirketin icra takibine yönelik yapmış olduğu itirazın tek amacının icra takibini durdurmak ve itirazın iptali neticesinde davacının alacağının tahsilini imkansız hale getirmek olduğunu, bu sebeple ile davacının alacağının tahsilinin ileride imkansız hale gelmesi ihtimali de dikkate alınarak davalı borçlu ile ilgili olarak öncelikle teminatsız olarak Mahkeme aksi kanaatte ise uygun bir teminat mukabilinde ihtiyati haciz kararı verilmesini talep ettiklerini, bu nedenlerle davalı tarafın haksız ve mesnetsiz itirazlarının iptali ile .... İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyasında başlatılan takibin devamına, ihtiyati haciz taleplerinin öncelikle teminatsız, Mahkeme aksi kanaatte ise uygun miktarda teminat ile kabulüne, dava ve takip konusu alacağın likit olmasından bahisle kötü niyetli karşı taraf aleyhinde dava ve takip değerinin %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama masrafları ve vekalet ücretinin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini, talep ve dava ettiği görüldü.
CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafça davalı şirket aleyhine ....İcra Müdürlüğü 'nün ... Esas sayılı dosyası ile başlatılan icra takibine 13.06.2022 tarihinde vekil olarak vekaletname sunarak dosya borcuna tüm ferileriyle birlikte itiraz etmiş bulunduklarını, itirazları üzerinde de 17.06.2022 tarihinde icra müdürlüğü tarafından takibin durdurulmasına karar verildiğini, takibin yapmış oldukları itiraz üzerine durması üzerine davacı tarafından bu sefer arabuluculuk yoluna gidildiğini, fakat icra takibine vekil olarak vekaletname sunarak itiraz etmiş olmalarına rağmen davacı tarafça kötü niyetli olarak arabuluculuk başvuru belgelerine vekil olarak isimlerinin yazılmadığını, bu nedenle de arabulucu tarafından arabuluculuk görüşmelerine çağrılmadıklarını, bu surette savunma haklarının davacı tarafından kötü niyetli olarak engellendiğini, arabuluculuk tutanağında da görüleceği üzere vekil olarak yazılmadıkları için taraflarının çağrılmadığı gibi, davalı şirketin de haberdar edilmediğinden arabuluculuk görüşmelerine katılamadığını, fakat buna rağmen, 19.07.2022 tarihinde Arabulucu tarafından "hukuk uyuşmazlıklarında dava şartı arabuluculuk bilgilendirme ve ilk oturum tutanağı" düzenlendiğini, davetiye tebliğ edilmemesine ve haberdar edilmemesine rağmen davalı şirketin toplantıya " katılmadığı" ve bu sebeple arabuluculuk görüşmelerine başlanılamadığı yönünde tutanak tutulduğunu, arabuluculuk sürecinin tamamen usulsüz ve hukuka aykırı yürütüldüğünü, görüşmelere davalı şirketin vekili olduğu bilinmesine rağmen kötü niyetli olarak davet edilmediklerini, bu sebeple dava açmanın ön şartı olan "arabuluculuk "görüşmelerinin geçersiz olduğunu, hukuka uygun bir şekilde yapılmadığını, iş bu sebeple davanın, dava ön şartının usulüne uygun yerine getirilmemiş olması sebebiyle usulden (dava ön şartı yokluğu sebebiyle ) reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı tarafından dosyaya delil olarak sunulan sevk irsaliyelerinin bir kısmında davalı şirketin tek yetkilisi olan ...’in imzasının olmadığını, imzası olan irsaliyelerdeki borcu ödediğini, delil olarak sunulan irsaliyeler ile fatura arasında tutarsızlıklar olduğunu, fatura ve irsaliyeler arasında; Birim fiyat, ağırlık, teslim tarihleri arasında tutarsızlıklar olduğunu, bunların davalı şirkete ait olmadığını, kabul etmediklerini, davalının aldığı mal kadar ödeme yaptığını, yapmış olduğu ödemelerin davacı tarafça hiç gösterilmediğini, ayrıca satın alınan bir kısım malların ayıplı çıktığını, bu konuda yapılan görüşmelerin sonuçsuz kaldığını ve davacının bu malları geri almayı ve ayıbı kabul etmediğini, davalı şirketin davacı tarafa hiçbir borcu bulunmadığını, davacı tarafın ihtiyati haciz talebinin yerinde olmadığını, ortada likit bir alacak da mevcut olmadığını, bu hususta da itiraz ettiklerini, ayrıca davacı tarafa borçları bulunmamakta olup asıl alacak ve tüm ferileri yönünden beyanlarını kabul etmediklerini, bu konuda ....İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı icra takibine yapmış oldukları itirazlarını tekrarladıklarını, bu nedenlerle davacının ihtiyati haciz talebinin reddine, davanın esastan reddine, davacı tarafın kötü niyetli olması sebebiyle %20 den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ettiği görüldü.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:Dava, fatura alacağının tahsili amacıyla davalı aleyhine yapılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Dava dilekçesi, cevap dilekçesi ve sair tüm evraklar hep birlikte incelenmiştir.
Dosyamıza getirtilen .... İcra Dairesinin ... Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; davacı tarafından davalı aleyhine toplam 43.208,76 TL asıl alacak üzerinden icra takibi yapıldığı, davalının itirazı üzerine takibin durduğu, itirazın süresinde ve usulüne uygun yapıldığı, buna göre davanın, İİK.67.maddesinde yazılı 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.
İddia ve toplanan deliller kapsamında taraf ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş ve bilirkişi sunmuş olduğu 31/01/2024 tarihli raporunda özetle;
"Davacı şirketin ticari defter ve kayıtlarına göre;
- T.C. .... İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyasında 30.05.2022 harçlandırma tarihinde davacı şirket tarafından davalı şirket aleyhine İlamsız Takipte Ödeme Emri yolu ile takip başlatıldığı,
- Davacı şirketin ticari defterlerine göre 30.05.2022 icra takip tarihi itibariyle davalı şirketten 38.681,87-TL alacaklı olduğu,
- Davacı/alacaklı şirketin takip talebinde; 43.208,76 TL tutarındaki alacağını talep ettiği, Takip talebinin sebebi olarak, 02.03.2022 düzenleme tarihli ... belge numaralı 43.208,76-TL tutarlı fatura alacağının gösterildiği, işbu faturanın ticari defterlere davalı lehine (43.208,76 – 43.208,74 TL=0,02 TL düşük yazıldığı, program yuvarlama farkı)
- Davacı şirketin takibe dayanak bir adet faturayı göstermesine rağmen cari hesap düzeninde yukarıda açıklandığı gibi faturalar ile ödemelerin bire bir eşleşmediği ve davacının icra takip tarihinde kendi kayıtlarına göre davalıdan daha fazla ödeme talebinde bulunduğu, zira 02.03.2022 tarihli faturadan sonra ancak icra takibinden önce 15.04.2022 tarihinde davalı tarafından davacıya 6.000,00 TL ödeme yapıldığı,
- Davacı şirketin ticari defterlerine göre 28.07.2022 dava tarihi itibariyle davalı şirketten 15.990,49 TL alacaklı olduğu, mali bölümde açıklandığı üzere davacı tarafından davalı şirkete 3 adet kur farkı faturası düzenlendiği, daha sonra bu faturaların davalı tarafından iade faturası ile kabul edilmediği, iade faturalarının davacı .tarafından kabul edildiği ve ticari defterlerine kayıt edildiği,
- Davacı şirket tarafından davalı şirkete düzenlenen kur farkı faturalarının aşağıda ki gibi olduğu;
- Davacı şirketin 30.06.2022 tarihli ve ... no.lu ve 23.166,38 TL bedelli faturayı hatalı olarak 30.06.2022 tarihi yerine 01.12.2022 tarihinde kayıt ettiği, ancak davalıdan işbu faturanın iadesini ise 01.07.2022 tarihinde doğru olarak kayıt ettiği, bir başka deyişle satış faturası kayıt edilmeden iadenin kayıt edildiği, bunun da dava tarihinde bakiye hatasına sebep olduğu, davacının dava tarihinde davalıdan olan cari hesap alacağının 15.990,49 TL olmasına rağmen olması gerekenin aslında 15.990,49 TL+ 23.166,38 TL=39.156,87 TL olması gerektiği,
- Davacının kayıtlarında dava tarihinden sonra sadece kur farkı faturaları ile iadeler olduğundan en son işlem tarihi olan 30.12.2022 ve 31.12.2022 bilanço tarihi itibariyle davalıdan 39.156,87 TL alacaklı olduğu,
- Davacı şirket tarafından davacı vekili Sn. ... hesabına aşağıda tabloda gösterildiği gibi işbu dava ve icra için iki ayrı ödeme yaptığı ve toplam 1.443,00 TL ödenen tutarı davalı aleyhine taraflar arası cari hesaba borç kaydı ile davalının davacıya 1.443,00 TL ilave borçlandırdığı,
- Davacı şirketin 30.06.2022 tarihli ve ... no.lu ve 23.166,38 TL bedelli faturayı hatalı olarak 30.06.2022 tarihi yerine 01.12.2022 tarihinde kayıt ettiği, ancak davalıdan işbu faturanın iadesini ise 01.07.2022 tarihinde doğru olarak kayıt ettiği, bir başka deyişle satış faturası kayıt edilmeden iadenin kayıt edildiği, bunun da dava tarihinde bakiye hatasına sebep olduğu, davacının dava tarihinde davalıdan olan cari hesap alacağının 15.990,49 TL olmasına rağmen olması gerekenin aslında 15.990,49 TL+ 23.166,38 TL=39.156,87 TL olması gerektiği,
- Davacının kayıtlarında dava tarihinden sonra sadece kur farkı faturaları ile iadeler olduğundan en son işlem tarihi olan 30.12.2022 ve 31.12.2022 bilanço tarihi itibariyle davalıdan 39.156,87 TL alacaklı olduğu,
- Davacı şirket tarafından davacı vekili Sn. ... hesabına aşağıda tabloda gösterildiği gibi işbu dava ve icra için iki ayrı ödeme yaptığı ve toplam 1.443,00 TL ödenen tutarı davalı aleyhine taraflar arası cari hesaba borç kaydı ile davalının davacıya 1.443,00 TL ilave borçlandırdığı,
- Ancak huzurdaki davanın davalı lehine sonuçlanması ihtimalinde gerek icra kapak hesabında gerekse Sayın Mahkemece hesaplanacak vekalet ücreti vs. hesabı ile zaten bu ödemelerin davalıdan tahsil yoluna gidileceği, böyle bir ihtimalde vekalet ücreti ile diğer masrafların davalıdan kısmen mükerrer olarak tahsilinin gerçekleşeceği, zira bu kayıtların varlığı ile kabul edilen bakiyeye göre hüküm kurulması halinde bu bakiye alacağının içerisinde 1.443,00 TL tutarında yer alacağı,
- Bu nedenle 1.443,00 TL tutarın kayıtlarda yer almamış gibi bakiye alacağının hesaplanması gerektiği,
- Yukarıda ki açıklamalardan sonra davacı şirketin ticari defter ve kayıtlarına göre Sayın Mahkemece bakiye kabulü halinde aşağıdaki tablodaki 1.seçeneğin, Sayın Mahkemece 30.06.2022 tarihli faturadaki hatalı kaydın değil fiili duruma göre kabul edilmesi halinde 2. Seçenek bakiyenin olması gerektiği,
- Ancak yukarıda açıklandığı üzere sayın vekile ödenen toplam 1.443,00 TL tutarın kayıtlarda olmamış gibi bakiye alacağın tespiti gerektiği, bu durumda yukarıda ki tablodan 30.05.2022 tarihinde 968,00-TL.nin 27.07.2022 tarihinde ise 1.443,00 TL tutarın tenzil edilmesi ile davacının davalıdan olan alacağının aşağıdaki tabloda gösterildiği gibi olması gerektiği,
- Sayın Mahkeme tarafından celp edilen tarafların BS-BA formlarının incelenmesinden tarafların bu hususta eşleştiği, davalı şirkete ait BS-BA formları karşılaştırmalı olarak sunulmuş olduğundan bir başka deyişle davacı bildirimleri ve varsa farklar da sunulu olduğundan bu hususun bu şekilde de teyit edildiği,
- Sunulan BS-BA formlarından davacı şirket tarafından davalı şirkete düzenlenen tüm faturaların davalı tarafından beyan edildiğinin anlaşıldığı, hatta her iki firmanın davacının davalıya düzenlediği ve hatalı kayıt ettiği 30.06.2022 tarihli 30.06.2022 tarihli ve ... no.lu ve 23.166,38 TL bedelli faturayı çift bildirmiş olduğu, hatanın da bire bir aynı olduğu, bu durumda davalının davacıda görünen bakiye borca itirazının ancak yukarıda davalı tarafından yapılan ödemelerden varsa belge ile davacının kayıt etmediği ödemeler ile olabileceği, bu tespitten hareketle davacının sunduğu 3 adet çeki listesindeki teslim alan 2 ismin SGK dan gelen bilgilere göre davalının personeli olmamasının da bir önem arz etmediği, zira tüm faturaların davalı tarafından BS-BA formları ile bildirildiği,
- Dava esas değerinin icra takip tarihindeki ana para alacağı olan 43.208,76 TL olarak belirlendiği, takip öncesi işlemiş faiz talep edilmediği, icra takip talebinde takip tarihinden itibaren istenilen % 15,75 reeskont/avans faiz oranının icra takip tarihindeki TCMB verileri ile uyumlu olduğu,
Hususları tespit edilmiştir. " şeklinde görüş bildirildiği görülmüştür.
Bu kapsamda somut olaya bakıldığında; taraflar arasında satış akdi gereğince davacı tarafça satım bedeline ilişkin fatura toplam alacağına ilişkin davalı aleyhine takip yapıldığı, davalının takibe itirazı üzerine duran takibe devam edilebilmesi amacıyla itirazın iptali istemli işbu davanın açıldığı, davacının ticari defter ve kayıtlarının iddia ve savunma kapsamında incelendiği, davalının defter ve kayıtlarını ibraz etmediği anlaşılmaktadır. Yukarıda ayrıntılarına yer verilen ve dosya kapsamına göre denetime elverişli bulunan bilirkişi raporunda davacının usulüne uygun tutulmuş ve lehine delil olma vasfına haiz olan ticari defter ve kayıtlarına ve BA-BS bildirimlerine göre 37.713,87-TLTL alacak yönünden kayıtların örtüştüğü, takipte fazladan talep edilen miktarın ödemelerin düşülmemesinden, hatalı kayıttan kaynaklandığı tespit edilmiştir.
'İki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda, ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasa'da delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü tarafın ticari defterleri Yasa'da belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Davacının da bu durumu bilerek ticari defterlere delil olarak dayandığı ve karşı tarafın ticari defterlerinin de incelenmesini istediği kabul edilmelidir. Aksinin kabulü halinde davacının ticari defterleri tek başına delil niteliği taşımadığından dayanılan böyle bir delilin incelenmesine gerek de olmayacaktır. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır. Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK 220/3. madde gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir. Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'ndaki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır.' Sakarya BAM 5. HD 2022/588E 2022/1020 K Somut olayda tarafların arasında akdedilen satış sözleşmesinden kaynaklı davacının davalıdan alacaklı olduğunun iddia edildiği, davacı tarafın ticari defterlerinin incelenmesinde davacının davalıdan alacaklı olduğu, davalının ihtaratlı kesin süre verilmesine rağmen ticari defterlerini sunmaktan kaçındığı, davalının aralarında sözleşme ilişkisini inkar etmediği, ifa edilen borç yönünden ödeme savunmasında bulunulmuş olmasına rağmen ödemeyi ispata elverişli delil sunulmadığı, davacının davalıdan takip tarihi itibari ile 37.713,87-TL alacaklı olduğu bu miktar yönünden takibin yerinde olduğu anlaşılmakla davalı tarafından yapılan itirazın kısmen haksız olduğu kanaatine varılarak davanın kısmen kabulüne ve kabul edilen miktar bakımından alacak likit olduğundan davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesisi edilmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda ayrıntılı olarak izah edildiği üzere;
1-Davanın KISMEN KABULÜ İLE; davalı tarafından .... İcra Dairesinin ... Esas sayılı icra takibine yapılan itirazın KISMEN İPTALİNE, takibin 37.713,87-TL üzerinden aynen devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine,
2-Alacak miktarı üzerinden %20 oranında hesap olunan 7.542,78-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Alınması gerekli 2.576,23-TL karar ve ilam harcından peşin alınan 521,86-TL harcın mahsubu ile geriye kalan 2.234,37-TL eksik harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
4-Davacı tarafça başlangıçta yapılan 614,06-TL gider ile yargılama aşamasında yapılan 2.295,5-TL olmak üzere toplam 2.909,56-TL yargılama giderinden davanın kabul ve ret oranına göre hesaplanan 2.539,46-TL yargılama gideri ve peşin yatan harç gideri 521,86-TL'nin toplamı olan 3.061,32-TL yargılama giderinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, geriye kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Gider avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine,
6-Davacı taraf vekille temsil olunduğundan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap ve taktir olunan 17.900,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine,
7-Davalı taraf vekille temsil olunduğundan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap ve taktir olunan 5.494,89-TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine,
8-1.320,00-TL Arabuluculuk ücretinin davanın kabul ve red oranına göre hesaplanan 1.152,096-TL'nin davalıdan geriye kalan miktarın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda, kararın tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 15/05/2024
Katip ...
E-İmzalıdır
Hakim ...
E-İmzalıdır