T.C.
İSTANBUL
12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2022/728 Esas
KARAR NO:2025/438
DAVA:Ticari Şirket (Fesih İstemli)
DAVA TARİHİ:02/09/2022
KARAR TARİHİ:12/06/2025
Mahkememizde görülen Ticari Şirket (Fesih İstemli) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde: Davaya konu şirketin amacı imkansız hale geldiğini, müvekkili ortaklıktan çıkma zarureti olduğunu, haklı sebeplerinin varlığı kapsamında TTK Madde 638/2 hükmü kapsamında ortaklıktan çıkma taleplerinin olduğunu, müvekkilinin ortağı bulunduğu davalı ... ... ...Ticaret Ltd. Şti. 19.06.2006 tarihinde kurulduğunu, şirketin 2/3 payı ...'e ve 1/3' ü ise şirketin kuruluşunda müdür sıfatı da bulunan müvekkili...'e ait bulunduğunu, şirketin kaydi sermayesi 30.000,00 TL olduğunu, 20.000 TL'si ...'e, 10.000 TL'si ise...'e ait olduğunu, davalı ortakları husumetli olduğunu, husumetin müsebbibi maalesef diğer ortak olduğunu, ortak dava dışı ..., müvekkile daima bir ortaktan beklenmeyecek şekilde arızıi tutumlar ile yaklaştığını, şirketin işleyişine hukuki bazı kısıtlayıcı eylemleri ile engel olduğunu, şirketin mali borçlarına da bu süreçte katılmadığını, yıllardır müvekkiline bu şirketin maliyetlerini tek başına ödetmeye çalıştıklarını, kendisine asla ulaşılamadığını, dava dışı ... tarafından, ... aleyhine haksız şekilde ve kötü niyetle bir tazminat davası açıldığını, .... Asliye Ticaret Mahkemesi ... esas sayılı dosyada yargılama görüldüğünü, dava müvekkili lehine sonuçlandığını, kesinleştiğini, ortağın müvekkiline dava serdetmesi ve şirketin işleyişini engellemek maksatlı 09.08.2010 tarihli ve ... Nolu Ticaret Sicil Gazetesinde de yayınlandığını, ... Ticaret Mahkemesinden 21.06.2010 tarihli olarak almış olduğu karar ile şirketin münferit imza yetkisinin müşterek hale getirilmesi ancak diğer ortağa ulaşılamaması, yetki durumunun böylelikle kilitlenmesi ortaklar arasında ilgili husumete dayalı güven ilişkisini diğer ortaktan kaynaklı sebeplerle sona erdirdiğini, sürekli bir güvensizlik ortamı oluştuğunu, diğer ortağın, şirket araçlarının mülkiyet hakkının kullanımı, kiralanması ve satışı husunda her bir işlemden öncesinde haberdar olmasına ve üzerinde kendisinden sadır imzası bulunan makbuzlar bulunmasına karşın müvekkili kötü göstermeye yönelik olarak, şirket araçların habersizce kullanımı gibi iddialarda bulunarak müvekkili öncesinde de mağdur ettiğini, müvekkili aleyhine reddedilen yukarıda mahkemesine ve numarasına yer vermiş olduğu davasını açtığını, davası reddolunduğunu, şirket hala çalışamadığını, şirket inaktif olduğunu, faaliyetleri devam edemeyecek bir hal aldığını, diğer ortak üzerine düşen asli görevleri ve borçları yerine getirmediğini, kar payı 2010 senesinden bu yana dağıtılmadığını, Yargıtay’ın şirketin sürekli olarak kâr dağıtımı yapmaması sonucu ortağın haklı nedenle ortaklıktan çıkma hakkının mevcudiyetini gösterir nitelikte Yargıtay kararları mevcut olduğunu, ortaklığın amacının imkansız hale gelmesi nedeniyle, ortaklıktan çıkma, hesaplanan tasfiye bilançosunun müvekkilinin ayrılma akçesi ile hisse payını ödemeye yetmemesi ve bunun mümkün olmaması halinde şirketin feshini talep etme zarureti hasıl olduğunu, diğer ortak kendisine düşen asli görevleri ve borçları yerine getirmediğini, bu durumun müvekkili adına ortaklıktan çıkma için haklı neden teşkil ettiğini, dava konusu limited şirketin vergi borçları yalnızca şirket ortaklarından olan müvekkili tarafından 2016'dan bu yana ödendiğini, diğer ortak kendisine düşen vergisel yükümlülükleri sürekli ödemekten kaçındığını, diğer ortağın sorumluluklarını yerine getirmemesi TTK madde 245'de hüküm altına alınan haklı nedenler niteliğine haiz olduğunu, müvekkili tarafından şirketin biriken vergi borçları 6736 Sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına İlişkin Kanun uyarınca yapılandırma kapsamına taksitler halinde ödediğini, müvekkili tarafından toplam 45.060,24 TL vergi borcu ödendiğini, şirket ortağı ... kendi payı olan üçte iki orana tekabül eden 30.040,16 TL bedelden Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanun (AATUHK) madde 35 gereğince sorumlu olduğunu, bu bedelin müvekkile iadesi taleplerinin olduğunu, iade davalı şirketten tahsil edilemiyorsa davalı hissedardan talepleri olduğunu, davalı şirketin uhdesinde yer alan tasfiye bilançosundan anılan rakamı ödemesi mümkünse davalı şirketten, değilse şirketin tasfiyesine karar verilerek davalı hissedardan hissesi oranında müvekkiline ifa taleplerinin olduğunu, şirket faaliyetlerine devam edemeyecek hale gelmiş olması yanında, diğer ortağın şirketin yönetim işlerindeki özensiz davranışları şirketi gün be gün zarara uğrattığını, şirketin fiilen çalışamaz halde olduğunu, müvekkili şirketin selameti ve devamlılığı adına şirket enstrümanlarını işletmeye çalışsa da diğer ortak tarafından bu çabaları engellendiği gibi asılsız iddialarla yıldırılmaya çalışıldığını, diğer ortak bu tutumları ile müvekkille şirket ortaklığından ayrılmaktan başka alternatif bırakmadığını, limited şirketin kurulması aşamasında müvekkili ortaklığın yanı sıra şirket müdürü olarak şirketi temsil ve ilzama yetkili olduğunu, uzun yıllar görevini ifa eden müvekkillin .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 21.06.2010 tarih ve ... Esas sayılı kararı ile münferit imza yetkisi ...'in kaldırıldığını, her iki ortağın müştereken yetkili olmasına karar verildiğini, bu husus şirketin karar alma mekanizmalarını felç etmiş olduğunu, diğer ortakla bir araya gelme imkanı artık bulunmadığını, TTK Madde 219 hükmü de ortaklığın kötü yönetildiği durumlarda kötü yönetimin haklı neden oluşturacağını gösterdiğini, müşterek imza yetkisine sahip olan ve yönetim görevlerini yerine getirmeyen ...'in basiretsizlik, iktidarsızlık ve ağır ihmal teşkil eden tutumları haklı neden sayıldığını, alınan karar neticesinde müşterek imza yetkisine sahip olan diğer ortak ... alınacak kararlarda şirket eylemlerinde imza yetkisini kullanmaktan kaçındığını, şirketin devamlılığı adına müvekkili yönetim işlerini idare etmeye çalışsa da müştereken yetki söz konusu olduğundan ötürü çabaları sonuçsuz kaldığını, ortaklar arası güven ilişkisi zedelendiğini, diğer ortak dürüstlük kurallarına aykırı tutumlarda bulunduklarını, ... haksız rekabet gerekçesi ile müvekkiline dava açtığını, .... Asliye Ticaret Mahkemesi ... esas sayılı dosya ile taraflar arasındaki husumet Yargıtay 11. Hukuk Dairesinde görüşülmüş olup 2020/6136 esas ve 2022/600 karar numaralı Yargıtay ilamı ile müvekkilin haklılığı ispatlandığını, limited şirket ortaklığından çıkma taleplerinin kabulü ile tasfiye bilançosun göre hesap edilecek ayrılma akçesinin taraflarına verilmesini, talepleri uyarınca müvekkili esas sermaye payının gerçek değeri esas alınarak hesaplanacak olan ayrılma akçesinin müvekkiline ödenmesi hukukun gereği olacağını, davalının müvekkili aleyhine yapacağı tasarrufları engellemek ve adına kayıtlı taşınır ve taşınmazlarının 3. kişilere devrinin önlenmesi amacıyla müvekkilinin hukuki menfaatleri adına teminatsız olarak ihtiyati tedbir kararı verilmesini ve davalıya ait taşınmaz ve araçları ile ilgili satışların önlenmesi adına ihtiyati tedbir kararı verilmesini, TTK m.638/2 hükmünde Mahkeme tarafından istem üzerine, dava süresince, davacının ortaklıktan doğan hak ve borçlarından bazılarının veya tümünün dondurulmasına veya davacı ortağın durumunun teminat altına alınması amacıyla diğer önlemlere karar verilebileceğinin düzenlendiğini, davanın kabulünü, müvekkilinin haklı sebeple ortaklıktan ayrılma talebinin kabulünü, tasfiye işleminin davacı hissesinin diğer hissedar davalı tarafından reel değeri karşılığında satın alınmasını, bu bedelin TTK'nın 636 vd. maddelerine göre esas sermayeyi aşan şirket malvarlığından ödenmesini, ortaklıktan çıkma sonucu müvekkilinin hak kazandığı ayrılma akçesinin ve güncel tasfiye bilançosunun hesaplanması adına bilirkişi incelemesi yapılmasını, bilirkişi incelemesi neticesi belirlenecek ve müvekkili tarafından ... yıllarına dair, diğer hissedarın kusurundan dolayı müvekkili tarafından tek başına ödenmiş toplam 45.060,24 TL vergi borcunun, şirket ortağı davalı ...'in kendi payı olan üçte iki orana tekabül eden 30.040,16 TL tutarından, AATUHK madde 35 gereğince sorumlu olduğu kabul edilerek, müvekkili şirketin en son ... tarihinde tespit edilen dosyada mübrez bilirkişi kıymet takdirine göre şimdilik 29.493,385-TL olan hisse payı ile birlikte yapılacak bilirkişi hesabına kadar şimdilik toplam 59,533,51-TL'nin tasfiye bilançosuna göre taraflarına davalı şirketin bilançosu yeterli ise buradan ödenmesini değilse davalı ... tarafından ödenmesini, (1) ve (2.) no.lu taleplerinin kabulü maddi yönden fiziken imkansız/ mümkün olmadığı takdirde terditli olarak şirketin fesih ve tasfiyesine karar verilmesini, tasfiye sonucu ortaya çıkacak alacağın dava tarihinden itibaren banka reeskont oranında faiziyle tahsilini, ihtiyati tedbir taleplerimizin kabulünü, TTK madde 638/2 hükmü gereği dava süresince, müvekkilinin ortaklıktan doğan hak ve borçlarından, şirkete olan yükümlülüklerinin ve sözleşme ile düzenlenen rekabet yasağının dondurulmasını, faal olmayan davalı şirketin ek ödeme ve tüm yan edim yükümlülüklerinin dondurulmasını, davalı şirketin, şirketin malvarlığını azaltacak nitelikteki işlemlerinin, şirket mallarının devrine ilişkin işlemlerinin dondurulmasına karar verilmesini dava etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde: Davacının muhtemel talepleri zamanaşımına uğradığını, zamanaşımı defii ileri sürdüklerini, müvekkili ..., davalı... ve ... bir araya gelerek 26.06.2006 tarihli ticaret sicil gazetesi ilanı ile ... ... ...Tic.Ltd.Şti. Kurduklarını, 2007 yılında ...’ın şirketteki payını müvekkili ...’e devrederek ortaklıktan ayrıldığını, böylelikle şirkette 2/3 sermaye payı müvekkili ...’e, 1/3 sermaye payı...’de olacak şekilde bir pay ortaya çıktığını, Limited Şirkete müdür olarak davacı... atandığını, halen... şirketin müdürü sıfatına haiz olduğunu, şirket ticari faaliyetlerine devam ederken ... ... ...Tic.Ltd.Şti.’nde müvekkili ...’in, ...’in 5-6 aydır aynı alanda faaliyet gösteren başka bir şirket kurduğunu öğrendiğini, işin doğruluğunu araştırdığında 24 Haziran 2009 tarihinde ticaret sicili gazetesine vermiş olduğu ilanla ... ... ...Tic.Ltd.Şti.’nin kurulduğunu, ilgili ilanla davacı...’in şirkete müdür olduğunu fark ettiğini, şirketin söz konusu son 5-6 aylık süreçte bununla bağlantılı iktisaden gerileme yaşadığını sebebinin de sonrasında davacı...’in kurduğu bu şirket üzerinden ticaret hayatına devam ettiğini, ... şirketini devredışı bırakmaya çalıştığı anlaşıldığını, davacı..., yeni bir şirket kurmakla kalmayıp, ... ... ...Tic.Ltd.Şti. tüzel kişiliğine ait 1 adet jeneratör kamyon ve 1 adet panelvanı müdür olması sebebiyle üzerine verilen imza yetkisini kötüye kullanarak yeni kurmuş olduğu ... ... ...Ticaret Ltd Şti üzerine geçirdiğini, ... ... ...Tic. Ltd. Şti. üzerinde görünen başka kamyonları da 2009 Temmuz ayından beri müvekkilinin haberi olmadan hiçbir bedel ödenmeden kendi şirketinde çalıştırdığını şifahen öğrenildiğini, davalının imza yetkisini kötüye kullanarak yaptığı işlemlerin, menkul mal devirlerinin ve şirket araçlarını haksız olarak kendi kurduğu şirket bünyesinde kullanmasının önüne geçilmesi amacıyla, mahkemeye başvularak ....Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 21.06.2010 tarih ve 2009/.... Esas sayılı kararı ile münferit imza yetkisi alındığını, davacının mevcut şirketi daha da zarara uğratmasının önüne geçilmeye çalışıldığını, davacının dava dilekçesinde iddia ettiği gibi şirketin işleyişini engellemek maksatlı olarak bu karar alınmadığını, şirketi davacının sorumsuz ve şirketin içini boşaltıcı davranışlarından korumak maksadıyla alındığını, davacı artık tek başına işlem yapamayacak ve şirketin sahip olduğu kamyon vb araçları kendi şirketine bedelsiz olarak kiralayamayacağını, davacı tüm bu hususları bildiği halde sırf mahkemeyi yanıltmak için şirketin işleyişinin engellendiğini iddia ettiğini, şirket defterlerinin incelenmesi ile de ... şirketinin, davacının sahibi olduğu diğer ... şirketi ile olan ticari münasebeti görüleceğini, TTK'nın Rekabet Yasağı başlıklı 547.maddesinde “Müdür olan bir ortak, diğer ortakların muvafakati olmadan şirketin uğraştığı ticaret dalında ne kendi ve ne de başkası hesabına is göremeyeceği gibi başka bir işletmeye mesuliyeti tahdit edilmemiş ortak, komanditer ortak veya Limited şirketin azası sıfatıyla iştirak dahi edemez. Bu yasak, mukaveleye konacak hükümle bütün ortaklara teşmil edilebilir” hükmü yer aldığını, davacı... de tam olarak bu şekilde müvekkilinin izni ve bilgisi olmaksızın kendine aynı ticaret dalında iştigal eden başka bir şirket kurduğunu, şirketin müdürü olarak ... şirketinin kamyon panelvan gibi araçlarını bedava kullanarak gelir elde etmiş, müvekkili ve ... şirketini zarara uğrattığını, bu hususun mahkeme kararı ile de ispatlandığını, davacı taraf, mahkemeyi yanıltmak için açılan davanın kaybedildiğini iddia etmişse de, davacının TTK'da yer alan haksız rekabete aykırılık teşkil eden davranışları nedeniyle şirketin ve dolayısıyla diğer ortak müvekkilin de zarar etmesine neden olduğu, bu nedenle söz konusu haksız rekabet işlemleri çerçevesinde şirketi uğrattığı zararların tazmini için ....Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 20.10.2016 tarih ve ... Esas ... Karar sayılı ilamı ile toplamda 182.960,42 TL kar kaybının davalı...'den alınarak ortağı olduğu ... ... ...Ticaret Limited şirketine ödenmesini, 25.530,00 TL araç satış zararının davalı...'den alınarak davacının ortağı olduğu ... ... ...Ticaret Limited Şirketine ödenmesine karar verildiğini, İstanbul BAM 12.Hukuk Dairesi kararı ile tazminat miktarında indirim yaptığını, takdiren 13.333,33 TL ödenmesine karar verdiğini, temyiz mahkemesince de başvurular reddolunduğunu, davacının haksız rekabete ilişkin eylemleri mahkemece de sabit görüldüğünü, bu açıdan asıl ortaklar arasında güven ilişkisini bitiren kimse davacı... olduğunu, davacının şahsından kaynaklanan eylemlerle şirket çalışamaz hale geldiğini, kar edemediğini, ortada dağıtılacak bir kar payı da bulunmadığını, davacı bu açıdan kendisine ortaklıktan ayrılmak için bahaneler üretmeye çalıştığını, kendisi şirketi işleyemez hale getirerek şirketin zarar etmesine hatta fiilen çalışamaz hale düşmesine, şirketi sadece kağıt üzerinde aktif olarak gözüken içi boş bir firmaya dönüştürdüğünü, davacı, şirketi kendi eylemleri ile adeta batırdığını, müvekkili her ne kadar buna engel olmaya çalışmışsa da iş işten geçtiğini, davacının yetkileri sırf şirketi daha fazla zarar ettiremesin diye kısıtlandığını, kar payı da davacı şirketi zarar ettirdiği için dağıtılamadığını, davacı ayrılma isteğinin haklı ve somut nedenlere dayandığından bahisle ayrılma akçesi talep ettiğini, şirketin tasfiyesini talep ettiğini, iki talebin de reddinin gerektiğini, öncelikle şirket her ne kadar işlevsiz hale davacı tarafından getirilmişse de, davacı ... şirketine olan ve mahkemece de ispatlanan borcunu ödememek için adeta kaçmak istediğini, uzun süredir şirketin çalışmadığını, şirket amacının imkansız hale geldiğini, şirketin tasfiye edilerek ayrılma akçesinin şirket tarafından, bu olmadığı takdirde diğer ortak olan müvekkili tarafından ödenmesini talep ettiğini, şirketin davacıdan alacağının olduğunu, şirketin bu bakımdan tasfiye edilerek alacağı bertaraf edilmeye çalışıldığını, davacının şirkete olan borcunu faizi ile ödemesi gerektiğini, davacıda bunu çok iyi bildiği için şirketi tasfiye etmek istediğini, yada kötü ihtimalle parasını alarak kaçmak amacında olduğunu, mahkemenin bu talebinin reddetmesinin gerektiğini, davacının şirket ortaklığından ayrılma sebepleri haklı gerekçelere dayanmadığını, tüm ileri sürdükleri iddiaların reddini, şirket ortağı olarak devam etmesine karar verilmesinin gerektiğini, ...’in Mesul müdür olarak görev yaptığı sırada aynı iş kolunda faaliyet gösteren rakip firma ... lehine yaptığı ticari ilişkilerin haklı olarak ... ... ...Tic.Ltd.Şti.’ni doğrudan ilgilendirdiği, şirketin faaliyet konularıyla birebir örtüşen ticari ilişkiler yapılmış bulunduğu, şirket kayıtları incelendiğinde şirketin kuruluşundan, davacının haksız rekabet teşkil eden davranışlarının başladığı tarihe kadar ve bu tarihten sonraki kar oranlarındaki farklılığın net bir şekilde ortaya çıktığı, basit bir mantıksal çıkarımla da kabul edilebilecek üzere, müdürlük sıfatından gelen bazı ticari sırların, müşteri çevresinin ortağı olduğu ... lehine kullanılması/kaydırılmasının, muhtemel ihaleleri ticari bağlantıları ... aleyhine kaybettirmesine, sonuç olarak ... tüzel kişiliğinin ticari alanda bir çok yönden zarara uğramasına sebebiyet verdiği, davacı...’in müdür olarak ... ... ...Tic.Ltd.Şti. bünyesinde tüm mesaisini sadakat ve dürüstlük kuralları çerçevesinde şirket için hasretmesinin bir amaç olması gerekirken ticari ahlaka uymayan bu davranışlarından dolayı gerçekleşen telafisi imkansız zararların doğduğu yargı kararları ile de sabit olduğunu, davacının bir diğer iddiasının müvekkilinin kendisine düşen görevleri yerine getirmediğini, söz konusu ....Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı davası açılmasından önce de, şirket davacı tarafından batık hale düşürüldüğünden ortada düzgün işleyebilecek bir şirket yapısı kalmadığını, bu süreçte, taraflar husumet halinde olduğunu, dava süreçleri de devam ettiğinden bir araya gelip karar alma olanağı bulunmadığını, kendisine başka bir şirket kurarak ... şirketinin fena halde zarar etmesine sebep olan davacının ne derece ... şirketini önemsediği ve kendisine ait görevleri yerine getirdiği muamma olduğunu, davacı da bugüne kadar hiçbir surette kendisine düşen kanuni ödevleri ve en önemlisi sadakat borcunu ifa etmediğini, ne zamanki vergi borcunu ödemek zorunda kaldığını, şirketi tasfiye etme derdine düştüğünü, bir diğer amacının da borcunu ödemeden kaçabildiğini, davacı bunca yıl sonra ortaya çıkan vergi borcunu bir şekilde ödemek zorunda kaldığını, bu davayı ikame ederek şirketin ödemesi gereken ama ödeyemediği vergi borçlarının kendisine rücuen iadesini talep ettiğini, limited şirket borçlarından tüm malvarlığı ile sorumlu olduğunu, limited şirketin ortaklarının sorumluluğu ise, taahhüt ettikleri sermaye payı oranında ve yalnızca şirkete karşı olduğunu, TTK madde 128 f. 1’de; tüm ticaret şirketleri bakımından, ortakların şirket sözleşmesiyle koymayı taahhüt ettikleri sermayeden dolayı şirkete karşı borçlu oldukları hükmü bulunduğunu, TTK madde 573 f. 1 gereğince de ortaklar, şirket borçlarından sorumlu olmadığını, sadece taahhüt ettikleri esas sermaye paylarını ödemekle ve şirket sözleşmesinde öngörülen ek ödeme ve yan edim yükümlülüklerini yerine getirmekle yükümlü olduğunu, AATUHK m.35 bu açıdan bir istisna olduğunu, şirket ortaklarının da kamu borçlarından dolayı eğer söz konusu borcun şirketten tahsil edilemeyeceği açıksa, ikincil derecede sorumlu olacağını düzenlediğini, ortağın bu borcu, onun limited şirkete karşı taahhüt ettiği veya ödediği sermaye borcundan bağımsız bir borç olduğunu, öncelikle kamu alacaklısı kurum, öncelikle limited şirketin malvarlığına başvuracak, şirketin malvarlığından kamu alacağının tahsil edilemeyen miktarınca, ortakların şahsi malvarlığına başvurulabileceğini, bir limited şirket ortağını kamu borcu nedeniyle takip edilebilmek için, şirketin kamu borcunun tahsil imkânsızlığının sabit olması ve bu imkânsızlığın tespitinin de kesin hukuki esaslara dayanması gerektiğini, öncelikle bu tarz bir araştırmanın yapılması gerektiğini, davacı taraf, söz konusu tahsil imkansızlığını kendi yarattığını, hakkaniyet gereğince kusuru nedeniyle vergi borçlarından da sorumlu olması gerektiğini, davacı bu tarz bir borcunu şirketten tahsil edemeyeceğini bildiği için davalı müvekkilinden kasten istendiğini, müvekkili hiçbir surette limited şirket ortağı olarak sorumluluklarını yerine getirmekten kaçınmadığını. davacı tarafın iddia ettiği gibi müvekkilinin şirketin yönetim işlerinde özensiz davranışları da olmadığını, davacının tek gayesinin zarar ettirdiği şirket üzerinden nasıl olur da para kopararak ayrılabilirimden başka birşey olmadığını, müvekkili söz konusu ... şirketinin zarara düşmesinden kati suretle mesul olmadığını, dava süreci sonrasında da, davacı şirketle ilgilenmemiş hiçbir karar alınması için teklif sunmamış, hiçbir suretle şirketle ilgili en ufak detayla bile uğraşmadığını, davacının iddia ettiği gibi müşterek imza yetkisine sahip olan müvekkili ... kasten şirketi kilitleyecek eylemlerde bulunmadığını, ortada zaten fiilen çalışan ve ticaret hayatına devam eden bir şirket de olmadığından iki taraf da yıllar boyunca birbiri ile iletişime geçmediğini, müvekkile ve müdür olduğu şirkete sadakatsiz davranışlarda bulunan bir kimse ile ortaklık ilişkisi ne derece devam ettirilebildiğini, takdir mahkemenin olduğunu, ortaklar arasındaki güven ilişkisi tamamen davacıdan kaynaklanan eylemlerden dolayı bozulduğunu, müvekkili şirket yönetimi ile ilgili kritik meseleleri diğer ortak olan davacıya bırakarak kendisini müdür tayin ettiğini, ortak olarak ticaret hayatına devam ettiğini, davacı dürüstlük ve sadakat kurallarına aykırı davrandığını, mahkeme kararı ile sabit olduğunu, ortaklık ilişkisi davacının sadakatsiz eylemleri nedeniyle hasar aldığını, şirket iflas etme noktasına getirildiğini, davacının çabası borcunu ödemekten kaçınmak olduğunu, ortaklıktan çıkmasına ilişkin talebinin ve dolayısıyla ayrılma akçesi talebinin de reddi gerektiğini, şirkete ödemekle yükümlü olduğu bedeli de ödememek için şirketin tasfiyesi ile bu alacağı da bertaraf etmeye çalıştığını, dolayısıyla şirketin tasfiyesi talebinin de reddinin gerektiğini, şirketin alacaklarının mevcut olduğunu, bu aşamada tasfiye edilmesinin mümkün olmadığını, davacının tüm taleplerinin reddinin gerektiğini, davanın vergi borcunun rücuen tazmini talebinin zaman aşımından dolayı usulden reddini, vergi borçlarının doğmasına kendi kusurlu eylemleri neden olmuş olması nedeniyle, müvekkile atfedilecek herhangi bir kusur bulunmaması nedeniyle rücu talebinin esastan reddini, davacının ortaklıktan çıkma ve ayrılma akçesi talepleri haklı olmadığını, söz konsu taleplerinin reddini, terditli olarak ikame edilen şirketin feshi ve tasfiyesi talebinin, söz konusu şirketin alacakları olması, davasının şirkete borcunun olması ve alacakları bertaraf etmek amacıyla kötü niyetli olması nedeniyle reddini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, terditli olarak açılan ortaklıktan çıkma ve şirketin feshi davasıdır.
Taraflar arasındaki ihtilaf davacının şirket ortaklığından çıkması için dava dilekçesinde belirtilen hususların haklı sebepler olup olmadığı, çıkma talebinin kabul görmesi halinde ayrılma akçesinin ne kadar olduğu, davacı hisse payının TL olarak ne kadar olduğu, davacı tarafından ödendiği beyan edilen toplam 45.060,24 TL vergi borcundan davalının payına düşen miktarın ve davacı hisse payının davalıya ödenmesi talebinin yerinde olup olmadığı, ortaklıktan çıkma talebinin kabul görmemesi halinde davalı şirketin fesih koşullarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplanmıştır.
Bilirkişi heyeti tarafından hazırlanan 19/02/2025 tarihli üst yazısı ile sunulan bilirkişi raporunda: "Mahkemece tesis edilen ara kararında tarafımıza tevdii edilen görev; tarafların iddialarının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun ("TTK") 638. maddesi göz önünde bulundurularak davacı tarafın ortaklıktan çıkma talebinin veya şirketin feshinin haklı sebeplerinin bulunup bulunmadığının tespiti ve raporun sunum tarihine yakın çıkma payının belirlenmesi açısından inceleme yapılmasıdır. Davacının da dava dilekçesinde yer alan taleplerinden birini şirketten haklı sebeple çıkma talebi teşkil etmektedir.
Somut olay verileri değerlendirildiğinde ortaklar arasındaki güven ilişkisinin ciddi biçimde zarar gördüğü, tarafların birbirlerine davalar açtıkları görülmektedir. Davacı aynı konuda iştigal eden bir başka şirket kurmuş ve bu şirkette müdürlük görevini deruhte etmiştir. Şirket uzun yıllardır kâr payı dağıtmamaktadır ki, bu nihai amaç olan kâr elde etmek ve paylaşımıyla uyumlu değildir. Ancak şirketin neden kâr payı dağıtmadığı tam olarak anlaşılmamaktadır. Bunun gerekçesi kâr elde edememek olabileceği gibi kâr elde edilmesine rağmen dağıtılmaması olabilir. İkinci olgu çoğunluk pay sahibinin iradesinin tecellisidir. Ancak ilk olgunun sebepleri muhtelif olabilir; eğer gelir elde edememe ve dolayısıyla kâr (payı) oluşmaması davalının iddia ettiği gibi davacının kurduğu şirkete iş ve müşteri aktarması ise bu halde davacının bu iddiası kendi kusurundan mütevellit olduğu için hukuken dinlenmez. Diğer yandan şirketin yıllardır gayri faal olduğu anlaşılmaktadır. Tüm bu olgulardan ortaya çıkan sonuç affectio societatis unsurunun zedelendiği ve ortakların arasındaki güven ilişkisinin sona erdiğidir. Şirket sözleşmesi için kurucu unsur olan affectio societatis unsurunun zedelenmesi durumunda şirketin temelinden sarsıldığı ve o ortaklık ilişkisinin tekrardan aynı özellikleri muhtevi biçimde ihyasının fevkalade zor ve imkansız olduğudur ki, bu halde ortaklık ilişkisinin çözülmesi en yakın uygulanma ihtimali bulunan olasılık şeklinde kristalize olmaktadır.
Kanun koyucu TTK m. 202, m. 493, m. 641 gibi pek çok maddede "gerçek değer" ifadesine atıf yapmış olmakla birlikte, bu değerin ne olduğunu ortaya koymuş değildir. Nitekim TTK'daki gerçek değer ifadesinin geçtiği birçok yerden birisi olan TTK m. 493'ün Gerekçe'sinde aynen "Tasarı "gerçek değer"i tanımlamamayı tercih etmiştir. Tanım öğreti ile içtihata bırakılmıştır. İsviçre'de ve 6762 sayılı Kanunun 418 inci maddesi sebebiyle Türk doktrininde söz konusu değerle, aktiflerin olası satış değerinin, kapitalizasyon değerinin ve işletme iktisadının kabul ettiği şirketin tüm varlıklarını temel alan diğer değerlerin ifade edildiği savunulmuştur. Bu değer, tasfiye değerinin üstündedir. Çünkü yaşayan bir şirketin değeridir." denilmektedir.
Hukuki tavsifi ve nihai değerlendirmesi mahkemeye ait olmak üzere, yukarıda arz ve izah olunan gerekçelerle olan affectio societatis unsurunun zedelendiği, yıllardır gayri faal halde bulunan şirketin feshine karar verilmesinin mümkün olacağı yolundaki kanaatimizi saygı ile bilgilerinize sunarız." şeklinde raporlarını sunmuşlardır.
Yapılan yargılama sonucuna göre; dava davacının ortağı olduğu, davalı olan şirketteki ... ... ...Ticaret Ltd. Şti ortaklığından çıkmasına izin verilmesi, bu mümkün görülmedğii takdirde şirketin feshine karar verilmesi talepli olarak açılmıştır.
TTK m. 638/2 ye göre "Her ortak, haklı sebeplerin varlığında şirketten çıkmasına karar verilmesi için dava açabilir. Mahkeme istem üzerine, dava süresince, davacının ortaklıktan doğan hak ve borçlarından bazılarının veya tümünün dondurulmasına veya davacı ortağın durumunun teminat altına alınması amacıyla diğer önlemlere karar verebilir."
Haklı sebeple limited şirket ortaklığından çıkma TTK m. 638/2 kapsamında düzenlenmiş olmakla birlikte hangi hallerin haklı sebep sayılacağı hususunda limited şirketler özelinde bir düzenleme bulunmamaktadır. Haklı sebebin kaynağı bir ortağa ilişkin olabileceği gibi, ortaklar arası ilişkiler ya da ortaklığın iç işleyişi de olabilir. Somut olayın özelliklerine göre yapılacak değerlendirmeye göre olguların ortaklık ilişkisini çekilmez hale getirip getirmediği, ortaklıktan çıkma için haklı sebep teşkil edip etmediği mahkememizce takdir edilecektir.
Bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere haklı sebep kavramının içinin doldurulmasında şahıs şirketlerindeki gibi "ortaklığın kuruluşuna yol açan fiili ve kişisel sebeplerin ortadan kalkması", "ortaklığın amacının veya işletme konusunun gerçekleşmesinin imkânsız hale gelmesi", "ortakları bir arada tutan güven ilişkisinin bozulmasının" kural olarak haklı sebep teşkil etmeyeceği, buna mukabil haklı sebebin "pay sahibinin haklarının ihlali ve haklı menfaatlerinin zarar görmesi" ve "bu durumun azınlık pay sahibi için ortaklığın devamını çekilmez kılması" şeklinde belirmek mümkün olduğu yönünde görüşler bulunmaktadır. Kazanç sağlamak ve bunu ortaklar arasında paylaşmak amacı ile kurulan şirketlerde bu amacı engelleyen, zorlaştıran, azaltan veya ortadan kaldıran davranış, tutum, olaylar veya şartlar, şirketi sona erdiren haklı sebeplerdir. Bu bağlamda şirketler hukukunda pek çok tarif verilmekle birlikte, en veciz ve yalın şekliyle "haklı sebep", "dürüstlük kuralı (TMK m. 2) çerçevesinde taraflardan o ortaklık ilişkisine devam edilmesinin kendilerinden beklenilemeyeceği haller" olarak tanımlanabilir.
Fesih davası ise limited şirketlerde de son çare olarak kabul edilmiş olup, TTK m. 636'da düzenlenmiştir. Buna göre de çıkma talebi öncelikle değerlendirecek ve çıkma ile şirketin düzeninin devam ettirilmesinin mümkün olması halinde çıkma kararı verilecektir. aksi halde fesih davasıyla şirketin feshi ve tasfiyesine karar verilecektir.
Dosya içindeki bilgi ve belgelere göre 26.06.2006 tarihli ticaret sicil gazetesi ilanı ile davalı ... ... ...Tic.Ltd.Şti. kurulmuş, 2007 yılında ...’ın şirketteki payını davalı ...’e devretmiş ve şirketin 2/3 payı davalı ...’e, 1/3 payı...’de olmuştur. Şirkete müdür olarak davacı... atanmıştır.
Şirket ticari faaliyetlerine devam ederken, davacı... aynı alanda faaliyet gösteren ... ... ...Tic.Ltd.Şti.’ni kurmuş vve müdür olarak bulunmuştur. Davacı...'in ... ... ...Tic.Ltd.Şti. tüzel kişiliğine ait 1 adet Jeneratör kamyon ve 1 adet panelvanı müdür olması sebebiyle üzerine verilen imza yetkisini kötüye kullanarak yeni kurmuş olduğu ... ... ...Ticaret Ltd Şti üzerine geçirdiği, davalı ... ... ...Tic. Ltd. Şti. üzerinde görünen başka kamyonları da 2009 Temmuz ayından beri davalı ...'in haberi olmadan hiçbir bedel ödenmeden kendi şirketinde çalıştırdığı iddialır kapsamında, davacının imza yetkisini kötüye kullanarak yaptığı işlemlerin, menkul mal devirlerinin ve şirket araçlarını haksız olarak kendi kurduğu şirket bünyesinde kullanmasının önüne geçilmesi için yapılan başvuru üzerine ....Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosyasında imza yetkisine ilişkin tedbir kararı verilmiştir. Yine TTK'da yer alan haksız rekabete aykırılık teşkil eden davacı davranışları nedeniyle şirketin ve davalının zarar etmesine neden olduğu, bu nedenle söz konusu haksız rekabet işlemleri çerçevesinde şirketi uğrattığı zararların tazmini için ....Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 20.10.2016 tarih ve ... E. ... K. Sayılı ilamı ile 182.960,42 TL kar kaybının davalı...'den alınarak ortağı olduğu ... ... ...Ticaret Ltd Şti'ne ödenmesine, 25.530,00 TL araç satış zararının davalı...'den alınarak davacının ortağı olduğu ... ... ...Ticaret Ltd Şti'ne ödenmesine, karar verilmiş, kararın istinaf edilmesi üzerine İstanbul BAM 12.Hukuk Dairesi kararı ile tazminat miktarında indirim yapılmış ve takdiren 13.333,33 TL ödenmesine karar verilmiştir.
TTK’nın Rekabet Yasağı başlıklı maddesi, yukarıda belirtilen mahkeme dosyaları ve ortaklık ilişkileri birlikte değerlendirildiğinde davacının davalı ortağın izni ve bilgisi olmaksızın kendine aynı ticaret dalında iştigal eden başka bir şirket kurduğu, şirketin müdürü olarak ... şirketinin kamyon panelvan gibi araçlarını bedava kullanarak gelir elde ettiği, davalı ortağı ve şirketi zarara uğrattığı, taraflar arasında güven ilişkisinin zedelendiği, ortaklığın devamının mümkün görülmediği kanaatine varılmıştır.
Davacının yukarıda belirtilen ve mahkeme dosyalarına da konu olan kusurlu eylemleri sebebi ile ortaklıktan çıkarılma talebi her ne kadar haklı görülmemiş ise de, terditli olarak açılan şirketin feshine yönelik talebinin kabulü gerekmiştir. Zira şirketin feshi terditli olarak ta olsa davacı tarafından istenilmiştir. Her ne kadar davalı ortak bahsi geçen mahkeme dosyaları ile şirketin ve kendisinin uğradığı zararlar için harekete geçmiş ise de, bu dosyalarda lehine kararlar verilmiş olmasına rağmen ve şirketin 2/3 lük hissesi kendisinde olmasına rağmen işbu davanın açıldığı yaklaşık 5-6 yıllık süreçte şirketin yetkilerinin kendisi tarafından kullanılması, şirketin aktif olarak ticari faaliyetine devam etmesi adına bir işlem ve talepte bulunmadığı da dikkate alınarak, şirketin ticari hayatına faal olarak devam etmesini istediğine dair mahkememizde kanaat oluşmamış ve ortaklar arası ilişkilerin bozulmuş olması da dikkate alınarak şirketin feshine ve tasfiyesine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
1-Davanın (terditli talep uyarınca) kabulü ile, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nde kayıtlı ... ... ...TİC. LTD. ŞTİ.'nin 6102 sayılı yasanın 636/3maddesi uyarınca FESHİNE ve TASFİYESİNE,
2-Tasfiye memuru olarak bilirkişi listesinde kayıtlı SMMM Murat Kutanoğlu'nun atanmasına,
3-Karar kesinleştiğinde, kararın Ticaret Sicil'de tescil ve ilanına, tasfiye memurunun işe başlatılmasına,
4-Tasfiye memurunca TTK'nun 540. Madde gereğince tasfiyenin tamamlanmasına,
5-Tasfiye memuruna tasfiye işlemleri için 20.000,00 TL ücret taktirine, karar kesinleştiğinde şimdilik davacı tarafça mahkeme veznesine yatırılmasına ve tasfiye memuruna ödenmesine, bu ücretin ileride tasfiye aşamasında hisse oranlarına göre ortaklara paylaştırılmasına,
6-Karar harcı 615,40 TL 'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70 TL harcın davalıdan tahsili ile hazine adına irad kaydına,
7-Davacı tarafından peşin olarak yatırılan 80,70 TL başvurma harcı, 80,70 TL peşin harç ve 11,50 TL vekalet harcı olmak üzere toplam 172,90 TL harcın davalıdan tahsili ile davacı taraf ödenmesine,
8-Davacı tarafından yapılan 730,00 TL tebligat ve müzekkere gideri, 10.500,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 11.230,00 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine,
9-Davalı tarafından yapılan bir yargılama gideri olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
10-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T'deki esaslara göre belirlenen 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
11-Arabuluculuk Ücret Tarifesi uyarınca hazine tarafından karşılanan 1.560,00 TL arabuluculuk ücretinin davalı taraflardan tahsili ile hazine adına irad kaydına,
12-Karar kesinleşene kadar yapılacak yargılama giderlerinin davacı gider avansından karşılanmasına, karar kesinleştikten sonra bakiye gider avansının istek halinde davacıya iadesine,
Dair, HMK 345 maddesi uyarınca kararın taraflara tebliğ edildiği tarihten başlayarak iki hafta içinde HMK 342 maddesi gereğince düzenlenmiş dilekçe ile HMK 343 maddesi uyarınca mahkememize veya başka bir mahkemeye yapılacak başvuru ile HMK 341/1 maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olarak davacı vekili yüzüne karşı, davalı tarafların yokluklarında oy birliği ile verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 12/06/2025
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır