T.C.
İSTANBUL
12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2022/796 Esas
KARAR NO :2025/571
DAVA:Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:28/09/2022
BİRLEŞEN İSTANBUL 12. ATM 2022/... ESAS SAYILI DOSYASI
DAVA TARİHİ:06/10/2022
KARAR TARİHİ:18/07/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 19.08.2021 tarihinde sürücü ... idaresindeki .... plakalı araç ile ... plakalı davalı sigorta şirketinin sigortalısı arasında maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, söz konusu kazada ... Plakalı aracın kusurlu olduğunu, davacının ise işbu kazada kusuru bulunmadığını, Karayolları Trafik Kanunu madde 99'a göre; “ Sigortacılar, hak sahibinin zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarıyla belirlenen belgeleri, sigortacının merkez veya kuruluşlarından birine ilettiği tarihten itibaren sekiz iş günü içinde zorunlu mali sorumluluk sigortası sınırları içinde kalan miktarları hak sahibine ödemek zorundadırlar.” davacının 18.05.2021 tarihinde davalı-borçlu sigorta şirketine başvuru yapılmış olmasına rağmen sigorta şirketinin kanunun emrettiği 8 iş günü içerisinde ödemekle zorunda olduğu tazminatı ödemediğini, davacının haklarını (tazminatını) sebepsiz yere ödemeyerek ihlal ettiğini, ödemekle zorunlu olduğu tazminatı sürümcemede bırakarak sebepsiz zenginleşmeye gittiğini, tahsil etmeleri gereken tazminat alacağının yasal süresinde tahsil edilemediğini, alacağın zamanında tahsil edilememesinden ve avans faizini aşan zararın ortaya çıkmış olması sebebiyle aşkın zarar taleplerine ilişkin huzurdaki davayı açma zarureti doğduğunu, davacının borcu tahsil etmek amacıyla borçluyu temerrüde düşürdüğünü, ancak borcunu 26.05.2022 tarihinde icra kanalı ile tahsil edebildiğini, davacının davalıdan talep ettiği değer kaybı tazminatının temerrüde düşürdüğü tarihteki alım gücü ile tahsil edeceği tarihteki alım gücünün de aynı olmayacağını ve davacının zarara uğrayacağını, dosyada tahsil edilen faizi ile alacaklı davacının zararını karşılar nitelikte bir bedel olmadığını, bu nedenlerle davanın kabulüne, davacının alacağını zamanında tahsil edememesinden kaynaklanan belirsiz olan munzam zararının şimdilik 500,00 TL'sinin davalıdan avans faizi ile tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı yana tahmiline karar verilmesini talep ve dava ettiği görüldü.
CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalı tarafından cevap dilekçesi sunulmadığı anlaşıldı.
BİRLEŞEN İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN 2022/... ESAS SAYILI
DOSYASI
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 04.05.2021 tarihinde müvekkilin maliki bulunduğu ... plakalı aracın, davalı sigorta şirketi nezdinde sigortalı bulunan ... plakalı araç ile tarihinde karışmış oldukları maddi hasarlı trafik kazasında dava dışı karşı taraf sürücüsü asli kusurlu olduğu, Karayolları Trafik Kanunu madde 99 Sigortacılar, hak sahibinin zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarıyla belirlenen belgeleri, sigortacının merkez veya kuruluşlarından birine ilettiği tarihten itibaren sekiz iş günü içinde zorunlu mali sorumluluk sigortası sınırları içinde kalan miktarları hak sahibine ödemek zorunda oldukları, Müvekkil için davalı-borçlu sigorta şirketine başvuru yapılmış olmasına rağmen sigorta şirketi kanunun emrettiği 8 iş günü içerisinde ödemekle zorunda olduğu tazminatı ödemediği, müvekkilin haklarını(tazminatını) sebepsiz yere ödemeyerek ihlal ettiği, ödemekle zorunlu olduğu tazminatı sürümceme de bırakarak sebepsiz zenginleşmeye gittiği, tahsil etmeleri gereken tazminat alacağı yasal süresinde tahsil edilemediği, alacağın zamanında tahsil edilememesinden ve faizi aşan zararın ortaya çıkmış olması sebebiyle aşkın zarar talebine ilişkin huzurdaki davayı açma zarureti doğduğu tüm bu nedenlerle Müvekkilin alacağını zamanında tahsil edememesinden kaynaklanan belirsiz olan munzam zararının şimdilik 500,00 TL'sinin davalıdan avans faizi ile tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı yana tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;Davacı yanın davanın açıldığı tarihte davalı müvekkilin ödemekle yükümlü oldugu miktarın belirli olduğunu ancak yargılamanın uzun sürmesi sebebiyle hüküm altına alınan miktarın gerçek zararı karşılamadığını iddia ettiği ve munzam zararı talep ettiği, Davacı vekilinin talep konusu hem teminat dışı olup hem de yargılamanın uzun sürmesi müvekkil sirketin kusuruymus gibi atıf yapılarak zarardan müvekkil şirketin sorumlu tutulması kabul edilemediği tüm bu nedenlerle husumet yokluğu, zamanaşımı, hak düşürücü süre, hukuki yarar, dava şartı oluşmaması nedeniyle Sayın Mahkeme nezdinde ikame edilmiş olan haksız ve hukuka aykırı davanın reddine, taraflarınca huzurda görülen davanın ikame edilmesine sebep olunmadığından harç, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Asıl dava, maddi hasarlı trafik kazasından kaynaklanan değer kaybı tazminatı ödenmesinde davalı sigorta şirketi tarafından temerrüde düşülmüş olması sebebiyle temerrüt faizi ile faiz ile karşılanmayan munzam zarar tahsili istemine ilişkindir.
Birleşen dava ise, aynı maddi hasarlı trafik kazasından kaynaklanan hasar tazminatı ödenmesinde davalı sigorta şirketi tarafından temerrüde düşülmüş olması sebebiyle temerrüt faizi ile faiz ile karşılanmayan munzam zarar tahsili istemine ilişkindir.
Mahkememiz işbu dosyası ile yine mahkememizin 2022/... Esas sayılı dosyasının birleştirilmesine karar verildiği ve yargılamanı işbu esas üzerinden yürütüldüğü anlaşılmıştır.
Dava dilekçeleri, cevap dilekçesi ve sair tüm evraklar hep birlikte incelenmiştir.
İddia ve toplanan deliller kapsamında davacının temerrüt faizi ile karşılanmayan munzam zararının bulunup bulunmadığının tespiti için bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş ve bilirkişi sunmuş olduğu 04/02/2025 tarihli raporunda özetle;
"Esas dava yönünden;
Sayın Mahkemece 22.04.2022 tarihli Sigorta Tahkim Karar tarihi ile 25.05.2022 tarihindeki fiili ödeme tarihi arasındaki süre için hesaplama yapılması halinde davacıya ödenmesi gereken tutarın;
-Davacı taraf 10.354,00 TL tutarı tahsil ettiğinden ödenmesi gereken değer kaybı tutarı 600,68 TL olacaktır.
Sayın Mahkemece davalının temerrüde düştüğü 13.08.2021 tarihi ile 25.05.2022 tarihindeki fiili ödeme tarihi arasındaki süre için hesaplama yapılması halinde davacıya ödenmesi gereken tutarın;
-Davacı taraf 10.354,00 TL tutarı tahsil ettiğinden ödenmesi gereken değer kaybı tutarı 7.292,78 TL olacaktır.
Birleşen dava yönünden:
Sayın Mahkemece 14.04.2022 tarihli Sigorta Tahkim Karar tarihi ile 28.04.2022 tarihindeki fiili ödeme tarihi arasındaki süre için hesaplama yapılması halinde davacıya ödenmesi gereken tutarın;
-Davacı taraf 5.366,05 TL tutarı tahsil ettiğinden ödenmesi gereken değer kaybı tutarı 29,39 TL olacaktır.
Davalının temerrüde düştüğü 13.08.2021 tarihi ile 28.04.2022 tarihindeki fiili ödeme tarihi arasındaki süre için süre için hesaplama yapılması halinde davacıya ödenmesi gereken tutarın;
-Davacı taraf 5.366,05 TL tutarı tahsil ettiğinden ödenmesi gereken değer kaybı tutarı 3.262,64 TL olacaktır." şeklinde görüş bildirilmiştir.
Bu kapsamda somut olaya bakıldığında; uyuşmazlığın 19/08/2021 tarihli maddi hasarlı trafik kazası sebebiyle davalı sigorta şirketine aleyhine Sigorta Tahkim Komisyonu nezdinde açılan tahkim davası sonucunda hükme bağlanan değer kaybı ve hasar tazminatı miktarlarına işlemiş olan faiz ile davacının zararının karşılanıp karşılanmadığı, davacının munzam zararının bulunup bulunmadığı, davalı sigorta şirketinin munzam zarar sorumluluğunun bulunup bulunmadığı hususlarında toplandığı görülmektedir.
Munzam zarar davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 122/1. maddesinde düzenlenmiştir. Söz konusu hükmün ilk fıkrasına göre, "Alacaklı, temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olursa, borçlu kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe, bu zararı da gidermekle yükümlüdür". Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 10.11.1999 tarihli ve 1998/13-353 E. 1999/929K. sayılı kararında da vurgulandığı üzere munzam zarar, sorumluluğu kusura dayanan borçlu temerrüdünün hukukî bir sonucudur ve alacaklının zararının faizi aşan bölümüdür. Munzam zarar, borçlu temerrüde düşmeden borcunu ödemiş olsaydı, alacaklının mal varlığının kazanacağı durum ile temerrüt sonucunda ortaya çıkan ve oluşan durum arasındaki farktır. Diğer bir anlatımla Türk Borçlar Kanunu'nun 120/2. maddesi gereğince temerrüt faizini aşan ve kusur sorumluluğu kurallarına bağlı bir zarar şeklinde tanımlanabilir.
Alacaklının borçludan munzam zararını isteyebilmesi için; para borcunun ifasında borçlunun temerrüde düşmüş olması, temerrüt faizini aşan bir zararının bulunması, söz konusu zararla borçlunun temerrüdü arasında uygun illiyet bağının bulunması ve borçlunun kusurunun bulunması gerekmektedir. Kusurun derecesi sorumluluğun doğması bakımından önemli olmayıp borçlu her türlü kusurundan sorumludur. TBK'nın 112. hükmüyle uyumlu olarak TBK'nın 122. maddesinde alacaklı yararına bir kusur karinesi kabul edilmiştir. Buna göre, alacaklı borçlunun temerrüde düşmekte kusurlu olduğunu ispatla yükümlü değildir; borçlunun kusurlu olduğu varsayılmaktadır. Borçlunun sorumluluktan kurtulması için kendisinin hiçbir kusurunun bulunmadığını ispatlaması gerekir. Uygulamaya göre buradaki kusursuzluk, temerrüde düşmekteki kusursuzluktur. Yoksa, temerrüde düştükten sonraki aşamada gelişen olaylarda (yargılamanın uzaması vs.) aranan bir kusur değildir.
Munzam zarar (aşkın zarar) borcunun dayanağı haksız fiil, sözleşme, sebepsiz zenginleşme, kanun yahut vekâletsiz iş görme olabilir. Öte yandan aşkın (munzam) zarar borcunun hukukî sebebi, asıl alacağın temerrüde uğraması ile oluşan hukuka aykırılıktır. Bu nedenle borçlunun aşkın (munzam) zararı tazmin yükümlülüğü, asıl borç ve temerrüt faizi yükümlülüğünden tamamen farklı, temerrüt ile oluşmaya başlayan asıl borcun, ifasına kadar geçen zaman içinde artarak devam eden, asıl borçtan tamamen bağımsız yeni bir borçtur (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2021/11-938 esas, 2022/401 karar sayılı, 29.03.2022 tarihli ilamı).
Munzam zararın hesaplanmasında somut zarar yöntemi ve soyut zarar yöntemi olmak üzere iki yöntem bulunmaktadır. Somut zarar yönteminde, davacı alacaklının munzam zararın oluştuğunu somut bir biçimde ispatlaması gerekmekte olup, somut zararın ispatı halinde ispatlanan bu zararın munzam zarar olarak ödenmesi gerekir. Somut zararın ispatlanamaması halinde ise, soyut zarar yöntemine göre temerrüde düşülen para alacağının değişik yatırım araçlarında değerlendirilmesi halinde alacağı ortalama değer ile para alacağının temerrüt faizi arasındaki farkın munzam zarar olarak ödenmesi gerekir. Soyut zararın hesaplanmasında Yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre enflasyon verilerini gösterir TEFE, TÜFE-ÜFE oranları, bankaların mevduat faiz oranları, döviz kurları, devlet tahvil faiz oranları, işçi ücretleri ve altın, gümüş vb diğer yatırım araçları ile ilgili bilgiler üzerinden tahsiline karar verilen alacakların temerrüt tarihleri itibariyle bu yatırım araçlarından oluşacak sepete yatırılması halinde tahsil tarihlerinde ulaşabileceği miktar ile bulunacak bu miktardan davada kabul edilen alacakların temerrüt faizi ile birlikte tahsil edildiği miktarın hesaplanılması gerektiği vurgulanmaktadır. Mahkememizce de bu doğrultuda rapor alınmış ve rapor munzam zarar hesaplama yöntemi bakımından ve hakem heyeti karar tarihinin temerrüt tarihi olarak kabul edilmesi sonucu yapılan hesaplama denetime elverişli bulunmuştur. Zira somut olayda asıl ve birleşen davada hakem heyeti karar tarihleri borcun muaccel olduğu tarihtir. Bilirkişi raporu ile; asıl dava bakımından hakem heyeti karar tarihi esas alınarak yapılan hesaplama sonucunda zarar miktarı 600,68 TL bulunmuş, asıl davaya konu .... İcra Dairesinin 2022/... esas sayılı dosyasına davalı tarafça 19.193,09 TL ödenmiş, tahsil harcı ve benzeri masrafların düşümü sonrası davacıya 17.356,00 TL ödenmiştir. Bu durumda asıl alacak kalemleri olan 10.354,00 TL, 625,00 TL ve 5.100,00 TL düşüldüğünde davacının 1.277,00 TL işlemiş faiz tahsil ettiği dolayısı ile asıl dava bakımından işlemiş faiz tutarını geçen bir zararının bulunmadığı anlaşılmakla asıl davanın reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
Birleşen dava bakımından ise, bilirkişi raporu ile karar tarihi ile ödeme tarihi arasındaki zaman için yapılan zarar hesabına göre zarar miktarı 29,39 TL bulunmuş, birleşen davaya konu .... İcra Dairesi Dairesinin ... E. Sayılı dosyasına davalı tarafça 12.091,86 TL ve 2.150,00 TL olmak üzere toplam 14.241,86 TL ödeme yapılmıştır. Ödemeden tahsil harcı ve benzeri masrafların düşümü sonrası davacıya 9.780,00 TL, 1.560,00 TL ve 1.398,59 TL olmak üzere toplam 12.739,46 TL ödenmiştir. Bu durumda asıl alacak kalemleri olan 5.100,00 TL, 5.366,00 TL ve 725,00 TL düşüldüğünde davacının 1.548,46 TL işlemiş faiz tahsil ettiği, dolayısı ile birleşen dava bakımından da işlemiş faiz tutarını geçen bir zararının bulunmadığı anlaşılmakla birleşen davanın da reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda ayrıntılı olarak izah edildiği üzere;
1-ASIL VE BİRLEŞEN DAVANIN REDDİNE,
ASIL DAVA YÖNÜNDEN
2-Alınması gerekli 615,40-TL karar ve ilam harcından 80,70-TL peşin harcın mahsubu ile geriye kalan 534,7-TL eksik harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
3-Davacının yaptığı yargılama giderlerinin üstünde bırakılmasına
4-Davalı kendini vekille temsil ettirdiğinden lehine Asgari Ücret Tarifesi gereği 500,00-TL ücret takdirine, bunun davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine
5-Karar kesinleştiğinde artan gider avansının ilgili tarafa iadesine,
6-1.560,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
BİRLEŞEN DAVA YÖNÜNDEN
7-Alınması gerekli 615,40-TL karar ve ilam harcından 80,70-TL peşin harcın mahsubu ile geriye kalan 534,7-TL eksik harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
8-Davacının yaptığı yargılama giderlerinin üstünde bırakılmasına
9-Davalı kendini vekille temsil ettirdiğinden lehine Asgari Ücret Tarifesi gereği 500,00-TL ücret takdirine, bunun davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine
10-Karar kesinleştiğinde artan gider avansının ilgili tarafa iadesine,
11-1.560,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
Dair, tarafların yokluğunda, asıl ve birleşen dava yönünden miktar itibariyle kesin olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 18/07/2025
Katip ...
E-İmzalıdır
Hakim ...
E-İmzalıdır