T.C.
İSTANBUL
12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2023/13 Esas
KARAR NO:2024/573
DAVA:Tazminat (hizmet sözleşmesinden kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:05/01/2023
KARAR TARİHİ:02/07/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: müvekkili şirket ile davalı şirket arasında Proje Satış Sözleşmesi akdedildiğini, davalının yükümlülükleri sözleşmenin 2.maddesinde belirtilen sözleşmenin konusu başlığı ve 3. maddesinde belirtilen sözleşmenin ekleri başlığı altında açıkça belirtildiğini, müvekkili şirket sözleşme gereği üzerine düşen yükümlülüklerini yerine getirdiğini ve getirmeye devam ettiğini, davalı şirket sözleşmede belirtilen maddelere karşılık gelecek şekilde vaat edilen ve aşağıda belirtilen bir takım yükümlülüklerini, kalite, dokümanların güvenli şekilde arşivlenmesi , personel ve istasyon bazlı performans raporlaması, fire tipi bazlı raporlama, test yapılacak ürün katmanlar ve baskı çeşitlerine girilememesi, Finans, Müşteri bazında aylık - çeyrek - yıllık bazlı toplam satış hacmi alınması, Bakım/iç Servis Data Birimi, Tüm kalite kontrol süreçlerinin işlenmesi, Gereksinimlerin ve eksikliklerin belirlenmesi buna istinaden sertifikasyon bağlantılı görev ataması yapılması, üretim aşamasında makine parametreleri, raporların çıktılarının alınması, test yapılacak ürün katmanlar ve baskı çeşitleri gibi yerine getirmediğini, davalı şirket tarafından dava konusu sözleşmeyi ve yukarıda belirtilen işleri yapmayarak sözleşme konusu yükümlülüklerini ihlal etmesi nedeniyle, .... Noterliği 05.07.2021 tarih, ... yevmiye numarası ile ihtarname keşide edildiğini, kendilerine 15 gün süre tanınarak bu süre içerisinde ihlallere son verilerek eksikliklerin giderilmesi, yoksa sözleşmenin haklı nedenle feshedileceği bildirildiğini, davalı şirket tarafından ihtarname kabul edildiğini, 26/07/2021 tarihinde teknik servis formu düzenlendiğini, eksikliklerin giderilemediğini, .... Sulh Hukuk Mahkemesi ... Değişik İş ve ... Karar sayılı dosyası ile delil tespiti yapıldığını, programın eksik olarak teslim edildiği ve bu haliyle kullanabilir olmadığının tespit edildiğini, davalı şirket müvekkili tarafından defalarca kez sözlü ve yazılı olarak uyarıldığını, ihtarname keşide edildiğini, delil tespiti yapıldığını, geçen bunca zaman zarfında eksiklikler giderilmediğini, proje gereği gibi ifa edilmediğini, bu durumun müvekkili şirketin zamanını ve çalışma gücünü verimsiz kullanmasına neden olduğunu, davalı şirkete ödenen ücretin karşılığını alamadığını, anlaşma şartları gereği davalı tarafından yükümlülükleri gibi ifa edilmeyerek, kusurlu, ayıp ve eksik ifa yapılmış olduğunu, sözleşmenin feshi ile ödenen bedellerin ve oluşan zararların faizi ile birlikte iadesine karar verilmesi için davayı açtıklarını, davalı şirket tarafından sunulan program yetersiz, eksik, kusurlu ve hatalı olsa da müvekkili şirket bu program için hiç kullanamadığı halde kabul ödemesi yapmak zorunda bırakıldığını, programın müvekkili şirketin işleyiş yapısına uyması amacıyla yapılan revizeler yetersiz kaldığını, bakım aşamalarında giderileceği davalı şirket tarafından vaadedilen hatalar giderilemediğini, bu sebeple müvekkili şirket programdan hiç verim alamayıp büyük zarara uğradığını, müvekkili şirkete sunulan programın şirketin gereksinimlerini karşılamaması, çalışır durumda olmayacak kadar kusurlu ve eksik olması sebebiyle bu eksikliklerin giderilmesi amacıyla teknik servis çağrıldığını, eksikliklerin giderileceğin vaadedildiğini, programın kullanılır hale getirilemediğini, davalı şirket ile yapılan sözleşme sebebiyle müvekkili şirket başka gereksinim duyduğu programdan yoksun bir şekilde kendilerine sunulan bu programı hiç kullanamayarak üretimine yetersiz bir şekilde ve oldukça büyük kayıplarla devam etmek zorunda kaldığını, ilerleyen dönemlerde, davalı şirketin sözleşme konusu yükümlülüklerini ihlal etmesi ve programın kullanılamaması sebebiyle müvekkili şirketin projelerine aksama meydana geldiğini, ... programları üretim tesislerinde ham madde ve üretim planlamaları için çok önemli olduğunu, müvekkili şirket bu ihtiyacını karşılamak üzere biz bu projeye başladığını, anlaşma sağlandığını, müvekkili şirket ... programından mahrum bir şekilde üretim yapmaya devam etmek zorunda kaldığını, bu sürede birçok planlama hatası yaşadığını, müvekkili şirket ... çalışmaları için başka bir yazılım firmasıyla anlaştığını, çalışmalarını bu şekilde yürüttüğünü, ... Arabulucuk Bürosu ... ve ... arabulucuk dosya numarası ile arabulucuk başvurusu yapıldığını, 29.03.2022 tarihinde anlaşmama tutanağı düzenlendiğini, .... Noterliği 05.07.2021 tarih, ... yevmiye numarasıyla keşide edilen ihtarname ve .... Sulh Hukuk Mahkemesi ... Değişik İş ve ... Karar sayılı kararını tekrar etmekle birlikte, davalı şirketin sözleşmeye aykırı, kusurlu, hatalı ve eksik ifası sebebiyle, hizmet sözleşmesinden kaynaklı tazminat davasının kabulüne karar verilmesini, fazlaya dair haklar saklı kalmak kaydıyla davanın kabulü ile davalı şirketin anlaşma şartları gereği gibi ifa edilmeyerek, kusurlu, ayıp ve eksik ifa yapıldığını, sözleşmenin feshini, fazlaya dair haklar saklı kalmak kaydıyla, sözleşme gereği ödenen bedellerin ve ayıplı hizmet ve ifa nedeniyle meydana gelen zararlar bakımından şimdilik 10.000 TL'nin ödenen bedeller bakımından her bir ödeme tarihinden diğer talepleri yönünden dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiz ile davalıdan alınarak müvekkili şirket iadesine karar verilmesi için davanın kabulüne karar verilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: taraflar arasında imzalanan sözleşmeye istinaden huzurdaki davanın kısmi nitelikte açıldığını, kısmi dava, 6100 Sayılı HMK’nın 109'ncu maddesinde düzenlendiğini, bu düzenlemelere göre, kısmi dava açılabilmesi için; talep konusunun niteliği itibariyle bölünebilir olması ve ayrıca talep konusunun miktarının taraflar arasında tartışmalı bulunması veya açıkça belirli olmamasının gerektiğini, talep konusu taraflar arasında tartışmasız veya açıkça belirlenebilir ise kısmi dava açılamayacağını, talep konusunun miktarı taraflar arasında “tartışmasız” ise veya taraflar arasında miktar veya parasal tutar bakımından bir tartışma olmakla beraber, tarafların anlaşmasına gerek kalmaksızın, objektif olarak talep konusunun miktarı herkesçe anlaşılabilecek şekilde “belirli” ise, o talep sonucunun sadece bir kısmı dava edilemeyeceğini, kısmi davanın yasaklanmasının sebebi, davacının kısmi dava açmakta hukuki yararının bulunmadığının kabul edildiğini, davacının alacağını, küçük parçalara bölüp her biri için ayrı ayrı dava açmasında hukuki yarar değil aksine dava hakkının kötüye kullanılması söz konusu olduğunu, davada bir sözleşmenin varlığı konusunda bir çekişme bulunmadığını, sözleşmenin edimlerinin yerine getirilmediği iddia edilerek, kullanılmama gerekçesi, cayma ve fesih gerekçesi ile ödeme tutarlarının iadesi talep edildiğini, sözleşmenin açık olduğunu, içeriğinde ödemeye esas tutarlar duraksamaya yer vermeksizin açıkça belirtildiğini, dolayısıyla bu davanın kısmi olarak açılması mümkün olmadığını, davacıya mehil verilerek harca esas değer olan sözleşme parasal değeri üzerinden dava harcı tamamlatılmasının gerektiğini, belirtilen hususları kapsayan T.C. Yarg. HGK’nun 02.03.2016 gün, 2014/424 E, 2016/207 K sayılı kararında açıkça hükme bağlandığını, davacının zarara uğradığını iddia ettiği kısım ile ilgili olarak kısmi dava açma hakkını kullanılmayacağını, taraflar arasındaki 13.07.2018 tarihli sözleşme gereği, müvekkili şirket tarafından davacı şirkete Analiz Başlangıç, Analiz Dosyası Teslimi, ... Testi (Kapsam-Kuruluş Onayı) onayı neticesinde, 15.03.2019 tarihli ... numaralı ... Testi (Kapsam-Kuruluş Onayı) faturası müvekkil şirket tarafından düzenlenen, 24.05.2019 tarihinde davalı şirket tarafından ... Testinin Onayına istinaden 15.03.2019 tarihli ... Testi (Kapsam-Kuruluş onayı) faturası sözleşme gereği ödemesi yapılan, 13.02.2020 tarihinde tesis edilen mutabakat ile tarafların alacak vereceklerinin kalmadığı, tarafların ıslak imza ve kaşeleri ile tespit edildiğini, toplam 3 adet fatura kesildiğini, taraflar karşılıklı edimlerini yerine getirdiklerini, davacının müvekkili şirkete ... testi kuruluş onayı tarihi olan 15/03/2019'dan 29 ay sonra gönderdiği Bakırköy 40. Noterliği 05.07.2021 gün, 13790 yevmiye numaralı ihtarnamesi 08.07.2021 tarihinde tebellüğ edildiğini, ihtarname içeriğinde bir takım modüllerin eksikliklerden bahsedildiğini, davacı şirket 15.03.2019 tarihinde ... Testi Süreci için (Kapsam-Kuruluş Onayı), müvekkili şirket tarafından kesilen ... numaralı faturayı kabul edip, ödemesini yaparak, uygulamanın mevcut modülleriyle beraber kullanılır olduğunu kabul ettiğini, ... Testi Süreci için (Kapsam-Kuruluş Onayı) sürecine başlayabilmek için düzenlenmiş olunan bu faturayı resmi defterlerine işleyerek ödemesini gerçekleştirdiğini, sözleşmenin kapsamı, yapılmış ödemeler, ıslak imza ve kaşeli mutabakat tutanağı nedeniyle gelinmiş olunan bu aşamada modülerin-kapsamın eksikliği iddiasından bahisle keşide edilmiş ihtarnamenin ve huzurdaki bu davanın kabulü mümkün olmadığını, müvekkili şirket tarafından keşide edilen .... Noterliğinin 26.07.2021 tarih, ... yevmiye numaralı cevap ihtarnamesi ile davacı şirkete iletildiğini, davacı şirket, proje sözleşmesi karşılığı tüm ödemelerini eksiksiz olarak gerçekleştirdiğini, muhatap basiretli bir tacir gibi hareket etmediğini, TTK’nın m. 23/f.1-bent c ve TBK'nun 223'üncü maddesinin ikinci fıkrası açık hükümleri hilafına hareket ettiğini, edimlerin, ödemelerin, faturaların teslimine rağmen, 13.02.2020 tarihinde tesis edilen mutabakat ile teslim tarihinden ihtarname tarihi olan 05.07.2021'e kadar yaklaşık geçen 29 aylık bir sürenin ardından hak arama çabasına giriştiğini, mutabakat tarihi olan 13.02.2020’den itibaren, ayıplı mal veya eksik edim konusunda kanuni süreler içerisinde herhangi bir yazılı, resmi bildirim, fatura iadesi vs olmadığını, TTK’nın m.23/f.1-bent c hükmünde ayıplı bir malın satıcıya bildirilmesi ile ilgili düzenleme yer aldığını, "Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanununun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrası uygulanır." alıcı şayet (8) sekiz günü geçirirse, Borçlar Kanununun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrası devreye girdiğini, "Alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır." açık kanun maddeleri ayıp halini düzenlediğini, davacı eksiklikler öne sürerek gecikmeli olarak 29 ay sonra bir ihtarname keşide ettiğini, daha sonra da bu kez tam tersine yazılımın hiç kullanılamadığından bahisle açık ayıp haline göre 46 ay sonra dava dilekçesi tanzim ettiğini, hiç kullanamamanın karşılığı açık ayıp hali olduğunu, açık ayıp hali söz konusu ise kanun maddelerindeki süreler devreye girdiğini, bu nedenle davanın reddinin gerektiğini, davacı tarafın .... Sulh Hukuk Mahkemesi ... Değişik İş tespit dosyasına da itirazları olduğunu, bu itirazlarımızın göz önüne alınmadığını, huzurdaki davanın açıldığının anlaşıldığını, dosyada yapılan tespitlerde müvekkili şirketin teknik uzmanı bulunmadığı için uygulamanın menülerinin içinde olan birçok modül kötü niyetli davacı şirketin bilirkişi heyetini yanlış yönlendirmesi sonucu gözden kaçırıldığını, düzenlenmiş raporun amacı tespit değil davada haksız bir avantaj elde etme çabası olduğunu, bilirkişi tarafından bu hususun göz önüne alınmasını beklediklerini, davacı şirketin müvekkili şirketten tam ve eksiksiz aldığı proje nedeniyle ... Girişimci Kredisi adı altında belirli şartları yerine getiren şirketlere verilmekte olan hibe kredisi aldığı bilindiğini, davacı şirketin ... destek programından yararlanabilmesi için, ...’e müvekkil şirketten teslim aldığı sözleşmeye konu olan proje ile müracaatını yapması, ... teknik yetkililerinin davacı şirketin fabrikasında teknik konulu uzmanlarıyla yerinde yaptığı inceleme ile sözleşmeye konu olan projeyi kontrol edip onaylaması ve sağlıklı çalıştığına dair yazılı onay vermeleri gerektiğini, kamu kurumu olan ... tarafından, davaya konu olan projenin her türlü teknik incelemeden geçirilip onay verilmesi neticesinde müvekkili şirketin kestiği faturalar da incelenerek davacı şirkete ... tarafından hibe kredisi verildiğini, davacının müvekkili şirketten tam ve eksiksiz aldığı davaya konu projenin faturaları ve yaptığı ödemeleri ...'e sunarak ... hibe kredisini kullanması ve akabinde ayrıca müvekkili şirkete tebliğ ettiği ihtarname ve açtığı işbu dava ile müvekkili şirketten mükerrer para talep ve tahsil etme niyetinde olması kabul edilemez bir durum olduğunu, davacı şirketin muğlak ve belirtilen mevzuat dışı taleplerinin kabulü mümkün olmadığını, sözleşmenin 5. maddesi kar ve zarar tazmini muafiyeti içerdiğinden dolayı, zarar talep hakkı da mevcut olmadığını, mutabakat, fatura, ödeme işlemleri ve resmi defterlere kayıt hukuki işlemlerinin tamamının gerçekleştirilmesinden sonra bu kötü niyetli taleplere havi davanın külliyen reddi gerektiğini, ıslak imzalı ve kaşeli mutabakat tutanağı gereği sözleşme tutarının açık ve net olması nedeniyle davacı şirkete mehil verilerek harca esas değer olan sözleşme parasal tutarı üzerinden dava harcının tamamlatılmasını, teslimden 29 ay sonra keşide edilen ihtarname ve 46 ay sonra açılan ve TTK’nın md 23/f.1-bent c hükmü ile TBK'nun md 223, ikinci fıkrası açık hükmü hilafına ileri sürülen, kanuni vasıflandırmaya uymayan ve muğlak talepler içeren hukuksuz davanın reddini, kamu kuruluşu olan ...'in teknik onayından geçmiş ve sonucu olarak davacı şirketin hibe kredisi kullanmasına sebep olan projenin eksik kapsamlı olduğu iddialarının reddini, dava masrafı ve ücreti vekâletin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, taraflar arasındaki sözleşmeye istinaden davalının edimlerini gereği gibi yerine getirip getirmediğinin tespiti ile davacının sözleşmeden haklı nedenle feshinin mümkün olup olmadığı ve varsa oluşan zararının tazminine ilişkin tazminat davasıdır.
7155 sayılı yasa ile 6102 sayılı Yasaya 5/A maddesi eklenerek ticari davalarda arabuluculuk dava şartı haline getirilmiş olup, mahkememizdeki dava 05/01/2023 tarihinde açılmakla davacının dava şartı arabuluculuk koşulunu yerine getirdiği görülmüştür.
Dilekçeler aşaması tamamlanmakla, mahkememizin ön inceleme duruşmasında dava şartları ve ilk itirazlar incelenmiş, tarafların sulh olma imkanının bulunmadığının tespiti ile uyuşmazlık noktaları belirlenerek tahkikat aşamasına geçilip, deliller toplanmıştır.
Bilirkişiler ... tarafından hazırlanan 17/08/2023 tarihli bilirkişi heyet raporunda: "dosya kapsamında ve yerinde yapılan incelemede teknik açıdan yapılan değerlendirmeler neticesinde; öncelikle yazılımın ... Testi Sürecinde olduğu ve yazılım aşamaları tamamlandıkça davacı tarafından onaylanarak davalıya ödemelerin yapılarak devam ettiği anlaşıldığı, bu nedenle sözleşmedeki tüm taahhüt aşamaların değil davacı onayından geçtiği ve ödemelerin yapıldığı yazılımın mevcut tamamlanan aşamaları üzerinde ve davacı dilekçesinde "... .... Sulh Hukuk Mahkemesi ... Değişik iş ve ... Karar sayılı dosyası ile delil tespiti yapılmış ve 'programın eksik olarak teslim edildiği ve bu haliyle kullanabilir olmadığı' tespit edilmiş olduğunu ..." beyanları ve .... Sulh Hukuk Mahkemesi ... Değişik iş dosyasına davacı tarafın talebi üzerine alınan 27.10.2021 tarihli bilirkişi raporundaki eksik veya hatalı olarak belirtilen tüm detaylar taraflarında katılımıyla yerinde incelemede tekrardan incelenmesi sonucunda; projenin davalı tarafından davacıya teslim edilen mevcut haliyle aşamalarının "1. Talepleri Doğru Belirleme, 2. Planlama ve Proje Analizi, 3. Tasarım ve 4. Kodlama" 4. aşamaya kadar projenin yapılmış olduğu "..." aşamasına kadar tüm aşamaları tamamlamış olduğu, .... Sulh Hukuk Mahkemesi ... Değişik iş dosyada yapılan tespitler esnasında davalı şirketin teknik uzmanı bulunmadığı için yazılımın mevcut hali üzerinde bilirkişinin ilgili yazılıma bütün olarak hakim olmaması sonucu sayın bilirkişi tarafından hatalı sonuçlara varılmış olduğu kanaati oluştuğu ve sayın bilirkişi tarafından değişik iş dosyasında yaptığı tespitlerde hatalı / eksik dediği ekranların çoğunun sorunsuz çalışmış olduğu ve inceleme esnasında tarafların huzurunda da görüldüğü, bazı ekranlarda hataların bulunduğu görüldüğü ancak bu hataların genel itibari ile "yazılımda küçük hata" durumunda olduğu (yazılımın işlevselliğini veya performansını olumsuz etkilemeyen, genellikle düzeltmesi kolay ve önemsiz bir hatadır) ve genel itibariyle programın teslim edilen mevcut haliyle kullanıbilir durumda olduğu, teknik açıdan davalının edimlerini yerine getirdiği, mali inceleme ve değerlendirmeler sonucunda: davacı ve davalı şirketlerin 2018 ve 2019 yılları ticari defterlerinin incelenmesi neticesinde aralarında cari hesap yönünden bir çekişme olmadığı, birbirlerinden cari hesap bazında borcu ve alacakları olmadığının müşahede edildiği, davacı ...'ın dava dilekçesinde ve ihtarında taraflar arasındaki satım/hizmet akitlerinden oluşan sözleşmenin satım ayağı ile ilgili ayıp iddiasında bulunduğu, teknik yönden ayıp iddiasının yerinde olmadığı sonucuna ulaşıldığı, davacı ...'ın süresinde ayıp ihbarında bulunmadığı, davacı ... Mahkemenizden sözleşmenin feshini talep etmiş ise de, TBK227.maddesine göre sözleşmenin feshi değil, sözleşmeden dönme hakkının bulunduğu ve hakkın kullanımın ilama bağlı olmadığı, davacı ...'ın dava öncesi sözleşmeden dönme iradesi açıklamadığı, tüm bu nedenler ile Mahkemenizce Sözleşmenin Feshi talebinin yerinde olmayabileceği, davacı diğer talebi olan zarar taleplerinden navlun farkı zararı iddiasını ispat edemediği, yeni ürün alınmasına bağlı zarar kaleminin ise TBK227 maddesinde tanımlanan haklardan olmadığı gerekçeleri ile yerinde olmayabileceği" şeklinde bilirkişi heyet raporu düzenlenmiştir.
Bilirkişiler ... tarafından hazırlanan 22/02/2024 tarihli raporda: dosyadaki belgelerden, son ödemenin yapıldığı 15.03.2019 veya tarafların mutabakat tutanağı tarihi olan 13.02.2020 tarihlerinden biri esas alınmak kaydıyla, davacı şirketin bu tarihlerden herhangi biri itibariyle altyapı ve versiyonunu delil olarak ibraz etmesi beklenir iken bu tarihlerden ikisine de uyar bir versiyonun ibraz edilmediği, ayrıca davacı şirketin bilgisayarında teknıkkarterp veritabanının son oluşturulma tarihi olan 17.09.2021 tarihinin, davalıya ihtarname çekilme tarihi olan 05.07.2021 tarihinden 2 ay 12 gün sonraki bir tarihte olması ve ilgili yazılım hataları incelendiğinde, davacı şirket tarafından doğru kurulmayan bir yazılım olduğunun anlaşıldığı, belirtilen sebeplerle dava konusu hataların davacı şirketin yanlış kurulumu sonucu oluştuğu ve davacı şirketin davasını ispatlamaya yeterli nitelikte olamayabileceği,TTK'nun 23/c maddesinin aradığı ayıp ihbarının, 12.10.2019 gününü takip eden "8" günlük sürede yapılması gerekir iken, kanunun aradığı süreden 21 ay sonra 05.07.2021 tarihinde yapılan ayıp ihbarının, gizli ayıp iddiası da bulunmadığından süresinde olmadığı gibi, davacının ayıp iddiasının teknik inceleme sonucunda yerinde olmadığının anlaşıldığı ve davalı şirket tarafından dava konusu yazılımın ayıplı olarak teslim edildiği de ispatlanamadığından, davacı şirketin sözleşmeden dönme ve ödediği bedelin faiziyle birlikte iadesi talebinin yerinde olamayabileceği, davacı şirketin dava konusu yazılımın kullanılamamasından kaynaklanan zararlarının tazmini talebinin ise davalı şirket tarafından dava konusu yazılımın ayıplı olarak teslim edildiği ispatlanamadığından ve uğranılan zararı tevsik eden bir delil de sunulmadığından, ispatlanamamış olması nedeniyle yerinde olamayabileceği" şeklinde bilirkişi heyet raporu düzenlenmiştir.
Tüm dosya kapsamı ve deliller birlikte değerlendirildiğinde; davacı vekilinin taraflar arasında yapılan sözleşme kapsamında davalı tarafın yükümlülüklerini gereği gibi ifa etmeyerek, kusurlu, ayıplı ve eksik ifa yapmış olduğunu, sözleşmenin feshi ile ödenen bedellerin ve oluşan zararların faizi ile birlikte iadesine karar verilmesi için davayı açtıklarını, davalı şirket tarafından sunulan programın yetersiz, eksik, kusurlu ve hatalı olsa da müvekkili şirketin bu program için hiç kullanamadığı halde kabul ödemesi yapmak zorunda bırakıldığını, bu sebeple sözleşme gereği ödenen bedellerin ve ayıplı hizmet ve ifa nedeniyle meydana gelen zararlar bakımından şimdilik 10.000 TL'nin ödenen bedeller bakımından her bir ödeme tarihinden diğer talepleri yönünden dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiz ile davalıdan alınarak müvekkili şirkete iadesine karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır. Mahkememizce oluşturulan bilirkişi heyetinden alınan raporda, Sözleşmenin Feshi talebinin yerinde olmayabileceği, davacı diğer talebi olan zarar taleplerinden navlun farkı zararı iddiasını ispat edemediği, yeni ürün alınmasına bağlı zarar kaleminin ise TBK227 maddesinde tanımlanan haklardan olmadığı gerekçeleri ile yerinde olmayabileceğinin bildirildiği, taraf vekillerinin itirazları üzerine oluşturulan yeni heyetten alınan raporda da benzer şekilde, davacının ayıp iddiasının teknik inceleme sonucunda yerinde olmadığının anlaşıldığı ve davalı şirket tarafından dava konusu yazılımın ayıplı olarak teslim edildiği de ispatlayamadığı, davacı şirketin sözleşmeden dönme ve ödediği bedelin faiziyle birlikte iadesi talebinin yerinde olamayabileceği, davacı şirketin dava konusu yazılımın kullanılamamasından kaynaklanan zararlarının tazmini talebinin ise davalı şirket tarafından dava konusu yazılımın ayıplı olarak teslim edildiği ispatlanamadığından ve uğranılan zararı tevsik eden bir delil de sunulmadığından, ispatlanamamış olması nedeniyle yerinde olamayabileceği şeklinde görüş bildirildiği anlaşılmış olup dosya kapsamında alınan birbiri ile uyumlu bilirkişi raporları doğrultusunda davacının hizmetin eksik ta da kusurlu ifa edildiğine ilişkin beyanlarını ispatlayamadığı, davacının sözleşmeden dönme hakkının olmadığı gibi davalıdan alacak hakkı da bulunmadığı anlaşıldığından hükme elverişli bilirkişi raporları doğrultusunda davanın reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-DAVANIN REDDİNE,
2-Karar harcı 427,60 TL'den davacı tarafça dava açılırken peşin olarak yatırılan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 247,70 TL harcın davacı taraftan tahsili ile hazine adına irad kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı tarafından yapılan 20,00 TL yargılama giderinin davacı taraftan tahsili ile davalı tarafa ödenmesine,
5-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T'deki esaslara göre belirlenen ve dava miktarını geçmemek üzere 10.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-7155 sayılı Kanun ile 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na eklenen 18/A maddesinin 13.fıkrası ve yürürlükte bulunan Arabuluculuk Ücret Tarifesi uyarınca Hazine tarafından karşılanan 1.560,00 TL arabuluculuk ücretinin davacı taraftan tahsili ile hazine adına irad kaydına,
7-Karar kesinleşene kadar yapılacak yargılama giderlerinin davacı gider avansından karşılanmasına, karar kesinleştikten sonra bakiye gider avansının istek halinde yatıran tarafa iadesine,
Dair, HMK 345 maddesi uyarınca kararın taraflara tebliğ edildiği tarihten başlayarak iki hafta içinde HMK 342 maddesi gereğince düzenlenmiş dilekçe ile HMK 343 maddesi uyarınca mahkememize veya başka bir mahkemeye yapılacak başvuru ile HMK 341/1 maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olarak davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 02/07/2024
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır