T.C.
İSTANBUL
12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2023/154 Esas
KARAR NO:2024/647
DAVA:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:07/03/2023
KARAR TARİHİ:17/07/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;Davacının alacağının sağlanması amacıyla borçlular hakkında icra takibine geçildiğini, borçluların süresi içinde borçlu olmadıklarını iddia ederek borca itiraz ederek takibi durdurduklarını, borçluların itirazının haksız ve dayanaksız olduğunu, çünkü davacı şirketin metal hurda ticareti yaptığını, davalı firmadan hurda almak için 2012, 2013 yıllarında toplam 817.178,60 TL avans ödemesi yaptığını, davalının bakiye 149.849,70 TL avans karşılığı hurda malzeme vermediği gibi avansı da iade etmediğini, avans alacağının tahsili için davalı aleyhine .... İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyası ile 149.849,70 TL ana para+179.435,77 TL gecikme faizi (TTK m20) olmak üzere toplam 329.285,47 TL alacak için icra takibi yapıldığını, davalının yasal sürede itiraz ettiğini ve itirazla takibin durduğunu, dava şartı arabuluculuk görüşmelerinin anlaşmazlıkla sonuçlandığını, davalı/borçlunun itirazının haksız olduğunu, itirazın iptalinin gerektiğini, itirazın haksız olmakla ana para+faiz alacağının % 20’sinden az olmamak üzere lehlerine uygun bir tazminata hükmedilmesi de gerektiğini, beyan ve iddia ederek; haksız ve dayanaksız itirazın iptaline, takibin devamına, borçluların % 20’den az olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemelerine, yargılama giderleriyle vekalet ücretinin davalılara yüklenmesine, karar verilmesini talep ve dava etmektedir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;Öncelikle ve önemle belirtmek isteriz ki; davacı tarafından 07.03.2023 tarihli dava dilekçesinde, davalılara 2012-2013 yılında 817,178,60 TL avans ödemesi yapılığını ancak bakiye 149.849,70 TL avans karşılığı hurda malzemesi verilmediği gibi avansın da iade edilmediği iddia edilmişse de söz konusu iddialar somut duruma aykırı olup, tarafımızca kabulü mümkün olmadığını, nitekim icra takibine karşı itiraz dilekçemizde de belirtildiği üzere müvekkil şirketin davacıya herhangi bir borcu bulunmamaktadır.Davacı tarafından her ne kadar 2012-2013 yılında hurda alımı için Müvekkil Şirkete 817,178,60 TL avans ödemesi yapıldığı, bu kapsamda 667.328,90 TL karşılığı hurda alındığı, ancak bakiye miktar karşılığı hurda alınmadığı gibi avans iadesinin de yapılmamış olması sebebiyle davacı şirketin 149.849,70 TL cari hesap alacağı bulunduğu iddia edilmiş olsa da; bakiye avans karşılığı müvekkil şirket tarafından, davacıya hurda demir satışı gerçekleştirilmiş ve bunun karşılığında 30.11.2013 tarihli ... Seri numaralı 149.848,80 TL bedelli, ekli fatura (Ek-1) tanzim edildiği, davacı tarafından da bu faturaya itiraz edilmediği gibi iade faturası da düzenlenmediği, iş bu fatura ile davacı şirkete, iddia edilenin aksine hurda demir satışının gerçekleşmiş olduğu sabit olduğu, bu kapsamda davacı taraf basiretli olma yükümlülüğünü ihlal ederek 2012-2013 yılından bu yana taraflar arasında herhangi bir ticari ilişki bulunmamasına rağmen iddia ettiği, ancak esasında ekte sunulan faturayla da tespit edileceği üzere var olmayan borç bakiyesi hakkında dahi yazılı bildirim/ihtarat yapmaksızın, vade ile ifa günü belirlemeksizin kötü niyetli olarak huzurdaki davaya konu icra takibine başvurmuş, üstüne üstlük Müvekkil Şirketi temerrüte düşürmüşcesine faiz işlettiği, yukarıda yer alan açıklamalarımız saklı kalmak ve davayı asla kabul anlamına gelmemek kaydıyla davaya konu alacak kalemi zamanaşımına uğradığı, davacı, huzurdaki davasında hangi hukuki sebebe dayandığını açıkça belirtmemiş olduğundan ve avans ödemesi iddiasında bulunması sebebiyle, davacının iddialarının olası bir sebepsiz zenginleşme hükümleri kapsamında değerlendirilmesi halinde de Müvekkil Şirket aleyhine bir durum oluşmaması adına açıklamada bulunulması gerektiği, karşı tarafın göstereceği delillere karşı delil sunma hakkımız saklı kalmak kaydıyla; .... İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı icra dosyası 30.11.2013 tarihli ... Seri numaralı 149.848,80 TL bedelli fatura taraflara Ait Ticari Defterler banka Kayıtları Bilirkişi İncelemesi, Uzman Görüşü, Keşif Tanık Yemin ve sair Her Türlü Yasal Delil Yukarıda arz ve izah edilen ve Sayın Mahkemenizce re'sen gözetilecek sebeplerle, davacının haksız ve her türlü hukuki dayanaktan yoksun davasının öncelikle zamanaşımından reddine, mahkemece aksi kanaat hasıl olursa esastan reddine, davacının icra takibini kötüniyetli yapmış olmasından dolayı %20 den aşağı olmamak üzere davacı aleyhine kötüniyete tazminatına hükmedilmesini, karar verilmesini yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin karşı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:Dava, cari hesap alacağının tahsili amacıyla davalı aleyhine yapılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Dava dilekçesi, cevap dilekçesi ve sair tüm evraklar hep birlikte incelenmiştir.
Dosyamıza getirtilen .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; davacı tarafından davalı aleyhine 149.849,70 TL asıl alacak ve 179.435,77 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 329.285,47-TL üzerinden icra takibi yapıldığı, davalının itirazı üzerine takibin durduğu, itirazın süresinde ve usulüne uygun yapıldığı, buna göre davanın, İİK.67.maddesinde yazılı 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.
İddia, savunma, toplanan deliller ve tarafların ilişki dönemlerine ait taraf ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş ve bilirkişi sunmuş olduğu 20/03/2024 tarihli raporunda özetle;
"-Taraflar arası cari hesap ilişkisinin 2012-2013 yıllarında devam ettiği,
-İcra ve dava tarihi itibariyle davacı şirketin davalı şirketten 149.849,70 TL alacaklı olduğu,
-Davalı şirketin ticari defterlerinde davalı ile olan en son işlemin 30.11.2013 tarihinde sona erdiği,
Davalı şirketin 30.11.2013 tarih itibariyle;
-695.858,70 TL + 121.319,00 TL-817.177,70 TL=0 bakiye ile davacı şirkete herhangi bir borcunun bulunmadığı, Tespit edilmiştir.
Davacı şirket ile davalı şirket cari hesap hareketlerindeki farklar;
-Taraflar arasında cari hesap açısından sadece iki fark olduğu,
-Bunlardan birinin davacının bütün ödemelerini banka yolu ile davalıya yaptığı ve banka dekontlarını sunduğu halde davacıda olan davalıda olmayan 01.01.2012 tarihli 0,90 TL tutarlı ödeme ile davalı da olan ancak davacı kayıtlarında olmayan davalı tarafından davacı şirkete düzenlenen 30.11.2013 tarih ve ... ... seri/sıra no.lu ve “...” açıklaması ile düzenlenen 149.848,80 TL bedelli faturadan kaynaklanmaktadır.
-Cari hesap farkı; 0,90 TL + 149.848,80 TL=149.849,70 TL tutar bu şekilde hesaplanmıştır.
-Davacı şirket tarafından davalı şirkete tüm ödemeler banka yolu ile yapılmış ve dekontlar sunulmuştur. Ancak 0,90 TL tutarlı ödeme belgesi görülmemiştir.
-Diğer yandan davalının davacı şirkete düzenlenen faturanın da davacıya nasıl ulaştırıldığı da tespit edilememiştir.
-Davacı şirket icra ödeme emrinde ana para alacağı dışında hesaplama şekli açıklanmadan 179.435,77 TL takip öncesi işlemiş faiz talep etmektedir. Yıllık reeskont faizi istenmiştir.
-Davacı şirketin kayıtlarında cari hesapta en son işlem tarihi 15.11.2013 günüdür. İcra takip tarihi ise 07.09.2022 günüdür.
-15.11.2013-07.09.2022 tarih aralığı faiz hesaplandığında; takip öncesi işlemiş faiz tutarım talep edildiği gibi 179.435,77 TL değil en fazla 174.529,74 TL olabileceği," şeklinde görüş bildirilmiştir.
Bu kapsamda somut olaya bakıldığında; bilindiği üzere tek başına fatura düzenlenmesi alacağın ispatı için yeterli değildir. Fatura içeriği malın teslim edildiğinin/hizmetin verildiğinin düzenleyen tarafça ispat edilmesi gerekir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 222. maddesi uyarınca ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması ile diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması, diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi (Ek cümle: 22/7/2020-7251/23 md.) veya defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir.
Bu itibarla, yukarıda ayrıntılarına yer verilen ve mali inceleme yönüyle denetime elverişli bulunan bilirkişi raporu ile de tespit edildiği üzere, davacı tarafın 2012 yılı yevmiye defterinin kapanış tasdiki bulunmadığı, davalının da 2013 yılı yevmiye defterinin kapanış tasdikinin bulunmadığı dolayısı ile ilgili defter kayıtların sahibi lehine delil olma vasfından söz edilemeyeceği, ayrıca her iki tarafın ticari defter ve kayıtlarının birbirini doğrulamadığı gözetildiğinde davacı tarafça alacağın ispatlanamadığı anlaşılmıştır.
Türk Medeni Kanunu'nun 6.maddesi hükmü uyarınca; kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça taraflardan herbiri hakkını dayandırdığı olguların varlığını kanıtlamakla yükümlüdür. HMK'nın 190.maddesinde de; ispat yükünün kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan lehine hak çıkaran tarafa ait olduğu vurgulanmış olup, somut olay bakımından ispat külfeti kendisine ait olan davacı tarafça ispat yükümlülüğü yerine getirilmediğinden ispatlanamayan davanın reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
Ayrıca, 28.07.2020 tarih ve 31199 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7251 sayılı Kanunun 27. fıkrası ile eklenen HMK’nin 305/A fıkrasının; "Taraflardan her biri, nihaî kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde, yargılamada ileri sürülmesine veya kendiliğinden hükme geçirilmesi gerekli olmasına rağmen hakkında tamamen veya kısmen karar verilmeyen hususlarda, ek karar verilmesini isteyebilir. Bu karara karşı kanun yoluna başvurulabilir." düzenlemesini içerdiği ve mahkememizce verilen kısa kararda hükme geçirilmesi gerekli olmasına rağmen; davalının kötü niyet tazminatı talebine ilişkin hüküm kurulmadığı, davacının takip yönünden kötü niyetli olduğu hususunun davalı tarafça ispatlanamamış olması sebebiyle kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar vermek gerektiği anlaşılmakla; mahkememiz kararının (2) nolu hüküm fıkrasına; "Şartları oluşmadığından davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine." şeklindeki hükmün eklenmesi ile, hükmün HMK 305/A maddesi uyarınca bu şekilde tamamlanmasına dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda ayrıntılı olarak izah edildiği üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-Şartları oluşmadığından davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine,
3-Alınması gereken 427,60-TL karar ve ilam harcından peşin alınan 3.976,95 TL harcın mahsubu ile fazla alınan 3.549,35-TL'nin karar kesinleştiğinde talep halinde davacı tarafa iadesine,
4-Yargılama giderlerinin davacının üzerinde bırakılmasına,
5-Karar kesinleşinceye kadar yapılacak giderlerin davacının yatırmış olduğu gider avansından karşılanmasına, karar kesinleştikten sonra bakiye avansın davacıya iadesine,
6-Davalı kendini vekille temsil ettirdiğinden lehine Asgari Ücret Tarifesi gereği 23.975,95-TL ücret takdirine, bunun davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
7-3.120,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, kararın tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 17/07/2024
Katip ...
E-İmzalıdır
Hakim ...
E-İmzalıdır