T.C.
İSTANBUL
12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2023/215 Esas
KARAR NO :2025/919
DAVA:Tazminat (Haksız İhtiyati Hacizden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:27/03/2023
KARAR TARİHİ:03/12/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız İhtiyati Hacizden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Dava dışı ... Paz. Teks. İth. İhr. San. Ve Tic. Ltd. Şti.'nin borcundan dolayı ... 1 Atm Mahkemesinin ... Esas/karar sayılı değişik iş kararı ile ihtiyati haciz kararı alarak davalı tarafından .... İcra Müdürlüğünün 2015/... Esas sayılı dosyasından takip başlatılmış ve bu müdürlüğün talimatıyla ... 3. İcra Müdürlüğü'nün ... talimat sayılı dosyası ile 3. kişi olan müvekkilin malları 23.11.2015 tarihinde haczedildiği, haciz sırasında hazır bulunan 3. kişi durumundaki müvekkilemin çalışanı ve aynı zamanda kocası olan ... bu işyerinin borçlu ile hiçbir ilgisinin olmadığı konusunda icra memuruna itirazda bulunmuş ve bu itirazlarını tutanağa geçirttiği, haczedilen mallar; 4 adet pilotelli marka örgü makinesi, 1 adet cankur marka kalite kontrol masası, 1 adet dalga kıran hava kompresör ve 1 adet dijital kantardan oluştuğu, haciz tutanağında da belirtildiği gibi haciz sırasında borçlu şirket yetkilisi ve 3. kişi olarak müvekkil iş yerinde olmadığı, gerek icra memurunun gerekse alacaklı vekilinin tüm araştırmalarına rağmen müvekkilin iş yerinde iş yerinin borçlu şirkete ait olduğunu gösteren hiçbir eşya, evrak, belge bulunmadığı, davalının müvekkilin iş yerinde haciz uygulanması talebi haksız ve kötü niyetli olduğu, müvekkilin icra takip dosyasının borçlusu ve alacaklısıyla ticari ve/veya başka ad altında hiçbir ilişkisi bulunmadığı, dosya taraflarının müvekkilden hiçbir hak ve alacakları bulunmadığından haciz işlemi haksız ve hukuka aykırı şekilde uygulandığı, haciz işlemine itiraz edilmesine rağmen işlemler durdurulmadığı, itiraz süreci içinde 10.06.2016 tarihinde, müvekkilin makine ve ekipmanı muhafaza altına alındığı ve icra yoluyla satılarak paraya çevrildiği müvekkilin mallarına el konulması ve satılmış olması müvekkili telafisi imkansız zarara uğrattığı davalı dava sırasında ileri sürdüğü muvazaa iddiasını kanıtlayamadığı, davalı alacaklı müvekkil iş yerinde haczedilen makinelerin ...’ten getirildiğini ve bununla ilgili olarak yükleyen vincin ve nakleden kamyonun taşıma irsaliye ve faturalarını ibraz edeceklerini sayın mahkemeye beyan ettikleri halde yargılama sırasında, 6 yıl geçmesine rağmen bu iddiasına ilişkin hiçbir belge ve bilgi sunamadığı, davalı haciz işlemini itirazlara rağmen bilerek ve tasarılayarak sırf müvekkileme zarar vermek için yaptığı anlaşıldığı, bu nedenle dava sürecinde mallarını kaçırabilme olasılığına karşı şirket varlıkları üzerine talebimizi karşılayacak miktarına tedbir konulmasını, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;Davacı yanın alacaklara yönelik beyanları birbirini tutmayan çelişkili beyanlar olduğu, sonuç olarak davacı arabuluculukta talep ettiği talepleri ile bağlı olduğu, arabuluculuk başvurusunda sadece maddi tazminat başvurusunda bulunulmuş ve arabuluculuk sadece maddi tazminat talebine yönelik olarak tamamlanmış ve sonuçlandığı, dava dilekçesi ile manevi tazminat için de dava açıldığı, manevi tazminat konusunda arabuluculuk başvurusu yapılmadığından davanın manevi tazminat yönünden usulden reddine karar verilmesi gerektiği, bunun dışında dava dilekçesinde belirttiği hususlar iddianın genişletilmesi yasağı kapsamındadır ve muvafakatimiz bulunmadığı, davacının iddialarını kabul etmemekle birlikte, Uygulamada sıkla karşılaşıldığı üzere ; iflasını açıklayan ve borçlarından dolayı faaliyetlerini devam ettiremeyen şirketler faaliyetlerine devam etmek için yasa dışı yoldan mal kaçırmakta, her nasıl oluyorsa makineler bir anda o şirketle bağı olmayan bir başkasının/3. Kişinin eline geçmekte ve sıklıkla da bu 3. Kişi makinelerin ya da üretim materyallerinin bulunduğu iş yerine düzenli gelmemeyi bırakın hiç gelmemekte; sadece göstermelik olduğu, bu bağlamda dava dışı ... borcundan dolayı müvekkil .... A.Ş.'nin alacaklı sıfatında olduğu icra dosyası kapsamında aralarında organik bağın olduğu şüphesiz olan 3. Kişilerin varlığı haczedilmiştir. Davacı, davacının eşi ... ve borçlu şirket arasında bu bağlamda icra hukuku kapsamında organik bağın varlığı kuvvetli olduğu, davacı ...'in eşi ... borçlu ... Paz. Teks. İthr. İhr. San. Ve Tic. Ltd. Şti.'nin çalışanlarından biri olduğu, davacı ise ev hanımıdır. Tekstil gibi fazlasıyla bilgi birikimi, teknik bilgi ve birikim gerektiren bir işin davacı ... tarafından yapılıyor olması hayatın olağan akışına açıkça aykırı olduğu, nitekim ...'in önceki dönem kayıtlarına bakıldığında herhangi bir üretim faaliyeti geçmişi de bulunmadığı, Davacı tarafça yapılan haciz işleminin usulsüz olduğuna dair iddialarda bulunmuş olsa da; müvekkil şirketin tüm bu süreçte yaptığı işlemler kanuna usule ve icra dairesinin karar tutanaklarına uygun bir şekilde gerçekleştiği, davacının aksi yöndeki beyanları hatalı hukuki yönden eksik ve mesnetsiz iddialara dayandığı, davacı tarafın müvekkil şirketin işlemlerinin mevzuata uygun olmadığından kaynaklandığı iddia etse de iddiaları asılsız ve hukuki yönden mesnetsiz olduğu, davacının satılan makine bedellerinden kaynaklı ve gelir kaybından kaynaklı maddi zarara yönelik iddiaları hukuki yönden eksik ve asılsız iddialardır. Nitekim satılan makine ve ekipmanların dava dilekçesinde beyan edilen değeri gerçeği yansıtmadığı, yukarıda açıkladığımız sebeplerle; davacı tarafından sunulacak beyan ve delillere karşı cevap verme ve delil sunma hakkımız saklı kalmak üzere; zamanaşımı def'imizi tekrarla birlikte haksız davanın reddine, manevi tazminat konusunda arabuluculuk başvurusu yapılmadığından davanın manevi tazminat yönünden usulden reddine, haksız davanın reddi ile yargılama giderleri, arabuluculuk ücreti ve vekâlet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:Dava, haksız haciz (3. Kişi) sebebiyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Dava dilekçesi, cevap dilekçesi ve sair tüm evraklar hep birlikte incelenmiştir.
Dosyamıza getirtilen ... İcra Müdürlüğünün 2019/... Esas sayılı takip talimat dosyasının incelenmesinde; davalı tarafından dava dışı borçlu ... ... Ltd. Şti. aleyhine yapılan icra takibi kapsamında davacı 3. kişi nezdinde haciz işlemiş yapıldığı görülmüştür.
Uyuşmazlık, davalı tarafça davacı aleyhine .... İcra Müdürlüğünün 2015/... Esas sayılı dosyasında yapılan takip kapsamında ... 3. İcra Müdürlüğünün ... Talimat sayılı dosyası ile 3. Kişi konumunda bulunan davacının mallarının haczinin haksız olup olmadığı, asıl borçlu ile davacı arasında organik bağ bulunup bulunmadığı bu kapsamda davacının istihkak iddiası kapsamında zarara uğranılıp uğranılmadığı, uğranıldığının tespiti halinde miktarının ne kadar olduğu, maddi ve manevi tazminat talep hakkının oluşup oluşmadığı hususlarında toplanmaktadır.
Mahkememizce dosyanın bilirkişi heyetine tevdi edildiği, bilirkişi heyeti tarafından sunulan 19/03/2025 tarihli raporda özetle;
"SONUÇ
Dava dosyasında mevcut tüm bilgi ve belgelerin incelenerek değerlendirilmesi neticesinde her türlü nihai karar ve değerlendirme Sayın Mahkemeye ait olmak üzere;
I-Mali İnceleme Neticesinde;
Davacı yanın kazanç kaybı bakımından talepleri ile ilgili olarak heyetimiz mali inceleme ve değerlendirmesi neticesinde ticari defter ve kayıtlarının sunulmamış olması nedeniyle gelir kaybının tespitinin yapılamayacağı,
II- Hacizli Makina Bedelleri Yönünden İnceleme ve Değerlendirme Neticesinde;
Hacizli makinaların sıfır alınmış olmamaları, kullanılmış olarak alınıp elden geçirmeleri sonrasında kullanılmakta iken muhafaza altına alınmış olmaları nedeni ile değerlerinin takdirinde, malların icra satışı sırasındaki satış değeri olan 294.300,00.-TL nın esas alınmasının uygun olacağı, hacizli malların 28.12.2017 tarihinde 294.300,00.-TL değerinde olduğunun kabul edilebileceği kanaatine varıldığı,
III-Borçlar Mevzuatından Kaynaklı Nitelikli Hesaplamalar Yönünden İnceleme Ve Değerlendirme Neticesinde;
Davacının 14.04.2024 tarihli maddi taleplerinin açıklanması konulu beyan dilekçesinde belirttiği İcra Müdürlüğünün Satış bedelini nemalandırmamasına yönelik zararı ile ilgili olarak; Davacı yana ait mahcuzların icra müdürlüğünce satış tarihinin 28.12.2017, satış bedelinin davacı yana ödeme tarihinin ise 27.06.2022 tarihi olduğu, davacıya ödenen tutarın ise 248.421,93.-TL olduğu nazara alınarak, davacının yanın nemalandırma talebine ilişkin;
Yasal faiz tutarının; 100.396,49.-TL,
Avans faizi tutarının; 172.687,27.-TL,
Kamu bankalarınca mevduatlara fiilen uygulanan azami faiz tutarının; 242.602,65.-TL, olarak hesaplanabileceği," şeklinde görüş bildirilmiştir.
Türk Borçlar Kanunu’nun 58. maddesine göre manevi tazminata esas haksız fiil nedeniyle tazminat sorumluluğunun doğması için kusurun varlığı gereklidir. Haciz işleminden kaynaklı manevi tazminata hükmedilebilmesi için haciz talebinde bulunan tarafın, borçlu olmadığını bildiği veya borçluya ait olmadığını bildiği kişi ve eşyaya yönelik haciz talep etmesi ve sonucunda haczin gerçekleşmesi gerekmektedir. Haksız haciz nedeniyle manevi tazminata hükmedilebilmesi için davalının kötüniyetinin ve ağır kusurunun varlığı gereklidir. Bu nedenle de takip (haciz) yaptıran kişinin takipte veya haciz işleminde kötü niyetli ve kusurlu olduğu olgusu gerçekleşmedikçe ve ağır bir zarar da doğmadıkça manevi tazminatla sorumlu tutulamaz.
Öte yandan, Haczin haksız olması ve bundan maddi zarar doğması halinde, alacaklı kusurlu olmasa dahi zarar görene maddi tazminat ödemekle yükümlüdür. Başka bir ifade ile davalı davacının uğradığı maddi zarardan kusursuz sorumluluk esasına göre sorumludur. (Yargıtay 4. HD 2015/5993 E-2016/5383 K sayılı ilam)
Haciz isteminin dayanağının bir hak veya alacak olması ve haciz tarihinde mevcut bulunması gerekir. Aksi halde, haksız bir haciz ve buna bağlı olarak da sorumluluk söz konusudur. Eylem ile zararlı sonuç arasında uygun nedensellik bağının bulunması gerek ve yeterlidir.
Haciz isteyen alacaklı haksız çıktığı takdirde, borçlunun ve üçüncü şahsın bu yüzden uğrayacakları bütün zararlardan kusursuz olarak sorumludur. Ancak bu durumda dahi uğranılan maddi zararın ispatı zorunludur (Yargıtay 4 HD'nin 2016/14413 E. - 2019/483 K. Sayılı ilamı).
6098 sayılı TBK'nun 58. maddesi kaynaklanan bir sorumluluk olup, kusura dayanan bir sorumluluk türüdür. Bu sebeple de takip (haciz) yaptıran kişinin takipte veya haciz işleminde kötü niyetli ve ağır kusurlu olduğu olgusu gerçekleşmedikçe ve ağır bir zarar da doğmadıkça manevi tazminatla sorumlu tutulamaz.
Mahkememiz ara kararı uyarınca ... İcra Hukuk Mahkemesinin 2018/578 (Eski 2016/59 Esas)Esas sayılı dosyasının celp edildiği, incelenmesinde dosya kapsamında davacı 3.kişinin açmış olduğu istihkak iddiasına ilişkin olduğu, yapılan yargılama sonucunda davalı alacaklı tarafından haczedilen malların dava dışı asıl borçluya ait olduğunun ispat edilemediği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verildiği, kararın istinaf incelemesi neticesinde istinaf talebinin esastan reddine karar verildiği, kararın Yargıtay tarafından onandığı ve kesinleştiği, bu kapsamda haczedilen mal bedelinin (248.421,93 TL) davacı 3.kişiye ödenmiş olduğu anlaşılmıştır.
Mahkememizce tensip tutanağının F) maddesi ile; "Davacı vekiline 100.000,00 TL'lik maddi tazminat talebi yönünden talebini dava dilekçesinde bahsedilen her bir zarar kalemi yönünden niteliğinin ve miktarının bildirilmek suretiyle açıklanması (ayrıştırılması) talebin somutlaştırılması hususunda işbu tensip zaptının tebliğinden itibaren 2 haftalık kesin süre verilmesine, aksi halde HMK 119/1 gereğince dosyanın mevcut delil durumuna göre değerlendirme yapılacağı hususunun işbu tensip zaptının tebliği ile ihtarına," dair ara karar kurulduğu, ara karar uyarınca davacı tarafça sunulan beyan dilekçesi ile;
"Gerçek boyutu bilirkişi hesaplaması ile tespit edilecek müvekkilimin zararı şu kalemden oluşmaktadır.
Makine parkının gerçek değerinin tespit edilmemesi nedeniyle şimdilik 50.000.-
İcra Müdürlüğünün Satış bedelini nemalandırmaması nedeniyle şimdilik 50.000.-TL" olarak dava netice-i talep açıklama dilekçesi sunulmuştur.
Bu kapsamda somut olaya bakıldığında; tüm dosya kapsamı, yukarıda ayrıntılarına yer verilen üçüncü kişi olan davacı hakkında istihkak iddiasının kabulüne dair verilen kesinleşmiş mahkeme kararı gözetildiğinde davacı hakkında uyulanan fiili haciz işleminin haksız olduğu sabittir. Haczin haksız olması ve bundan maddi zarar doğması halinde, alacaklı kusurlu olmasa dahi zarar görene maddi tazminat ödemekle yükümlüdür. Başka bir ifade ile davalı davacının uğradığı maddi zarardan kusursuz sorumluluk esasına göre sorumludur. (Yargıtay 4. HD 2015/5993 E-2016/5383 K sayılı ilam) Davacının maddi zarar talep kalemlerinden birinin haczedilen malların gerçek değerinin tahsili, diğeri ise haczedilen malların satışından elde edilen bedelin nemalandırılmaması sebebiyle oluşan zarar tahsili istemine ilişkindir. Esas takip ve talimat dosya içeriğine göre icra müdürlüğünce satış tarihinin 28.12.2017 olduğu, satış bedelinin davacıya ödeme tarihinin ise 27.06.2022 tarihi olduğu, davacıya ödenen tutarın ise 248.421,93.-TL
olduğu görülmüştür. Hacizli makinaların sıfır olmadıkları, satın alım faturası bulunmadığı, kullanılmış olarak alınıp elden geçirmeleri sonrasında kullanılmakta iken muhafaza altına alınmış olmaları nedeni ile değerlerinin takdirinde, malların icra satışı sırasındaki satış değeri olan 294.300,00.-TL nın esas alınmasının uygun olduğu anlaşılmakla davacının mal bedelinin gerçek değerinin tespiti ile tahsili istemine yönelik 50.000,00 TL'lik talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.
Satış parasının nemalandırılmaması sebebiyle oluşan zarar tazmini istemine ilişkin olarak ise, yukarıda ayrıntılarına yer verilen ve dosya kapsamına göre denetime elverişli bulunan bilirkişi raporunda üç farklı faiz cinsine göre üç farklı hesaplama yapılmış olup ticari işlerde esas olan avans faiz oranı üzerinden yapılan hesaplama sonucunda malların satış değeri olan 294.300,00.-TL'ye satış tarihinden ödeme tarihine kadar işlemiş avans faiz tutarı olan 172.687,27-TL tazminatın davacının zararını oluşturduğu anlaşılmaktadır.
Davacı tarafça sunulan dava değer arttırım dilekçesinde her ne kadar, tüm dava değeri üzerinden maddi tazminat davasına konu dava miktarını 142.602,65-TL artırarak 242.602,65-TL'ye yükseltildiği bildirilmiş ve bu miktar üzerinden tamamlama harcı yatırılmış ise de; de davacı vekili tarafından toplam 100.000,00 TL'lik dava değeri mahkememiz tensip ara kararı uyarınca iki farklı tazminat kalemi yönünden ayrı ayrı 50.000,00'şer TL olarak ayrıştırılmış olup, bu hali ile davacının 50.000,00 TL'lik nemalandırılmama zararı talebinin 142.602,65-TL arttırıldığı dolayısı ile toplam 192.602,65 TL nemalandırılmama zararının talep edildiğinin kabulü gerekmiştir. Davacının haksız haczedilen mallarının satış bedelinin nemalandırılmaması sebebiyle uğradığı zarar miktarı olan 172.687,27-TL yönünden davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmeiştir.
Dava konusu olayda, davacının eşi olan dava dışı asıl borçlu çalışanının haciz mahallinde bulu nması, dava dışı asıl borçlu ile davacının iştigal konusunun aynı olduğu, buna göre davalının kötü niyetli veya ağır kusurlu olduğunun ispat edilemediği anlaşıldığından manevi tazminat talebinin reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. Manevi tazminat değerlendirmesi takdir yetkisine dayandığından reddedilen manevi tazminat miktarı bakımından aleyhe vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmemiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda ayrıntılı olarak izah edildiği üzere;
1-Davanın KISMEN KABULÜ İLE;
-172.687,27-TL tazminatın fiili haciz tarihi olan 23/11/2015 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,
-Makine bedel zararı yönünden 50.000,00-TL'lik talebin reddine,
-Manevi tazminat talebinin reddine,
2-Alınması gerekli 11.796,26-TL karar ve ilam harcından peşin alınan 5.977,13-TL harç ile 2.435,30-TL ıslah harcının mahsubu ile geriye kalan 3.383,83-TL eksik harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
3-Davacı tarafça başlangıçta yapılan 179,90-TL başvurma harcı ile yargılama aşamasında yapılan 24.613,75-TL olmak üzere toplam 24.793,65-TL yargılama giderinden davanın kabul ve ret oranına göre hesaplanan 8.690,17-TL yargılama gideri ve peşin yatan harç gideri 5.977,13-TL ile 2.435,30-TL ıslah harcının toplamı olan 17.102,60-TL yargılama giderinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, geriye kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
4-Gider avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine,
MADDİ TAZMİNAT TALEBİ YÖNÜNDEN;
5-Davacı taraf vekille temsil olunduğundan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap ve taktir olunan 45.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine,
6-Davalı taraf vekille temsil olunduğundan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap ve taktir olunan 45.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine,
7-1.560,00-TL arabuluculuk ücretinin davanın kabul ve ret oranına göre hesaplanan 546,78-TL'nin davalıdan, geriye kalan miktarın davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına,
Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, kararın tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 03/12/2025
Katip ...
Hakim ...