T.C.
İSTANBUL
12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2023/279 Esas
KARAR NO:2025/957
DAVA:Menfi Tespit (Ticari İşletmenin Satılması Veya Devrinden Kaynaklanan), Tazminat (Ticari İşletmenin Satılması Veya Devrinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:24/04/2023
BİRLEŞEN .... ATM ... ESAS SAYILI DOSYASI
KARAR TARİHİ : 09/12/2025
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Ticari İşletmenin Satılması Veya Devrinden Kaynaklanan), Tazminat (Ticari İşletmenin Satılması Veya Devrinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı, dava dışı ... (...) tarafından el konulan ve ihale ile davalı tarafa satılan ... A.Ş.'nin 9680 ortağı olan ... A.Ş.'nin %8.40 hissesi ve %20 ortağı olan ... ... Sistemleri San. Ve Tic. A.Ş.'nin %8 hissesinin tarafına ait olduğunu, dolayısıyla ... tarafından usulsüz bir şekilde davalı tarafına satılan ... A.Ş'nin %8.30 hissesinin mülkiyet hakkına sahip olduğunu, ... tarafından 06.10.2003 tarihinde şahsının malvarlığı üzerine ihtiyati tedbir konulması talebi üzerine ... 2.Sulh Ceza Mahkemesi ... Müt. Sayılı kararıyla malvarlığına ihtiyati tedbir koyulduğunu, ... Bankasının kaynaklarının boşaltılması suretiyle zimmet suçunu işlediği iddiasıyla hakkında soruşturma başlatıldığını, ... Cumhuriyet Başsavcılığı 2003/... hazırlık no'lu dosyasında ek takipsizlik kararı verildiğini, ... tarafından bu karara itiraz edildiğini, .... Ağır Ceza Mahkemesi kararıyla 10.05.2004 tarihinde takipsizlik kararına itirazın reddedildiğini, ilgili tarihte yürürlükte olan mevzuat gereği hakkındaki ihtiyati tedbir kararının kendiliğinden ortadan kalktığını, ...'nin şahsının malvarlıkları üzerinde işlem yapmaya devam ettiğini, ...'nin işlem yetkisinin Fon'a intikal eden bankaların kaynaklarını dolanlı olarak boşaltılmasına iştirak eden kişilerle sınırlı olduğunu, şahsının iştirak eden kişilerden olmadığını, ...'nin ... bankasının kamu borcundan dolayı şahsını sorumlu tutmasına ve ödemeye çağrı mektubu göndermesine karşılık açtığı davalarla şahsının ... Bankası borçlarıyla alakalı olmadığının ve sorumlu tutulamayacağının ilk önce.... İdare Mahkemesi (... E.) ve .... İdare Mahkemesi (... E.) kararlarıyla reddedildiğini, Danıştay 13.Dairesinin bu iki dosya için bozma kararı verdiğini, yerel mahkemeler tarafından bozmaya uyulduğunu, Danıştay tarafından kararların onandığını, ...'nin karar düzeltme taleplerinin reddedilmesi şeklinde kesinleştiğini, bunun üzerine ... tarafından mektup gönderildiğini, hakkındaki takip işlemlerinin sonlandırıldığının belirtildi lgili kurum ve kuruluşlara hacizlerin kaldırılacağının bildirildiğini, fakat ...'nin mahkeme kararlarına uymadığını, hissedarı olduğu şirketlerin feshedildiğini öğrendiğini, ...'nin şirketlerin tüm malvarlıklarını satarak paraya çevirdiğini, tarafına herhangi bir bildirim yapılmadığını, bu şirketlerdeki hisselerini satın alan şirketlerin basiretli tacir olarak davranması gerektiğini, hisseleri satın alan davalı şirketin ... hisseleri arasında ... Grubu borçlarından hiçbir sorumluluğu olmayan tarafına ait hisselerin varlığından haberdar olduğunu, davalının ... ile tarafı arasındaki davalardan haberdar olduğunu, davalının mahkeme kararlarına karşı hisselerini bilerek satın aldığını, bu sebeple sorumluluğun davalı şirkette olduğunu, 20.01.2023 tarihinde ... 40.Noterliği ... sayılı ihtarname ile davalı şirkete tarafının sahip olduğu hisseleri iade etmesinin ihtar edildiğini, 31.01.2023 tarihli ... Sayı ile ....Noterliği'nden davalı şirketin ... A.Ş.'nin bir uzantısı veya hisse devrinin tarafı olmadığının cevap keşide edildiğini, İdare Mahkemesinde açılan davaların lehine sonuçlandığını, ...'nin bu davaların gereğini yerine getirmediğini, davalı tarafın şahsına ait hisselerini bilerek aldığını, davalı tarafın davacı tarafın ....Ağır Ceza Mahkemesi'nin ...,, sayılı dosyasındaki tanıklığına yönelik itirazı bakımından tarafının hissedarlığının gerçek olduğunun İdare Mahkemesi kararlarıyla sabit olduğunu, davalının zamanaşımı süresi itirazlarına ilişkin ilk derece ve Danıştay kararlarının 2015 yılında kesinleştiğini, ...'nin, tarafının hissedarı olduğu şirketler hakkında iktisadi bütünlük kararı alırken, aynı iktisadi bütünlüğün içerisinde olmadığı kesinleşen ve mahkeme kararıyla da tespit edilen haklarını korumadığını, davalı şirketin ise bunu bilerek tarafının hisselerini aldığını, bu nedenlerle davanın kabulüne, yargılama giderleri ile avukatlık vekâlet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine, karar verilmesini talep ve dava ettiği görüldü.
CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafın, ... A.Ş.'nin %8.30 hissedarı olduğunu iddia ettiği, fakat tanık olarak dinlendiği ....Ağır Ceza Mahkemesi'nin .... Sayılı dosyasında şu şekilde ifade verdiğini: “Ben Ekim ayı 1997 yılında ... grubuna girdim. ... grubu şirketine el konulmasından 3 ay sonra ayrıldım. Ben çalıştığım süre içerisinde hisseleri devraldım ve devrettim. Hisse devralmamda ve devretmemde herhangi bir ücret almadım bir ücret de vermedim. İfadem verilmesi sırasında bana herhangi bir telkinde de bulunulmadı. Şöyle ifade ver böyle ifade ver şeklinde kimse bir şey söylemedi. Ben şirkette çalışmam nedeniyle getirilen sözleşmeleri kendi isteğim ile imzaladım. Ben imzalamamam halinde şöyle olur böyle olur şeklinde kimse tarafından da bir telkinde de bulunulmadı. Ben karakolda ifade verirken zaten kimse yoktu, bir yönlendirme de yapılmış değildir... Ben gerçekte hisse devralma ve devretmesinde para ödemedim ancak imzaladığımız belgelerin bir takım makbuzları ve giderleri ile ilgili belgeler bana gelecekti. Zaten bu belgeler vardı onlarla ilgili nakit ödediğim şeklinde mali şubede beyanda bulundum gerçekte bedeller karşılığı para ödemedim... Benim üzerimde hisse yoktur. Ben mali şubede ifade verirken biraz heyecanlandım o şekilde hisseler üzerimdedir dedim. Gerçekte hisselerim yoktur dedi. Ben kesinlikle hisse devralırken ve devrederken kimseye para vermedim ve almadım, demek suretiyle beyanda bulunduğunu, davacı tarafın ... aleyhine İdare Mahkemesi'nde açtığı davaların yukarıdaki tanık beyanı da gözetilerek aleyhine sonuçlandığı, kesinleştiği, (.... İdare Mahkemesi ....), davacının hissedar olmadığının, yapılan ihale nedeniyle zarara uğramadığının, tazmin talebinde bulunamayacağının hem ceza davasında hem de idare mahkemesi kararında hükme esas olduğu, talebin zamanaşımına uğradığını, varlık satışının gerçekleştiği 24.05.2006 tarihinde yürürlükte olan 818 Sayılı Eski Borçlar Kanununun 125.maddesi ve hali hazırda yürürlükte bulunan 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanununun 146.maddesi uyarınca kanunda aksine bir hüküm bulunmadığı sürece her alacağın 10 yılda zamanaşımına uğradığı, Borçlar kanununda 5 senelik zamanaşımının uygulanacağı hallerin 818 Sayılı Kanunun 126.maddesi ve 6098 Sayılı Kanunun 147.maddesine göre bir ortaklıkta, ortaklık sözleşmesinden doğan ve ortakların birbirleri veya kendileri ile ortaklık arasındaki; bir ortaklığın müdürleri, temsilcileri, denetçileri ile ortaklık veya ortaklar arasındaki alacaklar olduğu, haksız fiile ilişkin ise 10 yılın geçmesiyle zamanaşımına uğradığı, davacı tarafın hissedarı olduğu şirketlerin feshedildiğini haricen öğrendiği iddiasına yönelik davacının 23.03.2015 tarihinde ...'nin gönderdiği yazı ile takiplerin sonlandığını bildiğini ifade ettiği, 2005-2006 yılları arasında ...'nin ihale sürecine ilişkin tüm kararların Resmi Gazete'de yayınlandığı, söz konusu varlık satışının, idare hukuku alanında, tüm süreçleri kamuya açık olarak yürütüldüğü ihale neticesinde gerçekleştirilen “... Varlıkları Ticari ve İktisadi Bütünlüğü”nün satışı olduğu, söz konusu varlıkların içerisinde ...'in hisseleri bulunmadığı, ... ... ... Hizmetleri A.Ş.'nin varlığını, sürdürdüğünü, dolayısıyla davacı tarafın ... işlemleri için ...'yi, şirket hisselerine ilişkin ... ... ... Hizmetleri A.Ş.'yi taraf olarak göstermesi gerektiği, davanın bu sebeple husumet yönünden reddedilmesi gerektiği, davacı tarafın basiretli tacir olma yükümlülüğüne aykırı davranıldığı iddiasına yönelik ... tarafından davacı şirketin hissedarı olduğunu belirttiği ... ... ... Hizmetleri A.Ş'nin hisselerinin Müvekkil şirkete satılmadığı, sadece ...'e ait varlıkların satışının gerçekleştiği, hiçbir zaman ...'in hissedarı olmadığı, bu hususun Tüzel kişiliği devam eden ...'in hissedarlık yapısı ile sabit olduğu, İhale sürecine ilişkin, ihaleye kısa listenin oluşturulmasından sonra açık arttırmayla devam edildiğini 4.550.000.000 ABD Doları bedelle Müvekkil şirkete ihale edildiği, ... varlıklarının mülkiyetinin 24.05.2006 tarihinde Müvekkil şirkete geçtiği, davacı tarafın ileri sürdüğü olaylara ilişkin Müvekkil şirketin tek dahil olduğu kısmın, yasal mevzuat gereğince yetkili İdare tarafından gerçekleştirilen ihaleye diğer 15 katılımcı gibi katılmaktan ibaret olduğu, basiretli tacir gibi davranma yükümlülüğüne aykırılık teşkil etmediği, tazminat sorumluluğunun doğmayacağı, basiretli tacir olma yükümlülüğünün kapsamına hisselerin ... tarafından hukuka uygun ya da aykırı olarak el konulmasının veya başka suretle devralınmasının denetlenmesinin girmediği gerekçeleri ile davanın reddini talep etmiştir.
BİRLEŞEN .... ATM ... ESAS SAYILI DOSYASI
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... tarafından el konulan ve ihaleyle satılan ... A.Ş' nin %80 ortağı olan ... A.Ş' nin 8.40 hissesi ve % 20 ortağı olan ... ... Sistemleri San.ve Tic. A.Ş' nin % 8 hissesi tarafına ait olduğunu, dolayısıyla ... tarafından usulsüz bir şekilde satılan ... A.Ş ' nin % 8.30 hissesinin mülkiyet haklarının kendisinin olduğunu, bu hakların AİHS ve Türkiye Cumhuriyeti Anayasa'sı güvencesi altında olduğunu, ... 'un kendisine ait hisseleri bile bile alarak mülkiyet haklarını ihlal ettiğini, ... araştırma yapmadan bilgi ve belge toplamadan kamu gücünü orantısız ve usülsüz kullanarak 06.10.2003 tarihinde ... Nöbetçi Sulh Ceza Mahkemesine başvurarak şahsının mal varlığı üzerinde ihtiyati tedbir uygulanmasını talep ettiğini, ... 2.Sulh Ceza Mahkemesi ... Müt. sayılı kararıyla ...'den gelen bu usulsüz taleple mal varlığıma ihtiyati tedbir koyduğunu, bununla birlikte hakkında ... Bankasının kaynaklarının boşaltılması suretiyle zimmet suçunu işlediği iddiasıyla Bankacılık kanunu gereği ... Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma başlatıldığını, ancak ... Cumhuriyet Başsavcılığı 2003/... hazırlık no'lu dosyasından verdiği ek takipsizlik kararıyla kendisinin ... Bankası kaynaklarının dolanlı işlemlerle boşaltılması ile ilişkisinin bulunmadığını tespit ettiğini, söz konusu ek takipsizlik kararında şahsıyla ... bankası arasında hiç bir bağın olmadığının tespiti niteliğinde olduğunu, ...'nin bu takipsizlik kararına itiraz ettiğini, bu itiraz üzerine dosyayı ve itiraz inceleyen ....Ağır Ceza Mahkemesi... D.iş sayılı kararıyla 10.05.2004 tarihinde söz konusu takipsizlik kararına itirazı reddettiğini, ...'nin şahsına ait mal varlıkları üzerinde Anayasaya aykırı işlem yapma hakkının bulunmadığının yetkili ve görevli mahkemelerce tespit edilmesi için 2004 yılından 2015 yılına kadar hukuk mücadelesi vermek zorunda kaldığını, ...' nin dayanaksız olarak ... bankasının kamu borcundan dolayı şahsını sorumlu tutması ve bana ödemeye çağrı mektubu göndermesi ve mallarına ihtiyati haciz uygulaması ile ilgili olarak.... İdare Mahkemesinde (... E.) ve ....İdare Mahkemesinde (... E.) açtığı davalar önce reddedilmiş, daha sonra Danıştay 13.Dairesinin her iki dosyadan verilen kararları bozması üzerine ve sonrasında yerel mahkemeler tarafından verilen uyma kararları Danıştay tarafından onanmış olup davalı ...'nin karar düzeltme taleplerinin reddedildiğini, bilirkişilerce yapılacak inceleme ile şahsının gerçek zararının ve tazminat miktarının tespit edileceğini, hissedarı olduğu şirketler veya mal varlıklarının satıldığını ve kesinleşmiş mahkeme kararlarına ve de devam eden mahkemelere (sonrasında kesinleşen yüksek yargı davaları dahil) rağmen satıldığını haricen öğrendiğini, davalı şirketin muhatabın kendileri olmadığını ileri süremeyeceğini çünkü hisselerini bu mahkeme kararlarını bilerek satın aldığını ve bu usulsüz satıştan sorumlu olduğunu, görüldüğü üzere uğradığı gerçek zarar tam ve kesin olarak belirli olmadığı gibi dava tarihinde de belirlenebilir olmadığını, doğal olarak bundan sonraki muhatabının bu usulsüz satın almayı yapan şirket olduğunu ileri sürerek lehine maddi ve manevi tazminata, yargılama giderlerinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının iddia ve taleplerin gerçeklikten uzak ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, ... tarafından davacının hissedarlarından olduğunu belirttiği ... ... A.Ş.'nin hisseleri müvekkili şirkete satılmadığını, ... tarafından sadece ...'e ait varlıkların satışı gerçekleştirildiğini ve ...'den halka açık ve şeffaf bir şekilde mevzuat hükümlerine göre yürütülen ihale neticesinde, müvekkili şirketin ihaleyi kazanarak, varlıkların alıcısı olduğunu, Müvekkili Şirketin, ...'e ait hisseleri hiçbir zaman satın almadığı gibi, hiçbir zaman da ...'in hissedarı olmadığını, bu hususun halen Tüzel Kişiliği devam eden ...'in hissedarlık yapısı ile de sabit olduğunu, Söz konusu sürecin yasal mevzuata uygun olarak yürütüldüğünü ve yasal süreçler uyarınca, davacının iddia ettiği gibi müvekkili şirketin ... ... A.Ş.'nin hisselerini satın alan taraf olmayıp, ... tarafından oluşturulan Ticari ve İktisadi Bütünlüğün ihale ile satılması idari işleminin tarafı olduğunu, söz konusu ... Varlıklarının Ticari ve İktisadi Bütünlüğü'nün kapsamında davacının hisseleri bulunmadığını, ilaveten ... ... A.Ş. hali hazırda ticari hayatına devam eden bir şirket olduğunu ve müvekkili şirketle herhangi bir bağlantısı bulunmadığını, davacının belirttiği basiretli tacir olmanın yükümlülüğü kapsamına, davacının iddia ettiği hisselerinin ... tarafından hukuka uygun ya da aykırı olarak el konulmasının veya başka bir suretle devralmasının müvekkili şirketçe denetlenmesinin girmediğini, bu yükümlülüğün hiçbir şekilde, kamu tüzel kişiliğini haiz, idari ve mali özerkliğe sahip ...'nin işlem ve kararlarının müvekkili şirketçe denetlenmesi hak ve yetkisini barındırmadığını, davacının taleplerinin hukuka aykırı olduğunu ve hukuki bir dayanağının bulunmadığını beyan ederek davanın reddine, öncelikle konu itibariyle uyuşmazlığın görüleceği yargı yolunun idari yargı olması sebebiyle yargı yolu caiz olmadığından dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine, Mahkemenin aksi kanaatte olması halinde zamanaşımı ve husumet itirazları uyarınca davanın usulden reddine, davalar arasındaki hukuki ve fiili irtibat nedeniyle iş bu dosyanın .... Asliye Ticat Mahkemesinin 2023/279 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava dilekçesi, sair tüm evraklar hep birlikte incelenmiştir.
İddia ve toplanan deliller kapsamında bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş ve bilirkişi sunmuş olduğu 13/02/2025 tarihli raporunda özetle;
"- Asıl dava dosyasına mübrez belgelerden davacının, hissedarı olduğu şirket hisselerinin dava dışı ... tarafından yönetildiği sırada davalıya devredildiği, bu nedenle hisselerin iadesinin, iadenin mümkün olmaması durumunda ise hisse bedellerinin tahsilini talep ettiğinin müşahede edildiği, o halde bu noktada öncelikle davacının ... A.Ş. ile ... ... Sistemleri San. Ve Tic. A.Ş. üzerinde iddia ettiği şekilde hissesinin bulunup bulunmadığının tespitinin gerektiği,
-Heyetimize tevdi edilen dosya münderecatından davacının anılan dava dışı şirketlerde herhangi bir hissedarlığının bulunduğuna ilişkin bir tespitin yapılamadığı, Sayın Mahkemece Gelir İdaresi Başkanlığı'na yazılan müzekkereye verilen 29.08.2023 tarihli müzekkere cevabında davacıya ait “Belirli Bir Tarih Aralığında Şirket Ortakları ve Yöneticilikleri” bilgilerini içerir evraka yer verildiği, ancak bahse konu belge incelendiğinde ise davacının 21.06.2012 ilâ 12.11.2022 tarihleri arasında 75.0000 hisse ile yalnızca dava dışı ... Ticaret Limited Şirketi'nin ortağı ve hissedarı olduğunun müşahede edildiği,
-Bununla birlikte davacının .... İdare Mahkemesi nezdinde ikame ettiği E. 2015/..., K. 2017/... ve 02.03.2017 tarihinde verilen ve Danıştay 13. Dairesince E. 2017/2855 ve K. 2022/1747 sayılı 20.04.2022 tarihli ilam ile onanan yerel mahkeme ilamında “davacının bahse konu şirketlerden hisse alacaklısı olup olmadığına dair yapılan inceleme neticesinde davacının hissedarlığının bulunmadığına kanaat getirildiği,
-Tüm bu açıklamalardan sonuçla nihai takdir Muhterem Mahkemeye ait olmak üzere davacının Standart ... Bilgisayar Hizm. AŞ. ile ... ... Sist. San. ve Tic. A.Ş. üzerinde iddia ettiği şekilde hissesinin bulunup bulunmadığına dair heyetimizce herhangi bir tespitin yapılamadığı,
-Bu noktadan itibaren açıklamalarımıza Sayın Mahkemece davacının bahse konu şirketlerde hissedarlığının bulunduğu kanaatinde olunması ihtimaline binaen devam edildiğinde ise bu aşamada incelenmesi gereken ikinci bir hususun davacının davalı şirketten talepte bulunmasının mümkün olup olmadığının tespitine ilişkin olması gerektiğinin düşünüldüğü, zira dava dilekçesi irdelendiğinde davacının talebinin “hisselerin iadesine, iadenin mümkün olmaması durumunda ise hisse bedellerinin tahsiline “ilişkin olduğu,
-Davalının “İhaleyi Kazanan” sıfatı ile dava dışı ...'nin ise akdettiği 24.05.2006 tarihli “... Varlıkları Devir ve Teslim Anlaşması” irdelendiğinde esasında davalı tarafından davacının iddia ettiği hisselerin devrini içeren bir durumun söz konusu olmadığının zira bahse konu sözleşmenin hisseleri değil, varlık devrini konu edindiğinin müşahede edildiği, hâl böyle olunca takdir Muhterem Mahkemeye ait olmak üzere Sayın Mahkemece davacının anılan şirketlerde hissesinin olduğu kanaatinde olunması ihtimalinde dahi davacının hisse veya hisse bedelinin iadesi talebine konu bir hukuki durumun esasında söz konusu olmadığının tespit edildiği,
-Dolayısıyla Sayın Mahkemece davacının bahse konu şirketlerin hissedarı olduğu kanaatinde olunması ihtimalinde dahi davalının ... ile akdettiği sözleşme ile herhangi bir hisseyi devralmadığından davacının davalıdan talepte bulunup bulanamayacağının takdirinin Muhterem Mahkemeye ait olduğu,
-Dosyaya mübrez muhtelif dilekçelerde davacı, davalının bahse konu şirketlerin hisselerinin davacıya ait olduğunu bilmesine rağmen devraldığını ileri sürdüğü, ancak dosyaya mübrez 24.05.2006 tarihli “... Varlıkları Devir ve Teslim Anlaşması" irdelendiğinde davalının ... tarafından gerçekleştirilen ihale neticesinde bedeli mukabilinde bir iktisap gerçekleştirildiğinin müşahede edildiği, bu nedenle takdiri Muhterem Mahkemeye ait olmak üzere usulüne uygun yapılmış ve aksi hukuken tespit edilmemiş bir ihaleye dayalı olarak bedeli mukabilinde hak iktisap eden davalının kusurundan bahsetmenin mümkün olmadığının düşünüldüğü, buna karşın Muhterem Mahkemece aksi kanaatte olunması durumunda davalının kusur durumunun takdirinin Muhterem Mahkemeye ait olduğu,
Birleşen dava dosyası yönünden ise davacının, asıl dosyada ileri sürülen gerekçelerle zarara uğradığını iddia ederek 100.000,00-TL maddi, 100.000,00-TL manevi zarara uğradığını iddia ederek bu zararın tazminini talep ettiği,
-Kural olarak zarar sebebiyle tazminat talebinde bulunulabilmesi için öncelikle bir zararın mevcut olması ve bu zararın bir kusur neticesinde meydana gelmesi gerektiği, ancak davalıya kusur atfedilmesinin mümkün olup olmadığı takdiri Sayın Mahkemeye ait olmak üzere evvelce irdelenmiş olup, bu noktadan itibaren Sayın Mahkemece davalının kusurlu olduğu kanaatinde olunması ihtimaline binaen davacının zarara uğrayıp uğramadığının tespitinin gerektiği ihtimalinde dosyaya mübrez belgelerden davacının zararının hangi miktarda olduğunun, bu zarara davalı sebebiyet verdi ise de zararın hangi gerekçelerle hangi tutarda olduğunu tevsik eden bir bilgi yahut belgeye rastlanılamadığı,
-Hâl böyle olunca takdiri Muhterem Mahkemeye ait olmak üzere heyetimizce davacının maddi zarar talebinin ispata muhtaç olduğu değerlendirilerek herhangi bir hesaplama yapılmasının mümkün olmadığı, buna karşın Sayın Mahkemece davacının zarara uğradığı kanaatinde olunması durumunda zarar talebinde bulunulmasının mümkün olduğu ifade edilebileceği gibi nihai takdir ve kanaatin tamamen ve münhasıran Muhterem Mahkemeye ait olduğu,
- Davacının manevi zarar talebinin takdirinin de yine Sayın Mahkemeye ait olduğu," şeklinde görüş bildirildiği görüldü.
Tarafların rapora karşı beyan ve itirazlarının değerlendirilerek ek rapor tanzimi hususunda dosyanın yeniden bilirkişi heyetine tevdine karar verildiği, bilirkişi heyetince sunulan ek raporda özetle;
"Arz edilen tespitler ve değerlendirmeler ışığında, taraflar esasında kök rapora karşı itirazlarında evvelce sundukları ve heyetimizce kök raporda detaylı ve de ihtimalli şekilde değerlendirilen hususları yinelediklerinden detaylıca incelemelerimiz ve itirazlara yönelik açıklamalarımız kapsamında kök raporda yer alan ve gerek çeşitli ihtimallere dayanan gerekse de takdirin tamamen Mahkemeye ait olduğuna dair görüşümüzü aynen muhafaza etmekteyiz. Ancak, Muhterem Mahkemeyi bilirkişi görüşü takyit etmediğinden, sayın yargı makamının tamamen davacı savları veya tamamen davalı savunmaları yönünde hüküm kurmakta bütünüyle muhtar olduğu, meselenin asli ve nihai hukuki tavsifinin sadece Sayın Mahkemeye ait bulunduğu tartışma dışıdır. Değerlendirmelerimiz, asli ve nihai hukuki takdiri ile tavsifi HMK m. 266/c.2 ve m. 279/f4 hükmü ile 6754 sayılı Kanun m. 3/f.3 hükmü icabı tamamen ve münhasıran Mahkemeye ait olmak üzere Sayın Mahkemenin takdirine saygıyla arz olunur." şeklinde görüş bildirildiği görüldü.
Dava ve birleşen dosya dava dilekçesi, cevap dilekçeleri, bilirkişi raporu, Sulh Ceza Mahkemesi kararı, dava dışı ... yazıları, ikinci yazı cevapları, İstanbul İdare Mahkemesi kararları, tüm dosya kapsamının yapılan incelemesinde, asıl dosya yönünden davanın davacının hissedarı olduğunu iddia ettiği, ... A.ş. ve ... ... Sistemleri .. A.ş. Hisselerinin dava dışı ... tarafından davalıya yapılan satış nedeniyle kendisine ait hisselerin hisse değeri ile birlikte iadesine ilişkin olduğu, bu dosyamızla birleşen ... ATM'nin ... Esas sayılı dosyasında ise davanın ayni hukuki gerekçeler ile uğramış olduğu, maddi ve manevi zararların tazminine ilişkin olduğu, davacının ... A.ş. ve ... ... Sistemleri .. A.ş. Hisselerinin dava dışı ... tarafından davalı ... ... Şirketi'ne satılmasına ilişkin kararının kendisine ait hisselerin de haksız şekilde davalıya devredildiğini, bu nedenle zarara uğradığını, ... A.ş.'nin 8.40 hissesi ile ... ... Sistemleri .. A.ş.'nin %8 hissesinin kendisine ait olduğunu, hisselerin muhafaza edilmeden ve kendisine verilmeden mülkiyet hakkı gaspedilecek şekilde davalıya ihale edilerek satıldığını, bu nedenle zarara uğradığını, haksız satış nedeniyle hisselerin değeri ile birlikte kendisine iadesi ve uğradığı maddi ve manevi zararların tazminini talep etmiş ise de davalının davacının hisse sahibi olduğunu belirttiği şirketlerin ...'nin ihale-satış işlemi sonucu satın aldığı, bedelini ...'ye ödediği, davacının talepleri açısından 3. Kişi konumunda olduğu, davacının dava konusu ettiği taleplerini, ihaleyi ve dolayısıyla satışı gerçekleştiren ...'ye karşı yönetmesi gerektiği, davalıya husumetin düşmediği anlaşıldığından asıl ve birleşen dosya yönünden davacının davasının ayrı ayrı husumet yokluğu nedeniyle reddedilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda ayrıntılı olarak izah edildiği üzere;
1-Davacının asıl ve birleşen davasının husumet yokluğu nedeniyle reddine,
ASIL DAVA YÖNÜNDEN:
2-Harçlar yasası uyarınca alınması gereken 615,40 TL ilam harcının alınan 6.831,00-TL tamamlama harcından düşümü ile bakiye 6.215,60-TL'nin karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
3-Davacının yaptığı yargılama giderlerinin üstünde bırakılmasına
4-Davalı kendini vekille temsil ettirdiğinden lehine Asgari Ücret Tarifesi gereği 64.000,00-TL ücret takdirine, bunun davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine
5-Karar kesinleştiğinde artan gider avansının ilgili tarafa iadesine,
6-3.120,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
BİRLEŞEN DAVA YÖNÜNDEN:
7-Harçlar yasası uyarınca alınması gereken 615,40 TL ilam harcının peşin alınan 3.415,50-TL'den düşümü ile bakiye 2.800,10-TL'nin karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
8-Davacının yaptığı yargılama giderlerinin üstünde bırakılmasına
9-Davalı kendini vekille temsil ettirdiğinden lehine Asgari Ücret Tarifesi gereği 45.000,00-TL ücret takdirine, bunun davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine
10-Karar kesinleştiğinde artan gider avansının ilgili tarafa iadesine,
Dair, HMK 345 maddesi uyarınca kararın taraflara tebliğ edildiği tarihten başlayarak iki hafta içinde HMK 342 maddesi gereğince düzenlenmiş dilekçe ile HMK 343 maddesi uyarınca mahkememize veya başka bir mahkemeye yapılacak başvuru ile HMK 341/1 maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olarak davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 09/12/2025
Katip ...
Hakim ...