T.C.
İSTANBUL
12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2023/524 Esas
KARAR NO :2026/406
Mahkememiz asıl dosyasında :
DAVA:Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)
DAVA TARİHİ:03/08/2023
KARAR TARİHİ:14/05/2026
Birleşen ... Ticaret mahkemesinin ... Karar sayılı dosyasında :
BİRLEŞEN DOSYA KARAR TARİHİ : 04/09/2023
Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Mahkememizin asıl dosyasında davacı vekili dava dilekçesinde özetle: davacı müvekkili ..., davalı şirketin ortağı olduğunu, davalı ...Ş.’ndeki hissesini, muris babası ...’nin ölümü üzerine alınan veraset ilamı gereğince kazandğını, müvekkilin davalı şirketteki hisse oranı %7,13; hisse adedi 1.105.652,10; sermaye tutarı ise 1.105.652,10 TL olduğunu, 22.06.2023 tarihinde davalı şirketin 2022 yılı Olağan Genel Kurul Toplantısı yapıldığını, işbu Olağan Genel Kurul toplantısına vekaleten katılarak; genel kurulda alınan kararlara karşı muhalefet şerhi koyulduğunu ve olumsuz oy kullanıldığını, şirketin 22.06.2023 tarihli Olağan Genel Kurul Toplantı tutanağında da sabit olduğunu, ... Ticaret Türk A.Ş.’nin 22.06.2023 tarihli 2022 yılı Olağan Genel Kurul’unda alınan kararlarının iptalini talep ettiklerini, Genel Kurul Toplantı gündeminin 3. Maddesinde yer alan ve oylamaya sunulan konu; şirket Yönetim Kurulu Faaliyet raporunun oylanması olduğunu, işbu oyalamada olumsuz oy kullanıldığını ve karara muhalefet edildiğini, zira; yıllık faaliyet raporunda şirketin ilgili hesap dönemine ait iş ve işlemlerinin akışı, her yönüyle finansal durumu doğru, eksiksiz, gerçeğe uygun ve dürüst bir şekilde yansıtılmak zorunda olduğunu, gereği gibi hazırlanan yıllık faaliyet raporu, şirket faaliyetlerinin izlenebildiği ve şirketin kurumsal yönetilip yönetilmediğini görmemizi sağlayan temel belge olması gerektiğini, yıllık faaliyet raporu ile yöneticiler deyim yerindeyse şirket faaliyetleri ile ilgili olarak ortaklara hesap vermesi gerektiğini ve rapor, şirketlerin şeffaflaşması ve kurumsal yönetilmesine katkı sağlayacak nitelikte bulunması gerektiğini, yönetim kurulunun yıllık faaliyet raporunda; şirketin finansal yapısının iyileştirilmesi konusunda somut bir yol haritasına yer verilmemiş; boş vaatlere ve muğlak ifadelere yer verildiğini, raporda hiçbir detay olmadığını, şirketin finansal yapısının nasıl ve ne şekilde değiştirileceğine değinilmediğini, şirketin 2022 yılı gelir tablosunda 41.500.074,50 TL faaliyet karı gösterilmiş ise de 41.500.074,50 TL faaliyet karı değil, 9.966.553,28 TL faaliyet zararı söz konusu olduğunu, ayrıca şirketin kira gelirlerinin bir kısmı iştiraklere düzenlenen kira faturalarından kaynaklanmış olduğunu, tamamının tahsil edilebilmesi söz konusu olmadığından, nakit girdisi oluşturmayan bu gelirler nedeniyle gereksiz KDV ve kurumlar vergisi yükleri de doğmakta olduğunu, ...'ye ait ... A.Ş. hisselerinin yüksek bedeller karşılığında satın alınmasıyla mali yapısı sarsılan şirketin bina varlığında sistematik bir azalmanın görüldüğü, tedbir alınmaması durumunda şirketin bina varlığındaki erimenin devam etmesinin kaçınılmaz olacağını, zira söz konusu satın alma sonucunda doğan borçların tasfiyesi için kullanılan kredilerin ödenmesi gibi bir finansal açmazla karşı karşıya kalan şirket, olağan gelirleriyle cari dönem giderlerini karşılayabilecek kadar dahi nakit üretemediğini, ellerindeki şirket aktifinde kayıtlı bulunan arazi ve bina varlıklarının rayiç değerlerini yansıtan bir reel bilanço bulunmadığından, şirketin reel varlıklarının sürekli azalmakta olduğu, diğer bir ifadeyle sermaye kaybının yaşandığı bu olumsuz süreçte, sembolik değerlerle kayıtlı bulunan gayrimenkullerin satışı nedeniyle ortaya çıkan fiktif-enflasyonist karlar, yönetimin verimsizliğini gizleyecek şekilde yanıltıcı mali tabloların ortaya çıkmasına neden olmakta olduğunu, ayrıca mülkiyetinde bulunan gayrimenkulleri kiraya vermekten başka hiç bir ticari faaliyeti bulunmayan şirketin nakit açığını kapatmak amacıyla yapılan gayrimenkul satışları neticesinde 2022 yılı itibarıyla kiracı sayısının 25 civarına düşmüş olduğunu, 2022 yılı Kurumlar Vergisi Beyannamesi ve Yönetim Kurulunca hazırlanan 2022 yılı faaliyet raporunda personel sayısı 10 kişi olarak gösterildiğini, 2022 yılında şirketin yönetim kurulu üye sayısı 1 kişi olup, faaliyet raporunda "şirket yönetimindekilere geçmişten beri şirket için yaptığı diğer işler nedeniyle 2022 yılında 1.266.000,00 TL ücret ödenmiştir" açıklaması yer almakta olduğunu, Kurumlar Vergisi Beyannamesi eklerinde ise bu konuda her hangi bir bilgi bulunmadığını, ödenen tutarın vergi ve diğer maliyetleri kapsayıp kapsamadığı anlaşılamadığını, Yönetim kurulu üyesine ödenen 1.266.000,00 TL'nin brüt ücret olması durumunda çalışan 10 personelin toplam maliyeti (4.427.259,40 - 1.266.000,00) = 3.161.259,40 TL olmakta olduğunu, bu durumda personel başına ortalama yıllık maliyet 316.000,00 TL gibi oldukça yüksek bir miktara karşılık geleceğini, ticari açıdan tamamen pasif durumda olan bir şirkette bu kadar yüksek personel maliyeti ortaya çıkması makul karşılanacak bir durum olmadığını, ayrıca, yapılan bütün genel kurul toplantılarında yönetim kurulu üyelerine ücret ödenmemesi yönünde kararlar alınmış olmasına rağmen yönetim kurulu üyesinin şirketten ücret alması açıkça hukuka aykırı olduğunu, iş bu konuda şirket pay sahiplerine hiçbir bilgi verilmediğini, şirket Yönetim Kurulu üyeleri kendi aralarında işbu sözleşmeyi imzaladığını ve şirket içinde önemli bir pay devri gerçekleştirdiklerini, kaldı ki şirket esas sözleşmesine aykırı olarak; Genel Kurul’a hiç getirilmeden ve oyalamaya sunulmadan gerçekleştirilen bir pay devri söz konusu olduğunu, işbu 02.12.2019 tarihli pay ve taşınmaz devirlerine ait çerçeve sözleşmesi ile şirketin esaslı mal varlığını oluşturan malvarlıkları üzerinde tasarruflar yapıldığını, şirketin mevcut ekonomik durumu büyük ölçüde zorlaştırıldığını ve, müvekkili ile diğer şirket pay sahiplerinin kar payı hakları dahil tüm ortaklık hakları ihlal edildiğini, zira; 02.12.2019 tarihli “Pay ve Taşınmaz Devirlerine İlişkin Çerçeve Sözleşme” ile; şirket pay sahiplerinden ... adına kayıtlı 5.170.145,10 adet nama yazılı payların tamamı 57.104.634,83 TL bedel karşılığı diğer pay sahibi ...’ye devredildiğini, ve fakay işbu pay devrin karşılık ödeme, ...’nin kendi nam ve hesabından yapılmadığını, Pay devrine ilişkin bedelin ödeme yöntemi olarak; şirket adına kayıtlı 8 adet çok değerli taşınmazın devri , bir kısım nakit para ve 25.945.000.00 TL bedelli ileri vadeli bono, değerinin çok altında devredilen ... Turizm İnş. San. ve Tic. A.Ş.’nin %89,20 oranındaki paylarının devri ve şirket alacağının devri yöntemleriyle ödenmesi planlanarak; tamamen kötüniyetli ve müvekkili dahil şirketin diğer pay sahiplerini zarara uğratacak şekilde gerçekleştirildiğini, Genel Kurul Toplantı gündeminin 4. Maddesinde yer alan ve oylamaya sunulan konu; şirket Bilanço ve Gelir Tablolarının oylanması olduğunu, işbu oyalamada olumsuz oy kullanıldığını ve karara muhalefet edildiğini, şirket yönetim kurulundaki ortaklar şirketten kendilerine menfaat sağlayarak ve davalı ... ciddi miktarda borçlandırılarak, şirketi, müvekkili ve müvekkilim gibi diğer azınlık pay sahiplerini açıkça zarara uğrattıklarını, şirket açısından varlık kaybı riskinin doğmuş bulunduğu mali koşullarda, öncelikli olarak gelirlerin elde edilmesi ve idamesi açısından gereksiz olan giderleri ortadan kaldırmaya yönelik bir takım tedbirlere başvurması gereken şirket yöneticilerinin, şahsi menfaatlerini öncelemek suretiyle, kişisel portföylerinde bulunan ve, kısa ve orta vadede hiçbir gelir getirme ihtimali bulunmayan iştirak hisselerin davalı şirkete satmak gibi, gereksiz yere şirketi mali yük altına sokacak işlemlerde bulunduklarını, ..., çoğunluk pay sahibi olarak, muhalefet şerhlerine rağmen 3 yıl görev yapmak üzere seçildiğini, işbu oyalamada olumsuz oy kullanıldığını ve karara muhalefet edildiğini, 22.06.2023 tarihli 2022 Yılı Olağan Genel Kurul kararlarına karşı muhalefet şerhi konulduğunu ve olumsuz oy kullanılmış olmakla; davalı şirketin, 22.06.2023 tarihli 2022 Yılı Olağan Genel Kurulda alınan 3., 4., 5., 6. 7. Ve 8. maddelerde alınan kararların iptalini, TTK 445 ve 446. ve devamı maddelerine dayanarak davanın kabulüne karar verilmesini; davalı şirketin dava konusu 2022 yılı Olağan Genel Kurul’da imza yetkilisi yönetim kurulu üyesi ..., çoğunluk pay sahibi olarak, muhalefet şerhlerine rağmen yönetim kuruluna seçilmiş ollduğunu, şirket malvarlığını ve müvekkili ile diğer azınlık pay sahiplerini zarara uğratıcı işlemlere devam edileceği, şirkete tedbiren TMK ve TTK hükümleri gereği yönetim kayyumu atanmasına karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkememizin asıl dosyasında davalı ...Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle: ... 1943 yılında, davacı ve müvekkili şirketin diğer pay sahiplerinin büyük annesi ve büyükbabası ile başkaca ortaklar tarafından kurulduğunu, zamanla diğer pay sahiplerindeki paylar Mermerci ailesi tarafından devralınarak ..., aile şirketi haline geldiğini, ... 2007 yılında bölünmüş, bu bölünme işlemi neticesinde, ... malvarlığından ayrılan .../...’da bulunan çok değerli bir taşınmaz, “... Turizm ... AŞ”ye intikal ederek anılan bu son şirket kurulduğunu, bölünme suretiyle kurulan ...’in sermayesini temsil eden payların bir kısmı, mevzuata uygun olarak, ...’in pay sahiplerine, bir kısmı ise doğrudan ...’e verildiğini, böylelikle ..., aynı zamanda ...’in bir iştiraki hâline geldiğini, ...’in pay sahipleri yapısı uzun yıllar boyunca, (6762 sayılı eTK m. 277 gereğince anonim ortaklığın beş kişiden oluşması zorunluluğu nedeniyle şekli pay sahipliği sağlamak amacıyla cüz’i miktarda pay verilen -“saman adam”lar- dışında) davacının da babası olan ... ile davacının kardeşleri ...’den olduğunu, ...’nin vefat ettiği 2019 yılı öncesinde ...’in pay sahipliği yapısı ... % 47,56 ... , % 26,22 ... % 26,22 ...’nin 2019 yılında vefat etmesi üzerine, mirası beş çocuğu, ..., ..., ..., ... ve ... ile eşi ... arasında yasal şekilde bölüştürüldüğünü, böylelikle davacı da miras yoluyla hem ...’te, hem de ...’de pay sahibi hâline geldiğini, ...’den miras sebebiyle intikal eden paylar sonrasında ... % 33,35 , ... % 33,35 , ... % 11,89 ... % 7,13, ... % 7,13 ... % 7,13Ardından ...’in büyük pay sahiplerinden ..., hayatına farklı bir yön vermek, İstanbul dışında yaşamını devam ettirmek isteğiyle şirketlerdeki paylarını ...’ye satarak ortaklıktan ayrılmak yolunu tercih ettiğini, bu pay devri sonucunda ..., % 66,70 oranında pay sahipliği ile tek başına ...’in hâkim pay sahibi hâline geldiğini, ... A.Ş. iştiraklerine genelde % 50 - % 90 arasında ortak olduğunu, bu yüksek ve hakim ortaklığı sebebiyle, çok doğaldır ki, onların nakit ihtiyaçlarını imkanları ölçüsünde karşılamakta olduğunu, ortakların asıl görevlerinden biri olanakları var ise, ortak oldukları şirketin nakit ihtiyacını borç vererek veya sermaye koyarak gidermekte olduğunu, iştiraklere borç verilirken, Türk Vergi Mevzuatına göre şirkete düşen sorumluluklar da (faiz geliri ve KDV hesabı gibi) yerine getirilmekte olduğunu, ayrıca bu alacaklar, sadece 2022 yılında oluşmadığını, uzun yıllardır oluşan alacaklar olduğunu, şirketler, mal varlığı edinirken, bu mal varlığı karşılığında ödeyecek nakitleri yoksa borçlanmaları çok tabii bir olay olduğunu, böyle bir olayda kazanç ya da kayıp olduğu konusunda, doğru bir yargıya varmak için edinilen malın değeri ile borçlanılan veya buna karşılık verilen değerlerin mukayesesi gerekli olduğunu, bu bağlamda şirket yönetimi söz konusu varlık alışlarına ve bunlara karşılık borçlandığı veya verdiği değerler arasında, şirket lehine farklar / kazançlar olduğunu görerek bu kararı verdiğini, örneğin, ... A.Ş.’nin sahip olduğu yaklaşık 130.000 m2 ve ... ... ilçesi sınırlarında deniz kıyısında olan bu arsanın günümüzde de çok değerlendiğinden söz edilmekte olduğunu, kiralamalar dahil satılabilecek olan gayrimenkulleri uzun yıllardır duran varlıklar (250- Arsa/Araziler, 252-Binalar) hesaplarında takip etmenin / kayıt etmenin nedeni, bu hesaplarda ayrı ayrı edinim tarihlerini, maliyet bedellerini ve tapu durumlarını daha kolay takip etmekte olduğunu, esas faaliyet bunların satışı ve kiralaması olduğu için bunların gelirleri “600-Yurtiçi Satışlar” hesabına maliyetleri ise “621-Satılan Ticari Mallar Maliyeti” hesabına muhasebe prensiplerine göre kayıt edilmekte olduğunu, esasen böyle esas faaliyet gelirlerinin “67-Olağandışı Gelir ve Karlar” başlığı altında “679-Diğer Olağandışı Gelir ve Karlar” hesabına kayıt etmek yanlış olduğunu, çünkü ... A.Ş.’nin gayrimenkul üzerine tüm gelir ve giderleri esas/doğrudan/olağan faaliyetleri olduğunu, hiçbir zaman olağan dışı bir gelir olmadığını, davacının 2022 yılına ait bilanço ve gelir tablosunun kanuna aykırı olduğu iddiası yerinde olmadığını, tüm finansal tablolar vs yeminli mali müşavir denetiminden geçmiş hesaplar olduğunu davacının kayyum atanması talebinin reddini, davanın reddini, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Birleşen ... Ticaret mahkemesinin ...sayılı dosyasında davacı vekilinin dava dilekçesinden özetle : davacının hissedarı olduğu ... Türk Ticaret A.Ş 1943 yılında kurulmuş bir aile şirketi olduğunu, davacı babası müteveffa ...'nin 08.04.2019 tarihli vefatından sonra yasal miras payı oranında şirket hissedarı olduğunu, o dönem şirketin yönetim kurulu başkanı ..., ... ise yönetim kurulu başkan yardımcısı olduğunu, aynı yılın sonunda 02.12.2019 tarihinde Pay ve Taşınmaz Devirlerine İlişkin Çerçeve Sözleşmesi başlıklı bir sözleşme yaparak şirketi zarara uğratıcı devir ve temlikler gerçekleştirdiklerini, gerçekleşen devir ve temliklere 2019 yılında gerçekleştirilen olağanüstü genel kurulda itiraz edildiğini, etkilerinin anlık etki olmaması nedeniyle 2019 ve 2020 yıllarına ait olağan genel kurul toplantılarında da da itirazlar devam ettiğini, bu üç genel kurulla ilgili iptal davaları açılmış olduğunu, davaların hala derdest olduğunu, gerçekleşen devir ve temliklerden sonra şirketin nakit sermayesinde yüksek oranda azalmalar gerçekleşmiş, iştiraklerden alacaklar tahsil edilememiş, kredi yükü altına girildiğini ve şirketin temel gelir kaynağı olan kira getirici gayrimenkullerin satışına başlandığını, o tarihten itibaren yapılan her eylem şirketi daha fazla zarara soktuğunu, şirket ana sözleşmesi gereği hisse devirlerinin geçerli olabilmesi için çoğunluk tarafından kabul edilmesi şart olduğunu, 04.03.2020 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurul toplantısında hakim ortaklar ... arasında yapılan hisse devirlerinin onaylanmasına ilişkin olarak alınan karar ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E. Sayılı dosyasında verilen ... sayılı kararla iptal edildiğini, bu durumda hisse devirleri öncesindeki pay dağılımı esas alınarak Yönetim Kurulu Başkanı ...'nin toplantıda % 33,35 pay oranıyla temsil edilmesi gerekirken, mahkeme kararı yok sayılarak hisse devirleri geçerliymiş gibi hazirun cetveli düzenlenmiş ve ... % 66,70 pay oranıyla temsil edildiğini, dolayısıyla şirkette % 33,35 oranında payı bulunan ... toplantıya davet edilmemiş olmakla TTK 414. Maddesi gereğince çağrı usulüne de uyulmamış olduğundan, şirketin gerçek pay oranlarını yansıtmayan hazirun cetvelindeki pay oranları esas alınarak yapılan genel kurul toplantısında alınan tüm kararların iptali gerektiğini, ayrıca 2021 yılı genel kurul toplantısında da belirtmiş oldukları üzere; duran varlık satışından kaynaklanan enflasyonist karların "olağan dışı gelir ve karlar" hesabında izlenerek hasılat hesaplarıyla ilişkilendirilmemesi gerekirken, muhasebe hilesi yapılarak faaliyet geliriymiş gibi gösterilmesi yanıltıcı mali tabloların ortaya çıkması sonucunu doğurduğunu, ayrıca, iştiraklerden tahsil edilmeyen kira alacakları ve iştirak zararlarının finanse edilmesi amacıyla verilen nakit borçlar nedeniyle düzenlenen faiz faturaları şirket gelirlerinin olduğundan fazla görünmesine neden olduğu gibi, şirkete hiç bir nakit girdisi sağlamayan bu fiktif gelirler şirketin gereksiz yere fazladan KDV ve Kurumlar vergisi ödemesine neden olmakta olduğunu, beşinci gündem maddesi yönetim kurulunun ibrası olup üçüncü ve dördüncü gündem maddelerinin iptali için belirttiğimiz açıklamalar neticesinde yönetim kurulunun ibrası mümkün olmadığını, 2018 yılına kadar şirketin gayrimenkul mal varlığı sürekli artmış olmasına rağmen, her yıl azalan tapu sayısından da açıkça anlaşılacağı üzere, baba ...'nin 2019 yılında vefatı üzerine şirketin ...'nin kontrolüne geçmesiyle birlikte büyüme sürecinin tersine döndüğü, faaliyet durumuyla mütenasip olmayan yönetim giderlerini finanse etmek adına şirketin her yıl önemli miktarda gayrimenkulünü satarak elden çıkarmak durumunda kalmış olduğu görülmekte olduğunu, Milyarlarca lira değerinde gayrimenkul varlığı bulunan ve ortaklarına kar payı dağıtmak gibi bir alışkanlığı olmayan şirketin, elde ettiği kira gelirlerine rağmen mal varlıklarını dahi koruyamamış olması sadece basiretsizlikle izah edilebilecek bir durum olmadığını, şirketin iyi yönetilmediği ve hakim hissedarın menfaatleri doğrultusunda geçmişten gelen kazanımları harcamak suretiyle bilinçli bir şekilde küçülme sürecine sokulmuş olduğunu, ayrıca, 6102 sayılı Ticaret Kanunumuzun 394. maddesi "Yönetim kurulu üyelerine, tutarı esas sözleşmeyle veya genel kurul kararıyla belirlenmiş olmak şartıyla huzur hakkı, ücret, ikramiye, prim ve yıllık kardan pay ödenebilir" mealindeki açık hükmü ile, yönetim kurulu üyelerine yapılacak her türlü ödemeyi hiç bir yoruma ihtiyaç bırakmayacak şekilde şirket sözleşmesinde düzenlenmiş olma veya genel kurul kararıyla belirlenmiş olma şartına bağlandığını, aynı yasanın 408. maddesinin 2(c) fıkrası ise, yönetim kurulu üyelerinin ücretleri ile huzur hakkı, ikramiye ve prim gibi haklarının belirlenmesini genel kurulun devredilemez yetkileri arasında saymakta olduğunu, Yasanın açık hükümlerine ve 2022 yılında yapılan genel kurulun yönetim kurulu üyesine ücret ödenmemesi yönündeki kararına rağmen, yönetim kurulu başkanının şirketten ücret almış olması açıkça hukuka aykırı bir durum olduğunu, her yıl açılan iptal davalarına rağmen, azınlık hakları yok sayılarak yapılan işlemlerle hissedarların malvarlığı kaybına uğratıldığı açık olduğunu, bir kısır döngü haline gelen bu süreç süreklilik kazandığını, muhalefet şerhi konulan ve ret oyu kullanılan genel kurul kararları bu eylemleri ve zararları destekler nitelikte olduğunu, alınan kararların şirketin ömrünü kısaltma neticesini doğuracağı açık olduğundan; ...’nin 22.06.2023 tarihinde yapılan 2023 yılına ait olağan genel kurulunun 3. 4. 5. 6. ve 8. Gündem maddelerinin iptalini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Birleşen ... Ticaret mahkemesinin ...sayılı dosyasında davalı vekilinin cevap dilekçesinden özetle : davacı taraf, iptali istenen genel kurula katıldığını ve eleştiri düzeyinde kalan beyanlarda bulunduğunu, görüşmelerde aksi görüşler bildirmiş ancak kararlara muhalif olmadığını, yapılan görüşme sırasında, alınacak karara esas olması muhtemel bir öneriye karşı olunduğunun belirtilmesi, alınan karara muhalif olunduğu anlamını taşımadığını, muhalefetin, görüşülen öneriye değil, alınan karara karşı yapılması gerektiğini, bu nedenle TTK gereğince öngörülen dava şartı gerçekleşmediğini, ... 1943 yılında, davacı ve müvekkili şirketin diğer pay sahiplerinin büyük annesi ve büyükbabası ile başkaca ortaklar tarafından kurulduğunu, zamanla diğer pay sahiplerindeki paylar Mermerci ailesi tarafından devralınarak ..., aile şirketi haline geldiğini, ... 2007 yılında bölünmüş, bu bölünme işlemi neticesinde, ... malvarlığından ayrılan .../...’da bulunan çok değerli bir taşınmaz, “... Turizm ... AŞ”ye intikal ederek anılan bu son şirket kurulduğunu, bölünme suretiyle kurulan ...’in sermayesini temsil eden payların bir kısmı, mevzuata uygun olarak, ...’in pay sahiplerine, bir kısmı ise doğrudan ...’e verildiğini, böylelikle ..., aynı zamanda ...’in bir iştiraki hâline geldiğini, ...’in pay sahipleri yapısı uzun yıllar boyunca, (6762 sayılı eTK m. 277 gereğince anonim ortaklığın beş kişiden oluşması zorunluluğu nedeniyle şekli pay sahipliği sağlamak amacıyla cüz’i miktarda pay verilen -“saman adam”lar- dışında) davacının da babası olan ... ile davacının kardeşleri ...’den olduğunu, ...’nin vefat ettiği 2019 yılı öncesinde ...’in pay sahipliği yapısı ... % 47,56 ... , % 26,22 ... % 26,22 ...’nin 2019 yılında vefat etmesi üzerine, mirası beş çocuğu, ..., ..., ..., ... ve ... ile eşi ... arasında yasal şekilde bölüştürüldüğünü, böylelikle davacı da miras yoluyla hem ...’te, hem de ...’de pay sahibi hâline geldiğini, ...’den miras sebebiyle intikal eden paylar sonrasındaYavuz Tumanbay Mermerci % 33,35 , ... % 33,35 , ... % 11,89 ... % 7,13, ... % 7,13 ... % 7,13Ardından ...’in büyük pay sahiplerinden ..., hayatına farklı bir yön vermek, İstanbul dışında yaşamını devam ettirmek isteğiyle şirketlerdeki paylarını ...’ye satarak ortaklıktan ayrılmak yolunu tercih ettiğini, bu pay devri sonucunda ..., % 66,70 oranında pay sahipliği ile tek başına ...’in hâkim pay sahibi hâline geldiğini, ... A.Ş. iştiraklerine genelde % 50 - % 90 arasında ortak olduğunu, bu yüksek ve hakim ortaklığı sebebiyle, çok doğaldır ki, onların nakit ihtiyaçlarını imkanları ölçüsünde karşılamakta olduğunu, ortakların asıl görevlerinden biri olanakları var ise, ortak oldukları şirketin nakit ihtiyacını borç vererek veya sermaye koyarak gidermekte olduğunu, iştiraklere borç verilirken, Türk Vergi Mevzuatına göre şirkete düşen sorumluluklar da (faiz geliri ve KDV hesabı gibi) yerine getirilmekte olduğunu, ayrıca bu alacaklar, sadece 2022 yılında oluşmadığını, uzun yıllardır oluşan alacaklar olduğunu, şirketler, mal varlığı edinirken, bu mal varlığı karşılığında ödeyecek nakitleri yoksa borçlanmaları çok tabii bir olay olduğunu, böyle bir olayda kazanç ya da kayıp olduğu konusunda, doğru bir yargıya varmak için edinilen malın değeri ile borçlanılan veya buna karşılık verilen değerlerin mukayesesi gerekli olduğunu, bu bağlamda şirket yönetimi söz konusu varlık alışlarına ve bunlara karşılık borçlandığı veya verdiği değerler arasında, şirket lehine farklar / kazançlar olduğunu görerek bu kararı verdiğini, örneğin, ... A.Ş.’nin sahip olduğu yaklaşık 130.000 m2 ve ... ... ilçesi sınırlarında deniz kıyısında olan bu arsanın günümüzde de çok değerlendiğinden söz edilmekte olduğunu, kiralamalar dahil satılabilecek olan gayrimenkulleri uzun yıllardır duran varlıklar (250- Arsa/Araziler, 252-Binalar) hesaplarında takip etmenin / kayıt etmenin nedeni, bu hesaplarda ayrı ayrı edinim tarihlerini, maliyet bedellerini ve tapu durumlarını daha kolay takip etmekte olduğunu, esas faaliyet bunların satışı ve kiralaması olduğu için bunların gelirleri “600-Yurtiçi Satışlar” hesabına maliyetleri ise “621-Satılan Ticari Mallar Maliyeti” hesabına muhasebe prensiplerine göre kayıt edilmekte olduğunu, esasen böyle esas faaliyet gelirlerinin “67-Olağandışı Gelir ve Karlar” başlığı altında “679-Diğer Olağandışı Gelir ve Karlar” hesabına kayıt etmek yanlış olduğunu, çünkü ... A.Ş.’nin gayrimenkul üzerine tüm gelir ve giderleri esas/doğrudan/olağan faaliyetleri olduğunu, hiçbir zaman olağan dışı bir gelir olmadığını, davacının 2022 yılına ait bilanço ve gelir tablosunun kanuna aykırı olduğu iddiası yerinde olmadığını, öncelikle huzurdaki davanın İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/524 Esas nolu dosyası ile birleştirilmesini, davanın reddini, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME ve GEREKÇE:
Asıl ve birleşen dava genel kurul karar iptali davasıdır.
Asıl davada taraflar arasındaki uyuşmazlık konularının: Davalı şirketin 22.06.2023 tarihli 2022 Yılı Olağan Genel Kurulda alınan 3., 4., 5., 6. 7. ve 8. maddelerde alınan kararının iptalinin gerekip gerekmediği,
Birleşen davada taraflar arasındaki uyuşmazlık konularının: Davalı şirketin 22.06.2023 tarihli 2022 Yılı Olağan Genel Kurulda alınan 3., 4., 5., 6. ve 8. maddelerde alınan kararının iptalinin gerekip gerekmediği noktalarında toplandığı anlaşılmıştır.
Dilekçeler aşaması tamamlanmakla, mahkememizin ön inceleme duruşmasında dava şartları ve ilk itirazlar incelenmiş, tarafların sulh olma imkanının bulunmadığının tespiti ile uyuşmazlık noktaları belirlenerek tahkikat aşamasına geçilip, deliller toplanmıştır.
Bilirkişi heyeti ... ve Mütteki ... alınan 09.05.2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle: "3 nolu GK kararının iptalinin hukuken mümkün olamayacağı,
4 nolu GK kararının iptalinin söz konusu olmayacağı,
5 nolu GK kararının iptalinin söz konusu olmayacağı,
6 nolu GK kararının iptalinin söz konusu olmayacağı,
7 nolu GK kararının mahkemenin benimseyeceği görüş çerçevesinde iptalinin kabil olabileceği gibi olmayabileceği.
8 nolu GK kararının mahkemenin yapacağı tespit çerçevesinde iptalinin kabil olabileceği gibi olmayabileceği," şeklinde rapor ibraz etmişlerdir.
Bilirkişi raporunun taraflara tebliği edildiği, taraf vekillerinin rapora karşı beyan ve itiraz dilekçesi sunmuş oldukları görülmüştür.
İtirazlar doğrultusunda mahkememizin 30/07/2025 tarihli ara kararı ile dosya ek rapor alınmak üzere bilirkişilere tevdine karar verildiği anlaşılmakla, dosya bilirkişilere teslim edilmiştir.
Bilirkişi heyeti ... ve Mütteki ... alınan 03/03/2026 tarihli bilirkişi ek raporunda ; kök raporda yer alan görüşlerin değiştirmesini gerektirir bir itirazın olmadığını bildirir ek rapor sundukları görülmüştür.
Yapılan yargılama, toplanan deliller ve alınan bilirkişi raporu ile sonucunda;
TTK 445 maddesine göre genel kurul kararları aleyhine kanuna, esas sözleşmeye ve dürüstlük kurallarına aykırılık nedeni ile TTK 446 maddesinde sayılan (1) Toplantıda hazır bulunup da karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten, (2) Toplantıda hazır bulunsun veya bulunmasın, olumsuz oy kullanmış olsun ya da olmasın; çağrının usulüne göre yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerinin toplantıya katılıp oy kullandıklarını, genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini ve yukarıda sayılan aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ileri süren pay sahipleri, (3) Yönetim kurulu, (4) Kararların yerine getirilmesi, kişisel sorumluluğuna sebep olacaksa yönetim kurulu üyelerinden birisi tarafından iptal davası açabilir.
Asıl ve birleşen dosyada davacı pay sahipleri ... ve ...'ın dava konusu 22.06.2023 tarihli olağan genel kurula katılmış ve iptali talep edilen kararlar bakımından olumsuz oy kullanarak muhalefetini toplantı tutanağına geçirttikleri anlaşılmıştır.
3 nolu gündem maddesi yıllık faaliyet raporlarına ilişkin olup; Şirketlerin faaliyet raporlarına ilişkin esasları belirleyen yönetmeliğe göre davalı şirketin 2022 yılı faaliyet raporu incelenmesi sonucu faaliyet raporunun TTK'nın 516. maddesine ve Gümrük ve Ticaret Bakanlığınca hazırlanan “Şirketlerin Yıllık Faaliyet Raporunun Asgari İçeriğinin Belirlenmesi” hakkında yayınlanan 08.08.2012 tarihli yönetmeliğe uygun olduğu, davalı şirketin 2022 yılı YK Faaliyet Raporunun şeklen mevzuata uygun biçimde tanzim olunduğu bilirkişilerce incelenmiş ve tespit edilmiştir. Zaten davacılar da davalı şirketin 2022 yılı YK Faaliyet Raporunun hangi hususlarda gerçek dışı bilgiler ihtiva ettiğine ilişkin belge/bilgi ibraz etmemişlerdir.
4 nolu gündem maddesi bilanço ve gelir tablolarına ilişkin olup; bilirkişilerce yapılan incelemelerde davalı şirketin 2022 yılı ticari defterlerinin tek düzen hesap planı ve genel kabul görmüş muhasebe usul ve ilkelerine uygun olduğu, kapanış fişleri ile faaliyet raporunun, gelir tablosu ile uyumlu olduğu belirlenmiş ve netice olarak yapılan mali incelemede davcı iddialarının destekleyecek bir sonuca ulaşılamamıştır.
5 nolu gündem maddesi yönetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin olup; GK toplantı tutanağı incelendiğinde ilgili kararın 2.211.304,20 adet ret oyuna karşılık, 2.948.405,60 adet kabul oyuyla oy çokluğu ile alındığı, TTK m. 436/2 uyarınca şirket yönetim kurulu üyeleriyle yönetimde görevli imza yetkisini haiz kişiler, yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmelerine ilişkin kararlarda kendilerine ait paylardan doğan oy haklarını kullanamayacakları, dava konusu genel kurulda gündemin 5. maddesine ilişkin oylamada 2.948.405,60 adet kabul oylarının pay sahibi ...'ye ait olduğu, YK üyesi ve pay sahibi ... kendisinin ibrası ile ilgili oylamaya katılmamış ve oy kullanmamış olduğu, ibra kararının TTK m. 436/2'deki şartlara uygun olarak alındığı TTK m. 418'de öngörülen karar nisabının sağlandığı görülmüştür. Esas ve birleşen dava dosyasının davacıları itirazlarında; yönetim kurulu üyesi ve aynı zamanda çoğunluğu oluşturan ortağın mevcut yetkilerini kötüye kullandığını, şirkete zarar verdiğini ve ibra kararının iptal edilmesi gerektiğini ileri sürmüşler ise de, alınan ibra kararının gerekli oy kullanma esasları ve nisaba göre alınmış olduğu da dikkate alındığında, bu kişiler aleyhine sorumluluk davası açılabileceği ancak davacıların bu iddiaları bakımından bu maddenin iptalini isteyemeyecekleri anlaşılmıştır.
6 nolu gündem maddesi yönetim kurulu üyelerinin seçimi ile ilgili olup; YK üyelerinin azli ve göreve atanmaları GK'nın münhasıran devredilemez görev yetkileri arasında bulunmaktadır. GK, YK üyesi seçerken esas sözleşmede daha ağır bir nisap öngörülmemişse esas sermayenin en az dörtte birini karşılayan pay sahipleri ile toplanır ve toplantıya katılan pay sahiplerinin çoğunluğunun olumlu oyu ile karar alınır düzenlemesi de dikkate alındığında, dava konusu genel kurulun 6 nolu maddesinin 2.211.304,20 adet olumsuz oya karşılık, 13.288.695,80 adet olumlu oy ile ... 3 yıllığına YK üyesi olarak seçildiği görülmekle karar nisap sayılarına uygun olarak alınan kararın kanun ve esas sözleşmeye aykırı olmadığı değerlendirilmiştir. YK üyelerinin seçiminin dürüstlük kuralına uygun olup olmadığına ilişkin davacılar bazı iddialar ileri sürmüş ise de bunlara ilişkin ispat getirilememiştir.
7 nolu gündem maddesi yönetim kurulu üyelerine TTK 395 ve 396 maddeleri kapsamında yetki verilmesine ilişkin olup; davacıların bu madde yönünden itirazları yönetim kurulunun hukuka aykırı işlemlere devam edeceği gerekçesiyle 395. ve 396. maddede öngörülen yetkilerle donatılamayacağı, işbu yetkilerin haksız ve kötü niyetli işlemlere zemin hazırlayacağı yönündedir. Bilindiği üzere TTK'nın 395 maddesi ile yönetim kurulu üyelerine anonim şirketle ticari işlem yapma, şirkete borçlanma yasağı, 396. maddesiyle de şirketin işletme konusuna giren işlerde rekabet yapma yasağı getirilmiştir. Genel kurul yönetim kurulu üyelerinin tamamı veya biri ve yahut birkaçı için bu yasakların kaldırılmasına izin verebilir. TTK m. 395 ve m. 396 uyarınca alınacak kararlar ise TTK m. 418'de öngörülen toplantı ve karar nisabına uygun olarak alınacak olup, dava konusu genel kurulun işbu maddesi 2.211.304,20 adet ret oyuna karşılık, 13.288.695,80 adet kabul oyuyla oy çokluğu ile alındığı olup TTK m. 418'de öngörülen karar nisabı sağlandığı, TTK m. 395 ve m. 396 kapsamında yönetim kuruluna izin verilmesine ilişkin kararların genel nitelikte olmasının mümkün olduğu kanaati ile işbu kararın yerinde olduğu
8 nolu gündem maddesi yönetim Kurulu üyelerine aylık net 160.000,00 TL ücret ve azami aylık 700 USd geçmemek üzere Hayat sigortası yaptırılmasına, rnevcut sigortalılığı var ise devamına karar verilmesine ilişkin olup; Pay sahiplerinin kâr payı hakkını ihlal edecek ölçüde ücret veya huzur hakkı kararlaştırılmış olması halinde ilgili GK kararı dürüstlük kuralına aykırı olması sebebiyle iptali talep edilebilir. Bilirkişi ek raporunda 160.000.-TL net üzerinden 2023 yılı toplam işveren maliyeti yaklaşık olarak 3.000.000.-TL olarak hesaplanmış, aylık 700 USD*12 ay = 8.400 USD yıllık sigorta bedeli belirlenmiştir. 2023 yılı ortalama döviz kuru 23,75TL/USD *8.400 USD = 199.500.-TL toplam maliyet 3.000.000 + 199.500 = 3.199.500.-TL Şirketin 2022 yılı net karı 34.357.413,22.-TL (2022 yılı). TTK kapsamında yönetim kurulu üyelerinin şirketten ücret adı altında bir ödeme alması mümkün olup ayrıca TTK m. 394’te sayılan mali hakları da vardır. Yapılan hesaba göre yönetim kurulu üyesine ödenen tutarın şirket karının yaklaşık %9,3’ü olduğu (3.199.500 TL / 34.357.413,22 TL =% 9,3) belirlenmiştir. Piyasa koşullarında genel teamül %9,3 oran yüksek olarak değerlendirilmiş ise de şirketin yönetiminin aktif olarak yönetim kurulunda olup olmadığı davalı şirkete sorulmuş, verilen cevapta şirketin dava konusu genel kurulunda, yönetim kurulu üyeliğine tek başına ...'nin seçildiği, ...'nin bizzat şirketin icracı yönetim kurulu başkanı olarak görev yapmakta olup, şirketin günlük faaliyetlerinde, yönetiminde ve alınan kararların uygulanmasında aktif "üst düzey yönetici" olarak görev yaptığı, yine davalı şirketin iştiraki olan; ... Turizm ... A.Ş., ... A.Ş., ... Tic. A.Ş., Tireli Çiftliği Tarım işletmeleri San. Ve Tic. A.Ş. Şirketlerinin de yönetim kurulunda yer almakta olmakla birlikte bu şirketlerden herhangi bir gelir elde etmediği bildirilmiş olmakla, davacılar tarafından bu beyanlara itiraz edilmemiş aksi yönde bir beyanda bulunulmamıştır. Buna göre de doğrudan icracı olarak görev yapan YK üyesi için belirlenmiş olan ücret ve sigorta miktarının yerinde olduğu kanaati ile iptali gerektirir bir durum olmadığı belirlenmiştir.
Netice olarak, asıl ve birleşen davalarda iptali talep olunan genel kurul kararlarının iptalini gerektirir kanuna, esas sözleşmeye ve dürüstlük kuralına aykırı bir durum olmadığı kanaati ile asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Asıl davanın reddine,
a-Karar harcı 732,00 TL'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 269,85 TL harcın mahsubu eksik 462,15 TL harcın davacıdan tahsili ile hazine adına irad kaydına,
b-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
c-Davalı tarafından yapılan bir yargılama gideri olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
ç-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T'deki esaslara göre belirlenen 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
2-Birleşen davanın reddine,
a-Karar harcı 732,00 TL'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 269,85 TL harcın mahsubu eksik 462,15 TL harcın davacıdan tahsili ile hazine adına irad kaydına,
b-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
c-Davalı tarafından yapılan bir yargılama gideri olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
ç-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T'deki esaslara göre belirlenen 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
7-Karar kesinleşene kadar yapılacak yargılama giderlerinin davacı gider avansından karşılanmasına, karar kesinleştikten sonra bakiye gider avansının istek halinde davacıya iadesine,
Dair, HMK 345 maddesi uyarınca kararın taraflara tebliğ edildiği tarihten başlayarak iki hafta içinde HMK 342 maddesi gereğince düzenlenmiş dilekçe ile HMK 343 maddesi uyarınca mahkememize veya başka bir mahkemeye yapılacak başvuru ile HMK 341/1 maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olarak taraf vekillerinin yüzlerine karşı oy birliği ile verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 14/05/2026
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır
Full & Egal Universal Law Academy