T.C.
İSTANBUL
12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2023/528 Esas
KARAR NO:2023/908
DAVA:Şirketin İhyası
DAVA TARİHİ:04/08/2023
KARAR TARİHİ:04/12/2023
Mahkememizde görülmekte olan Şirketin İhyası davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... Memurluğunun ...-... sicil numarasına kayıtlı olan ... Makine Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi ünvanlı firma ... Memurluğu tarafından 07/07/2014 tarihinde, 6102 sayılı T.T.K.’nın geçici 7. maddesi uyarınca , ticaret sicilinden tasfiye edilmeden re’sen terkin edildiği, şirket sicil belgelerinin celbini talep ettiği, müvekkilim ihyası istenen şirketin 37 sayılı ve Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi 12.09.1991 tarih ve 2858 sayılı nüshasında yayımlanan kararı ile şirketi tek imza ile temsil ve ilzama yetkilidir idare meclisi başkanı olduğu, ticaret sicilinden tasfiye edilmeden re’sen terkin edilen ... Makine Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi; İstanbul ili, ... ilçesi ... Köyü, Beylik ... Çiftliği Mevkii, 20 pafta, 2915 parsel sayısında kayıtlı taşınmazın maliki olduğu, Ticaret Sicilinden res’en terkin edilen şirketler ile ilgili olarak ne yapılacağı konusu TTK'nın geçici 7.maddesi ile belirlendiği, bu madde uyarınca ticaret sicilinden re'sen terkin edilen şirketin adına kayıtlı taşınmaz mal varlığının tasfiyesinin sağlanması amacıyla ihyasının istenmesi mümkün olduğu, şirketin terkininden itibaren 10 yıllık süre dolmadığından, yasal sürede dava açılmış olmakla müvekkilimin şirket malvarlığının tasfiyesi amacıyla sınırlı olarak ihya istemekte hukuki yararının bulunduğu nedeni ile ... Memurluğunun ...-... sicil numarasına kayıtlı olan ... Makine Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi adına kayıtlı taşınmazı bulunduğu gibi; şirket hakkında ....İcra Müdürlüğü’nün 2011/... Esas sayılı ve ....İcra Müdürlüğünün (2012/... eski esas) yenilenmekle 2018/... Esas sayılı iki adet icra takibi yapıldığı, bu nedenlerle şirket malvarlığının ve borçlarının tasfiyesi amacıyla sınırlı olarak ihya istemekte müvekkilimin hukuki yararı bulunduğundan iş bu davanın açılması zorunlu olduğu, ticaret sicilinden res’en terkin edilen, ... Memurluğunun ...-... sicil sayılı ... Makine Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi’nin 6102 sayılı TTK’nın geçici 7. Maddesi uyarıca üzerindeki taşınmazın satılması ve borçlarının tasfiyesi amacıyla tüzel kişiliğinin yeniden İHYASINA, yönetim kurulu başkanı olan şirketi tek imza ile temsil ve ilzama yetkili müvekkilim davacı ... ...’nun tasfiye memuru olarak atanmasına, davalı yasal hasım olduğundan masraf ve ücreti vekalet talebimiz (yoktur) olmadığını bilvekale saygı ile arz ve talep etmiştir.
CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; 1. Ticaret Sicili Müdürlüğü, 6102 Sayılı TTK m. 32 ve Ticaret Sicili Yönetmeliği m. 34 hükmü çerçevesinde işlem yaptığı, Ticaret Sicili Müdürlüğü, ticaret siciline tescil konusundaki talepleri, ilgili yasanın kendisine verdiği yetki ve görev alanı içinde değerlendirir ve sonuca bağlar; yargı merci gibi hareket edemediği, yasal şartlar oluşmuşsa yapılan işlemle ilgili tescil kararı verdiği, aksi hâlde, gerekçe göstererek tescil talebini reddettiği, müvekkil Ticaret Sicili Müdürlüğünün re’sen terkin işlemi, müvekkil Ticaret Sicil Müdürlüğüne ...-0 ticaret sicil numarası ile kayıtlı bulunan ... MAKİNA SANAYİ VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ'nin dosyasında yapılan incelemede, şirketin "sermayesinin yasal tutarının altında olduğu" ve "vergi kaydının terkin edildiği" hususlarının belirlenmesinin ardından, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun Geçici 7’nci maddesi ile 5’inci maddesi gereğince re'sen terkin kapsamına alındığı, tebligat ve ilan prosedürlerinin yerine getirilmesinin ardından 15.04.2014 tarihinde sicil kaydının re’sen terkin edildiği anlaşılmış olduğu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun Geçici 7’nci maddesi uyarınca, resen terkin kapsamına alınan şirketlerin, bu durumun kendilerine tebliğinden itibaren iki ay içerisinde münfesih olma sebeplerini ortadan kaldırarak buna ilişkin ispat edici belgeleri Ticaret Sicil Müdürlüğüne ibraz etmesi ya da şirketin faaliyetinin devamının mümkün olmaması halinde aynı süre içerisinde tasfiye memurunu bildirmesi, ayrıca şirketin davacı ya da davalı sıfatıyla sürmekte olan davasının bulunması halinde, buna ilişkin yazılı beyanı Ticaret Sicili Müdürlüğüne vermesi gerekmekte olduğu, müvekkil Ticaret Sicili Müdürlüğünce söz konusu şirkete, belirtilen süre içerisinde münfesih olma sebeplerini ortadan kaldıran işlemlerin yerine getirildiğinin ispatlayıcı belgelerle birlikte bildirilmemesi ya da tasfiye memurunun bildirilmemesi hâlinde söz konusu şirketin unvanının ticaret sicilinden silineceği, şirkete ait malvarlığının kaydın silinme tarihinden itibaren on yıl sonra Hazineye intikal edeceği ve bunun kesin olduğu ihtarında bulunulmuş olduğu, ancak bu ihtara rağmen söz konusu şirket yukarıdaki yükümlülüklerini yerine getirmemiş olduğu, dava konusu şirketin ticaret sicilinden terkin edileceği hususu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu Geçici m.7/f.4-a kapsamında bu kapsama giren tüm şirketlerle birlikte Ticaret Sicil Gazetesinde ilan da edildiği, diğer yandan işbu ilanın da, ihtarın ulaşmadığı durumlarda, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu geçici madde 7/f.4-a’da, 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre yapılmış tebligat hükümleri yerine geçtiği hükme bağlandığından; müvekkil tarafından davaya konu şirkete yapılan ihtarın, dava konusu şirketin eline ulaşmadığı bir an için kabul edilse dahi, müvekkilin re’sen terkine ilişkin prosedürde eksik bir işlem yaptığından bahsetmek mümkün olamayacağı, gerçekten de; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.7/f.4-a’da, ilgiliye ihtarın ulaşmadığı durumlarda, Türkiye Ticaret Sicili Gazetesindeki ilanının, ilan tarihinin otuzuncu günü itibariyle, 7201 sayılı Tebligat Kanununa uygun bir bildirim olduğu hususu vurgulanmış olduğu, buna göre de, mezkur hüküm gereğince, davacının kendisine, müvekkil Müdürlük tarafından yapılan bildirimler , dava konusu şirkete ulaşmamış dahi olsa, Türkiye Ticaret Sicili Gazetesindeki ilanının Tebligat Kanuna uygun bir bildirim olduğunun kabul edilmesi gerektiği ve re’sen terkin sürecinde bir eksiklik bulunmadığının tespiti gerektiği açık olduğu, buna göre de, ilanın bulunması karşısında, müvekkilin eksik bir işleminden bahis dahi mümkün olmadığı, müvekkil Ticaret Sicil Müdürlüğünün, mahkeme hükmü olmaksızın bir şirketi tekrar sicile tescil yükümlülüğü bulunmamakta olduğu, söz konusu şirketin ihyası istenmekte ise de; “Münfesih Olmasına Veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler İle Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ”in 16’ncı maddesinin 2’nci fıkrasında yer alan hüküm gereğince, bu işlemin madde hükmünde de belirtildiği üzere, ancak bu hususta mahkemeye başvurulmak suretiyle gerçekleştirileceği açık olduğu, müvekkil davanın açılmasına sebep olmadığı, bu nedenle müvekkil Ticaret Sicili Müdürlüğü, “yargılama giderleri” ve “vekâlet ücreti”nden sorumlu tutulamadığı, nitekim aşağıda yer alan emsal içtihatlardan görüleceği üzere ve davacı vekilinin bu yönde bir talebinin bulunmaması karşısında da ("davalı yasal hasım olduğundan masraf ve ücreti vekalet talebimiz (yoktur) olmadığını..."), müvekkil müdürlük aleyhine yargılama giderleri ve vekâlet ücretine hükmedilemediği, re’sen terkin işlemi hukuka ve kanuni prosedüre uygun olduğu gibi, davacı tarafça re’sen terkin işleminin eksik veya usulsüz olduğuna dair bir iddia ileri sürülmemiş olduğu, nitekim aksi yönde bir iddianın ileri sürülebilmesi ve sayın mahkemenizce dikkate alınabilmesi huzurdaki davanın ancak 5 yıllık hak düşürücü süre içerisinde ikame edilmesine bağlı olduğu, iddia ve talep, dava dilekçesinde bahsedilen taşınmazın tasfiye edilmesine dayanmakta olduğu, işbu nedenle müvekkil Müdürlük aleyhine isnat edilebilecek bir kusur ve sorumluluk bulunmamakta olduğu, her ne kadar dava konusu şirket, TTK Geçici 7. madde kapsamında ticaret sicilinden terkin edilmişse de; iddia ve talep, dava konusu şirket adına kayıtlı bulunduğu iddia edilen taşınmazın satışının yapılması/ dava dilekçesinde belirtilen işlemlerin yapılabilmesi hususuna dayanmakta olduğu, bu nedenle taleple bağlı kalındığında olaya uygulanacak hukuk kuralı TTK M. 547'DİR. TTK M. 547 kapsamında ek tasfiyesine karar verilen şirketlere ilişkin davalarda müvekkil müdürlük yargılama giderleri ve vekâlet ücretinden sorumlu tutulamadığı, nitekim yerleşik uygulamada bu yönde olduğu, bu kapsamda belirtmek gerekir ki, re'sen terkin prosedürü diğer bir ifadeyle, TTK geçici 7. maddede kapsam dâhilindeki şirketlerin tasfiye edilmemiş olması, malvarlığının bulunması durumlarında ticaret sicilinden terkin edilmeyeceklerine dair bir düzenleme bulunmamakta olduğu, gerek re'sen terkin işlemlerinin kanuna uygun olması gerekse de geçici madde 7/2'ye aykırı bir durum da bulunmadığından müvekkil müdürlük aleyhine isnat edilebilecek bir kusur ve sorumluluk bulunmadığı gibi müvekkil müdürlüğün davanın açılmasına sebep olduğundan da bahsedilemediği, müvekkil Ticaret Sicili Müdürlüğü, dava açılmasına sebep olacak herhangi bir işlem yapmadığı, re’sen terkin süreci 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun Geçici 7’nci maddesi ve “Münfesih Olmasına Veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler İle Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ” kapsamında, Ticaret Siciline kayıtlı şirketler bakımından belirli kriterlerin varlığı hâlinde uygulanan bir süreç olup, yukarıda da belirtilen gerekçelere dayanılarak bu kapsamda tesis edilmiş olan işlemde hukuka aykırılık bulunmamakta olduğu, bu nedenle davanın açılmasında herhangi bir kusuru bulunmayan müvekkil, “yargılama giderleri”nden sorumlu tutulamadığı, davanın açılmasına sebebiyet vermeyip de davanın niteliği gereği ”yasal hasım” konumunda bulunan müvekkil aleyhine yargılama giderlerine ve vekâlet ücretine hükmedilemediği, son bir husus olarak da, Yargıtay içtihatları gereğince sermaye artırım yükümlülüğünü yerine getirmediği için ticaret sicilinden re'sen terkin edilen şirketin, tekrar ticari faaliyetlerine devam edebilecek şekilde ihyasına karar verilmesi mümkün olmadığından; taleple bağlı kalınarak dava dilekçesinde bahsedilen taşınmazın tasfiyesiyle sınırlı olarak dava konusu şirketin ek tasfiyesine karar verilebileceği ve tasfiye memuru atanması gerektiğini hususlarını sayın mahkemenizin takdirlerine sunduğu, davanın kabulüne kanaat getirilmesi hâlinde dava konusu şirketin, anılan taşınmaz kapsamında (ve dava dilekçesinde açıklanan işlemler kapsamında) ek tasfiyesine ve tasfiye memuru atanması ile müvekkil müdürlük aleyhine yargılama giderleri ve vekâlet ücretine hükmedilmemesine karar verilmesini saygıyla arz ve talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Davanın şirket ihya davası olduğu görüldü.
Taraflar arasındaki ihtilaf; adı geçen şirketin ihyasının gerekip gerekmediği noktalarında toplanmaktadır.
Davanın, sicilden geçici 7. Madde uyarınca resen terkin edilen ...-0 sicil numarası ile ... Müdürlüğü’ne kayıtlı ... ...'nin, maliki olduğu İstanbul ili , ... ilçesi ... Köyü , ... ... ... Mevkii , 20 pafta , 2915 parsel sayısında kayıtlı taşınmazın satış işlemleri ile ....İcra Müdürlüğünün 2011/... Esas sayılı takip dosyası ve ....İcra Müdürlüğünün (2012/... E.eski esas) 2018/... Esas sayılı takip dosyalarındaki borçların tasfiyesi için ihya davası olduğu anlaşılmıştır
İhya davalarında husumet eğer şirket tasfiye olmuş ise tasfiye memuruna ve sicile karşı, resen terkin olmuş ise sadece sicil müdürlüğüne yöneltilmesi gerektiğinden ve davacı tarafça resen terkin edilen şirketin ihyası istenilip, davanın sicil müdürlüğüne karşı açılmış olduğu, buna göre de husumetin doğru yöneltildiğine kanaat getirilmiştir.
İhya davasının dinlenebilmesi için yasa koyucunun aradığı şart olan hukuki menfaatinin bulunması şartının dosyamız davacısı yönünden gerçekleşmiş olduğu, zira davacı tarafça istenilen hususlarda davacının hukuki yararının bulunduğu anlaşılmış ve talep olunan hususlarda işlemlerin yapılmasını sağlamak için şirketin ihyasına karar verilmiştir.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda ayrıntılı olarak düzenlendiği üzere;
1-Davanın KABULÜ ile, ... Müdürlüğü’nde ...-0 sicil numarası ile kayıtlı ... ..'nin, maliki olduğu İstanbul ili, ... ilçesi ... Köyü , Beylik ... ... Mevkii , 20 pafta , 2915 parsel sayısında kayıtlı taşınmazın satış işlemleri ile ....İcra Müdürlüğünün 2011/... Esas sayılı takip dosyası ve ....İcra Müdürlüğünün (2012/... E.eski esas) 2018/... Esas sayılı takip dosyalarındaki borçların tasfiyesi için İHYASINA,
2-Tasfiye memuru olarak yönetim kurulu başkanı (davacı) ... ... atanmasına,
3-Tasfiye memuruna ücret takdirine yer olmadığına,
4-Karar kesinleştiğinde Ticaret Sicil Müdürlüğünde tescil ve ilanına,
5-Alınması gerekli harç peşin alındığından ve yeterli olduğundan yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
6-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
7-Davalı taraf yasal hasım olduğundan ve talep olmadığından davacı heline vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, HMK 345 maddesi uyarınca kararın taraflara tebliğ edildiği tarihten başlayarak iki hafta içinde HMK 342 maddesi gereğince düzenlenmiş dilekçe ile HMK 343 maddesi uyarınca mahkememize veya başka bir mahkemeye yapılacak başvuru ile HMK 341/1 maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olarak davacı vekilinin yüzüne davalı tarafın yokluğunda oy birliği ile verilen karar açıkça okunup anlatıldı.04/12/2023
Başkan ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Katip ...
¸e-imzalıdır