T.C.
İSTANBUL
12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2023/576 Esas
KARAR NO :2024/951
DAVA:İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
DAVA TARİHİ:28/08/2023
KARAR TARİHİ:06/12/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalılar tarafından 10.11.2022 tarihinde ... İşletme Müdürlüğü sorumluluk sahasında bulunan "...l" adresinde yapılan çalışma esnasında davalı taraflarca gereken dikkat ve özenin gösterilmemiş olması sebebiyle müvekkilİ şirketin enerji dağıtım altyapısına dahil olan kablo ve tesisata hasar verildiği tespit edildiğini, davalı taraflarca hasardan doğan bedellerinin ödenmemesi üzerine boçlu aleyhine hasar tarihinden takip tarihine kadar işlemiş faiz dahil 6.694,09-TL tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlatılmış ve borçluya ödeme emri gönderildiğini, davalılar ödeme emrini tebellüğ ettikten sonra borca ve icra takibine itiraz ettiğini, borçlular itirazında takibe ve takibe konu borca itiraz etmiş olup takibin durdurulmasını talep ettiklerini, borçluların itirazı ile mezkur icra takibinin durdurulmasınm akabinde işbu dava konusunun her iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hasebiyle huzurdaki itirazın iptali davası için dava şartı teşkil eden 6102 Sayılı TTK'nın 5/A maddesi gereğince zorunlu arabuluculuk yoluna başvurulduğunu, görüşme sonunda anlaşılamaması üzerine taraf vekilleri ve arabulucu tarafından e-imzalı bir şekilde anlaşamama tutanağı tanzim edilmiş olup işbu dava dilekçesi ekinde sunulduğunu, bu nedenlerle, davanın kabulüne, davalıların .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasına yapılan haksız ve yersiz itirazın iptali ile takibin devamına, davalılar aleyhine hükmolunacak meblağın %20'sinden az olmamak kaydıyla icra inkâr tazminatı ödemeye mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalılara tahmiline karar verilmesini talep ve dava ettiği görüldü.
CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Husumet itirazında bulunduklarını, söz konusu adreste idare personelinin herhangi bir çalışmasının bulunmadığını, davanın idarelerine yöneltilmesinin kanuna karşı hılle niteliğinde olduğunu, davacı eğer adreste bir çalişma var ıse bu çalışmanın ıdareleri tarafından yapılmadığını bıldiğini, idarelerinin dava dosyasına sunulan cevabına göre, dava dışı yüklenici firma tarafından çalişma yapılmış olsa bile davacıya ait tesislere zarar verilmiş olup olmadığı, kim tarafından zarar verildiği hususunun bilinmediğini, söz konusu yerde hasara neyin neden olduğu hususunun tetkik edilmesi gerektiğini, kabul etmemekle birlikte hasar, müvekkil ıdarenin müteahhitliğini yapan dava dışı firmaların eyleminden kaynaklanmış olsa bile, davanın idareleri açısından husumet yokluğundan reddinin gerektiğini, eser sözleşmesi uyarınca idarenin üçüncü kışılere verilen hasardan sorumluluğu bulunmadığını, dava konusu hasarın bızzat müvekkili ıdare tarafindan verilen bir hasar olmadığını, söz konusu hasarın gerçekleştiği yerde idare tarafından bızzat herhangi bir çalişma yürütülmediğini, herhangi bir çalışma yapılmış ıse de idarenin dava dışı üçüncü kışılerce verilen zararlardan dolayi herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, müteahhit tarafından yapılan çalışmalar sırasında zarar verildiğine ilişkin hiçbir delil, kayıt, bilgi ve belge sunulmadığı gibi, böyle bir zarar verilmiş olsaydı bile, oluşacak bu hasardan dolayı müvekkili idarenin sorumlu tutulamayacağını, bu nedenlerle davanın öncelikle usulden reddedilmediği takdirde esastan reddine, davacının faiz, icra inkar tazminatı ve sair tüm istemlerinin reddine, reddedilen meblağın %20'sinden az olmamak kaydıyla kötü niyet tazminatı ödemeye mahkum edilmesine, yargılama masraflarının ve vekalet ücretinin davacı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep ettiği görüldü.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:Dava, davalı idare tarafından altyapı çalışmaları sırasında, davacı şirkete ait tesislere zarar verildiği iddiasına dayalı olarak uğranılan zararın tazmini amacıyla davalı aleyhine yapılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Dava dilekçesi, cevap dilekçesi ve sair tüm evraklar hep birlikte incelenmiştir.
Dosyamıza getirtilen .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; davacı tarafından davalı aleyhine toplam 6.694,09-TL üzerinden icra takibi yapıldığı, davalının itirazı üzerine takibin durduğu, itirazın süresinde ve usulüne uygun yapıldığı, buna göre davanın, İİK.67.maddesinde yazılı 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.
İddia ve toplanan deliller kapsamında bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş ve bilirkişi sunmuş olduğu 05/11/2024 tarihli raporunda özetle;
"1- Davacı, davalı aleyhine .... İcra Müdürlüğü'nün ... Eşas sayılı takipte 6.353,19 TL hasar bedeli ile 340,90 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 6.694,09 TL talebinin olduğu,
2- Dava konusu mahalde yapılan kazı çalışması sırasında, davacıya ait 3x1204*70 mm2 kesitli kablosuna zarar verildiği iddiasına ilişkin; dosya kapsamında yapılan incelemede, davacı hasar gören kablonun sadece kesitini belirttiği, hesaplamanın yapılabilmesi için kablo kesitinin yanında kablonun metrajı, ek muf veya ek buat v.s. gibi hasar dokümanlarının sunulmasının gerektiği, söz konusu hasar dokümanlarının davacı tarafından sunulmadığından hasarda tarafların sorumluluğuna ilişkin, değerlendirme ve hesaplamanın yapılabilmesinin mümkün olmadığı," şeklinde görüş bildirildiği görüldü.
6098 sayılı TBK'nın 49. maddesine göre, hukuka aykırı kusurlu bir fiille başkasına zarar veren kimse bu zararı tazmine mecburdur. Böylece haksız fiilden sorumluluk, tazminat borcunun kaynağını oluşturmaktadır. Haksız fiil sorumluluğunda genel davranış kurallarına aykırılık söz konusu olmaktadır. Özel bir sorumluluk hükmüyle düzenlenmemiş olup bütün hallerde bir kimse için haksız fiil sorumluğunun söz konusu olması, 6098 sayılı TBK'nın 49' deki şartların gerçekleşmesine bağlıdır. Diğer bir deyişle, ayrık bir düzenleme bulunmadığı kusur sorumluluğu hallerinde 6098 sayılı TBK'nın 49. ve devamında yer alan esaslar uygulanır.
Madde 49- Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür.
Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Düzenlemesi mevcuttur. Haksız fiil sorumluluğunun ortaya çıkabilmesi için gerekli olan ikinci koşul, zarara sebebiyet veren hukuka aykırı fiilin, fail tarafından kusurlu olarak yapılmış olmasıdır. Kusur, hukuk düzeninin kurallarının bilerek ve isteyerek yada ihmal sebebiyle ihlal edilmesi gerekecektir.Kusurun kanunlarımızda tanımı yapılmamıştır. Uygulama ve öğretide kabul görmüş tanıma göre; kusur, hukuk düzenince kınanabilen davranıştır. Kınamanın nedeni, başka türlü davranma olanağı varken ve zorunlu iken, bu şekilde davranılmayarak, bu tarzdan sapılmış olmasıdır. Kısacası; kusur, genel tanımıyla, hukuk düzeni tarafından bir davranış tarzının kınanması olup; bu kınama, o davranışın belirli koşullar altında bireylerden beklenen ortalama hareket tarzından sapmış olmasından kaynaklanır.
Haksız fiil öğretide hukuka aykırı zarar verici fiil olarak tanımlanmakta ve unsurları; hukuka aykırı fiil, zarar, kusur ve illiyet bağı olarak belirlenmektedir. Buna göre haksız fiilden bahsedebilmek için hukuka aykırı bir fiil bulunmalı, bu fiil bir zararın doğması neden olmalı, zarara neden olan kişinin kusurlu bulunması ve zarar ile kusur arasında illiyet bağının olması gerekmektedir.
Bu beş unsurun varlığı halinde zarar veren kişi fiilden dolayı zarara uğrayan kişi ya da kişilerin maddi zararlarını karşılamak durumundadır. Türk Medeni Kanunu’nun 6. maddesine göre haksız fiilin unsurlarını ispat etme yükü davacıdadır. Davacı zararın haksız fiili ile gerçekleştiğinin diğer söylemle zarar ile haksız fiil arasındaki illiyet bağını ispat etmek durumundadır.
Yukarıda ayrıntılı olarak açıklanan yasal düzenlemeler ışığında somut olayımıza bakıldığında; dosya kapsamında davacı tarafından sunulan belgeler haksız fiilin meydana geldiği bunun sonucunda oluşan hasar sebebiyle maddi zararın oluştuğu sabit ise de, tarafların kusur durumunun belirlenebilmesi, hasar ve buna bağlı olarak da zararın miktarının tespiti için davacı tarafça ispata elverişli belgelerin sunulmadığı, raporun tebliğinden sonra her ne kadar davacı vekili tarafından bilirkişi raporuna karşı sunulan beyan dilekçesinde ilgili evrakların sunulduğu bildirilmiş ise de iddianın genişletilmesi yasağı sebebiyle yargılamanın geldiği aşamada sunulan belgelerin dikkate alınmasının mümkün olmaması sebbeiyle ispatlanamayan davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda ayrıntılı olarak izah edildiği üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-Harçlar yasası uyarınca alınması gereken 427,60 TL ilam harcının peşin alınan 269,85-TL'den düşümü ile bakiye 157,75-TL'nin karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
3-Davacının yaptığı yargılama giderlerinin üstünde bırakılmasına
4-Davalı kendini vekille temsil ettirdiğinden lehine Asgari Ücret Tarifesi gereği 6.694,09-TL ücret takdirine, bunun davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine
5-Karar kesinleştiğinde ve talep halinde artan gider avansının ilgili tarafa iadesine,
6-3.120,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, miktar itibariyle kesin olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 06/12/2024
Katip ...
E-İmzalıdır
Hakim ...
E-İmzalıdır