T.C.
İSTANBUL
12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2023/753 Esas
KARAR NO :2025/643
DAVA:Tazminat (Rücuen Tazminat)
DAVA TARİHİ:10/11/2023
KARAR TARİHİ:23/09/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde: Müvekkili şirkete ... tarafından 07.09.2023 tarihinde E-...-311.02-... sayılı idari para cezası tebliğ edildiğini, kesilen işbu idari para cezası müvekkili şirket ile davalı ... ... San. ve Tic. A.Ş. arasında imzalanan hizmet sözleşmesine ilişkin yükümlülüklerin davalı şirketçe yerine getirilmemesi sonucu doğduğunu, bu itibarla haksız şekilde idari para cezasını ödemekle karşı karşıya kalan müvekkili şirketin, ödediği idari para cezası tutarını davalı şirketten rücuen tazmini talep ettikleri, müvekkili şirket ile davalı şirket arasında 31.08.2021 tarihinde Destek Hizmet Sözleşmesi imzalandığını, sözleşme kapsamında yüklenici konumunda bulunan davalı şirket tarafından, tümüyle kendi istihdam ettiği, işvereni olduğu personeller ile, iş sahibi konumunda bulunan müvekkili şirket adresinde yevmiyeci, destek hizmet personel işleri görüldüğünü, müvekkili şirkete 07.09.2023 tarihinde ... tarafından tebliğ edilen 22.08.2023 tarihli ve ... sayılı idari para cezasının gerekçe kısmında "Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İstanbul Rehberlik ve Teftiş Grup Başkanlığı tarafından İl Müdürlüğümüze iletilen rapora istinaden, Kurumumuzdan izni olmamasına karşın geçici iş ilişkisi kuran ... ... San. ve Tic. A.Ş. unvanlı firmadan hizmet almanız nedeniyle 4904 sayılı ... ile İlgili Bazı Düzenlemeler Hakkındaki Kanunun 20/b maddesine muhalefet ettiğiniz tespit edilmiştir." denilerek 53.572,00 TL tutarında idari para cezası kesildiğini, müvekkili şirket ilgili tutarı ödemek zorunda kaldığını, müvekkili şirkete kesilen işbu ceza açıkça davalı yüklenici şirketin sözleşme kapsamındaki yükümlülüklerine aykırı hareketleri sonucu kesildiğini, müvekkili şirketin bu itibarla ödemek zorunda kaldığı tutarın davalı şirketten rücuen tahsilini, taraflarınca arabuluculuğa başvurulduğunu, arabuluculuk süreci 27.09.2023 tarihinde anlaşmama şeklinde sonuçlandığını, müvekkili şirkete kesilen idari para cezası, davalı şirketin yasal prosedürlere aykırı hareket etmesi sonucu kesilmiş olduğunu, müvekkili şirketçe ödenen idari para cezası tutarının davalı şirketten tazminini, müvekkili şirket ile davalı şirket ... arasında 31.08.2021 tarihinde destek hizmet sözleşmesi akdedildiğini, müvekkili şirketin, yüklenici konumundaki davalı şirketten destek hizmeti alması olup sözleşmenin konu kısmında açıkça ''Yüklenicinin tümüyle kendinin istihdam ettiği, işvereni olduğu personeller ile iş sahibinin adresinde yevmiyeci, destek hizmet, personel işlerinin getirilmesine ilişkin tarafların hak ve yükümlülükleridir.'' denildiği, müvekkil şirket tarafından davalı şirket ile geçici iş sözleşmesi akdedildiğini, bu ilişkide müvekkili şirket iş sahibi, davalı şirket ise yüklenici konumunda olduğunu, müvekkili şirkete kesilen idari para cezasında da açıkça cezanın gerekçesi olarak davalı şirketin kurum nezdinde geçici iş ilişkisi kurmaya yönelik izninin olmadığı ve cezanın bu nedenle kesildiği belirtildiğini, kesilen idari para cezasına konu olayda müvekkili şirketin hiçbir kusurunun bulunmadığını, müvekkili şirket haksız yere ödemek zorunda kaldığı idari para cezası tutarının davalı şirketten rücuen tazminini talep hakkı doğduğunu, tüm bu nedenlerle müvekkili şirketin ödemiş olduğu idari para cezası tutarının davalı şirketten tazminini talep ettiklerini, müvekkili şirket davalı şirketin yasaya aykırı şekilde herhangi bir izin almadan faaliyet gösterdiğini bilmediğini, bilebilecek konumda olmadığını, davalı şirket tarafından sözleşmenin akdedilmesi esnasında bu hususun müvekkili şirketten gizlendiğini, müvekkili şirketin ilgili idari para cezasının kesilmesine neden olan herhangi bir kusurunun bulunmadığını, müvekkili şirket, davalı şirketin sözleşmeye konu faaliyetleri izinsiz şekilde yürüttüğünü bilmediğini, bilebilecek konumda da olmadığını, davalı şirketçe gerek sözleşme gerekse sözleşmenin akdedilmesi esnasında bu husus müvekkili şirketten gizlendiğini, müvekkili şirkete kesilen idari para cezası müvekkili şirketin haberi dahi olmayan bir durumda davalı şirketin kusurlu davranışı neticesinde meydana geldiğini, davalı şirketin bu hususta müvekkili şirketi haberdar etmemesi de davalı şirketin kusurunu gösterdiğini, davalı şirket tarafından sözleşmeye aykırı şekilde hareket edildiğini, sözleşmenin 4.3 ve 4.4 maddeleri gereğince de her türlü hukuki, cezai sorumluluk davalıya yüklenmiş olduğunu, davalı şirket idari para cezasından tek başına sorumlu olduğunu, davalı şirketçe sözleşmeye aykırı şekilde hareket edildiğini, davalı şirket ile müvekkili şirket arasında imzalanan hizmet sözleşmesinde yüklenici konumunda bulunan davalı şirketin, işçileri Bölge Çalışma Müdürlüğü, Çalışma Bakanlığı ve ...'a bildirmekle yükümlü olduğu belirtildiğini, davalı şirketçe işbu yükümlülüklere aykırı hareket edildiğini, geçici iş ilişkisi kurmak için gerekli izin prosedürleri yürütülmediğini, bu durumun sözleşmeye aykırılık durumunu oluşturduğunu, sözleşmenin ilgili maddelerinde bu durumda oluşacak yaptırımlar da kararlaştırıldığını, sözleşmenin 4.3 numaralı maddesinde açıkça yüklenici kesinlikle sigortasız işçi çalıştırmayacaktır, yüklenici, sözleşme konusu işler ile ilgili çalıştıracağı tüm personelin SGK ya girişlerini yapmakla mükellef olduğunu, ayrıca bu işçileri Bölge Çalışma Müdürlüğü, Çalışma Bakanlığı ve Işkur' a bildirmekle de mükellef olduğunu, aksi halde yasaların getirdiği hukuki, cezai, idari, mali vs her türlü sorumluluk münhasıran yükleniciye ait olacağını, yüklenici sözleşme konusu işler ile ilgili çalıştıracağı personelin adı, soyadı ve adresleri ile tam ve eksiksiz bîr listesini, belgelerini, SGK işe giriş bildirileri gösterinin bir örneğini, SGK kayıtlarının fotokopilerini, işe başlamadan en geç 1 gün önce ve her ay düzenli olarak iş sahibi'ne bildireceğini, yüklenicinin, ilgili bildirimleri yapmadığı ve prosedürleri işletmediği durumlarda hukuki, cezai, idari, mali vs. her türlü sorumluluktan münhasıran sorumlu olacağının düzenlendiğini, sözleşmenin 4.4 numaralı maddesinde de yüklenicinin bu sözleşme kapsamında görevlendirdiği personele ait her türlü ücret, vergi, SGK primi, işsizlik sigortası prim kesintileri iie idari ve adli makamlar tarafından, kanun ve yönetmeliklere uyulmamasmdan dolayı tatbik edilecek cezalardan yüklenicinin sorumlu olduğu şeklinde hüküm bulunduğunu, bu madde kapsamında da davalı şirketin ilgili idari para cezasından sorumlu olduğu, müvekkili şirketin bu idari para cezası nedeniyle uğradığı zararı tazminle yükümlü olduğunu söylemek mümkün olduğunu, müvekkili şirket, hiçbir kusuru bulunmadığı halde, davalı şirketin kusurlu ve dürüstlükle bağdaşmayan hareketleri sonucu idari para cezasına mahkûm edildiğini, davalı şirketin bu kusurlu davranışları aynı zamanda müvekkili şirket ile davalı şirket arasında akdedilen sözleşmeye de aykırılık teşkil ettiğini, davalı şirketin yasal izne sahip olmadığını müvekkili şirketten gizlemesi de müvekkili şirketin cezaya konu olayda herhangi bir sorumluluğu olmadığını gösterir nitelikte olduğunu, müvekkili şirketin davalı şirketin kusurlu davranışları sonucu ödemek zorunda kaldığı idari para, cezası tutarının davalı şirketten rücuen tazminini talep ettiklerini, davanın kabulü ile müvekkili şirketin haksız şekilde ödemek zorunda kaldığı idari para cezası tutarının davalı şirketten rücuen tazminine, dava konusu alacak tutarına, idari para cezasının ödeme tarihinden itibaren ticari temerrüt faizi işletilmesine, mahkeme aksi kanaatteyse dava tarihinden itibaren ticari temerrüt faizinin işletilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde: Mahkemenizde açılmış olan haksız ve hukuka aykırı davanın reddinin gerektiğini, davacı tarafın ödediği idari para cezasında müvekkili firmaya atfı mümkün herhangi bir kusur bulunmadığını, davanın reddinin gerektiğini, müvekkili firma tüm yasal izinlerini alarak kanunen herhangi bir eksiği bulunmadan faaliyet gösterdiğini, müvekkili firma uygulanan idari para cezasının hukuka aykırılığından dolayı itiraz edildiğini, iptali için dava açıldığını, dava ... 1. Sulh Ceza Hakimliğinde devam ettiğini, bu itiraz dilekçesinde de belirttikleri üzere, müvekkili firma herhangi bir şekilde bilgilendirilmediğini, eksik bir hususun tamamlanmasına dahi süre verilmediğini, kurum tarafından müvekkili firmaya bugüne kadar herhangi bir tebliğ ve bilgilendirme yapılmadığını, müvekkili firmanın kuruluş ve faaliyet tarihlerinden yasal olarak istenen zorunlu bir belge söz konusu olmadığını, müvekkili firmanın bir eksiği var ise bilgilendirilmediğini, müvekkili firmaya var ise yasal değişiklikler konusunda düzeltme yapması için süre verilmesi gerektiğini, tüm bunlar yapılmadan ceza tayini yoluna gidildiğini, müvekkili firma herhangi bir şekilde kamuya zarar vermediğini, devleti zarara uğratmadığını, müvekkili firmanın bilerek ve kasten ihmal ettiği yerine getirmediği bir evrak eksikliği söz konusu olmadığını, davacı taraf da müvekkili ile iş ilişkisi kurulması ve devamı esnasında tüm ayrıntılara vakıf olduğunu, nedenle taraflarından idari para cezasını talep etmesi haksız olduğunu, bu nedenle gerek talep ettiği meblağ ve gereksede talep ettiği faiz oranı ve miktarı haksız olduğunu, kabul etmediklerini, davacı taraf da basiretli bir tacir olarak sözleşme ilişkisine girdiğini, kendi hata ve kusurundan kaynaklanan bir durum var ise bunu taraflarına yöneltemeyeceklerini, haksız ve hukuka aykırı davanın reddine, yargılama masraf ve giderleri ile ücreti vekaletin de karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, davacı Şirket’e ... Genel Müdürlüğü (‘’...’’) tarafından 07.09.2023 tarihinde kesilen E-...-....-... sayılı idari para cezasının davalı ... ... San. ve Tic. A.Ş. (‘’...’’) ile davacı arasında imzalanan hizmet sözleşmesine ilişkin yükümlülüklerin davalı şirketçe yerine getirilmemesi sonucu doğup doğmadığı, davacının ödediği idari para cezası tutarını davalı şirketten rücuen tazminine ilişkin tazminat davasıdır.
Mahkememizdeki dava 10/11/2023 tarihinde açılmakla davacının dava şartı arabuluculuk koşulunu yerine getirdiği görülmüştür.
Mahkememizin ön inceleme duruşmasında dava şartları ve ilk itirazlar incelenmiş, tarafların sulh olma imkanının bulunmadığının tespiti ile uyuşmazlık noktaları belirlenerek tahkikat aşamasına geçilip, deliller toplanmıştır.
Bilirkişi ... tarafından hazırlanan 25.06.2025 tarihli bilirkişi raporunda: İdari para cezasının dayanağı olan inceleme raporunda; Davalı tarafın faaliyetlerinin geçici iş ilişkisi kapsamında değerlendirildiği ve bu kapsamda değerlendirilmesi neticesinde yasal yükümlülüklerini (özel istihdam bürosu yetki belgesi ve geçici iş ilişkisi kurma yetki belgesi) yerine getirmediğinin tespit edildiği, yine davalının (işverenin), sigortalıyı (işçilerini), 4857 sayılı İş Kanunu'nun 7.nci maddesine göre başka bir işverene (davacıya) iş görme edimini yerine getirmek üzere geçici olarak devretmesi neticesinde kurulan geçici iş ilişkisinde davacının izinsiz olarak geçici iş ilişkisi düzenleyenden hizmet alması nedeniyle idari para cezası kesildiği, davalı tarafın ... Ticaret Odası Firma detaylarında, Nace kodu: 70.22.03- İnsan kaynakları Yönetim Danışmanlığı faaliyetleri, Faaliyet konusu: İnsan kaynakları temini konusunda danışmanlık hizmetleri vermek ve ana sözleşmesinde yazılı olan diğer konular, olarak tescil edildiği tespit edilmekle özel istihdam bürosu yetki belgesi, geçici iş ilişkisi yetki belgesinin bulunmadığı, asıl işveren-alt işveren ilişkisinde, bir işverenin, kanunda öngörülen şartları taşıyan bazı işlerini, diğer bir işverene devretmesinin söz konusu olduğunu, Geçici iş ilişkisi ise, belirli bir işi veya işin belirli bir bölümünü tamamen başka bir işverene bırakmak değil, kanunda yer alan bazı hallerin örneğin; doğumu halinde veya askerlik vs. gibi, ihtiyaç duyulan sayıda işçiyi başka bir işverenden temin etmek üzerine kurulu olduğunu, kısaca alt işveren ilişkisi belirli bir “iş” bazında kurulurken, geçici iş ilişkisi “işçi” temelli yapıldığını, hem yasal düzenleme hem de dosya içerisindeki belgeler neticesinde taraflar arasındaki ilişkisinin asıl işveren-alt işveren ilişkisi olmadığı kanaati hasıl olduğunu, yasal düzenleme ile dosya içerisindeki belgelerden ve beyanlardan anlaşıldığı üzere davalı tarafın kendi sorumluluğunda olan ücret ve sgk primlerini ödediği, kendi işçilerini, başka işyerlerine geçici süre ile çalışmaları için gönderdiğinden yürüttüğü faaliyetinin aracılık faaliyeti olarak değerlendirilemeyeceği kanaatinin hasıl olduğu, somut olayda dosya içerisindeki belgeler ve taraf beyanlarından da görüleceği üzere meslek edinilmemiş (amatör) geçici iş ilişkisi uygulaması/ faaliyetinin de mevcut olmadığını, somut olayda değerlendirilmesi gereken hususun hem dosyaya sunulan taraflar arasında imza edilmiş sözleşme, hem de idari para cezası değerlendirilerek İşkm.7/2 anlamında, mesleki anlamda geçici iş ilişkisinin mevcut olup olmadığı, hukuka aykırı ilişkinin mevcut olduğuna yönelik kurum tespiti neticesinde geçici iş ilişkisi kurulan diğer işveren olan davacıya sorumluluk yüklenip yüklenemeyeceği olduğu, yine davalı tarafın özel istihdam bürosu yetki belgesi, geçici iş ilişkisi yetki belgesinin bulunmamasına karşın mesleki anlamda geçici iş ilişkisi niteliğinde iş yapması ve davacı tarafın bu geçici iş ilişkisinin tarafı olmakta kusurunun bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerektiği, somut olayda davalı tarafın özel istihdam bürosu sıfatına sahip olmadığının dosya kapsamında anlaşıldığı ve buna ek olarak geçici iş ilişkisi kurma yetkisine de sahip olmadığının tespit edildiği, taraflar arasındaki ilişkinin "işçi" temelli yapıldığı açık olduğu, davalının kendi işçilerini, iş gücü ihtiyacı doğan davacıya devretmek suretiyle faaliyet gösterdiği, somut olayda geçici iş ilişkisinin mevcut olduğu, davalı işverenin, davacı işveren ile geçici işçi sağlama sözleşmesi yaparak işçisini geçici olarak davacıya devrettiği, İşçiyi yönetim hakkının geçici (davacı) işverende olduğu, davacı tarafın iş hukuku anlamında davalı ile işçi temin etmek üzerine sözleşme imza etmiş, kendi bünyesinde geçici süre ile çalışacak işçileri davalıdan temin etmiş olup kurulan hukuki ilişkinin niteliği ve gerekliliklerini bilebileceği, davalının özel istihdam bürosu sıfatını taşımadığının açık olduğu ve geçici iş ilişkisi kurma yetkisine sahip olup olmadığına dair gerekli inceleme ve evrak talebinde bulunmakla yükümlü olan tarafın davacı (diğer işveren) olduğu, istisnai ilişkinin kurulabilmesi süreklilik arz edecek bir ilişki türü olmayıp, kurulan hukuki ilişkinin, taraflar arasında izinsiz ve yetkisiz geçici iş ilişkisi kurulup kurulmadığına ve izinsiz ve yetkisiz "işçi temin " edilip edilmediğinin araştırılıp, denetlenmesinin sözleşme tarafı olarak davacının yükümlülüğünde olduğu ve davalıya rücusunun mümkün olamayacağı şeklinde raporlarını sunmuşlardır.
Somut olayda, tarafların iddia ve savunmaları kapsamında alınan bilirkişi raporuna göre hem yasal düzenleme hem de dosya içerisindeki belgeler neticesinde taraflar arasındaki ilişkisinin asıl işveren-alt işveren ilişkisi olmadığının anlaşıldığı, davalı tarafın kendi sorumluluğunda olan ücret ve sgk primlerini ödediği, kendi işçilerini, başka işyerlerine geçici süre ile çalışmaları için gönderdiğinden yürüttüğü faaliyetinin aracılık faaliyeti olarak değerlendirilemeyeceği, meslek edinilmemiş (amatör) geçici iş ilişkisi uygulaması/ faaliyetinin de mevcut olmadığı, davalı tarafın özel istihdam bürosu sıfatına sahip olmadığının dosya kapsamında anlaşıldığı ve buna ek olarak geçici iş ilişkisi kurma yetkisine de sahip olmadığının tespit edildiği, taraflar arasındaki ilişkinin "işçi" temelli yapıldığı açık olduğu, davalının kendi işçilerini, iş gücü ihtiyacı doğan davacıya devretmek suretiyle faaliyet gösterdiği, somut olayda geçici iş ilişkisinin mevcut olduğu, davalı işverenin, davacı işveren ile geçici işçi sağlama sözleşmesi yaparak işçisini geçici olarak davacıya devrettiği, İşçiyi yönetim hakkının geçici (davacı) işverende olduğu, davalının özel istihdam bürosu sıfatını taşımadığının açık olduğu ve geçici iş ilişkisi kurma yetkisine sahip olup olmadığına dair gerekli inceleme ve evrak talebinde bulunmakla yükümlü olan tarafın davacı (diğer işveren) olduğu, istisnai ilişkinin kurulabilmesi süreklilik arz edecek bir ilişki türü olmayıp, kurulan hukuki ilişkinin, taraflar arasında izinsiz ve yetkisiz geçici iş ilişkisi kurulup kurulmadığına ve izinsiz ve yetkisiz "işçi temin " edilip edilmediğinin araştırılıp, denetlenmesinin sözleşme tarafı olarak davacının yükümlülüğünde olduğu ve davalıya rücusunun mümkün olamayacağı anlaşılmış olup davacının davasının reddi gerekmiş, denetime elverişli bilirkişi raporu hükme esas alınarak aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
1-Davanın reddine,
2-Karar harcı 615,40 TL'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 914,88 TL harcın mahsubu ile bakiye 299,48 TL harcın karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı tarafından yapılan bir yargılama gideri olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
5-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T'deki esaslara göre belirlenen 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Arabuluculuk Ücret Tarifesi uyarınca Hazine tarafından karşılanan 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davacı taraftan tahsili ile hazine adına irad kaydına,
7-Karar kesinleştikten sonra bakiye gider avansının istek halinde davacıya iadesine,
Dair, HMK 345 maddesi uyarınca kararın taraflara tebliğ edildiği tarihten başlayarak iki hafta içinde HMK 342 maddesi gereğince düzenlenmiş dilekçe ile HMK 343 maddesi uyarınca mahkememize veya başka bir mahkemeye yapılacak başvuru ile HMK 341/1 maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olarak davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup anlatıldı 23/09/2025
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır