T.C.
İSTANBUL
12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2025/149 Esas
KARAR NO:2025/334
DAVA:Ticaret Sicil Memurunun Kararına İtiraz
DAVA TARİHİ:03/03/2025
KARAR TARİHİ:09/05/2025
Mahkememizde görülen Ticaret Sicil Memurunun Kararına İtiraz davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde: Müvekkili ..., davalı ... AŞ’nin 21.01.2025 tarihinde gerçekleştirilen olağanüstü genel kurul toplantısında, hukuka aykırı şekilde yönetim kurulu üyesi olarak seçildiğini, Anonim Şirketlerin Genel Kurul Toplantılarının Usul ve Esasları ile Bu Toplantılarda Bulunacak Bakanlık Temsilcileri Hakkında Yönetmelik (“Yönetmelik”) 17.madde uyarınca genel kurul toplantısında murahhas üyelerin tamamının hazır bulunması zorunlu olduğunu, müvekkili 2023 yılında seçilmiş murahhas yönetim kurulu üyesi sıfatıyla kanuni vazifesini yerine getirmek adına toplantıya katıldığını, hazirun cetvelinden de açıkça görüleceği üzere müvekkili, genel kurula hissedar olarak katılmadığını, herhangi bir vekil aracılığıyla temsil edilmediğini, Genel Kurul Toplantısında, aday gösterilen yönetim kurulu üyelerinin seçiminde tek tek oylama yapılması gerekirken, toplu liste ile genel bir oylama yapıldığını, müvekkili yazılı görev kabul beyanı olmaksızın yönetim kurulu üyesi olarak seçildiğini, Yönetmelik madde 15 hükümlerine aykırı olarak, genel kurul toplantı salonunda bulunması zorunlu olan pay defteri, yönetim kurulu yıllık faaliyet raporu, denetçi raporu ve finansal tablolar hazır bulundurulmadığını, müvekkili şirketin mali durumunu inceleme fırsatı olmadığını, Yönetmelik madde 15 hükümlerine aykırı olarak şirketin denetçisi ve murahhas üyelerden ... toplantıya katılmadığını, müvekkili murahhas üyeden ve denetçiden bilgi alma hakkını kullanamadığını, müvekkili yönetim kurulu üyesi olarak aday gösterilmesine seçimine ilişkin olarak yazılı görev kabul beyanı vermediğini, Merkezi Sicil Kayıt Sistemi (MERSİS) üzerinden de elektronik ortamda görev kabulü yapmadığını, Ticaret Sicil Yönetmeliği’nin 13/1. maddesi uyarınca tüm tescil işlemleri mersis üzerinden yapıldığını, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü bünyesinde 07.05.2018 tarihi itibariyle, tüm tescil müracaatlarında mersis'ten başvuru yapılması arandığını, yetki kabulü yapılamadığı için mersis tarafından başvurunun onaya sunulması bakımından gereken barkot üretilmeksizin, başvuru yapılamadığını, şirket genel kurul kararını tescil ettiremediğini, Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından Sn....’nun görev kabul beyanı olmaksızın tescilin yapılamayacağı gerekçesiyle tescil talebi 11.02.2025 tarihinde reddedildiğini, şirket bu defa geçici tescil için müracaat ettiğini, bu başvuru da 14.02.2025 tarihinde aynı gerekçeyle reddolunduğunu, bu nedenle şirket KAP üzerinden açıklama yaparak Sn. ...’nun görev kabulü yapmaması nedeniyle tescil işlemi yapılamadığını kamuoyuna duyurduğunu, ret kararı üzerine .... Asliye Ticaret Mahkemesi ... Esas sayılı dosyasıyla şirket yönetim kurulu başkanı ... tarafından Ticaret Sicil Yönetmeliği 39/1 maddesi uyarınca itiraz davası açıldığını, İTO online işlemleri 24.02.2025 tarihinde bakıma aldığını, o gün ... genel evrakları elden Ticaret Siciline ibraz ederek müvekkil Sn. ...’nun yazılı veya elektronik görev kabul beyanı olmaksızın 24.02.2025 tarihinde tescil ve 25.02.2025 tarihinde TTSG de ilan yapıldığını, Ticaret Sicil Yönetmeliği 33maddesi uyarınca “(1) Kanunda ve bu Yönetmelikte aksi düzenlenen hallerin dışında tescili isteme süresi onbeş gündür.” Tescil talebi ve ilgili evrak 24.02.2025 tarihinde elden sunulduğunu, bakımdan da zamanında yapılmayan tescil talebinin reddinin gerektiğini, müvekkili yönetim kurulu üyeliğinin kabulü için görev kabulü yapmamış olmasına rağmen yönetim kurulu üyesi olarak tescil edildiğini, yönetim kurulu üyeliği sorumlulukları kendisine yüklendiğini, şirket yönetim kurulu başkanı ... şirket hakkında .... Asliye Ticaret Mahkemesi ... sayılı dosyalarıyla konkordato müracaatı yaptığını, müvekkili yönetim kurulu başkanı tarafından hakkında konkordato müracaatı yapılan bir şirkete görev kabul beyanı imzalamaksızın yönetim kurulu üyesi olarak tescil edildiğini, şirkette vuku bulan usulsüzlükler ve suiistimaller ile ilgili olarak İstanbul Vergi İnceleme Kurulu tarafından halen vergi incelemesi yürütüldüğünü, müvekkilinin konkordato yoluna gidebilecek kadar mali durumu bozuk bir şirkete münhasıran şahsa bağlı olan kabul beyanını vermeksizin yönetim kurulu üyesi olarak tescil edilmesi açık bir hukuka aykırı olduğunu, bu hukuka aykırılığa izin verildiği takdirde dolandırıcılık ve benzeri suçların önü açılacak ve vatandaşlar e-devlet üzerinden veya yazılı kabul beyanı vermedikleri halde hiç haberleri bile olmadan mali suçlara konu bazı şirketlerde kendilerini yönetim kurulu üyesi olarak tescil edilmiş bulabileceğini, Genel Kurulun Yönetim Kurulu üyesi seçimi sözleşmeler hukuku anlamında bir icap mahiyetinde olduğunu, akdin tamamlanması için muhakkak kabul beyanının verilmesinin gerektiğini, kabul beyanı verilmeksizin akit tamamlanmadığını, yönetim kurulu üyeliğinin oluşmadığını, mersis sisteminin görev kabul beyanı vermek için öngördüğü sürenin 3 ay olduğunu, müvekkili Sn. ... İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne 22.01.2025 ve 14.02.2025 tarihli dilekçeleri vererek görev kabul beyanı vermediği bildirildiğini, buna rağmen kabulü olmaksızın yönetim kurulu üyesi olarak tescil ve ilan edildiğini, yönetim kurulu üyeliği özellikle kamu borçları bakımından şahsi mesuliyet doğurduğunu, şirket içinde ciddi suiistimal ve yolsuzluklar olduğunu, şirketin mali durumu ciddi anlamda kötüleştiğini, şirket hileli iflasa doğru gittiğini, .... Asliye Ticaret Mahkemesi ... sayılı dosyalarıyla yönetim kurulu başkanı tarafından konkordato müracaatı yaptığını, şirket ısrarla mali durumu hakkında bilgi vermediğini, konkordato müracaatları KAP da yayınlanmadığını, halktan gizlendiğini, şirket hakkında İstanbul Vergi Denetim Kurulu tarafından vergi incelemesi de devam ettiğinden her an şirketin bir ceza veya mali yaptırımla karşı karşıya kalma riski yüksek olduğunu, bu durumda yönetim kurulu üyelerinin şahsi malvarlıklarıyla sorumlu olacakları kuşkusuz olduğunu, müvekkili Sn. ... görev kabulü yapmadığını, ticaret sicilinde yönetim kurulu üyesi olarak gözüktüğünü, hukuka aykırı olarak gerçekleştirilen 21.01.2025 tarihli ... A.Ş. olağanüstü genel kurulunun ve 27.01.2025 tarihli yönetim kurulu kararının tesciline ilişkin kararın iptal edilmesini, dava sonuçlanana kadar HMK 389 ve TTK 449. Md gereği tedbiren yürütülmesinin geri bırakılmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde: Dava, tescilin terkini talebi ile açıldığını, tescil edilmiş bir olgunun terkini, aslında mahiyeti itibariyle bir iptal davası olduğunu, iptal davasında müvekkile husûmet yöneltilmesinin mümkün olmadığını, davanın iptal davasında husumetin, dava konusu şirkete yöneltilmesinin gerektiğini, iptal davası olarak huzurdaki dava kabul edilmediği halde ve yahut da terkinin iptali davası olarak kabul edildiği takdirde, Ticaret Sicili Yönetmeliği 22.madde kapsamında, terkin/teescil talebi ancak şirketin temsile yetkili yönetim kurulu üyesi tarafından istenebileceği için ve davacı ... da Yönetim Kurulu üyesi olsa da, temsile yetkili, şirketi temsil yetkisini haiz olmadığını, davada davacının aktif husumet ehliyetinin olmadığını, davacının aktif husumet ehliyetine sahip olmadığı yönünden de itirazının bulunduğunu, tescil isteminin ilgililer, temsilcileri veya hukuki halefleri tarafından istenebileceği düzenlendiğini, itirazın da ancak ilgililer tarafından yapılabileceğinin hüküm altına alındığı dikkate alındığında, yönetim kurulu üyesi olmayan davacıların aktif husumet ehliyetinin bulunmadığının açık olduğunu, Ticaret Sicili Yönetmeliğinin 22. maddesi, "Başvuruya yetkili kişiler" başlığını taşımakta ise de; maddenin içeriğinde açıkça ilgililerden bahsedildiğini, maddenin içeriği, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 28 ile aynı doğrultuda olduğunu, açıkça ilgilileri yani tescil başvurusu yapmaya yetkili kişilerin ve Ticaret Sicili Müdürlüğünün kararına itiraz edebilecek kişilerin aynı kişiler olduğunun düzenlendiğini, yerleşik yargı uygulaması da bu yönde olduğunu, müvekkili İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü, Türk Ticaret Kanunu m.32 hükmü çerçevesinde işlem yaptığını, müvekkili İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü, ticaret siciline tescil konusundaki talepleri, ilgili yasanın kendisine verdiği yetki ve görev alanı içinde değerlendirir ve sonuca bağlar; yargı merci gibi hareket edemeyeceğini, bu husus, Türk Ticaret Kanunu m.32’de, “..Sicil müdürü tescil için aranan kanuni şartların var olup olmadığını incelemekle yükümlü olduğunu, tüzel kişilerin tescilinde, özellikle şirket sözleşmesinin, emredici hükümlere aykırı olup olmadığını, söz konusu sözleşmenin kanunun bulunmasını zorunluluk olarak öngördüğü hükümleri içerip içermediği incelendiğini, tescil edilecek hususların gerçeği tam olarak yansıtmaları, üçüncü kişilerde yanlış izlenim yaratacak nitelik taşımamaları ve kamu düzenine aykırı olmamaları şarttır.” denilmek suretiyle ifade edildiğini, yasal şartlar oluşmuşsa yapılan işlemle ilgili, Müvekkil tescil kararı verir; aksi halde, tescil talebini gerekçe göstererek reddedildiğini, dava konusu edilen genel kurul mevzuata uygun olduğu için tescili yapıldığını, davanın reddinin gerektiğini, dava konusu genel kurulun tescili bakımından, aşağıda detaylı şekilde açıklanacağı üzere görev kabul beyanı aranmasına gerek bulunmadığını, görev kabul beyanı sunulması zorunluluğuna, yalnızca 6102 sayılı Türk Ticaret Kanuna ilişkin ikincil Mevzuatın iki hükmünde yer verildiğini, Ticaret Sicili Yönetmeliği m. 69/f.1.h uyarınca, pay sahibi olmayan yönetim kurulu üyelerinin bu görevi kabul ettiklerine ilişkin yazılı beyan vermesi ve yine, "Anonim Şirketlerin Genel Kurul Toplantılarının Usul ve Esasları ile Bu Toplantılarda Bulunacak Bakanlık Temsilcileri Hakkında Yönetmelik" m. 30/f.3 uyarınca da, pay sahibi olduğu halde, genel kurula katılmayan ortakların da, yönetim kurulu üyeliği görevine aday olduklarını bildikleri veya görevi kabul ettiklerini belirten yazılı beyan sunması gerektiği düzenlendiğini, toplantıdaki seçimden haberdar olup olmadığı ve toplantıda bulunup bulunmadığı bilinmeyen ortak olmayan kişiler bakımından, mezkur m.69/f.1.h ile ve yine, toplantıda bulunmayan ve dolayısıyla, toplantıdan haberdar olup olmadığı bilinmeyen ortak bakımından, mezkur m. 30/f.3 hükmünün düzenlendiği ve bu şekilde seçilen kişilerin durumdan haberdar olmasını temin etmenin, anılan hükümlerin "ratio legis"i olduğu da vurgulanmasının gerektiğini, dava konusu edilen şirketin tescilli genel kurulunun tutanağında, davacının genel kurul toplantısında hazır bulunduğuna ilişkin ifadeler bulunsa da, hazirun cetvelinde imzası bulunmadığını, müvekkili müdürlüğe, davacının sunduğu ihbar dilekçesinde, toplantıda hazır bulunmadığını beyan etmiş olması karşısında; toplantıda hazır bulunup bulunmadığı kesin olarak tespit edilemediğini, iki kez tescil başvurusu iade edildiğini, bu iadelerden sonra, davacının toplantıda hazır bulunduğunu kanıtlayan video ve fotoğrafların Müvekkil Müdürlüğe, 20.02.2025 tarihli dilekçe ekinde sunulması üzerine, tescil işlemi Mevzuata uygun olarak tamamlandığını, madde 30/f.3 uyarınca, toplantıda hazır bulunmayan ortakların görev kabul beyanı vermesi gerektiği düzenlendiğini, davacının hazirun cetvelinde imzası bulunmadığını, her ne kadar tutanakta toplantıda bulunduğuna dair ifadeler yer alsa da, hazır bulunup bulunmadığı anlaşılamadığı için görev kabul beyanı, ilk başta talep edilmiş ama dava konusu şirketin ortağı olan davacı ...'nun genel kurul toplantısında hazır bulunduğu, tescil başvurusu evrakının iadelerinden sonra ibraz edilen ve şirketin ticaret sicili dosyasına da alınan video ve fotoğraflar ile açık bir şekilde ispatlandığı için, yazılı görev kabul beyanı sunulmasına ihtiyaç bulunmadığı tespit edildiğini, yazılı görev kabul beyanı sunulmasına ilişkin hiçbir hukuki düzenleme bulunmadığından ve anılan madde 69'da yalnızca pay sahibi olmayan bakımından ve anılan madde 30'da ise yalnızca, toplantıda hazır bulunmayan ortağın görev kabul beyanı sunması gerektiği düzenlendiğini, yani toplantıda hazır bulunan ortak bakımından görev kabul beyanı aranması söz konusu düzenlemeler uyarınca mümkün olmadığından ve yine, söz konusu genel kurulun tescili bakımından ticaret sicili müdürlüğünün inceleme kapsamında bulunan hiçbir hususta da eksiklik bulunmadığından, dava konusu genel kurul Mevzuata uygun olarak tescil edildiğini, genel kurulda seçilen yönetim kurulu üyelerinden birinin görev kabul beyanı sunup sunmamasına, genel kurulda alınan tüm kararlarının geçerliliğinin bağlanamayacağının açık olduğunu, yani görev kabul beyanının sunulmaması, tüm genel kurul kararları bakımından değil, yalnızca seçilen kişinin seçimi bakımından etki doğuracak mahiyette olduğunu, zaten bahse konu genel kurulda, davacı bizzat genel kurula katıldığını, hükümler gereğince görev kabul beyanı sunması da gerektiğini, anılan hükümlerin yanı sıra, toplantı öncesindeki imtiyazlı pay sahipleri genel kurulu ile toplantıda yönetim kurulu üyesi seçileceğini bilen davacının toplantı öncesinde seçilmesine itiraz etmediği, seçildikten sonra seçilmesi ile ilgili bir itirazı olmadığı düşünüldüğünde, dava konusu olay bakımından, seçimi kabule dair hiçbir tereddüt olmadığını, yazılı görev kabul beyanının hiçbir hukuki etkisi ve gerekliliğinin olmadığını, dava konusu genel kurul bakımından, imtiyazlı pay sahipleri genel kurulu ile dava konusu genel kurulda yönetim kurulu üyesi olarak seçileceğini bilerek genel kurula katılan ve yine, genel kurulda seçimine itiraz etmeyen davacının seçimini kabul ettiğinde dahi hiçbir şüphe bulunmadığını, davacının seçime itiraz ettiğini, zımni kabul mahiyetinde olduğu gibi, yukarıda belirtilen haller dışında da zaten yazılı bir görev kabul beyanı sunulması gerekmediğini, genel kurulda yönetim kuruluna seçimi ile ilgili ve dolayısıyla, yönetim kurulu üyeliğinin tescili ile ilgili zaten hiçbir tereddüt bulunmayan davacının görev kabul beyanı sunması gerekmediği ve görev kabul beyanın bulunmamasının her halükarde yönetim kurulu üyesi olarak seçimine halel getirmesi mümkün olmadığı gibi, görev yapmak istememesi halinde, istifa müessesini işletmesi mümkün olduğunu, istifa etme hakkı bulunduğunu, tescilden sonra istifa etmediğini, bunun yerine, genel kurulda seçimine itiraz etmediği, zımni olarak böylece de kabul ettiği açık olan ve yukarıda, anılan hükümler doğrultusunda, zaten ayrıca görev kabul beyanı sunması da gerekmeyen davacının, istifa etmek yerine tüm genel kurulun iptali veyahut da tescilinin terkini talepli huzurdaki davayı açmasında hukuki yarar bulunmadığının açık olduğunu, şirketler ve ticari işletmeler ile ilgili tüm tescile tabi hususların, Ticaret Bakanlığı tarafından oluşturulan Merkezi Sicil Kayıt Sistemi (MERSİS) üzerinden tescil edildiğini, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümleri gereğince tescile tabi olan kayıt, değişiklik ve kayıt silme işlemlerinin Ticaret Sicili Müdürlükleri tarafından Ticaret Bakanlığınca yürütülen ve Kamu Kurumları ile entegre şekilde çalışan MERSİS (Merkezi Sicil Kayıt Sistemi) üzerinden yapılmakta olduğu ve bu bakımdan da, Ticaret Bakanlığı tarafından oluşturulan ve yürütülen MERSİS'in durması ya da sistemin çalışmaması halinde, tescil işlemlerinin de durduğu, tescilin tamamlanmasının mümkün olmayacağını, Ticaret Bakanlığı tarafından oluşturulan ve yürütülen MERSİS işlemlerinde gerekli onaylar olmadan ilerlenemeyeceğini, şirketi temsile yetkili kişilerin atama kararına ilişkin bir MERSİS başvurusu var ise, temsile yetkili (imza yetkilisi) olarak atananların onayının gerektiğini, sistemin temsile yetkili (imza yetkilisi) olarak atananların onayı olmadan işlem yapılmasını engellediğini, temsile yetkili olmadığı için davacıdan MERSİS'te herhangi bir onay aranmadığını, dava konusu olayda, anılan yönetim kurulu üyesi görev kabul beyanı sunmadığını, genel kurul tutanağına ek olarak sunulan video kayıtları incelendiği vakit, davacının toplantıya katıldığı, toplantıya katılan ortakların görev kabul beyanı sunmasına ilişkin bir hukuki düzenleme bulunmadığını, toplantıda hazır bulunduğu anlaşılan davacının seçimine ilişkin bir itirazda bulunmayarak kendi seçimini zımni şekilde kabul ettiği ve tescilin reddine ilişkin başkaca bir gerekçe de olmadığı için, tescil işlemi Mevzuata uygun şekilde yapıldığını, yönetim kurulu üyesi seçilmesinde bir şüphe bulunmayan davacının, istifa ile elde edebileceği sonucu dava yolu ile elde etmeye çalışarak, adeta tüm genel kurulun geçerliliğini "görev kabul beyanına" indirgemesi de hukuki dayanaktan yoksun olmakla, bu davanın görülmesinde hiçbir hukuki yarar olmadığını, müvekkili dava açılmasına sebep olacak herhangi bir işlem yapmadığını belirterek, davanın reddini talep etmiştir.
DEĞERLENDİRME:
Dava, Yönetim Kurulu üyesi olarak seçilen davacının, TTK 34 maddesi uyarınca üyeliğinin Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne tescil işleminin iptaline dair itiraz davasıdır.
TTK 34. Maddeye göre
(1)İlgililer, tescil, değişiklik veya silinme istemleri ile ilgili olarak, sicil müdürlüğünce verilecek kararlara karşı, tebliğlerinden itibaren sekiz gün içinde, sicilin bulunduğu yerde ticari davalara bakmakla görevli asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile itiraz edebilirler.
(2) Bu itiraz mahkemece dosya üzerinden incelenerek karara bağlanır. Ancak, sicil müdürünün kararı, üçüncü kişilerin sicilde kayıtlı bulunan hususlara ilişkin menfaatlerine aykırı olduğu takdirde, itiraz edenle üçüncü kişi de dinlenir. Bunlar mahkemeye gelmezlerse dosya üzerinden karar verilir.
TTK 34. Madde kapsamında, mahkememizde açılan dava tescilden itibaren 8 gün içinde (süresinde) açılmış ve mahkememizce dilekçe teati aşaması tamamlanmış olmakla, aynı madde gereği dosya üzerinden inceleme yapılmıştır.
Ticaret Sicil Yönetmeliği'nin 69. Maddesinde Anonim Şirketler hakkında kuruluş aşamasında sunulması gereken belgeler arasında (h) bendinde Pay sahibi olmayan yönetim kurulu üyelerinin bu görevi kabul ettiklerine ilişkin yazılı beyanları olması gerektiği belirtilmiştir.
Anonim Şirketlerin Genel Kurul Toplantılarının Usul ve Esasları ile Bu Toplantılarda Bulunacak Bakanlık Temsilcileri Hakkında Yönetmelik 30/3 maddesine göre de Genel kurul toplantısında hazır bulunmayanların yönetim kurulu üyeliklerine seçilmesi halinde, bunların bu göreve aday olduklarını veya görevi kabul ettiklerini belirten yazılı beyanlarının bulunması şarttır.
Davacı ...'nun şirketin hissedarı olduğu ve bahsi geçen genel kurul toplantısına hissedar sıfatı ile değil murahhas YK üyesi olarak katıldığı dava dilekçesinde de belirtilmiş olmakla, davacının Gelen kurul toplantısına katıldığı, toplantıda hazır bulunduğu anlaşılmıştır.
Yukarıda açıklanan yönetmelik maddelerine göre görev kabul belgesi genel kurul toplantısına katılmayan bir hissedar yönünden istenilecek bir belge olup, YK üyesi seçiminden haberi olmayan kişinin onayının olup olmadığının belirlenmesi için gerekli olan bir işlemdir. İlgili maddelerde genel kurul toplantısında hissedar sıfatı ile bulunup bulunmama ile ilgili bir ayrım yapılmamış, davacı tarafın kendisinin YK üyesi olarak seçildiği genel kurula katıldığı anlaşımmış olmakla, yani YK üyesi olarak seçildiğini genel kurul toplantı sürecinde bildiği, bu seçime ilişkin herhangi bir itirazının olmadığı, bu sebeple tescil işlemleri için görev kabul belgesi aranmasına gerek olmadığı kanaati ile, Ticaret Sicil Müdürlüğünce yapılan YK üyesi tescil işleminde, hukuka aykırı bir durum olmadığı, bu bağlamda da davanın reddi gerektiği düşünülmüştür.
Her ne kadar, Ticaret Sicil Müdürlüğü'nce daha önce iki kez tescil talebi reddedilmiş ise de, (en nihayetinde mahkememizce de tescil işleminin yapılmasında sakınca olmadığı anlaşılmakla), yapılan bu ret işlemlerinin Sicil Müdürlüğü vekilinin cevap dilekçesinde de belirttiği gibi davacının toplantıda hazır bulunup bulunmadığı tespit edilemediği için yapılmış olduğu değerlendirilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın reddine,
2-Mahkememizce verilen ret kararı uyarınca, dava dilekçesindeki tedbir kararının da reddine,
3-Alınması gerekli harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı taraf vekille temsil olunduğundan karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap ve taktir olunan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine,
6-Karar kesinleşene kadar yapılacak yargılama giderlerinin davacı gider avansından karşılanmasına, karar kesinleştikten sonra bakiye gider avansının istek halinde davacıya iadesine,
Dair, HMK 345 maddesi uyarınca kararın taraflara tebliğ edildiği tarihten başlayarak iki hafta içinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olarak dosya üzerinden yapılan inceleme soncunda oybirliği ile karar verildi.09/05/2025
Başkan ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Katip ...
¸e-imzalıdır