T.C.
İSTANBUL
12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2025/234 Esas
KARAR NO:2025/658
DAVA:İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
DAVA TARİHİ:04/04/2025
KARAR TARİHİ:24/09/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı tarafından 19.05.2024 tarihinde ... İşletme Müdürlüğü hizmet sahası içinde bulunan ... Mahallesi, ... ... Caddesi, .../... adresinde davalı tarafından yapılan çalışma esnasında müvekkil şirketin enerji dağıtım altyapısına dahil olan kablo ve tesisata hasar verildiği tespit edildiği, meydana gelen tesis hasarı ve enerji kesintisi müvekkil şirket tarafından giderilmiş olup işbu hasarın onarımında sarf edilen malzeme, montaj ve işçilik gibi bedellerin zarar verenlerden tahsili amacıyla -KDV dahil- toplam 5.161,64-TL borç davalı yana tahakkuk ettirildiği, Davalı tarafından hasar bedellerinin ödenmemesi üzerine borçlu aleyhine 5.161,64-TL hasar bedeli i1e 622,05-TL işlemiş faiz olarak toplam 5.783,69-TL'nin tahsili amacıyla .... İcra Müdürlüğünün 2024/... Esas sayılı takip dosyası ile ilamsız takip yapılmış ve borçluya Örnek No: 7 ödeme emri gönderildiği, davalı ödeme emrini tebellüğ ettikten sonra borca ve icra takibine itiraz ettiği, borçlu itirazında takibe konu borca, borç miktarına, faize, faiz oranına, takibe, asıl alacak ve fer'ilerine külliyen itiraz etmiş, takibin durdurulmasını talep ettiği, yukarıda arz ve izah edilen nedenlerle; davalının .... İcra Müdürlüğünün 2024/... Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu haksız ve yersiz itirazının iptali ile takibin devamına, hasar tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte tarafımıza ödenmesine, davalı/borçlu aleyhine hükmolunacak meblağın %20’sinden az olmamak kaydıyla icra inkâr tazminatı ödemeye mahkûm edilmesine, arabuluculuk vekalet ücreti yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu hasar bizzat müvekkilimiz idare tarafından verilen bir hasar olmadığı, söz konusu hasarın gerçekleştiği yerde idaremiz tarafından bizzat herhangi bir çalışma yürütülmediği, davacı eğer idaremizi işbu davada taraf gösteriyor ise adreste idaremizin çalışması olmadığını bildiği, ancak, davacı, idaremiz dışındaki vakıa ve hasar iddiasını dahi ispat edecek deliller sunmadığı, davacı, 19.05.2024 tarihinde ... adresinde davacıya ait alt yapı tesislerine İdare adına yapılan kazı çalışmaları esnasında hasar verildiği iddiasında olduğu, idarenin bizzat herhangi bir çalışması bulunmadığından dava dışı üçüncü kişilerin sorumlu olduklarının anlaşılması ihtimalinde dahi idaremizin sorumlu tutulması mümkün olmadığı, çünkü, davacı, dava dışı üçüncü kişilerin idaremizle ile ilişkisini, hukuki bağını, kontrol ve denetim yetkisi olup olmadığını ispat etmek zorunda olduğu gibi aynı zamanda idarenin üçüncü kişilerin eylem ve işlemleri nedeniyle davacıya verdiği zarardan sorumlu olduğunu ya da olması gerektiğini de ispat etmek zorundadır. ancak, davacı soyut iddiası dışında ispata yarar somut hiçbir delil ve belge sunmamış, üstelik, yüklenicilerden de bahsetmediği, söz konusu hasarın gerçekleştiği yerde idaremiz tarafından bizzat bir çalışma yürütülmediği gibi, söz konusu adreste yüklenici tarafından çalışma yapılıp yapılmadığı hususu da belirlenemediği, Davacı ... A.ş.’nin söz konusu hasarın meydana gelmesinde kusurlu olduğu ve yasanın emredici hükmüne rağmen mevcut tesisatını yasada belirlenen şekilde döşemediği, bu nedenle çoğu zaman tesisatlarına zarar verilmesine kendi eylem ve kusuru ile sebebiyet verdiği anlaşıldığı, söz konusu adreste, davacıya ait tesis ve kabloların ilgili yönetmeliğin emredici hükmü ve diğer hükümlerine uygun olarak imal edilmediği, bu hususta, yapılan bazı fiili keşifler ve adreslerde yapılan kazılar sonucunda davacının elektrik kablolarını yeterli derinlikte tesis etmediği, üçüncü kişiler için yasada öngörülen ve gerekli olan uyarıcı önlemleri almadığı, elektrik tesisat ve kablolarının yerlerini ve derinliğini gösteren ve yasada belirtilen işaretlerinin konulmadığı yahut söz konusu tesisat ve kabloların yerlerinin gerektiği biçimde işaretlenmediği görülmektedir. davacı taraf, idaremiz aleyhine açmış olduğu pek çok davada, idare adına işletme hakkı devri ile kamu hizmeti yürüttüğünü bildirmekte ise de kamu hizmeti yürütmesine rağmen, kamu hizmeti kapsamındaki fiili zararları giderme işiyle meşgul olma misyonları bulunmadığını bildirdiği, idaremiz tarafından yapılan kazı ve sair çalışmalarda diğer kamu hizmeti yürüten idare, kurum ve kuruluşlara ihbarda bulunulduğu, ancak davacı idare ihbara rağmen söz konusu yerde gerekli tedbirleri almadığı, yukarıda arz ve izah edilen nedenlere ve ayrıca Sayın Mahkemece re'sen dikkate alınacak sair hususlara göre; öncelikle davanın usule ilişkin dava şartları yönünden incelenerek usulden reddine, usule ilişkin ret kararı verilmediği takdirde, davanın esasa ilişkin nedenlerle reddine, yargılama masraflarının ve vekalet ücretinin davacı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:Dava, davalı idare tarafından altyapı çalışmaları sırasında, davacı şirkete ait tesislere verilen zararın tazmini amacıyla davalı aleyhine yapılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Dava dilekçesi, cevap dilekçesi ve sair tüm evraklar hep birlikte incelenmiştir.
Dosyamıza getirtilen ... İcra Müdürlüğünün 2024/... Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; davacı tarafından davalı aleyhine toplam 5.783,69-TL üzerinden icra takibi yapıldığı, davalının itirazı üzerine takibin durduğu, itirazın süresinde ve usulüne uygun yapıldığı, buna göre davanın, İİK.67.maddesinde yazılı 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.
6098 sayılı TBK'nın 49. maddesine göre, hukuka aykırı kusurlu bir fiille başkasına zarar veren kimse bu zararı tazmine mecburdur. Böylece haksız fiilden sorumluluk, tazminat borcunun kaynağını oluşturmaktadır. Haksız fiil sorumluluğunda genel davranış kurallarına aykırılık söz konusu olmaktadır. Özel bir sorumluluk hükmüyle düzenlenmemiş olup bütün hallerde bir kimse için haksız fiil sorumluğunun söz konusu olması, 6098 sayılı TBK'nın 49' deki şartların gerçekleşmesine bağlıdır. Diğer bir deyişle, ayrık bir düzenleme bulunmadığı kusur sorumluluğu hallerinde 6098 sayılı TBK'nın 49. ve devamında yer alan esaslar uygulanır.
Madde 49- Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür.
Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Düzenlemesi mevcuttur. Haksız fiil sorumluluğunun ortaya çıkabilmesi için gerekli olan ikinci koşul, zarara sebebiyet veren hukuka aykırı fiilin, fail tarafından kusurlu olarak yapılmış olmasıdır. Kusur, hukuk düzeninin kurallarının bilerek ve isteyerek yada ihmal sebebiyle ihlal edilmesi gerekecektir.Kusurun kanunlarımızda tanımı yapılmamıştır. Uygulama ve öğretide kabul görmüş tanıma göre; kusur, hukuk düzenince kınanabilen davranıştır. Kınamanın nedeni, başka türlü davranma olanağı varken ve zorunlu iken, bu şekilde davranılmayarak, bu tarzdan sapılmış olmasıdır. Kısacası; kusur, genel tanımıyla, hukuk düzeni tarafından bir davranış tarzının kınanması olup; bu kınama, o davranışın belirli koşullar altında bireylerden beklenen ortalama hareket tarzından sapmış olmasından kaynaklanır.
Haksız fiil öğretide hukuka aykırı zarar verici fiil olarak tanımlanmakta ve unsurları; hukuka aykırı fiil, zarar, kusur ve illiyet bağı olarak belirlenmektedir. Buna göre haksız fiilden bahsedebilmek için hukuka aykırı bir fiil bulunmalı, bu fiil bir zararın doğması neden olmalı, zarara neden olan kişinin kusurlu bulunması ve zarar ile kusur arasında illiyet bağının olması gerekmektedir.
Bu beş unsurun varlığı halinde zarar veren kişi fiilden dolayı zarara uğrayan kişi ya da kişilerin maddi zararlarını karşılamak durumundadır. Türk Medeni Kanunu’nun 6. maddesine göre haksız fiilin unsurlarını ispat etme yükü davacıdadır. Davacı zararın haksız fiili ile gerçekleştiğinin diğer söylemle zarar ile haksız fiil arasındaki illiyet bağını ispat etmek durumundadır.
Yukarıda ayrıntılı olarak açıklanan yasal düzenlemeler ışığında somut olayımıza bakıldığında; dosya kapsamında davacı tarafından sunulan belgeler haksız fiilin meydana geldiği bunun sonucunda oluşan hasar sebebiyle maddi zararın oluştuğu sabit ise de, haksız fiilin davalı İSKİ'nin çalışması sonucunda meydana gelip gelmediği bakımından İBB'ye yazılan müzekkereye verilen yanıtta mahkememizce bildirilen tarihte ve mahalde herhangi bir kazı çalışması yapılmadığının buna ilişkin herhangi bir ruhsat izni verilmemiş olduğunun bildirildiği, davacı tarafça bunun aksini ispata elverişli herhangi bir delil de sunulmadığından ispatlanamayan davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Dava değerinin 5.783,69-TL olması sebebiyle miktar itibari ile kesin nitelikteki kararlardan olmasına karşın, Mahkememiz kısa kararının kanun yolu hatırlatmasına ilişkin kısmında istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verilmiş olmasının maddi hata oluşturduğu analaşılmakla; "Dair, davalı vekilinin yüzüne karşı, davacı tarafın yokluğunda, miktar itibari ile kesin olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı." şeklinde maddi hatanın HMK 304/1 maddesi gereğince TASHİHİNE dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda ayrıntılı olarak izah edildiği üzere;
1-İspatlanamayan davanın REDDİNE,
2-Peşin olarak alınan harç alınması gerekli harcı tam karşıladığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
3-Yargılama giderlerinin davacının üzerinde bırakılmasına,
4-Karar kesinleşinceye kadar yapılacak giderlerin davacının yatırmış olduğu gider avansından karşılanmasına, karar kesinleştikten sonra bakiye avansın davacıya iadesine,
5-Davalı kendini vekille temsil ettirdiğinden lehine Asgari Ücret Tarifesi gereği 5.783,69-TL ücret takdirine, bunun davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine
6-4.600,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
Dair, davalı vekilinin yüzüne karşı, davacı tarafın yokluğunda, miktar itibari ile kesin olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 24/09/2025
Katip ...
Hakim ...