T.C.
İSTANBUL
12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2025/383 Esas
KARAR NO :2025/990
DAVA:İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:02/06/2025
KARAR TARİHİ:16/12/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde: Taraflar arasındaki sözleşmede yetki şartı bulunduğunu, HMK'nın 17.maddesi uyarınca yetkili mahkeme İstanbul Mahkemeleri olduğunu, davalı ile karşılıklı olarak imzalanmış olan ... ... Sözleşmesi'nin Uygulanacak Hukuk ve Yetki başlıklı 11.maddesinde Sözleşmeden kaynaklı olarak doğan veya doğabilecek her türlü ihtilafın halinde İstanbul Merkez Mahkemeleri ve İcra Daireleri de yetkilidir. şeklinde açıkça belirtildiğini, madde 17- (1) Tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açıldığını, davalı yan tacir olmasa dahi davaya konu uyuşmazlıklar sözleşmeden kaynaklı cari hesap alacakları olduğunu, HMK'nın 10.maddesi gereği, sözleşmenin ifa yeri mahkemesi de davaya bakmakla yetkili olduğunu, ifa yerine ilişkin olarak Türk Borçlar Kanunu'nun 89.maddesi gereği de para borcu götürülecek borç olduğunu, müvekkili şirketin merkezinin bulunduğu yer mahkemesi davaya bakmakla yetkili olduğunu, sözleşmeden doğan davalarda yetki madde 10- (1) Sözleşmeden doğan davalar, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabildiğini, ifa yeri madde 89- Borcun ifa yeri, tarafların açık veya örtülü iradelerine göre belirlendiğini, dava konusu somut olaya bakıldığında para borcu götürülecek borç olduğundan alacaklı olan ...'in yerleşim yeri mahkemesi olan İstanbul Mahkemeleri davaya bakmakla yetkili olduğunu, müvekkili ... ... Hiz. Tic. A.Ş. ... adlı internet sitesinin tüzel kişi sahibi ve işleticisi olduğunu, müvekkili şirket sahibi bulunduğu internet sitesi üzerinden gerçekleştirdiği ... ticaret faaliyetleri kapsamında tüketicilere satıcı sıfatıyla doğrudan ürün ve hizmet satışı yaptığı gibi aynı zamanda aracı hizmet sağlayıcı sıfatı ile diğer üçüncü kişi tacirlere de ürünlerini tüketicilere satmaları için gerekli alt yapı ve platformu sağladığını, mal ve hizmetler satıcı firmalar tarafından internet sitesinde satışa sunulduğunu, müşterilerin talepleri doğrultusunda mesafeli satım sözleşmesi ile müşterilere satış gerçekleştirildiğini, üçüncü kişi tacirlere de ... adlı internet sitesi üzerinden tüketicilerle bir araya gelmeleri adına hizmet verildiğini, müvekkili şirket, sürdürmekte olduğu ... ticaret faaliyeti kapsamında pek çok tedarikçi/satıcı ile çalışmakta ve ... adı verilen birçok satıcıya karşılıklı olarak imzalanan ... ... Sözleşmesi hükümleri gereği AVM'de kiralanan mağaza veya Pazar yeri mantığından hareketle ... internet sitesinden satış faaliyeti yapılmasına aracılık ettiğini, müşterilerin ... internet sitesindeki üyelik hesaplarından oluşturulan siparişler, ... adı verilen satıcılar tarafından mesafeli satım sözleşmeleri gereği müşterilere teslim edilmek üzere kargo aracılığıyla gönderildiğini, müşterilerden gelen ödemelerde ilgili satıcı firma hesaplarına müvekkili şirket aracılığı ile ödendiğini, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun (TKHK) “Mesafeli Sözleşmeler” başlıklı 48. Maddesinin 4. fıkrasında;“ Tüketici, on dört gün içinde herhangi bir gerekçe göstermeksizin ve cezai şart ödemeksizin sözleşmeden cayma hakkına sahiptir. Cayma hakkının kullanıldığına dair bildirimin bu süre içinde satıcı veya sağlayıcıya yöneltilmiş olması yeterlidir...” şeklinde yer alan düzenlemesi gereğince, üye satıcılardan ürün satın almış olan ve fakat 6502 sayılı TKHK’un 48/4 kapsamında cayma hakkını kullanan tüketicilere bedel iadeleri müvekkili şirket tarafından tüketicilere/müşterilere iade edilmekte, söz konusu ürün bedeli üye satıcıya gönderilmiş ise üye satıcıdan yapılan iade müvekkili şirket tarafından geri alındığını, müşterilerden Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun ve ilgili mevzuat kapsamında ayıp, cayma hakkı vb. kaynaklanan iade talepleri iade sürecinde direkt sistem üyesi satıcının hesabına onay için gelmekte olup, üye satıcının müşterilerden gelen iade talebini onaylaması üzerine, müvekkili şirket müşterilere bedelleri müşterilere iade edilecek şekilde sistem üzerinden gerçekleştiğini, yasal iade sürecinde müşterilere yapılan iade miktarları ilgili satıcıdan tahsil edilmek üzere fatura düzenlenerek her bir satıcının cari hesabına işlendiğini, davalı ... ile müvekkili şirket arasında belirsiz süreli ... ... Sözleşmesi akdedildiğini, müvekkili şirket anılı sözleşme gereği AVM’de kiralanan mağaza veya Pazar yeri mantığından hareketle ... internet sitesinden satış faaliyeti yapılmasına aracılık ettiğini, davalı müvekkili şirkete ait olan ... alan adlı internet sitesi üzerinden satış gerçekleştirildiğini, davalı müvekkili şirkete borçlu olduğundan tarafına icra takibi başlatıldığını, müvekkili şirket tarafından icra takibine konu söz konusu bedellerin tahsili amacıyla davalı aleyhine .... İcra Müdürlüğü 2023/... Esas Sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalı tarafından takibe 09.01.2024 tarihinde müvekkil şirketin alacağını sürüncemede bırakmak ve takibi durdurmak maksadıyla kötü niyetle; herhangi bir borcu olmadığından bahisle ödeme emrine, borcun tamamına, işlemiş faize, faiz türüne, tüm ferilerine itiraz ederek icra takibini durdurduğunu, haksız olarak yapılan itirazın iptali için işbu davayı ikame ettiklerini, davalı ile süregelen ticari ilişki boyunca, cari hesap ekstresinde de yer alan ve farklı tarihlerde düzenlenen ürün iadeleri, fatura, hizmet bedelleri, kargo ve sair bedellere ilişkin toplam 8.394,20 TL cari hesabına kaydedildiğini, müvekkili şirket tarafından .... İcra Müdürlüğü 2023/... Esas sayılı dosyası üzerinden ilgili cari hesap ekstresi dayanak gösterilerek icra takibi başlatıldığını, borca yapılan itiraz sebebiyle takip durdurulduğunu, uyuşmazlığa ilişkin öncelikle arabuluculuk kanun yoluna başvurulduğunu, davalı kendisine tebliğ edilen arabuluculuk davet mektubuna rağmen toplantıya katılmadığını, anlaşamama tutanağı düzenlendiğini, müvekkil şirkete faiz ve masraflar hariç takipte kesinleşen miktar olan 8.394,20 TL borcu bulunduğu hususu ticari defter, muhasabe kayıtları, cari hesap dökümü ve ticari belgelerin incelenmesi ile sabit hale geleceğini, davanın ikame edildiği tarihe kadar davalı tarafından herhangi bir ödeme yapılmadığını, borçlu itirazında haksız ve kötü niyetli olup, icra takibini uzatmak maksadıyla borca itiraz etmesi nedeniyle davalı borçlunun itirazın iptali (asıl alacak ve faize itirazının iptali), takibin devamı ile borçlunun haksız itirazı sonucu İcra İflas Kanunu Madde 67/2 hükmü uyarınca %20 oranından aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, davalı tarafından .... İcra Müdürlüğü 2023/... Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptalini, takip tarihinden itibaren ticari temerrüt faizi ile takibin devamını, haksız ve kötü niyetli itiraz nedeniyle takip miktarının %20’sinden az olmamak üzere davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı cevap dilekçesinde: Dava dilekçesinin 1,2,3,4,5 nci sayfasında ileri sürülen iddiaları, hukuki nedenleri, delilleri, sonuç kısmındaki talepleri kesinlikle kabul etmediğini, itiraz ettiğini, mahkemece de dikkate alınmaması gerektiğini, dava dilekçesinin açıklamalar başlığı altındaki usule ilişkin açıklamalarını kabul etmediğini, herhangi bir sözleşme imzalamadığını, bu nedenle aleyhine dava açılamayacağını, kendisinin ikametgah adresinin Bartın olduğunu, yetkili mahkeme Bartın Mahkemesi olduğunu, İstanbul'da açılan davaya yetki itirazında bulunduğunu, husumet itirazında da bulunduğunu, davacı şirket ile herhangi bir sözleşme yapmadığını, alışveriş de yapmadığını, borçlanmadığını, aleyhime açılan davaya husumet yönünden ve yetki yönünden ilk itirazda bulunduğunu, itirazının kabulünü, yetki ve husumet itirazımın lehime değerlendirilmesini istediğini, davacı tarafın esasa ilişkin açıklamalarını da kabul etmediğini, itiraz ettiğini, 2. benddeki iddiayı kabul etmediğini, davacı şirket ile ben sözleşme imzaladığını, .... com sitesinden mağaza kiralamadığını, 3.benddeki ileri sürülen iddiayı da kabul etmediğini, herhangi bir satış gerçekleştirmediğini, aleyhime yapılan icra takibi de haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, icra takibine süresinde itiraz ettiğini, takibin durduğunu, davayı karşı ....İcra Dairesinin 2023/... Esas sayılı icra dosyasına yaptığım 09.01.2024 tarihinde yaptığı itirazın içeriğini ve dayanaklarını tekrar ediyorum ve savunma dilekçesinin de dikkate alınmasını, 5.benddeki ve 6.nci benddeki iddia ve taleplerini de kabul etmediğini, 8.394.20 TL borcu kabul etmediğini, borcunun bulunmadığını, davanın reddine karar verilmesini masrafların da davacı şirkete yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, hukuki niteliği itibariyle itirazın iptali talebine ilişkindir.
Davacının dava şartı arabuluculuk koşulunu yerine getirdiği görülmüştür.
....İcra Müdürlüğünün 2023/... Esas sayılı dosyası UYAP sisteminden alınmış, yapılan incelemesinde: 8.394,20 TL (cari hesap alacağı (istenen yıllık TTK.1530.madde temerrüt faizi), 1.520,00 TL faiz alacağı olmak üzere toplam 9.914,20 TL alacağın tahsili için takip başlatıldığı, takip dosyasında ödeme emrinin tebliğ edildiğini, ... tarafından takibe, borca itiraz ettiğini, hiçbir borcunun olmadığını, bu sebeple borca, faize, faiz oranına, takip ekindeki ibraz edilen kağıtlara ve tüm ferilerine açıkça itiraz ettiğini, alacaklı olduğu iddia eden şahsa böyle bir borcunun bulunmadığını, takibin durdurulmasına karar verilmiştir.
6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4. maddesine göre; bir davanın ticari dava sayılması için, uyuşmazlık konusu işin, taraflarının her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olması ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu veya diğer kanunlarda o davaya Asliye Ticaret Mahkemesi'nin bakacağı yönünde düzenleme olmalıdır. Yine, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19. maddesinin ikinci fıkrası gereğince, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira, Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir.
Asliye Ticaret Mahkemesinin görev alanı ticari davalardır. Ticari davalar ise 6102 sayılı TTK'nın 4. maddesinde sayılmıştır. Maddenin 1. fıkrasında "Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri.." ifadesi ile her iki tarafın ticari işletmesini ilgilendiren hususlardan doğan davalar nispi ticari davalar olduğu belirtilmiştir. Davanın nispi ticari dava olması için, her iki tarafın tacir olması ve davanın konusunun her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili hususlardan doğması gerekmektedir.
Asıl olan bir davanın genel mahkemelerde görülmesidir. Yani bir özel mahkemede bakılacağına dair özel bir kanun hükmü bulunmayan her dava genel mahkemelerde görülür. Özel mahkemeler istisnai niteliktedir.
Tüm dosya kapsamı ve deliller birlikte değerlendirildiğinde, Vergi Dairesi'nden gelen müzekkere cevabının incelenmesinde davalının kazancının Bakanlar Kurulu'nun belirlediği sınırın altında kaldığı, Ticaret Sicil'den gelen müzekkere cevabının incelenmesinde gerçek kişi ticari
işletme kaydı, ortağı olduğu kollektif, komandit ve limited şirket kaydı
bulunamadığı gibi tek pay sahibi olduğu anonim şirket kaydı da bulunamadığı, Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği'nden gelen müzekkere cevabının incelenmesinde davalının herhangi bir kaydının bulunmadığının bildirildiği anlaşılmakla, her ne kadar davacı taraf tacir ise de davalının tacir olmadığı, dava konusu yer iş yeri olsa da ticari işletme niteliğinde olmadığı, bu kapsamda davacının 6502 sayılı yasa kapsamında tüketici de olmadığı, bu durumda davanın genel mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesi'nde görülüp sonuçlandırılması gerektiğinden davanın usulden reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
1-Mahkememizin görevsizliği nedeniyle HMK'nın 114/1-c ve 115/2 maddeleri uyarınca DAVANIN GÖREV DAVA ŞARTI YOKLUĞUNDAN USULDEN REDDİNE,
2-HMK.nun 20. Maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden itibaren 2 hafta içinde taraflardan birisinin başvurması halinde dava dosyasının görevli ve yetkili İSTANBUL NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE, süresi içinde talep olmaması halinde dosyanın Mahkememizce resen ele alınarak davanın açılmamış sayılacağı hususunun ihtarına,
3-Harç ve yargılama giderinin görevli mahkemece değerlendirilmesine, HMK 331/2. maddesi gereğince davaya başka bir mahkemede devam edilmediği taktirde talep halinde harç ve yargılama giderinin ve gider avansının harcanmayan kısmının Mahkememizce karar altına alınmasına,
Dair, HMK 345 maddesi uyarınca kararın taraflara tebliğ edildiği tarihten başlayarak iki hafta içinde HMK 342 maddesi gereğince düzenlenmiş dilekçe ile HMK 343 maddesi uyarınca mahkememize veya başka bir mahkemeye yapılacak başvuru ile HMK 341/1 maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olarak davacı vekilinin yüzüne karşı, davalının yokluğunda verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 16/12/2025
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır